… dâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden
yayanlar
har har soluyarak çıkageldiler.
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
Hemân bizim Yûsuf Kethüdâ'mız ibtidâ "Allâh Allâh" deyüp at bırağınca cümlemiz dal-sâtûr-ı Muhammedî olup aç kurd koyuna sunar gibi ve sunar zağar gibi kâfirin ardına düşünce kâfir gördü kim kendü câniblerinden Türk askeri gelir. Hemân kıranlarındaki yayanları kovmadan ferâgat edüp bizüm üzerimize döndüler. Hemân cümle kâfirle alak bulak olup anlar bizlere, biz anlara bizler sokup kırarken ileri kaçan yayalarımız dahi geri dönüp kâfir iki asker arasında kalup cümle kefere kayalar arasına sepişüp merdâne ve dilîrâne hakkâ ki ey ceng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… laç enli yaya yolları var. Kaçan bu cisir üzre iki araba karşu karşuya geldikde
yayanlar
kenâr yollardan geçüp yine ulu cisre girirler, iki araba yan yana müstevfâ geçe …
Ve bu cisrin yemîn ü yesârında metîn direklerden korkulukları var. Bu korkulukdan taşra iki yanında yayan yürüyecek bir kulaç enli yaya yolları var. Kaçan bu cisir üzre iki araba karşu karşuya geldikde yayanlar kenâr yollardan geçüp yine ulu cisre girirler, iki araba yan yana müstevfâ geçerler, bir püll-i vâsi‘dir kim debdebe-i Rûm ve tantana-i Rûm ve gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm ve dehdehe-i Rûm, ya‘nî gulibeti'r-Rûm askeri bu cisir üzre gece ve gündüz su akar gibi âdem deryâsı akup mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve sâf sâf ve fırka fırka ve gürûh gürûh ve remmâ remmâ ve sürü sürü bu cisir üzre ra‘d-vâr bu kadar kerre yüz bin mahlûk-ı Perverdigâr ubûr ederek cisrin karşu başında kal‘a-i Darda'ya dâhil olup fezâsında meks etdiler. Bu hâk-i pâk artık Mihaç sancağı türâbıdır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… kim "Her kankı sokağa düşman yürüyüş ederse mezkûr zincîrlerden atlı geçemeyüp
yayanları
topların güllelerinden helâk olalar" deyü yoluna hiyel ü şeytanatlı hâzır-bâş k …
Ve bu şehrin her köşe başında karşu karşuya üç dör[d] kat kalın pranka demir zincîrler çekilirmiş, hâlâ yerleri âşikâredir. Ve her köşe başında evlerin birer kemerleri var. Kefere zamânı ol kemerler içinde sokaklara nâzır iri saçma topları âmâde etmiş kim "Her kankı sokağa düşman yürüyüş ederse mezkûr zincîrlerden atlı geçemeyüp yayanları topların güllelerinden helâk olalar" deyü yoluna hiyel ü şeytanatlı hâzır-bâş kal‘a etmiş. Hâlâ her köşede top delikleri zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a ·
metinde göster ·
… küffârın evvel görünen atlıları bizim anların üzerlerine vardığımız görünce ve
yayanlarıyla
bu atlıların aralarına girince hemân bir kerre cümle atlı küffâr "Yajuj ve Yaju …
Çünki küffârın evvel görünen atlıları bizim anların üzerlerine vardığımız görünce ve yayanlarıyla bu atlıların aralarına girince hemân bir kerre cümle atlı küffâr "Yajuj ve Yajuj" deyüp bir kerre alak ve bulak olup bir gûne hücûm-ı hınzîr etdiler kim her biri dendân-ı tîğların hûk-i beyâbânî gibi remh-i sinân-vâr bileyüp gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102a ·
metinde göster ·
ve atlıları tâze cân buldu ve anlar da at arabalarıyla topların çekerek geldi. …
Evvelki kâfirin eğer yayanları ve atlıları tâze cân buldu ve anlar da at arabalarıyla topların çekerek geldi. İmdi ne çâre geceden bî-tâb u bî-mecâl üç sâ‘atdir kim germâ-germ savaş-ı perhâş, deryâ-misâl küffârıyla bir paşa sekiz kerre hov edüp bu kadar kelle ve esîr alup ceng-i azîm eder. Sekiz aded hamlede sekiz âdem gelüp imdâd etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… Nemse atlısı sağında ve Macar atlısı henüz gelmiş dinç kâfirler solunda, cümle
yayanları
topların önlerine alup torompetelerin çalup ayak ayak gelmede.
Hemân "Gâzîler gelin Allâh aşkına şu kâfire bir dahice be-dürüstî dokuşalım, yâ taht ola yâ baht" deyüp cümle guzât bir yere geldik, ammâ küffâr dahi cümle bir yere gelüp yedi kol oldu. Fargaçi Kral ortada Nemse atlısı sağında ve Macar atlısı henüz gelmiş dinç kâfirler solunda, cümle yayanları topların önlerine alup torompetelerin çalup ayak ayak gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
kalup bu kerre birkaç top ile bizim yayanları döğmeğe sataşdılar.
Kâfirler bizi gördüler kim bunlar bir alay yayan âdemlerdir. "Her kaçan olsa bunlar bu sahrâda bizimdir" deyü küffâr-ı hâksâr deyyâr bize bakmayup Firârî tahallus eden askerlerimiz kovarak ölüleri 104a dirilerine binerek gitdiler, ammâ küffârın yayanları kalup bu kerre birkaç top ile bizim yayanları döğmeğe sataşdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b–104a ·
metinde göster ·
… e binerek gitdiler, ammâ küffârın yayanları kalup bu kerre birkaç top ile bizim
yayanları
döğmeğe sataşdılar.
Kâfirler bizi gördüler kim bunlar bir alay yayan âdemlerdir. "Her kaçan olsa bunlar bu sahrâda bizimdir" deyü küffâr-ı hâksâr deyyâr bize bakmayup Firârî tahallus eden askerlerimiz kovarak ölüleri 104a dirilerine binerek gitdiler, ammâ küffârın yayanları kalup bu kerre birkaç top ile bizim yayanları döğmeğe sataşdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b–104a ·
metinde göster ·
cümle yedi kat olup arka arkaya verüp kâfirin piyâdesiyle kurşumlaşmağa başladı …
Hemân fakîr yayanlarımız cümle yedi kat olup arka arkaya verüp kâfirin piyâdesiyle kurşumlaşmağa başladılar. Biz dahi cümle dörd yüz kadar atlı ancak kaldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… ndi cünûd-ı cünüblerinin cân havliyle firâr etdiklerin görünce hemân anlar dahi
yayanlarımızı
bırağup bir kerre yan verüp firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp dağlara ve bâğl …
Küffâr bu kâr [u] evgârı görüp Türk askeri henüz boşandı, hemân cemî‘i bâr [u] büngâhı ve hayme vü hargâhı ve cebehânesi ve topları ve hınto arabaların bırağup anlar dahi bizim gibi kaçmağa yüz dutup bunların ardınca âdem bahri temevvüc ve talattum ederek kova kova ve kıra kıra mukaddemâ ale's-seher ceng etdiğimiz mahalle vardıkda gördük, bizim bırakdığımız piyâdelerimizi küffâr piyâdesi yine ortaya almış, kırmak sadedinde iken piyâde küffâr bizim asâkir-i İslâm'ın geldiğin ve kendi cünûd-ı cünüblerinin cân havliyle firâr etdiklerin görünce hemân anlar dahi yayanlarımızı bırağup bir kerre yan verüp firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp dağlara ve bâğlara yüz tutup firâr edüp piyâdelerimize Hazret-i Hızır gibi yetişüp halâs etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104b ·
metinde göster ·
… Lak dağı dibinde kalup meğer mel‘ûn Fargaçi la‘în altı bin kadar güzîde atlı ve
yayanlar
ile mahall-i inhizâmda sarp dağlara girüp kemîngâhlarda pinhân olmuş.
Ammâ asâkir-i İslâm kol kol birer cânibe mâl-ı ganâ’ime pârekende ve perîşân olıcak Fargaçi nâm kralın cümle mâl-ı hazâ’ini ve cümle cebehânesi ve bârhânesi ve topları Lak dağı dibinde kalup meğer mel‘ûn Fargaçi la‘în altı bin kadar güzîde atlı ve yayanlar ile mahall-i inhizâmda sarp dağlara girüp kemîngâhlarda pinhân olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105b ·
metinde göster ·
… l‘adan bin mikdârı küffâr Üstürgon kırkınından ibret almayup kal‘adan atlısı ve
yayanları
yeniçeriler üzre çıkup bir şemme elbeşte cengi edüp niçe kâfirler dahi kırılup …
Hemân bu mahalde kal‘adan bin mikdârı küffâr Üstürgon kırkınından ibret almayup kal‘adan atlısı ve yayanları yeniçeriler üzre çıkup bir şemme elbeşte cengi edüp niçe kâfirler dahi kırılup bir mu‘attal deyre girüp kemîngâh-ı penâgâh edinüp bâğa bâğçelere giden guzâta şergil olmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
… n Uskok kâfirlerinin Kotur'a firâr edecekleri derelere pusular koyup ve atlı ve
yayanlarımızla
dağlara çıkup ceng mahalli boğazı üzre havâleye çıkup aşağıdaki kâfirlere bir y …
Der-akab bin aded gâzîler ile ol gün ılgarup hapahap Venedikli Uskok kâfirleri ile germâ-germ cengde iken yetişüp aslâ meydân-ı ma‘reke boğazına varmayup hemân Uskok kâfirlerinin Kotur'a firâr edecekleri derelere pusular koyup ve atlı ve yayanlarımızla dağlara çıkup ceng mahalli boğazı üzre havâleye çıkup aşağıdaki kâfirlere bir yaylım kurşumu serpüp tarfetü'l-ayn içre üç yüzden mütecâviz küffâr kurşum zahmından serpilüp cân ber-cehennem gitdiklerinde hemân Uskok kâfirleri hazîneden geçüp cân bâzârına düşüp gerü Kotur'a cân havliyle firâr ederken hemân bizim 160a mukaddemâ pusuda koduğumuz guzât-ı müslimîn Allâh deyüp kâfire hücûm edüp cenâhân ceng-i germâ-germde iken bizler dahi gerüden yetişüp cümle küffârları ortaya alup topa dutulmuş maymuna, okla urulmuş hınzîra döndürüp ân-ı sâ‘atde üç yüz kâfir dahi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp kelleleri galtân olup bakıyyetü's-süyûflarından azı dağları penâh edinüp firâr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup anda defn etdik. Ve elli nefer kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ede ede ellisi mürd olup ol mahalde anları da meşad etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b–160a ·
metinde göster ·
… er edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî
yayanlardır
.
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… ahrâya doğru yan verince küffâr bî-haber bizi kovarak sahrâya çıkup atlıları ve
yayanları
bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda cümlemiz bir kerre "Dönek kaytavul" deyü kâfir üzre …
Ve kal‘ada olan 4a küffârlar bu vâveylâyı işidüp niçe yüz aded toplar atmağa başlayup hemân kal‘adan küffâr hınzîr gibi çıkup cümlesi bize hücûm edüp biz dahi bir elbeşti kadarca ceng edüp ba‘dehu sahrâya doğru yan verince küffâr bî-haber bizi kovarak sahrâya çıkup atlıları ve yayanları bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda cümlemiz bir kerre "Dönek kaytavul" deyü kâfir üzre dönüp der-akab bu sahrâ-yı vâsi‘de küffârı ortaya alup ân-ı vâhidde cümlesin tu‘ma-i şemşîr edüp bakıyyetü's-seyfleri kal‘alarına firâr ederlerken bizler dahi akîblerince kal‘aya girüp hamd-i Hudâ bir âsân vech ile kal‘a zabt olunup kal‘a kapuların sedd edüp kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî bu kal‘a içinde meks edüp meymene vü meysereyi bî-bâk ü bî-pervâ vilâyet sâhibi gibi cümle kâfir karılarına ve kızlarına ta‘âmlar pişirdüp ba‘de't-ta‘âm bu şehr-i azîmden ol kadar sîm âvân ve ol kadar şem‘dân ve buhûrdân ve ol kadar akmişe-i fâhire ve ol kadar elbise-i nâdireler ve ol kadar kemyâb makûlesi cevâhir-i zî-kıymetler ve cemî‘i düyûr-ı gamâmelerden ol kadar mücevher putları ve zeheb-i hâlisden salîbeler ve yedi yüz aded hemân bıtrîk ve kıssîs ve ruhbânlar esîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b–4a ·
metinde göster ·
… ım" deyü haberleşdik. Çünki bu hâlde iken bizim çarha ve anların çarkacılarının
yayanları
bir yaylım kurşum atınca küffârın atlıları dal sırık olup çarha çarhaya girişüp …
Ammâ hamd-i Hudâ bizim asker ve anların leşkeri bir seyrek ağaçlık ve düzlük içindeyiz, "Atlarımız işler" deyü havf ü haşyet çekmedik, ammâ "Pusuları vardır, gâzîler kâfiri komayalım" deyü haberleşdik. Çünki bu hâlde iken bizim çarha ve anların çarkacılarının yayanları bir yaylım kurşum atınca küffârın atlıları dal sırık olup çarha çarhaya girişüp bizim çarha cengi dayayup bize gelmeğe yüz dutdular. Derhâl hemân cümle küffâr domuz topu olup bize çatdılar. Hemân hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8a ·
metinde göster ·