söyler anam borçlu değildir bok yer, anam tütün içerken dutup zindâna kodular, …
"Yalan söyler anam borçlu değildir bok yer, anam tütün içerken dutup zindâna kodular, avretler zindânından çıkarup erler zindânına kosunlar zîrâ babam yokdur" deyü 115b bu gûne ricâ edüp Çavuşbaşı ile bu gûne münâkaşa etdüğinden cümle erbâb-ı dîvân gülmeden dem-beste ve hayrân olup Kara Mustafâ Paşa hazzından Dîvâne'ye bir avuç atıyye ihsân edüp vâlidesin ıtlâk fermân edüp "Vâlidesin bir âdeme versinler" deyüp kethudâsına tenbîh eder. Zîrâ Kara Mustafâ Paşa merhûm dîvânelere gâyet mu‘tekid idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a–115b ·
metinde göster ·
Nasîhatnâme-i Pîr: "Ey oğul evvelâ harâma bakma ve
yalan
söyleme ve harâm yeme ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun k …
Nasîhatnâme-i Pîr: "Ey oğul evvelâ harâma bakma ve yalan söyleme ve harâm yeme ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere hakâret nazarıyla nazar etme ve ulular önünde gitme ve sâbır ol ve hamûl ol ve komadığın yere el uzatma ve emânete hıyânet etme ve fakru fahrî ile kanâ‘at eyle" deyüp bu gûne niçe pend ü nasîhatlar edüp ferzendinin gûşuna menkûş olmağiçün şâkirdinin sağ kulağın berk çeküp ensesine bir sille-i pehlivânî urup, "Ey oğul gâfil me-bâş gözün aç gün ahşamlıdır" deyüp Fâtiha deyüp cümle pîr-i pîrân [u] cüvân Fâtiha tilâvet oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… min ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları leng eder. Ve
yalan
şâhîde damga urup burnun ve kulağın budar. Ve dûzdânların ellerin ve ayakların …
Ahvâl-ı mezemmet-i ahâlî-i İrân: Nizâm [u] intizâmları bunun üzerine cârîdir kim bir mücrim âdemi katl ve salb etmezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cellâdların üç yüz altmış aded işkence-i şeb-kencesin üç gün üç gice icrâ eder. Evvelâ üç yüz tâzyâne kırbaç ve şübend ve kîrfîl urur. Ba‘dehû dizlerine nakara zahmesi keserâtı urur. Andan tırnaklarına kamış yürüdür. Andan cümle vücûdun dağlağılar ile dağlar ve yağlı bürünceği ipiyle yutdurup ipiyle bürünceği çekdikde bağırsakları ve mi‘desin taşra çıkarırken elbette ol âdem cürmün ikrâr eder. Ve yağlı sünger yutdurur ve şakaklarına gazâl aşığı bağlar ve şakağına ve alnına at mıhları ve at na‘lları mıhlar ve dirseklerinden tüfenkci burgusuyla dizlerinden delüp burgu tabanı altından çıkar. Ba‘dehû tava içre kurşumu kızdırup burgu deliğinden döküp iliğiyle bile kurşum akar ve iki ellerinin ve iki ayağı baş pa[r]maklarının dördün bir yire bend edüp kemend ile dâra berdâr edüp altından kibrit ve eşek sidiği buhûr verir. Fakîr âdemin feryâdı evce çıkar. Ve arkasında küreklerin ve kaburka ve dalısın ve enegilerin çıkarup andan çârmıha gerüp arkasından sırımlar çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve burnuna kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin zekerin dübüründen çıkarır. Ve niçesinin dübürün göbeğinden çıkarup sürresinden efşân eder. Allahümme âfinâ. Ve âdemin ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları leng eder. Ve yalan şâhîde damga urup burnun ve kulağın budar. Ve dûzdânların ellerin ve ayakların keserler. Ve âdemi yedi gûne çengâle urup ve yedi tür kazığa urup üç gün üç gice ibret-i âlem ıslâh-ı benî Âdem içün böyle işkence ederler. Bir gün Hân, huzûrunda bu gûne işkenceleri etdirüp bizlere {rağmen} tefâhur kesb etdiğin arz etdi. Hakîr eyitdim "Hânım! Tâ bu mertebe benî Âdeme işkence etmeden me‘âl-i murâd nedir?" dedim. Eyitdi: "Ey birâder-i mâ! Bunların vâcibü'l-izâle olduğu şâhid-i âdiller ile isbât olunup ba‘de's-sübût cümle halka rağmen bir kezden katl etmeyüp tenbîhü'l-gâfilîn içün bu gûne ezâ vü cefâ ederiz kim insândan cebbâr ve âsî yokdur kim Cenâb-ı Perverdigâra âsî olup Arapça diyen benî Âdemdir. Anınçün böyle işkence ederiz" dedi. Hakîr eyitdim: "Ammâ şer‘î değil, nâ-şer‘îdir kim te’sîri yokdur. Şer‘ile had acıdır ve şer‘ile nass-ı kâtı‘ hükmünce {sûre-i Mâ’ide'de}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b–303a ·
metinde göster ·
… unca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar
yalan
yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup s …
Menâkıb-ı gayr: Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cümle metâ‘ları meydân-ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürüp müdde‘î eydür: "Ihken yâ Şem‘ûn!" deyü selâm verüp zannı olduğu olan âdem gelüp Şem‘ûn'ın kapusuna el urup yemîn eder. Eğer bî-haber ise aslâ zarar isâbet etmez. Eğer sârık ise Şem‘ûn'un kapusuna el urunca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… oduysa bî-küsûr altunları kemeriyle ile bulup Erzurûm'a geldi" deyü bu gûne bir
yalan
söyledi kim aklım gitdi. A‘yân-ı Haleb'den bir niçe âkıl u dânâ kelâm-ı örfiyye …
Hikâye-i Murtezâ Paşa : Molla Yahyâ'dan istimâ‘ edüp "Belî ol sene Deveboynu'nda azîm derd [u] belâlar çeküp Revân imdâdına yetişemediğimizden kızılbaş-ı evbâş-ı bed-mâ‘aş kallâş-ı rîş-tırâş Revân'ı aldı. Ammâ efendi! Yavaşça Mehemmed Ağa'nın Deveboynu'nda kar altına gömdüğü kemer ile iki bin altun niçe oldu?" deyince Yahyâ Efendi eydür: "Sultânım, Erzurûm'ın on aydan sonra karı kalmayup Yavaşça Mehemmed Ağa bir hayli hayâlli tevâbi‘leriyle iki günde Deveboynu'nda ol kış ve kıyâmetde zemîne altunu defn etdüğü yiri tecessüs ederek gökdeki buludu nişân koduğu ebr-i kebûdu görünce defn etdüğü yire varup görse on ay mukaddem duran bulut yine ber-karâr durup zemîni kazup eliyle kemeri on ay mukaddem zemîne niçe koduysa bî-küsûr altunları kemeriyle ile bulup Erzurûm'a geldi" deyü bu gûne bir yalan söyledi kim aklım gitdi. A‘yân-ı Haleb'den bir niçe âkıl u dânâ kelâm-ı örfiyye sâhibi kimesneler var idi. Anlar dahi tebessüm edüp rîş-hand etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Hânım, biz mü’min ü muvahhidiz ve muhibb-i Hânedânız ve huddâm-ı vüzerâyız. Bizde yalan harâmdır. Husûsan Hazret-i Risâlet-penâh hadîsinde ' Arapça buyura. Bizler dürüst söyleriz." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… im bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse
yalan
şahâdeti edemezler.
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
çıkan bıtrîklara kırbaçlar urup papaslıkdan çıkarup huzûr-ı kraldan değil nefy- …
Hakîr-i pür-taksîr ise Kuds-i Şerîf'in cemî‘i ahvâlâtlarına eyle vâkıf-ı esrâr idim ki bir seyyâh ol mertebede bilmek ihtimâli yokdur. Hattâ kral huzûrunda çâsâr hakîri Kuds-i Şerîf ahvâliyçün niçe papaslar eyle imtihâna çeküp Kuds-i Şerîf'de niçe yıl ifnâ-yı vücûd etmiş papaslar hakîr kadar Kuds-i Şerîf'deki Kamâme kenîsesin ve Sahrâtullâh'ı ve Mescid-i Aksâ'yı ve Tûr-ı Zîtâ'yı ve Bi’r-i Selvân'ı hakîr kadar bilmeyüp niçe papasları hakîr kezzâb çıkarup başpapas yalan çıkan bıtrîklara kırbaçlar urup papaslıkdan çıkarup huzûr-ı kraldan değil nefy-i beled eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilm …
Ammâ bunların bir ey hâlleri var, aslâ yalan söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilmezler. Cümle avretleri yüzleri açık gezerler. Erleri ne kadar bed-çehre ise avretleri ol kadar mahbûbe siyâh kaş ve siyâh kirpikli ve kudretden sürme gazâl gözlü zenâneleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
Ammâ bunların bir ey hâlleri var, aslâ yalan söylemezler ve
yalan
nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilmezler. Cümle avretler …
Ammâ bunların bir ey hâlleri var, aslâ yalan söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilmezler. Cümle avretleri yüzleri açık gezerler. Erleri ne kadar bed-çehre ise avretleri ol kadar mahbûbe siyâh kaş ve siyâh kirpikli ve kudretden sürme gazâl gözlü zenâneleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… kiz günden berü bizi besleyüp zahâ’ir vermeden âcizler olup "Kuban dondu" deyüp
yalan
haber verdiler.
Ne buz dutmuş ve ne gemiler var. Bir aceb derde giriftâr olduk kim ta‘bîri mümkin değil. Meğer Çerkes mel‘ûnları sekiz günden berü bizi besleyüp zahâ’ir vermeden âcizler olup "Kuban dondu" deyüp yalan haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
… ve İskenderiyye gölünde dahi acâyib mâr-ı mâhîler olur ammâ bunun yılan balığı
yalan
dünyâda gâyet lezîz ve nâfi‘ ve mukavvîdir.
Ammâ bu gölün gûnâ-gûn balıklarından memdûhu yılan balığı ve sazan balığı ve turna balıkları (---)(---)(---)(---) balıkları gâyet semîn ve lezîz olur. Gerçi Ohri gölünde ve Gölikesri gölünde ve İskenderiyye gölünde dahi acâyib mâr-ı mâhîler olur ammâ bunun yılan balığı yalan dünyâda gâyet lezîz ve nâfi‘ ve mukavvîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349b ·
metinde göster ·
… etdüği yerler zâhirdir. Ve kurd Yûsuf'u yedi deyü bürâderleri Hazret-i Ya‘kûb'a
yalan
söylediklerinde bu Yahûdâ bile değil idi, zîrâ peygamber olmuşdur. Peygamberler …
Ve bu hânın cânib-i şarkında hâna muttasıl bir püşte vardır. Ol püşte üzre Minye gölünün cirmi ne mikdâr idüği bu tepe üzerinden nümâyândır. Zîrâ bu cübb-i Yûsuf mahalli gâyet âlî yerlerdir. Bu püşte üzre Hazret-i Yûsuf bürâderlerinden Hazret-i Yahûdâ'nın makâmı var. Hazret-i Yûsuf'u bürâderleri kuyuya ilkâ etmek murâd edindiklerinden Yahûdâ rızâ vermeyüp hiddetinden püşte üzre olan taşları tırnağile kazduğu seng-i hârâlara mübârek pençeleri te’sîr etdüği yerler zâhirdir. Ve kurd Yûsuf'u yedi deyü bürâderleri Hazret-i Ya‘kûb'a yalan söylediklerinde bu Yahûdâ bile değil idi, zîrâ peygamber olmuşdur. Peygamberlerden kizb sâdır olmamışdır. Ve cübb-i Yûsuf'un cânib-i cenûbîsinde yol aşırı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237a ·
metinde göster ·
… , hâkimi yok, hükm etdirmezler; kadısı çok, mahkemelerinde doğru söyler yok; ve
yalan
şâhidi çok ve lecûc ve lecûc kavmi çok, Y 240b meskenet ile kelimât eder yok; …
Evvelâ Mısır'da çeşmi alîl ve müşevveşü'l-uyûn âdemin hisâbını Cenâb-ı Bârî bilür. Ma‘a hâzâ yine böyle iken üstâd-ı kâmil kehhâlı yokdur. Atı çok, na‘lbandı yok; marîzi çok, hekîmi yok; debesi çok, kat‘-ı fıtk eder cerrâhı yok; âdemi çok, hâkimi yok, hükm etdirmezler; kadısı çok, mahkemelerinde doğru söyler yok; ve yalan şâhidi çok ve lecûc ve lecûc kavmi çok, Y 240b meskenet ile kelimât eder yok; ve askerî tâ’ifesi çok, zâbitleri yok, askere müdârâ ederler; ve tahsîl hazînesi çok, müstakîm muhâsebecisi yok. Bu kelimâtlar hâlâ Mısır içinde darb-ı mesel olmuşdur, efvâh-ı nâsda söylenir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240a–Y240b ·
metinde göster ·
… inmese yig ana rahmine düşinçe toġmasa yig ata adın yorıdanda devletlü oġul yig
yalan
söz bu dünyede olınça olmasa yig girçeklerüŋ üç otuz on yaşını toldursa yig üç …
ṣızınça ṣızmasa yig ata adını yontmayan hoyrad oġul ata bilinden ininçe inmese yig ana rahmine düşinçe toġmasa yig ata adın yorıdanda devletlü oġul yig yalan söz bu dünyede olınça olmasa yig girçeklerüŋ üç otuz on yaşını toldursa yig üç otuz on yaşuŋuz ṭolsun
… nevbet kāfire degdi ol altmış batman gürz-ile ḳażılıḳ ḳocaya depere ṭutup çaldı
yalan
dünya başına ṭar oldı
yilim kibi yapışdı kāfirüŋ eŋsesine bir ḳılıç urdı zerre ḳadar kesdüremedi nevbet kāfire degdi ol altmış batman gürz-ile ḳażılıḳ ḳocaya depere ṭutup çaldı yalan dünya başına ṭar oldı
söylersiz diyü ṭaşa ṭutdılar uruz atdan indi aydur hay aṭamuŋ altun ḳadeḥinden …
yalan söylersiz diyü ṭaşa ṭutdılar uruz atdan indi aydur hay aṭamuŋ altun ḳadeḥinden şarab içen meni seven atdan insün bunuŋ ḳapusına birer gürz uralum didi on g altı