Bu kapulardan mâ‘adâ tâ Âhûrkapu'ya varınca hisâb olunan kapuların
yedisi
dahi leb-i deryâda olmağile cümlesi cânib-i şarka nâzırdır. Ve bu tarafa lodos …
Bu kapulardan mâ‘adâ tâ Âhûrkapu'ya varınca hisâb olunan kapuların yedisi dahi leb-i deryâda olmağile cümlesi cânib-i şarka nâzırdır. Ve bu tarafa lodos rûzgâr-ı zorkârı gâyetü'l-gâye ziyâde isâbet etdüğinden Bayram Paşa merhûmun kal‘a hâricinde leb-i deryâda binâ etdüği rasîfler telattum-ı deryâdan harâb olup bu add etdüğimiz adımları sene (---) târîhinde İbrâhîm Hân asrında Âhûrkapu'dan içeri adımlayup Yedikulle'ye varılup hisâb olunmuşdur kim bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr İslâmbol kal‘ası yigirmi dokuz bin sekiz yüz on adımdır. Ammâ Bayram Paşa asrında Âhûrkapu'dan taşra adımladığımızda kâmil otuz bin adım idi. Sahîhü'l-kelâm ve's-selâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… ddâmları mukarrerdir. Alaybeğisi ve çeribaşıları vardır. Ve cümle on sancakdır,
yedisi
hâs ile zabt olunur, üçü sâlyâne iledir. Sâlyâne ile olan livâlarda tîmâr ve ze …
Hazîne defterdârı ve gayrı cümle dîvân huddâmları mukarrerdir. Alaybeğisi ve çeribaşıları vardır. Ve cümle on sancakdır, yedisi hâs ile zabt olunur, üçü sâlyâne iledir. Sâlyâne ile olan livâlarda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
Bin altı yüz altmış yedi kılıçdır, kırk ze‘âmetdir, bin altı yüz yigirmi
yedisi
tezkirelü tîmârlardır. Kânûn-ı kadîm üzre ümerâ ve zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârının …
Bin altı yüz altmış yedi kılıçdır, kırk ze‘âmetdir, bin altı yüz yigirmi yedisi tezkirelü tîmârlardır. Kânûn-ı kadîm üzre ümerâ ve zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârının cebelüleri ile dörd bin beş yüz asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55b ·
metinde göster ·
… Mikdâd ve Mâlik ibn Eşter ve Sâriyetü'l-Cebel ve Yezîd b. Süfyân bu serdârların
yedisi
dahi bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bi-emrillâh cebr [u] kahr ile Rûm keferes …
Âhir Hicret-i Nebeviyyenin sene 25 târîhinde Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Ubeyd ibn Cerrâh serdâr-ı mu‘azzam olup yüz elli bin asker ile bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde Hâlid ibn Velîd ve Hazret-i Alî birâderi Ukayl ibn Ebî Tâlib ve Esved ibn Mikdâd ve Mâlik ibn Eşter ve Sâriyetü'l-Cebel ve Yezîd b. Süfyân bu serdârların yedisi dahi bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bi-emrillâh cebr [u] kahr ile Rûm keferesi elinden feth edüp diyâr-ı İslâm Şâm-ı cennet-meşâma zamîme-i bilâ[d] eylediler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde (---)(---) Şâm halîfesiyken küffâr-ı frenk Tarabulus-ı Şâm'a istîlâ edüp bu Şehrezûl-ı Hamâ'yı muhâsara edüp çöl tarafından Mevâl urbânı imdâdıyla küffârı Seyf-i Muhammed'den geçirüp bakıyyetü's-seyfi Dürûzî dağlarından Tarabulus'a cân atdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
… yâretgâh-ı Hazret-i Askalân: Yedi birâderler idi. Tâ’ife-i Yahûd tevârihlerinde
yedisi
de peygamberdir deyü zu‘m ederler. Bir karındâşı Hazret-i Şemmâd ve Hazret-i Vâ …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Askalân: Yedi birâderler idi. Tâ’ife-i Yahûd tevârihlerinde yedisi de peygamberdir deyü zu‘m ederler. Bir karındâşı Hazret-i Şemmâd ve Hazret-i Vâdîn ve Hazret-i Alve ve Hazret-i Hura ve Hazret-i Yühdî ve Hazret-i Süleymân. Bunların kimi mürsel ve kimi gayri mürseldir, derler. Cümle şehr-i Askalân hâricinde medfûndurlar. Ekseriyyâ Sıfet Yahûdîleri Akka'dan gemiler ile gelüp ziyâret ederler. Ammâ karadan gelmeğe havf ederler.Ve şehr-i Gazze'nin kıble cânibinde tekyesi içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 49a ·
metinde göster ·
… aralar idi. Rûm'da bunlar kılıç urarak bu Pirevadi mahalline gelüp ceng ede ede
yedisi
şehîd olduklarında Ece Ya‘kûb bu yedi şehîdin başları ve ayakları ucuna "Kabirl …
Ve mine'l-acâyib-i sun‘-ı Hudâ: Yine Pirevadi dağlarında şehre karîb Ziyâretgâh-ı Yediler Rûmeli diyârında meşhûr-ı âfâk ziyâret-i kutb-ı istihkâk, hakkâ ki ziyâret-i Yediler'dir. Ale'l-ıtlâk yedi aded merkad-i pür-envâr ale't-tertîb bir yerde olduğundan "Yediler makâmı" derler. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ammâ yediler kim üçler ve kırklar ve nücebâ ve büdelâ ve evtâd makâmı olup yediler makâmı evlâ değildir. Ancak Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Şâh ibn Orhân Gâzî ile ibtida Kapudağı'ndan Rûm'a geçen Süleymân Şâh ve Ece Ya‘kûb ve Kara Mürsel ve Koca Ece ve Kara Ece ve Kara Hoca nâm kırk karındaş, sırdaş, hâldaş ve yoldaş karalar idi. Rûm'da bunlar kılıç urarak bu Pirevadi mahalline gelüp ceng ede ede yedisi şehîd olduklarında Ece Ya‘kûb bu yedi şehîdin başları ve ayakları ucuna "Kabirleri gâ’ib olmasın" deyü Bismillah ile heyce taşı yerine birer ağaç dalı budağıyla dikerler. Bi-emrillahi Te‘âlâ kuru ağaçların ucu yeşerüp sıra ile dikilmiş dıraht-ı azîmlerdir kim semâya kad çekmişlerdir. Ve beş mezarın başları ayakları on ağaç eder. Bi-emrillah on aded kuru ağaç budaklarıyla taş olmuşlar. Hâlâ ısıtması olanlar ol taşlardan kazıyup su ile nûş etse kusa kusa aslâ safra ve balgamı kalmayup hummâ-yı muhrıkdan halâs olur. Bir mezarın iki taşından kazıyup gözüne vesme edenin bi-emrillah gözü alîl ise kuvvet-i basar sâhibi olup veca‘ı teskîn olur. İkinci kabrin iki taşın kazıyup yalasa bersan zahmına dâ-i devâdır. Üçüncü kabrin taşlar[ın] kazıyup yalasa cüzzâma şifâdır. Dördüncü merkadin taşların yedi sabâh yalasa yerakân zahmına devâdır. Bu zikr olunan ziyâretgâh beyne'l-hâs meşhûrdur ammâ avâm-ı nâsın ma‘lûmları değildir. Hakîr dahi görmedim ammâ sulehâ-yı ümmetden ve a‘yân-ı vilâyetden niçe kimesneler "Bizler niçe kerre ziyâret edüp niçe âdemlerin şifâ bulduğun biliriz" deyü şehâdet etdiler, ve’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b ·
metinde göster ·
… m ve kırk dörd bin uyûn-ı sağîr câriye vardır. Ve üç yüz altmış buhayre vardır.
Yedisi
deryâ-yı mâlih buhayrâtdır. Meselâ Karadeniz gibi ve bahr-i Harez gibi ve halic …
Be-kavl-i Batlamyus: Edîm-i arzda iki yüz kırk nehr-i azîm ve kırk dörd bin uyûn-ı sağîr câriye vardır. Ve üç yüz altmış buhayre vardır. Yedisi deryâ-yı mâlih buhayrâtdır. Meselâ Karadeniz gibi ve bahr-i Harez gibi ve halic-i Kıyamenk gibi ve Buhayre-i Azak gibi ve Buhayre-i Vân gibi ve Buhayre-i Harput gibi. Bu buhayre-i seb‘a ekâlîm-i seb‘a içre buhayrat-ı mâlihlerdir. Ammâ Karadeniz Akdeniz'e {muttasıldır. Ammâ Akdeniz dörd Karadeniz kadar vardır. Ammâ hakîkatinde nazar olunsa cemî‘i deryâların menba‘ı Karadeniz'dir}. 115a Bunlar bu cezîre-i dünya içinde acı deryâlardır. Bu cezîre-i dünyâyı bahr-i Muhît ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus ihâta edüp mezkûr iki yüz kırk aded nehr-i azîmler ve kırk dörd bin enhâr-ı sağîreler bu zikr olunan üç yüz altmış buhayreye ve yedi aded deryâ-yı muhîte cârî olarak mahlût olur. Ve iki yüz nehrin birbirinden ba‘îd tûlı elli fersahdan bin fersaha varıncadır kim bin fersahdan ziyâde ve elli fersahdan eksik değildir. Cümle seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve hukemâ-yı kudemâ niçe bin kerre bu atlas-ı rûy-ı arzı geşt [u] güzâr edüp böyle bulmışlardır. Ve cümle enhârın kebîrlerin hadîs-i sahîh ile bilmişlerdir. Hadîs-i Şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b–115a ·
metinde göster ·
… ki uryân yatan yedi aded oğlan ve kızların üzerlerine ol külü saçup anı gördüm,
yedisi
de birer iri piliçler olup civ civ demeğe başladılar. Hemân elindeki bâkî kala[ …
Ol balkanda cümle huddâmlarımla bir kefere hânesine mihmân olup bir hücrede âteş kenarında safâ-yı hâtırla dururken anı gördüm, kapudan içeri bir acûze-i bed-likâ geysûların fetile fetile târumâr kılup gazab-âlûd içeri girüp bî-pervâ âteş başına oturup lehçe-i mahsûsuyla vâfir şütûm etdi. Hakîr eyle fehm etdim ki taşrada huddâmlar birez nâ-hemvar evzâ‘ [u] etvâr teklîf-i mâlâ yutâk etmiş olalar. Hüddâmlara tenbîh etdikde hâşâ bir şeyden haberimiz yokdur, dediler. Ba‘dehû bu acûzenin yanına yedi aded sıbyân, gulâm, bintân-ı nâresîdeler gelüp acûzenin cânib-i erba‘asına cem‘ olup çağıl çuğul Bulkarca söyleşüp âteş başın ihâta etdiler. Hakîre aslâ bir yer komadılar. Garîb temâşâdır deyü gen yakadan seyr ederdim. Âhir nısfu'l-leyl oldukda anı gördüm, bir hareket eder şeklinde bir ayak savaşı oldu. Hemân hakîr hâb-ı râhatdan bîdâr olup anı gördüm, acûze karı kapuyu açup ocakdan bir avuç kül alup fercine sürüp elinde kalan küle bir efsûn okuyup elindeki külden ocak başındaki uryân yatan yedi aded oğlan ve kızların üzerlerine ol külü saçup anı gördüm, yedisi de birer iri piliçler olup civ civ demeğe başladılar. Hemân elindeki bâkî kala[n] külden kendünün başına saçınca ol ân kendüsü de bir büyük kuluçka tavuk olup gurk gurk diyerek kapudan taşra çıkup ardı sıra yedi aded piliç evlâdları civ civ diyerek aşra çıkınca ol ân "Bre oğlan!" deyü cân havliyle feryât edip gulâmlarım 130b hâbdan bîdâr olup geldiler. Gördüler kim burnumdan kan boşanmış. Bre bu ne hâldir, taşra çıkın, görün bu ne kütürdü oluyor dedikde taşra çıkdılar, gördüler kim atlar arasında mezkûr câzû tavuk piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerin helâk ediyorlar. Hâlâ ki atlar tavukdan ve hınzırdan hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend dükkânı tavuksuz ve değirmânları hınzırsız ve ekâbir hâneleri Yahûdîsiz olmaz. Bu kerre atlar birbirlerin helâk ederken gökden re‘âyâ kefereleri bu kârdan âgâh olup atları kayd-bend etdiler. Cadu tavuklar bir cânibe gitdiler. Gulâmımın manzûru olduğu üzre, anın naklidir, Ânî gördüm, der, bir kefere hemân zekerin çıkarup tavukların üzerine sepe sepe işedikde anı gördüm, sekiz aded tavuklar benî Âdem olup yine ol acûze fertûte oldukda ol teşelşül eden kâfir acûze avreti ve gulâmları döğe döğe bir cânibe götürdü. Ardı sıra nazar etdik. Meğer ol hâne kiliseleriymiş, avreti papasa verüp papas avreti okıyarak afaroz-ı mandolos eyledi" deyü gulâmlarım yemin etdiler. Ve Antâbî Mü’ezzin Mehemmed Efendi huddâmları ve mataracıbaşı huddâmları gördü tavuklar âdem olduğun, deyü şâhid duyurdular. Ol gice sabâha dek havfimden mi yâhûd kan hareketinden mi burnumun kanı cereyân etmeden kesilmedi. Tâ vakt-i sabâh olup demden halâs oldum. Ba‘dehû mü’ezzin huddâmlarına ve Mataracı Mehemmed Ağa huddâmlarından su’âl etdim: "Vallahi ahşam tavukların üstüne ol kefere işeyince tavuklar âdem oldu. İsterseniz işeyen kefereyi getirelim" dediler. Cânım getirin, dedim. Ol ân kefere hande ederek gelüp eydür: "Sultânım, ol karı başka soydur. Kış giceleri yılda bir kerre eyle kara koncoloz olurdu. Ammâ bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yokdur" deyüp gitdi. İşte bu hakîr-i pür-taksîr mezkûr Çalıkkavak'da böyle bir temâşâya düş gelüp aklım başımdan gideyazdı. Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a–130b ·
metinde göster ·
… k olduğundan mâ‘adâ üç evlâd müştakk olduğu karîbü'l-ahd vâki‘ olduğundan gayrı
yedisi
bir anda doğduğun gördük", deyü Âdilcevâz ihtiyârları şehâdet etdiler.
Acîbe-i diğer: Benî Âdem dahi "İkişer ikiz müştak olduğundan mâ‘adâ üç evlâd müştakk olduğu karîbü'l-ahd vâki‘ olduğundan gayrı yedisi bir anda doğduğun gördük", deyü Âdilcevâz ihtiyârları şehâdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243a ·
metinde göster ·
bir yerden tevellüd etdi dediklerinde i‘timâd etmeyüp mu‘âraza etdiğime peşîmân …
Mukaddemâ bu za‘îfe yedisi bir yerden tevellüd etdi dediklerinde i‘timâd etmeyüp mu‘âraza etdiğime peşîmân olup Sübhân dağında kırk evlâd birden müştak olduğun sicill-i şer‘-i Resûl-i mübînde görüp Arapça deyüp hâmûş oldum. Ve Âdilcevâz'da Kırklar Makâmı deyü ziyâret etdim ve hâlâ evlâd-ı evlâdları vardır, deyü yemîn billah etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
gâ’ib olup mâ‘adâsı bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş sekiz aded küffârı pâ-beste …
Ale's-sabâh anı gördük. Üç yüz kişiden yedisi gâ’ib olup mâ‘adâsı bu kadar mâl-ı ganâ’imle yetmiş sekiz aded küffârı pâ-beste ve dil-haste kayd [u] bend ile huzûr-ı Nûreddîn Sultân'a getirdikleri kimi kâfir sarhoş u evkâr kimisi dârû-yı hoşber ile pür-efkâr yatırlar. Niçesini tilmaşlar, ya‘nî tercümânlar söyledüp tabur içre iki kerre yüz bin küffâr ve seksen yedi bini yaya tüfengli olup zahîreleri kalmaduğu haberleri alınup cümlesinin kelleleri tenlerinden cüdâ olunup tekrâr taburun altına dahi yakın varılup ancak top yetişir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
cum‘a kılınır câmi‘-i vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân [u] kibâr ve hacıyân ve gâzîyân …
Der-ayân-ı cevâmi‘hâ-yı şehr-i Sarây: Cümle yüz yetmiş aded mihrâbdır, ammâ yetmiş yedisi cum‘a kılınır câmi‘-i vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân [u] kibâr ve hacıyân ve gâzîyân cevâmi‘leridir kim alâ kadri't-tâka esmâları tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b ·
metinde göster ·
… dud ile altısın hemân dağ başında mezkûr kâfir başları yanında kazığa urduk. On
yedisi
peykân-ı okdan sehm-i kazâya uğrayup mürd oldu ve dendân-ı kılıçdan geçenlerin …
âyeti hâtırıma hutûr edüp hamd-i Hudâ mâl [u] mâmelekimiz halâs edüp mansûr [u] muzaffer olup başımız kurtardığımızdan mâ‘adâ yetmiş beş aded baş aldık ve baş haydud ile altısın hemân dağ başında mezkûr kâfir başları yanında kazığa urduk. On yedisi peykân-ı okdan sehm-i kazâya uğrayup mürd oldu ve dendân-ı kılıçdan geçenlerin lâşe-i murdârları dağda kaldı. Ve kırk adedi esîr-i dest ber-kafâ kayd [u] bend oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
câmi‘dir, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Hünkâr câmi‘i Sultân (---) ve …
Bu şehir cümle otuz aded mihrâbdır, ammâ yedisi câmi‘dir, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Hünkâr câmi‘i Sultân (---) ve Kerpiçli câmi‘ ve Köprü câmi‘i ve Orta câmi‘ 55b ve Ada câmi‘i, meşhûr cemâ‘atli cevâmi‘ler bunlardır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a–55b ·
metinde göster ·
… Hân'ın babası Toluy Hân'dır kim yedi aded oğullar, ya‘nî Hulâgû karındaşlarının
yedisi
de bu Irâk-ı Dâdyân'a hâkim olup yedisi de bu Irâk'da Hürmüz-i Tâcdâr yanında m …
Ve Toluy Hân ibn Cingiz Hân bunlara karîb medfûndur. Ve Hulâgû Hân'ın babası Toluy Hân'dır kim yedi aded oğullar, ya‘nî Hulâgû karındaşlarının yedisi de bu Irâk-ı Dâdyân'a hâkim olup yedisi de bu Irâk'da Hürmüz-i Tâcdâr yanında medfûnlar. Bunlar dahi İslâm ile geçinmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… d oğullar, ya‘nî Hulâgû karındaşlarının yedisi de bu Irâk-ı Dâdyân'a hâkim olup
yedisi
de bu Irâk'da Hürmüz-i Tâcdâr yanında medfûnlar. Bunlar dahi İslâm ile geçinmiş …
Ve Toluy Hân ibn Cingiz Hân bunlara karîb medfûndur. Ve Hulâgû Hân'ın babası Toluy Hân'dır kim yedi aded oğullar, ya‘nî Hulâgû karındaşlarının yedisi de bu Irâk-ı Dâdyân'a hâkim olup yedisi de bu Irâk'da Hürmüz-i Tâcdâr yanında medfûnlar. Bunlar dahi İslâm ile geçinmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… rler. Bâğ u bâğçeli ve âb-ı revânlı ma‘mûr şehirdir. Cümlesi yigirmi mihrâbdır.
Yedisi
câmi‘dir. Evvelâ (---)(---) câmi‘i.
Sitâyiş-i zîr-i şehir: Bu diyârda kal‘adan taşra olan mahallâtlara varoş demezler, zîr-i şehir ve zîr-i kend derler, ya‘nî aşağı şehir derler. Bâğ u bâğçeli ve âb-ı revânlı ma‘mûr şehirdir. Cümlesi yigirmi mihrâbdır. Yedisi câmi‘dir. Evvelâ (---)(---) câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… sitâne ziyâretine vardığımızda dahi ihrâk olan keferelerin lâşe-i murdârlarının
yedisi
dahi kara katrân tulumları gibi servi dırahtları sâyesinde pâymâl-i rimâl olup …
"Bire azîz, ne yatırsın? Şu hâli görsene, kani gayret-i Muhammedî" deyince azamet-i Hudâ kubbe-i pür-envâr içinde bir ra‘d u berk ve bir âteş zâhir olup kubbe-i pür-envârın taşrasında yedi aded küffâr-ı hâksâr âteş gazabıyla harâb(?) kara kömür-misâl yanup yerleri dûzah-karâr olup bu hakîr bu âsitâne ziyâretine vardığımızda dahi ihrâk olan keferelerin lâşe-i murdârlarının yedisi dahi kara katrân tulumları gibi servi dırahtları sâyesinde pâymâl-i rimâl olup yatırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… mahallât-i Ohri: Cümle on yedi aded mahallâtlardır. Onu müselmân mahallesidir.
Yedisi
kefere-i Rûm ve Bulgar ve Latin mahallâtlarıdır. Evvelâ cümle mahallâtlardan ma …
Der-aded-i esmâ-i mahallât-i Ohri: Cümle on yedi aded mahallâtlardır. Onu müselmân mahallesidir. Yedisi kefere-i Rûm ve Bulgar ve Latin mahallâtlarıdır. Evvelâ cümle mahallâtlardan ma‘mûr u müzeyyen Ohrîzâde mahallesi ve Tekye mahallesi ve Kuloğlu mahallesi ve Haydar Paşa mahallesi ve Koca Siyâvuş Pa[şa]nın Medrese[si] mahallesi ve Zülmiyye mahallesi ve Hacı Hamza mahallesi ve İskender Beğ Mescidi mahallesi ve Yûnus Voyvada mahallesi ve Küçi Beğ mahallesi ve Emîr Mahmûd mahallesi ve Kara Hoca mahallesi. Netîce-i kelâm on yedi aded mahallâtların eşbehi ve ma‘mûr u âbâdânları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370a ·
metinde göster ·
… iş, biz dahi imdâd yetişüp azîm ceng edüp on harâmîyi ceng mahallinde katl edüp
yedisi
firâr etdi. Cümlesin bizim refîklerimiz soyup âlât-ı silâhların alup azm-i râh …
Hemân birbirlerine girüp ceng etmeğe âheng edüp sadâ-yı tekbîre âheng edenler anlar imiş, biz dahi imdâd yetişüp azîm ceng edüp on harâmîyi ceng mahallinde katl edüp yedisi firâr etdi. Cümlesin bizim refîklerimiz soyup âlât-ı silâhların alup azm-i râh edecek mahalde cüz’î ileri varup anı gördüm: Orman içinde bir âdemi kayd-bend edüp huzûruma getirdiler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y51a ·
metinde göster ·
… sancakda alaybeği ve çeribaşı vardır. Ve yedi (...) zü‘amâ (...) erbâb-ı zü‘emâ
yedisi
erbâbına(?) ze‘âmetdir. Ve yedi yüz altmış tîmârdır. Kânûn üzre cebelüleri ile …
Ve bu sancakda alaybeği ve çeribaşı vardır. Ve yedi (...) zü‘amâ (...) erbâb-ı zü‘emâ yedisi erbâbına(?) ze‘âmetdir. Ve yedi yüz altmış tîmârdır. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle üç bin asker olup pür-silâh sefer eşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138b ·
metinde göster ·
… Sultân Alâ’üddevle'nin yedi şehbâz ve tüvânâ ve fetâ şehzâdegânları var idi kim
yedisi
yedi iklîme sipehsâlâr-ı mu‘azzam olup ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr dev …
Vezîr-i hem-nazîr ser-ber-zemîn baş koyup tedbîr [ü] tedârüke şürû‘ etdi. Meğer Sultân Alâ’üddevle'nin yedi şehbâz ve tüvânâ ve fetâ şehzâdegânları var idi kim yedisi yedi iklîme sipehsâlâr-ı mu‘azzam olup ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr devrân edüp sâlimîn [ü] gânimîn merkezlerinde kutb-ı ricâl-misâl sâbit olmağa istihkâkları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
Ve cümle yetmiş hândır. Ammâ kırk yedisi (---)(---)(---)(---)(---)(---) kurşum örtülü hân-ı âlîlerdir. Ammâ cümleden ma‘mûr u metîn ve müstahkem binâ-yı kavî Gümrük hânı Q 77aP 77a ve Musulluoğlu hânı ve Çıkrıkçıoğlu hânı ve Hayre Beğ hânı ve Sâbûn hânı ve Bostâncı hânı ve Paşa hânı ve Behrâmiyye hânı ve İpek hânı ve Mutâf hânı ve Büyük Paşa hânı ve Freng hânı ve Elçi hânı ve Bakır hânı ve Kettân hânı ve Kazancılar hânı ve Çukur hân ve Karanlık kapuda üç hân vardır. Ve Mazı hânı ve ve Yoğurd hânı ve Peynir hânı ve Çuka hânı [ve] Vekâle hânı ve Kurd Beğ hânı ve Menkûsa'da Dâr-ı kurrâ hânı ve Sögüd hânı ve Üzüm hânı ve Hacı Mahmûd hânı ve Çufud hânı ve Mar‘aşlıoğlu hânı ve Bor hânı, şöhre-i şehir olmuş bu hânlardır. Ve yedi kârban sarâydır. Ve âyende vü revendeye hâne-i bî-minnet mihmângâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y172b ·
metinde göster ·
kıbleye mekşûfdur. Bu yedi kapunun vasatındaki bir bâb-ı âlîdir kim kaddi kâmil …
Ve bu câmi‘de cümle on kapudur. Yedisi kıbleye mekşûfdur. Bu yedi kapunun vasatındaki bir bâb-ı âlîdir kim kaddi kâmil on beş arşındır. Ve kâr-ı kadîm kalemkârı bir pirinç mînâ kapudur. Bu bâbın yemîn [ü] yesârında bundan alçak üç kapular vardır. Anlar dahi vâcibü's-seyr birer üstâd-ı kâmil kârıdır. Ve sol cânibinde Hazret-i Hızır kapusu ve sağ tarafda bâb-ı Mâlikî ve minber dibinde bâb-ı Medrese ve kıble kapularından taşra altı amelî sütûn üzre kubbelerdir. Bu kapulardan taşra gûyâ dehlîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b ·
metinde göster ·
hâs ile zabt olunur. Üçü salyâne ile zabt olunanda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ve …
Ve eyâlet-i şâm cümle on üç sancakdır. Yedisi hâs ile zabt olunur. Üçü salyâne ile zabt olunanda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ve kırk bin dahi çöl [ü] çölistânında kabâyil-i aşâ’ir beğleri vardır. Her vüzerâdan tecdîd-i livâ edüp hedâyâların verüp hil‘at geyerler. Ammâ bunların dahi vilâyetlerinde tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ancak huccâc-ı müslimîne hidmet etmeleri mukâbelesinde P 102a kânûn-ı Selîm Hân üzre yetmiş kîse surreleri ve birer destâr hil‘atları olur. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y240a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu haremin cânib-i şarkîsinde yüz altmış iki şerîfelerdir. Ammâ yigirmi
yedisi
beyâz mermer ile mebnîdir. Ammâ bu cümlenin ortasında biri cümleden yüksekdir. …
Evvelâ bu haremin cânib-i şarkîsinde yüz altmış iki şerîfelerdir. Ammâ yigirmi yedisi beyâz mermer ile mebnîdir. Ammâ bu cümlenin ortasında biri cümleden yüksekdir. Ve yüz otuz beşi hacer-i şemsîdendir. Ve cânib-i şimâlde üç yüz kırk bir aded şerîfe vardır. Yetmiş sekiz şerîfesi beyâz mermerdendir, üçü cümleden âlîdir. Ve sâ’ir şerefâtları hacer-i şemsîdir. Ve cânib-i garbîde yüz dörd aded şerefedir, yigirmi ikisi mermerdir, mâ‘adâsı şemsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y337b ·
metinde göster ·
… ı bir günde azl edüp ba‘zısının gözlerin oyup köşe başlarında sâ’illik etdiler.
Yedisi
dahi bu câmi‘in mihrâbı önünde medfûndurlar. Anıniçün bu câmi‘e Seb‘ Selâtîn câ …
Âl-i Türkmân'dan yedi pâdişâhı bir günde azl edüp ba‘zısının gözlerin oyup köşe başlarında sâ’illik etdiler. Yedisi dahi bu câmi‘in mihrâbı önünde medfûndurlar. Anıniçün bu câmi‘e Seb‘ Selâtîn câmi‘i derler. Ve Sultân Çakmak dahi yedi aded pâdişâhlar mâbeyninde medfûndur. Ve kıbleye Y 99a nâzır ancak bir kapusu var. Bu kapunun iki tarafında mermer üzre celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y98b–Y99a ·
metinde göster ·
… a döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup
yedisi
mecrûh kenâra gelince filikayı zabt edüp mecrûhların kellelerin kesüp hakîr bir …
Netîce-i kelâm bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng edüp ibâdullâha hizmet eyledik. Ba‘de'l-mağrib küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr gemisin fânûslar ile çerâğân edüp tâ nısfu'l-leyle Y 344a varınca top u tüfeng atmadan hâlî olmadılar. Âhir vakt nısfu'l-leyl olunca kâfirin filikası âheste-reviş gelüp gemiyi ihrâk edecek mahalde gemiden ve karadan bu kadar cândan bîzâr olmuş ümmet-i Muhammed bir yaylım kurşum urunca filika döne döne kenâra geldi. İçinde bir kefere-i fecere kalmış. On ikisi mürd olup yedisi mecrûh kenâra gelince filikayı zabt edüp mecrûhların kellelerin kesüp hakîr bir gülbâng-i Muhammedî çeküp cümle Urbân ve keştîbân pîr [ü] civân derûn-ı dilden üç nevbet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurunca küffâr gördü kim eli ayağı olan filikası ahz olundu. Tâ sabâha dek aslâ durmayup bize âteş-i Nemrûdî saçup âteşbâzlık gösterdi, ammâ bir kimseye aslâ zarar isâbet etmeyüp ba‘de salâti'l-fecr yıldız rûzgârı şedîd olup küffâr kenâra düşme havfından bâdbânların açup ve turompete boruların çalup hâyib ü hâsir bu kadar bârûd [u] gülleden ve bu kadar kelleden çıkup gitdi. Biz dahi ibâdullâhdan me’zûn olup gidelim, dedükde re’îsi ve sâyir tüccâr ü züvvâr [u] huccâc üç yüz âdem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b–Y344a ·
metinde göster ·
buğday ve şa‘îr ve fûl satılır gılâl hânlarıdır kim bu şehrin cemî‘i hubûbâtı b …
Ve cümle yetmiş yedi hândır. On yedisi buğday ve şa‘îr ve fûl satılır gılâl hânlarıdır kim bu şehrin cemî‘i hubûbâtı bu şûnelerde bey‘ [ü] şirâ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y357b ·
metinde göster ·
dahi Circe eyâleti hükmündedir. Ammâ kâşifi Menfalût kâşifi hükmündedir, anın t …
Ve bu Elvâhâtların yedisi dahi Circe eyâleti hükmündedir. Ammâ kâşifi Menfalût kâşifi hükmündedir, anın tarafından hil‘at geyüp kâşif olur. Zîrâ Menfalût'da azîm gümrük vardır. Senede niçe kerre yüz bin deve ve koyun ve bakar bu Elvâhât tarafından kara Urbânlar ve kara cellâbeler niçe bin karaları götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448a ·
metinde göster ·
Ve Sebz-i Râ‘ derler bir gûne Y 450b sarı ve kırmızı hûrmâsı olur, yedisi bir arşın geldiğiyçün Seb‘a Zirâ‘ derler, Bağdâd-ı behişt-âbâdın hastâvî hûrmâsı gibi uzundur ve gâyet lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450a–Y450b ·
metinde göster ·
… lar Sahâbe-i kirâmların duhter-i pâkîze-ahterleri idi. Bunlar dahi ceng ede ede
yedisi
bir yerde şehîde olmuşlardır. Ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Ve cebbâne-i kübrânın garbında bir mîl mikdârı ba‘îd çölde, ziyâretgâh-ı Seb‘a Benât ya‘nî Yedi Kızlar ziyâreti derler. Bunlar Sahâbe-i kirâmların duhter-i pâkîze-ahterleri idi. Bunlar dahi ceng ede ede yedisi bir yerde şehîde olmuşlardır. Ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·