… tekid olup Hâtem-i Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı
yarların
ricâ etmişdi. Hazret-i Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Ze …
{Ezîn-cânib} ba‘dehû Enûşirvân Hazret'in zamânında Bağdâd meliki idi. Hazret'e mu‘tekid olup Hâtem-i Tay nâm Arab beğin hedâyâ ile Hazret'e gönderüp mübârek ağzı yarların ricâ etmişdi. Hazret-i Resûl-i Ekrem dahi ricâsın kabûl edüp ağzı yarın âb-ı Zemzem ile mülammâ‘ edüp Hâtem-i Tay Enûşirvân-ı âdile götürüp kireç ve cıbıs içine Hazret'in ağzı yarın katup Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân ta‘mîr etdi. İlâ hâze'l-ân râygân bir tâk-i Enûşirvân'dır. Ol sene Hazret-i Risâlet-penâh henüz yigirmi sinneye bâliğ iken ol sene Enûşirvân ve Hâtem-i Tay nâm mîr-i Arab merhûm oldu. Hikmet-i Hudâ Enûşirvân mevt olduğu sâ‘at bir zelzele-i azîm olup cümle halkıyla Eski Bağdâd münhedim oldu. "Bu zemîn menhûs-ı ekberdir." deyü yigirmi sene dahi mu‘attal yatup Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332b ·
metinde göster ·
… kenârında bir burunda vâkı‘ olmağile üç tara[fı] nehr-i Dırava'dır. Ol taraflar
yarlar
ve bayırlardır, aslâ handakı yokdur ve lâzım da değildir. Bu yalı tarafları da …
Bu kal‘a Dırava kenârında bir burunda vâkı‘ olmağile üç tara[fı] nehr-i Dırava'dır. Ol taraflar yarlar ve bayırlardır, aslâ handakı yokdur ve lâzım da değildir. Bu yalı tarafları da ancak yalın kat dolama çit palanka dîvârdır. Câ-be-câ suya enecek suluk kapucukları vardır, nerdübân-ı haşeb ile suya enilir. Bu su taraflardan mâ‘adâ kara tarafı ki Şeddâdî dîvârdır, ol tarafda sudan suya varınca toprakdan kesüp kazılmış bir vâsi‘ ve amîk ve arîz handakı vardır. Kefere zamânı içinden Dırava suyu akup handak içinde kefereler balık sayd ederlermiş. Hâlâ mâhîleri sayd edecek bend yerleri handak içinde nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
Takdîr-i Hudâ bu menzilde nehr-i Raba'nın iki tarafı topraklı uçurum
yarlar
olup bir âlî püşte başından nehr-i Raba'nın cânib-i garbında üç sâ‘at mikdâr me …
Takdîr-i Hudâ bu menzilde nehr-i Raba'nın iki tarafı topraklı uçurum yarlar olup bir âlî püşte başından nehr-i Raba'nın cânib-i garbında üç sâ‘at mikdâr mesâfe-i ba‘îdede kal‘a-i Ni‘met-Uğvar nümâyân olup beyâz ejder-i heft-ser gibi dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·
ve bayırlar, benî âdem ve atlar çıkması bir vecih ile mümkin değil. Niçe bin âd …
Bu nehrin iki cânibi yarlar ve bayırlar, benî âdem ve atlar çıkması bir vecih ile mümkin değil. Niçe bin âdem atlarından ayrılup kimi gark-ı âb olmada. Atlar ise su içinde birbirlerine girüp licâm u rikâb birbirlerine dolaşup fakîr benî âdem at ve katır mâ-beyninde kalup cümlesi helc ü melc olup gûyâ yevmü'n-nüşûr ve rûz-ı kıyâmet oldu, ammâ alimallâh ve şehidallâh yine böyle iken ba‘zı cüst ü çâpük ü çâlâk aklı cânı başında olan iş görmüş beşkin sıçramış yiğitler su içinde atdan ata ve âdem üstünden âdem üstüne sıçrayup pertâb ederek karşu cânibe ubûr edüp halâs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
… ve emîn hânesi dahi bu iskele başındadır. Ve bu iskele tarafı minâre kaddi âlî
yarlar
ve bayırlardır kim âdem aşağı Tuna'ya bakmağa cür’et edemez. Bunda dahi kal‘a y …
Ve bunun dahi iki kapusu var, biri iskele kapusu, cânib-i garba mekşûfdur ve biri kıbleye nâzır şehr-i Sombor'a gider bâb-ı kebîrdir. Ve iskele başında mezâristânı andadır ve emîn hânesi dahi bu iskele başındadır. Ve bu iskele tarafı minâre kaddi âlî yarlar ve bayırlardır kim âdem aşağı Tuna'ya bakmağa cür’et edemez. Bunda dahi kal‘a yoklamasın alup yüz elli kadar refîkler ile cânib-i kıbleye 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… ir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan
yarlar
ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azî …
Ve bu cây-ı ma‘hûdede niçe bin vîrân kenîseler ve hân ve hammâm ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe âcizdir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol kaynak suyu bilmez, denizde kaynar, deryâdan yukaru kubbe gibi atılır, âb-ı hayâtdır. Tâ gemilerle üzerine varmayınca bilinmez. Yanına varınca kaynadığından ma‘lûm olur, zîrâ bir yerlü kayadan 256a atılup çıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun yoklayalar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b–256a ·
metinde göster ·
… i yine kuyuya dökmüşlerdir. Ve bu bi’r içre "niyyetü'ş-şifâ" deyüp mübârek ağzı
yarların
bu çâh içre ilkâ eylemişlerdir. Hâlâ Y 301b âb-ı nâb-ı rakîk uyûn-ı ibret-nüm …
Bi’r-i Kazâ‘a: Hazret-i İbrâhîm kazmış derler bir âb-ı hayât kuyudur. Hazret-i Mefhar-i Mevcûdât bu bi’r suyu ile âbdest alup bâkî olan mâ-i zülâli yine kuyuya dökmüşlerdir. Ve bu bi’r içre "niyyetü'ş-şifâ" deyüp mübârek ağzı yarların bu çâh içre ilkâ eylemişlerdir. Hâlâ Y 301b âb-ı nâb-ı rakîk uyûn-ı ibret-nümûn (---)(---)(---) hâtır olan nûş etse bi-emrillâh şifâ bulur. Ve her diyâra kumkumalar ile hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a–Y301b ·
metinde göster ·
… bu mu?" deyüp otuz iki dişlerin mahabbet-i Resûlullâh içün çıkarup mübârek ağzı
yarların
zemîne ilkâ etdikce bi-emrillâh-i ta‘âlâ ol yârın ağzı yarından bu mevz hâsıl o …
"Âyâ bu dişi mi şehîd oldu, ayâ bu mu?" deyüp otuz iki dişlerin mahabbet-i Resûlullâh içün çıkarup mübârek ağzı yarların zemîne ilkâ etdikce bi-emrillâh-i ta‘âlâ ol yârın ağzı yarından bu mevz hâsıl olup Yemen diyârından sâ’ir diyârlara müstevlî oldu, deyü Yemen ulemâları bu kavle müttefiklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238a ·
metinde göster ·
… an bu limana girmek iktizâ etse alâmeti oldur kim kızıl kızıl Y 326a topraklı
yarlar
vardır, dahi beş mîl alarkasında alçak alçak kayalar vardır, kıyı ile limana gi …
Ve bu limandan gayrı varoşun sol cânibinde Kadırga liman-ı azîmidir. Liman ağzındaki Alî Paşa burcundan tâ iç kal‘a köşesine gelince bu liman leb-i deryâ ile kâmil on dörd bin adım ihâta eder bir liman-ı azîmdir kim sekiz rûzgâr-ı zorkârdan emîn bir liman-ı vasî‘dir. Ammâ bu liman ağzından taşra sekiz rûzgâr kertesinden mahfûz yerleri ile yigirmi bin adım liman-ı kebîrdir. Ve ağzı sehl lodos cânibine nâzırdır. Ve cümle kadırga ve firkate ve çekeleve ve tartınar ve balkarmata ve kalyeta makûlesi gemiler birer yedek ip ile bağlayup bî-havf u haşyet yatırlar, a‘lâ yatakdır. Eski İskenderiyye tarafından bu limana girmek iktizâ etse alâmeti oldur kim kızıl kızıl Y 326a topraklı yarlar vardır, dahi beş mîl alarkasında alçak alçak kayalar vardır, kıyı ile limana gitmeyüp bir mîl alarka limana girmek gerekdir. Ve bu limanın ağzında lodos cânibinde mukaddemâ tavsîf olunan iç kal‘a burcu topları ile bu liman içre kuş uçurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y325b–Y326a ·
metinde göster ·
… ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı
yarların
sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde y …
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·