önünde Kuşaklı Manastır ve Hindî Baba tabyası önlerinde Yanya sancağına mutasar …
Der-leşker-i cüyûş-ı muvahhidîn-i livâ-i Yanya: Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda Yüksek tabya önünde Kuşaklı Manastır ve Hindî Baba tabyası önlerinde Yanya sancağına mutasarrıf olan Bebr Paşa ve karındaşı Kaplan Paşa cümle livâsı askeriyle karavul bekleyüp çetecilere serdâr idi. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 290b ·
metinde göster ·
… örd bölükde iki bölüğü muhâsara olunmuş idi. Ve iki bölüğü tâ Yassı tabyadan ve
Yüksek tabyadan
ve Bıyıklı tabyasından Fıçılı tabyasından ve niçe küçük mâbeyn tabyalarından ge …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a-i Kandiye şekl-i müselles vâki‘ olup iki köşesi kara cânibidir. Ve bu kara cânibinin ancak dörd bölükde iki bölüğü muhâsara olunmuş idi. Ve iki bölüğü tâ Yassı tabyadan ve Yüksek tabyadan ve Bıyıklı tabyasından Fıçılı tabyasından ve niçe küçük mâbeyn tabyalarından geçüp tâ Karanlık kapuya varınca bu mezkûr tabyalar mâbeynlerinde aslâ âdem ve âdemîzâddan bir ferd-i âferîde meterisde olmayup bu taraflar serâpâ hâlî olup küffârın domuzları ve keçileri ve koyunları ve atları ve eşekleri kal‘anın top altlarında çayırlayup gezerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… arı üzre haçlı ve sanmarkalı peykerleri ve orsa bayrakları ve filandıraların ve
yüksek tabya
üzre üç kat gemi direğin birbirine mıhlayup evc-i âsımâne ser çekmiş amûd-ı mün …
Sabâhısı kal‘anın cemî‘i tabyaları ve der-i dîvârları üzre haçlı ve sanmarkalı peykerleri ve orsa bayrakları ve filandıraların ve yüksek tabya üzre üç kat gemi direğin birbirine mıhlayup evc-i âsımâne ser çekmiş amûd-ı müntehâ üzre bir zer-ender-zer filandıra bayrağı sütûn-ı âlînin zirve-i a‘lâsına makaralar ile çeküp bir ucu handak içre zemînde olup bir filandıra göstermişdir kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
yok idi. Hattâ bu tabyalar binâ olundukdan sonra kal‘a içindeki sarâylar ve ken …
Ammâ bir buçuk sene mukaddem böyle yüksek tabya yok idi. Hattâ bu tabyalar binâ olundukdan sonra kal‘a içindeki sarâylar ve kenîse ve manastırlar ve nâkûshâne misilleri sademât-ı top ile münhedim olup derûn-ı şehirde ma‘mûr [u] âbâdândan bir yer kalmamağa başlayup küffâr-ı hâksâr kal‘a içinde serserî râhat ile gezemez oldu. Ceneral-i la‘în pelîd-i anîd bu hâl-i pür-melâli görüp şaşdı, ammâ ne çâre, Osmânlı kal‘aya lağımsız yerlerinden yapışdı. Ve cümle asâkir-i İslâm taşlıklı yerde ve leb-i deryâda konmuş, lağımsız yerlerde olmak ile emn [ü] emân olmuş. Küffâr-ı hâksâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
Hattâ bu cengin üçüncü gün kuşluk vaktinde kal‘a içindeki cemî‘i küffâr
Yüksek tabya
ve Yarımca tabya ve Bıyıklı Mustafâ Paşa'nın tabyaları üzre cümle küffâr alâ me …
Hattâ bu cengin üçüncü gün kuşluk vaktinde kal‘a içindeki cemî‘i küffâr Yüksek tabya ve Yarımca tabya ve Bıyıklı Mustafâ Paşa'nın tabyaları üzre cümle küffâr alâ mele’i'n-nâs âşikâreye çıkup kara şapka kal‘a dîvârın üstlerin zeyn edüp durdular, zîrâ bu tabyalar tarafında asâkir-i İslâmın aslâ meterisleri olmadığından kal‘a kapuları cümle açık dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
altına girüp her etrâfına yetişüp kabza-i teshîre alup cümle balyemez topları e …
Hikmet-i Hudâ Göllük tarafında gündüzün cemî‘i asâkir-i İslâm küffâr ile bir ceng-i azîm edüp vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i guzât-ı müslimîn yorgun ve argın ve atları durgun 298a cümlesi hâb nefîrlerin çalup girde-bâliş-i nâlişleri üzre ser-i râhatların koyup yatırlarken Kanlı Mağârâlar tarafından on bin aded müsellah ceng-âver piyâde Fransa küffârlar güzîdesi kapudanlarıyla ol şeb-i muzlimde âheste âheste gelüp sipâhiyân kolunda Yüksek tabya altına girüp her etrâfına yetişüp kabza-i teshîre alup cümle balyemez topları ekseriler ile çivileyüp dururlar ve Göllük deresi içre dahi dörd bin aded küffâr şeb-revânî esbâblarıyla kemîngâhlarda şebhûn etmeğe yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297b–298a ·
metinde göster ·
Çünki hikmet-i Bârî yârî olacakdır, nısfu'l-leylde sipâhîler içre
Yüksek tabyayı
karanlıkda zabt edüp topları çivileyen küffârların arasında bir topçu yiğidi hâ …
Çünki hikmet-i Bârî yârî olacakdır, nısfu'l-leylde sipâhîler içre Yüksek tabyayı karanlıkda zabt edüp topları çivileyen küffârların arasında bir topçu yiğidi hâb-âlûd iken bir top-ı kûp kundağı altından kalkup gözlerin açup görse kim bu toplar etrâfında kâfir askerleri yatır. Hemân ol yiğit yanında yanup duran top fitilin eline alup tır(?)-topa âteş edeyim der. Görse kim toplar çivilenmiş. Bire hay meded deyüp aklı başından gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a ·
metinde göster ·
"Bire küffâr-ı hâksâr ordu-yı İslâmı basdı" deyince bir sît [u] sadâ olunca el-azametullâh hemân niçe mağârâlarda hâb-ı gafletde yatan nerre-i gurrende-i derende-misâl ejder-i heft-ser âdem ejdehâları mağârâlarından başı kabak yalın ayak herkes dal kılıçları ve kendileri uryân kışlalarından ve çadırları tabya ve siperlerinden çıkınca kâmil vakt-i subh-ı sahîh-i Şâfi‘î olup taraf taraf karavullar dahi haberdâr olup Mısır ve Şâm ve Haleb ve Anatolu ve Mar‘ayş ve Karaman ve zümre-i sipâhiyân askerleri cem‘ olunca küffâr hayli hayl-i asâkir-i İslâmı şehîd etdiler, ammâ geceden Yüksek tabya meterisin basan küffârdan cân kurtulmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a ·
metinde göster ·
Ve kal‘a handakından taşrada olan Göllük tabyası ve Kumsuz tabyası ve
Yüksek tabya
ve Aktabya ve Kuşaklı tabya ve Bıyıklı tabyası ve Karanlık tabya ve Panıgrad ta …
Ve kal‘a handakından taşrada olan Göllük tabyası ve Kumsuz tabyası ve Yüksek tabya ve Aktabya ve Kuşaklı tabya ve Bıyıklı tabyası ve Karanlık tabya ve Panıgrad tabyası ve Kanlı tabya ve Taşlı tabya ve Haçlı tabya ve Atlı tabyası ve Çufud tabyası ve Kızıl tabya ve gayri handak hâricinde olan 306b cümle on iki aded Fıçılı tabya ve Yarımca tabya ve Hindî tabyası ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) nâmân tabyacıkların on ikisinin dahi altlarında ve bizim asâkir-i islâmımızın cümle meterisleri altlarında mâl-â-mâl lağımlar imiş. Hamd-i Hudâ aslâ atılmayup hâzır dururlar imiş. Bu cümle lağımları elçi küffârları gösterüp cümle bârûdun dahi ahz [u] kabz etdik, ammâ ne kantâra gelir ve ne kîseleriyle hisâba gelir. Hemân asâkir-i İslâm kâmil bir hafta lağımlardan bârûdları kal‘a içre taşıyup der-anbâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306a–306b ·
metinde göster ·
… . Ve bir köşesi garb tarafına Kızıl tabyadır. Ve bir tarafı köşesi cenûba nâzır
yüksek tabya
görünüp ammâ üçüncü köşesi Göllük burnu tarafıdır.
Ve (---)(---) nâm deresine karîbdir. Ve Göllük cânibinde (---)(---) nâm deresi cereyân eder. Bu iki aded derelerin mâbeyninde bir kayalı ve topraklı burunda leb-i deryâ-yı Sefîd'in şimâle nâzır tarafında şekl-i müsellesdir, ammâ on iki aded tabyasıyla on iki köşe görünür, ammâ aslı üç köşedir. Bir köşesi şark tarafına nâzır Su kullesidir. Ve bir köşesi garb tarafına Kızıl tabyadır. Ve bir tarafı köşesi cenûba nâzır yüksek tabya görünüp ammâ üçüncü köşesi Göllük burnu tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… nu dîvârları üzerinden kâh kıbleye ve kâh cenûba ve kâh lodos cânibine gidüp tâ
yüksek tabya
üstüne varınca kâmil beş tabya va makasları ve bedenleri üzre kâmil beş bin adı …
Ve cümle dâ’iren-mâdâr Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı sedd-i Ye’cûc u Me’cûc sedd-i İskender-i Yûnân'dır. Murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalmış bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amândır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler dîvârları üzre Göllük tarafından liman burnu dîvârları üzerinden kâh kıbleye ve kâh cenûba ve kâh lodos cânibine gidüp tâ yüksek tabya üstüne varınca kâmil beş tabya va makasları ve bedenleri üzre kâmil beş bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
(tabya) üstünden garb tarafına cemî‘i makaslar mâbeynlerinden yine bedenler üzr …
Ve bu yüksek tabya (tabya) üstünden garb tarafına cemî‘i makaslar mâbeynlerinden yine bedenler üzre dosdoğru tâ leb-i deryâda Kızıl tabya burnunda Fethiyye tabyasına varınca kâmil dörd bin hatvedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… er içinden tâ Göllük burnuna varınca bu kal‘anın tûlu altı bin adımdır. Ve dahi
Yüksek tabya
burnundan yine mahallâtlar içre tâ Su kullesine varınca bu Kandiye'nin enniliği …
Ve Fethiyye burnundan kal‘a içre mahalleler içinden tâ Göllük burnuna varınca bu kal‘anın tûlu altı bin adımdır. Ve dahi Yüksek tabya burnundan yine mahallâtlar içre tâ Su kullesine varınca bu Kandiye'nin enniliği dör[d] bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve
Yüksek tabya
ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ ken …
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b–310a ·
metinde göster ·
… Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ
Yüksek ta[bya]
, bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yin …
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b–310a ·
metinde göster ·
… al‘a üstü dîvârı Haleb meydânı gibi sahrâlardır. Hattâ ba‘de'l-feth Vezîria‘zam
Yü[k]sek tabya
üstünde asâkir-i İslâm ile gûnâ-gûn cilit oynadup mehterhâneler çalınırdı, tâ b …
Ve dahi kara tarafındaki kal‘a dîvârı ile metânet üzre binâ olunmuşdur kim rûy-ı dîvârları fîl cüssesi kadar iri taş dîvârları cümle yigirmişer ayak enli Şeddâdî rıhtım küfeke taşlı dîvârdır. 310b Ammâ dolma Şeddâdî rıhtım toprağı ile ba‘zı dîvârının yerleri yüz elli ve ba‘zı yeri yüz altmış ve yüz yetmiş ve yüz seksen ayak enli horasânî binâ rıhtım dîvârlardır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a üstü dîvârı Haleb meydânı gibi sahrâlardır. Hattâ ba‘de'l-feth Vezîria‘zam Yü[k]sek tabya üstünde asâkir-i İslâm ile gûnâ-gûn cilit oynadup mehterhâneler çalınırdı, tâ bu mertebe sahrâ-misâl kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310a–310b ·
metinde göster ·
… ksen arşın âlî kal‘anın ana dîvârının iç yüzünde seksen arşın dahi kal‘adan âlî
Yüksek tabya
nâmıyla ma‘rûf cihân-nümâ bir sahrâ-yı Tîh-misâl bir kûh-ı Alman ve el-amân ve …
Evc-i âsımâna ser çekmiş şekl-i murabba‘ kal‘anın bir [r]ükn-i rekîni olmuş seksen arşın âlî kal‘anın ana dîvârının iç yüzünde seksen arşın dahi kal‘adan âlî Yüksek tabya nâmıyla ma‘rûf cihân-nümâ bir sahrâ-yı Tîh-misâl bir kûh-ı Alman ve el-amân ve bî-amân ve bir sedd-i cihân ve bir sedd-i Ye’cûc-misâl kûh-ı Bîsütûn'dur kim üstünde beş bin âdem ceng etse yerimiz dar demezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
üzre iki aded serâmed mavuna direklerin birbirlerine mıhlayup dikili durup tâ z …
Ve ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdiğimizde bu Yüksek tabya üzre iki aded serâmed mavuna direklerin birbirlerine mıhlayup dikili durup tâ zirve-i a‘lâsında iki 311a âdem sığacak kadar ağaçdan bir küçük karavulhâne olup gemi direğine ipden nerdübânlar ile çıkılır gibi nerdübânlardan küffârlar bu direk üzre karavulhâneye çıkup evc-i semâya berâber olmuş direkler üzre tûrbînler ile Akdenizi ve isfakiye dağların ve cemî‘i nümâyân olan yerlerin gözedüp bir tarafdan düşman zâhir olursa haber verüp dîdebânlık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b–311a ·
metinde göster ·
… slâ yetişmedi, zîrâ âsımâna ser çekmiş amûd-ı müntehâ olduğundan mâ‘adâ aslında
Yüksek tabya
dahi eflâke ser çekmiş bir binâ-yı serâmeddir.
Sadrıa‘zam geldikde niçe bin gâziyân-ı mücâhidânlar dalyan serâmed dirhemli tüfengler ile bu direk başında olan karavulhâne içre olan küffârlara ol kadar kurşum atdılar kim aslâ yetişmedi, zîrâ âsımâna ser çekmiş amûd-ı müntehâ olduğundan mâ‘adâ aslında Yüksek tabya dahi eflâke ser çekmiş bir binâ-yı serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… i kâfirleriyle zemîn-i handaka uçup küffârları pâre pâre oldular. Lâkin yine bu
Yüksek tabyanın
bir tarafında üç aded direkler birbirlerine mıhlı olup bu dahi eflâke ser çeküp …
Hemân Sadrıa‘zam topçubaşıya fermân edüp Sarı esed nâm bir serâmed top-ı benâma âteş e[di]nce bi-emrillâh gülle ol direğe isâbet edüp yeniden iki pâre edüp üzerindeki kâfirleriyle zemîn-i handaka uçup küffârları pâre pâre oldular. Lâkin yine bu Yüksek tabyanın bir tarafında üç aded direkler birbirlerine mıhlı olup bu dahi eflâke ser çeküp durur. Dahi küffâr bir sürûr [u] safâları ve yâhûd bir bednâm günleri olunca ol serâmed direk üzre bir azîm zer-ender-zer ü zîvere gark olmuş bir filandıra San Marko tasvîrli bayrağı makaralar ile çeküp filandıra açup tâ handak içine enüp kâhîce rûzgâr ile filandıra bayrağı evc-i âsımâna peyveste olurdu. Ba‘de'l-feth anı dahi Sadrıa‘zam kırup endirtdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
azîm hakkâ eyle âlîdir kim şehir içre ve cümle sahrâlarda ve tâ Tamas dağlarına …
Ve bu Yüksek tabya-i azîm hakkâ eyle âlîdir kim şehir içre ve cümle sahrâlarda ve tâ Tamas dağlarına varınca gezen ve deryâda yüzen ve sahrâlarda tozan tozlar ve hûş u tuyûrlar ve benî âdem ve devâbbâtlardan ne gezerse bu Yüksek tabyadan nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… rda tozan tozlar ve hûş u tuyûrlar ve benî âdem ve devâbbâtlardan ne gezerse bu
Yüksek tabyadan
nümâyândır.
Ve bu Yüksek tabya-i azîm hakkâ eyle âlîdir kim şehir içre ve cümle sahrâlarda ve tâ Tamas dağlarına varınca gezen ve deryâda yüzen ve sahrâlarda tozan tozlar ve hûş u tuyûrlar ve benî âdem ve devâbbâtlardan ne gezerse bu Yüksek tabyadan nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… lâs ola. Hattâ Deli Hüseyin Paşa birkaç kerre bu Kandiye'yi muhâsara etdikde bu
Yüksek tabya
cânibinden sarılmak ile fethi müyesser olmamışdır. Defter ile yetmiş bin âdem h …
Ve bu tabya üstünde yüz elli pâre üçer kat topları var kim eğer berren ve eğer bahren önlerinden bir cân halâs olamaz. Meğer evc-i âsımânda kerrûbiyân halâs ola. Hattâ Deli Hüseyin Paşa birkaç kerre bu Kandiye'yi muhâsara etdikde bu Yüksek tabya cânibinden sarılmak ile fethi müyesser olmamışdır. Defter ile yetmiş bin âdem helâk olup şehîd oldukları meşhûr-ı kâffe-i ümemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… r kim niçe bin gûne hîle ve fitneler ile memlû handaklardır. Bâ-husûs bu mezkûr
Yüksek tabyanın
üstündeki handaklar içre yüz bin gûne çarh-ı felek ve paçarızlar ve hiyel ve dâ …
Ve bu kal‘anın dîvârlarının üstünde niçe lâzımlı yerde yigirmişer adım enli ve yigirmişer zirâ‘ derin şeytânatlı ve kemîngâhlı handakları var kim niçe bin gûne hîle ve fitneler ile memlû handaklardır. Bâ-husûs bu mezkûr Yüksek tabyanın üstündeki handaklar içre yüz bin gûne çarh-ı felek ve paçarızlar ve hiyel ve dâm-ı sicinler(?) ile ârâste olmuş handakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… dâr [handakı] seksen aded mi‘mâr arşını derin ve seksen arşın enlidir. Lâkin bu
Yüksek tabya
ve Ak tabya handaklarının ennilikleri kâmil birer tîrkeş oku menzili enli vâsi‘ …
Ammâ kal‘anın dâ’iren-mâdâr [handakı] seksen aded mi‘mâr arşını derin ve seksen arşın enlidir. Lâkin bu Yüksek tabya ve Ak tabya handaklarının ennilikleri kâmil birer tîrkeş oku menzili enli vâsi‘ handaklar olup kâmil seksener kulaç derin olup âdem aşağı bakmağa cür’et etmeyüp gözleri kararup kamaşup âdemin sevdâsı galebe eder, gâyet mahûf u muhâtara handak-ı amîkleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın
yüksek tabyacıklardır
, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı topra …
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
"Kal‘ayı size verdiğimize ağlamazız, ammâ âh size Aktabya'mızın ve
Yüksek tabyamızın
cengini ve etdiğimiz hîle ve âteşbâzlık lağım yolların gösteremedik, âh sizi an …
"Kal‘ayı size verdiğimize ağlamazız, ammâ âh size Aktabya'mızın ve Yüksek tabyamızın cengini ve etdiğimiz hîle ve âteşbâzlık lağım yolların gösteremedik, âh sizi anda murâdımız üzre kıramadık" deyü domuz kılı-misâl saç ve sakalların yolarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… de Çatal tabya, andan yine lodosa nâzır Koltuk tabyası, andan yine lodosa nâzır
Yüksek tabyanın
handakı aşırı mukâbelesinde Fıçılı tabya. Bu tabyanın bir köşesinde azîm mefret …
Andan lodos tarafına Yarımca tabya ve yine lodos cânibinde Çatal tabya, andan yine lodosa nâzır Koltuk tabyası, andan yine lodosa nâzır Yüksek tabyanın handakı aşırı mukâbelesinde Fıçılı tabya. Bu tabyanın bir köşesinde azîm mefret şarâb fıçıları içre toprak tolu olduğundan Fıçılı tabya derler. Fıçılardan sarp meterisleri olup Yanyalı Bebr Paşa'nın çetecilerin bîzâr etmişdi, zîrâ bir tabya mülhak olmayup başka bir metîn tabya idi. Bunun dahi üç köşesinde üç aded tabyaları vardır kim cümle cirmi kâmil iki bin adımdır ve başka elli adım enli handakı içinde yere berâber domuz dâmları ve kat-ender-kat şaranpavları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
kurbunda kiremitli ve çanlık minâreli bir bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misi …
Kal‘anın cenûbî tarafında Yüksek tabya kurbunda kiremitli ve çanlık minâreli bir bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misilli bir hıyâbân [u] gülistân bâğçeli ve bir imâret ve medreseli bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde Ürd-i behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i bî-misâldir. Ve sol tarafındaki medrese içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Etrâfı dâru't-tedrîs-i âlimân-ı müfessirânlar sâkindir kim şeb [ü] rûz ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
iç yüzünde Çavuşbaşı Köse İbrâhîm Ağa tekyesi tarîk-i Bektaşiyândır kim niçe gû …
Ba‘de'l-feth binâ olunan derûn-ı kal‘ada Yüksek tabyanın iç yüzünde Çavuşbaşı Köse İbrâhîm Ağa tekyesi tarîk-i Bektaşiyândır kim niçe gûne fakîrân-ı gâziyânlar sâkinlerdir, ammâ Abdülkâdir Gîlânî tarîkinde bir müsâfir azîz gelüp fukarâlarıyla azîm tevhîd [ü] tezkîr sürülüp her gün cem‘iyyet-i kübrâ olup cân sohbetleri olur, zîrâ bir mürtefi‘ yerde vâki‘ olup cümle uşşâkân-ı sâdıkânlar teferrücine gelüp kesb-i hevâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315b ·
metinde göster ·
… kal‘a Süleymân Hân Rodos'u feth etdikden sonra Panıgrad ve Karanlık kapuları ve
Yüksek tabya
ve Kızıl tabya ve Yassı tabyası ve Kum tabyası ve Göllük tabyalarının dîvârları …
Bu kal‘a kadîmdir ammâ taşradaki kal‘a Süleymân Hân Rodos'u feth etdikden sonra Panıgrad ve Karanlık kapuları ve Yüksek tabya ve Kızıl tabya ve Yassı tabyası ve Kum tabyası ve Göllük tabyalarının dîvârları Süleymân Hân'dan sonra binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Sultân İbrâhîm cülûsundan sonra dahi metânet üzre inşâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… lan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan
Yüksek tabyadan
garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·