… dübân" nâmıyla ma‘rûf elli dörd kademe bir nerdübân ile nüzûl olunur bir uçurum
yerdir. Bu
iki uçurum ortasındaki püşte üzre bu câmi‘ vâkı‘ olmağile zelzeleden masûn [u] …
Hakkâ ki kubbe-i eflâke mânend bî-mânend kubbe-i nîlgûndur. Lâkin Ayasofya kubbesi bu kadar âlî değildir. Kaddi elli sekiz zirâ‘ binâ-yı âlîdir, dahi âlî binâ olunmamasının aslı zemîni gâyet mürtefi‘ kûh-ı bâlâ üzre vâkı‘ olmuşdur. Ve hareminin sağ tarafında kefere zamânı su sahrîci bir fecc-i amîk sarnıc vardır. Ve yine hareminin şimâlî tarafında "Kırk Nerdübân" nâmıyla ma‘rûf elli dörd kademe bir nerdübân ile nüzûl olunur bir uçurum yerdir. Bu iki uçurum ortasındaki püşte üzre bu câmi‘ vâkı‘ olmağile zelzeleden masûn [u] mahfûz olmasıyçün âkıbet-endîş Mi‘mâr Sinân-ı hurdedân câmi‘i alçak edüp çâr-dîvâr üzre inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… ır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd
yerdir. Bu
mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur ki …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
… ahşî canavarlara ve kuttâ‘u't-tarîk harâmîlere harem olmuş bir bî-amân dağıstân
yerdir. Bu
kuyâğıstânda eyle gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar var kim kadd [ü] kâmetleri eflâk …
Andan cânib-i şimâle cisri ubûr edüp nehr-i Sakarya kenarınca Ağaç denizi nâm çengelistân ve hıyâbân-ı ormanistândır kim ehl-i beled olmayan garîbü'd-diyâr âdemlerin niçesi gâ’ib olmuş vahşî canavarlara ve kuttâ‘u't-tarîk harâmîlere harem olmuş bir bî-amân dağıstân yerdir. Bu kuyâğıstânda eyle gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar var kim kadd [ü] kâmetleri eflâke ser çekmiş şecer-i azîmlerdir kim şems-i âteş-tâbın te’sîri yokdur, eyle sâye-dâr dâğlardır. Tefne ve ardıç ve çam ve uhlamur dırahtlarının şükûfeleri râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar {olur} bu kûh-ı hıyâbân içre niçe bin tahta biçecek bıçkı değirmânları ve niçe bin gemi kerasteleri kesici kâtı‘u'ş-şecer-i bî-merhemet Etrâkları vardır. Fursat bulurlarsa âyende vü revendeden benî Âdem dahi keser. Bu dağlar dörd sancak yer hudûdında vâkı‘ olmuş, hakkâ ki ağaç deryâsıdır. Bir tarafı Bursa sancağında nihâyet bulur ve İzmit sancağı ve Bolu sancağı ve Kocaili sancağı hadlerinde cümle ağaç denizi vardır. Dâiren-mâdâr bir ayda devr olunur, bahr-i şeceristândır. Ammâ güzîde yerleri bu Geyve yolu üzre vâkı‘ olmuşdur. Bu Geyve'den üçüncü sâ‘atde leb-i Sakarya'da bir yalçın kaya üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… ahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh
yerdir. Bu
şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîre …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… aded nâhiye kurâları vardır. Şehr-i Sıfet bir merhale ve şehr-i Kuds üç menzil
yerdir. Bu
iki şehrin iskelesidir ve şehir nâ’ibi ve şehir muhtesibi ve gümrük emîni ve Şâ …
Beğine dahi yüz elli kîse kalır. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâları vardır. Şehr-i Sıfet bir merhale ve şehr-i Kuds üç menzil yerdir. Bu iki şehrin iskelesidir ve şehir nâ’ibi ve şehir muhtesibi ve gümrük emîni ve Şâm yeniçerisi serdârı vardır, ammâ sipâh kethüdâyeri yokdur. Ve dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları ve nakîbü'l-eşrâfı ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at
yerdir. Bu
Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adım …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
Bu kal‘aya Birdinic cisri ve Demirkapu dokuz ve on sâ‘at yerdir. Bu kal‘anın bânîsi ibtidâ Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadullahzâde Erganî Sultân binâ etmişdir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
… lmadı. Ancak Dağ kapusundan Mardinkapusuna varınca bu kal‘anın içi iki bin adım
yerdir. Bu
takdîrce yalçın kaya üzre adımlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edü …
Bu bâb-ı hadîdler ile ârâste olmuş sûr-ı metînin dâ’iren-mâdâr, bu hakîrün adımıyla kâmil on bir bin germe adımdır. Ammâ şark tarafı kûşesi paşa sarâyı olup çâh-ı Gayyâ ve muhâlif uçurum olmağile adımlamak mümkin olmadı. Ancak Dağ kapusundan Mardinkapusuna varınca bu kal‘anın içi iki bin adım yerdir. Bu takdîrce yalçın kaya üzre adımlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edüp bu minvâl üzre kal‘a-i Kara Âmid dâ’iren-mâdâr on dört bin adım olmuş olur. Ve bu kal‘anın Şatt'a nâzır tarafında şimâle müteveccih kûşesinde {ve kal‘a-i Diyârbekr'ün seng-i hârâsı bir gûne sengîn seng-i siyâhdır kim ana seng-i hadîd te’sîr etmez. Ve aslâ âteş te’sîr edüp kireç olmaz. Bir acâ’ib ma‘den-i garîbdir kim vasfında lisân kâsırdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
Anıniçün bu mahalle Halkalıbınar derler. Bir âb [u] hevâsı latîf
yerdir. Bu
menâkıbı pederimiz görüp anların nakli üzre tahrîre cür’et olundu, ve's-selâm.
Anıniçün bu mahalle Halkalıbınar derler. Bir âb [u] hevâsı latîf yerdir. Bu menâkıbı pederimiz görüp anların nakli üzre tahrîre cür’et olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
… İslâmbol mâbeynleri dâ’iren-mâdâr bir cezîre-misâl görülür(?) kim yedi merhale
yerdir. Bu
vâdîler içi cümle İslâmbol ki şehr-i Makedonya zemînidir kim bin altmış pâre ku …
Ve Terkoz'dan tâ Silivri kal‘asına gelince İslâmbol'un yedi kat germe dîvâr ve yedi kat handaklı kal‘asın cümle yere berâber etdi. Anıniçün hâlâ kal‘a-i Terkoz ve sûr-ı Burgoz cümle harâb u yebâb yapup Terkoz'dan Silivri'ye giderken câ-be-câ yerlerde yedi kat Burgoz kal‘ası esâsları zâhir ü bâhirdir. Bu Burgoz ve Silivri ve Terkoz ve İslâmbol mâbeynleri dâ’iren-mâdâr bir cezîre-misâl görülür(?) kim yedi merhale yerdir. Bu vâdîler içi cümle İslâmbol ki şehr-i Makedonya zemînidir kim bin altmış pâre kurâ vü kasabât ve kılâ‘lar ile müzeyyen idiği ve Ciniviz harâbından sonra amâr olup Sırf kralları har[â]b etdiği Târîh-i Rûm-ı Yanvan'da mufassal tahrîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
… ı var kim cihân-nümâ olup cemî‘i Keçkemet sahrâları ve Şarkez yakaları üç konak
yerdir, bu
kulle-i bâlâdan nümâyân olup tahta örtülü ayyûka kad-keşân olmuş bir kulle-i bâ …
Derûn-ı hisârda cümle yetmiş aded şindire tahta örtülü hâneleri ve bir kenîseden tebdîl olmuş Süleymân Hân câmi‘i var, gâyet ma‘bedgâh-ı kadîm ve kârgîr binâdır. Hattâ bu câmi‘e muttasıl evc-i âsumâna ser çekmiş çâr-kûşe Şeddâdî binâ bir kulle-i ra‘nâsı var kim cihân-nümâ olup cemî‘i Keçkemet sahrâları ve Şarkez yakaları üç konak yerdir, bu kulle-i bâlâdan nümâyân olup tahta örtülü ayyûka kad-keşân olmuş bir kulle-i bâlâdır kim tâ zirve-i a‘lâsında dörd aded serâmed topları vardır. Dahi mâ-fevkinde bu kulle üzre Süleymân Hân câmi‘inin bir musanna‘ serâmed tahta menâresi vardır. Ve bu kullede dizdârın ve iki yüz aded kal‘a neferâtlar[ının] zî-kıymet metâ‘ları mahfûzdur, zîr[â] sa‘b 71b ve metîn kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a–71b ·
metinde göster ·
Bi’n-nefs cezîre-i Kırım cümle dâ’iren-mâdâr yedi yüz yetmiş altı mîl
yerdir. Bu
cirmde olan bir cezîrede cümle yigirmi dör[d] kadılık yer. Cümle kadıların azl …
Bi’n-nefs cezîre-i Kırım cümle dâ’iren-mâdâr yedi yüz yetmiş altı mîl yerdir. Bu cirmde olan bir cezîrede cümle yigirmi dör[d] kadılık yer. Cümle kadıların azl [ü] nasbları cümle hân elindedir. İllâ dördü Kefe eyâletinde olmak ile Âl-i Osmân'ın elinde dörd kazâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
… suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu
yerdir. Bu
mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları z …
Üzengilik suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu yerdir. Bu mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları zahm-dâr etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara tîr bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönderdiği Maskov kefereleri domuzları yeyüp gûyâ Kızılyumurta ıydı etdiler. Ba‘dehu bu Üzengilikden kalkup yine taraf-ı kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… ı müntehâlardır kim her biri evc-i semâya ser çekmiş bir {çemenzâr ve mesîregâh
yerdir. Bu
dırahtlardan ma‘lûmdur kim kerâmât-ı evliyâ hakdır, zîrâ kuru at kazıkları böyl …
Mesîregâh: Şehrin Zihne tarafında Evrenos Gâzî ile ibtidâ bu şehre gelen on sekiz nefer gâzîlerin atların bağladıkları kazıklar hâlâ on sekiz aded çınâr-ı müntehâlardır kim her biri evc-i semâya ser çekmiş bir {çemenzâr ve mesîregâh yerdir. Bu dırahtlardan ma‘lûmdur kim kerâmât-ı evliyâ hakdır, zîrâ kuru at kazıkları böyle dıraht-ı azîmler olmuşdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220b ·
metinde göster ·
… ında bir liman-ı hudâyî dahi vardır, Dimata derler. Büyük gemiler varmağa kâbil
yerdir. Bu
limandan Pireveze'nin kal‘ası yıldız rûzgârı üzre tokuz mîldir.
Ve dahi kal‘anın yıldız tarafında bir liman-ı hudâyî dahi vardır, Dimata derler. Büyük gemiler varmağa kâbil yerdir. Bu limandan Pireveze'nin kal‘ası yıldız rûzgârı üzre tokuz mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… mukâbelesinde yol aşırı Muhtesib Ağa kubbesi var. Bu dahi bir ârâmgâh mesîregâh
yerdir. Bu
şehirde şeb [u] rûz her bâzâr günleri âdem deryâsı olup bâzâr-ı azîm durup herk …
Ve bu kahve[hâne] mukâbelesinde yol aşırı Muhtesib Ağa kubbesi var. Bu dahi bir ârâmgâh mesîregâh yerdir. Bu şehirde şeb [u] rûz her bâzâr günleri âdem deryâsı olup bâzâr-ı azîm durup herkes metâ‘ların für[û]ht edüp gûnâ-gûn metâ‘lar alup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
El-hâsıl bir nazargâh mesîregâh yerdir. Bu mahalde vakt-i gurûb karîb oldukda cümle a‘yân cidâle düşüp, "Evliyâ Çelebi'yi ben müsâferete alırım" deyü gûnâ-gûn kelimâtlar etdiler. Âhir Uzun Ahmed Ağa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42b ·
metinde göster ·
… rta mahallesidir. Beri tarafda dahi bu Sivrihisâr dahi Sığla boğazına bir sâ‘at
yerdir. Bu
zikr olunan Urla boğazıyla Sığla boğazı mâbeyninde tâ Çeşme kal‘asına varınca o …
Ve bu şehrin poyraz tarafında dörd sâ‘at ba‘îd merkûm Urla şehridir kim deryâya karîb boğaz yerdir. Urla'nın orta mahallesidir. Beri tarafda dahi bu Sivrihisâr dahi Sığla boğazına bir sâ‘at yerdir. Bu zikr olunan Urla boğazıyla Sığla boğazı mâbeyninde tâ Çeşme kal‘asına varınca on sekiz sâ‘at Çeşme burnu olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64b ·
metinde göster ·
… si çok, mahûf u muhâtara derbend-i calender dağıstân-ı bî-emân on dörd sâ‘atlik
yerdir. Bu
râh-ı mahûfun cânib-i erba‘ası birer Y 98a ikişer sâ‘at ba‘îd ma‘mûr kurâlar …
Yılancık beli: El-iyâzen billâh evce ser çekmiş bir kûh-ı Bîsütûn'dur. Ve bu mahalle tâ Davaz kal‘asından gelince gâh sengistân ve gâh çengelistân ve âdem âdemzât yok, celâlîsi ve harâmîsi çok, mahûf u muhâtara derbend-i calender dağıstân-ı bî-emân on dörd sâ‘atlik yerdir. Bu râh-ı mahûfun cânib-i erba‘ası birer Y 98a ikişer sâ‘at ba‘îd ma‘mûr kurâlar vardır. Ammâ cümle ahâlîsi hâkimlerine serkeş yağı ve dağî ve âsî âdemlerdir. Bu mezkûr kurâların tüfeng-endâz fetâları merkûm çamlı yollara enüp rehzenlik ederler. Gâyet ihtirâz lâzımdır, zîrâ bu dağlar ulu dağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b–Y98a ·
metinde göster ·
… rîf-i sa‘âdet-makrûn gelince hakîr hisâb etdim ki Kudüs'den Mısır yigirmi konak
yerdir. Bu
hisâb üzre huccâc-ı müslimîn çıkmağa yigirmi gün kaldı.
"Sâ’ir seneden on gün mukaddem şâm huccâcın Hüseyin Paşa ile ma‘an şâm'dan çıkup Mekke-i Mükerreme'ye azîmet edesiz ve Mısır emîrü'l-haccına dahi fermânım eyle sâdır olmuşdur" deyü hatt-ı şerîf-i sa‘âdet-makrûn gelince hakîr hisâb etdim ki Kudüs'den Mısır yigirmi konak yerdir. Bu hisâb üzre huccâc-ı müslimîn çıkmağa yigirmi gün kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234b ·
metinde göster ·
Cebel-i Uhud: Evc-i semâya ser çekmiş kara kızıl kayalı çıplak evc-i semâya ser çekmiş mehîb dağlardır ve azîm gârlar vardır. Bu mahalde bir dere vardır, ana P 126b Maktel-i Hamza derler bir muzlim ü mahûf yerdir. Bu mahaldeki gâr-ı kemîngâhlardan küffâr hurûc edüp Hazret-i Hamza'yı bunda şehîd eylemişlerdir. Hâlâ ol mahallin kayaları kırmızı kan gibidir. Gayri yerleri beyâz Y 303a ve kara kayalardır. Bu mahalde dahi iki rek‘at namâz kılup acele ile avdet etdik, zîrâ bî-emân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302b–Y303a ·
metinde göster ·
… ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den Arafât'a varınca iki sâ‘at
yerdir, bu
mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve beşer bin altun harc mas …
Ve çümle şürefâlar dahi Arafât'da zevk ü şevk ederler. Ve bu şürefâ kavmi ehl-i hevâ kimesnelerden harc-ı ma‘âşları bâd-i hevâdan gelüp cemî‘i İslâm diyârının Q 129b nezerâtları ile kifâflandıklarından ol kadar müsrif ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den Arafât'a varınca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve beşer bin altun harc masrûf ederler. Zîrâ bu çelebilere altundan gayri bir surre ve atıyye gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… Kubeys'in fevkınde büyûtdan ve âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bir kayalı meydân
yerdir. Bu
mahalde,
Ve Mîne bâzârı kurbunda Mescidü'l-İcâbe: Bu dahi icâbet-i du‘â mahallidir. Andan makâm-ı Safâ'nın ensesinde yokuş yukarı gûyâ Cihângîr yokuşudur, tâ cebel-i Ebî Kubeys'in zirve-i a‘lâsına varınca sekiz yüz adımdır. Ve kat-ender-kat biri biri üzre Beyt-i şerîfe nâzır evlerdir. Bir hânenin sütûhu mâ-fevkındeki hânenin havlısı vâki‘ olmuşdur. Ammâ cebel-i Kubeys'in fevkınde büyûtdan ve âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bir kayalı meydân yerdir. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
… leb-i deryâda hayme bir kumsal yerde yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu
yerdir. Bu
kuyu sularından her kim hayvânâtına su verirse ciğerin taşra çıkarup fânûs-ı ha …
Bu Kastal menzili leb-i deryâda hayme bir kumsal yerde yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu yerdir. Bu kuyu sularından her kim hayvânâtına su verirse ciğerin taşra çıkarup fânûs-ı hayâl eder. Gâyet müshildir. Ammâ ârif olan bu mahalde su vermezse âkılâne hareket eder. Râh-ı Mekke'de iki gün deve ve bağl su içmese gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374b ·
metinde göster ·
… Bulağ'a varınca bir sâ‘at yerdir. Ve karşu Ravza adası dahi hem-çünân bir sâ‘at
yerdir. Bu
iki tarafda leb-i Nîl'de aslâ iğne bırağacak yer yokdur, cümle kat-ender-kat ha …
Ve bu Nîl kesimi olacak mahalden tâ Bulağ'a varınca bir sâ‘at yerdir. Ve karşu Ravza adası dahi hem-çünân bir sâ‘at yerdir. Bu iki tarafda leb-i Nîl'de aslâ iğne bırağacak yer yokdur, cümle kat-ender-kat hayme ve hargâh-ı mu‘teberât çetr-i mülemma‘lar ve matbah u kilârâtdır kim iki tarafı âdem deryâsıdır. Nîl kesiminden beş altı gün mukaddem yer dutup âmâde olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b ·
metinde göster ·
… bi Feyyûm şehrine on yedi sâ‘atde gider. Çöl çölistân mûristân mâristân bî-emân
yerdir. Bu
mahal Habîrzâde hudûdudur, bunda haddi tamâm Y 361b olup Benî Sayf haddidir. …
Kerpiçden çâr köşe kal‘a-misâl bir kapulu içerisi bir vâsi‘ meydânlı yerdir. Kapusu dibinde bir azîm kahvehânesi var, ârâmgâh-ı müsâfirîndir. Ve bir dükkânı var. Feyyûm ile Benî Seyf yolunun ayrıldığı yerde vâki‘ bir mihmânhânedir. Etrâfında aslâ imâret yokdur. Bir yanı Nîl garb cânibi Feyyûm şehrine on yedi sâ‘atde gider. Çöl çölistân mûristân mâristân bî-emân yerdir. Bu mahal Habîrzâde hudûdudur, bunda haddi tamâm Y 361b olup Benî Sayf haddidir. Ve haftada bir kerre etrâf kurâlarından niçe bin âdem cem‘ olup bu kahve önünde bâzâr-ı azîm olur. Hakîr bu mahalli ubûr edüp yine kıble cânibine kâh kenâr-ı Nîl ile kâh berde hûrmâlıklar içre ma‘mûr kurâlar içre altı sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361a–Y361b ·
metinde göster ·
… hrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân
yerdir. Bu
Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıni …
Ve bu şehrin halkı gâyet ankâlardır. Zîrâ âyende vü revendeye niçe kerre yüz bin deve yükü su satarlar. Zîrâ bu şehirden kasaba-i Ümmü'l-Hasan çölünde altı konak yerde lezîz su yokdur. Sahrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ederler bir alay kuttâ‘u't-tarîk âsîlerdir. Ammâ Cenâb-ı Bârî dahi her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avna bir Mûsâ halk etdüği gibi bu kavme dahi Cenâb-ı İzzet çöl Urbânın Mûsâ gibi bu fir‘avnîlere musallat etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·