İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

yaman*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
54
isabet
48 cümle/beyitte
20,0
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
9
farklı biçim
18 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi4920,0
Dede Korkut Kitabı5154,1

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 54

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“yaman*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 121b … lâd-ı Acem'de ism-i Ömer istimâ‘ olunmamışdır. Haşâ sümme hâşâ ism-i Ömer'e adı yaman derler.
EÇS I 151a … e dostândan vedâ‘ edüp Hak kelâmından gayra i‘timâd etmemekdir. Yâ, cümle halka yaman sanmamakdır. Şîn, aşk-ı Hakk ile dâ’imâ şâdumân olmakdır." Ve's-selâm. Eğer sor …
EÇS II 360b–361b … uvvet-i hatâdan idüğü ma‘lûmunuzdur. Atalar sözün tutmayan hatalar demiş, el mi yaman beğ mi yaman demişler ve Sultân Murâd tâbe serâh hazretleri merhûmun zamânından …
EÇS II 360b–361b … an idüğü ma‘lûmunuzdur. Atalar sözün tutmayan hatalar demiş, el mi yaman beğ mi yaman demişler ve Sultân Murâd tâbe serâh hazretleri merhûmun zamânından berü harem-i …
EÇS III 24b … ybeğ "Eyi geldin" deyüp Şecerü'd-dürr'ü hançerle katl eder. Câriyeler de Aybeği yaman günde şehîd ederler. İkisinin dahi şehâdeti böyle vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Şecer …
EÇS III 30b … meydân-ı ma‘rekeye varup hayme ü hargâhları önünde cünd-i müslimînin sırıkları yamanlarının şa‘şa‘asından benî Âdem'in gözleri hırelenüp her kantar mızrak ve cıda ve sinân …
EÇS III 58b … rkmân kabîlesi girüp gusl ederler. Meşhûr ziyâretgâh-ı inâs-ı Urbân u Türkmân-ı yamandır . Ve,
EÇS III 80b Evsâf-ı aşağı varoş-ı Divriği Şehri: Ensesi kal‘a bayırına yamanmış cümle hâneleri cânib-i garba nâzır nehr-i Furât-ı mâ’-i hayât kenarında bâğlı v …
EÇS IV 263a–263b … içre bir güft [ü] gû havf u haşyet düşüp iki asker-i bî-amân mâbeyninde kaldık, yaman-ender-yaman oldu, deyü derûn-ı Bitlîs hâyâ kıyâmetden bir nişân olup ammâ yine cenge âmâded …
EÇS IV 291b–292a … ünâdîler nidâ edüp "Kadâğa-i hân-ı âlîşândır kim, Osmânlılar bunda iken Çâr adı yamanlara sebb etmeyeler." deyü cümle sebbâb u teberrâîleri ve cevellâkî ışıkları cümle R …
EÇS IV 292b … bu koyunları talav etdiğim içün mene adüvv-i cân ve hasm-ı dîn-i îmân düşmen-i yaman olmuşdur. Ammâ buna çâre nedir?" dedikde hakîr derûn-ı dilden hamd edüp eyitdim …
EÇS IV 293a … derdi ki eyle bir nâmdâr kahramân-ı zamân u sâhibkırân-ı bî-amân, yahşiye yahşı yamana yaman bir vezîr-i Âl-i Osmân'a kıydı. Anın savlet ü salâbeti havfından İrân-zem …
EÇS IV 293a … i eyle bir nâmdâr kahramân-ı zamân u sâhibkırân-ı bî-amân, yahşiye yahşı yamana yaman bir vezîr-i Âl-i Osmân'a kıydı. Anın savlet ü salâbeti havfından İrân-zemîn kav …
EÇS IV 294b … imâ‘ etmedik. Hâsıl-ı kelâm Sultân Hasan câmi‘i yahşîdir ammâ cemâ‘atleri böyle yamandır .
EÇS IV 302b "Ey Evliyâ akam, bu Bitlîs hânıyla bu ramazânda yaman ceng-i âlî edipdir. Aslı ne olupdur?" dedikde,
EÇS IV 303a … ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar eder. İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ dem …
EÇS IV 309b … nâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay s …
EÇS IV 318a … e asker-i İslâm'a mukâbil olur. Ammâ Kızılbaş-ı kallâşın hakkâ ki evvel hamlesi yamandır . Asâkir-i İslâm üzre sehel galebe eder şekilli olurlar ve Kızılbaş ordunun bir …
EÇS IV 335a–335b Ba‘dehû Şâh, huzûruna Bekir Subaşı'yı kığırup eydür: "Ey adı yaman kişilerin nâmdaşı ve eşi ve yoldaşı ve karındaşı [ve] sırdaşı [ve] hâldaşı. Sen …
EÇS V 22b–23a … iyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şarka ve şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Cümle kiremit il …
EÇS V 38b … den askerimiz ilerisi at boynuna düşüp Bucak Tatarlı "Kavur cav katı caman katı yaman " deyüp bize işâret ederek kaçarlar, ammâ meğer murâdları kâfiri bizim askerin ü …
EÇS V 42b … Arkınlı ve Dayirli ve Ulanlı ve Oraklı ve Badraklı ve Nogaylı'dan Urûmbetli ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Biyli ve Arslan Biyli ve Çobanelli ve Nevrûzelli ve Deveye …
EÇS V 43a … araçi halkı şıpırtma kalpakların taşlayup Hân alacığına yığınak edüp "Cılu cılu yaman yaman Hânım" deyü feryâd etdiklerinde,
EÇS V 43a … halkı şıpırtma kalpakların taşlayup Hân alacığına yığınak edüp "Cılu cılu yaman yaman Hânım" deyü feryâd etdiklerinde,
EÇS V 51b … Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve ka …
EÇS VI 112b … inden Ulu Nogay ve Şidak Nogay ve Urumbet Nogay ve Kiçi Nogay ve Danay Nogay ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Bili ve Kaya Bili (---) (---) ve Arslan Beğ-eli ve Nevruz- …
EÇS VII 36a … bu kal‘aya havâle toplarından ölüm yokdur, illâ toprak sürülse bu kal‘anın hâli yaman olur. Ve havâle add olunan dağlar serâpâ müzeyyen bâğlardır ve havâle önünde Ne …
EÇS VII 133b yaman
EÇS VII 163b Menzil-i kenâr-ı nehr-i Caman: Kavm-i Tatar Caman der, kavm-i Dağıstân Yaman suyu der. Hakkâ ki Yaman şedîd akar coşkun dîvâne sudur kim vilâyet-i Dâdyân'da …
EÇS VII 163b … nehr-i Caman: Kavm-i Tatar Caman der, kavm-i Dağıstân Yaman suyu der. Hakkâ ki Yaman şedîd akar coşkun dîvâne sudur kim vilâyet-i Dâdyân'dan gelüp nehr-i Carik'e ma …
EÇS VII 166b … ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman Sadak akvâmları çokdur.
EÇS VII 167a … zîrâ Heyhât sahrâsı kenârlarıdır kim ma‘mûr u âbâdânı yokdur, Kalmık kâfiri ve Yaman Sadak Tatarı hükmünde deşt-i Kıpçak'dır. Ammâ bender iskele kal‘adır. Kapudanla …
EÇS VII 169a … ahi Tatar'dır. Ve Heşdek Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman Sadak Tatarı ve Teb(?) Tatarı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu di …
EÇS VII 171b … bin askerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı Heşdek ve Yaman Sadak askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî barışmışlar …
EÇS VII 172b Mâ-tekaddem Cingiz Hân asrında Ulu Noğay ve Yamanca Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve niçe yüz aded kavm-i Noğay bu şehr-i a …
EÇS VII 173b Bunlar dahi Yamanca Noğay'dan ve İçeli Heşdeğinden haber alup ol gece atlanup gâ’ib olmalarının asl …
EÇS VIII 189b … tı su boyunda kavm-i Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ve Yaman Sadak Noğay ve Deveyeli ve Nevrûzeli ve Çobaneli ve Arslan Beğeli ve niçe yüz k …
EÇS VIII 190b Menzil-i Yamançe Karaağaç
EÇS VIII 190b Hamd-i Hudâ bu Yamançe Karaağaç mahalline dek Azak'dan selâmetle gelüp bu ormanlık içine girüp azîm ât …
EÇS VIII 190b Bu Yamançe Karaağaç ormanından çıkup cânib-i garbda nehr-i Kuban'a yakın ahlad armudu ve g …
EÇS VIII 192b Nehr-i Yaman : Bu nehr-i sağîrcik nehr-i Piçigız'dan ayrılup bir cezîre olup andan yine nehr- …
EÇS VIII 192b … -i azîm imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin yerde âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve nehr-i Yaman su bu şehri ihâta edermiş. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile leb-ber-leb olup …
EÇS VIII 192b … ş. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile leb-ber-leb olup mürûr-ı eyyâm ile nehr-i Yaman bu harâb kal‘a altından akmaz olmuş. Andan 2 [sâ‘atde],
EÇS VIII 192b Nehr-i Ulu Caman Su ya‘nî Büyük Yaman Su: Bunun dahi aslı nehr-i Kuban'dandır. Yine Adahon boğazında nehr-i Kuban'a K …
EÇS VIII 376b El-hâsıl bu Petriç dağları yaman ibret-nümâ kûh-ı bâlâlardır kim bir ucu tâ Alman dağlarından ve Bosna ve Hersek …
EÇS VIII 383b … -i Osmâniyân'dan Süleymân Beşe ibn Orhân Gâzî yetmiş nefer Kara Koca, Kara Foça yaman bahâdırân serverler ile bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde Eli Eğri nâm bir bahâd …
EÇS IX Y157a … Elbistan sahrâsından ve Mar‘aş dağlarından cem‘ olup bu Misis'den aşağı kal‘a-i Yaman dibinde deryâya mahlût olur. Ba‘zı zamân bu nehir Adana nehri ile ikisi cûş u h …
EÇS X Y51a "Pâdişâhım, şimdi anlar yorgun askerdir, iki kerre sıngın verdi, geldi geldi yamandır . Anların içinde elbette bir fitne kopar" deyü Selîm Şâh'ı Mısır üzre gitmeden m …
EÇS X Y442b âh bu aşkım ne yaman
DK Muk. 14 ḥaḳ size yaman getürmesün devletüŋüz pāyende olsun ḫanum hey dede ḳorḳut bir daḫı ṣoylamış gör …