… lrîş u dervîş bu gûne âşıkâne cevâbları istimâ‘ edüp sürûrundan pây-ı şerîfleri
yere basmazdı
. Hemân anlar dahi bizim ebyâtlara karşılık bu Arabî kıt‘ayı âğâza eyledi. Kıt‘a …
deyü bu ebyâtları terennüm etdiğimizde dervîş eydür "Üstâdına rahmet sen câna aşk ola abdal!" dedi. Hakîr dahi "Aşkına meşk-i İlâhî ola ve yarıcın Allah ola," dedim. Hemân dilrîş u dervîş bu gûne âşıkâne cevâbları istimâ‘ edüp sürûrundan pây-ı şerîfleri yere basmazdı. Hemân anlar dahi bizim ebyâtlara karşılık bu Arabî kıt‘ayı âğâza eyledi. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175a ·
metinde göster ·
… benim olup yine mi Acem ülkesini seyr [ü] temâşâ ederim." deyü sürûrdan ayağım
yere basmaz
oldu.
Paşa eydür: "Tiz cümle birer birer bu dîvânhâneye çeksinler." deyü fermân edince elli aded sâfinâtu'l-ciyâd misilli atlar ve hussân ü mühreler geldi kim Hudâ bilür her biri birer genc-i Kârûn değer karınlı ve kasıklı küheylân 285a atlar idi. Cümlesin paşa emîr-i ahûru alup kabz etdi ve paşa ol atları birer birer erbâbına ve hân cenginde atı şehîd olanlara ve dahi Van ağalarına verdi. Hamd-i hudâ bu du‘âgûya da bir at ve bir kısrak verüp "Hâzır ol seni Acem diyârına göndersem gerekdir." dedi. Gûyâ "Cihân benim olup yine mi Acem ülkesini seyr [ü] temâşâ ederim." deyü sürûrdan ayağım yere basmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 284b–285a ·
metinde göster ·
… rkaç günden seksen bin asker ile işte gelirmiş" deyü herkesin ayakları sürûrdan
yere basmayup
Yûsuf Kethüdâ dahi gördüm ki kağan arslana dönüp ejder-i heft-sere dönüp cümle …
"Eğer serdârınızın emrine fermânber olmayup kal‘aya küffâr bir hîle ile Allâhümme âfinâ sizin tekâsül-i batıyyü'l-hareketinizle kal‘anın birine {kefere} istîlâ ederse kâfire firâr etmeğile elimden kurtulmayup cümleniz evlâd [u] ıyâliniz ile kılıçdan geçmeniz mukarrerdir" deyü dîvân-ı Özü'de bu mektûblar kırâ’at olundukda zahîre gemileriyle gelen imdâdı da ahâlî-i kal‘a görüp "Hamd-i Hudâ Paşa dahi birkaç günden seksen bin asker ile işte gelirmiş" deyü herkesin ayakları sürûrdan yere basmayup Yûsuf Kethüdâ dahi gördüm ki kağan arslana dönüp ejder-i heft-sere dönüp cümle askeri birbirine katup şeb [ü] rûz çengleri terakkîde olup cenge âhenk ederlerdi, ammâ küffâr-ı dûzah-karâr Nigebolı ve Silisre gâzîleri küffârın meterislerin basaldan berü hayli kırılup hayli {keferesi} esîr ve haylisi mecrûh ve niçe bini firâr edelden berü küffâr bu kadar rahne ile sehel cengden el çeküp guzât-ı müslimîn âsûde oldular, ammâ yine fitne vü fesâd kaşağısı mel‘ûn hıyel ü şeytanat etmeden hâlî olmazlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… mirât: Evvelâ hoşhorca üzümü ve Mevlevihâne kirazı ve gayrı yerlerde vişnesi ve
yere basmaz
emrûdu ve elması ve eriği (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Sitâyiş-i me’kûlât-ı fevâkih-i müsmirât: Evvelâ hoşhorca üzümü ve Mevlevihâne kirazı ve gayrı yerlerde vişnesi ve yere basmaz emrûdu ve elması ve eriği (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
nâm bir gûne tuhaf emrûdu olur. Bu kevnün bir diyârında olmaz. Hattâ Melek Ahme …
Memdûhâtından bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur. Yere basmaz nâm bir gûne tuhaf emrûdu olur. Bu kevnün bir diyârında olmaz. Hattâ Melek Ahmed Paşa'ya bu emrûddan kırk aded emrûd götürdüler. En müntehâsı bir vukıyye yedi dirhem geldi. Ba‘zısı üç yüz seksen ve üç yüz doksan dirhem geldi ve bu emrûdu bir gûne şerbet ile turşu ederler. Her biri gûyâ birer tulum baldır, ammâ bu turşu suyun içenlere keyf verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133a ·
metinde göster ·
… u mertebe silâhına mukayyed gâzîlerdir kim bir silâhları dahi cümlesi âbdestsiz
yere basmazlar
ve zikrullâhsız gezmezler.
"Benüm puşkamı ve sabulamı, ya‘nî tüfengimi kılıcımı benimle mezâra bile koyun. Göreyim anda dahi şeytân ve zebânîler yanuma uğrayabilirler mi?" demiş, dâr-ı bekâya gitmiş. Tâ bu mertebe silâhına mukayyed gâzîlerdir kim bir silâhları dahi cümlesi âbdestsiz yere basmazlar ve zikrullâhsız gezmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157a ·
metinde göster ·
ve hîn-i mücâma‘atda tarfetü'l-ayn içre gasl edüp teheccüd ve işrâk-ı ebvâbeyn …
Ve Melek Paşa cemî‘i zamânda âbdestsiz bir kadem yere basmazdı ve hîn-i mücâma‘atda tarfetü'l-ayn içre gasl edüp teheccüd ve işrâk-ı ebvâbeyn salâtlerin kılup dâ’imâ sermâye-i ömr-i girânmâyeleri savm-ı Dâvûd ile güzerân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… yup gider, anların şiddet-i hârında hammâm eyle şiddet-i hâr üzre olur kim âdem
yere basamaz
. Ve aslâ bir hammâm başa urmaz, zîrâ altı ecvef değildir.
Ve Mısır'ın cümle hammâmlarının altında cehennemliği P 200b yokdur. Ve cânib-i erba‘asındaki dîvârlarının ardı dahi boş değildir, hemân kuru dîvârdır. Hammâmlarının ısıcaklığı hemân suyunun gâyet ısıcak olduğundan ısınır. Ve cümle şâzrevânları dahi ısıcak sudur. Köşe köşe kulleteynler mâ-i germâ ile leb-ber-leb ve havuzlar dahi leb-ber-leb. Ve cereyân eden çirkâbın yolu yokdur, hemân hammâmın ruhâmları üzre çağlayup gider, anların şiddet-i hârında hammâm eyle şiddet-i hâr üzre olur kim âdem yere basamaz. Ve aslâ bir hammâm başa urmaz, zîrâ altı ecvef değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y118a ·
metinde göster ·