… ı ol ḳalın satıġçılarıġ başlap yolçısı yėrçisi bolup ėrtiŋü üküş aġı barım aġır
yükler
birle ol yaġılar ara uduzup ėltgeli saḳınsar ėrtiŋü alp . . ėrür
taḳı yime bu üç miŋ uluġ miŋ yėr suvda sansız tümen yaġı yavlaḳ ḳuvrap ol ḳalın yaġı yavlaḳ ara ḳalın satıġçılar yolayu ėrtgeli saḳınsar ḳorḳunçluġ busuşluġ ėrser yana ol bėş yüz satıġçılarda bir bilür er sartbav satıġçılar uluġı ol ḳalın satıġçılarıġ başlap yolçısı yėrçisi bolup ėrtiŋü üküş aġı barım aġır yükler birle ol yaġılar ara uduzup ėltgeli saḳınsar ėrtiŋü alp . . ėrür
… r gibi kaldırırlar. Pîrleri Peygâm-ı Alî'dir ve Selmânî'dir. Bunlar bu hâl üzre
yükler
götürüp alay ederler.
Bu Emînönü sırık hammâlları yigirmişer sırık ile yüklere girüp kırk kadar Dâbbetü'l-arz'a benzer herîfler ayaklarında battâl çizmeler ile zemîne püşt-i pâ urduklarında zemîn dir dir ditrer ve bu hammâllar usûl ile ayak urup "Yâ Hay" esmâsıyla bir âheng edüp elli kantâr yükü bir mahadde kaldırır gibi kaldırırlar. Pîrleri Peygâm-ı Alî'dir ve Selmânî'dir. Bunlar bu hâl üzre yükler götürüp alay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b ·
metinde göster ·
… em gelir ve zerdalüsün hesâbın Hudâ bilür. Kesretinden pestil yapup diyâr diyâr
yükler
ile tüccârları taşırlar. Ve seksen gûne âbdâr emrûdu müsecceldir. Evvelâ gök su …
Evvelâ yedi gûne kaysısı al Hamavî ve sarı Hamavî ve mışmış Hamavî ve beyâz kumru ve beğ kumru ve sulu kumru ve etli kumru bu zikr olunan kaysılar eyle âbdârdır kim bâğdan şehre seleler ile gücile gelir, sehel yancılsa suyu kalmaz ve her bir kayısı kırk ve ellişer dirhem gelir ve zerdalüsün hesâbın Hudâ bilür. Kesretinden pestil yapup diyâr diyâr yükler ile tüccârları taşırlar. Ve seksen gûne âbdâr emrûdu müsecceldir. Evvelâ gök sulu birer vukiyye gelir, anı turşu ederler, suyu gûyâ cüllâbdır. Belki kesret üzre nûş edene bir keyfiyyet ve germiyyetcik hâsıl olur ve takviyyet-i bedene gâyet nâfi‘dir. Müte’ehhil olan kimesneler tenâvül etseler nef‘in müşâhede ederler ve beğ emrûdu dahi lezîz ü âbdârdır. Hattâ İslâmbol'un a‘yân [u] kibârları bu Malatıyye'den ılgar ile emrûd filisleri getirdüp İslâmbol fidanlarına aşlayup Malatıyye emrûdu olur kim pâdişâhlara hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… ar ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Bosna ve Venedik ve İşpanye vilâyetlerine
yükler
gidüp gelmededir, zîrâ bu şehir Rûmeli'nin Mısrı'dır ve halkı cümle hisâbî bâze …
Araba ve develer ile Mısır ve şâm ve Trablus ve Sayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i Macar ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Bosna ve Venedik ve İşpanye vilâyetlerine yükler gidüp gelmededir, zîrâ bu şehir Rûmeli'nin Mısrı'dır ve halkı cümle hisâbî bâzergânlardır. Niçe bin aded halkı ganîmet şehir olduğıyçün sâ’ir diyârlardan gelüp kalmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… meydân-ı mahabbete çıkarup kırk gün kırk gece eyle bey‘ ü şirâlar olup niçe bin
yükler
çözülüp fürûht olur ve niçe bin yükler alınup yük bağlanır, bir bender-i şehir …
Ve Kanije ağaları da üç bin aded cengâver dilâver ü server yiğitler ile bu panayırın bir cânibinde konup şeb [ü] rûz cemî‘i tüccârları ve orducuları muhâfaza etdiklerinde artık cümle tüccâr metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup kırk gün kırk gece eyle bey‘ ü şirâlar olup niçe bin yükler çözülüp fürûht olur ve niçe bin yükler alınup yük bağlanır, bir bender-i şehir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… k gece eyle bey‘ ü şirâlar olup niçe bin yükler çözülüp fürûht olur ve niçe bin
yükler
alınup yük bağlanır, bir bender-i şehir olur.
Ve Kanije ağaları da üç bin aded cengâver dilâver ü server yiğitler ile bu panayırın bir cânibinde konup şeb [ü] rûz cemî‘i tüccârları ve orducuları muhâfaza etdiklerinde artık cümle tüccâr metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup kırk gün kırk gece eyle bey‘ ü şirâlar olup niçe bin yükler çözülüp fürûht olur ve niçe bin yükler alınup yük bağlanır, bir bender-i şehir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… herkes metâ‘ın getirüp bir gün bir gece ol cem‘iyyet-i kübrâda ulu bâzergânlar
yükler
akd [ü] hall edüp niçe Mısır hazînesi mâl-ı firâvân fürûht olunup bâzâr-ı azîm …
Yevm-i cum‘ada bu bâzâr-ı mahabbet içre cânib-i erba‘a kurâ ve kasabâtlarından kırk elli bin deryâ-misâl cemapur askeri gibi kabâyil-i Etrâk kavm-i kabîlesiyle herkes metâ‘ın getirüp bir gün bir gece ol cem‘iyyet-i kübrâda ulu bâzergânlar yükler akd [ü] hall edüp niçe Mısır hazînesi mâl-ı firâvân fürûht olunup bâzâr-ı azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·
… mâh-ı Zilka‘denin (---)(---) görüp top atup kalkarlar. Ammâ ne mümkin, cemî‘i
yükler
su içinde kaldı. Cümle asker (---)(---)(---)Q 109b yine {bu mahalden hakîr …
Ve cümle huccâc-ı müslimînin eşbehlerine iki kerre yüz bin salavât-ı şerîfe ve yüz bin ihlâs-ı şerîf tilâvet olunmasın defterle alay çavuşlarıyla tevzî‘ edüp bi-emrillâhi te‘âlâ nice kırâ'at etmeğe mübâşeret olundu ise bârân-ı azâb sâkin olup şems-i âteştâb kulle-i felekden baş gösterüp cümle ricâlullâh devâbbât tâze cân buldu. (---)(---)(---) çamur deryâsından at ve âdem gark olur. Deve hâli pes nice ola. Ol gece mâh-ı Zilka‘denin (---)(---) görüp top atup kalkarlar. Ammâ ne mümkin, cemî‘i yükler su içinde kaldı. Cümle asker (---)(---)(---)Q 109b yine {bu mahalden hakîr bir kaç refîkler ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261b ·
metinde göster ·
… at kalarak hamd-i Hudâ yağmur sehel ârâm verüp nefîrler çalındı. Hareket olunup
yükler
bağlandı. Cümle hüccâc bâr [u] büngâhları ile âmâde iken bir ra‘d u sâ‘ika ve b …
Menzil-i Balka boğazı: Ol gece tâ nısfu'l-leyle dek eyle yağdı kim cümle çadırlar ve develer deryâ içinde kaldı. Sabâha beş sâ‘at kalarak hamd-i Hudâ yağmur sehel ârâm verüp nefîrler çalındı. Hareket olunup yükler bağlandı. Cümle hüccâc bâr [u] büngâhları ile âmâde iken bir ra‘d u sâ‘ika ve bir rîh-i akîm esüp bir kar yağdı kim ne meş‘al ve ne meş‘alciyân kaldı. Zulemât dünyâyı kaplayup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·
… dek deryâ gibi cereyân edüp bir yerde karâr etmeyüp 17 sâ‘atde asır radası olup
yükler
hall olmadan,
Yine kânûn üzre huccâcın cânib-i erba‘asın asâkir-i İslâm kuşadup bî-pâk u bî-pervâ selâmetle ubûr ederek ertesi dahi ale's-sabâh tâ vakt-i asra dek deryâ gibi cereyân edüp bir yerde karâr etmeyüp 17 sâ‘atde asır radası olup yükler hall olmadan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
… niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek
yükler
ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesind …
Ammâ bu hakîr şâm'dan acele ile gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının bir ey hâli vardır. Evkât-ı hamsede delîllerin P 154b ellerinde sâ‘atleri vardır. Hemân ki vakt-i salât oldukda eğer dere ve eğer depe her nere ise enüp cümle develeri çökerirler, ana rada ta‘bîr ederler. Cümle huccâc edâ-yı salât edüp develerine ve atlarına yemlerin ve aleflerin verirler ve kendüler dahi ta‘âmlar tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden ve devâbb [u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile yatırlar. Zîrâ bu Mısır yolu gâyet emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
… aranlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar
yükler
soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokd …
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… ı Ka‘be'ye giderken bunda meks ederlermiş. Ammâ bu mahalde sehel istirâhat edüp
yükler
çözülmeden kalkup giderken leb-i deryâya gelüp mu‘tâdımız beher gün cânib-i gar …
Menzil-i Zahrü'l-hımâr: Lisân-ı Arab'da Eşek Arkası demekdir. Hakîkatü'l-hâl bir kumsal sırt üzre niçe bin hurmâ ağaçları içinde kırk elli hâneli bir Arab kurâsıdır. Ve kuyuları acıdır, ammâ yine hayvânâta nâfi‘dir. Mısırlı Ka‘be'ye giderken bunda meks ederlermiş. Ammâ bu mahalde sehel istirâhat edüp yükler çözülmeden kalkup giderken leb-i deryâya gelüp mu‘tâdımız beher gün cânib-i garba gitmek idi. Bu kerre deryâ mâni‘ olup bir körfez sâhiliyle cânib-i şarka gitmek iktizâ etdi. Leb-i deryâ ile sarp taşlık yalçın kayalar dibiyle kâh cümle hayvânât deryâ içre yürüyerek cümle hayvânât ve benî âdem cânlarından bîzâr oldular. Ve iki konak yer olduğundan bî-tâb u bî-mecâl kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
katâr katâr yürümeğe başlar. Herbirinin yanında birer âdem Y 215a elinde deye …
Andan yükler katâr katâr yürümeğe başlar. Herbirinin yanında birer âdem Y 215a elinde deyeneğiyle çarparak halkı urarak tütün çubukların kırarak bu üslûb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214b–Y215a ·
metinde göster ·
… temâşâ-yı azîm dahi budur. Niçe kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr ile
yükler
taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i …
Andan bu meydân-ı Bedevîde hayme vü hargâhlar bozulmağa başlayup bir ibret-nümâ-yı vâveylâ temâşâ-yı azîm dahi budur. Niçe kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr ile yükler taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir ferd kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’zûn olup gitmek ile haşerât-ı Urbândan züvvâr u tüccâr havf ederler. Bir azîm dehşet günü dahi bugündür. Gûyâ ki dünyâ bir hayâl-i zıldır. Ortalık bir perîşânlık olup ol vâdîde bir sinek kalmaz. Kanı ol cem‘iyyet-i kübrâ ve hây hûy? Bir günde târmâr, yerleri mûr [u] mâr olup giden gidenin olur. Hakkâ ki âlâyiş-i dünyâ bir hayâl-i hâbdır. Bunda dahi ibret alacak yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295a ·
metinde göster ·