… ından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz
yelekleri
takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkala …
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… gin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal
yelekleri
edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri bi …
Ammâ bu hakîr âlem-i fetâlığımızda yârân-ı bâ-safâlar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal yelekleri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri birinden âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâyetdeki badaluçkadan bir sadâ istimâ‘ olundu kim işiden âdemlerin zehresi çâk olayazdı. Ve her fişek aşağı nüzûl ederken neft yağlı ve ala çehirli ve dâne-i haşhâşlardan eyle âteşler nisâr olup zemîne nüzûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. Hadîs: Arapça mazmûnu üzre inşâ’allâh etmemiş gibi oluruz. Ammâ garîb ü acîb san‘at idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b–183a ·
metinde göster ·
… îller ile çimşîr ve ceviz tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi
yeleksiz
okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne …
Bunların pîri dahi Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'dır. Bunların alayda kârları çilesine bir sinek konsa çilesi deprer yaylar ile saban demirlerine ve pûlâd-ı Nahşivânîlere ve tomruklar ve kalkanlara ve su ile dolu şîşeler ve asılı yanmış kandîllere ve âyînelere ok ile darb urup delerek ubûr ederler. Bir fırkası dahi hilâl ile ve kaz yeleğiyle ve yazı kalemleri ve şükûfe karanfîller ile çimşîr ve ceviz tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne itmâm bulmuş pehlivânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… sayyâdân-ı murgân: Dükkânları yokdur, neferât 500 avcıdır. Bunlar okculara kuş
yeleklerinden
gücügen yeleği ve kartal yeleği ve toy ve kuğu yelekleri getirdiklerinden yamak …
Esnâf-ı sayyâdân-ı murgân: Dükkânları yokdur, neferât 500 avcıdır. Bunlar okculara kuş yeleklerinden gücügen yeleği ve kartal yeleği ve toy ve kuğu yelekleri getirdiklerinden yamak olup alaylarında pür-silâh ubûr ederler. Bunlar tüfeng-endâz avcılardır, pîrleri nâ-ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… unlar okculara kuş yeleklerinden gücügen yeleği ve kartal yeleği ve toy ve kuğu
yelekleri
getirdiklerinden yamak olup alaylarında pür-silâh ubûr ederler. Bunlar tüfeng-e …
Esnâf-ı sayyâdân-ı murgân: Dükkânları yokdur, neferât 500 avcıdır. Bunlar okculara kuş yeleklerinden gücügen yeleği ve kartal yeleği ve toy ve kuğu yelekleri getirdiklerinden yamak olup alaylarında pür-silâh ubûr ederler. Bunlar tüfeng-endâz avcılardır, pîrleri nâ-ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… hi dükkânları yokdur. Dağ ve bâğ u râg ve ırağ u yakında kuşu kuş ile sayd edüp
yeleklerin
190b bunlar dahi okculara getirdikleriyçün alaylarında yamaklardır.
Evsâf-ı kannâsân-ı avcıyân: Bunların dahi dükkânları yokdur. Dağ ve bâğ u râg ve ırağ u yakında kuşu kuş ile sayd edüp yeleklerin 190b bunlar dahi okculara getirdikleriyçün alaylarında yamaklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a–190b ·
metinde göster ·
… sorgucları ve kuka süpürgeleri ile ve ibret-nümâ tâvus telleri ve Habeş tavuğu
yelekleriyle
dükkânların cevâhir sorguclar ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evsâf-ı otağa-i sorguccuyân: Dükkân 40, neferât 80, pîrleri ibtidâ Sâm'dır, sonra nâ-ma‘lûmdur bir fütüvvetde görmedik. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların sorguc şâhîler ve cığa ve turna telleri ve balıkcıl telleri ve hümâ telleri ve yeniçeri çorbacısı sorgucları ve kuka süpürgeleri ile ve ibret-nümâ tâvus telleri ve Habeş tavuğu yelekleriyle dükkânların cevâhir sorguclar ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
okculara lâzım olmağile bu kuşbâz tâ’ifesi dahi anların alayında ellerinde ve b …
Ve ba‘zı güvercinlerin yelekleri okculara lâzım olmağile bu kuşbâz tâ’ifesi dahi anların alayında ellerinde ve başlarında münîs olmuş kebûterler ile ve kulağı menkûşlu ve ayağı halhâllı mercân gözlü tuyûr rabisler ile ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek
yelekleri
okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup sey …
Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup seyishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… dları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır
yelekli
, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz nefer …
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
Bu şehrin halkı kadîm eyyâmdan yedi fırkadır. Bir fırkası a‘yân-ı kibâr beğ ve beğzâdeler ve ehl-i hizmet avân tâ’ifesidir kim semmûr kürkler ile libâs-ı fâhirelere müstağrak paşazâdelerdir. Ve bir zümresi ulemâ ve sulahâ ve meşâyih-i kirâm hâl sâhibi kimesnelerdir kim ulemâ zeynde-libâs-ı mahsûsalarıyla gezer âlimlerdir kim cümlesi selef pâdişâhlarının evkâflarından vazîfe-hârân [u] du‘â-gûyân-ı gûnâ-gûndurlar kim vâcibü'r-ri‘âyederler. Üçüncü fırkası tüccâr-ı berr u bihârdır kim Azağa ve Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp ticâret edüp çuka, ferrâce ve kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. Dördüncüsü ehl-i sanâyî‘-i gûnâ-gûndurlar. Cümlesi çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyüp kâr [u] kesb ederler. Beşinci kavmi keştîbânlardır kim Bahr-i siyâh içre mellahlık edüp kâr ederler. Bunların libâsları kendülere mahsûs demir kopran ve şalvar ve çuka dolama ve serine asdâr-ı destâr sarup rûy-ı deryâda gazâ edüp ceng [u] cidâl ederek ticâret edüp kâr ederler. Altıncı fırkası bâğbân ve bâğçevândır. Zirâ bu şehrin Bozdepe dağları bâğlardır kim sicillâtda mestûr olduğu üzre cümle otuz bir bin bâğ u bâğçedir. Birer bâğbândan otuz bir bin âdem add olunmuşdur. Ammâ ba‘zı bâğçede iki üç gılmân [u] huddâm vardır. Yedinci fırkası niçe bin âdem sayyâd-ı mâhîdir. Zîrâ bu kavm balığı gâyet pek severler. Niçe bin gûne ehl-i şuğl âdemleri vardır. Ammâ tahrîri mümkün değildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
kırk elli yıldan berü güve yemiş ammâ yine fonta kelâmı yerinde "Bre vur kahbe …
Niçesi elinde oku yayı var ammâ oklarının yeleklerin kırk elli yıldan berü güve yemiş ammâ yine fonta kelâmı yerinde "Bre vur kahbe Celâlîyi bre kralım Celâlîyi" deyü kendüye takviyet verir. Kimisi bir yire cem‘ olup eydürler "Bre cânım! Bu Üsküdar, Eskidâr'dan galat üstü açık bir zindân-ı dârdır. Kal‘ası ve dervezeleri yok. Levendât makûlesi haşerâtı çok. Celâlî mel‘ûnları bir kerre şu Bulgurlu dağlarından nümâyân olup aşağı asker-i İslâm üzre at bıraksa cümle Üsküdar halkın Kızkullesi'nde deryâya döker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… ûhâtından; kuyumcuları, çapgın at rahtları ve Tatar at eğerleri ve küçügen kuşu
yelekli
latîf ok yaparlar. Ve balıkçılar çârsûsu gâyet çokdur. Cemî‘i kâfiristâna balık …
Sanâyi‘âtının memdûhâtından; kuyumcuları, çapgın at rahtları ve Tatar at eğerleri ve küçügen kuşu yelekli latîf ok yaparlar. Ve balıkçılar çârsûsu gâyet çokdur. Cemî‘i kâfiristâna balık bundan müstevlî olur bâzâr-ı mâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
oku cemî‘i diyârda şöhre-i şehr olmuşdur ammâ ok çamı Boğazhisâr kurbunda Kazda …
Ve sanâyi‘âtından Babadağı'nın küçügen yelekli oku cemî‘i diyârda şöhre-i şehr olmuşdur ammâ ok çamı Boğazhisâr kurbunda Kazdağı'ndan gelir (---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127b ·
metinde göster ·
… Babadağı okları kim peykânları Nahşevân ve Kırım paşakları idi. Ve her birinin
yelekleri
perr-i tâvûsdan ve cenâh-ı hümâdan ve cenâh-ı gücüğen ve murg-ı kuğudan ve tayr …
Ve niçe yüz bin aded hadeng ü tîr ve sihem ü nâvek ve ok ve paşak u pojaklar kim her biri Mısır hadengi ve İslâmbol ve Gelibolu ve Bursa ve Babadağı okları kim peykânları Nahşevân ve Kırım paşakları idi. Ve her birinin yelekleri perr-i tâvûsdan ve cenâh-ı hümâdan ve cenâh-ı gücüğen ve murg-ı kuğudan ve tayr-ı miskî kartaldan ve kamış okların yünleri murg-ı kebûter-i zeyrekden ve hezârpâre kalem ok yelekleri ve şahin cığasından ve zağanos yeleği okların her biri kalemden ve kamışdan ve kargıdan ve peleng nâm çamdan ve hezârpâre okların her birinin gezlerinden demrenine varınca içerisi boş olup paşakları müzehheb ü mutallâ, demrenleri Kılmağî ve Nogayî ve Kabartayî ve Evengî ve Horasânî ve Acemânî ve Moğolî ve Boğolî ve Kırımî ve Osmânî tarzı demrenli oklar idi kim her birinin peykânları zehr ile sıvarılmış hadenglerdir ve nice kerre yüz bin deste deste pota ve hekkî ve azmâyiş ve peşrev ve yeleksiz gez u zizan (---)(---)(---)(---)(---) misilli musanna‘ okların hisâbın Hudâ bilir kim anların demrenleri merîhden âb u tâb almış peykânlı nâveklerdir kim her biri pür hışımlı düşmana değer sihâm-ı kazâ pujenmiş kadalardır kim her biri bî-bahâ bir bahâne ile bey‘ olundu, hayfâ ve dirîğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
… aldan ve kamış okların yünleri murg-ı kebûter-i zeyrekden ve hezârpâre kalem ok
yelekleri
ve şahin cığasından ve zağanos yeleği okların her biri kalemden ve kamışdan ve …
Ve niçe yüz bin aded hadeng ü tîr ve sihem ü nâvek ve ok ve paşak u pojaklar kim her biri Mısır hadengi ve İslâmbol ve Gelibolu ve Bursa ve Babadağı okları kim peykânları Nahşevân ve Kırım paşakları idi. Ve her birinin yelekleri perr-i tâvûsdan ve cenâh-ı hümâdan ve cenâh-ı gücüğen ve murg-ı kuğudan ve tayr-ı miskî kartaldan ve kamış okların yünleri murg-ı kebûter-i zeyrekden ve hezârpâre kalem ok yelekleri ve şahin cığasından ve zağanos yeleği okların her biri kalemden ve kamışdan ve kargıdan ve peleng nâm çamdan ve hezârpâre okların her birinin gezlerinden demrenine varınca içerisi boş olup paşakları müzehheb ü mutallâ, demrenleri Kılmağî ve Nogayî ve Kabartayî ve Evengî ve Horasânî ve Acemânî ve Moğolî ve Boğolî ve Kırımî ve Osmânî tarzı demrenli oklar idi kim her birinin peykânları zehr ile sıvarılmış hadenglerdir ve nice kerre yüz bin deste deste pota ve hekkî ve azmâyiş ve peşrev ve yeleksiz gez u zizan (---)(---)(---)(---)(---) misilli musanna‘ okların hisâbın Hudâ bilir kim anların demrenleri merîhden âb u tâb almış peykânlı nâveklerdir kim her biri pür hışımlı düşmana değer sihâm-ı kazâ pujenmiş kadalardır kim her biri bî-bahâ bir bahâne ile bey‘ olundu, hayfâ ve dirîğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
… glerdir ve nice kerre yüz bin deste deste pota ve hekkî ve azmâyiş ve peşrev ve
yeleksiz
gez u zizan (---)(---)(---)(---)(---) misilli musanna‘ okların hisâbın Hudâ …
Ve niçe yüz bin aded hadeng ü tîr ve sihem ü nâvek ve ok ve paşak u pojaklar kim her biri Mısır hadengi ve İslâmbol ve Gelibolu ve Bursa ve Babadağı okları kim peykânları Nahşevân ve Kırım paşakları idi. Ve her birinin yelekleri perr-i tâvûsdan ve cenâh-ı hümâdan ve cenâh-ı gücüğen ve murg-ı kuğudan ve tayr-ı miskî kartaldan ve kamış okların yünleri murg-ı kebûter-i zeyrekden ve hezârpâre kalem ok yelekleri ve şahin cığasından ve zağanos yeleği okların her biri kalemden ve kamışdan ve kargıdan ve peleng nâm çamdan ve hezârpâre okların her birinin gezlerinden demrenine varınca içerisi boş olup paşakları müzehheb ü mutallâ, demrenleri Kılmağî ve Nogayî ve Kabartayî ve Evengî ve Horasânî ve Acemânî ve Moğolî ve Boğolî ve Kırımî ve Osmânî tarzı demrenli oklar idi kim her birinin peykânları zehr ile sıvarılmış hadenglerdir ve nice kerre yüz bin deste deste pota ve hekkî ve azmâyiş ve peşrev ve yeleksiz gez u zizan (---)(---)(---)(---)(---) misilli musanna‘ okların hisâbın Hudâ bilir kim anların demrenleri merîhden âb u tâb almış peykânlı nâveklerdir kim her biri pür hışımlı düşmana değer sihâm-ı kazâ pujenmiş kadalardır kim her biri bî-bahâ bir bahâne ile bey‘ olundu, hayfâ ve dirîğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
… ının evvelleri gelüp yetişir. Çomar görür kim ne tüfengden ve ne de gedelecdeki
yeleksiz
okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal s …
Ve niçe yüz âdemler atlarıyla ve piyâdeleriyle Çomar'ın kendüyi deryâya atduğu yerden deryânın karşu tarafına üç sâ‘atde dolaşup Çomar'ın önün almağa at bırağırlar. Zîrâ Çomar kendüyi deryâya atduğu yer ile karşuda çıkacağı yere varınca üç sâ‘atde ancak dolaşılır Vastân kal‘ası boğazıdır kim ol boğaz kurbünde Hoşaf nehri deryâya karışır. Cümle Hakkarî askerleri Çomar'ı karşılamağa gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ Çomar-ı yarar karşu tarafa yüz bin renc [ü] anâ çekerek at bürâderiyle çıkar. Ammâ bi-emri Hudâ bir bataklı ve çataklı kenâra çıkar, kendi yorgun ve atı durgun. Atdan inüp kâh atı kaldırır kendi batar ve kendi çıkar atı batar. Âhir çizmesi ve çakşırı bırağup pâbürehne atıyla bir sâ‘at kâmil ol bataklıkdan çıkmağa çalışırken Hakkarî'nin yüğrük atlılarının evvelleri gelüp yetişir. Çomar görür kim ne tüfengden ve ne de gedelecdeki yeleksiz okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal satur olup yigirmi nefer Hakkarî'yi kaçırup yine kaya altından aziz atının yanına gelüp bir kerre "Yâ Hayy!" deyüp atı kaldırır. At dahi bir süheyl urup ayağı turâba basar. Hemân Çomar atına süvâr olup hasmına sunar, ammâ görse kim atta tâb u tüvân kalmamış, ammâ kazâ vü kader yine hasmları gitdikce çoğalup dörd yanından üşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
… a darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide
yelek
yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'd …
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
… -ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek
yelek
ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır val …
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
… yâr olmağile at işlemez ve esbâbları cümle kırmızı pırankona çuka daracık bağır
yelekleri
geyüp göğüslerinde birer vukıyye gümüş halkaları var ve kuşakları ekseriyyâ zün …
Ve cümle ancak iki silâhları var. Bir kılıç ve bir çakmaklı tüfeng. Aslâ fitilli tüfengleri yokdur. Ancak bir yaylım tüfeng atup, "Allâh Allâh" deyüp dal kılıç olup girişirler. Ya alışırlar, ya verişirler, yâhûd barışırlar. Cümle piyâde şehbâzlardır, ammâ her birine at yetişmez ve taşlık diyâr olmağile at işlemez ve esbâbları cümle kırmızı pırankona çuka daracık bağır yelekleri geyüp göğüslerinde birer vukıyye gümüş halkaları var ve kuşakları ekseriyyâ zünnâr ta‘bîr etdikleri teybend kuşakdır. Gerçi harâmdır, ammâ kâfirleri esîr etdiklerinde anınla bağlarlar ve bir kuyudan su çekseler kuşağile çekerler ve niçe gâzîler esîr olup kuşağın kemend edüp kâfir kal‘alarından firâr etmişlerdir. Hulâsa-i kelâm eğer ehl-i şer‘ yanında zünnâr kuşak harâm ise, anlara lâzım olduğundan ol kadarca ruhsat verilmişdir. Ve bellerinden aşağı bolca beyâz dimiden şalvar geyüp kırmızı çukadan kopçalı daracık serdelye(?) geyüp ayaklarına bir gûne nâzük çarık geyerler kim ol sengistânda her biri ceyrân gibi sekerler. Ve başlarına yine kırmızı çuka Hırvad arakıyyesi geyerler. El-hâsıl hakkâ ki cüst u çâpük u çâlâk Amr-ı Ayyâr-vâr sâhib-i ayâr yiğitlerdir. Bu gâzîler ile bu serhadlerde hüsn-i ülfet edüp zahîre-bahâ içün bu mücâhidîne aslâ zulm [u] ta‘addî etmeyüp kendü rızâlarıyla paşaya verdiklerin alup hakîr içün ücret-i kadem bir şey almadım. İllâ alâ tarîki'l-hedâye ba‘zı tüfeng ve kılıçlar alup rızâlarıyla kabûl edüp refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157a ·
metinde göster ·
… unları temâşâ ederek geçüp ileri vardım. Gördüm ki bir başı telli kırmızı yağız
yelekli
mutarraş şahbâz kefere ayağa kalkup eydir:
Üç sâ‘atde şeşan dağına çıkup anı gördüm. Bir navortalı kâfir gelüp eydir: "Bire Türk sen bu dağda n'işlersin?" dedikde, hakîr eyitdim, "Bizim Yano Beğ dostumuza geldim. Buluşsam gerek" dedikde, kâfir gidüp yine gelüp, "Gel gidelim" dedikde, atdan piyâde olup sık orman içre giderken yemîn ü yesârda beş altı yüz harbalı kâfir bellerinde ikişer üçer tabanca tüfengleri ve ellerinde navortaları ile âmâde kefereler içre giderken iki tarafda belki üç yüz aded koyun ve hınzîrları kebâb ediyorlar ve Manastır şehrinden ve Maşkolor panayırından aldığı çukaları niçe yüz derziler keferelere esbâblar kesüp biçüp dikerler. Bunları temâşâ ederek geçüp ileri vardım. Gördüm ki bir başı telli kırmızı yağız yelekli mutarraş şahbâz kefere ayağa kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… sekbânları var idi kim her biri birer kağan arslana benzer serâpâ kırmızı bağır
yelekli
ve bol arakiyyeleri cümle kırmızı saya çukadır sırma püsküllü arakiyyelerin kec …
Hemân yüz yigirmi kapucubaşı pür-silâh ve mülebbes ve iki yüz vâcibü'r-ri‘âyâ ve üç yüz müteferrika ve iki yüz deli ve iki yüz gönüllü ve iki yüz Tatar ve yüz aded çâşnigîr ve yüz aded taşra kilarcıyân ve iki yüz aded iç ağaları sarrâcları ve üç yüz aded tüfeng-endâz atlı sarıca ve yedi yüz yetmiş aded Hırvad ve Boşnak ve Arnavud ve Aznavur sekbânları var idi kim her biri birer kağan arslana benzer serâpâ kırmızı bağır yelekli ve bol arakiyyeleri cümle kırmızı saya çukadır sırma püsküllü arakiyyelerin kec kılup cümle piyâde kırkar ellişer dirhem Nova ve Gabele tüfengleriyle ceyrân gibi sekerek tertîb üzre çifte çifte ubûr edüp andan yedekler zer-ender-zere müstağrak olmuş küheyl atlar ubûr edüp andan Kadızâde İbrâhîm Paşa gûyâ vezîria‘zam gibi esbâb-ı ihtişâmıyla cümle âlât-ı silâhı cevher ve murassa‘ ve kendüleri zer-ender-zer murassa‘ tîrkeş ve şemşîr ile ârâste olup Âsaf-ı Berhayâ-misâl ubûr etdükde umûr-dîde âdemler görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64a ·
metinde göster ·
Dahi ardları sıra yedi yüz yetmiş aded kırmızı bağır
yelekli
ve kırmızı beratalı ve yedişer sekizer karış dalyan tüfengli Hırvad u Arnavud y …
Dahi ardları sıra yedi yüz yetmiş aded kırmızı bağır yelekli ve kırmızı beratalı ve yedişer sekizer karış dalyan tüfengli Hırvad u Arnavud yiğitleri cümle piyâde çatal fitillerin saklayup Paşa'nın önü sıra yürüdüler. Ve cümle çâşnigîr ve kilarcıyân ve serrâcân ve gayri hüddâmân paşanın yemîn ü yesârında pür-silâh durdular. Ve üç yüz aded iç ağaları cebe vü cevşene ve katlavî ve tuğulka ve zırh u zireh-külâha müstağrak olup paşanın ensesinde kilt-â-kilt kafâdâr durup Feth-i şerîf tilâvet etmeğe başladılar. Ve çalıcı mehterbaşıya tenbîh olunup küffâra hamle etmeyince cengî harbîler çalınmaya denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
Ekseriyyâ halkı Arnavud ve Boşnak ve Hırvad yiğitlerdir kim cümle Cezâyirli esbâbı gibi daracık esvâb geyüp çatal bıçak ve pala kürde kılıç ve başlarında kırmızı fes ve bağır yelekleri ve elvân çukalardan geçirme peşli nâm yelekler geyüp cümle baldırı çıplak gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ gâyet eşkıyâ ve zorba ve erâzol maryol levend yiğitleri var, ammâ en ednâsı kırk elli dirhem onar karış dalyan tüfeng atar büyüğü ve küçüğü gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
… başlarında kırmızı fes ve bağır yelekleri ve elvân çukalardan geçirme peşli nâm
yelekler
geyüp cümle baldırı çıplak gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ gâyet eşkıyâ ve zorb …
Ekseriyyâ halkı Arnavud ve Boşnak ve Hırvad yiğitlerdir kim cümle Cezâyirli esbâbı gibi daracık esvâb geyüp çatal bıçak ve pala kürde kılıç ve başlarında kırmızı fes ve bağır yelekleri ve elvân çukalardan geçirme peşli nâm yelekler geyüp cümle baldırı çıplak gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ gâyet eşkıyâ ve zorba ve erâzol maryol levend yiğitleri var, ammâ en ednâsı kırk elli dirhem onar karış dalyan tüfeng atar büyüğü ve küçüğü gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
Der-kâr-ı musanna‘: Yine demirden çâr pâye üzre çarhları var ve gûnâ-gûn kuş
yeleklerinden
gûyâ yelpâzeye benzer ba‘zı kanat değildir tirşe deriden yâhûd güderiden yelpâz …
Der-kâr-ı musanna‘: Yine demirden çâr pâye üzre çarhları var ve gûnâ-gûn kuş yeleklerinden gûyâ yelpâzeye benzer ba‘zı kanat değildir tirşe deriden yâhûd güderiden yelpâzelerdir, hemân mezkûr bisâtun çarhların kurup şiddet-i hârda yanına kosan ol mirvaha döndükçe oda içinde rûzgârdan oturulmayup belki kürk geymek iktizâ eder bir çarhlı musanna‘ yelpâzedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… [u] kisbleri gûnâ-gûn at eğerleri ve Tatar şıdakları, ya‘nî kamçılar ve kücügen
yelekli
okları ve Sarây'ın ak kenârlı bezleri ve münakkaş gömlekler[i] bir diyârda olma …
Der-kâr [u] kisb-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehir halkının ekseriyyâ memdûh kâr [u] kisbleri gûnâ-gûn at eğerleri ve Tatar şıdakları, ya‘nî kamçılar ve kücügen yelekli okları ve Sarây'ın ak kenârlı bezleri ve münakkaş gömlekler[i] bir diyârda olmazdır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… i âfitâb Besni gulâmı bağışladılar. Paşa dahi anlara birer yay ve birer kücügen
yelekli
oklar verüp büyük beğe bir küheylân at ve öbür karındaşlarına birer hil‘at-i ze …
Bunda Çerkes beğleri paşaya ve askere hayli konakbânlık edüp paşaya bir Çerkez dilberi pençe-i âfitâb Besni gulâmı bağışladılar. Paşa dahi anlara birer yay ve birer kücügen yelekli oklar verüp büyük beğe bir küheylân at ve öbür karındaşlarına birer hil‘at-i zer-ender-zer geydirüp cümle memnûn u mahzûz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192a ·
metinde göster ·
… ları cümle çukalar ve kumâşlar olup tâze yiğitleri Cezâyirli esvâbı geyüp bağır
yelekleri
ve pala bıçaklar taşıyup başlarında kırmızı fes ve ayaklarında siyâh fillar pâb …
Libâsları cümle çukalar ve kumâşlar olup tâze yiğitleri Cezâyirli esvâbı geyüp bağır yelekleri ve pala bıçaklar taşıyup başlarında kırmızı fes ve ayaklarında siyâh fillar pâbuç geyüp gezerler. Cümle halkı Rûmşadırlar ammâ ehl-i zevklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
… ar geyerler. Tâze fetâları cümle Cezâyirli esvâbları geyüp kırmızı fes ve bağır
yelekleri
ve göğüslükler ve siyâh fillallar geyüp bellerinde üçü bir yerde pala bıçak ve …
Der-kıyâfet-i merd-i meydân-ı ricâlât: A‘yân-ı kibârı muhteşemâne semmûr lepâçeler ve kâmhâ ve atlâs ve hârâlar geyerler. Ve [zü]mre-i ulemâ ve sulehâsı çukalar ve helâlî libâslar geyerler. Tâze fetâları cümle Cezâyirli esvâbları geyüp kırmızı fes ve bağır yelekleri ve göğüslükler ve siyâh fillallar geyüp bellerinde üçü bir yerde pala bıçak ve muhattem kuşak kuşanup arkalarında birer Cezâyir ihrâmları geyüp gezerler. Ammâ zenâneleri ne libâsında oldukların aslâ taşrada görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… Cezâyirli gibi başlarında kırmızı fes ve parankona kırmızı göğüslükler ve bağır
yelekleri
ve muhattem harîr kuşaklar ve bellerinde çatal bıçaklar ve ellerinde balta ve n …
Hakkâ ki yine bir cezîre-i bî-amân olduğundan gâzîlerinin her etdiklerine bakmayup dâ’imâ müsâmaha ederler, zîrâ bir alay gâzîyân-ı mücâhidân firkateci yiğitleridir kim cümle sağîr ü kebîrlerinin evzâ‘ [u] etvârları ve cümle libâsları Cezâyirli gibi başlarında kırmızı fes ve parankona kırmızı göğüslükler ve bağır yelekleri ve muhattem harîr kuşaklar ve bellerinde çatal bıçaklar ve ellerinde balta ve nacaklar ve beyâz dimiler geyüp baldırları çıplak gezüp ayaklarına siyâh fillar ve arkalarında nişaburnus ve gûnâ-gûn kapudlar ve kırmızı ihrâmlar ile reftâr edüp ayş u tarab ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… p hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış
yelekleri
derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyir levendâtı esbâbı şeklinde daracık bağır
yelekleri
ve bellerinde pala çatal bıçakları ve başlarında kırmızı fesler geyerler şecî‘ …
Ve cümle halkı tüccârdır. Libâsları serâpâ çuka ve akmişe-i fâhire ile melbûslardır. Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyir levendâtı esbâbı şeklinde daracık bağır yelekleri ve bellerinde pala çatal bıçakları ve başlarında kırmızı fesler geyerler şecî‘ şehbâz dayı yiğitleri vardır. Ve cümle garîb-dost âdemlerdir. Nimetleri bay [u] gedâ ve müsâfirîn ü mücavîrine mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y30b ·
metinde göster ·
… ferrâcelerdir. Ve tâze yiğitleri baldırı çıplak levendâne Cezâyirli tarzı sıkma
yelek
ve pala bıçak ve başlarında fes geyüp reftâr ederler.
Ve mahbûb u mahbûbesi yokdur. Halkının reng-i rûyları zerd-rûlardır. Ve merdâne ve zenânelerinin libâsları serâpâ çuka elvân ferrâcelerdir. Ve tâze yiğitleri baldırı çıplak levendâne Cezâyirli tarzı sıkma yelek ve pala bıçak ve başlarında fes geyüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32a ·
metinde göster ·
… yelkendez at ve on kâse ve üç pervâne yay ve üç deste gezleri müzehheb gücügen
yelekli
oklar verdi.
Paşa hazretleri dahi melike pâk bisâtıyle bir küheylân at ve bir yelkendez at ve on kâse ve üç pervâne yay ve üç deste gezleri müzehheb gücügen yelekli oklar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y360a ·
metinde göster ·
… üp sağ elinde bir doğan kuşu vardı. Bu doğana üstâd-ı mermerbür bir tülek kanat
yelekler
göstermiş [kim] âdem hayrân olur. Ve elinde olan mahbûb bu doğana nazar edüp do …
Ammâ bu serâperde-i Süleymânî içre niçe bin eşkâl-i pesendîdelerin içinde sihr-i i‘câz bir ma‘rifet gördüm: bir mahbûb gulâm kâküllerin perîşân edüp sağ elinde bir doğan kuşu vardı. Bu doğana üstâd-ı mermerbür bir tülek kanat yelekler göstermiş [kim] âdem hayrân olur. Ve elinde olan mahbûb bu doğana nazar edüp doğan gibi bu anadan doğan şâhbâz dahi bâza bakup tebessüm etmiş. Eyle tasvîr etmiş kim hıtâyî Y 427b kâğız üzre Mânî ve Bihzâd bu sûreti yazmağa kâdir değildir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427a–Y427b ·
metinde göster ·
… düşdi ala ala gönderler süsildi ḳara polat öz ḳılıçlar çalındı yalmanı düşdi üç
yeleklü
ḳayın oḳlar atıldı demreni düşdi ḳıyamatuŋ bir güni ol gün oldı big nökerden nö …
yügürdi nah düşdi ala ala gönderler süsildi ḳara polat öz ḳılıçlar çalındı yalmanı düşdi üç yeleklü ḳayın oḳlar atıldı demreni düşdi ḳıyamatuŋ bir güni ol gün oldı big nökerden nöker