… n edüp Yıldırım Hân bir senede kal‘a-i Sinop'dan, ya‘nî Sınap'dan Eflak'a geçüp
yedisinde
dahi küffârı kırup bir yılda yıldırım gibi yedi kerre yetişdiğiyçün Emîr Sultân …
Ba‘dehu bu Bukreyş şehri niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp ba‘dehu devlet-i Âl-i Osmân'da sene 793 târîhinde dest-i Eflak'dan kuvvet-i bâzû ile bu kal‘ayı Sultân Yıldırım Bâyezîd Hân feth edüp kal‘asın cümle münhedim edüp bir dahi kâbil-i süknân olmadı, zîrâ âsâr-ı binâdan bir kal‘a alâmeti yokdur, zîrâ Yıldırım Hân asrında bu Eflak küffârı on bir kerre isyân etdi, ammâ bir sene içre yedi kerre isyân edüp Yıldırım Hân bir senede kal‘a-i Sinop'dan, ya‘nî Sınap'dan Eflak'a geçüp yedisinde dahi küffârı kırup bir yılda yıldırım gibi yedi kerre yetişdiğiyçün Emîr Sultân Bursa'da "Bâyezîd'im sen yıldırım oldun", deyü nutk etdiklerinde Yıldır[ım] Bâyezîd Hân dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100a ·
metinde göster ·
… sı kûh-ı serbülendler olup her dağ başlarında birer aded vîrânca kal‘aları var.
Yedisinde
dahi dizdâr ve neferâtları yokdur. [Gerçi] bu Lakoz sahrâsı bir küçük vâdîdir a …
Sahrâ-yı Lakoz: Cânib-i erba‘ası kûh-ı serbülendler olup her dağ başlarında birer aded vîrânca kal‘aları var. Yedisinde dahi dizdâr ve neferâtları yokdur. [Gerçi] bu Lakoz sahrâsı bir küçük vâdîdir ammâ niçe kurâlar ve çiftlikler ile ma‘mûr u müzeyyen ve mahsûldâr bir fezâ-yı lâle‘izârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·
… ymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin
yedisinde
bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Körfös gazâs …
Bu kal‘a Süleymân Hân asrında binâ olunmuşdur. Hattâ sene 943 târîhinin mâh-ı Zilhiccesi'nin yedisinde bizzât Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân deryâ-misâl asker ile Körfös gazâsına geldikde bu Dalyan kal‘ası yerinden deryâyı doldurmağı başlayup Körfös'e nîm mîl kalup üzerine balyemez toplar koyup kal‘ayı döğmeğe mübâşeret edüp hemân ol gün donanma-i hümâyûn ile Hayreddîn Paşa ve Kapudan Pılak Mustafâ Paşa cezîreye asker döküp germâ-germ cenge âheng ederler. Karadan dahi Serdâr-ı zafer-şi‘âr Lütfî Paşa seksen bin askerle Hayreddîn Paşa'ya imdâd yetişüp kemâ-kân savaş-ı perhâş ederler. Akîblerince Süleymân Hân yüz bin asker ile ve Şehzâde-i âzâd[e] Sultân Mehemmed ve Şehzâde Sultân Selîm ile ma‘an bu Körfez kal‘ası gazâsına gelüp cezîre içre bir ma‘mûr kurâlar koymayup âteşlere urup bî-nihâye esîr ve mâl-ı ganâ’imler alup kâmil bir ay kal‘ayı döğüp hevâya tağayyür gelüp asâkir-i İslâmın cenge iktidârları kalmayüp sa‘âdetlü pâdişâha Budin tarafından âdemler gelüp Ungurus kralının ısyân [u] tuğyânı haberleri gelince hemân sa‘âdetlü pâdişâ[h] Sadrıa‘zam Ayas Paşa'ya haber gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b ·
metinde göster ·
"Târîh-i vilâdet-i Hazret-i Îsâ aleyhisselâmın tokuz yüz toksan üçünde bu kenîsaya binâ urulup ve târîh-i mezbûrun bin beş yüz altmış altı abrilinin yedisinde Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ sallâ'llâhu aleyhi ve-sellem hazretlerinin târîhinin tokuz yüz yetmiş üçü mâh-ı Ramazânü'l-mübârekinin yigirmi altıncı gününde Âl-i Osmân Sultân Süleymân bin Selîm Hân'ın kapudanı Piyale Paşa Ciniviz elinden yüz yigirmi pâre kadırga ile gelüp Sakız'ı feth edüp mezkûr kenîsayı Süleymân Hân içün câmi‘ binâ edüp içinde âyîn-i Muhammedî olup namâz kılındı. Elhamdülillâh." deyü celî hatt ile mufassal vech-i meşrûh üzre böyle bir târîhdir. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58b ·
metinde göster ·
… ahallât ve eğer sûk-ı sultânî ale'l-hisâb sekiz bin tokuz yüz tarîk-ı âmdır. On
yedisinde
mahalle kapuları yokdur, hemân şâhrâhdır. Her gece subaşı altı yedi yüz âdemler …
Ve şehr-i Mısır içre cümle eğer şâhrâh ve eğer derb-i mahallât ve eğer sûk-ı sultânî ale'l-hisâb sekiz bin tokuz yüz tarîk-ı âmdır. On yedisinde mahalle kapuları yokdur, hemân şâhrâhdır. Her gece subaşı altı yedi yüz âdemleri ile ve dîvdârı ile kol dolaşup hıfz [u] hırâset üzre olurlar. Ve ale's-sabâh bu tarîk-ı âmmı cemî‘i hammâmcıların zebbâlleri pâk ü pâkîze silüp süpürürler. Ba‘dehu her hâne sâhibi ve dükkân sâhibi bâlâda tahrîr olunan kuyulardan yolları sulayup sûk-ı sultânîleri ve tarîk-ı müslimînleri ve şâhrâh-ı hâs u âm eyle tâhir ve serdâb olur kim gird-i gubârdan bir zerre kalmayup cümle ehl-i sûk râhat olurlar. Ekseriyyâ şâhrâh-ı azîmler böyledir. Ve ba‘zı atfelerde dahi her hânenin sakkâları dahi yollara suları nisâr edüp serd-râh olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a ·
metinde göster ·