… ḍi yarlıġı birle kim kim ḳıssa olardın biziŋ yarlıġımızdın taturġay-miz aŋar ol
yelinigli
tamuġ ḳınıdın
12 Süleymanḳa yelni anıŋ ertesi bir aylıḳ yol anıŋ keçesi bir aylıḳ yol aḳıttımız aŋar baḳır yulını peridin ol kim ʿamel ḳılur anıŋ utrusında iḍi yarlıġı birle kim kim ḳıssa olardın biziŋ yarlıġımızdın taturġay-miz aŋar ol yelinigli tamuġ ḳınıdın
def‘iyçün gâyet lâzımdır. Ve Kur’ân-ı azîmde Arapça buyurmuşdur. Ammâ bir tev …
Hukemâ kavlince çölistânda gezenlere sam yeli def‘iyçün gâyet lâzımdır. Ve Kur’ân-ı azîmde Arapça buyurmuşdur. Ammâ bir tevârîhde gördüm ibtidâ iblîs cennetden (---) diyâra kadem basdıkda [sol] ayağı basduğı türâbdan hâsıl oldu ve soğan, sağ ayağı basduğı yerde hâsıl oldu, demiş. Ammâ hakkâ ki ikisi de latîf ta‘âmdır. Anıniçün Bingöl'de ve Sincar'da Hâlitî ve Çekvânî ve Yezîdî ve Şeytânî Kürdleri vardır, dâ’imâ koyunlarında soğan ve sarımsak taşırlar. Eğer gözleri önünde soğanı yumruk ile urup pârelesen ol ân anlar ol âdemi katl ederler. Soğana ve sarımsağa tâ bu mertebe ri‘âyet edüp mahabbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
Âb [u] hevâsı çölde olmağıla gâyet şiddet-i hâr üzre olup ba‘zı zamân sam
yeli
eser. Mahbûb u mahbûbesi memdûh değildir. Lâkin sulehâ-yı ümmetden mazanne-i ki …
Âb [u] hevâsı çölde olmağıla gâyet şiddet-i hâr üzre olup ba‘zı zamân sam yeli eser. Mahbûb u mahbûbesi memdûh değildir. Lâkin sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kirâme âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27a ·
metinde göster ·
… nleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve
yelisan
u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keş …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… bir kemer dîvâr inşâ etdirmişdir kim "A‘mâlar ol esâsa yapışarak gideler ve sâm
yeli
ve şiddet-i hâr görmeyeler" deyü binâ etmiş bir dîvârdır. 338a Bu hakîr Bağdâ …
Evvelâ cümleden mukaddem Bağdâd feth olduğu sâ‘at Mekke-i Mükerreme Şerîfi Şerîf Zeyd hazretlerinin bir necâbı Tâyifî hecin deve ile çölden Bağdâd fethi müjdesin üç günde Mekke'ye götürür ve Şerîf'den nâme vü hedâyâlar ile miftâh-ı Mekke'yi Şeybeoğlu'ndan alup üç günde Mekke'den yine Bağdâd'a gelir. Ta bu kadar yakın yolu vardır ammâ perr-i tâvûs gibi uçar kuşa mânend hecin göndermek lâzımdır. Ve ol yakın yoldan Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım Bağdâd'dan tâ Mekke'ye varınca içi boş bir kemer dîvâr inşâ etdirmişdir kim "A‘mâlar ol esâsa yapışarak gideler ve sâm yeli ve şiddet-i hâr görmeyeler" deyü binâ etmiş bir dîvârdır. 338a Bu hakîr Bağdâd'dan ve Basra'dan çöl ile iki kerre Ka‘be'ye giderken mezkûr dîvârları görmek olmuşdur kim hâlâ niçe yerde eser-i binâları nümâyân binâ-yı azîmelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b–338a ·
metinde göster ·
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
bu şehirde esüp cemî‘i halkı ten-dürüstlerdir. Ricâl makûleleri kemâl mertebe r …
Ol kadar latîfdir kim bâd-ı nesîm ve seher yeli bu şehirde esüp cemî‘i halkı ten-dürüstlerdir. Ricâl makûleleri kemâl mertebe riyâzât ve perhîz ile geçindiklerinden gerçi za‘îfdirler, ammâ gâyet ten-dürüstlerdir ve gâyet müsinn ü mu‘ammer olurlar, ammâ cümle keferesi siyâh rokla ve Freng pabucu ve başlarında gûnâ-gûn şapka üzre deve kuşu telleri takarlar. 71a Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b–71a ·
metinde göster ·
… i ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları öküz gerdânı gibi kısadır. 180a Ve
yelileri
gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçlı ve güçlü ve kuvvetli atlardır. Ve kuyru …
Hikmet-i Hudâ atları gâyet semîn ve yere yakın kısa ayaklı ve öküz bilekli ve tırnakları üzre birer (...)leri, ya‘nî tırnakları çatal olmağa yakın olmuş, ammâ çatal değildir. Somun ekmeği kadar iri tırnakları vardır. Ve karınları yere sürünmeğe yakındır. Ve önleri ve ardları gâyet vâsi‘dir. Ve gerdânları öküz gerdânı gibi kısadır. 180a Ve yelileri gâyet çok olup yerde sürünür, çok saçlı ve güçlü ve kuvvetli atlardır. Ve kuyrukları beş ata kuyruk olup yerde sürünür kalın kuyrukları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b–180a ·
metinde göster ·
… p mûşlar bîhûş oldu. Ammâ havâyic sâhibleri medhûş oldu. Ve ba‘zı yatan atların
yelilerin
ve kuyrukların Y 261a fâre yeyüp kâmil küheylân iken nâ-kâmil deste kuyruk ta …
Hikmet-i Hudâ bu mahalde zîr-i arzda tavattun edinen sıçanların cây-ı menâsı kalmayup çadırlardaki esbâblar içine girüp cemî‘i esbâbları delik delik kesegenler kesüp pâre pâre eyleyüp mûşlar bîhûş oldu. Ammâ havâyic sâhibleri medhûş oldu. Ve ba‘zı yatan atların yelilerin ve kuyrukların Y 261a fâre yeyüp kâmil küheylân iken nâ-kâmil deste kuyruk tay eylediler. Hudâ âlimdir, sehel hâba varanın burnun kulağın kemirdiler. Bu dahi bir musîbet idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b–Y261a ·
metinde göster ·
… nalı atlar üzre kaplan postlu ve bebir postlu ve semmûr tâclı (---)(---)(---)
yeli
mehîb hey’et askerler kim herbirinin başında gûnâ-gûn çelenkler ve çıga teller …
Dahi ardı sıra Emîrü'l-hac Hârmûş Paşa beş yüz pür-silâh çarha askeri ile mehterhânesin çalarak ubûr etdiler. (---)(---)(---) ibtidâ bayrak Tatar askeri küheylân atlar üzre serlerinde şırpırtma ve Nogay ve Kırım huccâcı (---)(---)(---) şıdak kamçı ve tâziyâneler ile atbaşı berâber ubûr ederler. Andan iki bayrak deli ve gönüllü askeri ubûr etdiler. (---)(---)(---) ve Hüseynî Tuna geçidi kınalı atlar üzre kaplan postlu ve bebir postlu ve semmûr tâclı (---)(---)(---) yeli mehîb hey’et askerler kim herbirinin başında gûnâ-gûn çelenkler ve çıga teller ile eyle müzeyyen (---)(---)(---)Q 128b kâtigi(?) her biri küheylân atlar üzre âlât-ı silâha müstağrak enselerinde çifte küçük kafâdârları ile atbaşı berâber güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311b ·
metinde göster ·
… beler altından cânib-i şark ile cenûb mâbeyni ki ana keştîbânlar kavlince inbat
yeli
derler, ol tarafa elli adım gidüp Bâb-ı Ümmühânî şarka nâzır iki kapu yanyanadı …
Andan yine kubbeler altından cânib-i şark ile cenûb mâbeyni ki ana keştîbânlar kavlince inbat yeli derler, ol tarafa elli adım gidüp Bâb-ı Ümmühânî şarka nâzır iki kapu yanyanadır. Bu kapu Harem-i şerîfin bir köşesine vâki‘ olmuşdur. Ve yedi kademe taş nerdübân ile Harem'e nüzûl olunur bâb-ı latîfdir. Ve bu kapu mâbeyni huccâc-ı zevî'l-ihtiyâcın ârâmgâhı bir serdâb kapudur. Zira bâd-ı nesîm ve bâd-ı sabâ bu kapuda eser, âdem hayât-ı cân bulur. Zîrâ bu kapu yeri Hazret-i Risâlet-penâh'ın hâtûnu ümmü'l-müslimîn Sitti Ummühânî'nin hâne-i münevveri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y335b ·
metinde göster ·
… Hazreteyn dahi derler ya‘nî İki Korkacak mahal demekdir. Biri Arabdan biri sâm
yelinden
korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm yelinden …
Menzil-i vâdî-i Nâr: Bu menzile vâdî-i Hazreteyn dahi derler ya‘nî İki Korkacak mahal demekdir. Biri Arabdan biri sâm yelinden korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm yelinden helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm yelinden helâk oldu. Bir muhâlif dereli ve iki cânibi kara kayalı bir vâdî-i Nâr'dır. Âdem depesinden kebâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… yelinden korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm
yelinden
helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm ye …
Menzil-i vâdî-i Nâr: Bu menzile vâdî-i Hazreteyn dahi derler ya‘nî İki Korkacak mahal demekdir. Biri Arabdan biri sâm yelinden korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm yelinden helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm yelinden helâk oldu. Bir muhâlif dereli ve iki cânibi kara kayalı bir vâdî-i Nâr'dır. Âdem depesinden kebâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… en helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm
yelinden
helâk oldu. Bir muhâlif dereli ve iki cânibi kara kayalı bir vâdî-i Nâr'dır. Âd …
Menzil-i vâdî-i Nâr: Bu menzile vâdî-i Hazreteyn dahi derler ya‘nî İki Korkacak mahal demekdir. Biri Arabdan biri sâm yelinden korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm yelinden helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm yelinden helâk oldu. Bir muhâlif dereli ve iki cânibi kara kayalı bir vâdî-i Nâr'dır. Âdem depesinden kebâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
… Zîrâ poyraz Hicâz'a çöl ü çölistândan müsta‘mel gelüp halkı helâk eder. Ve sâm
yeli
bu mahallerde eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu …
Hamd-i Hudâ bizim zamânımızda lodos rûzgârı esüp havâ latîf oldu. Ammâ yine on yedi âdem helâk ol(un)up niçesi dahi çalındı. Hikmet-i Hudâ Rûm'da lodos hevâsında âdem serâsîme olur, poyraz esse âdem tâze cân bulur. Ammâ bu Hicâz'da Y 372b poyraz rûzgârı esse kavm-i Hicâz süst-endâm olur. Zîrâ poyraz Hicâz'a çöl ü çölistândan müsta‘mel gelüp halkı helâk eder. Ve sâm yeli bu mahallerde eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu rûzgâr-ı lodos Bahr-i Muhît tarafından berü tâze gelir, poyraz gibi çölden gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a–Y372b ·
metinde göster ·
esse cemî‘i tulumlarda sular buz pâresi olur. Ammâ ol mahalde su içmeden ihtirâ …
Hikmet-i Hudâ sâm yeli esse cemî‘i tulumlarda sular buz pâresi olur. Ammâ ol mahalde su içmeden ihtirâz lâzımdır. Ol mahalde gayret edüp su içmeyüp ağzına kurşum alalar. Susuzluğu kat‘ eder. Ammâ bir kubhu var. Kurşum dişlere tokunsa dişleri helâk eder. Ammâ temr-i hindî ekşice harâreti kat‘ eder ve tabî‘ati mülâyim eder. Temr-i hindî hakkında hadîs-i şerîf vardır kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372b ·
metinde göster ·
… cebel-i Mukattam ve cebel-i Cûşî nâmıyla meşhûr olan cibâl-i Şarkî Mısır'a sabâ
yeli
gelmeğe mâni‘dir. Ve bu dağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre şemsin nû …
Lâkin Mısır'ın cânib-i şarkîsindeki cebel-i Mukattam ve cebel-i Cûşî nâmıyla meşhûr olan cibâl-i Şarkî Mısır'a sabâ yeli gelmeğe mâni‘dir. Ve bu dağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre şemsin nûr-ı işrâfına mâni‘dir. Ol sebebden şehr-i Mısır üzre şems-i âteş-tâbın nûru ikinci sâ‘atde dokunduğundan mezkûr dağların sâyesi gûyâ serdâb olduğundan zamân-ı kadîmde Kıbtî kavmi ol cebel içre mağârâlar binâ edüp anda sâkin oldulardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y75b ·
metinde göster ·
… idir. Ve Arîş'den beri Mısır tarafına bâd-ı sabâ ve rîh-i nesîm esmez, ammâ sâm
yeli
dahi esmez.
Ve Mısır'ın bu nuhûset günleri Rûm'un cennet-âbâd ve ferah-âbâd olduğu mevsim-i bahâr günleridir, ammâ Mısır'da cahîm günleridir. Ve Arîş'den beri Mısır tarafına bâd-ı sabâ ve rîh-i nesîm esmez, ammâ sâm yeli dahi esmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y242a ·
metinde göster ·
… ı perîşândır ve kulakları fîl kulağı gibi yassı ve sarkmış durur. Ve gerdânında
yelisi
yokdur. Ve vücûdunda postu kaplan alacası gibidir. Ve kuyruğu salkım saçakdır. …
Mezkûr kaya üzre bir fîl-i azîm cüssesi kadar dörd ayak üzre durur beyâz mermerden bir sûretdir. Gerdeni sürâhî servi gibi bir serâmed gerden-i dırâzdır. Kellesi âdem gibidir ve gâyet mahbûb-sıfatdır. Lâkin alnında bir sivri boynuzu vardır ve geysûları perîşândır ve kulakları fîl kulağı gibi yassı ve sarkmış durur. Ve gerdânında yelisi yokdur. Ve vücûdunda postu kaplan alacası gibidir. Ve kuyruğu salkım saçakdır. Ve dörd ayakları gûyâ deve ayağı gibi çataldır, uclarında tırnakları vardır. Ve omuz başlarında iki kanadlarına üstâd eyle Ferhâdî tîşe urmuş kim gûyâ per açup tayerân etmek üzre. Bu şekilde bir hayvândır. Y 428a Bu sûretin şimâlinde yine bir püşte-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427b–Y428a ·
metinde göster ·
… mümkin olmayup bed-râyiha-i sümûmlarından temâşâ edemedik, zîrâ râyihaları sam
yeli
gibi gelirdi.
Sultân-ı Dumbiye hudûdudur. Bu mahalde birkaç ukkâb leşi iki kepçe kuyruk leşi bulduk. Bunlar birbirleri ile ceng edüp kepçe kuyruk zehrinden ukkâblar helâk olmuş, kepçe kuyruklar dahi ukkâbların minkârları zahmından helâk olmuşlar. Ammâ râyihalarından yanlarına varılmak mümkin olmayup bed-râyiha-i sümûmlarından temâşâ edemedik, zîrâ râyihaları sam yeli gibi gelirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·