İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

yemiş

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
50
isabet
49 cümle/beyitte
18,5
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
1
farklı biçim
20 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi4920,0
DLT’deki Türkçe parçalar1344,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 50

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“yemiş” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
DLT I, 263 Yigitlerig işletü / Yıġaç yemiş ırġatu / Ḳulan keyik awlatu / Badram ḳılıp awnalım
EÇS I 4a 179. Fasl-ı sâbi‘e aşerde yemiş bâzârbaşısın bildirir ve âyîn-i kerr ü fer ve alay-ı azîmin dâr[â]tların beyân …
EÇS I 6b … nin leyle-i âşûrası idi kim bu hakîr beyne'n-nevm ve'l-yakazada iken görürüm ki Yemiş iskelesi kurbünde Ahî Çelebi câmi‘i nâm câmi‘ kim helâl-i zülâl mâl ile inşâ ol …
EÇS I 15a Ve ol asırda Galata'dan Yemiş iskelesine üç kat zencîr çekilüp üzerinde cisr-i azîm binâ olunup âyende ve rev …
EÇS I 33a … erek Unkapanı'nda binâ olunan ehl-i hıref dîvânhânesine gelüp dîvân etdi. Andan Yemiş iskelesi çardağında cümle ehl-i esnâf ile dîvân edüp meyveye narh verdi. Andan …
EÇS I 48a Hızır Paşa: Hızır-misâl Şâm [u] Bağdâd'ı yemiş ve Harem-i muhteremden çıkmış sâhib-i vakâr ve kâni‘-kâr, bekâr [ü] bîkâr âdem …
EÇS I 90a Yemiş iskelesinde mâl-ı helâl ile binâ olunmuş Ahî Çelebi câmi‘i: Mi‘mâr Sinân kârıdı …
EÇS I 109b el-Mevlâ Mehemmed Nûrullâh eş-şehîr Ahîzâde Efendi: Yemiş iskelesinde câmi‘leri hazîresinde medfûndur. Seng-i mezârında târîhi:
EÇS I 171b … pîrleri Baba Reten-i Bâğbân idüği bâlâda mastûrdur. Bunların büyük kârhâneleri Yemiş iskelesi dibinde sebzehâne-i mîrîdir, bir kârhânedir. Sebzehâne ağası, bostâncı …
EÇS I 172b Esnâf-ı değirmenciyân-ı üzüm: Kârhâne on beş, neferât üç yüz, kârhâneleri Yemiş İskelesi'nde Ahî Çelebi câmi‘i sokağındadır. Ammâ ankâ bâzergânlardır. İzmir'de …
EÇS I 180b … azîmi yürüyüp pâk müsellah askerler içre kızak-ı azîm üzre muhtesib çardağın ve Yemiş İskelesi'nde sebzehâne çardağın meyve-i ibret-nümâlar ile ve niçe yüz zerdûz ya …
EÇS I 209b demiş ammâ nehnü yemiş .
EÇS II 228b Kayağan bâzârında Yemiş bâzârcıları çârsûsu dahi dükkânları gûnâ-gûn meyve dallarıyla zeyn olmuşdur. Ve …
EÇS II 242a Hudâ âsân ide. Âmîn yâ Mu‘în ve bihi nesta‘în. Evvelâ rûz-ı cum‘ada Yemiş İskelesi nâm mahalde esbâblarımızı gemiye koyup salât-ı cum‘ayı Yemiş İskelesi' …
EÇS II 242a … ı cum‘ada Yemiş İskelesi nâm mahalde esbâblarımızı gemiye koyup salât-ı cum‘ayı Yemiş İskelesi'nde Ahî Çelebî Câmi‘inde edâ ederken hâtıra ol câmi‘ içre Hazret-i Ris …
EÇS II 290b–291a … delicelidir. Hattâ hakîr dizdâr hânesinde tahte'l-fütûr tenâvül edüp cüz‘î asel yemiş olduk. Meğer bok yemişiz. Nîm sâ‘atden sonra cihân başıma dâr olup serâsîme old …
EÇS III 31b Niçesi elinde oku yayı var ammâ oklarının yeleklerin kırk elli yıldan berü güve yemiş ammâ yine fonta kelâmı yerinde "Bre vur kahbe Celâlîyi bre kralım Celâlîyi" dey …
EÇS III 56b Cümle (---) aded mihmân hâne-i tüccârân-ı berr [u] bihâr. Evvelâ çârsû içinde Yemiş hânı kârgîr binâ-yı metîndir. Ve Alahân, vekâle-i âbâdândır. İbrâhîm Halîl nehr …
EÇS III 57a … İbrâhîm'den ol âb-ı sâfî cereyân etmededir. Her kim bu âbdan nûş etse koyun eti yemiş kadar olup tendürüst olur.
EÇS III 93b–94a … eşleri pâre pâre yol üzre yatup bu gice niçe yerlerin kurdlar tilki ve çakallar yemiş . "Evliyâ'nın hışmına uğrayanlardır, şunları bir köşeye defn edin" deyü ahâlî-i …
EÇS III 96b … re bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat …
EÇS III 161b … ‘azzam kal‘a-misâl hân-ı azîmdir. Ve Rüstem Paşa hânı dahi binâ-yı metîndir. Ve Yemiş hânı ve Kapan hânı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa hânı ve Halîl Paşa hânı ve Pamuk h …
EÇS IV 283a–283b … ular kim: "Biz hân cenginde {iken} mübârek yevm-i Ramazân'ı cümle ale'l-ittifâk yemiş idik. Tiz dellâllar nidâ olunup cümle guzât-ı müslimîn ale'l-ittifâk sâ’im olsu …
EÇS IV 291b … ânım, elçi Evliyâ akay yahşı danışıh {etdi}. Hakkâ ki bügün cüreğinizi sâdıkâne yemiş . Ammâ hânım göresen Osmânlıyı bizim Mekü kal‘asına ve Kotur kal‘asına asker koy …
EÇS V 146a "Kim bok yemiş kim bu şarâb harâmdır. Bu şarâb gazâ mâlıdır. Gazâ mâlına harâm diyen şu esîrle …
EÇS VI 104a … ldırım gibi seğirdüp top ve tüfengler atup gelirken hemân küffârın top güllesin yemiş ve niçe bin kurşum zahmın görmüş ve kâfirin sadâsın işitmiş bu kadar bin mahlûk …
EÇS VI 132b … n dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh-ı gedâ atlardan belki on bin at bu yolun çamur bat …
EÇS VI 162a Hattâ birini tenâvül eden âdem gûyâ sakankur-ı mâhî ma‘cûnu yemiş gibi takviyet verüp ol gece ehliyle levendâne ve dilberâne pehlivân-âsâ güleş e …
EÇS VII 7a … stalıkdan mı açlıkdan mı ölmüş kalmış. Yüzün ve kulakların tilkiler ve çakallar yemiş . Andan bildik kim asâkir-i İslâm vâfir ıztırâb çekmiş ve bizler dahi ol mahalli …
EÇS VII 56b Ammâ Freng kapusu tarafı Süleymân Hân zamânı sademât-ı topdan hayli rahneler yemiş , anıniçün ol tarafı gâyet metîn ü kavî fîl cüssesi kadar taş dîvârdır. Ve kapun …
EÇS VII 58a Cümle şehr içre on aded yerde bâzâr meydânları vardır. Evvelâ Yemiş Bâzârı Meydânı ve Ekmek Meydânı ve Unkapanı Meydânı ve Çerkes Meydânı.
EÇS VII 108b … u bâğçe olmadığından şarâbı dahi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır, bir ağaç yemiş değildir, odunu dahi yokdur. Cümle sığır tezeği yakarlar ve at ve deve tezeği d …
EÇS VII 118a–118b … yı nûş edüp sarhoş olup gider. Bahs ile bir günde yüz vukıyye boza ve bir koyun yemiş Tatar bî-hisâbdır. Bozayı 118b hem içer ve bir tarafdan işer.
EÇS VII 122a demiş, bed kârı gibi necis yemiş .
EÇS VII 128a–128b … â ilik olur. Tatar mâbeyninde böyle pişmiş elli vukıyye gelir bir koyun kebâbın yemiş ve yüz vukıyye boza içmiş Tatar çokdur, ya‘nî bunları bir oturuşda bir Tatar ye …
EÇS VII 133b azıngı burnunu çom yemiş yite / oşatırım senin özünü
EÇS VII 133b ağzını burnunu kızılcık yemiş / köpeğe benzedirim senin kendini
EÇS VII 176b "Gel pâdişâhımızın oğludur. Sen de yemiş ol" dediler. Hakîr eyitdim:
EÇS VII 177a Ve bunda olan yemiş ağaçları ne Çîn'de ve ne Hıtâ ve Hoten Çîn [ü] Mâçîn'de ve vilâyet-i Tübbet'de …
EÇS IX Y88b … kar ellişer vukıyye zerefşân alabalıkları olur kim tenâvül eden mâ’ide-i kudret yemiş olur.
EÇS IX Y97a Yemiş hânı: Çam tahtası örtülü müfîd ü muhtasar bir hân-ı sağîredir.
EÇS IX Y97b Ve bu Yemiş hânı etrâfındaki çamları temâşâ ederek yine cenûba üç sâ‘at Muğla şehri ensesin …
EÇS IX Y237b … ol. Bir dahi cânlı kısmından hayvân eti yemeyelim. Hâşâ ki biz senin Yûsuf'unu yemiş olavuz" deyü bu Ken‘ân elinin gürgleri yemîn etdiler. Hâlâ yine ol vâdînin kurd …
EÇS IX Y251b … dır, cevz-i rûmî kadar olur. On dânesin tenâvül eden bir vukıyye lahm-ı kûsfend yemiş kadar gınâ bulur, memdûh-ı cihândır.
EÇS X Y124b … varup taşları devirüp silâhlarım aldım, ammâ tîrkeşin kayışın tilki mi çakal mı yemiş , bir hâl ile belime bend kılup kemeri dahi alup tüfengleri belime takup hamd [ü …
EÇS X Y134b–Y135a … rûn vekâlesi ve Sinân Paşa vekâlesi ve Karamanlı vekâlesi ve Pirinc vekâlesi ve Yemiş vekâlesi ve Zülfikâr Kethudâ vekâlesi ve Kayseriyyeli İbrâhîm Kethudâ vekâlesi …
EÇS X Y237b–Y238a … şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene ku …
EÇS X Y290b Ve yetmiş yerde bâzâr-ı azîm durur. Meselâ bişmiş etmek bâzârı ve yemiş bâzârı ve niçe bin deve yükü kavun ve karpuz ve abdüllâvî bâzârı ve at bâzârı v …
EÇS X Y433a … n yanına vardık. Zâlim ukkâb bu fîl yavrusunun gözlerin oyup bir hayli yerinden yemiş . Ol dahi cân havli ile ol fezâda serserî gezüp kaldı. Ve biz yine azm-ı râh etd …
EÇS X Y450b … t-i şer‘iyyeler ve dîvân temessükâtların alup Ahmed Paşa Mısır'ı kâmil bir sene yemiş oldu. Ba‘dehu Ahmed Paşa Abdurrahmân Paşa'dan bir semmûr hil‘at-ı fâhire ile şe …