… ahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme
yemezler
, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânla …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
{Esnâf-ı zerdeciyân: Dükkân 15, neferât otuz, pîrleri kâtib-i vahy Hazret-i Mu‘âviye'dir. İbtidâ zerdeyi bunlar Hazret-i Hamza şehîd olduğu gün mâtem ta‘âmı olmağiçün kırmızı kan misâli za‘ferân ile boyayup huzûr-ı Risâlet'e getirüp ol kadar medh olunmayup belki kadh olundu. Anıniçün diyâr-ı Acem'de Mu‘âviye'yi sevmeyüp ta‘âmın dahi yemezler. Zîrâ Mu‘âviye, pes-i perdeden Ehl-i beyte garazı vardır, derler. Ammâ garâbet bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âviye'yi sevmeyüp mâvî esbâb geymeyüp zerde aşı yemezler ve yeyeni dahi sevmezler, garîb temâşâdır. Netîce hirfet-i zerdeciler dahi alay ile ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… et bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âviye'yi sevmeyüp mâvî esbâb geymeyüp zerde aşı
yemezler
ve yeyeni dahi sevmezler, garîb temâşâdır. Netîce hirfet-i zerdeciler dahi alay …
{Esnâf-ı zerdeciyân: Dükkân 15, neferât otuz, pîrleri kâtib-i vahy Hazret-i Mu‘âviye'dir. İbtidâ zerdeyi bunlar Hazret-i Hamza şehîd olduğu gün mâtem ta‘âmı olmağiçün kırmızı kan misâli za‘ferân ile boyayup huzûr-ı Risâlet'e getirüp ol kadar medh olunmayup belki kadh olundu. Anıniçün diyâr-ı Acem'de Mu‘âviye'yi sevmeyüp ta‘âmın dahi yemezler. Zîrâ Mu‘âviye, pes-i perdeden Ehl-i beyte garazı vardır, derler. Ammâ garâbet bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âviye'yi sevmeyüp mâvî esbâb geymeyüp zerde aşı yemezler ve yeyeni dahi sevmezler, garîb temâşâdır. Netîce hirfet-i zerdeciler dahi alay ile ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… tereyağından gayrı bir yağ yemek ihtimâlleri yokdur, katl edersen dahi say yağı
yemezler
. Ve hâlis yağ yemeleriyçün her şırlugan kârhânelerinde birer dîdebân Yahûdî elb …
Ammâ bu esnâfın pîrleri Benî İsrâ’îl zamânında Hâsib-i Mâv idi, kâr-ı kadîmdir. Anıniçün hâlâ isra’îlî 179b Yahûd tâ’ifesi şırlugan yağından ve tereyağından gayrı bir yağ yemek ihtimâlleri yokdur, katl edersen dahi say yağı yemezler. Ve hâlis yağ yemeleriyçün her şırlugan kârhânelerinde birer dîdebân Yahûdî elbette mukarrerdir. Ammâ hakkâ kim ter ü latîf semndir, bedene takviyet verüp vücûdu pembe-misâl eder. Anıniçün Yahûdî pîçelerin vücûdları kulak şahmesi gibi yumuşak olur derler. Netîce bu yağcılar dahi alay ile güzer edüp gûnâ-gûn şakalar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a–179b ·
metinde göster ·
kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niç …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… unları ve keçileri ve sığırları çobansız dağlarda rime rime gezerler, aslâ kurd
yemez
ve harâmî uğurlamaz.
Menâkıb-ı dîğer: Bu Şem‘ûn köyünde cemî‘i halkın koyunları ve keçileri ve sığırları çobansız dağlarda rime rime gezerler, aslâ kurd yemez ve harâmî uğurlamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… ûzübillah bir gûne arslan pençeli siyâh balığı olur, âdem etinden gayri bir şey
yemez
derler, garâ’ib ve acâ’ib bahr-i Lût'dur.
Ammâ Emeviyyûn'dan sonra bu ısır ümmet-i Muhammed'e olmamışdır. Ammâ kasaba-i Lût'da câmi‘-i (---) İmâmı Zeynüddîn hazretleri ve Şeyh Necîbüddîn ve Şeyh Alliyü'l-vâhî ve Hatîb Muhammed Şinâvî hazretleri yemîn etdiler kim, "Niçe kerre bizim manzûrumuz olmuşdur kim yakîn zamânda niçe yüz Lûtî kavmi bu buhayre üzre gezüp kenara gelince fellâhîn beyâz miskâlî pembe kefenlerin alınca ibtidâ zekeri ve hayâların buhayre balıkları harp harp koparup yerler" deyü şehâdet etdiler. Anınçün ahâlî-i şehr-i Lût 46b "Bu buhayre balığı Lûtîlerin etin yerler" deyü ehl-i sülûk olanlar bu halîcin balığından tenâvül etmezler. Ve ne‘ûzübillah bir gûne arslan pençeli siyâh balığı olur, âdem etinden gayri bir şey yemez derler, garâ’ib ve acâ’ib bahr-i Lût'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 46a–46b ·
metinde göster ·
. Şecî‘ ve sipâh ve bahâdır ve çerî merd-i meydânları vardır. Ve Cenâb-ı Bârî bu …
Der-beyân-ı me’kûlât [u] meşrubât: Bu şehr-i Urfa'nın Harrân tarafına nehr-i Halîl'in tarafı serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek besâtîn olmağıla sayf u şitâda sebzevâtı firâvândır. Ve iç kal‘anın ensesindeki Cebel-i Damlacık üzre cümle bâğ u bâğçedir. Bir vakıyye ve beş yüz dirhem gelir âdem kellesi kadar nârı olup gâyet hoş-hor olur. Şehr-i şehribân-ı Bağdâd'da ve Sivas 57a{Niksâr'ında} ve Bursa Gemleyik'inde böyle âbdâr [u] dânedâr narı olur, ammâ İslâmbol'un ve Karaferye'nin lüfanına ve feyz narına yan başı gelir. Zîrâ Arz-ı Mukaddes'de bu Urfa narı meşhûr-ı âfâkdır. Mar‘aş narı gerçi çok olup furûnda sehel kurudup diyâr diyâr götürürler, çok olduğundan meşhûrdur ammâ bu Urfa narı memdûh-ı âlemdir. Hattâ "en-Nârü fâkihetü'ş-şitâ" demişler, yârânın biri fâkihe lafzı olmağıla nârdan murâd olan bu Urfa nârın zann edüp husûsan Urfa'nın melesi narı ola demiş. Niçeler Arapça âyetinden murâd Urfa'nın nârı hakkında ola demişler. Tâ bu mertebe dânedâr [u] âbdâr ve hoş-hor nârı vardır. Ve sâ’ire müsmirrât-ı gûnâ-gûnu dahi memdûhdur. Ve hâs ve beyâz lavaşa ekmeği ve sacda pişen gül pembe varağı gibi yufka beyâz ekmeği ve tennûr kebâbı ve helvası ve dud şarâbı ve harîri gâyet meşhûr-ı afâkdır. Ve bu Urfa halkı gâyetü'l-gâye garîb-dost u dilnüvâz âdemlerdir. Şeb [u] rûz müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Şecî‘ ve sipâh ve bahâdır ve çerî merd-i meydânları vardır. Ve Cenâb-ı Bârî bu şehir halkına İbrâhîm Halîlullâh berekâtı vermiş gâyet ganîmet şehirdir. Âsitâne-i Halîlü'r-rahmân olduğundan bunda zulm eden hâkim aslâ mu‘ammer olmaz. Elbette bir kazâ-yı âsumânîye mübtelâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b–57a ·
metinde göster ·
. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyye …
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… m ve gice kâ’im cânlar vardır. Bir kimesneden bir dane-i hardal almazlar, harâm
yemezler
ve giymezler. Niçeleri pâ-bürehne ve ser-bürehne olmuş lahm-ı şahm sâhibi merd- …
Dağlardan su yolları edüp gârları içre âb-ı latîfler cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ ederler. Gündüz sâ’im ve gice kâ’im cânlar vardır. Bir kimesneden bir dane-i hardal almazlar, harâm yemezler ve giymezler. Niçeleri pâ-bürehne ve ser-bürehne olmuş lahm-ı şahm sâhibi merd-i Hudâ recül-i sâlihler vardır. Cümleden biri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
… ü pohından sormağa başladıklarından bizim asker dahi bed ismi var deyü pohından
yemez
oldular. Ammâ hakkâ ki lezîz ta‘âm idi. Andan yine cânib-i şimâle meyyâlce,
Menzil-i karye-i Davdan: Mahmûdî hükmünde yüz hâneli ve bir câmi‘li Kürd köyüdür. Bir çemenzâr fezâda haymelerimizle meks edüp ol gice ahâlî-i kurâ cümle askere kuzu ve karaca ve sığın ve yaban koyunları getirüp ziyâfet etdiler, ammâ süd ve darı ve tereyağıyla bir ta‘âm getirdiler. Meğer "Pohın" derlermiş, ol pohından cümlemiz yedik, ammâ lezîz pohın imiş. Gerçekden safâ etdik. Meğer bu diyârda pohın mu‘teber ta‘âm imiş. Anınçün her müsâfire ikrâm içün pohın yedirirlermiş. Ammâ ba‘zı Kürd veled-i zinâları, "Pohın yer misiz?" deyü pohından sormağa başladıklarından bizim asker dahi bed ismi var deyü pohından yemez oldular. Ammâ hakkâ ki lezîz ta‘âm idi. Andan yine cânib-i şimâle meyyâlce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… azan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam
yemezdim
. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumdan çıkard …
Zurnazan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam yemezdim. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumdan çıkardım, ‘ver mührü’ dediler. Ol ânda yine mührü aldılar ve gitdiler. İşte beni bu Erzurûm'a atdılar. Hele varır görürsün, mührü Haleb'e Boynueğri'ye gönderdiler. Yakında anın da mührile boynun doğruldurlar" deyü mudhikâne kelimâtlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
… üfte vü âşüfte add olunan kimesneleri bile sâhib-i kanâ‘at olup ni‘metin yalnız
yemezlerdir
, zîrâ bi-emrillâhi Te‘âlâ halkı "Yâ Gânî" ismine mazhar olduklarından ol sıfat …
Bây u gedâsının ni‘metleri âyende vü revendeye mebzûldür. En ednâ mertebe kimesneleri ve âlüfte vü âşüfte add olunan kimesneleri bile sâhib-i kanâ‘at olup ni‘metin yalnız yemezlerdir, zîrâ bi-emrillâhi Te‘âlâ halkı "Yâ Gânî" ismine mazhar olduklarından ol sıfat ile muttasıf olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25a ·
metinde göster ·
Ve bu {kili} şehrin kıblesi tarafında nehr-i Tuna aşrı Yılanlı Ada nâmında bir cezîre-i azîm var kim bir ucu üç konak Tulça'ya ve bir ucu İsmâ‘îl şehrine varır büyük bir cezîre-i mahsûldârdır kim anda her sene kırk elli bin ba‘zı sene yüz bin aded sığır boğazlanup pasdırma edüp cemî‘i diyâra müstevlî olup ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet semîn u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i diyârdan cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemlerdir. Her şeb müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Gâyet ganîmet şehirdir, ammâ varoşu etrâfında kal‘ası yokdur. 67a Ve a‘yân-ı kibârdan ma‘lûmumuz olandan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ammâ ziyâretgâhları ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b–67a ·
metinde göster ·
… up evlerinde cuhûd gibi kedi beslemezler ve tüccârları bir kerreden gayrı ta‘âm
yemez
" derler ve,
"Sarây halkı hisset ve denâ’etlerinden Arapça hadîs-i şerîfine âmil olmayup evlerinde cuhûd gibi kedi beslemezler ve tüccârları bir kerreden gayrı ta‘âm yemez" derler ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… p illâ kimyâ altununda onar dâne nohud kadar habbe altunlar yudup aslâ ekmek su
yemezdi
. Anıniçün kemâl-i riyâzât ile merhûm olduğıyçün cesed-i şerîfi çürümedi" deyü n …
"Azîz-i merhûm kimyâya mâlik olup yigirmi dörd sâ‘atde me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey tenâvül etmeyüp illâ kimyâ altununda onar dâne nohud kadar habbe altunlar yudup aslâ ekmek su yemezdi. Anıniçün kemâl-i riyâzât ile merhûm olduğıyçün cesed-i şerîfi çürümedi" deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… 171b âdemin nânın yerler. İşi râst gelir. Niçesinin nânına aslâ nazar etmeyüp
yemezler
. Ol kimesnenin işi dahi ileri gelmezler, ibret-nümâ-yı azîmdir.
Bi-emr-i Hayy-ı Kadîr niçe 171b âdemin nânın yerler. İşi râst gelir. Niçesinin nânına aslâ nazar etmeyüp yemezler. Ol kimesnenin işi dahi ileri gelmezler, ibret-nümâ-yı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a–171b ·
metinde göster ·
… p şu şılga kızlardan ve devkelerden alup Kırımğa doyum varsak ölyüdüğümüzge gam
yemezdik
" dedikde vâfir gülüşüldü, ya‘nî bu mertebe cem‘iyyet-i bintân-ı cân-hâneler idi …
"Sultânım bir bârgîr verseniz şu şehre bir çapul civerüp şu şılga kızlardan ve devkelerden alup Kırımğa doyum varsak ölyüdüğümüzge gam yemezdik" dedikde vâfir gülüşüldü, ya‘nî bu mertebe cem‘iyyet-i bintân-ı cân-hâneler idi kim zen-dost cânların ol ânda cânları çıkayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… e müdâvemet edüp aslâ bir kimesne ile hem-sohbet olup bir kimesnenin ta‘âmların
yemezler
ve zî-rûh kısmından dahi bir şey tenâvül etmezler ve aslâ harâm esvâb geymezler …
Ve bunda konağımız sâhibi olan İmâm Şa‘bân Efendi ve Mustafâ Dede kırk üç yıldır kim gündüz sâ’im ve gece kâ’im olup otuz yıldan berü hatm-i şerîf ile kazâya kalan 55a namâzların ve teheccüd ve işrâk ve salât-ı ebvâbîn ve secde-i şükre müdâvemet edüp aslâ bir kimesne ile hem-sohbet olup bir kimesnenin ta‘âmların yemezler ve zî-rûh kısmından dahi bir şey tenâvül etmezler ve aslâ harâm esvâb geymezler. Ve kârları koyun yününden beyâz şeyh abâsı dokuyup kifâf-ı nefs edinüp halkdan münzevî iki nefer sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir deyü hüsn-i hâl [ü] salâh-ı ahvâllerine cümle ehl-i beled şehâdet edüp hamd-i İlâh hânelerine konup ni‘metlerin tenâvül edüp du‘â-yı hayrlarıyla behre-mend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b–55a ·
metinde göster ·
… câvirîne meftûhdur. Bir alay 97b gâziyân-ı mücâhid olmağile ta‘âmların yalnız
yemezler
, elbette bir gece müsâfirsiz olmazlar. Anıniçün bu şehirde hân yapmağa râzı olm …
Ve cümle iki yüz on aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin cemî‘i zî-kıymet metâ‘ vefret üzre bulunur ve çârsû içindeki küçük meydânda bir lonca köşkü vardır. Cemî‘i gâzîler gazâ mâlların bunda yığup mezâd ederler, ve cemî‘i serhad gurebâları bu kasırda cem‘ olurlar, tahta örtülü bir mecma‘u'l-irfân yeridir. Ammâ bu şehrin hânı yokdur, ayıbdır deyü sâhibü'l-hayrâtlar hân inşâ etmemişler. Hemân ki Arab u Acem'den bir garîbü'd-diyâr müsâfir tüccâr-ı berr ü bihâr bu şehre geldikde bir hâneye varup kendü evi gibi anda karâr edüp bir iki ay kisb [ü] kâr edüp bir yere dahi azm-i diyâr eder, zîrâ bu şehrin cemî‘i kapuları müsâfirîne ve mücâvirîne meftûhdur. Bir alay 97b gâziyân-ı mücâhid olmağile ta‘âmların yalnız yemezler, elbette bir gece müsâfirsiz olmazlar. Anıniçün bu şehirde hân yapmağa râzı olmazlar, bir acâ’ib ganîmet şehr-i gâziyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a–97b ·
metinde göster ·
"Koca vezîr çünki asâkir-i İslâm'ın şühedâların kâfiristânda hâk-i mezelletde bırakmayup böyle rağbet etdin. İmdi şimden gerü senin uğuruna cân u dil ile kurbân olup dîn-i mübîn yoluna şehîd olduğumuza gam yemeziz. Şimden gerü kalk ne cânibe teveccüh edersen gidelim. Hudâ dest-gîrin ola" deyü niçe gâzîler Sadrıa‘zama böyle du‘â etdiler ve herkes haymelerine gitdiler. Ve Uyvar gazâsına gitmeğe niçe bin gûne tedârikler gördüler. Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… i Balı nâm topçubaşı müddet-i medîd, ömründe bal yemediğinden Ali Balı'nın balı
yemezün
topundan galat-ı meşhûr olup balyemez topu derler, meşhûrdur. Hattâ yigirmi vuk …
Hattâ bu Ali Balı nâm topçubaşı müddet-i medîd, ömründe bal yemediğinden Ali Balı'nın balı yemezün topundan galat-ı meşhûr olup balyemez topu derler, meşhûrdur. Hattâ yigirmi vukiyye gülle atan toplara balyemez derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111a ·
metinde göster ·
… âdem kellesi kadar hoş-hor ve âbdâr kırmızı elvân elması ve siyâh eriği ve ıssı
yemez
emrûdu olur, ammâ müşebbek bostân-ı âbâdânında hâsıl olan her gûne sebzevâtları …
Memdûhâtından âdem kellesi kadar hoş-hor ve âbdâr kırmızı elvân elması ve siyâh eriği ve ıssı yemez emrûdu olur, ammâ müşebbek bostân-ı âbâdânında hâsıl olan her gûne sebzevâtları vefret üzredir, ammâ iki vukiyye gelir müdevver siyâh turpu bir diyârda olmazdır. Hattâ rîhi ol kadar tahlîl eder kim (eder kim) hattâ cümle rîh bevâsûru bile izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
… sığırı gibi bunun dahi sığır eti gâyet lezîzdir. Ve cümle kefereleri koyun eti
yemezler
, cümle bakar lahmı yerler, zîrâ "Koyun eti muzırdır, sığır eti nâfi‘dir kim âde …
Ve hakîkatü'l-hâl vilâyetleri taşlı yer olmak ile kaht u galâ yerdir. Bir at yemi elli akçeye ve bir vukiyye otluk dörd akçeye ve elli dirhem firancıla nâm beyâz kar gibi ekmek bir dinara ve bir vukiyye sığır eti beş dinara, ammâ Sakız cezîresi sığırı gibi bunun dahi sığır eti gâyet lezîzdir. Ve cümle kefereleri koyun eti yemezler, cümle bakar lahmı yerler, zîrâ "Koyun eti muzırdır, sığır eti nâfi‘dir kim âdemi rî edüp tabi‘at-ı insânı be-kavl-i hukemâ mu‘tedil dutar" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
, murâd [u] maksûdu hâsıl olmamasına delâlet eder. Ve ba‘zı âdemin kurbânın tarf …
Ammâ bu havzın üzerinde olan kûh-ı Demâvend-misâl kal‘a kayası üzre olan miskî kartalların hisâbın Sannâ‘-ı Sâhib-kudret bilir. Ba‘zı âdemler bu kartallar[a] kurbân nezr edüp bu havz kenârında kurbânı edüp taşra bırağup kartallara verirler, ammâ ba‘zı âdemin kurbânın yemezler, murâd [u] maksûdu hâsıl olmamasına delâlet eder. Ve ba‘zı âdemin kurbânın tarfetü'l-ayn içre süpürürler "Elbette ol âdemin hayr murâdâtları hâsıl olmasına işâretdir" deyü tecrübe etmişlerdir ve cemî‘i zamânda bu kartallar bu mahalde aslâ âdemden kaçmazlar ve havzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âdemin koyun ciğerin yerler ve niçesinin yemezler. Ve havz içre yüzen âdemlerden balıklar aslâ kaçmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… avzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âdemin koyun ciğerin yerler ve niçesinin
yemezler
. Ve havz içre yüzen âdemlerden balıklar aslâ kaçmazlar.
Ammâ bu havzın üzerinde olan kûh-ı Demâvend-misâl kal‘a kayası üzre olan miskî kartalların hisâbın Sannâ‘-ı Sâhib-kudret bilir. Ba‘zı âdemler bu kartallar[a] kurbân nezr edüp bu havz kenârında kurbânı edüp taşra bırağup kartallara verirler, ammâ ba‘zı âdemin kurbânın yemezler, murâd [u] maksûdu hâsıl olmamasına delâlet eder. Ve ba‘zı âdemin kurbânın tarfetü'l-ayn içre süpürürler "Elbette ol âdemin hayr murâdâtları hâsıl olmasına işâretdir" deyü tecrübe etmişlerdir ve cemî‘i zamânda bu kartallar bu mahalde aslâ âdemden kaçmazlar ve havzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âdemin koyun ciğerin yerler ve niçesinin yemezler. Ve havz içre yüzen âdemlerden balıklar aslâ kaçmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… kavm-i gâziyân-ı mücâhidândır. Dâ’imâ hekîmâne bir gûne ta‘âm yerler, gayri şey
yemezler
ve bilmezler. Âb [u] hevâlarının hükmünden mi‘deleri gâyet serî‘u'l-hazmdir. Ha …
Hîn-i zarûretde gayri mahalde zî-rûh nesli olup anın cânı ola ve kanı çıka, elbette anı yerler ve kanına darı potğası karışdırup cemî‘i hayvânât kanını şurba gibi içerler. Dâ’imâ yedikleri atdır, etin yerler. Her hayvânın derisin geyerler, ya‘nî kürkün geyerler. Ve ekmek yeseler yüreklerine yapışup ölürler. Dâ’imâ yedikleri darı ve geydikleri deri. Evleri saz kendüleri nâ-sâz bir alay kavm-i gâziyân-ı mücâhidândır. Dâ’imâ hekîmâne bir gûne ta‘âm yerler, gayri şey yemezler ve bilmezler. Âb [u] hevâlarının hükmünden mi‘deleri gâyet serî‘u'l-hazmdir. Hattâ bir Tatar üç dör[d] günlük ta‘âmı bir fıçı bozayı yeyüp içüp yine üç dörd gün ta‘âm yemese mümkindir. Bulur[sa] polad-ı Nahşevânî'yi yer ve yağın [i]çer(?).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… ay kavm-i benâmlar vardır. Anların içlerinde niçe bin Badrak kavmi ebeden ekmek
yemez
ve su içmez âdemleri vardır.
Ammâ bu Noğay kavminden mâ‘adâ bizim Kırım cezîresi içinde benî âdem ile ihtilât etmeğe mu‘tâd edüp sâhib-i tab‘ geçinir Badrak nâm bir alay kavm-i benâmlar vardır. Anların içlerinde niçe bin Badrak kavmi ebeden ekmek yemez ve su içmez âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
Bunların gazâ etmeden gayri bir kârları dahi dihkânî ve zirâ‘atdir, ya‘nî ekinci ve çiftçilerdir kim ekseriyyâ darı ekerler, zîrâ darı bu diyârda bir kîlesi yüz yüz on kîle verir. Ve dâ’imâ yedikleri darıdır, ammâ ehl-i hâl olan meşâyihân ve sofîleri arpa eküp ekmeğin yerler, zîrâ Hazret-i Peygamber dâ’imâ arpa ekmeği yerdi derler. Anıniçün buğday ekmeği yemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… mı bir akçeyedir, ammâ "Kuzu eti dahi kâmil değildir" deyü Tatar kavmi kuzu eti
yemezler
, ammâ at eti üzre alırken gavga edüp şehîd olurlar, zîrâ at eti hem mukavvî ve …
{Memdûhâtından}: Ve şehrin iki başında Karasuyun yemîn ü yesârında bâğ u bâğçeler bî-hisâbdır, ammâ üzümü türş lezzetde olduğundan memdûh değildir, ammâ kirazı [ve] vişnesi ve eriği ve elması ve bir buçuk vukıyye ak ekmeği bir akçeye ve bir vukıyye koyun eti iki akçeye ve sığır lahmı bir akçeyedir, ammâ "Kuzu eti dahi kâmil değildir" deyü Tatar kavmi kuzu eti yemezler, ammâ at eti üzre alırken gavga edüp şehîd olurlar, zîrâ at eti hem mukavvî ve hem hâzımu'l-ifrât bir lahm-ı mu‘tedildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… habbeler yapup birin sabâh ve üç dâne habbe ahşam yudup ol gün gece aslâ ta‘âm
yemezdi
. Lâkin bu mertebeye ve bu vasle-i fukarâlara ol kimesne vâsıl oluyor kim ehl-i …
Bu hakîr bu âna dek kırk bir yıldır kim cihân-bân olup âlemi geşt [ü] güzâr edüp kimyâya mâlik sâhib-i ayâr görmemiş idim, ammâ niçe bin mukallidler ile görüşmüşdüm. Bu ilmin aslı ve faslı yokdur deyü ilm-i kâfe münkir idim, ammâ elhamdü lillâh bu Kefe şehrinde Nâ’ib İbrâhîm Efendi'de görüp ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn vâsıl edüp hakîre dahi bir sebüke altun ihsân etdi kim elimde balmûmu gibi ovalardım. Hattâ bu altunlardan İbrâhîm Efendi habbeler yapup birin sabâh ve üç dâne habbe ahşam yudup ol gün gece aslâ ta‘âm yemezdi. Lâkin bu mertebeye ve bu vasle-i fukarâlara ol kimesne vâsıl oluyor kim ehl-i hâl ola ve salâh-ı hâlde olup kemâl mertebe riyâzât [u] mücâhedeye meşgûl olup esrârı hıfz edüp halkdan münzevî ola. El-hâsıl kibâr-ı evliyâ zümresinden olana, bu kâr nasîb oluyor, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif v …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
Ve her sırıklı âdemi görseler hacı derler. Kendüleri ekmek
yemezlerken
"Hacı çaku aşarmış" deyü beyâz külde pişmiş ekmek getürürler. Ekmeğe bu diyârda …
Ve her sırıklı âdemi görseler hacı derler. Kendüleri ekmek yemezlerken "Hacı çaku aşarmış" deyü beyâz külde pişmiş ekmek getürürler. Ekmeğe bu diyârda çaku derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… dağlarda gece ve gündüz yatup kalkup çobansız gezüp koyun ve kuzularını kurdlar
yemezler
ve harâmîler bir hayvânlarına vaz‘-ı yed etmezler. Her hayvânlarının boğazların …
Ve bu kavmin cemî‘i hayvânâtları dağlarda gece ve gündüz yatup kalkup çobansız gezüp koyun ve kuzularını kurdlar yemezler ve harâmîler bir hayvânlarına vaz‘-ı yed etmezler. Her hayvânlarının boğazlarında birer çınkırakları vardır. Bunlar dahi aynı Çerkes gibi esvâb geyüp siyâh arakıyyeli ve başlarının iki yanları saçlı kavimdirler, ammâ sakalları sâ’ir Çerkes gibi tırâş değildir, cümle sakallılardır. Hakk'a secde ederler, ammâ haşr [ü] neşr ve mîzân ve terâzû bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk
yemezler
ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suy …
Ve aslâ bu kavm-i Takaku'da domuz ve tavuk yokdur. "Hınzîr ve tavuk necâset yerler" deyü bunlar aslâ hınzîr ve tavuk yemezler ve harâm şey geymezler ve şarâb ve boza içmezler. Ancak maksima boza ve bal suyu içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… p bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm
yemezler
. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının …
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… cülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr
yemezler
ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâye …
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… ahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın
yemezler
, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp …
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
Ve bal ve peynir ve bakla ve nohud ve pasta ta‘âmları var iken bıçak ile boğazlanmış hayvân eti yemezler. Meğer gayri ta‘âmları olmaya. Ol zamân semin hayvânların boğazlayup yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… muvahhid ve ehl-i tevhîd Şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda harâm
yemezler
ve harâm harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe y …
Evvelâ bu vilâyetde köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler. (---)(---)(---) ve şehir ve ka‘al derler. Bu diyâr eyle emn [ü] emândır kim bir avret ve bir mahbûb kız ve bir pençe-i âfitâb oğlan cevâhir la‘l [u] yâkût ve zî-kıymet metâ‘larıyla bir şehirden bir kende dağlar ve beller içre tek başına gidüp aslâ bir kimesne ol hurma avretin yanına varup baş kaldırup yüzüne bakmağa kâdir değildir. Cümle ahâlî-i vilâyeti mü’min ü muvahhid ve ehl-i tevhîd Şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda harâm yemezler ve harâm harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe yüz ma‘mûr kendleri geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… h kısmı ne bulurlarsa cânı ola ve kanı çıka elbette ol mahlûku yerler. Ve ekmek
yemezler
, yeseler ekmek yüreklerine yapışup ölürler.
Bu kavm-i Tatar'ın yanlarında hıll [u] hurmetden bir şey bilmezler. Cümle mübâhîlerdir kim zî-rûh kısmı ne bulurlarsa cânı ola ve kanı çıka elbette ol mahlûku yerler. Ve ekmek yemezler, yeseler ekmek yüreklerine yapışup ölürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
… kımız ve boza ve talkan ve baldır suyudur. Tatarlar(ı) ekmeği az yerler. Ekmek
yemezi
çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri saz ve kendileri nâsâz" de …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları at ve deve ve sığırdır. Meşrûbâtları at ve deve südü kımız ve boza ve talkan ve baldır suyudur. Tatarlar(ı) ekmeği az yerler. Ekmek yemezi çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri saz ve kendileri nâsâz" deyü bu kelâmlar darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
… nden incîri olur ammâ gök lop ve ak lop ve mışmış lop ve dede salı lopu ve ıssı
yemez
lopu ve haşhâşlı lop ve patlıcan lopu ve sarı lop ve yeşil lop ve ballı lop ve …
Ve şehr-i Nâzlı'nın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhatından tevâtürle meşhûr-ı âfâkdır kim kırk yedi gûne mahsûlâtı olur. Her birinin beyânında kelâl ve tahrîrâtında melâl hâsıl olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk olan pembesi ve pembe bezi ve beyâz dimisi cihânı dutmuşdur. Ammâ ekâlîm-i seb‘ada Nâzlı incîri meşhûr-ı âfâkdır kim yigirmi üç gûne cennet-i me'vâ ni‘metlerinden incîri olur ammâ gök lop ve ak lop ve mışmış lop ve dede salı lopu ve ıssı yemez lopu ve haşhâşlı lop ve patlıcan lopu ve sarı lop ve yeşil lop ve ballı lop ve ter lop ve şekerli lop ve mor lop ve nakîb lopu ve sultân lopu ve Aydın lopu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92a ·
metinde göster ·