Hemân cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve fuzalâ cesed-i şerîfini gasl etmek murâd edindikleri mahalde Ayasofya'nın Terlerdirek küncinden bir sadâ zâhir olup, "Merhûm u mağsûldur, hemân defn edün" deyü nidâ gelince cümle hâzırûn dembeste ve hayrân oldular. Andan cümle meşâyihân Yâvedûd Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin tâbûta koyup Şehîdkapu'sunda defn etmek murâd edinüp bi'z-zarûrî tâbûtu götürenler kendülerin Emînönü İskelesi'nde bulup andan bir kayığa süvâr olup berk-i hâtif gibi kayık kürek çekmeden ve yelken açmadan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri kurbünde karâr edüp hemân tâbût kayıkdan bi-emrillâh çıkup ol mahalde kazılmış bir mezârda tâbût durup ardı sıra cümle guzât ve ulemâlar varup istimâ‘ etdiler kim mezkûr kabirden Yâvedûd ismi istima‘ olunurdu. Cümle ulemâ ve sulehâ na‘ş-ı şerîfi ol kabr içre defn edüp gitdiler. Anıniçün ol kabr-i şerîfe hâlâ türbe-i Yâvedûd iskelesi derler ve's-selâm ve Rahmetullâhi aleyhi ale'd-devâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… âlara vâlî olup sene 940 kendüye kapudanlık ihsân olunup Akdeniz'de üç bin pâre
yelken
söndürüp niçe kerre esîr olup ve niçe kerre kılâ‘lar feth etdüği mufassalan baş …
Kapudan Hayreddîn Paşa: Vardar Yenicesindendir, cümle ecdâdı; ammâ kendüsi Midilli cezîresi içinde vücûda gelüp velvele-ârâ bir levend bahâdır fetâ kopup Cezâyirâtda niçe livâlara vâlî olup sene 940 kendüye kapudanlık ihsân olunup Akdeniz'de üç bin pâre yelken söndürüp niçe kerre esîr olup ve niçe kerre kılâ‘lar feth etdüği mufassalan başka bir tevârîhdir. Fütûhât-ı Hayreddîn Paşa derler. Âkıbetü'l-emr Âsitâne'de merhûm olup Beşiktaş'da sâhil-i bahr iken kapudan-ı ber olup liman-ı gûrda ilâ-yevmi'n-nüşûr lenger-endâht olup yatır. Fevtine bu mısra‘ târîh düşmüşdür. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48b ·
metinde göster ·
… sebebiyle kal‘a-i Azağ'a Kazak istîlâ edüp deryâ-misâl asker ile yedi yüz pâre
yelken
gemilere bu kadar bin asker mâl-â-mâl olup kal‘a-i Azağ'ı kâmil (---) ay muhâsa …
İbtidâ sene (---) târîhinde Maskov küffârı Karadeniz sâhilinde Azak kal‘asına Tatar Hân'ın batîü'l-hareke olması sebebiyle kal‘a-i Azağ'a Kazak istîlâ edüp deryâ-misâl asker ile yedi yüz pâre yelken gemilere bu kadar bin asker mâl-â-mâl olup kal‘a-i Azağ'ı kâmil (---) ay muhâsara edüp darabât-ı top-ı kûpdan kal‘anın der [ü] dîvârında bir alâmet kalmayup cümle küffâr-ı sakar-karâr hâl-i hayâtlarında ka‘r-ı zemîne girüp bir ay dahi zîr-i zemînde ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kitâl edüp âhir vakt-i şitâ erüp cümle guzât-ı müslimîn keştîlere mâl-â-mâl olup bî-feth rucû‘ edüp Âsitâne-i sa‘âdete geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
… t ederlerdi. Ammâ Ciniviz kıralı Aronda, Galata'da müstakil kıral olup bin pâre
yelken
gemiye mâlik olup dörd karındaş iştirâk-i seviy üzre Galata'yı ol kadar ma‘mûr …
Ba‘dehu Galata'da Aronda Kıral, Rûm keferesiyle yek-dil [ü] yek-cihet olup rûz-merre Kostantıniyye'ye istîlâ eden İşpanya keferesiyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederek İşpanya şeb [u] rûz cenge tâkat getiremeyüp bir gece Yedikulle tarafından gemilerine süvâr olup İşpanya'ya firâr edüp Rûm keferesi yine Kostantıniyye'ye mâlik olup boybeği şeklinde hükûmet ederlerdi. Ammâ Ciniviz kıralı Aronda, Galata'da müstakil kıral olup bin pâre yelken gemiye mâlik olup dörd karındaş iştirâk-i seviy üzre Galata'yı ol kadar ma‘mûr etdiler kim hâlâ eser-i binâlarından ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… ret asrında pîrleri ma‘lûmum değildir. Bunlar dahi arabalar üzre küçük gemilere
yelken
yapar şeklinde pür-silâh olup bez arşınlıyarak ubûr ederler.
Esnâf-ı yelkenciyân: Dükkân 90, neferât 300, bu tâ’ife bezzâz-misâldir ammâ gemilere gûnâ-gûn mayısıra ve çember ve alborata ve trinketa ve çekeleve biçimi yelkenler biçüp gemileri donadırlar. Pîrleri bez dokumada Hazret-i Şîs'dir ammâ Hazret asrında pîrleri ma‘lûmum değildir. Bunlar dahi arabalar üzre küçük gemilere yelken yapar şeklinde pür-silâh olup bez arşınlıyarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---). Bunlar gûnâ-gûn Serfice ve Tarabefzûn ve İslâmbol bezleri ve
yelken
bezleri ve asdâr bezleri dokuyarak ubûr ederler.
Ehl-i kâni‘, bezciyân: Dükkân 500, neferât 600, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar gûnâ-gûn Serfice ve Tarabefzûn ve İslâmbol bezleri ve yelken bezleri ve asdâr bezleri dokuyarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201a ·
metinde göster ·
Su yolların dağlarda kazıyup bir yerden bir şehre su gideceğin ilm-i hendese ile dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı zemînde dörd beş konak yerler kazup yüzer adımda bir kuyu ağzı menfez açup kuyu ağzına yelken bezlerinden bâdgîrler yapup andan su yollarına rûzgâr girüp ka‘r-ı zemînde üstâdlar rûzgârda işleyüp suları bir yere cem‘ edüp murâd edindikleri yere lağımlarla ve terâzûlarla suları götürürler, acâyib ma‘rifetdir. Bunlar dahi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
Menzil-i kal‘a-i Kavak: Bu dahi cild-i evvelde mevsûfdur. Kavağın Sultâniye kal‘asın sene (---) târîhinde Fâtîh-i Bağdâd Murâd Hân binâ etdüğü dahi cild-i evvelde memdûhdur. Bu Kavak kasabasında bir gün meks edüp cümle yolcular ve cümle Ömerpaşalılar gelüp vakt-i çâştda lenger alup yelken yırtup cemî‘î umûrumuz Cenâb-ı İzzet'e tefvîz edüp mütevekkilen ala'llah deyüp eyyâm-ı latîf ile Karadeniz Boğazı'nda taşra çıkınca du‘â ve senâ ile Fâtihatü'l-Kitâb tilâvet edüp Anadolu kıyıların [g]özliyerek üç mil gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 245a ·
metinde göster ·
… re firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre
yelken
keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne …
Beri tarafda bizimle donanma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Limanı'ndan salpa demir edüp fırışka rüzgâr ile nehr-i azîm Kuban suyu Karadeniz'e mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan Kilisecik Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımızda Taman cezîresinde Çoçka Burnu'dur, bu iki burunun mâbeyni bir mildir, bu boğazdan içerisine Azak denizi derler sığ deryadır. Bu boğazdan içeri girüp eyyâm-ı muvâfık ile (---) milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b ·
metinde göster ·
… sâ‘ate nazar etmeyüp ve dâ’ire-i ricâlü'l-gaybe amel etmeyüp yıldız rûzgârıyla
yelken
yırtup mütevekkilen-ala'llâh deyüp muvâfık-ı eyyâm ile bir gün bir gice pupa gi …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-ı Balıklava: Bu diyâr-ı Kırım'ın âb [u] hevâsı ve imâret [u] âsârların seferlere gitmeden bir vakt-i ta‘tîl bulmadığımızdan evsâf-ı Kırım'ı tahrîre cür’et edemedik. Bu Balıklava kal‘asın evsâfın dahi tahrîr etmeğe mübâşeret edecek mahalde {sene (---) târîhinde mâh (---)} Ucalı Sefer Re’îs nâm bir kimesnenin şaykasına üç yüz elli nefer kimesne ile gemiye girüp ol gice keştî içre yatup muhavvif ve muhatara vâkı‘alar gördüm. Def‘-i belâ içün taşrada ba‘zı fukaralara tasadduklar verüp yine gemiye girüp salpa demir edüp sandal ile limandan taşra çıkup Arapça ve dahi Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre sa‘d-i sâ‘ate nazar etmeyüp ve dâ’ire-i ricâlü'l-gaybe amel etmeyüp yıldız rûzgârıyla yelken yırtup mütevekkilen-ala'llâh deyüp muvâfık-ı eyyâm ile bir gün bir gice pupa gidüp Karadeniz'in tahmînen ortasına vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b ·
metinde göster ·
… âr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre
yelken
Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemiler …
Bu fetvâ-yı şerîfi pâdişâh-ı Cem-cenâb destine alup gûya bir habl-i metîne yapışdı. Ol gün Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine varup anda Şeyhülislâm (---)(---) Efendi kemerine iki yerden "niyyetü'l-gazâ" deyüp 269b Hazret-i Ömer kılıcın bend kılup Tershâne bâğçesine göç edüp iki yüz pâre kadırgayı cemî‘î levâzımâtıyla itmâm edüp asâkir-i İslâm ile leb-ber-leb etdi. Ve elli pâre kadırga Unkapanı'nın iskelesine yanaşup donanma ağası (---)(---) Ağa ve kul kethüdâsı ve başçavuş ve serdâr-ı mu‘azzam muhzırı ve cümle otuz altı oda yeniçeri ve cümle on bin mevcûd ism [ü] resmli yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci, bunlar dahi beş bin asker olup yeniçeriler kadırgalara ve topçu ve cebeciler mavnalara girüp âmâde oldular. Beri cânibden eyâlet-i Rûmeli eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, kapusu askeriyle ve eyâletinde olan yigirmi dörd sancak beği askerleriyle cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar yigirmi iki bin seksen asker cebelüleri ve beldârları ile cümle yigirmi yedi bin asker olup Boğazhisâra gitmeğe me’mûr oldular. Ve Mora ve Sirem ve Semendire ve Bosna ve Hersek sancakları Mora cezîresinde Benefşe kal‘asında gemilere girmeğe me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Anadolu'da olan vezîr (---) Paşa, on dörd sancağında olan cümle kılıç ve ze‘âmet 199 ve kılıç timar 5589'dur, bu erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleri ile ve beldâr [u] çerâhorlarıyla ve paşasının askeriyle cümle yigirmi bin askeri müsellah olup Boğazhisâr'a me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Kapudan Paşa ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Mar’aş ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Tarabefzûn, bu eyâletler cümle paşası askeriyle ve timar ve ze‘âmet sâhiblerinin kânûn üzre cebelüleri ile cümle yetmiş bin asker olup cümlesi Boğazhisâr'da gemilere girmeğe me‘mûr oldular. Ve cümle asker sürücü hasekiler ve kapucubaşılar cümle eyâlet askerlerin Boğazhisâr'da âmâde etdiklerinin haberi gelince Âsitâne-i sa‘âdetde dörd aşağı bölükler dahi keştîlere ağalarıyla girüp âmâde oldular. Bin elli (---) nevrûz-ı sultânîsinde Sarâyburnu'nda iki yüz pâre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre firkate ve karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve karamürsel ve darbuna nâm keştîlere dahi lağımcı ve beldâr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre yelken Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemilerinin filikalarına süvâr olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa köşkünde cümle ulemâ ve sulehâ [ve] vüzerâlar ile huzûr-ı İbrâhîm Hân'a varup cümle sefer-i hümâyûna me’mûr olan vüzerâ ve mîr-i mîrân kapudanlara ve ağalara ve çorbacılara bin yedi yüz aded hil‘at-ı fâhireler giydirilüp du‘â-yı hayr [u] senâ ile herkes gemilerine gidüp Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve Şeyhülislâm kalup pâdişâh-ı Aristo-tedbîr, Yûsuf Paşa serdârın destin destine alup ikisi bir kûşeye varup İbrâhîm Hân eydür "Bak a Yûsuf, sen ne cânibe sefere gidersin" dedi. Yûsuf Paşa eyitdi "İnşâallahu Te‘âla Malta gazâsına giderim" dedi. İbrâhîm Hân eydür "İnşâallah bi-takdiri'l-Hayyi'l-Kayyûm cezîre-i Girid gazâsına seni me’mûr eyledim. Olmaya kim bu cevâbı bir âdeme ifşâ idesin. Aslâ bir ferd-i âferîdenin rûhunun haberi olmasın. Malta gazâsına me’mûruz, demeden gayrı ağzından bir cevâb sâdır olmasın. İbtidâ yolun üzerinde olan cezîre-i Girid önünden ubûr edüp Malta'ya doğru azîmet eyle. Ba‘dehû Mora cezîresinde bir iki gün mihmân olup andan bir gice kalkup gerü cezîre-i Girid'e avdet edüp vakt-i Şâfî‘îde cezîre-i Girid'e asker döküp ibtidâ Todori kal‘alarını feth edüp bir sığınup yatacak yer eyle, andan kal‘a-i Hanya'ya er döküp muhâsara edüp feth eyle. Sana nasîhat [ve] vasiyyetim budur. İnşâallah ba‘de'l-feth mansûr ve muzaffer geldikde sana ıvazın ederim ki huzûr-ı Hakka yüzü ak gidesin. Ammâ su‘âl edenlere Malta'ya giderim, deyü gidesin kim sâ’ir düşman haberdar olmaya. Zîrâ "Üstür zehebeke ve zihâbeke ve mezhebek' buyurmuşlardır" deyü İbrâhîm Hân Yûsuf Paşa'ya bu gûne tenbîh ü te’kîd edüp iki kat zer-ender-zer hil‘at-i fâhire giydirüp "Yürü Allahu Rabbi'l-âlemîn mu‘în ü zahîrin olsun" 270a deyü hayr-du‘â ile Yûsuf Paşa zemîn bûs edüp kayığıyla başdardaye gelüp Müneccimbaşı Çelebi Efendi ve Müneccim Hasan Kefrî ve Müneccimek Efendi ve Sadreddînzâde Efendi, bunlar fünûn-ı eflâkde her biri tekmîl-i fünûn etmiş kimesnelerdir, bunlar ilm-i usturlâb üzre gördüler kim sa‘d sâ‘at dâhil olunca serdâr-ı mu‘azzama eyitdiler: "Sultânım, bu ân eyyâm-ı sa‘ddir, hareket buyurun!" Dedikleri gibi hemân Kapudan Paşa-yı Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa "salpa demir" deyüp beş yüz yerden çeng-i harbîler çalınup ibtidâ başdardaden gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ba‘dehû bir yaylım tüfenk ve bir yaylım toplar sadâları evc-i âsumâna peyveste olup rûy-ı deryâ barud-ı siyâh dûdından Bahr-i siyâh dibelik siyâh oldu. Ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsından zemîn u âsumân pür olup bu minvâl üzre üç yaylım tüfenk ü top ve gülbâng-i şâdmânî olup başdarda-i hümâyûn ibtidâ avanta edüp çalıcı mehterbaşısı segâh faslı ederek Sinân Paşa Köşkü önüne geldikde Musâhib Yûsuf Paşa pâdişâhı ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'yı selâmlayup ubûr edince cümle keştîler alay alay turna katarı Sarâyburnu'ndan taşra çıkınca cemî‘î keştîler bâdbânların küşâde kılup bir yaylım top dahi şâdmânları edüp cümle keştîler murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup eyyâm-ı muvâfık ile Akdeniz'e doğru müteveccih oldular. Cümle ahâlî-i İslâmbol bu eyyâm-ı mübârekde eyyâm-ı muvâfık oldu. "İnşâallah mansûr ve muzaffer olurlar" deyü elsine-i nâsda güft u gû olup cümle ibâdullah hayr du‘â etdiler. Bu hakîr dahi Yûsuf Paşa efendimizin mü’ezzinbaşısı olup başdarda-i hümâyûnda Hazîne Kâtibi İbrâhîm Çelebi ile mankadaş olup şîr-hor-ı mâ ve katr-i nebât yiyerek mu‘azzez ve mükerrem zevk u safâ ile bir gün bir gicede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a–270a ·
metinde göster ·
… ra dikilüp göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr
yelken
çıkup sehl engine çıkup Karabatak ve Kapudan Durak nâmân kulağuzların on aded u …
Evsâf-ı kal‘a-i Anavarin : Mora cezîresinde liman-ı azîmdir ve iki kal‘ası vardır, biri aşağı liman ağzı kayalarında, biri evc-i âsumâna berâber kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Bunda lenger-i ikâmet bırağılup fi'l-hâl donanma-yı hümâyûnun batîü'l-hareke olan on pâre tershânenin çakal gemilerini boşaldup cümle levâzımât, mühimmât, cebehâne ve askerîsini ve kürekçilerin gayrı gemilere yerleşdirüp sulanup gayrı tedârikler görürken bu Anavarin limanına karîb Venedik kâfirinin cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefelonyoz ceneralleri barud ve gülle ve kurşum ve gayrı çuka ve kumaş ve akmişe-i fâhireler ile niçe gûne hedâyâlar getirüp serdâr-ı mu‘azzama buluşup "Gazânız mübârek ola" dediler. Ammâ murâd [u] maksûdları çâşıtlık idi. Gördüler kim Osmânlının seferi Malta üzerine olduğuna itmînân-ı kalb hâsıl edüp cezîre-i dârü'l-bevârlarına avdet etdiler. Bu limanda dahi Mora ve Arnavudluk şehbâzlarından üç bin asker-i güzîde dahi gemilere ıskarça olup cümle mücâhidü fî-sebîlillah cemî‘î levâzımâtların görüp sulanup, âb-ı hayât nehr-i azîmi bu liman içre deryâya mahlût olur, üçüncü gün filandıra dikilüp göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr yelken çıkup sehl engine çıkup Karabatak ve Kapudan Durak nâmân kulağuzların on aded uçkun firkateleri beşer altışar mil ileride giderken Malta cânibine müteveccih olup cümle asker-i İslâm bildiler kim donanma-yı hümâyûn Malta'ya gider. Hemân kim vakt-i zuhr olunca ol deryâ-yı bî-emânın ortasına varınca hemân Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa başdarda-i hümâyûn ile tarfetü'l-ayn içre girüye dönüp geldikleri yola inân-ı dümeni çevirüp "Kaşka alavanta" deyüp başdardaden orsa filandıra ve bayraklar dikilüp kürek rebaçsası ve yelken ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca hemân Çuka cezîresi kal‘asının cânib-i erba‘asından işâret âteşleri ve işâret topları atılmağa başladı, fi'l-hâl anı ubûr edince vakt-i gurûb olup andan ol şeb-i muzlimde cümle cezîre-i Girid âteş-i Nemrûd ile çırâğân olup vakt-i Şâfi‘î'de Bismillah ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b ·
metinde göster ·
… vanta" deyüp başdardaden orsa filandıra ve bayraklar dikilüp kürek rebaçsası ve
yelken
ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca hemân Çuka cezîresi kal‘ası …
Evsâf-ı kal‘a-i Anavarin : Mora cezîresinde liman-ı azîmdir ve iki kal‘ası vardır, biri aşağı liman ağzı kayalarında, biri evc-i âsumâna berâber kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Bunda lenger-i ikâmet bırağılup fi'l-hâl donanma-yı hümâyûnun batîü'l-hareke olan on pâre tershânenin çakal gemilerini boşaldup cümle levâzımât, mühimmât, cebehâne ve askerîsini ve kürekçilerin gayrı gemilere yerleşdirüp sulanup gayrı tedârikler görürken bu Anavarin limanına karîb Venedik kâfirinin cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefelonyoz ceneralleri barud ve gülle ve kurşum ve gayrı çuka ve kumaş ve akmişe-i fâhireler ile niçe gûne hedâyâlar getirüp serdâr-ı mu‘azzama buluşup "Gazânız mübârek ola" dediler. Ammâ murâd [u] maksûdları çâşıtlık idi. Gördüler kim Osmânlının seferi Malta üzerine olduğuna itmînân-ı kalb hâsıl edüp cezîre-i dârü'l-bevârlarına avdet etdiler. Bu limanda dahi Mora ve Arnavudluk şehbâzlarından üç bin asker-i güzîde dahi gemilere ıskarça olup cümle mücâhidü fî-sebîlillah cemî‘î levâzımâtların görüp sulanup, âb-ı hayât nehr-i azîmi bu liman içre deryâya mahlût olur, üçüncü gün filandıra dikilüp göç boruları çalınup bu liman-ı azîmden tokuz yüz pâre sağîr ü kebîr yelken çıkup sehl engine çıkup Karabatak ve Kapudan Durak nâmân kulağuzların on aded uçkun firkateleri beşer altışar mil ileride giderken Malta cânibine müteveccih olup cümle asker-i İslâm bildiler kim donanma-yı hümâyûn Malta'ya gider. Hemân kim vakt-i zuhr olunca ol deryâ-yı bî-emânın ortasına varınca hemân Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa başdarda-i hümâyûn ile tarfetü'l-ayn içre girüye dönüp geldikleri yola inân-ı dümeni çevirüp "Kaşka alavanta" deyüp başdardaden orsa filandıra ve bayraklar dikilüp kürek rebaçsası ve yelken ile vakt-i asrda yine Çukalar önünden ubûr olununca hemân Çuka cezîresi kal‘asının cânib-i erba‘asından işâret âteşleri ve işâret topları atılmağa başladı, fi'l-hâl anı ubûr edince vakt-i gurûb olup andan ol şeb-i muzlimde cümle cezîre-i Girid âteş-i Nemrûd ile çırâğân olup vakt-i Şâfi‘î'de Bismillah ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b ·
metinde göster ·
… rine çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle
yelken
âletlerin balta ve kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi …
Âhir cümle Cezâyirli bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup bir yaylım dahi top u tüfenk urup kıçdan başdan kâfir gemilerine girüp fi'l-hâl dal-kılıç çarmıhlara ve kâfir direklerine çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelken âletlerin balta ve kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre cenk edüp ibtidâ Felemenk gemisi feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… i olsa alırız" deyüp Paşa'ya bir Frenk kızı ve bir Freng oğlanı hedâyâ gönderüp
yelken
açup şikârların yedeğe alup şâdımânlık ederek azm-i Akdeniz deyüp gitdiler.
Ba‘dehû İngilis gemisi fetholup iki kâfir gemisin yedeğe alup alarka bir top u tüfenk şâdımânları ile bir Allah Alah gülbangı çekmişlerdir kim şehr-i Akka'nın dağı, taşı velvelenâk olup ol mahalde demir bırağup yatdılar. Berü tarafda küffâr balyozlar cümle iş erlerine mâl yedirüp "Ne demekdir, Âl-i Osmân'ın limanında gümrüğe gelmiş, yanaşmış gemilerimizi liman-ı pâdişâhîde alâ mele’i'n-nâs ellik gemilerimiz aldılar" deyü Paşa tarafından sandallar ile Cezâyirliye âdemler gidüp anlar eyitdi: "Üç gün, üç gicedir Kıbrıs cezîresinden berü cenk edüp kovarak bu âsîleri bu mahalle düşürüp kânûn-ı gâziyân üzre yaralı maralımızdır. Mekke'de, Medîne'de dahi olsa alırız" deyüp Paşa'ya bir Frenk kızı ve bir Freng oğlanı hedâyâ gönderüp yelken açup şikârların yedeğe alup şâdımânlık ederek azm-i Akdeniz deyüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… mürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded
yelken
olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşikta …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… Top atup askeri cem‘ edüp salpa demir edüp avanta ribaçse ve tente fora ve sök
yelken
edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko yelken kul …
Melek Ahmed Paşa kalyonun kapudanı Kapudan Alî Paşa'ya "Gel kapudan filandıra kaldıralım. Top atup askeri cem‘ edüp salpa demir edüp avanta ribaçse ve tente fora ve sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko yelken kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemici ıstılâhâtlarıyla niçe gûne elfâz-ı keştîbân tekellüm edüp aslâ bu kelâma Kapudan Alî Paşa gûş dutmayup bu nasîhat-âmîz kelâmları gûşına menkûş etmeyüp "Bre balıkçı! Venedik küffârı ne olsa gerek?" deyü mağrûrâne niçe kelâm-ı nâ-pûhte söyler. Âhir ale's-seher "Küffârın donanması, bre geldi!" deyince cümle asker taşra, cümle gemilerin askerin cem‘ etmeğe iktidârları olmayup salpa demir etmeden niçe bin lenger hadîdlerin halat ve palamar ve gimana ve cankurtaranlarına balta urup demirler deryâda kalup deryâya çıkalım derken cümle bizim keştîler biri biri üzerine düşüp hırâş-ı cân çekmede iken küffâr gemileri bizim donanma içine girüp cenge âğâze edüp deryâda demir üzre yatan galyon ve Cezâyirli ve altı pâre mavunalarımız kâfiri ortaya alup topa tutulmış maymuna döndürüp kâfirden yedi pâre gemi gark olup elli pâre gemi bizden karaya düşüp bâkî kalan askerleri dahi karaya dökülüp beğ gemileri ve Cezâyir gemileri ve sâ’ir kalyonlar küffâr ile kal‘a-i Nakşa ve Berre altında kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng ede ede vâlide kalyonu ve Melek Paşa kalyonu ve Ereğli kalyonunda Mustafâ Forsa Kapudan kalyonu içre Anadolu Vâlîsi Abaza Ahmed Paşa kâfiri ortaya alup bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim gûyâ ceng-i Ayamavra'dır. Küffâr münhezim olmuşken Duka ve Malta ve Papa ve Mesina ve Korsika ve Sardalya ve Alakorna gemileri zede vü büve yememiş kırk pâre gemiler, Âl-i Osmân donanmasının nısfı karaya düşmüş, nısfı yedi sâ‘at ceng etmiş bî-tâb u bî-mecâl gemiler içre Malta gemileri girince Venedik küffârları taze cân bulup üç sâ‘at dahi ceng-i azîm edüp ibtidâ deryâ beğleri firâr edince ba‘dehû galyonların her biri birer taraf deyüp pârekende ve perîşân olup Varna'da binâ olunan burunsuz kalyon bir gicede cezîre-i Girid'de Hanya'ya düşer. Kimi Rodos'a, kimi Nakşa ve Berre ve Foça ve İşkatoz'a ve Hereke ve İliye ve Zacca ve Darahıyye ve İstanköy'e ve Sakız'a ve Midilli'ye düşüp her biri bu zikr olunan kal‘alara düşüp cân kurtarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b ·
metinde göster ·
… sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko
yelken
kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemici ıstılâhâtlarıyla n …
Melek Ahmed Paşa kalyonun kapudanı Kapudan Alî Paşa'ya "Gel kapudan filandıra kaldıralım. Top atup askeri cem‘ edüp salpa demir edüp avanta ribaçse ve tente fora ve sök yelken edüp alarka deryâda yatalım, yâhûd orsa poça ve buruna ve baba finko yelken kullanup deryâda volta uralım. Olmaya illâ hayr" deyü gemici ıstılâhâtlarıyla niçe gûne elfâz-ı keştîbân tekellüm edüp aslâ bu kelâma Kapudan Alî Paşa gûş dutmayup bu nasîhat-âmîz kelâmları gûşına menkûş etmeyüp "Bre balıkçı! Venedik küffârı ne olsa gerek?" deyü mağrûrâne niçe kelâm-ı nâ-pûhte söyler. Âhir ale's-seher "Küffârın donanması, bre geldi!" deyince cümle asker taşra, cümle gemilerin askerin cem‘ etmeğe iktidârları olmayup salpa demir etmeden niçe bin lenger hadîdlerin halat ve palamar ve gimana ve cankurtaranlarına balta urup demirler deryâda kalup deryâya çıkalım derken cümle bizim keştîler biri biri üzerine düşüp hırâş-ı cân çekmede iken küffâr gemileri bizim donanma içine girüp cenge âğâze edüp deryâda demir üzre yatan galyon ve Cezâyirli ve altı pâre mavunalarımız kâfiri ortaya alup topa tutulmış maymuna döndürüp kâfirden yedi pâre gemi gark olup elli pâre gemi bizden karaya düşüp bâkî kalan askerleri dahi karaya dökülüp beğ gemileri ve Cezâyir gemileri ve sâ’ir kalyonlar küffâr ile kal‘a-i Nakşa ve Berre altında kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng ede ede vâlide kalyonu ve Melek Paşa kalyonu ve Ereğli kalyonunda Mustafâ Forsa Kapudan kalyonu içre Anadolu Vâlîsi Abaza Ahmed Paşa kâfiri ortaya alup bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim gûyâ ceng-i Ayamavra'dır. Küffâr münhezim olmuşken Duka ve Malta ve Papa ve Mesina ve Korsika ve Sardalya ve Alakorna gemileri zede vü büve yememiş kırk pâre gemiler, Âl-i Osmân donanmasının nısfı karaya düşmüş, nısfı yedi sâ‘at ceng etmiş bî-tâb u bî-mecâl gemiler içre Malta gemileri girince Venedik küffârları taze cân bulup üç sâ‘at dahi ceng-i azîm edüp ibtidâ deryâ beğleri firâr edince ba‘dehû galyonların her biri birer taraf deyüp pârekende ve perîşân olup Varna'da binâ olunan burunsuz kalyon bir gicede cezîre-i Girid'de Hanya'ya düşer. Kimi Rodos'a, kimi Nakşa ve Berre ve Foça ve İşkatoz'a ve Hereke ve İliye ve Zacca ve Darahıyye ve İstanköy'e ve Sakız'a ve Midilli'ye düşüp her biri bu zikr olunan kal‘alara düşüp cân kurtarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b ·
metinde göster ·
yırtup firâr ederler. Zîrâ her sene çok gemiler helâk olur. Ammâ Yanko ibn Mady …
Ve iskele başında ve gayri mahallâtlar içre cümle üç yüz aded mahzenlerdir. Zîrâ tüccâr kânıdır. Ve cümleden mükellef Serdâr hânıdır. Ammâ şehrine göre dekâkînleri azdır. Meyhâneleri serâpâ sazdır, bâde erbâbı cümle Lazdır ve sulehâsı gâyet azdır, ammâ âb [u] havâsı latîf yazdır. Ve bender iskelesi azîm olmağıla beher sene bin pâre şayka ve karamürsel ve zarbune ve çekelve gılâl doldurup İslâmbol'a giderler. Zîrâ bu bender Dobruca vilâyetinin iskelesi olmağıla galle ve sâ’ir hubûbât çok olur. Ammâ zâlim iskelenin limanı kıble ve gün doğusına nâzır ağzı açık olmağıla talattum-ı deryâ dağlar gibi gelüp dörder beşer demir üzre gemilerin yatmağa iktidârları olmayup hemân yüklerin alup yelken yırtup firâr ederler. Zîrâ her sene çok gemiler helâk olur. Ammâ Yanko ibn Madyan kral devrinde iki kapulu bir liman-ı azîm imiş. Hâlâ umk-ı deryâda dağlar gibi liman taşları tertîb üzre râyegândır. Hâlâ yine gelen keştîler bu liman temeli hudûdu içre yatarlar, ammâ zâlim gemiciler safra taşları limana taşlar döke döke liman dolup emn [u] emân olmaz oldu. Lâkin mülûk murâd edinse Kapudan Paşa donanma-yı hümâyûn ile varup limanı tathîr edüp gayri safra limana dökmeseler, dökeni gemi cundasına salb etseler liman selâmet olurdu. Allah tathîrin müyesser ede. Zîrâ gâyet elzem-i levâzımından liman-ı dâr-ı îmândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… end edüp Bismillah ile "Tevekkülen ala'llah!" deyüp salpa demir isa'seren sebük
yelken
edüp cezîre-i Sakız'ın Kiremitlik nâm mahalde lenger bırağup der-akab karaya as …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) Mâ-tekaddem kal‘asını Dobruca kralı oğlu Filvara binâsıdır. Mehîb ü sa‘b u kavî kal‘a imiş. Sene (---) târîhinde Yıldırım Hân feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘asın münhedim edüp taşların Karadeniz'e dökmüşdür. Hâlâ leb-i deryâda bir püşte-i âlî üzre rahnedâr olmuş sûrunun temelleri zâhir ü bâhirdir. Ol asrda bu kal‘a küffârı gemilerine süvâr olup Kefe kal‘asında Ceneviz kralına firâr ederler. Zîrâ ol asırda Karadeniz sâhilinde olan yedi yüz yetmiş pâre kal‘aların cümlesi Ceneviz kralı hükmünde idi, illâ İslâmbol kurbunda Terkoz kal‘ası ve Amasra kal‘ası ve Sinop kal‘ası ve Tarabefzûn kal‘aları Kostantin Urûmu elinde idi. Ba‘dehû Kefe kal‘asını ve Azak kal‘asın dahi Sultân Bâyezîd-i Velî be-dest-i Gedik Ahmed Paşa feth edince Karadeniz etrâfında aslâ Ceneviz küffârının alâkası kalmayup emân ile İslâmbol Boğazı'ndan taşra cezîre-i Sakız'larına gidüp ol cezîre-i müzehhebi dâr-ı bevâr edindiler. Tâ Süleymân Hân asrına dek anda sâkin olup ba‘dehû sulha mugâyir işler görüp keştîler ile Mısr'a giden huccâc-ı Müslimîni esîr etmeleri sebebiyle Süleymân Hân'ın fermân-ı şerîfleriyle Koca Piyâle Paşa yüz yetmiş pâre kadırga ile cezîre-i Sakız mukâbelesinde Çeşme nâm Anadolu kenarında lenger-endaht olup yatdı. Beri tarafda küffâr-ı bedgirdâr-ı murdâr âlet-i mülâhaza mu‘tâd-ı bed-hâhları üzre cümle kapudanlar ve kral u zâdeler ve cümle kefere vü fecerenin iş erleri hedâyâ ile Piyâle Paşa'ya buluşup hedâyâları makbûle geçdikden sonra Piyâle Paşa'ya bir kaç piyâle bâde nûş edüp eydür "Bre kâfirler, bu Sakız cezîresi huccâc-ı Müslimînin ve gayri ibâdullahın memerri ola. Niçün âyende vü revende tüccâr, züvvâr mahlûk-ı Hudâyı rencîde-i hâtır edüp dil-haste ü şikeste-beste edersiz?. Tiz pâdişâha bu Sakız cezîresin teslim edin. Yohsa cümlenizi şimdi dendân-ı tîğdan geçiririm" deyü kasem-billah edüp hedâyâ ile gelen yedi yüz aded iş erlerin bi'l-cümle kayd-bend edüp Bismillah ile "Tevekkülen ala'llah!" deyüp salpa demir isa'seren sebük yelken edüp cezîre-i Sakız'ın Kiremitlik nâm mahalde lenger bırağup der-akab karaya asker ve balyemez top çıkarup kayd-bend etdüğü kral zâdelerden vâveylâ ve vâveledâ mektûblarıyla "Elbette kal‘ayı veresiz, yohsa sarhoş Piyâle'nin piyâlesi elde iken bizim peymânımız dahi doldurup ecel câmın bize nûş etdirir ve sizlere kal‘a-i Sakız içre zevk-i dünyâyı ferâmûş etdirir" deyü üsârâ küffârlardan bu gûne varak alup ber-mu‘tâd elçi ile kal‘a-i Sakız'a gönderüp küffâr-ı murdâr bu hâli istimâ‘ edince hey kralzâdelerimiz ve cümle a‘yân-ı devletimiz kılıçdan geçer, havfiyle bi-emri Hüdâ cümle küffâr-ı Ceneviz meşveret ile vere verüp akd-i sulh edüp kal‘a-i Sakız'ı Piyâle Paşa'ya cümle cebehânesi ve hazîneleriyle teslîm edüp kendiler Malta hükmünde olan cezîre-i Rodos'a gemileriyle yıkılup dâr-ı bevârlarında karâr edüp kaldılar. Feth-i târîh-i Sakız (---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b ·
metinde göster ·
… itmede. Hemân hakîr dahi beş çifte bir kayığa süvâr olup palpa ribaçsa kürek ve
yelken
edüp deryâ ortasına vardıkda Dedemin kayıkçılarına makrama saldım. Anlar dahi â …
Zîrâ Melek Ahmed Paşa hâl sâhibi dervîş u dilrîş âdem idi ve dâ’imâ sulehâ-yı ümmet ile ihtilât ederdi. Bu kerre bu Dervîş Sünnetî ile kâmil beş sâ‘at cân sohbeti edüp ta‘âm geldikde hemân Dervîş Sünnetî Paşa ile musâfaha edüp yerinden bir pertâb edüp kapudan taşra berk-i hâtif gibi çıkup gidince hakîre {paşa} "Bre yetiş bak Evliyâm {Dede} gitmesin" dedikde ardı sıra seğirdüp nâm [u] nişânından ne bevvâblar, ne ehl-i sûk ve ne hakîr bir nişân görmedik. Âhir hakîr paşaya gelüp bu ahvâli dedikde iki yüz altun ve iki Keşmirî şâl verüp "Tiz Evliyâm, ol cânı kande bulursan bizden selâm edüp bunları ver. Lûtf eylesin, her bâr bize gelsin" deyü paşa ricâ edüp akîbince hakîri gönderdi. Bu abd-i kemter ata binüp sarây kapusundan taşra çıkıp "Bre ümmet-i Muhammed, şu eşkâlde bir torlak u parlak u mudallak ışık-ı âşık göndünüz mü?" deyü ona buna su’âl ederken Bayrâm Paşa Sarâyı önünde "İşte Ahûrkapu'ya doğru bir âşık boru çalarak gidiyor" dedikde hakîr at bırağup Ahûrkapu'dan taşra çıkup gördüm ki fi'l-hâl bir kayık ile tâ deryânın vasatında bâdbân-ı cenâhın açup uçarak gitmede. Hemân hakîr dahi beş çifte bir kayığa süvâr olup palpa ribaçsa kürek ve yelken edüp deryâ ortasına vardıkda Dedemin kayıkçılarına makrama saldım. Anlar dahi âheste kürek çekdiklerinde varup mülâkât olup kayığına sürüp azîzin dest-i şerîfin bûs edüp "Paşa oğlunuz selâm eyleyüp şu iki yüz altunu harc-râh eylesin ve bu iki Keşmirî şâlı ridâ eylesin ve gâhîce bize teşrif eylesin, dediler" dedim. Hemân "El-hedâyâ teşterük ve lev kâne müşterek, Hak berekât-ı Halîl versin. Şallar bizim, altunlar kayıkçılar ile sizin" dedikde "Lutf eyle sultânım, cümle sizindir" deyü ibrâm [u] ilhâh edince "Âh işte bu teklîf-i mâlâ-yutakdır" deyü hemân girîbân-ı tennûresinden cilbend-i muhabbetin çıkarup, "Destûr der, sok elin şu ummân-ı kerâmeye" deyü izin verdikde bu hakîr elim cilbend-i muhabbete sokup des-dırâzlık etdim. İçi mâl-â-mâl mümessek ve ıssıcak furûnî altun-ı bundukânî ve la‘l [u] yâkût ve elmas, zümürrüd-i Sudânî ile memlû bir cilbend-i kerâmedir. Hemân aklım gidüp eyitdim "İmdi sultânım, siz a‘lemsiz, bu hakîr size teslîmiz" dediğimde hemân cilbendine al al edüp bu hakîre bir avuç altun verüp cümle seksen yedi sikke-i hasene ve yedi taş yâkût u zümürrüd ve elmas [u] la‘l ve seylân ve pîrûze ve zeberced taşları verüp eydür, "Ey ömrüm Evliyâ, bu altunların her birin birer sene harc eylesen berekât-ı Halîl ile sana kifâyet edüp ömrün oldukça harc eyle" dedikde "Ha benim ömrüm seksen yedi sene ola" deyü hakîre gûnâ-gûn evhâm-ı garîbe vü acîbeler ârız oldu. Ba‘dehû paşanın iki yüz altunundan yüz altun dahi ihsân eyleyüp bâki yüz altunları on nefer kayıkçılarımıza onar onar 176b bezl eyledi. Ve şalın birin külâhı üzre sarup birisin gerdenine bend eyledi. Ve "Paşaya bizden selâm eyle. Biz gayri diyâr-ı Rûm'a kadem basmazız. Fer[d]âsı arz-ı mukaddeseye geçüp Mekke ve Medine câniblerine gitmeğe me’mûruz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a–176b ·
metinde göster ·
… -i Ensârî ve Mesle ile Kostantiniyye üzre müteveccih olduklarında yedi yüz pâre
yelken
ile deryâdan asker-i deryâ-misâl gönderüp İslâmbol'u berren ve bahren muhâsara …
Kaçan kim na‘ş-ı şerîf, İmâm şehîd olup hûnu rîzân olduğu mahalde muhibleri defn edüp gözetdiler. Şâm'da Yezîd yüz bin asker ile ve Hazret-i Eyyûb Hâlid-i Ensârî ve Mesle ile Kostantiniyye üzre müteveccih olduklarında yedi yüz pâre yelken ile deryâdan asker-i deryâ-misâl gönderüp İslâmbol'u berren ve bahren muhâsara etdiler. Âhir fethi müyesser olmayup bâ sulh Ayasofya deyri içre ikişer rek‘at namâz kılup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ol mahalde merhûm olup İslâmbol'da defn etdiler. Andan bî-feth Yezîd-i bî-mezîd Şâm'a gelüp ba‘dehû Hicret-i Nebeviyyenin sene (---) târîhinde helâk olup Şâm'da Koyun kapusunun iç yüzünde mü’ezzinânların pîri Hazret-i Bilâl-i Habeşî kurbünde bir mezbelede medfûndur {la‘netullahi aleyh}. Ömreş sene 38, müddet-i ûvfi sene 3 ve şehr 3 ve ahd-i Yezîd b. Mu‘âviye bî‘at-i ûvfi sene 60.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… esbâbları Arapça fehvâsınca dizleri gözünde kısa çuka esvâb geyüp başlarında
yelken
sâlihli ve porçavi ve şeb-külâh ve yeşil ve kırmızı semmûr kalpak ve kopçalı ça …
Der-kıyâfet-i kabâ-yı eşkâl-i merd-i meydân: Cümle halkının esbâbları Arapça fehvâsınca dizleri gözünde kısa çuka esvâb geyüp başlarında yelken sâlihli ve porçavi ve şeb-külâh ve yeşil ve kırmızı semmûr kalpak ve kopçalı çakşır ve güderi dolama geyerler, ammâ a‘yân-ı kibârları semmûr ve atlas ve sarık geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… e başlarında Sâlihli ve Yahyâlı ve Porçalı ve Gerz-İlyâsî ve Evrenosî tâçlar ve
yelken
takyeler geyüp ve atları Hasenî ve Hüseynî ve Tunageçdi kınalı atlar ve yedekle …
Andan Tatar askeri andan çâşnigîrler andan taşra kilarcılar andan aşçılar andan müteferrikalar andan {Tatar askeri andan} vâcibü'r-ri‘âyâ ağaları andan bizim ile ta‘yîn olunan Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgradı ve Üstürgon ağalarının eşbehleri bunlar dahi pür-silâh ve zırh [u] zereh-külâh ve kaplan postu ve kartal kanatları arkalarında ve başlarında Sâlihli ve Yahyâlı ve Porçalı ve Gerz-İlyâsî ve Evrenosî tâçlar ve yelken takyeler geyüp ve atları Hasenî ve Hüseynî ve Tunageçdi kınalı atlar ve yedekleri olup ellerinde kurd tüğü sarılı kosdaniçse sırıklar üzre gûnâ-gûn harîr filandıra bayraklar ile ve ellerinde ve bellerinde ve karabina tüfengler ile at başı berâber ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
… edüp kâfir firkateleri havfinden ol gece anda yatamayup hemân firkatemize girüp
yelken
yırtup ol gün eyyâm-ı latîf ile Egene limanının karşu tarafında cümle varullara …
Bizimle kâ’immakâm ve kadı Atina'dan bile gelüp cümle re‘âyâdan bir günde yedi bin guruş mâl ve mîrî tobra ve çuval ve fitilleri tahsîl edüp kâfir firkateleri havfinden ol gece anda yatamayup hemân firkatemize girüp yelken yırtup ol gün eyyâm-ı latîf ile Egene limanının karşu tarafında cümle varullara sular doldurduk. Bir hudâyî liman-ı azîmdir kim yüz pâre barçalı gemiler alır. Ve ağzı gün batısına nâzırdır. Büyük kalyonlar girir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257a ·
metinde göster ·
… guruş mâl-ı mîrîsi tahsîl edüp birkaç üstâd kefereleri kulağız alup andan dahi
yelken
açup (---) mîlde,
Bunda bir gece mihmân olup re‘âyâlarından iki bin guruş mâl-ı mîrîsi tahsîl edüp birkaç üstâd kefereleri kulağız alup andan dahi yelken açup (---) mîlde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257a ·
metinde göster ·
… â’ib ü hâsir döndüler ve dâr-ı menhûs olan limanlarına girdiler. Ve ol ân cümle
yelken
açup Girid cânibine yıkılup gitdiler.
Ba‘dehu dörd pâre küffâr kadırgaları hâ’ib ü hâsir döndüler ve dâr-ı menhûs olan limanlarına girdiler. Ve ol ân cümle yelken açup Girid cânibine yıkılup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264b ·
metinde göster ·
… olup yine "Tente fora avanta demir" deyü silisreler çalınup isa seren ve sök(?)
yelken
edüp beş pâre uçkun pergende firkateleri cânib-i hamsînde ileri karavul ve kula …
Hikmet-i Hudâ yine temâşâ edüp meğer anda donanma-i hümâyûnun nısfı anda âmâde imiş. Cümle donanma bir yere cem‘ olup anda tarfetü'l-ayn içre sulanup taraf taraf küffârdan haberler alup vakt-i seherde nefîr-i rıhletler çalınup cümle altmış yedi pâre aleste ve palpa ve suğurya ve serdemend başdarda [ve] kadırgalar olup yine "Tente fora avanta demir" deyü silisreler çalınup isa seren ve sök(?) yelken edüp beş pâre uçkun pergende firkateleri cânib-i hamsînde ileri karavul ve kulağızlar gönderüp andan poyraz rûzgâr-ı muvâfık ile kâmil cânib-i cenûba yüz otuz mîl gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
… e gemileri şeytânat-ı hîle ile demirleri üzre tonoz elleyerek rûzgâr üzre çıkup
yelken
açup giderken biri dahi gark olup ancak dörd pâre (pâre) gemileriyle Suda liman …
Hemân Kapudan Kaplan Paşa Sadrıa‘zamdan fermân alup Anabolı'dan alınan balyemez topları arabalara ve kızaklara bindirüp cemî‘i asâkir-i İslâm ile topları çeküp mukaddemâ Kapospata burnunda rûzgâr altında yatan sekiz pâre kâfir kalyonları yanına karîb varup ale'l-fevr leb-i deryâda dağlar gibi siperler yapup kâfir gemilerine balyemez toplar urmağa başladık. Ammâ la‘în küffâr bî-eyyâm olmak ile aslâ deprenmeyüp hamd-i Bîçûn şayka topların taş gülleleri gemilere isâbet edüp suya berâber pençerelere açılup ol ân üç pâre gemileri gark olup bin altmış aded küffârları cümle kenâra çıkup esîr etdiler, beş pâre gemileri şeytânat-ı hîle ile demirleri üzre tonoz elleyerek rûzgâr üzre çıkup yelken açup giderken biri dahi gark olup ancak dörd pâre (pâre) gemileriyle Suda limanına gücile girüp cân kurtaranları az kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
… yûn asrında Afrika pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Fâtımiyyûn bin yedi yüz pâre
yelken
ile bu cezîre-i ikrît'i feth edüp yüz yetmiş sene dest-i İslâm'da 284a olup n …
Ba‘dehu Şâm-i şerîfde Âl-i Emeviyyûn asrında Afrika pâdişâhlarından Sultân Mansûr-ı Fâtımiyyûn bin yedi yüz pâre yelken ile bu cezîre-i ikrît'i feth edüp yüz yetmiş sene dest-i İslâm'da 284a olup niçe bin ma‘bedgâh-ı müslimîn var iken sene (---) târîhinde Venedik Frengi istîlâ edüp kabza-i tasarrufa alup dâr-ı menhûslar etdikde hikmet-i Bârî yârî kılup sene (---) târîhinde Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Malta Rodos'un feth etdikde cümle Efrenc küffârlarının derûnlarına havf [u] haşyet düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b–284a ·
metinde göster ·
… asrında Serdâr-ı mu‘azzam Boşnak Silihdâ[r] Yûsuf Paşa ile yedi yüz yetmiş pâre
yelken
ile bu Hanya'ya gelüp feth etdiğimiz bâlâda cild-i sânî Seyâhatnâmemizde cümle …
Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm bin Ahmed Hân asrında Serdâr-ı mu‘azzam Boşnak Silihdâ[r] Yûsuf Paşa ile yedi yüz yetmiş pâre yelken ile bu Hanya'ya gelüp feth etdiğimiz bâlâda cild-i sânî Seyâhatnâmemizde cümle ceng [ü] cidâlimiz ile mastûr, ammâ şimdi hamd-i Hudâ bu sene 1078 târîhinde Sultân Mehemmed Hân ibn İbrâhîm Hân asrında Kandiye kal‘asın fethine geldiğimizde bu kal‘ayı feth etdiğimizden ziyâde ma‘mûr [u] âbâdân gördüm. Bu kal‘ayı ibtidâ feth etdiğimizin târîh-i mısra‘ıdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ sene 1080 Muharrem'inde deryâ yüzü, yüz yigirmi altı pâre
yelken
ile tezyîn olup Venedik donanması Duka ve Papa ve Malta ve Alakorna ve Fransa k …
Hikmet-i Hudâ sene 1080 Muharrem'inde deryâ yüzü, yüz yigirmi altı pâre yelken ile tezyîn olup Venedik donanması Duka ve Papa ve Malta ve Alakorna ve Fransa kalyonları rûy-ı deryâyı papadya çiçeği gibi zeyn olup kal‘a-i Kandiye önüne gelüp bî-bâk ü bî-pervâ lenger-endâht olup üç buçuk sâ‘at-i nücûmî kâmil top ve tüfeng şâdımânları etdiler kim rûy-ı deryâ neft ve katrân-misâl tutuşup ol kadar gemilerden erganon ve torompeteler ve nâkûs ve mizmarâtlar ve luturyanî ve talyânî boruların rehâvî makâmlarında çalup eyle şâdımânlar etdiler kim gûyâ fasl-ı deccâl olup cemî‘i gemilerin orsa bayraklar ve haçlı peykerler ve filandıralar ile keştîlerin zeyn edüp kal‘adan dahi anlara safâ geldiniz topları atılup el-hâsıl ol gün dûd-ı siyâh-ı bârûddan âsımân-ı kebûd siyâh-gûn olup âfitâb-ı âlem-tâbın yüzü münkesif olup üç sâ‘at dahi bu tertîb üzre Kandiye kal‘ası şâdımânlar edüp ol gün yedi kerre bu tertîb üzre âteş-feşânlıklar edüp âsûde-hâl ve fâriğu'l-bâl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
"Devletli vezîr! Kânûn-ı sultânî üç gündür. Bunlar yigirmi beş günde kal‘ada top ve tüfeng ve cebehâne komayup cümle gemilere taşırlar" deyü feryâd etdiklerinde feryâdları mesmû‘a olmayup yigirmi beş günde kal‘anın cümle zî-kıymet esbâb-ı eşyâların ve cemî‘i girân-bahâ âlât-ı silâh cebehâneleri ve mahbûb ve muhakkaş serâmed topların ve niçe kerre yüz bin güllelerin gülle gülle taşıyup ve cemî‘i sağîr ü kebîr avret ve oğlanlar gemilerle karşu Istandiye adasına taşırken meğer kalyonlara topları korken ku[r]nal nâm iplerden toplar gemilerinin içine uçup karşu tarafa giderken üç pâre gemileri bu kadar bin avret ve oğlanlarıyla döne döne üç pâre gemileri gark oldular. Eyle bozulup târumâr olmuş gemileri var idi kim içinde aslâ cengcisi olmayup ve kürekçileri kalmayup iki gemileri dahi avret ve oğlanları ile gark oldular. Ve cemî‘i tahmîlât mühmelât mâl-â-mâl iken karaya vurdular. Ve ba‘zı soltat gemileri doldurup anbâr ağızlarına dak yükledüp bu neferâtsız gemileri donanmış gemilerinin ortasına alup yelken açup üçer üçer gemiler bu hâl üzre karşu Istandiye adasına geçerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu İşpanya krallarından bir kral-ı dâllin ismi Ikrît imiş, iki bin pâre
yelken
gemiler ile Endülüs ve Afrika Arabı pâdişâhları üzre {sefere} giderken hikmet-i …
Ba‘dehu İşpanya krallarından bir kral-ı dâllin ismi Ikrît imiş, iki bin pâre yelken gemiler ile Endülüs ve Afrika Arabı pâdişâhları üzre {sefere} giderken hikmet-i Bârî rûzgâr-ı zorkâr muhâlif olup bu cezîre-i Girid'de Suda limanına girüp lenger-endâz olup yatırlar. Görürler kim niçe bin aded âb-ı hayât enhârları cereyân edüp cemî‘i dağlarında bâğları mahsûldâr bir dâr-ı diyâr kim deyyâr mânendi olmayup âb [u] hevâsı latîf ve her meyveleri âbdâr [u] nazîf gül-i gülistân murğân-ı hoş-elhânlı yerler ve dağlarında karları vâfir ve cemî‘i nebâtâtları mütekâsir ammâ şehirleri ve kılâ‘ları harâb u yebâb pâymâl-i rimâl olup yatır. Hemân Ikrît kral cemî‘i ulemâ ve etıbbâ ve dûrbîn-fikr müsin ihtiyâr âdemleriyle müşâvere edüp cemî‘i nüdemâları ve hukemâları eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… -i Ömer el-Fârûk fermânıyla Mora vilâyetin ve bu Girit adası vilâyetin bin pâre
yelken
ile gelüp ol cezîreleri İşpanya elinden feth edüp yetmiş yedi sene kabza-i tasa …
Ez-în cânib ba‘dehu İşpanya kralı, kızlarının mahabbetinden niçe bin pâre gemi ile cezîre-i Girid'e gelüp kızlarının oğulların bulup Girid cezîresine cemî‘i askerin bırağup eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ evvelde harâb olmamış gibi amâr eder tâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetine dek cezîre-i Girid İşpanya elinde dörd yüz yıl dur[ur]. Ol zamânda Endülüs ve Afrika Pâdişâhı Sultân Mansûr Mora Hazret-i Ömer el-Fârûk fermânıyla Mora vilâyetin ve bu Girit adası vilâyetin bin pâre yelken ile gelüp ol cezîreleri İşpanya elinden feth edüp yetmiş yedi sene kabza-i tasarruf-ı İslâmda durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… deyüp yine orsa orsa küffâr firkatesi üzre varırken hakîkatü'l-hâl firkate bir
yelken
dahi açup ân-ı vâhidde kuş gibi uçup mukaddemâ görünen kâfir kalyonlarının yanl …
"Şimdi biz anı kovsak ol firkate gerüdeki kâfir kalyonları üzre düşüp ceng-i azîm olmak iktizâ eder" deyüp yine orsa orsa küffâr firkatesi üzre varırken hakîkatü'l-hâl firkate bir yelken dahi açup ân-ı vâhidde kuş gibi uçup mukaddemâ görünen kâfir kalyonlarının yanlarına doğru gitdi ve cemî‘i küffâr cengâverleri küre[ğe] girüp ka[lyo]nlara cân atdı. Bu mahalde bizim gemilerde olan guzât-ı müslimîn meşveret edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
… ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı
yelken
gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Ma …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·
… Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun demek ile ma‘rûf bir menzilgâh
yelken
yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat Arnavudistânı cümle yüz pâre …
Cezîre-i Sazandır: Her sene cümle Venedik kâfiri donanması bu cezîrede kışlayup bağlanup ne cânibe isterse bu cezîreden teveccüh eder. Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun demek ile ma‘rûf bir menzilgâh yelken yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat Arnavudistânı cümle yüz pâre âsî kara başlı ve kara şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere desen âdemi katl ederler. Lâkin yine her bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. Bunlar gâyet şecî‘ bahâdır Arnavud âdemleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a–362b ·
metinde göster ·
… ve beş refîkımız ve ba‘zı âmâde yolcular ile firkateye süvâr olup Marmaris'den
yelken
yırtup muvâfık eyyâm ile Hudâ'ya sığınup ol körfez içre on bir mîl iki cânibler …
Bu temâşâlardan sonra kal‘a-i Marmaris'den Habîb Bölükbaşı'nın firkatesine Tokalac Ahmed Re’îs'i re’îs edüp yetmiş bahâdır pür-silâh şehbâz ile altı atlarımız ve beş refîkımız ve ba‘zı âmâde yolcular ile firkateye süvâr olup Marmaris'den yelken yırtup muvâfık eyyâm ile Hudâ'ya sığınup ol körfez içre on bir mîl iki câniblerinde sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ ederek ubûr ederken hikmet-i Hudâ eyyâm aşağı koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
… varınca cenûb cânibinde Rodos nümâyân olup hamd-i Hudâ edüp isa seren Y 112a
yelken
döküp eyyâm-ı muvâfık ile üç mîl mikdârı çıkup Tekirburnu nâm mahalden üç pâre …
Ve bu limandan cümle şehbâzlarımız kürek çekerek sekiz mîl cenûba gidüp Marmaris boğazından altı mîl gidüp Kadırga burnu nâm mahalle varınca cenûb cânibinde Rodos nümâyân olup hamd-i Hudâ edüp isa seren Y 112a yelken döküp eyyâm-ı muvâfık ile üç mîl mikdârı çıkup Tekirburnu nâm mahalden üç pâre Zağra şaykası alavere yelkenlerin açup uçup şakıyup gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b–Y112a ·
metinde göster ·
… l yedi sâ‘at iki şayka yedi kalyon ile ceng edüp kâfirde ve şaykalarda direk ve
yelken
pâre pâre olup eyyâm bunları bizim cânibimize karîb getirüp bir azîm temâşâ etd …
Tarfetü'l-ayn içre Sönbeki limanına dâhil olduk. Beri cânibden ceng [ü] cidâli temâşâ etdik. Bizi kovan iki kalyon dahi varup ol altı kalyona imdâd etdiler. Meğer mezkûr iki şayka içinde Mısır askeri var imiş. Kâmil yedi sâ‘at iki şayka yedi kalyon ile ceng edüp kâfirde ve şaykalarda direk ve yelken pâre pâre olup eyyâm bunları bizim cânibimize karîb getirüp bir azîm temâşâ etdik. Hemân iki pâre kalyon büyük şaykanın biri sağına ve biri soluna çatup içine kâfir dökülünce şayka içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup kılıç şa‘şa‘ası ve top u tüfeng sadâsı cihânı dutup dûd-ı bârût evce ber-hevâ oldukda şayka ve kâfir gemileri nümâyân olunca şayka içinde kâfirler deryâya atılmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a ·
metinde göster ·
… anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve
yelken
yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişü …
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
… kayı mümkün olduğu mertebe ta‘mîr ü termîm edüp birer trinketa ve birer mancana
yelken
ile âmâde olmada.
Beri cânibde ol gece gâzîler helvâsı tabh olunup şühedâların rûh-ı şerîfleri içün Yâsîn-i şerîfler ve gülbâng-ı Muhammedîler çekilüp ale's-sabâh iki şaykayı mümkün olduğu mertebe ta‘mîr ü termîm edüp birer trinketa ve birer mancana yelken ile âmâde olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112b ·
metinde göster ·
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır
yelken
değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin …
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç bin huccâc ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin beşer yüz küp su vardır. Sâhibleri leb-ber-leb edüp miftâhın gemi re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver, desen, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys deryâsı bahr-i girdâbdır. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·