… n ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre
yerdir. Hattâ
İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olund …
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
Venedik kâfirinin Kotur kal‘ası bu şehrin cânib-i cenûbuna iki konak yer olup K …
Ve bu şehir gâyet serhad yerdir. Hattâ Venedik kâfirinin Kotur kal‘ası bu şehrin cânib-i cenûbuna iki konak yer olup Kotur'un Uskok kâfirleri bir gecede dağlar içre gelüp bu Taşlıca'dan esîr alup kâhîce kâfirler de esîr olup giderler, bir serhad şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144b ·
metinde göster ·
… eri vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân
yerdir. Hattâ
bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr …
Bu dahi Budin eyâletinde subaşılıkdır. Bu kal‘a aslâ manzûrumuz olmamışdı. Bir kızlık ve bir kıtlık amânsız yerde ve bir dere içre bir câmi‘li ve bir kârgîr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli neferi vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe kullesi dahi varoş âteşinden ihrâk olup içinde üç yüz aded mahlûk-ı Hudâ ümmet-i Muhammed ihrâk olmuş. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı dahi müceddeden metânet üzre evvelkiden 77b a‘lâ ta‘mîr ü termîm edüp müstevfâ cebehâneler kor, ammâ hâlâ bâğ u bostânları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a–77b ·
metinde göster ·
… gûnâ-gûn havz u fıskıyye ve selsebîlli kasr-ı âlîler ile ma‘mûr bir cây-i sürûr
yerdir. Hattâ
Ak Mehemmed Paşa anda bir kasr-ı cihân-nümâ inşâ etmişdir kim cümle yârân-ı ihv …
Mesîregâhların beyân eder: Evvelâ Mühürdâr Paşa'nın âb-ı hayât Kıryo Nerosu bâlâda mevsûfdur. Ve bir teferrücgâh dahi Durkud Paşa'nın Kırk pençeresi meşhûr-ı âfâk ve mine'l-acâ’ib gûnâ-gûn havz u fıskıyye ve selsebîlli kasr-ı âlîler ile ma‘mûr bir cây-i sürûr yerdir. Hattâ Ak Mehemmed Paşa anda bir kasr-ı cihân-nümâ inşâ etmişdir kim cümle yârân-ı ihvân anda mihmân hân olurlar. Ve her dıraht-ı âlîlerin sâyesinde âşıkân [u] ma‘şûkân [ve] müştakân bilâ-vâsıta birbirleri ile cân sohbeti ederler. Vech-i arzda bunun dahi misli yok bir işretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62b ·
metinde göster ·
… üzler, keştîbânlar mâbeyninde meşhûr burundur. Ve gâyet mahûf u muhâtara girdâb
yerdir. Hattâ
keştîmiz az kaldı kim zifoz sağanağından kapanayazdı. Ammâ hamd-i Hudâ keştîbân …
Anı ubûr edüp Teke burnu nâm bir mahûf yerdir. Susam cezîresinden çıkan gemi bu burunu üzler, keştîbânlar mâbeyninde meşhûr burundur. Ve gâyet mahûf u muhâtara girdâb yerdir. Hattâ keştîmiz az kaldı kim zifoz sağanağından kapanayazdı. Ammâ hamd-i Hudâ keştîbânlarıımız gâyet üstâd idiler. Derhâl dümeni rûzgârın altına çevirüp gemimiz halâs oldu. Bu girdâbdan halâs olup giderken Susam boğazından beri iki pâre kâfir kalyonu ve iki pâre tartına firkate ve iki küçük ıskanpaviye nâm gemiler bizi görünce cümle levendâtlarımız âlât-ı silâha el edüp hâzırbâş oldular. Hemân re’îsimiz Hatîboğlu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63a ·
metinde göster ·
… gelür. İki dağın mâbeyninde bir düz sahrâda ve leb-i deryâda bâğlı ve bostânlı
yerdir. Hattâ
cümle kavunu ve karpuzu Rodos'a gemilerle gidüp Rodos'u ganîmet eder.
Ve on dükkânlı kasabacıkdır. Ammâ gâyet işlek iskeledir. Teke ve Hamîd'den cümle metâ‘ bunda gelür. İki dağın mâbeyninde bir düz sahrâda ve leb-i deryâda bâğlı ve bostânlı yerdir. Hattâ cümle kavunu ve karpuzu Rodos'a gemilerle gidüp Rodos'u ganîmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
… k yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya dursa kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk
yerdir. Hattâ
hakîr bin elli sekiz târîhinde cülûs-ı Hân Mehemmed-i Râbi‘de Silihdâr Murtazâ …
Cemî‘i zamânda bu mahalde emn-i tarîk yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya dursa kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk yerdir. Hattâ hakîr bin elli sekiz târîhinde cülûs-ı Hân Mehemmed-i Râbi‘de Silihdâr Murtazâ Paşa ile şâm'da iken bu Nehrü'l-kelb akabesinden yetmiş tüfeng-endâz âdem ile ubûr ederken vakt-i seherde bu mahalde bir azîm ceng edüp cümle piyâde olup iki sâ‘at ceng-i âşûbdan sonra bizden iki âdem şehîd, Dürûzîlerden yedi âdem katl olunup Akabü'l-kelb'de köpek cengi edüp hırren fe-hırren ceng ederek hamd-i Hudâ selâmetle ubûr etdik. Ammâ şimdi on beş âdemle bî-pâk ü bî-pervâ ubûr etdik. Zîrâ bu nehrin Cübeyle cânibi şâm-ı Tarabulus hükmüdür. Temâm olup beri tarafı Sayda eyâletine mutasarrıf Hacı İshâk Paşa hükmünde olmağın zâbıt u râbıt ve hâkim olmağın bu Akabü'l-kelb'i selâmetle ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189b ·
metinde göster ·