… ş alevlerinde gezerler. Zîrâ anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi
yer yüzünde
harâb yerlerde olurlar. Bu otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri ü …
İşte İblîs'e müşâbih olan evlâdları yumurtasız böyle şetm-i galîzden hâsıl olur ammâ avretiyle cimâ‘ etse yumurtadan hâsıl olup ecinne sıfatında olduğu müsbetdir. Ve hâlâ İblîs'in mesken [ü] me’vâsı deryâlar üzre olan cezâyirâtlarda ve imâristânların zibilistânlarında sâkinlerdir. Be-kavl-i müfessirîn ecinne ve şeyâtîn ikisi bir kavimdir kim cümle otuz beş kavimdir. Onbeşi hevâda uçarlar, on kabîlesi âteş alevlerinde gezerler. Zîrâ anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi yer yüzünde harâb yerlerde olurlar. Bu otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri üzre çıkup meleklerden haber almağa urûc ederken hafaza melâyikeleri anlara yıldız gibi âteş pâreleri atup ol âteşden şeyâtîn ü ecinneler helâk olurlar ve ol âteş atmak hizmetine niçe kerre yüz bin müvekkel melâyikeler vardır kim benî Âdem üstünden şeyâtîn ü ecinnenin şerlerin def‘ etmeğe me’mûrdurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… müfessirîn: Niçe kütüb-i mu‘teberelerde tahrîr olunmuşdur. Bi-emrillahi Ta‘âlâ
yer yüzünde
Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ'nın du‘âsı berekâtıyla cümle kurd ve koyun ve deve …
Der-beyân-ı rivâyet-i uhrâ-yı müfessirîn: Niçe kütüb-i mu‘teberelerde tahrîr olunmuşdur. Bi-emrillahi Ta‘âlâ yer yüzünde Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ'nın du‘âsı berekâtıyla cümle kurd ve koyun ve deve ve sığır ve kelb cümle ecinneye hasımdır. Hattâ Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâm çoban iken Rummâ'sında olan Şu‘ayb Nebî koyunlarıyla kelimât edüp ganemler eyle derlermiş kim "Yâ Mûsâ! Eğer dağlarda sâkin olan kurdlardan havf etmesek cümle dağları çobansız gezüp ecinneden bir cân komayup cümlesin alef gibi yer idik. Zîrâ ömründe bir kerre ecinne yeyen koyunun boynuzları dörd beş çatal olur (ve)396a ve beş altı çatal boynuzlu koyunu evinde saklayanın hânesine ecinne girmez ve her giz masrû‘ âdem çatal boynuzlu kurbân eti yese ol âdemi dutarık dutmaya." deyü koyunlar Hazret-i Mûsâ'ya havâss-ı kebs-i sâhib-i kurbânânı bildirirlerdi. Hattâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b–396a ·
metinde göster ·
… cîbe: Yine cümle müfessirîn ü müverrihân-ı selefin kavl-i sahîhleri üzre ibtidâ
yer yüzünde
sâkin olan ümem-i gûnâ-gûnun esmâları budur kim bu mahalle münâsib olmağile tah …
Rivâyet-i uhrâ-yı acîbe: Yine cümle müfessirîn ü müverrihân-ı selefin kavl-i sahîhleri üzre ibtidâ yer yüzünde sâkin olan ümem-i gûnâ-gûnun esmâları budur kim bu mahalle münâsib olmağile tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
… ve kavm-i yılan bu dahi bir ulu melek iken ayakları kesilüp yüzü üzre sürünerek
yer yüzünde
(---) şehrine süründü.
Andan kavm-i İblîs hâk-i (---)(---) sürüldü. Andan kavm-i tâvûs (---) nüzûl etdi ve kavm-i yılan bu dahi bir ulu melek iken ayakları kesilüp yüzü üzre sürünerek yer yüzünde (---) şehrine süründü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a ·
metinde göster ·
… ile görüşmeği Allâh gecinden nasîb eyleye. Bin sene yerde yatmadan ise bir gün
yer yüzünde
ibâdet etmek eydir" deyüp "Evliyâ! İnşâ’llâh biz seninle sıhhat ü selâmetle Rûm …
Hemân Paşa eydir: "Biz anlar ile ve Siyâvuş Paşa ile görüşmeği Allâh gecinden nasîb eyleye. Bin sene yerde yatmadan ise bir gün yer yüzünde ibâdet etmek eydir" deyüp "Evliyâ! İnşâ’llâh biz seninle sıhhat ü selâmetle Rûm mansıblarına gideriz. Defterdârzâde ve Siyâvuş Paşa gayrı mansıba gitmişlerdir" deyüp paşa hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
bir gûne kara-gûn balmûmu olur. Misk-i amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi âdem …
Bu mahalde olan dağlarda yer yüzünde bir gûne kara-gûn balmûmu olur. Misk-i amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi âdemin demâğın mu‘attar eder. Hattâ nef‘i ol kadar değer kim andan tekerlenene ve berelenene müşemmâ edüp sarsalar ol ân o cân hayât-ı câvidân bulması mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
… amânında olup bu kal‘a bünyâd, / Ulû'l-ebsâr idi olan şehâdet, / Felek tahtında
yer yüzünde
şimdi, / Buna târîh burc-ı der-sa‘âdet. / Sene 952.
Süleymân-ı zamân sâhib-sa‘âdet,Şehinşâh-ı zemîn merğûb-ı âdet,Zamânında olup bu kal‘a bünyâd,Ulû'l-ebsâr idi olan şehâdet,Felek tahtında yer yüzünde şimdi,Buna târîh burc-ı der-sa‘âdet.Sene 952.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224b ·
metinde göster ·
… saylîm asrında vücûda geldi. Bu asırda edîm-i arzda ol kadar benî âdem oldu kim
yer yüzünde
benî âdemin izdihâmından zirâ‘at etmeğe arz-ı hâliye kalmayup kaht [u] galâ old …
Ve Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm P 160a bu Melik Hasaylîm asrında vücûda geldi. Bu asırda edîm-i arzda ol kadar benî âdem oldu kim yer yüzünde benî âdemin izdihâmından zirâ‘at etmeğe arz-ı hâliye kalmayup kaht [u] galâ olduğundan cümle halk derelerde ve deryâlarda mâhîleri sayd edüp kifâf-ı nefs ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4a ·
metinde göster ·
… kökleri âdem beli kalınlığı Arab saçı gibi birbirine sarılmışdır. Cümle kökleri
yer yüzünde
dur[ur], gûyâ âsumânda şecere-i Tûbâ gibi sernigûndur, ve bu köklerin altı cüml …
Bu ağacın tâ ortasında bir azîm santa dırahtı bitmişdir. Arabistân'a mahsûs bir gûne şecer-i bî-semeredir. Ammâ ol ibret-nümâ ağacdan bu santa ağacı âlîdir, gâyet mahbûb nihâlli şeceredir. Ammâ büyük ağacın binden mütecâviz kökleri âdem beli kalınlığı Arab saçı gibi birbirine sarılmışdır. Cümle kökleri yer yüzünde dur[ur], gûyâ âsumânda şecere-i Tûbâ gibi sernigûndur, ve bu köklerin altı cümle boşdur, {ağac} mu‘allak durur. Ba‘zı sıbyân ve ba‘zı züvvârân köklerin altından beri öte geçerler. Ammâ yüzden mütecâviz âdem cüssesi kalınlığı berg [ü] bârlı dallarının ucları yere saplıdır. Gûyâ bir hayme-i nühtâk-otak gibi olup altına bin âdem sığar, sâyedâr çadır ber-karâr sâyebân Y 363b olmuşdur. Aceb hikmetdir kim yukardan sernigûn olmuş nihâllerden mi sulanır, bir ferd-i âferîdenin akl-ı kâsırları ermemişdir. Hâlâ ki cümle bîhleri zemînden taşra durup ağacın vücûdu mu‘allak durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a–Y363b ·
metinde göster ·