… r gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk
yılanları
sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… çe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk
yılanları
olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-câ …
Evvelâ kurs ta‘bîr etdiklerin nice şeydir beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân evkâfından vazîfehârân kırk nefer kimesnelerdir kim yılda bir kerre hizmet ederler. Cîze nâhiyesinde Habîroğlu kurâlarında sâkin olurlar bir ocakdır. Yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da tiryâk-ı fârûk yılanı sayd ederler. Ammâ kaçan kim yılan sayd edecekleri mahal oldukda cümlesi bir yere cem‘ olup serâpâ kalın keçeden esbâblar geyerler. Ancak gözleri görünür, yüzlerin dahi setr ederler. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yine böyle iken zenbîllerin ağızların dikerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
… nda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk
yılanları
ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîller …
Evvelâ kurs ta‘bîr etdiklerin nice şeydir beyân oluna. Evvelâ bu kurs yılanın vücûdundan hâsıl olur. Bu Sultân Kalavân evkâfından vazîfehârân kırk nefer kimesnelerdir kim yılda bir kerre hizmet ederler. Cîze nâhiyesinde Habîroğlu kurâlarında sâkin olurlar bir ocakdır. Yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da tiryâk-ı fârûk yılanı sayd ederler. Ammâ kaçan kim yılan sayd edecekleri mahal oldukda cümlesi bir yere cem‘ olup serâpâ kalın keçeden esbâblar geyerler. Ancak gözleri görünür, yüzlerin dahi setr ederler. Uzun sırıklar üzre beyâz keçe pâreleri bağlayup Behnîsâ ve Feyyûm ve cebel-i Ahzar câniblerine varup fârûk yılanları olduğu mahalle sabâh sovuğunda varırlar kim şiddet-i hâr olmadan yılanlar bî-cândır. Yine böyle iken fârûk yılanları ile ceng-i azîm ederek niçe binini sayd edüp fârûk ile mülemma‘ olmuş zenbîllere koyup mest [ü] medhûş olurlar. Yine böyle iken zenbîllerin ağızların dikerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
sayd edüp zenbîller ile hımârlara yükledüp Mısır'a götürürken Besâtîn nâm bir b …
Bu tâ’ife bu kadar yılanları sayd edüp zenbîller ile hımârlara yükledüp Mısır'a götürürken Besâtîn nâm bir bâğ-ı İrem kurbuna geldükde yılanın biri rehâ bulup zenbîli götüren hımârı sokup fakîr hımâr tepesi üzre yıkılup tarfetü'l-ayn içre hımârın vücûdu şişüp fîl cüssesi P 201b kadar olup cân teslîm etdükde her bir pâyeleri sütûn-ı azîme dönüp sayyâdlar ba‘zı yakında olan âdemleri ba‘îde kovarlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b ·
metinde göster ·
Y 121a alup bir gayrı hımâra yükledirken mesmûm olan hımârın lâşesi çatlayup …
Ol hımârın yükü olan zenbîller ile yılanları Y 121a alup bir gayrı hımâra yükledirken mesmûm olan hımârın lâşesi çatlayup cemî‘i üstühânları Q 203b bile su olup cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120b–Y121a ·
metinde göster ·
kimi sağa ve kimi sola âdem boyu pertâb edüp gıjgırarak safîr urarak kendülerin …
Yılanların kimi sağa ve kimi sola âdem boyu pertâb edüp gıjgırarak safîr urarak kendülerin dîvâra urarak cân havliyle sıçrarken hekîmbaşı huddâmları ve sayyâdları cümlesin bir yere cem‘ edüp fârûk ile mülemma‘ sarı ihrâmlar vardır, anların içine koyunca cümle yılanlar harekâtdan kalup sâkin oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·
… ayyâd ve üç kassâb oturup ellerine sâtûrların alup ihrâmlar içinden birer birer
yılanları
çıkarup bir nev‘a küçük beyâz yılanları sayyâdlar koyunlarına korlardı, anlarda …
Andan mezkûr tomruk ta‘bîr etdiğimiz direk parçalarının yanına koca sayyâd ve üç kassâb oturup ellerine sâtûrların alup ihrâmlar içinden birer birer yılanları çıkarup bir nev‘a küçük beyâz yılanları sayyâdlar koyunlarına korlardı, anlarda olan misk râyihası hakîri mest etdi, hekîmbaşıya su’âl etdim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·
… ların alup ihrâmlar içinden birer birer yılanları çıkarup bir nev‘a küçük beyâz
yılanları
sayyâdlar koyunlarına korlardı, anlarda olan misk râyihası hakîri mest etdi, he …
Andan mezkûr tomruk ta‘bîr etdiğimiz direk parçalarının yanına koca sayyâd ve üç kassâb oturup ellerine sâtûrların alup ihrâmlar içinden birer birer yılanları çıkarup bir nev‘a küçük beyâz yılanları sayyâdlar koyunlarına korlardı, anlarda olan misk râyihası hakîri mest etdi, hekîmbaşıya su’âl etdim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·
ağızlarına penbe ile Sûsa zeytûn yağından damladınca yılanlar mürd olup her bir …
Ba‘dehu ol yılanların ağızlarına penbe ile Sûsa zeytûn yağından damladınca yılanlar mürd olup her biri şişmeğe başladı. Bu hâl üzre bu yılanlar kırk gün ve gece asılı durup cümle yılanların derisi ol yılanlar içre kakule içi gibi dâne dâne misk olup kuvvetinden âdemin burnu kanar, tâ bu mertebe keskin râyihası olur misk olur ki.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·
… iri şişmeğe başladı. Bu hâl üzre bu yılanlar kırk gün ve gece asılı durup cümle
yılanların
derisi ol yılanlar içre kakule içi gibi dâne dâne misk olup kuvvetinden âdemin …
Ba‘dehu ol yılanların ağızlarına penbe ile Sûsa zeytûn yağından damladınca yılanlar mürd olup her biri şişmeğe başladı. Bu hâl üzre bu yılanlar kırk gün ve gece asılı durup cümle yılanların derisi ol yılanlar içre kakule içi gibi dâne dâne misk olup kuvvetinden âdemin burnu kanar, tâ bu mertebe keskin râyihası olur misk olur ki.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b ·
metinde göster ·
saydılar. Sagîr ü kebîr sekiz bin üç yüz yılan olup teslîm-i mütevellî olup sek …
Andan cümle Y 122a fârûk yılanların saydılar. Sagîr ü kebîr sekiz bin üç yüz yılan olup teslîm-i mütevellî olup sekiz yüz guruşluk yılan olduğunu kâtibler ve mürşidler deftere kayd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121b–Y122a ·
metinde göster ·
kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bi …
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıçrayup "irmi, irmi el-hayye" deyü feryâd eder. Ya‘nî "at yılanı, at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir yılanların bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122a–Y122b ·
metinde göster ·
… , at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir
yılanların
bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıçrayup "irmi, irmi el-hayye" deyü feryâd eder. Ya‘nî "at yılanı, at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir yılanların bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122a–Y122b ·
metinde göster ·
… yetmiş beş yılan bir hoş kat‘ olunmayup cümle âlâtiyle atdılar, ammâ ol atılan
yılanları
vakfa yazmayup sayyâd ve kassâbların üstüne yazup tahte'l-hisâb vazîfelerine ma …
Ol gün hikmet-i Hudâ on zenbîl yılandan yetmiş beş yılan bir hoş kat‘ olunmayup cümle âlâtiyle atdılar, ammâ ol atılan yılanları vakfa yazmayup sayyâd ve kassâbların üstüne yazup tahte'l-hisâb vazîfelerine mahsûb olur, aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
derilerin ve bağırsakları ve yumurtaları dağlar gibi yığılup kassâblar cem‘ olu …
Bu katl olunan yılanların derilerin ve bağırsakları ve yumurtaları dağlar gibi yığılup kassâblar cem‘ olup bu yılan muzahrafâtlarına mezkûr (...) elenmiş ince tuzu saçup mülemma‘ ederken kassâbın biri elin çeküp bir âh-ı serd çekdi ve vâveledâ deyü feryâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven …
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘dehu bu kassâblar yumurtaları ve ciğerleri ve bağırsaklarını tuz ile mülemma‘ ederken mezkûr dürüst kat‘ olmayan yılandan herîfin parmağına zehir te’sîr eylemiş. Bâlâda tahrîr olunduğu üzre herîfe mu‘âlece edüp halâs eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
… er katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen
yılanların
birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘d …
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘dehu bu kassâblar yumurtaları ve ciğerleri ve bağırsaklarını tuz ile mülemma‘ ederken mezkûr dürüst kat‘ olmayan yılandan herîfin parmağına zehir te’sîr eylemiş. Bâlâda tahrîr olunduğu üzre herîfe mu‘âlece edüp halâs eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde sa …
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… urdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine
yılanların
küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh …
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
… ikdârı tenezzülde olup cümle küpleri âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş
yılanları
iri bakır sinilerin içine koyup sovumağa kodular.
Ba‘dehu yılanlar küpler içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle küpleri âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş yılanları iri bakır sinilerin içine koyup sovumağa kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a ·
metinde göster ·
sırt etlerin ağac dibeklerde ve yine ağac havân eliyle döğüp ma‘cûn-misâl sahk …
Hulâsa-i kelâm, mezkûr yılanların sırt etlerin ağac dibeklerde ve yine ağac havân eliyle döğüp ma‘cûn-misâl sahk edüp mîzânda vezn ederler. Bu mahalde buna kurs-ı ef‘î derler, beyâz bir ma‘cûn-ı ekber olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a ·
metinde göster ·
binden mütecâviz olup tiryâk-ı fârûk yapılan medresenin kapusun açup bir küçük …
Ammâ bâlâda tahrîr olunan beyâz Âdem Safî yılanları binden mütecâviz olup tiryâk-ı fârûk yapılan medresenin kapusun açup bir küçük câmlı hücre vardır, ol hücre içre bir köşeden bir köşeye bir kalın ip çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a ·
metinde göster ·
cümlesin birer birer kırmızı ibrîşim ile kuyruklarından bağlayup mezkûr ipe asu …
Ba‘dehu hekîmbaşı ol beyâz Y 125b yılanların cümlesin birer birer kırmızı ibrîşim ile kuyruklarından bağlayup mezkûr ipe asup ale't-tertîb zeyn etdi. Cümlesi cân havli ile cabalayarak birbirlerin sokarak ince beyâz yılanlar kol kalınlığı kadar olup kapuları ve hücrenin menfezlerin cümle kapayup taşra çıkdılar. Kırk günden sonra yine hücreyi açup Safî yılanları ince sicim gibi olmuş ve cümlesinin içlerinde kemikleri bile kakule dânesi gibi siyâh siyâh dâne dâne dârû-yı hûşber olmuş, kokusundan âdemin aklı gidüp sermest [ü] medhûş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
… fezlerin cümle kapayup taşra çıkdılar. Kırk günden sonra yine hücreyi açup Safî
yılanları
ince sicim gibi olmuş ve cümlesinin içlerinde kemikleri bile kakule dânesi gibi …
Ba‘dehu hekîmbaşı ol beyâz Y 125b yılanların cümlesin birer birer kırmızı ibrîşim ile kuyruklarından bağlayup mezkûr ipe asup ale't-tertîb zeyn etdi. Cümlesi cân havli ile cabalayarak birbirlerin sokarak ince beyâz yılanlar kol kalınlığı kadar olup kapuları ve hücrenin menfezlerin cümle kapayup taşra çıkdılar. Kırk günden sonra yine hücreyi açup Safî yılanları ince sicim gibi olmuş ve cümlesinin içlerinde kemikleri bile kakule dânesi gibi siyâh siyâh dâne dâne dârû-yı hûşber olmuş, kokusundan âdemin aklı gidüp sermest [ü] medhûş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
Ve bâlâda tahrîr olunan yarım ceviz kabuğu gibi müdevver başlı yılanları kassâblar bellerinden cümle ikişer pâre edüp alaca derisiyle tuzlayup başları tarafın iplere asup kuyrukları tarafın yere gömdüler. Kırk gün dahi bunlar durup kırmızı kırmızı olup kurumuşlardı. Anları dahi alup kurşum hokkalar içinde hıfz etdiler, zîrâ karınca pek üşer, yılan eti ve insân eti gâyet lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
Birkaç günden sonra Rûmeli meydânına vardık. Meğer sayyâd
yılanları
Rûmeli meydânında on bir yılanı yılanbâzlara on bir guruşa vermiş. Ammâ Hudâ âl …
Birkaç günden sonra Rûmeli meydânına vardık. Meğer sayyâd yılanları Rûmeli meydânında on bir yılanı yılanbâzlara on bir guruşa vermiş. Ammâ Hudâ âlimdir, her biri birer evren-misâl mehîb ü mefret yılanlar idi. Yılanbâz bu yılanları birkaç günde eyle ta‘lîm etmiş kim Rûmeli meydânında maymun gibi raks ederlerdi. Bu sayyâdlarda ne acîb ü garîb efsûn ve sihr-i füsûn vardır, Allâhu a‘lem kerâmât-ı evliyâ ile anlara verilmişdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
… dâ âlimdir, her biri birer evren-misâl mehîb ü mefret yılanlar idi. Yılanbâz bu
yılanları
birkaç günde eyle ta‘lîm etmiş kim Rûmeli meydânında maymun gibi raks ederlerdi …
Birkaç günden sonra Rûmeli meydânına vardık. Meğer sayyâd yılanları Rûmeli meydânında on bir yılanı yılanbâzlara on bir guruşa vermiş. Ammâ Hudâ âlimdir, her biri birer evren-misâl mehîb ü mefret yılanlar idi. Yılanbâz bu yılanları birkaç günde eyle ta‘lîm etmiş kim Rûmeli meydânında maymun gibi raks ederlerdi. Bu sayyâdlarda ne acîb ü garîb efsûn ve sihr-i füsûn vardır, Allâhu a‘lem kerâmât-ı evliyâ ile anlara verilmişdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
… hâneye varup bir gûne düdük çalup cümle yılanlar başına üşüp ceng ede ede cümle
yılanları
dutup tobrasına koyup götürür, ol ev yılan şerrinden halâs olur.
Mısır'da bir kavim var, diri diri yılanı yerler. Ve bir evde yılan olsa, bu âdemlerden biri ol hâneye varup bir gûne düdük çalup cümle yılanlar başına üşüp ceng ede ede cümle yılanları dutup tobrasına koyup götürür, ol ev yılan şerrinden halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·
ve fârûk ankereklerin bu meydânda maymun gibi oynadırlar.
Bu hakîr bu meydân-ı Mel‘abe'de temâşâ etdiğimiz bâzbâzânın cümlesine aşk olup hezâr ahsend olsun, ammâ cümleden mârbâza ya‘nî yalancı yılancıya pesend edüp sad lek âferîn edüp pesend etdim. Hudâ hakkıyçün evren-misâl bâzû kalınlığı mefret ü mahûf yılanları ve fârûk ankereklerin bu meydânda maymun gibi oynadırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·
… dir. İki kaya mâbeyninde helâk olayazdık. Ve hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ankerek
yılanları
ve katır yılanı ve akrebler var kim şiddet-i hârda bu askerin hengâmelerin görü …
İki cânibi Q 331bP 328b evce ser çekmiş kayalar içre yine taşdan inşâ olunmuş yılan ve çıyan ve akreb ve zebânîler ucbe-likâ bir ayaklı ve bir elli gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkâtlar ve zişt(ü)rû câdûlar timsâli var kim âdem bakmağa havf eder. Cehennem deresi derler, bu vâdîde hakîkatü'l-hâl yine Cehennem deresidir. İki kaya mâbeyninde helâk olayazdık. Ve hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ankerek yılanları ve katır yılanı ve akrebler var kim şiddet-i hârda bu askerin hengâmelerin görünce herbiri birer su‘bâna dönüp bir Berberî za‘îfi ve bir hımâr-ı nahîfi sokup der-ân cân verüp cânsız kaldılar. Anı ubûr edüp dereden taşra çıkınca tâze cân bulup ana karîb yine bir vâdî-i ferahşâd içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428b ·
metinde göster ·