… ayaksız görür ve ba‘zı mûmların şu‘lesinden niçe bin âdemler sarı ve kırmızı ve
yeşil ve
alaca yüzlü âdemler görünüp cümle temâşâcılara havf u haşyet hâsıl olup ba‘zı f …
Ammâ kârhâne-i şem‘-i asel-i sultânî birdir. Odunkapusu'nun iç yüzünde Kundakcılar içre azîm kârhânedir, ağası ve emîni ve yüz aded neferâtları var. Cümle selâtîn câmi‘lerine ve sultânlara ve Sarây-ı Atîk'e ve Sarây-ı Cedîd'e ve sarây-ı vüzerâ ve a‘yân-ı kibâra şem‘-i asel-i kâfûr-i ahsedî bu mîrî kârhânede hâsıl olur. Ammâ sâ’ir mûm yağı kârhânelerinin ehl-i hırefleri arabalar üzre dükkânların niçe bin deste münakkaş mûmlar ile zeyn edüp ve niçe münakkaş fânûslarda mûmlar yakup ve niçe sırıklar üzre yağ mûmları donadup ve alayları içinde 168a direk kadar münakkaş ve mutallâ bal mûmları yakup arabalar üzre niçe bin gûne yel mûmları ve fişek mûmları ve Ebû Alî mûmları yakarlar kim ba‘zı âdem kendüyi başsız görür ve ba‘zısı elsiz ayaksız görür ve ba‘zı mûmların şu‘lesinden niçe bin âdemler sarı ve kırmızı ve yeşil ve alaca yüzlü âdemler görünüp cümle temâşâcılara havf u haşyet hâsıl olup ba‘zı fişek mûmları yandıkca mûm içinde olan fişekler âmedâne top gibi çatlayup halka bir vehm târî olur. Zindânkapusu'ndan taşra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b–168a ·
metinde göster ·
… fın ihtiyârlarının kaba sakallılarının bakır râyihasından cengârî ve kibritî ve
yeşil ve
mâvî sakalları vardır. Bunlardan sonra kazancıbaşı ve çarkcıbaşı at başı berâbe …
Bunlardan sonra kazancıbaşının güzîde askerlerinin omuzlarında niçe bin yelteme ve sayalma ve yassılama ve danlama bâm isimli çekiçler ile ubûr ederken yollarda bir tomruğu meydân-ı mahabbete koyup on dör[d] ve on altı kişi usûl-ı âheng ile ol tomruğa çekiçler çalup arz-ı mahâret ederek ubûr edüp gûnâ-gûn kazancı şakaları ederler. Ammâ bu esnâfın ihtiyârlarının kaba sakallılarının bakır râyihasından cengârî ve kibritî ve yeşil ve mâvî sakalları vardır. Bunlardan sonra kazancıbaşı ve çarkcıbaşı at başı berâber olup ardları sıra Kastamonu ve Bakır Küresi ve Taşköprülü Türk dilbercikleri iç oğlanları pâyesiyle ubûr ederler. Zîrâ bu kazancılar cümle Kastamonuludur. Ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185b ·
metinde göster ·
kırmızı ve kibritî sakalları olup tırnakları siyâh olur. Hind diyârında tîz-âb …
Böyle bir tîz-âbdır kim râyihasından Yahûdîler yeşil ve kırmızı ve kibritî sakalları olup tırnakları siyâh olur. Hind diyârında tîz-âb ile dişlerin boyayup yeşil ve kırmızı ve sarı ve kırmızı dişleri olup otuz iki gûne dişli âdem çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… akalları olup tırnakları siyâh olur. Hind diyârında tîz-âb ile dişlerin boyayup
yeşil ve
kırmızı ve sarı ve kırmızı dişleri olup otuz iki gûne dişli âdem çokdur.
Böyle bir tîz-âbdır kim râyihasından Yahûdîler yeşil ve kırmızı ve kibritî sakalları olup tırnakları siyâh olur. Hind diyârında tîz-âb ile dişlerin boyayup yeşil ve kırmızı ve sarı ve kırmızı dişleri olup otuz iki gûne dişli âdem çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… bend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve
yeşil ve
kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üz …
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… bin beş yüz yeniçeriyânı zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene müstağrak cümle
yeşil ve
al ve güvezi kırmızî muhattemli benâm ve güzîde şehbâz yiğitler ellerinde on ye …
Bu a‘yân [u] kibâr cümle kat-ender-kat selâma durup andan Şâm'ın bin beş yüz yeniçeriyânı zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene müstağrak cümle yeşil ve al ve güvezi kırmızî muhattemli benâm ve güzîde şehbâz yiğitler ellerinde on yedişer boğum kantar sırığı kargı ve yalmanı demirli ve çiğinni Haleb kalkanlı tüvânâ ve şecî‘ ve nâmdâr beğlerin her birisinin altlarında her ayağı biner guruşa fülân ibn fülân sâfinâtü'l-ciyâd misilli mühre kısraklar üzre sâde Şâm başlığı raht ve Şâm-vârî eğerler ve Şâm rikâbları ve Şâm diğdikleri ve tutmir-i şukka-bend cerîd bûrîdeli ve zelpûşlu ve at sineklikli harîr urma sırmalı şebekeleri ile altı pâre yancıklı ve Şâm süvâr hotoslu ve küheylân at ve kısraklar üzre selâma durup yedi akçe ulûfeye mutasarrıf yeniçerilerin ensesinde ekalli mâ yekûn beşer onar ve kırkar ve ellişler kâkül perîşân iki karış enli gümüş kuşaklı eli sırıklı Gürcî ve Abaza ve Çerkes gulâmlı yeniçeriler kat-ender-kat selâma durup andan Kapukulu yeniçeri serdârı ve kapukulu sipâh kethüdâyeri başka selâma durup başka alay-ı azîm etdiler. Paşa-yı zî-şân dahi azamet ü kerr u ferr u dârât ile Rüstem ve Efrâsiyâb-vâr atına süvâr olup ibtidâ dört yüz sadaklı ve savatlı pâk u müsellah ve mükemmel koşkol ve ağırmak ve kızakdaş alaşaları ile at başı beraber ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… râz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve
yeşil ve
beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline …
Hakîr eyitdim: "Ayâ bu hây hûy şakâ-yı bî-ma‘nî ve şütür-kürbe-i bî-mezâk-ı mâlâ-ya‘nî ne ola?" deyü ileri vardım. Manzara-i ibret-nümâ-yı garîb, bir hey’et-i garîb ü acîb ve kerîhü'l-manzar bir Kürd âdemi başında usfûr âşiyânı olacak mertebe dırâz[en] dırâz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ öbür adımın âhirete atmak ister. Ağzının salyaları çeşme-sâr gibi ağar ve gözünün aslâ ve kat‘â feri kalmamış, çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûyâ bu herîf ü zarîf gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık eder. Anınçün cümle halk buna hande eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
… ve gül-i şeftalü ve âsumânî ve ebrî ve gülgûnîsi ve kırmızısı ve âlü'l-alisi ve
yeşil ve
turuncî ve meneviş sahtiyânları olur kim gûyâ Hıtâyî ve Ahmed-âbâdî kâğız gibi …
Ve bir memdûh-ı kârı dahi debbâğlardır kim diyâr-ı Rûm'da Edirne'nin kırmızı sahtiyânı ve yine Rûm'da Öziçe mor sahtiyânı ve Anadolu'da Konya ve Kayseriyye'nin sarı sahtiyânları meşhûr-ı âfâk iken bu şehr-i Bitlîs'in sarı sahtiyânı ve gül-i pembe ve gül-i şeftalü ve âsumânî ve ebrî ve gülgûnîsi ve kırmızısı ve âlü'l-alisi ve yeşil ve turuncî ve meneviş sahtiyânları olur kim gûyâ Hıtâyî ve Ahmed-âbâdî kâğız gibi mücellâ ve danedâr sahtiyânları olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hatta ba‘zı tüccârlar ve âyende vü revendegân kübbâr-ı a‘yânlar diyâr diyâr teberrüken götürüp kitâblara ve Kelâmullahlara cild ederler kim içinde âyetün min âyâtillah olur. Ammâ aceb hikmetdir kim yine kelb necisiyle dibâğat olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… kes yiğitleri ki cümle cebe vü cevşene gark olup başlarında serpenâh üzre al ve
yeşil ve
kırmızı ve sarı ve elvân mukaddemlerin sarup taylesân-ı Muhammedîlerin sarkıdup …
Ve yigirmi iki mertebe sâhibi iç ağaları ve gayrı dörd yüz aded iç gulâmları ki her biri Gürcî ve çoğu Abaza ve Çerkes yiğitleri ki cümle cebe vü cevşene gark olup başlarında serpenâh üzre al ve yeşil ve kırmızı ve sarı ve elvân mukaddemlerin sarup taylesân-ı Muhammedîlerin sarkıdup ellerinde gümüş sarıklı ve sağrı kaplı hıştları ve küheylân atları gümüş altun pullu yancıklara ve bahrî hotoslara müstağrak olup ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
… tâb-ı âlemtâb pertev urdukça kayalarının ba‘zı yerleri la‘lî ve mâvî ve sarı ve
yeşil ve
kebûdî ve ebrî nakş-ı bukalemun görünür.
Cemî‘i müverrihân-ı Acem içre kal‘a-i Van'a Kızıl Arslan derler. Zîrâ cümle kayaları surh-endâm kızıl kana müstağrak esed-hey’et bir kal‘a-i pür-salâbetdir. Sahrâ-i bâlâsına âfitâb-ı âlemtâb pertev urdukça kayalarının ba‘zı yerleri la‘lî ve mâvî ve sarı ve yeşil ve kebûdî ve ebrî nakş-ı bukalemun görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
… rşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve
yeşil ve
sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l …
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… zurzuvile kalaklı tâc ve ayaklarında keçe çakşır ve yeşil don ve alaca câme ve
yeşil ve
cengârî ve turuncî sağrı pâbuc giyerler.
Sitâyiş-i kabâ-yı merdân: Cümle halkı alaca kalemkârî çıt giyüp başlarında alaca serbend ve zurzuvile kalaklı tâc ve ayaklarında keçe çakşır ve yeşil don ve alaca câme ve yeşil ve cengârî ve turuncî sağrı pâbuc giyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… ri buhayreye nâzırdır ve yüzden mütecâviz kat-ender-kat sâfî kırmızı ve sarı ve
yeşil ve
beyâz ve mâvi sırça kiremitli iç oğlanlarının hücreleri ve kilâr ve matbah ve s …
Bir sarây-ı âlîdir kim her gelen beğ bir âsâr binâ ederek kat-ender-kat olmuşdur, ammâ ziyâde amâr eden hâlâ Yedikulle'de mahpûs olup hâlâ İstifan Beğ'in babası Lipul Beğ, ya‘nî Kurd Beğ mâl-ı Karûn harc edüp kasr-ı âlîler ve kasr-ı tahtânîler ve hammâm ve havuz u şazrevânlar ve dîvânhâneler inşâ etdirmiş kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Arnavud keferesi bir sâhib-i tab‘ Lipul'dur. Cümle revzenleri ve şâhnişînleri göle nâzırdır kim bu sarâyın etrâfı kal‘a-misâl şeddadî dîvârlı şekl-i müdevver taş binâ bir sûr-ı ra‘nâ gibidir. Cânib [u] etrâfında handakı ve semt-i şimâle nâzır bir demir kapusu önünde beş altı yüz tüfeng-endâz bevvâbân-ı dîdebân tarabansları âmâde durup gece gayrı dîdebânlar gelir. Ve bu sarây içinde üç yüz aded tarabans odaları, ya‘nî yayan yeniçeri odaları vardır. Ve bir azîm dîvânhânesi var. Beş bin âdem alup cümle pençereleri buhayreye nâzırdır ve yüzden mütecâviz kat-ender-kat sâfî kırmızı ve sarı ve yeşil ve beyâz ve mâvi sırça kiremitli iç oğlanlarının hücreleri ve kilâr ve matbah ve sarrâchâneler ve bistiyarhâneler, ya‘nî defterdâr oturacak yerler ile ârâste ve sarây meydânıyla pîrâste olmuş bir kal‘a-misâl sarây-ı şîrînkârdır ve bu sarây önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
… idüp ale's-sabâh pür-silâh yüz bin harbe ve tüfengli atlı ve yaya küffâr semmûr
yeşil ve
kırmızı kalpak geyerler Fireng şapkası geymezler. Erganon ve torompete ve nâkûs …
"Geleli üç gün oldu. Birkaç gün dahi oturup zevk eyle. Sabâhın ava gidelim. Av da bir seyr u temâşâdır" deyüp bizi alıkoyup ale's-sabâh yetmiş aded arabalar ile toplar gidüp ale's-sabâh pür-silâh yüz bin harbe ve tüfengli atlı ve yaya küffâr semmûr yeşil ve kırmızı kalpak geyerler Fireng şapkası geymezler. Erganon ve torompete ve nâkûsların çalarak o şehr-i Ligradçık'dan taşra çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… a çakır gözlü sığırlar bir vilâyetde yokdur kim boynuzları birer kulaç ablak ve
yeşil ve
sarı ve kırmızı ve mavi kırbentleri(?) olur kim ta‘bir ü tavsîfden müberrâdır.
Ve bu vilâyetin âb [u] hevâsı letâfetinden memdûhâtının meşhûru fîl-i Mengerusî kadar alaca çakır gözlü sığırlar bir vilâyetde yokdur kim boynuzları birer kulaç ablak ve yeşil ve sarı ve kırmızı ve mavi kırbentleri(?) olur kim ta‘bir ü tavsîfden müberrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
… e vü acîbe oldur kim bir salkım tutsa(?) da yigirmi iki envâ‘ rengâreng dânedâr
yeşil ve
kırmızı ve sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda b …
Bu harem içre ecnâs-ı eşcârât-ı müsmirâtlar ile eyle tezyîn olmuşdur kim Sübhanü'l-Hâllâkü'l-bâkî, hattâ bir dıraht-ı engür var niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihârân bu deyre gelüp mihmân oldukda felâhatnâme-i bâğbân kavilleri üzre bu üzüm ağacına niçe bin aşlamalar eyleyüp niçe bin elvân salkım engür-i âbdârlar hâsıl olur. Ammâ hikmet-i sun‘-i garîbe vü acîbe oldur kim bir salkım tutsa(?) da yigirmi iki envâ‘ rengâreng dânedâr yeşil ve kırmızı ve sarı ve beyâz ve siyâh dâneler olduğundan mâ‘adâ yine bir salkımda barmak üzümü ve tilki kuyruğu ve hore ve misket ve ham ve keşmekeş ve düzenli(?) ve zeynî ve razakı ve beğlerce ve hüsâmî ve kudsî dâneleri bir salkımda olur hikmet-i Sannâ‘-ı lem-yezeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
kırmızı ve gûnâ-gûn çukadan semmûr ve zerdeva postu kaplı kalpak geyüp gûnâ-gûn …
Bunlar dahi gayri kavm-i Macar gibi yeşil ve kırmızı ve gûnâ-gûn çukadan semmûr ve zerdeva postu kaplı kalpak geyüp gûnâ-gûn çukadan dolamalarının yenleri ve göğüsleri altına gümüş düğmelidir ve çakşırları ve kutmenleri cümle çuka-i rengârengdir ve pâbuçları sarı ve kırmızı kubâdî serhadli pâbucudur. Ve kuşakları cümle harîr zünnâr teybend kuşakdır. Ve bu Macar tâ’ifesi pür-silâh atlı dörder ve beşer tüfengli yarar katanalardır. Bu sipâhları ekseriyyâ güderi dolama ve güderi çakşır geyerler, ammâ avretleri cümle harîr rokla ve gûnâ-gûn fisdân geyüp kızları geysûların ve zenânelerinin başlarında elvân harîr arakıyyeler üzre gûnâ-gûn incü ve la‘l [ü] yâkûtlu istifanlar ile müzeyyen ve dûşîze ve kâlim zenân-ı sâhib-isyânlardır. Bunlar dahi sarı ve turuncî sahtiyandan elvân kubâdî pâbuçlar geyüp gezerler. Cemî‘i Erdelistân keferelerinin ve zenânelerinin esvâbları böyledir. Nemse ve Fireng gibi Eflâtûniyye kara şapkalı değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19a ·
metinde göster ·
Ba‘zı sarâyın damları sarı pirinç ve niçesi kalaylı teneke ve
yeşil ve
kırmızı ve sarı ve yeşil ve la‘lî gûnâ-gûn kiremitler ile mestûr hâne-i ma‘mûrl …
Ba‘zı sarâyın damları sarı pirinç ve niçesi kalaylı teneke ve yeşil ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve la‘lî gûnâ-gûn kiremitler ile mestûr hâne-i ma‘mûrlar idi. Ve ocaklarının cümlesi sobalıdır ve bacalarının ağızları cümle ejder ağzı tasvîrinde serâmed bacalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… yın damları sarı pirinç ve niçesi kalaylı teneke ve yeşil ve kırmızı ve sarı ve
yeşil ve
la‘lî gûnâ-gûn kiremitler ile mestûr hâne-i ma‘mûrlar idi. Ve ocaklarının cümle …
Ba‘zı sarâyın damları sarı pirinç ve niçesi kalaylı teneke ve yeşil ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve la‘lî gûnâ-gûn kiremitler ile mestûr hâne-i ma‘mûrlar idi. Ve ocaklarının cümlesi sobalıdır ve bacalarının ağızları cümle ejder ağzı tasvîrinde serâmed bacalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… menhûslar var. Her biri birer gûne hendese üzre tarh olunmuş serâpâ kırmızı ve
yeşil ve
sarı ve mâğî ve beyâz tarhalı kiremitler ile dam u bâmları mestûr sarây-ı ma‘mû …
Ve derûn-ı hisârda cümle on bin aded odalardır, zîrâ her sarâyda beşer onar aded tahtânî ve fevkânî nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hâne-i menhûslar var. Her biri birer gûne hendese üzre tarh olunmuş serâpâ kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâğî ve beyâz tarhalı kiremitler ile dam u bâmları mestûr sarây-ı ma‘mûrlar vardı[r] ve niçe bin büyûtları şindire tahta örtülü evlerdir. Gûnâ-gûn billûr ve necef ve moran câm-ı münevverleriyle revzenleri ve şâhnişîn ve maksûreleri müzeyyen şehirdir. Ve cümle evleri biri biri üzre kat-ender-kat havâleli câ-be-câ bâğçeli büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… kaddi altun yaldızlı haçları var ve her kenîselerin dam u bâmları üzre sarı ve
yeşil ve
kırmızı ve mâvî fağ[f]ûr-ı çînî kiremitler ile bir gûne hemvâr kiremitler örtmü …
Gümüş deyenekli on aded birov hâkimleri var. Anlardan su’âl etdim. Bu şehr-i mu‘azzam kâmil yetmiş aded papaslıkdır, ya‘nî yetmiş mahalledir ve cümle yetmiş aded kenîselerdir ve cümle on yedi aded manastırlardır kim her biri hisâr-ı kavîlere mânend düyûrlardır. Ve her birinde kırkar ve ellişer bıtrîk ve kıssîsleri var ve her birinin yedişer sekizer kat eflâke ser çekmiş çanlık kulleleri var kim nâkûslarının sadâları birer merhale yerde istimâ‘ olunup her kullenin zirve-i a‘lâsında âdem kaddi altun yaldızlı haçları var ve her kenîselerin dam u bâmları üzre sarı ve yeşil ve kırmızı ve mâvî fağ[f]ûr-ı çînî kiremitler ile bir gûne hemvâr kiremitler örtmüşler kim gûyâ sihr-i mübîn etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… ünde kısa çuka esvâb geyüp başlarında yelken sâlihli ve porçavi ve şeb-külâh ve
yeşil ve
kırmızı semmûr kalpak ve kopçalı çakşır ve güderi dolama geyerler, ammâ a‘yân-ı …
Der-kıyâfet-i kabâ-yı eşkâl-i merd-i meydân: Cümle halkının esbâbları Arapça fehvâsınca dizleri gözünde kısa çuka esvâb geyüp başlarında yelken sâlihli ve porçavi ve şeb-külâh ve yeşil ve kırmızı semmûr kalpak ve kopçalı çakşır ve güderi dolama geyerler, ammâ a‘yân-ı kibârları semmûr ve atlas ve sarık geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… başlarında Eflâtûniyye şapkaları sâ’ir Fireng gibi siyâh değildir. Sarı ve mâvî
yeşil ve
kırmızı gûnâ-gûn şapkaları üzre turna telleri ve devekuşu telleri takarlar.
Cümle siyâh rokla geyüp başlarında Eflâtûniyye şapkaları sâ’ir Fireng gibi siyâh değildir. Sarı ve mâvî yeşil ve kırmızı gûnâ-gûn şapkaları üzre turna telleri ve devekuşu telleri takarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… câme-i nisvân: Ekseriyyâ zenâneleri siyâh ferâceleri cümle boğasıdandır, al ve
yeşil ve
kırmızı çuka ferâce geymezler. Ve cümle gâyet mü’eddebe gezerler, ammâ çârsû-yı …
Der-kıyâfet-i câme-i nisvân: Ekseriyyâ zenâneleri siyâh ferâceleri cümle boğasıdandır, al ve yeşil ve kırmızı çuka ferâce geymezler. Ve cümle gâyet mü’eddebe gezerler, ammâ çârsû-yı bâzâra girmezler, aybdır. Cümle Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde sâliha havâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a ·
metinde göster ·
… ıra bayraklar ve iskemleler ve niçe gûne eşkâl-i garîbe ve acîbeleri kırmızı ve
yeşil ve
sarı ve mâvî ve siyâh taşlar ile kal‘a dîvârı yüzüne gûnâ-gûn sûretler etmiş ki …
Ve kal‘ası nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ-yı garrâdır ve gâyetü'l-gâye Akkirmân kal‘ası handakı gibi bunun dahi câh-ı gayyâdan nişân verir amîk handakı vardır. Ve cümle der-i dîvârlarının yüzünde olan yonma mücellâ taşları üstâd-ı mi‘mâr-ı bennâ-yı selef gûnâ-gûn tasarruflar ihtirâ‘ edüp gûnâ-gûn taşları birer san‘at ile dîvâra koyup taşdan bayraklar ve haçlar ve sûretler ve filandıra bayraklar ve iskemleler ve niçe gûne eşkâl-i garîbe ve acîbeleri kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâvî ve siyâh taşlar ile kal‘a dîvârı yüzüne gûnâ-gûn sûretler etmiş kim cemî‘i kâfiristânda yokdur illâ Arabistân'da 33b Hamâ ve Hımıs kal‘asının dîvârı yüzlerinde siyâh taş ile hüsn-i hat yazılar vardır kim bu dahi Hamâ ve Hımıs kal‘asına mahsûs bir kâr-ı ibret-nümûndur, ammâ bu mezkûr Vukin kal‘ası dahi ziyâde musanna‘ binâ olup dâ’iren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33a–33b ·
metinde göster ·
… ler. Ve gülün hilkati kırmızı ve beyâz ve sarı olmakdır, ammâ bu bâğ-ı Merâm'da
yeşil ve
mâvî ve al ve ebrî ve ablak ve la‘lî ve haşhâşî ve niçe gûne güller var kim rây …
Bu bâğ-ı hıyâbânın içinde cemî‘i sokakları gûnâ-gûn nakş-ı âhar tarh olunmuşdur ve her şâhrâhı birer gûne nakş-ı bûkalemûn kuş gözü gibi hurde zî-kıymet taşlar ile döşenmiş gûyâ Hind füsûskârîsi gibi ruhâm-ı ibret-nümûn kaldırım döşelidir. Ve her tarhındaki tahta add olunan tarlalarında birer gûne şükûfeler var kim Âl-i Osmân diyârında ve Arab u Acem'de ve Leh u Çeh u Maskov diyârlarında eyle şükûfeler yokdur. Hatta kırk altı gûne mutabbak verd-i handân gül hedâyâ getirdiler. Ve gülün hilkati kırmızı ve beyâz ve sarı olmakdır, ammâ bu bâğ-ı Merâm'da yeşil ve mâvî ve al ve ebrî ve ablak ve la‘lî ve haşhâşî ve niçe gûne güller var kim râyiha-i tayyibesi âdemün demâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… ki temâşâ eden âdemlerin kimi başlı ve kimisi başsız ve kimi sarı ve kırmızı ve
yeşil ve
kara çehreli âdemler olup ba‘zı âdem havfinden kendüyi başsız zann edüp başını …
İbret-i diğer: Yine gece ile bâğbânların ihtiyâr kefereleri kenâre-i havzda neft ve katrân şekilli bed râyihalı şeyler yakup su içinden başlı ve başsız âdem ve âdem leşleri zâhir olup havz suyu cûş u hurûşa gelüp yine teskîn olurdu. Mezkûr âteşler üzre bâğbânlar bir gûne daru gibi ve burçak ve nohud ve bakla gibi hubûbâtları âteş üzre dökünce havz kenârındaki temâşâ eden âdemlerin kimi başlı ve kimisi başsız ve kimi sarı ve kırmızı ve yeşil ve kara çehreli âdemler olup ba‘zı âdem havfinden kendüyi başsız zann edüp başını yoklar. Hattâ paşa imâmının bir oğlanı kendüyi başsız görüp kendüyi havza atup gark olayazdı. Bâğbânlar çıkarup gulâmı halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53a ·
metinde göster ·
… tâkleri kenârlarındaki zıhlarında gûnâ-gûn umk-ı mancûklar ve beyâz ve siyâh ve
yeşil ve
ahmer-gûn ve gayri ahcâr-ı zî-kıymet-i ibret-nümûn ile zeyn olup her seng-i cev …
Ve cümle rûy-ı dîvârı ve sağîr u kebîr kıbâbları ve enderûn [u] bîrûnunda envâ‘ı füsûs-ı mukavvim-i mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve her kubbe-i nîlgûnında ve cümle der-i dîvârında ve gayri tâkleri kenârlarındaki zıhlarında gûnâ-gûn umk-ı mancûklar ve beyâz ve siyâh ve yeşil ve ahmer-gûn ve gayri ahcâr-ı zî-kıymet-i ibret-nümûn ile zeyn olup her seng-i cevâhir birer gûne fer verüp bu deyre hüsün vermiş. Ve kıblesi olan tarafında la‘l u yâkût ve zeberced ve seylân ve fîrûze-i Neşâbûrî ve akîk-i Yemenî ve aynü'l-hirr ve aynü'l-hurr ve aynü's-semek ve sarı yâkût ve gök yâkût ve kehribâ ve sadef ve Habeş lü’lüsü misilli gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymet ile inşâ olunmuş dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… sâ’ir kefereler gibi siyâh Eflâtûniyye şapkası var. Ba‘zı zamân yine ol cirmde
yeşil ve
kırmızı ve sarı ve mâvî keçeden gûnâ-gûn şapka geyer, ammâ üstünde cevâhirli so …
Evvelâ başında sâ’ir kefereler gibi siyâh Eflâtûniyye şapkası var. Ba‘zı zamân yine ol cirmde yeşil ve kırmızı ve sarı ve mâvî keçeden gûnâ-gûn şapka geyer, ammâ üstünde cevâhirli sorguç libâslar vardır. Ve şapka etrâfında fındıkdan iri beyâz dürr-i yetîm incüler vardır ve püskülleri cümle incüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
sarı ve kırmızı bayrakları sırıklar üzre kefere ellerine alup cümle sancağ u ba …
Ve iki bin kadar yeşil ve sarı ve kırmızı bayrakları sırıklar üzre kefere ellerine alup cümle sancağ u bayrakları baş aşağı edüp güzer etdiler, ammâ esîrleri pinhân edüp meydânda yok idi. Meğer ziyâfetde kral vezîrinin verdiği esîrler bu gelen esîrlerden idi. Ve iki aded top-ı şâhî ve bu kadar kılıç ve gaddâra ve tîrkeş ve kalkan ve zırh u zereh-külâh ve bu kadar iri gümüş aşçı bıçakların cümle arabalara zeyn edüp bir alay-ı musîbet ile ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle asker-i İslâma rağmen ferahşâd olup garrâlanarak ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… e kırup içinden üç gûne su çıkar kim birbirlerine karışmamış, biri sarı ve biri
yeşil ve
biri kibrîtî renkli sular. Hemân sâ‘at bu kumkumaları kıran âdemleri ısıtma dut …
Der-fasl-ı hevâ-yı hûb-ı câvidâ[n]: Mehemmed Geray Hân hazretleri bu kal‘a taşrasına handak kazdırırken handak yerinde bir büyük tuç kumkuma bulurlar. Bu kumkumayı bir hâl ile kırup içinden üç gûne su çıkar kim birbirlerine karışmamış, biri sarı ve biri yeşil ve biri kibrîtî renkli sular. Hemân sâ‘at bu kumkumaları kıran âdemleri ısıtma dutar ve birini tâ‘ûn urur ve biri sinekden helâk olur. "Ol günden berü şehrimizin hevâsı bed olup halkı tâ‘ûn da urmağa başladı ve çârsû-yı bâzârda kara sinek dahi çok görünür oldu" deyü ahâlî-i vilâyet şikâyet ü hikâyet etdiler. Meğer evâ’illerde bu şehir içre ısıtma ve tâ‘ûn ve sinek aslâ yok imiş. Hudâ-yı Bîçûn yine def‘ ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… hemân hüddâmlarımla sekiz yüz minâre add etdik. Meydânlarda sögele kalmışlar ve
yeşil ve
sarı ve kırmızı ve mavî sırçalı gûnâ-gûn sivri kıbâbları hâlâ zeyn olup durur. …
Bu hakîr bu harâb-âbâd-ı dünyânın bu mahallesini seyr [ü] temâşâ etmek içün on iki aded abd-i memlûklarımla pür-silâh olup şehr-i harâbın kıblesinde iki sâ‘at ba‘îd Tavse nâm bir kûh-ı bülende urûc edüp bu şehr-i harâbı temâşâ etdim. Ve bir âsitânı cihânı dutmuş hemân hüddâmlarımla sekiz yüz minâre add etdik. Meydânlarda sögele kalmışlar ve yeşil ve sarı ve kırmızı ve mavî sırçalı gûnâ-gûn sivri kıbâbları hâlâ zeyn olup durur. Ve niçe yüz bin tâk-i kisrâdan nişân verir eflâke ser çekmiş tâk-ı revâk-ı tumturâklar zeyn olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
kırmızı ve beyâz ve mâvî ve la‘lî ve her rengde olan ötücü kuşlar başlarımız üz …
Ve bu ağaçlar üzre olan yeşil ve kırmızı ve beyâz ve mâvî ve la‘lî ve her rengde olan ötücü kuşlar başlarımız üzerlerine 177b konup ötdükleri zamân babamız ömrümüzü dahi ziyâde edüp safâmızdan esrik ve sabuv oluruz, ya‘nî mest [ü] medhûş oluruz. Ammâ bu kuşların birine yapışmayup ömrümüz içinde işde ol ağaçlardan yemişleri koparup yeriz. Hemân sâ‘at yemişi yiyenler dirilüp zekerlerinden nefsleri akarmış. Tâ bu mertebe mukavvî meyveleri var imiş. Yemişleri yeyüp ol ân götürdükleri avretleriyle cimâ‘ ederlermiş. Ol yakında gebe kalan avret sava(?) olurmuş, ya‘nî beş yüz yıl mu‘ammere olup doğurduğu olan ve kız aslâ ölmeyüp vücûdu eskiyüp yere gömdüklerinde cânı bir gayri avredin karnındaki balaya hulûl edüp niçe bin kerre dünyâya gelüp gider ulu soy olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177a–177b ·
metinde göster ·
Andan bu ka‘beleri sahrâ-yı çemenistân lâlezârında niçe bin gûne
yeşil ve
sarı ve mâvî ve la‘l-gûn ve rengâreng âb-ı zülâl âb-ı hayât sular akup ba‘zısı …
Andan bu ka‘beleri sahrâ-yı çemenistân lâlezârında niçe bin gûne yeşil ve sarı ve mâvî ve la‘l-gûn ve rengâreng âb-ı zülâl âb-ı hayât sular akup ba‘zısı süd gibi ak ve koyu bulamaç gibi sudur. Ve niçesi kırmızı ve sarı bulamaç gibi koyu sulardır. Biz ömrümüzde su içmezken andan içüp ak sakallı olanlarımızın sakalları kara olup kocalarımız (...) yiğit olur, ammâ her gece düşleri azup nefislerini dutmaz olup her gece karısıyla cimâ‘ eder kişilerden olur. Ve avretlerimiz ol sulardan içüp yılda ikişer ikişer oğlan doğurgan olur. Ve ol sudan içenlerin etleri, ya‘nî vücûdları misk gibi kokgan olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… r kim sağ kolu yemyeşil, bir kol kim avucunun tâ ortasında bir delik var. Cümle
yeşil ve
mâvî ve kırmızı alev-ber-alev âteşler ol avucundaki delikden çıkar.
Kimisi dedi kim "Kâfir bir müselmân meyyitine sihir etmişdir, sakının âteş hîlesinden" deyü her kafâdan bir sadâ güft [ü] gû olup âhır-ı kâr bu na‘ş-ı şerîfi sâhil-i bahre çıkarup gördüler kim sağ kolu yemyeşil, bir kol kim avucunun tâ ortasında bir delik var. Cümle yeşil ve mâvî ve kırmızı alev-ber-alev âteşler ol avucundaki delikden çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
… ngûrü dahi hâsıl olur. Böyle herkes bu üzüm ağacına nihâl aşlaya aşlaya sarı ve
yeşil ve
kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla ve razakı …
Hikmet-i Hudâ bu çârşû-yı hüsnün ortasında kahvehâneler köşesinde bir üzüm asması hâsıl olmuş. İki âdem ancak dirâgûş eder bir cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir. Cemî‘i çârsûnun şâhrâhı üzre nihâl-i dırâzlar salup serâpâ bu tarîk-ı âmmı nihâlleri ve berkleri ile mestûr etmişdir kim zerre girecek mikdârı güneş te’sîr edecek yer yokdur. Bir koyahdır kim cümle kahvehânede ve çârsû-yı hüsünde hâzır olan âşıkân bu sâyedâr şecerin sâyesinde dilberân temâşâsın ederler. Ve niçe bin salkım üzümü yol üzre âvîze-vâr sarkmışdır. Cemî‘i âyende vü revendegân-ı esbsüvârân engûr hûşesinden alup tenâvül ederler. Her bâğbân ki aşlama ilminde mahâreti ola, ma‘rifetin izhâr içün bu engûr dırahtına bir kalem rez nihâli aşlayup bir gûne engûrü dahi hâsıl olur. Böyle herkes bu üzüm ağacına nihâl aşlaya aşlaya sarı ve yeşil ve kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla ve razakı ve beğlerce ve misket alaca ve siyâh üzümün dahi envâ‘ı, ve'l-hâsıl hakîr gördükde mahsûlü zamânı idi, otuz yedi gûne engûr elvânın temâşâ etdik kim sicilde dahi tahrîr olunmuşdur. Arab u Acem'de Urla'nın çârsû üzümü meşhûrdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49b ·
metinde göster ·
… ar kim gûnâ-gûn şecere-i müntehâlar ile tezyîn olunmuşdur. Zıll-i himâyesindeki
yeşil ve
dühâvî katîfe-vâr çemenzârında cemâ‘at râhat olup Hakk'a ibâdet ederler.
Ve bir harem-i ferah-fezâsı var kim gûnâ-gûn şecere-i müntehâlar ile tezyîn olunmuşdur. Zıll-i himâyesindeki yeşil ve dühâvî katîfe-vâr çemenzârında cemâ‘at râhat olup Hakk'a ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132a ·
metinde göster ·
… eynine vâki‘ olmuşdur, ammâ sütûnları küçükdür. Ve cümle dörd yüz kemerler üzre
yeşil ve
reng-âmîz tahta tavandır, kubbeler değildir. Ve kaddi üç âdem yüksekliğidir. Sâ …
Ve câmi‘ içi cümle yüz yigirmi beyâz mermer amûdlardır. Yigirmisi amelî pâyelerdir kim anlar harem ile câmi‘ mâbeynine vâki‘ olmuşdur, ammâ sütûnları küçükdür. Ve cümle dörd yüz kemerler üzre yeşil ve reng-âmîz tahta tavandır, kubbeler değildir. Ve kaddi üç âdem yüksekliğidir. Sâ’ir câmi‘ler gibi kârgîr binâ-yı âlîler değildir. Ammâ rûhâniyyet var, içine giren çıkmak istemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… ında üçer dörder beli peştemâllı mahbûb Arab oğlancıkları, boğazlarında sarı ve
yeşil ve
al ve gûnâ-gûn şâllar takup her kapunun önüne geldikçe;
Ve her nâdînin yanında üçer dörder beli peştemâllı mahbûb Arab oğlancıkları, boğazlarında sarı ve yeşil ve al ve gûnâ-gûn şâllar takup her kapunun önüne geldikçe;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b ·
metinde göster ·
… e büyük revzene meyilli bir çâr-gûşe sandûka içre medfûnlardır. Ve sandûka üzre
yeşil ve
zerdûz atlas ile mestûrdur. Sandûkanın çâr-gûşesinde sîm-i hâlis toplar ile ârâ …
Ve bu kubbe-i âlînin cânib-i erba‘asında tuç pençereler vardır. Hâricinde niçe kerre yüz bin ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve meşâyih sâdât ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr medfûndur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Zîrâ bir ulu âsitâne olmağile herkes vücûdun anda vasıyyet edüp anda bir âşiyân binâ eder. Ve bizzât İmâm şâfi‘î hazretleri bu pençerelerin şimâl cânibinde büyük revzene meyilli bir çâr-gûşe sandûka içre medfûnlardır. Ve sandûka üzre yeşil ve zerdûz atlas ile mestûrdur. Sandûkanın çâr-gûşesinde sîm-i hâlis toplar ile ârâstedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a ·
metinde göster ·
… arzı elvân elvân mevcli ve mücellâ ve sun‘-ı Hudâ beyâz mermerler ve kırmızı ve
yeşil ve
zenbûrî sommâkî taşlar kaplıdır kim rükû‘ u sücûd eden cemâ‘atin kıyâm [u] ku‘û …
Ve mihrâb dîvârı tarafında üç âdem kadd-i bâlâda bir başından bir başa Q 283a dîvârın nısfı İslâmbol'da Ayasofya tarzı elvân elvân mevcli ve mücellâ ve sun‘-ı Hudâ beyâz mermerler ve kırmızı ve yeşil ve zenbûrî sommâkî taşlar kaplıdır kim rükû‘ u sücûd eden cemâ‘atin kıyâm [u] ku‘ûdları âyîne-vâr nümâyân olduğundan mâ‘adâ cümle cemâ‘atin reng-i rûyları müşâhede olunur. P 280a Eyle musaykal u mücellâ taşlar ile inşâ olunmuş bir câmi‘-i rûşen-binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322a ·
metinde göster ·
kırmızı cereyân edüp gelir. Ol mahalde Mısır'ın ehl-i tab‘ olan kimesneleri Nîl …
Ve Nîl-i mübârek tuğyânında Mısır'a geldikde yeşil ve kırmızı cereyân edüp gelir. Ol mahalde Mısır'ın ehl-i tab‘ olan kimesneleri Nîl'den nûş etmeyüp Matariyye nâm karyede Hazret-i Îsâ kuyusundan ol rakîk âb-ı nâbdan getirdüp nûş ederler. Eğer Nîl'in ol yeşil Y 386b cereyân etdüği mahalde nûş eden halkın ekseriyyâ boğazlarında ur gibi kuşka hâsıl olur ve ayakları tulum gibi şişer, ne‘ûzu billâh. Nîl'in ol mahalde yeşil ve kırmızı gelmesinin aslı bu İsvân önündeki mezkûr cezîrelerde cem‘ olan zift ü neft ve kükürd [ü] katrânların sulariyle gelüp yedi elvân cereyân etdükde ekseriyyâ Nîl içinde olan haşerâtlar mürd olurlar. Bi-emrillâh anlar dahi bilüp ba‘zı tur‘a ve cezîrelerde pinhân olup halâs olurlar. Nîl'in yeşil cereyân etmesinin aslı odur. Ve bu İsvân'ın cenûb tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… kuşka hâsıl olur ve ayakları tulum gibi şişer, ne‘ûzu billâh. Nîl'in ol mahalde
yeşil ve
kırmızı gelmesinin aslı bu İsvân önündeki mezkûr cezîrelerde cem‘ olan zift ü n …
Ve Nîl-i mübârek tuğyânında Mısır'a geldikde yeşil ve kırmızı cereyân edüp gelir. Ol mahalde Mısır'ın ehl-i tab‘ olan kimesneleri Nîl'den nûş etmeyüp Matariyye nâm karyede Hazret-i Îsâ kuyusundan ol rakîk âb-ı nâbdan getirdüp nûş ederler. Eğer Nîl'in ol yeşil Y 386b cereyân etdüği mahalde nûş eden halkın ekseriyyâ boğazlarında ur gibi kuşka hâsıl olur ve ayakları tulum gibi şişer, ne‘ûzu billâh. Nîl'in ol mahalde yeşil ve kırmızı gelmesinin aslı bu İsvân önündeki mezkûr cezîrelerde cem‘ olan zift ü neft ve kükürd [ü] katrânların sulariyle gelüp yedi elvân cereyân etdükde ekseriyyâ Nîl içinde olan haşerâtlar mürd olurlar. Bi-emrillâh anlar dahi bilüp ba‘zı tur‘a ve cezîrelerde pinhân olup halâs olurlar. Nîl'in yeşil cereyân etmesinin aslı odur. Ve bu İsvân'ın cenûb tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386a–Y386b ·
metinde göster ·
… hûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve
yeşil ve
siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile …
Ve mahbûb u mahbûbeleri ahmer ve esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı zenehdânları ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i zât-ı şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olur, aleyhi mâ yüstehak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·