… 'l-feth'e ve Bâyezîd-i Velî'ye vezîr olmuşdur. Üç kubbeli müstecâbü'd-da‘ve bir
yerdir kim
cânib-i erba‘asında Mesleme ve Ebâ Eyyûb ve Hârûnu'r-Reşîd asrında Alina nâm kı …
Ebü'l-feth'e ve Bâyezîd-i Velî'ye vezîr olmuşdur. Üç kubbeli müstecâbü'd-da‘ve bir yerdir kim cânib-i erba‘asında Mesleme ve Ebâ Eyyûb ve Hârûnu'r-Reşîd asrında Alina nâm kıral-ı la‘înin elinden niçe bin Sahâbe-i kirâm ve sahâbîzâdeler şehîd oldukda bu câmi‘in haremi etrâfında medfûnlardır kim bu câmi‘de olan rûhâniyyet bir câmi‘de yokdur. Ve hareminde Zencîrli Servi nâm bir serv-i sebiz-gûn-vâr nihâl [u] sâhaları perîşân olup bir sâhibü'l-hayr zencîrler ile bend etdiğinden Zencîrli Servi derler. Vâcibü's-seyrdir. Ve niçe bin erbâb-ı sülûk bu âsitânede hâzırdır. İmâreti ve medrese ve zâviyesi ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… er-i ohlamur ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde ale't-tertîb dizilmiş bir mesîregâh
yerdir kim
her ıyd-ı şerîfin ikinci günü niçe bin âdem cem‘ olurlar}. Her biri deryâya nâz …
Ve bu toplar cümle çınâr-ı müntehâlar ve serv-i serâmedler ve şecer-i ohlamur ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde ale't-tertîb dizilmiş bir mesîregâh yerdir kim her ıyd-ı şerîfin ikinci günü niçe bin âdem cem‘ olurlar}. Her biri deryâya nâzır olup âsûde yatırlar. Âl-i Osmân pâdişâhının bir hazîne-i azîmi dahi bu top-ı kûplerdir kim bir pâdişâh mâlik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… zil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh
yerdir kim
âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarma …
Menzil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh yerdir kim âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer vakıyye gelir. Nakş-ı bukalemun mâhîleri olur kim mânend-i Mâide-i Yûnus'dur ve bunda olan büged yerlerde ve halîclerde vakt-i şitâda âb-ı hayâtlar müncemid olup Âsitâne tarafından iki üç yüz neferâtıyla karcıbaşı gelüp bu halîclerden buz keserler, her pâresi gûya billûr ve necef ü morandır. Elmas-pâre gibi şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hıyrelendirir. Mâh-ı temmûzda karcıbaşı izniyle ahâlî-i Bursa, niçe bin ester yükü şehre yah pâreleri keçeler içre koyup taşıyup ahâlî-i Bursa andan def‘-i atşân ederler. Bundan mâ‘adâ beher yevm niçe yüz yük mîrî katar ile keçe torbalar ile kar ve buz taşıyup Mudanya İskelesin'de kar gemilerine tahmîl edüp Âsitâne-i Sa‘adet'de sa‘adetlü pâdişâhın matbahına ve helvahânesine ve harem-i hâssına ve gayrı hâssına ve sadrıa‘zama ve yedi vezîre ve şeyhülislâma ve kadı‘askerine ve'l-hâsıl kânûn-ı şehriyârî üzre ta‘ayyün olunan yerlere kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz bin yük kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a–230b ·
metinde göster ·
… misâl bir bahr-i azîmdir. Karadeniz ile ol Bahr-i Haraz'un mâbeyni on beş konak
yerdir kim
vilâyet-i Kabartay Çerkezi ve vilâyet-i Dağıstân'ın kûh-ı Elburz'ı var. Niçe ay …
Menzil-i nehr-i azîm Faşa çayı: Bir nehr-i azîmdir kim Tuna-misâl bir vâsi‘ nehrdir. Ba‘zı yeri bir mil enli ba‘zı mahalli nısf mil teng mahallerdir. Ammâ umkı sekiz kulaç ve on kulaç derbenddir. İçinde Mikrilistân ve Abaza vilâyetine giden gemiler girüp yüz mil yukaru giderler. Âb-ı hayatdan nişân verir nehr-i kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i poyrazı nihâyetinde bir körfez bucağına vâki olmuşdur. İslâmbol'dan bu mahalle gelince bin üç yüz mildir. Karadeniz'in bir ucı bu Faşa çayıdır. {İslâmbol'dan Faşa nehri 1300 mil}. Menba‘ı, Mikrilistân ve Gürcîstân ve Dağıstân ve Kabartay Çerkezistânı mâbeynlerinde kûh-ı Elburz'dan ve Ubur dağından ve Sadşe dağlarından cem‘ olup cânib-i cenûba cereyân ederek Mikril ve Abaza mâbeyninde Karadeniz'e mahlut olur. Cânib-i şarkîsi serâpâ âsî Mikrilistân köyleridir. Cânib-i garbîsi Abazistân'ın Çaçlar kavmi diyârıdır. İki cânibi dahi çengelistân ve ormanistân olmağıla Abazalar Mikrili, Mikril Abazaları serîka edüp bâzargânlara satarlar. Ve dahi ba‘zı müverrihler bu Faşa çayıyçün Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu deryâsı ki âna müverrihler Bahr-i Haraz [Hazar] derler, "Bu çay-ı azîm ol deryânın ayağıdır kim Karadeniz'e munsab olur", derler. Ammâ bu nehr-i Faşa âb-ı hayâtdır ve Gîlan deryâsı Karadeniz kadar bir deryâdır, belki dahi vâsi‘dir. Zehr-i mâr-misâl bir bahr-i azîmdir. Karadeniz ile ol Bahr-i Haraz'un mâbeyni on beş konak yerdir kim vilâyet-i Kabartay Çerkezi ve vilâyet-i Dağıstân'ın kûh-ı Elburz'ı var. Niçe ayağı olup Bahr-i Haraz Karadeniz'e mahlût olabilür. Eğer derlerse, "Zîr-i zemînden menfez bulup gelir" derlerse Bahr-i Haraz acıdır; bu Faşa çayı âb-ı hayâtdır. Bu kavl hilâf-ı tasavvurdur. Bu Faşa çayın ubûr edüp artık cânib-i garba teveccüh edüp kâmil bir günde Karadeniz kenarınca gidüp.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
Direklibel: Ne‘ûzü billah bir teng ü târ u sengsâr cân bâzârı
yerdir kim
bir âdem kayalar üzre çıkup taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Bir tüfenkli ho …
Direklibel: Ne‘ûzü billah bir teng ü târ u sengsâr cân bâzârı yerdir kim bir âdem kayalar üzre çıkup taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Bir tüfenkli hod kuş uçurtmaz. Böyle bir mel‘ûn boğazdır kim Rûm u Arab u Acem'de Direklibel deyü meşhûr-ı âfâkdır. Direklibel demeğe bâ’is oldur kim ya‘nî kayaların altları kûh-ı bî-sütûn gibi boşdur. Münhedim olup tarîk-ı âmmı sedd etmesin deyü niçe sâhib-i hayrâtlar mezkûr kayaların altlarına azîm çam ve ardıç direkleri dayamış, anınçün Direklibel demek ile şöhret bulmuşdur. Hemân bu mahalde paşa efendimiz atından nüzûl edüp Bismillah ile bizzât kendüleri birkaç taşları râh-ı müslimînden alup aşağı dereye endaht edince azamet-i Hudâ dörd bin mikdârı pîr [u] civân atlarından nüzûl edüp ma‘ber-i nâs üzre olan taşları aşağı dereye atup bir tarafdan çeng[-]i harbîler çalınup Allah Allah ile bir sâ‘atde yolu eyle tathîr eylediler kim râh-ı tahterevân ve tarîk-ı kal‘a-i Revân ve Hemedân oldu. Anı dahi bu keyfiyetle geçüp Osmâncık'dan berü 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… â cemî‘i asâkir-i İslâma mesîregâh [u] teferrücgâh-ı cihân-nümâ bir dırahtistân
yerdir kim
cemî‘i bahr-i Sefîd ve kara tarafında Ba‘albek'e ve Sahrâ-yı Bukâ‘ ve Rebve boğ …
Bu Şem‘ûn-ı Safâ hattıyla tahrîr olunan İncîl'den bu âyet-i şerîfeler tahrîr olunup bu âsitânede niçe ibret nümâları temâşâ ederdik. Zîrâ cemî‘i asâkir-i İslâma mesîregâh [u] teferrücgâh-ı cihân-nümâ bir dırahtistân yerdir kim cemî‘i bahr-i Sefîd ve kara tarafında Ba‘albek'e ve Sahrâ-yı Bukâ‘ ve Rebve boğazı ve nehr-i Yezîd ve cebel-i Deyr ve kal‘a-i Zeydâniyye ve kal‘a-i Şıkıf ve kal‘a-i Sayda, Berût ve cümle Ma‘ânoğlu dağları sahîfe-i zemînde nakş-ı bukalemûn nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40a ·
metinde göster ·
… benderi iki yüz mildir. Cenûbunda Tima benderi yetmiş mildir. Kudüs'e bir konak
yerdir kim
bundan yakîn Kudüs iskelesi yokdur. Kefere zamânı Kudüs hâtıriçün şehir bender- …
Gazze sancağı hâkinde leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir taş binâ bir şîrîn kal‘a-i ra‘nâdır. Remle nevâhîsinde Gazze subaşılığı hükmün[de]dir. Dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde bânîsi (---) On yılda temâm olmuşdur. Gâyet metîn ü müstahkem kal‘adır. Cebehânesi ve limanına nâzır topları vardır. Ve a‘lâ latîf demir dutar limanı vardır. Cezîre-i Kıbrıs'dan ve Şâm Tarablus ve Sayda ve Berût ve Akka ve İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve Teyme kal‘ası iskelelerinden beher sene bu Yafa iskelesine niçe yüz pâre gemiler gelüp Gazze ve Remle ve kasaba-i Lût'a ve Kuds-i Şerîf'e zahâyir ü metâ‘ ve tüccâr ü züvvâr getirirler. Bender iskeledir ammâ Dimyât ve Reşîd benderi gibi ma‘mûr u müzeyyen şehr-i azîm değildir. Ancak beşyüz hâne ve câmi‘ ve hân u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr kasabacıkdır. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafı cümle kum deryâsıdır. Şimâlinde kal‘a-i Akye benderi iki yüz mildir. Cenûbunda Tima benderi yetmiş mildir. Kudüs'e bir konak yerdir kim bundan yakîn Kudüs iskelesi yokdur. Kefere zamânı Kudüs hâtıriçün şehir bender-i azîm imiş. Andan yine cânib-i kıbleye kumistân içre şehir hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b ·
metinde göster ·
şehrin cemî‘i erbâb-ı ma‘ârifi anda cilvelenirler.
Andan ve Şeyh Rükneddîn-i Sincânî: Mâte sene 482. Oğlancık nâm mesîregâhın Haydar köşkü nâm mahallinde medfûndur ve gâyet ferah-fezâ yerdir kim şehrin cemî‘i erbâb-ı ma‘ârifi anda cilvelenirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b ·
metinde göster ·
… en cânib-i şarka 3 sâ‘atde Nîg çayırın geçüp bir tırfil yoncalı vâdî-i çemenzâr
yerdir kim
güyâ Pasin sahrâsı ve Muş sahrâsıdır. Bu mahalle karîb Nîg çayırı başında nehr- …
Divriği'den cânib-i şarka 3 sâ‘atde Nîg çayırın geçüp bir tırfil yoncalı vâdî-i çemenzâr yerdir kim güyâ Pasin sahrâsı ve Muş sahrâsıdır. Bu mahalle karîb Nîg çayırı başında nehr-i Kaluk deresi Divriği ve Eğin şehri dağlarından cem‘ olup iner nehr-i Furât'a rîzân olur, küçük ayn-ı câriyyedir. Bu Kaluk nehrin cisr ile geçüp karşu tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… radeniz sâhilinde Terkoz kal‘asıdır kim Silivri'yle Terkoz mâbeyni on bir sâ‘at
yerdir kim
Karadeniz'den Akdeniz'de bu Silivri kal‘asına gelince yedi kat germe kal‘a dîvâ …
Leb-i deryâda on yedi mahalle ve cümle bin altı yüz ma‘mûr bâğlı ve bâğçeli âb-ı hayâtlı bir şehr-i ma‘mûrdur kim İslâmbol'un bir mahallesidir. Hakîkatü'l-hâl Yanvan Tevârîhi kavli üzre bu Silivri İslâmbol kal‘asının bir köşesi olduğu muhakkakdır kim İslâmbol'dan bu mahalle gelince kal‘a dîvârı âsârları âşikâredir. Bir köşesi dahi Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asıdır kim Silivri'yle Terkoz mâbeyni on bir sâ‘at yerdir kim Karadeniz'den Akdeniz'de bu Silivri kal‘asına gelince yedi kat germe kal‘a dîvârı ve yedi kat handak hisârı hâlâ niçe bin yerlerde burc [u] bârûlarıyla zâhir ü bâhir olduğu ilâ hâze'l-ân müsbetdir. Bir köşesinde yine Karadeniz sâhilinde Karadeniz Boğazı'nda Yoroz kal‘aları imiş. Andan Tarabya ve Yeniköy ve Hisâr-ı Rûmeli ve Ortaköy ve Beşiktaş ve Tophâne'de Kurşumlu Mahzenburnu'na gelince kal‘a dîvârı imiş. Ammâ Meyyit İskelesi'nden Kâsımpaşa ve Hâsköy'e ve Südlüce ve Eyyûb'a varınca ol körfez içre kenarda kal‘a dîvârı yok imiş. Zirâ Sarâyburnu ve Kurşumlu Mahzenburnu ve Kızkullesi'nde azîm toplar olmağıla havf [u] haşyeti olmadığından Kâsımpaşa taraflarında kal‘a dîvârı yok imiş. Ve Yedikulleden yine leb-i deryâ ile tâ Silivri'ye gelince kal‘a dîvârı imiş. Ol hisâb üzre ol asırda şimdiki kal‘a-i İslâmbol taşra kal‘aya iç kal‘a imiş. Ba‘dehû Rûmeli'nden dest-bûs ile İşpaniye kralı oğlu (---) nâm la‘în yek-dil [ü] yek-cihet olup İslâmbol'u karadan muhâsara edüp Silivri'den Karadeniz kenarında Terkoz kal‘asına varınca mezkûr yedi kat germe kal‘ayı harâb edüp İslâmbol maldosuna istîlâ edenleri cild-i evvelimizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Anınçün İslâmbol’un bir köşesinde bu Silivri kal‘ası İslâmbol'un bir mahallesi gibi ma‘mûr kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106a ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı Ahmed Hoca: Bu dahi Korubâğları'nda bir ârâmgâh-ı ferahşâd
yerdir kim
gam u gussa ile anda varan ferah kesb eder. Bu Korubâğları'nda niçe yüz mesîreg …
Mesîregâh-ı Ahmed Hoca: Bu dahi Korubâğları'nda bir ârâmgâh-ı ferahşâd yerdir kim gam u gussa ile anda varan ferah kesb eder. Bu Korubâğları'nda niçe yüz mesîregâh-ı bî-minnetler vardır ammâ tavsîf etmek müşkildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
Basra'dan aşağıda bahr-i Muhît'e munsabb olur. Niçe müverrihler "Bu nehr-i Şatt …
Ammâ Basra'dan (---)(---)(---) aşağıda bu Şattu'l-Arab bahr-i Ummân'a ya‘nî bahr-i Muhît'e kavuşduğu mahalle merece'l-bahreyn derler. Bu abd-i bî-riyânın manzûru olduğu üzre bu Şattu'l-Arab cânib-i şimâlde Diyârbekir dağlarında başı dörd yerden tulû‘ edüp cânib-i cenûba akarak tulû‘ u gurûbu mâbeyni kâmil (---)(---) menzil yerdir kim Basra'dan aşağıda bahr-i Muhît'e munsabb olur. Niçe müverrihler "Bu nehr-i Şatt'ın ve nehr-i Furât ve nehr-i Murâd'ın ta tulû‘larından bu Basra kurblarında bahr-i Ummân'a mahlût olunca bu üç nehr-i azîme sağîr ü kebîr iki bin altmış aded enhârlar mahlût olur." deyü hey’et kitâblarının atlasında Papa Montesin'de ve Atlas-ı Minorun'da ve Atlas-ı Coğraf'da ve Atlas-ı Kalon'da ve Atlas-ı Padra'da ve gayrı mellahân-ı keştîbânların harîtalarında mezkûr Şatt'a rîzân olan nühûr-ı cüz’î ve küllîleri tahrîr ve terkîm etmişlerdir. Ammâ bu inşâallah bu kemter-i dâ‘înin selîkası cânib-i seyâhata düşüp kırk bir seneden berü bu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
… din hudûdu bu cebel-i müntehâ üzre bu belde nihâyet bulur. Bir mahûf u muhâtara
yerdir kim
Aştı Kürdü ve Şakakî Kürdü bu belde âdemin yolun alup belin kesüp reh-zenlik ed …
Menzil-i Kend-beli: Mardin hudûdu bu cebel-i müntehâ üzre bu belde nihâyet bulur. Bir mahûf u muhâtara yerdir kim Aştı Kürdü ve Şakakî Kürdü bu belde âdemin yolun alup belin kesüp reh-zenlik ederler. Bu kûh-ı bâlâda futûr tenâvül edüp meks etmeden yine cânib-i cenûba (---) sâ‘atde çöl ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212a ·
metinde göster ·
… ultân Süleymân câmi‘i var kim Hazret-i Dâvûd asrında Melik Câlût'un binâ etdüği
yerdir kim
her divelde ma‘bedhâneden gayrı şey olmayup deyr iken ana Ermenîler Vang derler …
Ve bu İçkal‘ada ancak bir Sultân Süleymân câmi‘i var kim Hazret-i Dâvûd asrında Melik Câlût'un binâ etdüği yerdir kim her divelde ma‘bedhâneden gayrı şey olmayup deyr iken ana Ermenîler Vang derlerdi. Hâlâ ol deyrin ismiyle müsemmâ olup Vang'dan galat Van derler. Hâlâ Süleymân Hân Câmi‘idir kim minâresi {zelzeleden münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa nâm ağa minâre-i Muhammedî binâ etdi} ve kubbesi ve sâ’ir sarâyların dam u bâmları ta vakt-i zuhr olmayınca bu imâretler ebr-i kebûtlar içre görünmez. Ta bu mertebe eflâke kad çekmiş kal‘a-i serâmeddir. Niçe bin kemândâr pehlivânlar aşağıdan ok atup kal‘a aşıramamışlardır. Ammâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-i Revân'ı feth edüp bu Van'a geldikde Pehlivân Sarı Solak'a ve Koca Hacı Süleymân'a ok atdırup kal‘a-i Van'ı aşırmışlardır. Hakkâ ki ebr-i kebûdlar içre görünmez bir kal‘a-i âlem-ârâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
… eden dörd kerre yüz bin guruş tahsîl eder ve bu eyâlet cümle (---) aded kadılık
yerdir kim
inşâ’allâh her birin mahalli mahalliyle tahrîr ederiz.
Ve hâkim-i şer‘i beş yüz akçe mevleviyyetdir ve cümle (---) aded nevâhî köylerinden beher sene kadısına kırk kîse hâsıl olur ve paşasına ber-vech-i adâlet iki kerre yüz bin guruş olur, ammâ Seydî Ahmed Paşa gibi zabt eden dörd kerre yüz bin guruş tahsîl eder ve bu eyâlet cümle (---) aded kadılık yerdir kim inşâ’allâh her birin mahalli mahalliyle tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b ·
metinde göster ·
… de bir kasaba-misâl amâr edüp ismine hâlâ Nev-âbâd derler. Bâğ-ı İrem-misâl bir
yerdir kim
hâlâ günden güne amâr olmadadır.
Ziyâret-i şeyh Kâfî hazretleri: Bu hâk-i pâk-i Akhisâr'da müştak olup kesret-i seyâhat ile cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olduğundan mâ‘adâ ilm-i kâfda lâ-nazîr olup yine arzu-yı sılâ-i rahm içün bu Akhisâr'a gelüp câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve tekye-i dervîşân ve hân [u] hammâm ve mekteb-i sıbyân ve çeşmesâr-ı âb-ı revânlar ve bî-hisâb hayrât [u] hasenâtlar edüp bir vâsi‘ mahsûldâr mahalli cümle talebelerine ve muhibb-i kadîmlerine bu mahalde bir kasaba-misâl amâr edüp ismine hâlâ Nev-âbâd derler. Bâğ-ı İrem-misâl bir yerdir kim hâlâ günden güne amâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
"Bu makâm ol yerdir kim kaçan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed karşu İslâmbol'u muhâsara edüp döğerken bu makâm-ı müferrihde Akşemseddîn hazretleri çille ve erba‘în çeküp tâ İslâmbol feth olunca bunda sâkin idi. Hâlâ bu makâm-ı gül-‘izârda du‘â müstecâbdır. Dünyevî ve uhrevî cemî‘i hayr murât bi-emrillâh hâsıl olur. Gel imdi seninle ikişer rek‘at hâcet namâzı kılup bir du‘â edeyim, sen âmîn de" dedikde n'ola sultânım dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
cümle kazâlardan hîn-i seferde defter-i pâdişâhîyle cümle üç bin altı yüz aded …
Ve bu sancak cümle sekiz kazâ yerdir kim cümle kazâlardan hîn-i seferde defter-i pâdişâhîyle cümle üç bin altı yüz aded kanûn-ı Süleymân Hân üzre cebelüleriyle asker çıkar, ammâ her biri birer ejder-i heft-ser [ü] şîr-i nerre-i dirrende ser-kaplan ve şehbâz [ve] şehnâz dilâverân yiğitler çıkar. Cemî‘i zamânda küffâr-ı hâksâr-ı bed-girdâr-ı murdâ[r]dan yüz çevirmemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59b ·
metinde göster ·
… âsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbe-i Sirem havâsı-misâl bâğ-ı İrem bir
yerdir kim
cümle halkı dem-be-dem ayş [ü] nûşa mukayyed bir alay serhad gâzîleri garîb-dos …
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbe-i Sirem havâsı-misâl bâğ-ı İrem bir yerdir kim cümle halkı dem-be-dem ayş [ü] nûşa mukayyed bir alay serhad gâzîleri garîb-dost sofraları meydânda, ni‘metleri mebzûl bir alay halûk dil-nüvâz âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
Andan asker-i İslâm dahi Ustolni-Belgrad Papa kal‘asına altı mîl
yerdir kim
müstevfâ bir konakdır, Belgrad'a gelirler, ammâ Nemse Fransa küffârının ardına …
Andan asker-i İslâm dahi Ustolni-Belgrad Papa kal‘asına altı mîl yerdir kim müstevfâ bir konakdır, Belgrad'a gelirler, ammâ Nemse Fransa küffârının ardına düşüp dağlarda ve bellerde ve yollarda Nemse Fransayı kıra kıra ancak beş yüz kadar Fransa Ustolni-Belgrad'a cân atup halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
… Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli
yerdir kim
hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Ammâ kal‘ası nehr-i Pojon kenârında havâlesiz bir Şeddâdî tula binâ bir sûr-ı ra‘nâ kal‘a-i metîn-i bî-bedeldir, ammâ küçükdür. Ve şekl-i muhammes vâki‘ olup iki kapusunun biri cenûba ve biri şarka mekşûf olup beş köşesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evvelki tarzından ellişer adım her cânibinden kal‘a dîvârın enli ve bir kat handak dahi yapmağa mübâşeret etmişler. Ve varoşu etrâfların dahi beş Uyvar kal‘ası cirminden büyük ediyorlardı ve cümle re‘âyâ deryâ-misâl üşüntü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde esîr olan ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan kal‘aların kâfire dönen re‘âyâları ve Uyvar köyleri re‘âyâları ve niçe bin Tot vilâyeti re‘âyâları bu aşağı yeni Jebel varoşunda mütemekkin edüp bir kal‘ayı amâr etdiklerinden kal‘a-i Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
… [u] işretler ederler. Hakkâ ki bir gül-i gülistân çemenistân murğzâr lâle‘ızâr
yerdir kim
hezâr hezârânın nağamât-ı hoş-nevâları âdeme hayât verir. Bir tarafda mutrıbân …
Nehr-i Kolintina sâhiline vardık, ol kadar büyük su değildir. Ve bâğı şimâl tarafında dağlarda olup katı yakındır. Bu şehrin kenârında beğlere mahsûs bir kasr-ı âlî var cümle cibisdendir. Cümle krallar donaları ve boyar ve vamoş ve logofetleriyle bunda zevk u safâlar edüp anda olan buhayrecikden ve cereyân eden uyûndan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp beğe hedâyâ getirilir ihsânlar olup bu cây-ı hıyâbânda ayş [u] işretler ederler. Hakkâ ki bir gül-i gülistân çemenistân murğzâr lâle‘ızâr yerdir kim hezâr hezârânın nağamât-ı hoş-nevâları âdeme hayât verir. Bir tarafda mutrıbân ve hânendegânlar rehâvî makâmında âğâzeler etdiklerinde bir yanında dahi bülbülân-ı çemenistân asvât-ı hazînleriyle nevâsâzlık ve demsâzlık ederler. Hakkâ ki âb [u] hevâsı latîf gün görünmez dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde nişîmenler üzre eğer müslim ve gayr-i müslim cümle mahlûk-ı Hudâ taraf taraf cavk cavk olup zevk ü şevk edüp pâdişâh-ı bî-hemtâya hamd [ü] şükr ederler. Hulâsa-i kelâm böyle bir bâğ-ı Merâm Ulah memleket[in]de görmedim. Hudâ-yı Bîçûn dâ’imâ amâr edüp kulların şâdân [u] mesrûr ede. Anda bir ziyâfet-i azîm tenâvül olunmuşdur kim her bir sâhib-i cû‘ pür-şikem olup gûyâ her bir benî âdem Ma‘dî-Kereb gibi ekûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
Nehr-i Özü kenârında bir mahûf ve muhâtara kamışlık
yerdir kim
Kazak-ı âk kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü revendeleri sayd …
Nehr-i Özü kenârında bir mahûf ve muhâtara kamışlık yerdir kim Kazak-ı âk kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü revendeleri sayd edüp esîr-i bend-i zencîr ederler. Andan yine şark semtine (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… artmadan yedirüp içirüp kondurup göçürüp ri‘âyet ederler. Tâ bu mertebe ganîmet
yerdir kim
bir âdem bir evde on atı ile on gün otursa halkı hazz eder bir alay şûh u yârân …
"Cânım eğer eyle ise hânlara kon" deyü evden {müsâfiri} kovmak isterler, ya‘nî tâ bu mertebe Taman adası köylerinde müsâfire çul ve torba ve kîse çıkartmadan yedirüp içirüp kondurup göçürüp ri‘âyet ederler. Tâ bu mertebe ganîmet yerdir kim bir âdem bir evde on atı ile on gün otursa halkı hazz eder bir alay şûh u yârândan Ganî ismine mazhar olmuş ganî Çerkes âdemleridir. Aslâ bu cezîrede Tatar yokdur, duramaz da, zîrâ Kefe eyâleti hükmünde Anatolu toprağı add olunur Rûmeli tarafı karşu Kırım diyârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
… sûldâr diyârdır. Ve bu şehirden nehr-i Meriç aşırı kal‘a-i İpsala dörd sâ‘atlik
yerdir kim
görünür.
Bir topraklı bayır üzre {Tanrıverdi kûhu zeylinde} vâki‘ olup kıble tarafı Enez kal‘asına doğru sahrâ-yı azîm mahsûldâr diyârdır. Ve bu şehirden nehr-i Meriç aşırı kal‘a-i İpsala dörd sâ‘atlik yerdir kim görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
… lânik mâbeynindedir, zîrâ bu buhayre Beşik buhayresi ile mâbeynleri yarım konak
yerdir kim
bir mikdâr tûlânîce vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi on mîldir dediler.
Bu buhayre Selânik'den bir menzil râh-ı tavîldir. Selânik'in taraf-ı cenûbu ve garbîsi arasında vâki‘ olmuşdur. Ve bir mukayyesde buhayre-i Beşik ile Selânik mâbeynindedir, zîrâ bu buhayre Beşik buhayresi ile mâbeynleri yarım konak yerdir kim bir mikdâr tûlânîce vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi on mîldir dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 214a ·
metinde göster ·
… i tarîk-i âmları daracık ve eniş yokuşdur. Aslâ araba giremez garîb ü acîb sa‘b
yerdir kim
âdem tavattun edecek yer değildir. Lâkin Süleymân Hân vakfı olup mu‘âf u müsell …
Ve cemî‘i tarîk-i âmları daracık ve eniş yokuşdur. Aslâ araba giremez garîb ü acîb sa‘b yerdir kim âdem tavattun edecek yer değildir. Lâkin Süleymân Hân vakfı olup mu‘âf u müsellem yer olmak ile günden güne ma‘mûr u âbâdân olmadadır, zîrâ sahrâsı bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır. Ve dağlarında câ-be-câ bâğları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
şarkdan garba tûlu elli mîl olup içine üç bin barçalar ve karavanalar ve galyon …
Bu liman-ı cây-ı emân eyle bir pür-emân yerdir kim şarkdan garba tûlu elli mîl olup içine üç bin barçalar ve karavanalar ve galyon ve pinkler ve karaka ve burtunlar ve potaç ve şitiyeler ve kadırga ve kalyetalar ve mavuna ve kalyetalar lenger-endâht olup yatmak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… karu tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca kâmil bin iki yüz adım yolu bir sâ‘atlik
yerdir kim
bu şâhrâhın iki cânibleri serâpâ dükkân ve (...) ler dir.
Ve cümle tahtânî ve fevkânî altmış aded hücreler olup altları cümle mahzenler ve bu mahalden baş yukaru tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca kâmil bin iki yüz adım yolu bir sâ‘atlik yerdir kim bu şâhrâhın iki cânibleri serâpâ dükkân ve (...) ler dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… ır. Ve cümle yigirmi dörd aded kastellerdir. Ve cümle hâlâ yigirmi dörd kadılık
yerdir kim
dahi kadıları hükûmât etmeğe başlamadılar.
Ve cümle sekiz yüz altmış aded ma‘mûr kasaba-misâl kurâlardır. Ve cümle yigirmi dörd aded kastellerdir. Ve cümle hâlâ yigirmi dörd kadılık yerdir kim dahi kadıları hükûmât etmeğe başlamadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
gûnâ-gûn havzlar ve müte‘addid hücreler ile ârâste bir hıyâbân-ı Rûm bir teferr …
Menzil-i Kârbânsarây: Bir mesîregâh yerdir kim gûnâ-gûn havzlar ve müte‘addid hücreler ile ârâste bir hıyâbân-ı Rûm bir teferrücgâh-ı umûm ve bir def‘-i gumûm edecek ferahfezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
aslâ bâğ u bâğçe ve eşcârât u müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey …
Hakkâ ki bir bî-amân yerdir kim aslâ bâğ u bâğçe ve eşcârât u müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey bulunmaz, ammâ cihânı ahcârât dutmuşdur kim bir şibr yerde aslâ toprak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
… m-tâbın tâb [u] tüvânı düşmeyüp hemân koyah-ı hıyâbân-ı Acem gibi bir mesîregâh
yerdir kim
Rûm ve Arab u Acem seyâhâti içre İnebahtı'nın Subaşı ârâmgâhı meşhûr-ı âfâkdır. …
Der-fasl-ı mesîregâh-ı müferrehât: Cümle kırk yerde teferrücgâh ferahfezâları vardır, ammâ Salona kapusundan taşra leb-i deryâda bir vâsi‘ fezâda niçe yüz aded çınâr bîd-i ser-nigûn dıraht-ı müntehâlar tertîb üzre selef kralları asrında dikilüp ilâ hâze'l-ân her biri ecv-i âsımâna kad keşân olup her bir dırahtın berk-i zıll-ı himâyelerinde onar bin koyun sâyelenüp âslâ zemîne âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı düşmeyüp hemân koyah-ı hıyâbân-ı Acem gibi bir mesîregâh yerdir kim Rûm ve Arab u Acem seyâhâti içre İnebahtı'nın Subaşı ârâmgâhı meşhûr-ı âfâkdır. Bu mahalde cümle üç yüz adım karîb su değirmenleri var kim bu dahi bir teferrücgâh-ı ferahfezâ yerdir. Cümle şehrin âb-ı hayât suları bu mahalde kayalardan çıkup niçe yüz değirmenlere taksîm olup cümle şehrin imâretlerine gider, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… maksûreli ve bir mescidli ve aşağıda bir bâğ-ı İrem-misâl bâğçeli bir mesîregâh
yerdir kim
Aya Mavra'nın cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifleri bunda cân sohbetleri …
Aya Mavra kal‘asının şarkında ağaç cisirler aşırı dörd yüz adım ba‘îd bir yalçın kayacık kal‘a-misâl kulleli ve meydânlı ve yetmiş aded fukarâ-yı Celvetiyye hücreleri ve mihmânhâneleri ve matbah-ı Keykâvuslu ve kilârlı ve niçe cihân-nümâ maksûreli ve bir mescidli ve aşağıda bir bâğ-ı İrem-misâl bâğçeli bir mesîregâh yerdir kim Aya Mavra'nın cümle yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifleri bunda cân sohbetleri edüp tevhîd zikrullâh ederler. Bu tekyeden aşağı enüp deryâya yakın hurde adacıklar ve Foçılar(?) adaların seyr ederek mezkûr tekye bâğından yüz adım cânib-i garba gidüp Aya Mavra'nın ağaç cisirleri başına vardıkda cisirleri sağ kola alup cümle atlarımızla Hudâ'ya sığınup cisirlerden beş yüz adım alarka Aya Mavra'nın Acıderyâ gölü içinde kâh atların dizine dek ve kâh at göğsüne ve üzengilere dek ve kâhîce na‘lına dek gitmek gerek havf çekilmez ammâ sağ tarafdaki ağaç köprülere yakın varılırsa kumsal bataklı yerlerdir, ammâ âdem gark olup atıyla halâs olamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·
… vi ağaçlarıyla müzeyyen olup gâyet çemenzâr u lâlezâr mesîregâh mecma‘u'l-irfân
yerdir kim
tâ şehir üzre havâle bir cihânnümâ yerdir.
Ve Namâzgâh'da Mustafâ Efendi câmi‘i hareminin sol tarafında namâzgâhı kırk beş aded servi ağaçlarıyla müzeyyen olup gâyet çemenzâr u lâlezâr mesîregâh mecma‘u'l-irfân yerdir kim tâ şehir üzre havâle bir cihânnümâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348a ·
metinde göster ·
… ardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı hükmündedirler, zîrâ Filibe bir sâ‘atlik
yerdir kim
şimâl cânibinde Filibe kal‘ası ve minâreleri görünür. Ammâ bu Istanimaka kal‘as …
Nâhiyesi kırk pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı hükmündedirler, zîrâ Filibe bir sâ‘atlik yerdir kim şimâl cânibinde Filibe kal‘ası ve minâreleri görünür. Ammâ bu Istanimaka kal‘ası bir bayır dibinde bir vîrân harâb u yebâb kal‘adır. Ancak bayır başında bir kulle ma‘an kilisesi kalmış bir kiremitli deyr-i sağîrdir. Ve papasları ahmak ve sağırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
… çeli ve âb-ı hayât suları cârî ve revân bir zemîn-i nahlistân ma‘mûr u müzeyyen
yerdir kim
gûyâ küçük Edirne'dir.
Eşkâl-i zemîn-i Hayrabolu: Şehri bir vâsi‘ düz fezâda (---)(---) bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât suları cârî ve revân bir zemîn-i nahlistân ma‘mûr u müzeyyen yerdir kim gûyâ küçük Edirne'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381a ·
metinde göster ·
Bu ravza-i Rıdvân ve hadîka-i bâğ-ı cinân eyle bir hıyâbân yerdir kim âdem maksûrelerinde meks etdükde şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve Cenâb-ı Bârî rûy-i arzda sun‘un izhâr içün ne kadar kerre yüz bin elvân nebâtât, kiyâhât, ezhârât-ı hoş-bû halk etmiş ise cümlesi bu gaytân-ı İremezâtda mevcûddur. Ve selef ukalâları bu bâğ-ı sadrenc-nakşı tarh edüp ale't-tertîb çırpı ile niçe yüz bin şecere-i müsmirâtı ve gayri dıraht-ı çınârları ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûnları ve gûnâ-gûn şecere-i tayyibeleri diküp sâf sâf ale't-tertîb dizilüp durur. Böyle bir sâyedâr ve koyah hıyâbân hadîka-i sultândır kim midhatinde lisân batîdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a ·
metinde göster ·
… limandır. Ve bu limandan lodos üzre seksen mîl karşu Karaburun burnu dedikleri
yerdir kim
Rûm'da Karaburun zeytûnu meşhûr.
Ve bu kal‘anın bir liman-ı azîmi var, a‘lâ demir dutar kalyon ve kadırga yatağı latîf limandır. Ve bu limandan lodos üzre seksen mîl karşu Karaburun burnu dedikleri yerdir kim Rûm'da Karaburun zeytûnu meşhûr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40b ·
metinde göster ·
… p metâ‘lar bu İzmir şehrinde fürûht olunur. Böyle bir derbend-i calender bender
yerdir kim
velvele-ârâ iskeledir. Ve Freng-i bedreng gemileri eyle gelirler kim şehr-i İzm …
Ve'l-hâsıl Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufunda iki yüz altmış bender sevâd-ı mu‘azzam iskele vardır kim yük çözülür ve yük bağlanır şehirlerdir. Ammâ İzmir benderi cümleden iştihârlı şehirdir. Zîrâ ekâlîm-i seb‘ada Âl-i Osmân ile dost olmuş on sekiz kefere kralı vardır. Cümlesinin balyozları ve konsolozları vardır. Ve bâzergânları rûy-ı zemînin mahsûlâtların ve cemî‘i diyâr halkının metâ‘ların getirüp beher sene bin gemi gelir ve bin gemi gidüp metâ‘lar bu İzmir şehrinde fürûht olunur. Böyle bir derbend-i calender bender yerdir kim velvele-ârâ iskeledir. Ve Freng-i bedreng gemileri eyle gelirler kim şehr-i İzmir'in nısfı gûyâ Frengistândır. Ve bir kimse bir kâfire bir sille urmağa kim kâdirdir derhâl derbân ve dîdebânlar âdemi der-çember edüp der-ân emân vermeyüp tâ hâkime götürürler, yâ hâkim katl eder, yâhûd kefereler katl edüp na‘ş-ı müslimîni ol ân gâyib eder. Bir cânibi böyle Malta gibi muzlim Frengistân-misâl yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47a ·
metinde göster ·
… g-i hârâ kaya şakk olup Cibrîl-i Emîn vahy ve suhuf getirdiği mahal bir mücellâ
yerdir kim
tavsîf olunmaz. Ve bu âsitâneyi ziyâret etdiğimiz mahalde sûretü'l-Mülk'de kalm …
Ve bu makâmın kıblesi tarafında yalçın seng-i hârâ kaya şakk olup Cibrîl-i Emîn vahy ve suhuf getirdiği mahal bir mücellâ yerdir kim tavsîf olunmaz. Ve bu âsitâneyi ziyâret etdiğimiz mahalde sûretü'l-Mülk'de kalmış bir hatm-i şerîfim var idi, anı tamâm edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp rûhâniyyetlerinden şefâ‘at [u] istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik, rahmetullâhi aleyh Hudâ kabûl ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203a ·
metinde göster ·
Ve bu vâdîye şu‘aybü'n-ni‘am derler. Bir çerâgâh ve bir alefzâr yerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hazret-i şu‘ayb'ın koyunların Hazret-i Mûsâ bu fezâda güderdi. Ve bu mahalde bir kabr-i tavîl vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274a ·
metinde göster ·
Ve bu mahal cemî‘i ehl-i Mekke'nin ârâmgâhı ve mesîregâhı
yerdir kim
cemî‘i şehr-i azîm-i Mekke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u …
Ve bu mahal cemî‘i ehl-i Mekke'nin ârâmgâhı ve mesîregâhı yerdir kim cemî‘i şehr-i azîm-i Mekke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u] büyûtât var ise ferden ferden nümâyândır. Ve ne kadar vâsi‘ şehr-i azîm idüği bu mahalden ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Akabe'nin hemân müşkil yeri bu Dîvdâr çadır kurduğu
yerdir kim
deve boynu gibi eğri ve yokuş ve dar boğazdır. Cümle üç yüz adımdır. Ve Selîm H …
Ammâ bu Akabe'nin hemân müşkil yeri bu Dîvdâr çadır kurduğu yerdir kim deve boynu gibi eğri ve yokuş ve dar boğazdır. Cümle üç yüz adımdır. Ve Selîm Hân ve Sultân Gavrî'de tathîr etdiklerine târîhleri bir kaya üzre çâr-kûşe bir beyâz mermerde tahrîr olunmuşdur. Selef pâdişâhlarından mâ‘adâ Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında Rıdvân Beğ emîrü'l-hac iken niçe mâl-ı hazâyîn harc edüp deryâda katre güneşde zerre tathîr etmemişlerdir. Ammâ buna dahi lağımlar ile amel etseler şâhrâh olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·
… ir şehir inşâ edüp adını Emsûs kodu ki hâlâ sâhil-i Nîl'de Eski Mısır dedikleri
yerdir kim
Kıbtî kavmi ol şehre Fustât derler.
İbtidâ evlâd-ı Âdem'de İbrî lisânınca melik nâmıyla yâd olan bu Nakrâveş Mısrâyim'dir. Yüz on sekiz yıl pâdişâh olup cümle aşâyir [ü] kabâ’iline hâkim oldu. Ammâ mu‘ammer oldukça katı cebbâr oldu. Ve kendüden ulu karındaşı Zerâyil'den çok ulûm-ı garîbe vü acîbeler öğrenüp yerden defîneler ve künûz [u] hazîneler çıkarup cümle kavmine emr edüp tağlardan taşlar cem‘ edüp ol cem‘ etdüği mâlile çadırı yerinde bir şehir inşâ edüp adını Emsûs kodu ki hâlâ sâhil-i Nîl'de Eski Mısır dedikleri yerdir kim Kıbtî kavmi ol şehre Fustât derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5a ·
metinde göster ·