… r güzel demir dutar liman-ı azîmi var. Bir mürsel üzre gemiler demir bırakmadan
yatmak
mümkündür.
Evsâf-ı kal‘a-i Vona : Ceneviz frengi binâsıdır. Sene (---) târîhinde Uzun Hasan Azerbaycân pâdişâhiyken Gümüşhâne ve Bayburd ve Canha kal‘aların feth edüp bu Vona kal‘asın dahi feth edüp sene (---) târîhinde Âl-i Selçûkıyân destine girdi, andan sene (---) târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed fethidir. Canik sancağı hükmünde subaşılıkdır. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i müdevver bir kal‘a-i köhnedir. Dizdârı ve neferâtları vardır. Ammâ cebehâne ve neferâtıyla ol kadar ma‘mûr değildir. Cânib-i (---) nâzır (---) kapusu vardır. Serdârı ve yüz elli akçe kadısı vardır. Ol kadar a‘yânı yokdur. Cümle (---) mahalle ve cümle (---) hânedir ve cümle (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve hammâmı ve hânları ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Halkı ekseriyyâ Urum ve Vona. Etrâki meşhûrdur. Ammâ bir güzel demir dutar liman-ı azîmi var. Bir mürsel üzre gemiler demir bırakmadan yatmak mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247b ·
metinde göster ·
… öyle şiddet-i şitâda üç gice eynimizden esbâb [u] zırhlarımız çıkarup râhat ile
yatmak
müyesser olup pâk esbâblar giydik. Ammâ şehrin cânib-i erba‘asında sekbân ve sa …
Bu şehirde üç gün meks edüp Şehsüvâr Paşa sarâyında Defterdârzâde efendimiz mihmân olup Gâzî Beğ ibn Şehsüvâr'ı üç gün okuyup harîmden vâlidesi bir boğça don ve gömlek ihsân eyledi. Ve hamd-i Hudâ böyle şiddet-i şitâda üç gice eynimizden esbâb [u] zırhlarımız çıkarup râhat ile yatmak müyesser olup pâk esbâblar giydik. Ammâ şehrin cânib-i erba‘asında sekbân ve sarıca bayrakları nefîr-i âm havfinden nevbet beklerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 353a ·
metinde göster ·
… er günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda
yatmak
üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp ask …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… a gölleri kenârına ve nehr-i Jitva kenârına ince karavullar gidüp kemîngâhlarda
yatmak
fermân olunup anlar gitmede.
Ve bu ağavâtlardan birer sâ‘at ileri dahi ellişer aded şehbâz ve yarar ve nâmdâr yiğitleri ince karavullar ta‘yîn edüp anlar dahi cânib-i erba‘aya geçit yerlerine ve Patka gölleri kenârına ve nehr-i Jitva kenârına ince karavullar gidüp kemîngâhlarda yatmak fermân olunup anlar gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
… er girse aslâ demir bırakmayup yatırlar. Ve cümle gemilerin başları bağlatmadan
yatmak
mümkindir.
El-hâsıl Karadeniz’in yemîn [ü] yesârın iki kerre devr eylemek müyesser olup bu mahallerde olan limanlar gibi sekiz rûzgârdan emîn liman-ı cây-ı menâslar görmedim. Cümle limanlar sekiz rûzgârdan masûn u mahfûzlardır. Her ne eyyâmda bu limanlara gemiler girse aslâ demir bırakmayup yatırlar. Ve cümle gemilerin başları bağlatmadan yatmak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
… zımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün iki demir üzre bu köyler önünde
yatmak
ma‘kûldür.
Ve cânib-i erba‘ası alçak ovalı ve kenârları yufka ya‘nî sığ sulu yerlerdir ammâ yine a‘lâ demir dutar. Ve bu limanın karşu tarafında karye-i Kadha, karye-i Viçitroz köylerinin önleri yahşi demir dutar deryâdır. Mezkûr köyler karada deryâdan ikişer mîl alarkadır ve Selânik ol köylerden otuz mîl uzakdır. Ammâ ol köylerin önlerine varan gemiler iki taraflarına demir bırakmak lâzımdır, zîrâ köğlerden tarafında deryâ kenârları sığ kumsal denizdir kim gâyet hazer lâzımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün iki demir üzre bu köyler önünde yatmak ma‘kûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
… rfez içinde a‘lâ yataklı gâyet vâsi‘ limandır kim bir uğurdan beş yüz pâre gemi
yatmak
kâbil a‘lâ demir dutar gemilere karârgâh olacak bir cây-ı menâs limandır kim su …
Ammâ limanının ağzı açıkdır. Gün doğusu rûzgârı dokunur bir körfez içinde a‘lâ yataklı gâyet vâsi‘ limandır kim bir uğurdan beş yüz pâre gemi yatmak kâbil a‘lâ demir dutar gemilere karârgâh olacak bir cây-ı menâs limandır kim suları revân bir limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 237b ·
metinde göster ·
… cezîrenin kıblesi tarafında Harâmî limanı derler, a‘lâ liman olup büyük gemiler
yatmak
kâbildir. Ammâ bu Harâmî limanı Aya Mavra burnuna on mîl yer karîbdir kim Lefka …
Ve bir liman dahi bu cezîrenin kıblesi tarafında Harâmî limanı derler, a‘lâ liman olup büyük gemiler yatmak kâbildir. Ammâ bu Harâmî limanı Aya Mavra burnuna on mîl yer karîbdir kim Lefkada adacığı ve Aya Mavra kal‘ası ve Pireveze {kal‘ası} ve Anatolkoz kıyıları cümle görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… da demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde
yatmak
gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfi …
Bu kal‘anın limanı yıldız rû[z]gârı tarafına vâki‘ olup amelî binâ eylemişdir. Yohsa hudâyî liman değildir. Kefere asrında yüz iki yüz pâre gemiler alırmış, ammâ şimdi el-hâlete hâzihi üzre mürûr-ı eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki kulaç olup iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koron kal‘asın liman tarafına dolaşırken sıkandil şakulası ile üç kulaç sudan taşra dolaşalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan suyu alup bî-zahmet yine sandallara girüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… e şitiyeler ve kadırga ve kalyetalar ve mavuna ve kalyetalar lenger-endâht olup
yatmak
mümkindir.
Bu liman-ı cây-ı emân eyle bir pür-emân yerdir kim şarkdan garba tûlu elli mîl olup içine üç bin barçalar ve karavanalar ve galyon ve pinkler ve karaka ve burtunlar ve potaç ve şitiyeler ve kadırga ve kalyetalar ve mavuna ve kalyetalar lenger-endâht olup yatmak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… iki aded limanlar limanların hammâmıdır. Bin pâre gemiler lenger-endâht olmadan
yatmak
kâbildir tâ bu mertebe liman-ı cây-ı amândır.
Bu limanların ağızları cânib-i cenûba nâzır dolamaç kapulu ağızları var, zamân-ı kadîmde bu liman ağızlarına zencîrler çekerlermiş. Hâlâ yerleri zâhir ü bâhirdir. Hâlâ cezîre-i Girid'de bu iki aded limanlar limanların hammâmıdır. Bin pâre gemiler lenger-endâht olmadan yatmak kâbildir tâ bu mertebe liman-ı cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… ir kubbe-i âlîdir. Lâkin harem-i muhterem olmak ile bâbı mesdûddur, içine girüp
yatmak
memnû‘dur. Ve bu kubbenin sütûhu kireç ile pûşîdedir.
Ziyâret-i Cesîmâniyye ya‘nî kabr-i Meryem Ana radıyallâhu anhâ: Haremine on üç kademe taş nerdübân ile enilir. Andan bu haremin şimâlinde kabr-i şerîfi bâbına otuz ayak taş nerdübân ile enilir. Kıbleye nâzır bir bâb-ı kebîrdir ammâ santa ağacındandır. Âsitânesi bir kubbe-i âlîdir. Lâkin harem-i muhterem olmak ile bâbı mesdûddur, içine girüp yatmak memnû‘dur. Ve bu kubbenin sütûhu kireç ile pûşîdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218a ·
metinde göster ·
… yü cihâna bir nâm kodun. Bu ne nâmûsdur kim Mısır Çerkezi keferesi içinde böyle
yatmak
nâmûs mudur? Seninle ahd-i mîsâkımız bu bâzâr üzre olsun kim Mısır fethin bana …
‘Yâ Resûlullâhi, nâmûs-ı Muhammedî, deyü cihâna bir nâm kodun. Bu ne nâmûsdur kim Mısır Çerkezi keferesi içinde böyle yatmak nâmûs mudur? Seninle ahd-i mîsâkımız bu bâzâr üzre olsun kim Mısır fethin bana müyesser eyle, Mısır'ı sana vakf edüp kilâr edeyim, ümmetlerine her sene kisve ve surre ve atıyyeler edeyim, yâ Resûlullâh’ deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp yedi kerre böyle ricâ eyledi. Hemân şebeke-i Resûl dibinde bir kirli palâslı kimesne,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b ·
metinde göster ·