… iken hemân balığın ağzına sürünerek varup bî-bâk taşra çıkdım, ammâ bir muzlim
yer dahi
var. ‘Yâ Rabbî bu ne ola’ deyü sürüne sürüne bir mahalle vardım.
Bu kerre Hacı Nâsır eydir: "Bildim ki beni balık yudup giderek vücûdum mahv olup ana gıdâ olurum. İbtidâ dübürüm kaynakları ve kaba uyluklarımın derileri soyulup erimeğe başladı. Ammâ derûnumdan Feyyâz-ı Mutlak'a teveccüh edüp halâsım ricâ etdim. Ammâ yine balık karnında aslâ hareket etmeyüp bir vâsi‘ sıyrıncak yerde iki ellerimle yoklayup dururken anı gördüm, olduğum balık karnı ra‘d gibi gürleyüp cân havliyle elimdeki bıçağın sabıyla ucunu berk dutdum, bir zamândan gördüm ki berk-i hâtif gibi gitdiğim hayâllendim, bir zamândan sonra gördüm ki kâhî baş aşağı kâhî baş yukaruya takla ata ata bî-tâb kaldım. Ba‘dehu yine ke'l-evvel balığın karnında asûde-hâl oldum. Ammâ cânım sıkılmağa başlayup gördüm ki benim karnında olduğum balığın ciğerleri ve bagırsakları talab talab ede ede hareketden kaldı. Bilmem ne kadar sâ‘at durduğumu, anı gördüm benim karnında olduğum balık erimeğe başladı. 'Yâ Rabbî bu ne hâldir' diyerek elimle uyluklarıma yapışdım, benim dahi etlerim kopmağa başlayınca aklım başıma gelüp bire meded kuvvet-i kuvâ bedende iken hemân balığın ağzına sürünerek varup bî-bâk taşra çıkdım, ammâ bir muzlim yer dahi var. ‘Yâ Rabbî bu ne ola’ deyü sürüne sürüne bir mahalle vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
… ’ûl olacağın bilir. Her çi bâd-âbâd deyü askerin cem‘ edüp bizim ülkemizden bir
yer dahi
urur. Elhamdülillah Timur'un toprağın sürmeğe gelmiş deryâ-misâl askerimiz hâlâ …
Ammâ paşa-yı hayr-tedbîr eyitdi: "Evvel kendüye bir nâme-i muhabbet-uslûb tahrîr edüp şer‘-i şerîfe da‘vet idelim ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre Van derneğine gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ ile ve şâkîler ile ve bu yeniçeri gâzîler ile mürâfa‘a-i şer‘ olsun. Eğer şer‘-i şerîfden nükûl ederse bi-emrillah üstüne sefer etmemiz mukarrer ü muhakkakdır." deyince cümle huzzâr-ı meclis "Bre meded sultânım, şimdi hân müttehem olup mes’ûl olacağın bilir. Her çi bâd-âbâd deyü askerin cem‘ edüp bizim ülkemizden bir yer dahi urur. Elhamdülillah Timur'un toprağın sürmeğe gelmiş deryâ-misâl askerimiz hâlâ âmâde iken hemân niyyetü'l-gâzâ deyüp bu sâ‘at tuğlar Çaybaşı'na gitsin." deyü paşaya ibrâm-ı tâm ve teklîf-i mâlâyutâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260a ·
metinde göster ·
… 'u altıncı ve yedinci iklîmde bulup şark ile şimâl tarafı arasında bir iklîmlik
yer dahi
bulup lâkin şiddet-i şitâdan ve gecesi bir sâ‘at olup gündüzü yigirmi üç sâ‘at …
Seyyâh-ı dünyâ-yı cedîd ve cihân-geşt-i dünyâ-yı atîk olan Hakîm Padre nâm kefere-i nâ-zimmî ki Fütihatâ lafzı târîhinde Yenidünyâyı bulup ve bu eski dünyâyı dâ’iren-mâdâr geşt [ü] güzâr edüp diyâr-ı Maskov'u altıncı ve yedinci iklîmde bulup şark ile şimâl tarafı arasında bir iklîmlik yer dahi bulup lâkin şiddet-i şitâdan ve gecesi bir sâ‘at olup gündüzü yigirmi üç sâ‘at olup Şâfi‘î vakti gibi muzlim bir iklîm dahi bulup tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… elin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik
yer dahi
Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî der …
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·