… nca beri tarafda İslâmbol kıral-ı dâlli cemî‘i bıtrîk ve kıssîs ruhbânların bir
yere cem
‘ edüp {eydir}:
Vakâyi‘ât-ı azîme ve âlâm-ı şedâyid-i gamîmeyi beyân eder: Ol zamân kim Ömer ibn Abdül‘azîz asrında Galata kal‘ası ve İslâmbol'un nısfı bâ-sulh feth olup Sahâbe-i güzînden ve Erbâb-ı Soffa ve Muhâcirîn [ü] Ensârdan ve Tebe‘-i tâbi‘în-i müctehidînden Mesleme hazretleri ile yigirmi bin mikdârı âdem kalup bi-emrillâhi Ta‘âlâ evlâd-ı evlâdları ol kadar tenâsül bulup mu‘ammer oldular kim Kostantîn keferesine galebe eder oldular. Hârûnu'r-Reşîd muhâsarasına gelince bu Ashâb-ı güzînin {İslâmbol içre} devletleri yüz elli beş sene oldu. Âhir Hârûnu'r-Reşîd ba‘de'l-muhâsara Bağdâd'a varup sâkin olunca beri tarafda İslâmbol kıral-ı dâlli cemî‘i bıtrîk ve kıssîs ruhbânların bir yere cem‘ edüp {eydir}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
… ⟧ içre bir gırîv [ü] feryâd-ı Allâh Allâh kopup herkes ahâlî-i mahallesiyle bir
yere cem
‘ olup ceng-i azîm edüp küffârı kırup şehîd olurlardı.
"Bire Arab kavmi içre tefrika girüp Halîfe Osmân'ı şehîd etdiler. Ve Alî ile Â’işe anaları nehr-i Furâd kenârında Ca‘ber kal‘ası dibinde ceng-i azîm edüp tarafeynden yigirmi bin âdemleri şehîd oldu. Ve yakın zamânda Muhammed'in kızı oğlu imâm Hüseyin'i Kerbelâ'da Yezîd kırk elli bin âdem ile susuzlukdan ve açlıkdan ba‘zısın kılıç ile kırup şehîd etdiler. Hâlâ anların içine tefrika düşüp bu gûne fetretler vâkı‘ olup anların bugün de başların kaşımağa dermânları yokdur. Hemân fursat ganîmetdir Kostantıniyye'miz içre olan Arab-ı Urbân'ı kırup âsûde-hâl olalım" deyü bir alay müşrikin bu sû’-i tedbîri hüsn-i tedbîr görüp hicretin iki yüz elli altısında niçe kerre yüz bin küffâr-ı hâksâr ale'l-gafle gulû-yı âm edüp herkes halvethânesinde tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken İslâmbol ve Galata'da olan ümmet-i Muhammed 22a içre bir gırîv [ü] feryâd-ı Allâh Allâh kopup herkes ahâlî-i mahallesiyle bir yere cem‘ olup ceng-i azîm edüp küffârı kırup şehîd olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b–22a ·
metinde göster ·
‘ oldukda yetmiş yedi 25b aded mazanna-i kirâme kibâr-ı evliyâullâhdan ulu sul …
Ve asker-i İslâm bir yere cem‘ oldukda yetmiş yedi 25b aded mazanna-i kirâme kibâr-ı evliyâullâhdan ulu sultânlar var idi. Cümleden biri Akşemseddîn ve Sivasî Kara Şemseddîn ve Monlâ Gürânî ve Hazret-i Emîr Buhârî ve Monlâ Fenârî ve Cübbe Alî ve Ensârî Dede ve Monlâ Pûlâd ve Aya Dede ve Horosî Dede ve Hatablı Dede ve eş-Şeyh Zindânî (---)(---)(---)(---)(---)(---), bu makûle sultânlardan himmet ricâ edüp Ebü'l-feth ahd etdi kim "İslâmbol devletinin nısfı sizin ve nısfı guzât-ı müslimînin ve rub‘ı hakîrin olup mâl-ı ganâyimle her birinize birer zâviye ve türbe ve imâret ve mekteb ve medrese ve dârü'l-hadîs tetimme-i medârisler binâ edeyim" deyü va‘de-i kerîmeler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a–25b ·
metinde göster ·
‘ olup ordu-yı İslâm içinde nâdîler nidâ edüp cümle cüyûş-ı muvahhidîn tecdîd-i …
Andan cümle ulemâ ve sulehâ bir yere cem‘ olup ordu-yı İslâm içinde nâdîler nidâ edüp cümle cüyûş-ı muvahhidîn tecdîd-i vuzû’ edüp ikişer rek‘at salât-ı hâcet kılup du‘â-i hayırdan sonra üç nevbet gülbâng-i Muhammedî çeküp kal‘ayı muhâsara etdükleri sâ‘at sünnet-i Resûl üzre Tekur Kostantîn'e nâme ile Mahmûd Paşa'yı gönderdiler. Nâme kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûmları olunca kal‘alarının metânetine ve askerlerinin vefretine mağrûr olup ne harâc ve ne İslâm ve ne kal‘ayı teslîm etmeği kabûl etmeyüp elçiyi redd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… er, Batum sancakları ki Gümüşhâne ve Canha ve Rize ve Gönye, bu dörd sancak bir
yere cem
‘ olup Trabızon eyâlet olmuşdur. Lâkin defter kethudâsı ve tîmâr defterdârı ve a …
Ve Tarabefsûn dahi derler, Batum sancakları ki Gümüşhâne ve Canha ve Rize ve Gönye, bu dörd sancak bir yere cem‘ olup Trabızon eyâlet olmuşdur. Lâkin defter kethudâsı ve tîmâr defterdârı ve alaybeği ve çeribaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
… ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir
yere cem
‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve he …
Ve beş yüz pâre kalyonlara sâ’ir mühimmât ü levâzımât ve cebehâne ve sâ’ir mîrimîrân ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve lağımcı ve çerâhor tâ’ifesi konmak içün beş yüz pâre karavana kalyonlardan Kara Hâce kalyonu ve Bodur Ca‘fer ve Memiş Kapudan ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve Kalafatoğlu ve Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri dörder anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer edüp altı ayda dolar ve altı ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… nccileri ve kettâncıları ve Mısır hasırcıları ve kahvecileri ve şekercileri bir
yere cem
‘ olup kassâblar ile niçe gûne zebân-dırâzlıklar olup kıyl [ü] kâller olup bilâh …
Bu Akdeniz kapudanlarının alaylarından sonra fermân-ı şehriyârî üzre kassâbân alayı geçmek sadedinde iken cümle Mısır'ın ankâ bâzergânları ve pirinccileri ve kettâncıları ve Mısır hasırcıları ve kahvecileri ve şekercileri bir yere cem‘ olup kassâblar ile niçe gûne zebân-dırâzlıklar olup kıyl [ü] kâller olup bilâhire huzûr-ı pâdişâhîye varup Mısır bâzergânları eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
Helvâcıbaşı ile cümle helvâcıyân ve balık emîniyle balık pişiriciler cümle bir
yere cem
‘ olup, "Siz mukaddem gidersiz, biz mukaddem gideriz" deyü azîm {fetret} olup fe …
Helvâcıbaşı ile cümle helvâcıyân ve balık emîniyle balık pişiriciler cümle bir yere cem‘ olup, "Siz mukaddem gidersiz, biz mukaddem gideriz" deyü azîm {fetret} olup fermân-ı pâdişâhîyle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… lar sebeb olmuşdur. Hakkâ ki zorba esnâf-ı bî-insafdırlar. Bunların cümlesi bir
yere cem
‘ olsa pâdişâhları hal‘ edüp cülûsa kâdirlerdir.
Ammâ bu tabbâğlar bahâdır ve zorba kavim olmağile cümle (---) aded esnâf bunlara bakarlar. Her kankı zamânda olsa elbette ser-çeşmelerine Ahi Baba derler. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimizin sene 1006 târîhinde vezâretden azline bunlar sebeb olmuşdur. Hakkâ ki zorba esnâf-ı bî-insafdırlar. Bunların cümlesi bir yere cem‘ olsa pâdişâhları hal‘ edüp cülûsa kâdirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… n su yollarına rûzgâr girüp ka‘r-ı zemînde üstâdlar rûzgârda işleyüp suları bir
yere cem
‘ edüp murâd edindikleri yere lağımlarla ve terâzûlarla suları götürürler, acâyi …
Su yolların dağlarda kazıyup bir yerden bir şehre su gideceğin ilm-i hendese ile dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı zemînde dörd beş konak yerler kazup yüzer adımda bir kuyu ağzı menfez açup kuyu ağzına yelken bezlerinden bâdgîrler yapup andan su yollarına rûzgâr girüp ka‘r-ı zemînde üstâdlar rûzgârda işleyüp suları bir yere cem‘ edüp murâd edindikleri yere lağımlarla ve terâzûlarla suları götürürler, acâyib ma‘rifetdir. Bunlar dahi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
‘ olup sâz [u] sözleriyle bir hengâme ve fasl-ı azîm ederek ubûr ederler kim gûy …
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded sâzende-i deblekciyân [ve] tablbâzân [ve] cağanabâzânlar cümle (---) aded neferât bir yere cem‘ olup sâz [u] sözleriyle bir hengâme ve fasl-ı azîm ederek ubûr ederler kim gûyâ kavm-i cemapur gelüp geçmededir. Ammâ bu ibret-nümâ sâzendegân-ı deblekciyânın Yemen debleğinden ve akkâm ve meş‘alciyânın makrafa debleklerinden ve kâse ve filcân sâzlarından Murâd Hân haz edüp huzûrunda vâfir fasl etdirüp akkâm ve meş‘alcibaşıya ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b ·
metinde göster ·
… btîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâhil-misâl şehir oğlanları bir
yere cem
‘ olup mezkûr sûrlarda bir gün bir gece iki gün beş gün oynayup her gecesine sâh …
Evvelâ şehr-i İslâmbol'da selâtîn-i Âl-i Osmân'ın bir sûr-ı hümâyûnu yâ bir feth-i fütûh-ı şâdimânîlerinde ve destûr-ı şâhî 209a günlerinde ve gayrı a‘yân [u] eşrâfın sûr-ı hitânlarında iki üç yüz âdem hânendegân ve sâzendegân ve mutrıbân ve rakkâsân [ve] pîşekârân [ve] dâ’irezân [ve] mudhik u mukallidân-ı kaşmerân ve nebtîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâhil-misâl şehir oğlanları bir yere cem‘ olup mezkûr sûrlarda bir gün bir gece iki gün beş gün oynayup her gecesine sâhib-i hâneden bir kîse guruş alırlar ve sûrda mevcûd bulunan yârân-ı bâ-safâdan her oyun esnâsında dâ’ire ile pârsâ edüp sabâha dek ba‘zı sûrda bin guruş tahsîl eder oyunkâr üstâd-ı kâmiller vardır. Anlar iki üç yüz kimse olmağile anlara kol ta‘bîr ederler, temâşâgâh kavmdir. Eğer bunları dahi manzûrumuz olduğu mertebe vasf etsek sitâyişnâme-i mutrıbân nâmında bir dîvân olur. Bu esnâf-ı bâzbâzân-ı pehlivânân on iki koldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b–209a ·
metinde göster ·
… hrîr olunur. Kırk elli senede bir kerre Kalmuklar yetmiş seksen 230a bini bir
yere cem
‘ olup Kûh-ı Kâf ziyâretin edüp yine buz deryâsının donu çözülmeden girü vatanla …
Ammâ Moskov tarafında buz deryâsı tokuz ay şitâdan müncemid olup Kalmuk küffârları ol buz deryâsı üzre yetmiş günlük buzu beş gün beş gice geçüp Kûh-ı Kâf dibinde bilâ teşbîh ka‘belerine varırlar, anların lisânı üzre Kûh-ı Kâf‘a Kalmuk kavmi "Yıldırak Tav" derler. İnşâallahu Te‘alâ ol semtin seyâhati müyesser oldukda tahrîr olunur. Kırk elli senede bir kerre Kalmuklar yetmiş seksen 230a bini bir yere cem‘ olup Kûh-ı Kâf ziyâretin edüp yine buz deryâsının donu çözülmeden girü vatanlarına avdet ederler. Kûh-ı Kâfı İskender'den sonra Kalmuk tâ’ifesinden gayri görmüş benî Âdem yokdur, {illâ Kalmuklar görür}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b–230a ·
metinde göster ·
İbtîdâ bânîsi sene (---) târîhinde İrân-zemîn şâhlarından Yezdcird Şâhun binâsıdır. Niçe yüz mülûk mâlik olmuş bir diyâr-ı atîkdir. Cümle eyâletinde yedi hânlık {Ba‘zılar Şâm ahı derler, niçeler Şâm âhı derler. Zîrâ ibtida bu şehr ahâlî-i Şâm ile imâr olduğundan Şemahı derler, ba‘zılar Şamakı derler. Dağıstânlılar Şemehı derler. Gîlânlı Şâm akı derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağıla Şamakı ve Şemahı derler} 312b ve kırk sultânlık ve kırk sekiz kadılık ve kırk nâhiyesi ve yetmiş kal‘ası ve bin üç yüz şehr-misâl kendleri var bir sevâd-ı azîm ve şehr-i kadîm, diyâr-ı vâsi‘ vilâyet-i âbâdândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Ulama Paşa ve Karaman Paşası Pîrî Paşa nâme-i Süleymân Hân ile kal‘a-i Şemahı'ya varup cümle a‘yân-ı Şirvân-ı sünniyân bir yere cem‘ olup kal‘a-i Şemahı miftâhların Pîrî Paşa'ya teslîm edüp eyâlet-i Şirvân ale'l-umûm mutî‘ [u] münkâd olup kemâkân kabza-i teshîre geldüğü Süleymân Hân'ın ma‘lûmu olup hükûmeti Ulama Paşa'ya verildi. Ba‘dehû Şâh Tahmas[b] yedi ay Şemahı kal‘asın muhâsara edüp içinde olan sünnîler emân ile kal‘ayı şâha teslîm edüp ba‘de'l-emân amân vermeyüp cümle ibâdullahı katl edüp hükûmet-i Şirvân'ı birâder-i kihteri olan Elkas Mirza'ya verdi. Üç sene Elkas Mirza hâkim-i Şemahı olup ba‘dehû sene 954 târîhinde Elkas Mirza şâh-ı gümrâh Tahmasb'ın evzâ‘ [u] etvârından Elkas Mirza havfe düşüp hükûmet-i Şirvân'ı terk edüp niçe şecî‘ ve bahâdır, nâmdâr, kafadâr dilâverler ile girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâların alup bir gicede Şemahı'dan azm-i cânib-i Âl-i Osmân deyüp Heyhât sahrâsı içinden kırk günde Kefe'ye gelüp andan bir keştîye süvâr olup Edirne'de Süleymân Hân'ın pây-pûş-i şerîfin bûs edüp niçe gün mültefit-i şâhî olduğuna {Târîh-i Elkas Mirza kudûmü;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a–312b ·
metinde göster ·
… ma‘lûm olunca cümle kefere ve fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir
yere cem
‘ olup müşâvere eder. Netîce-i kelâmları ol olur kim "Osmânlı bildiğinden kalmas …
Müverrihân-ı İrân-zemîn olan Şerefnâme sâhibi nakli üzre bu kal‘a ibtidâ İskender-i Zülkarneyn'in hazînedârı Betlis 319a binâsıdır. Hatta Van eyâletinde Betlis kal‘ası dahi anın binâsıdır. Hulâsa-i kelâm bu kal‘a üzre niçe yüz kerre niçe yüz bin yâğîler ve bâğîler gelüp muhâsara edüp mülûkden mûlüke vakf bir kârhâne-i Tiflis'dir. Âhir bu kal‘a Gürcîstân hâkimlerinden Dâvûd Hân hükmünde iken mezkûr hân Âl-i Osmân havfinden şâh-ı bed-fi‘âlden tâc-ı bî-revâc giyüp hânlık pâyesiyle mülkine melîk olmuşdu. Niçe eyyâm mülkiyyet üzre Enüşirvân-misâl adâlet edüp ma‘mûr [u] âbâdân etmişken âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Lala Kara Ferhâd Paşa diyâr-ı Gürcîstân üzre yer götürmez asâkir-i bî-pâyân ile kal‘a-i Çıldır'ı ve yetmiş aded tevâbi‘i kal‘aları feth edüp azîmet-i kal‘a-i Tiflis ve kavm-i müflis üzre serdâr-ı mu‘azzam azîmet etdüğün mezkûr Dâvûd Hân istimâ‘ edüp kırk bin asker Tiflis kal‘asına müstahfızân koyup cenge âmâde olup kal‘a-i Tiflis'i gereği gibi metânet üzre âmâde idi. Beri tarafdan asker-i deryâ-misâl kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Şûrân sahrâsına gelüp meks-i hıyâm edüp ibtidâ hâkim-i Tiflis'e bir nâme ile resûl gönderüp ibtidâ dîne da‘vet edüp ba‘dehû kal‘ayı pâdişâha teslîm ve ba‘dehû kal‘a hâricinde harâc-güzâr re‘âyâ olasın ve illâ dîn-i mübîn uğruna kılıçdan geçüp cümle ehl [u] ıyâliniz esîr ü pâ-beste ve dil-haste olması mukarrerdir. Kânûn-ı Hazret-i Risâlet üzre nâme varınca kırâ‘at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca cümle kefere ve fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir yere cem‘ olup müşâvere eder. Netîce-i kelâmları ol olur kim "Osmânlı bildiğinden kalmasın" deyü elçiyi kovup kal‘a-bend olmağı irtikâb ederler. Ammâ yine akıbet-endîş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat getiremeyeceklerin bilüp bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâl-i meserret-hâl serdâr-ı mu‘azzamın mesmû‘ları olup asâkir-i İslâm ile kal‘adan çıkan küffârın akîblerine düşüp kal‘a-i Tiflis kurbunda nehr-i Kür'den ubûr edüp bir gün bir gice ılgar ile kal‘a-i Zekim altında kal‘a-i Tiflis hânına irüp bir sa‘b u metîn ve sengistân ve çengelistân içre bir becene-i azîm içine kal‘adan götürdükleri girân-bahâ metâ‘ları ve cümle ehl [u] ıyâlleriyle mütehassın olmuşlar. Bi-inâyetillahi Te‘alâ guzât-ı müslimîn mûr-i bî-hisâb mâra üşer gibi Gürcî ve kızılbaşın cânib-i erba‘asından hücûm edüp bir hayli ceng-i azîm olur. İçerden küffâr amân deyüp aslâ amân vermeyüp kırk bin mikdârı bed-re’y Gürcî ve kızılbaşın başların tırâş edüp bî-baş vücûdların hâke salup asâkir-i İslâm ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olurlar kim en ednâsı bir kalkan dolusu altuna mâlik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b–319a ·
metinde göster ·
… ar Celâlîyi öldür, Üsküdar'a gelmesin" der. Niçe umûr-dîde şekilli olanları bir
yere cem
‘ olup eydirler: "Hemân Celâlîler Bulgurlu dağlarından göründüğü gibi bu cümle Ü …
Niçesi "Çelebi, gine gelir misin?" der. Birisi eydür "Gine geleceğim değil" diyene "Geleceğine şüphem vardır" Kimisi ba‘zı hoppa çelebilerdir. Yoldan geçen askerî tâ’ifesine "A adamcığım, bu elindeki ucu demirli ağaç sırık nedir" der. Kimisi "Bak a âdem, sen âdem öldürmeğe mi gidersin. Var Celâlîyi öldür, Üsküdar'a gelmesin" der. Niçe umûr-dîde şekilli olanları bir yere cem‘ olup eydirler: "Hemân Celâlîler Bulgurlu dağlarından göründüğü gibi bu cümle Üsküdar askeri Haydarpaşa bâğçesinden fi'l-hâl denizi kesüp bâğlar içinden akıdup Celâlîler denizin öte tarafında kalup ne cenk ü ne cidâl olup Celâlîlere acâ’ib renk olup hâ’ib [ü] hâsır dönüp giderlerdi" deyü bu gûne şütür-gürbe müşâvere-i laklaka ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a ·
metinde göster ·
… üzre Hazret-i Ömer'e ve Hazret-i Alî'ye i‘lâm etdikde cümle sahâbe-i kirâm bir
yere cem
‘ olup "Mar‘aş hâlî ve vîrân kala deyü bed-du‘â edüp yine Kudüs'e ve Medine'ye g …
Bu şehr-i cedîdin cânib-i kıblesinde hâlâ bağlar olduğu zemîninde Mâr‘aş-ı kadîm şehr-i azîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları nümâyândır. Sebeb-i vîrânî oldur kim Hazret-i Ömer radiyallahu anh zamân-ı hilâfetlerinde bizzât kendüleri Kuds-i şerîfi feth edüp "Âyâ kayser-zemin niçe ola?" deyü birkaç bin guzât-ı muvahhidîn ve hazret-i Düldül-süvâr Esedullah Alî ile Haleb'e ve Ayntâb'a ve Kayseriyye'ye ve Mar‘aş âhir-i arz-ı mukaddesedir deyü gelüp Mar‘aş kayseri olan Cimcime'ye ve Mar‘aş ahâlîsine bir nâme yazup Esved ibn Mıkdâd ile nâmeyi Cimcime kaysere gönderdikde kırâ’at edüp "Evvel bir Allah, sânîyen Muhammed lev-lâk, sâlisen Çâr-yâr-ı güzîn nâmemiz vusûl buldukda evvelâ dîn-i mübîni kabûl edesiz, sânîyen kal‘ayı teslîm edesiz, sâlisen harâc kabûl edesiz" deyü nâmeyi bu gûne istimâ‘ etdiklerinde derhâl Mar‘aş kavmi şehri hâlî bırağup Şîr dağına firâr ederler. Mıkdâd ibn Esved bu hâli gördüği minvâl üzre Hazret-i Ömer'e ve Hazret-i Alî'ye i‘lâm etdikde cümle sahâbe-i kirâm bir yere cem‘ olup "Mar‘aş hâlî ve vîrân kala deyü bed-du‘â edüp yine Kudüs'e ve Medine'ye giderler. Ol sebebden eski Mar‘aş harâb olup ba‘dehû sene (---) târîhinde Alâüddevle Zülkadiriye ya‘nî Mar‘aş sâhibi olup bu Mar‘aş'ı imâr edüp müfîd ü muhtasar bu kal‘ayı bir vâdinin meyânında cebel-i Şîr dâmeninde Omzı-keçili nâm bir püşte üzre Mar‘aş kal‘asın binâ eder. Ba‘dehû Süleymân Şâh mücedded bu kal‘a binâ edüp içine er koyup eyâlet-i Mar‘aş'a mutasarrıf olduğu mukaddemen mastûr [u] mufassaldır. Ve cebel-i Şîr'den bu şehre 62a bir ayn-ı câriye revân olur. İsmine Bunarbaşı derler. Bir mesîregâh u teferrücgâh yerdir. Şehrin cümle erbâb-ı ma‘ârifi anda cilvelenirler. Ol şu şehre girüp sekiz aded âsiyâb-ı dakîk devrân etdirir. Ve şehir kıble cânibinde Elmalı köyü tarafından bir nehir dahi şehrin bâğçeleri içre cereyân ederek on altı göz değirman dahi döndürür. Bu yigirmi dört göz değirmân cümle vakıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61b–62a ·
metinde göster ·
… kadar gûnâ-gûn hatt-ı ibret-nümâlar ile ebyât-ı eş‘ârlar tahrîr olunmuşdur, bir
yere cem
‘ olsa on aded mücelled mecmu‘a-i azîm olur. Hattâ fâtih-i Bağdâd olan Murâd Hân …
Cemî‘i sahrâ-yı Sivas nakş-ı bukelamûn nümâyân olduğundan mâ‘adâ şehr-i Sivas'ın cemî‘i imârâtı bu mahalden hoş-nümâdır. Gerçi şehr-i Sivas'da aslâ ol asırda kurşum ile mestûr imâret-i ma‘mûr yok idi, ammâ gâyet âbâdân bir şehr-i müzeyyendir ve bu tekye-i Abdülvahhâb'ın cemî‘i der-i dîvârında ol kadar gûnâ-gûn hatt-ı ibret-nümâlar ile ebyât-ı eş‘ârlar tahrîr olunmuşdur, bir yere cem‘ olsa on aded mücelled mecmu‘a-i azîm olur. Hattâ fâtih-i Bağdâd olan Murâd Hân'ın şikeste ta‘lîk hattıyla bu beyt tahrîr olunmuşdur müfred:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78b ·
metinde göster ·
… n verir eflâke ser-çekmiş bir kantara-i âlînin altında üç aded Şattü'l-Arab bir
yere cem
‘ olup ba‘dehû Berrecîl nehri mahlût olur ve Kara köprü altından cereyân eden ne …
Palu'nun garbında Ergani ve Eğil birer konakdır. Şimâlinde Harput bir menzildir. Kıblesinde Diyârbekir iki menzildir. (---)(---)85a Andan bu kal‘a-i Palu ensesinde Bağın nâm bâğ-ı İrem-misâl bir köydür. Kürdistân içre meşhûr-ı âfâk bir mesîregâh [u] teferrücgâh hıyâbân-ı kuyâhdır kim Palu beğlerinin hâssıdır. Andan bir nehr-i zülâl bir kayadan tulû‘ eder âb-ı hayâtdan nişân verir. Şattü'l-Arab'ın üç başı vardır. İbtidâsı budur kim edîm-i arzda lâ nazîr bir nehr-i âb-ı hayvândır. İskender'in bu mahalde bir nişîmeni vardır. Şatt'ın bir fırkâsı dahi Ergani haylinde Taht-Maşat nâm bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı tâhirdir kim bu dahi bir bî-bedel zülâl-i cân-perverdir. Şatt'ın bir kolu dahi Harput ile Ergani' mâbeyninde Demirkapu ile Çınarlı deresinden gelüp mezkûr üç kol nehr-i Şatt Birdınıç nâm bir göz cisr-i azîm kim bir kayadan bir kayaya binâ olunmuş tâk-i Kisrâ'dan nişân verir eflâke ser-çekmiş bir kantara-i âlînin altında üç aded Şattü'l-Arab bir yere cem‘ olup ba‘dehû Berrecîl nehri mahlût olur ve Kara köprü altından cereyân eden nehr-i (---) munsab olup Diyârbekir'in Fıs Kayası altından ubûr edüp çay bostânlığın ve reyhânlığın reyy edüp yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve kasabât u medâyinleri saky edüp Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca yüz elli aded enhâr-ı azîmler mahlût olup Bağdâd'dan aşağı Diyâle ve Çarka ve Zarb-ı Alî ve altmış aded nehr-i azîmler munsab olup Basra'dan yukaru üç menzilde Kurna kal‘ası burnunda nehr-i Furât ile nehr-i Murâd bir yerden gelüp Kürna'da Şatt'a mahlût olup Şattü'l-Arab derler. Basra önünde Hindistân ve Portugal gemileri gelüp yanaşır. Bahr-i Ummân-misâl bir Şattü'l-Arab olup niçe müverrihler bu Şatt'ın ve Murâd ve nehr-i Furât'ın tâ tulû‘larından Basra önünde bahr-i Ummân'a mahlût olunca bu üç nehr-i azîme sagîr u kebîr iki bin altmış enhâr mahlût olur deyü hey’et kitâblarında tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b–85a ·
metinde göster ·
… Şatt-ı Bağın ve Şatt-ı Maşa ve Şatt-ı Demirkapu ve Şatt-ı Tercil, bu dördü bir
yere cem
‘ olup cereyân ederek Karaköprü altında nehr-i (---) dahi bunlara mahlût olur. A …
Bâlâda terkîm olunan üç aded Şat Birdinic nâm eflâke ser çekmiş bir cisr-i benâm altında mezkûr Şatt-ı sâlis bir olup hayli nehr-i azîm olur. Ba‘dehû mezkûr kehkeşân-âsâ semâya ser çeken kantara-i Birdinic'den aşağı Şatt-ı sâlis ittifâkıyla cereyân ederek Tercil nehri dahi gelüp bu Şatt-ı selâse kavuşup ana Şatt-ı Tercil derler. Bu dahi mâ-i kevserden nişân verir bir sâhib-i şân nehirdir. Şatt-ı Bağın ve Şatt-ı Maşa ve Şatt-ı Demirkapu ve Şatt-ı Tercil, bu dördü bir yere cem‘ olup cereyân ederek Karaköprü altında nehr-i (---) dahi bunlara mahlût olur. Ammâ bu nehir (---)(---) dağdan gelüp Şatt'a rîzân olmağile Şat add olunmaz. Zîrâ hilâf semtden gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
… le çergeleri ve sâ’ir haymelerin bir yere yıkup develeri ve katırları cümle bir
yere cem
‘ edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. …
Menzil-i Hâsçayır: Bu mahalde cümle refîklerimiz ile hayme vü hargâhlarımız kurup paşanın cümle çergeleri ve sâ’ir haymelerin bir yere yıkup develeri ve katırları cümle bir yere cem‘ edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. Zîrâ bu mahallin hırsızı Tercil ve Atak ve Mührani ve Kulp'dan berü sökün edüp geldikde Allahümme âfinâ "Sürmeden gözü, ağızdan sözü çalarlar" ve gâyet cengâver ve dilâver ve harâmîlikde hünerverlerdir, ammâ bu mahal Hazzo hâkidir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a ·
metinde göster ·
… açan bu diyârın cümle eşcârâtına su yürümeğe başladıkda bu şehir sıbyânları bir
yere cem
‘ olup her kavak ağacına sağîr ü kebîr yetmişer ve seksener ve yüzer mikdârı gul …
Hikmet-i garâ’ib temâşâ: Bu kavm sıbyânının cür’etine hayrânım ki kaçan bu diyârın cümle eşcârâtına su yürümeğe başladıkda bu şehir sıbyânları bir yere cem‘ olup her kavak ağacına sağîr ü kebîr yetmişer ve seksener ve yüzer mikdârı gulâmlar bu kavaklara tırmaşup çıkdıkça tâ zirve-i a‘lâlarına vardıklarında kavak ağacının tahammülü olmayup bâr-ı sakîlden hemân ağaçlar Birecik yayı gibi eğilüp ser-nigûn olurken cümle ciğer-kûşeler kavak ağacının dallarına yarasa kuşu gibi sarılup kavak ağacının evc-i âsumâna çıkmış ucu oğlanların ağırlığından tâ yere düşüp yatar. Bu kerre nâresîde tıflânlar birer birer dallardan kendülerin yere atarlar. Bu kerre kavak ağacının yükü hafîf olup ağaç üzre ancak kırk elli oğlan kalır, ammâ zehredâr olanları tâ ağacın doruğunda kalır. Bu kerre ağaç deprenüp kalkmak ister, ammâ dahi üzerinde gulâmlar çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
… mûm olmuşlar. Ba‘dehû bu Rûmiyye'de medfûn Şeyh Sâlih hazretleri merd ü zen bir
yere cem
‘ olup tevhîd edüp mum söndürmeği men‘ etmişdir. Hâlâ Acem'de dahi vardır. Ammâ …
Ba‘dehû kendülerinden sonra niçe halîfeleri mum söndürüp ehl ü ıyâlleri bulmada hatâ edüp "Acem mum söndürücüdür." deyü mezmûm olmuşlar. Ba‘dehû bu Rûmiyye'de medfûn Şeyh Sâlih hazretleri merd ü zen bir yere cem‘ olup tevhîd edüp mum söndürmeği men‘ etmişdir. Hâlâ Acem'de dahi vardır. Ammâ Hudâ âlimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… ü Hazret-i İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve niçe bin muhibb-i Hânedân-ı Alîyân bir
yere cem
‘ olup müşâvere-i netîce edüp "Hâk-i Kûfe'de nûr-ı Alî hâk-i Medîne'de nûr-ı Muh …
Ve kırk gün kırk gice bu nûr, ber-devâm durduğundan bildiler kim Kûfe diyârına ibtidâ zâhir olan nûr yerinde cesed-i Alî'dir, deyü Hazret-i İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve niçe bin muhibb-i Hânedân-ı Alîyân bir yere cem‘ olup müşâvere-i netîce edüp "Hâk-i Kûfe'de nûr-ı Alî hâk-i Medîne'de nûr-ı Muhammedü'l-Mustafâ tulû‘ edüp evc-i semâda birbirleriyle iki nûr-ı mübîn cem‘ oldu." deyü müttefekun aleyh olup kırk birinci gün Medîne ve Kûfe'den tulû‘ eden nûreyn-i bedreyn-i münîreyn gâyib oldukda İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin nûr tulû‘ eden mahalle müfîd ü muhtasar bir kubbe inşâ etdiler. İmâm Hasan Medîne'de merhûm olduğu gün kubbe-i pür-envârın bir tarafı münhedim oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355a ·
metinde göster ·
… ünde kal‘a-i Kurna'ya dâhil olduk. Ammâ bu kal‘a-i Kurna gerçi Şatt-ı Furât bir
yere cem
‘ olduğu cezîrededir ammâ iki nehir bir olduğu mahal Kurna'dan yukaru Bağdâd cân …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı kal‘a-i Kurna: Evvelâ bu kal‘a-i Kurna'dan kal‘a-i Bağdâd'a varınca on beş menzildir, yüz otuz üç sâ‘at yerdir. Ammâ bu hakîr Murtezâ Paşa kethudâsıyla âheste âheste köyden köye ve ziyâretden ziyârete giderek ve zevk u safâlar ederek otuz bir günde kal‘a-i Kurna'ya dâhil olduk. Ammâ bu kal‘a-i Kurna gerçi Şatt-ı Furât bir yere cem‘ olduğu cezîrededir ammâ iki nehir bir olduğu mahal Kurna'dan yukaru Bağdâd cânibine (---) nâm mahalde iki nehir birbirine mahlût oldukdan sonra bu nehreyn-i azîmeyne Şattu'l-Arab derler kim deryâ-misâl olup tâ Arace ve Semâvât kal‘alarına varınca deryâ gibi talattum edüp azîm Hindistân gemileri ve Portukal küffârı gurâbları işler. Ve bu kal‘a-i Kurna'dan cânib-i kıbleye yine nehr-i Furât'ı geçüp ara yatıda kal‘a-i Basra'ya varılmak mümkindir ammâ üç menzilde refâhiyyet üzre erilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359b ·
metinde göster ·
Ve cümle a‘yân-ı dîvân ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân bir
yere cem
‘ olup Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre müşâvere edüp sulehâ-yı ümmetden Kazancızâde …
Ve cümle a‘yân-ı dîvân ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân bir yere cem‘ olup Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre müşâvere edüp sulehâ-yı ümmetden Kazancızâde re’yiyle nakîbüleşrâf ve Nişâncı Süleymân Paşa'yı gulû eden kullara 6a elçi gönderdiler. Kul tâ’ifesi de Süleymân Paşa'yı rehin alıkoyup kendülerden niçe ebü'l-kelâmları nakîbüleşrâf ile sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp "Cümle kulun pâdişâhım ayak dîvânı olmak ricâ ederler" dediklerinde nakîbüleşrâf nihânîce pâdişâha ve vâlideye kulun fetret-i isyân [u] tuğyân-ı vefretin sıhhati üzre haber verince huzûr-ı pâdişâhda hâzır olan musâhib [u] musâhibeler ayak dîvânı olmasına aslâ cevâz göstermediler. Çünkim ayak dîvânı olmayup cemî‘i haşerât-ı eşkıyâ-yı bî-bekâ-yı pür-şekâ sadâ-yı Allâh Allâh'a üç nöbet rehâ buldurup ol gece cümle zorbalar zor-ı bâzûlarına dayanup Yenicâmi‘de ve hareminde ve Atmeydânı'nda ve Mehterhâne'de ve ednâları Atmeydânı'nda Çingane cergelerinde "Habarla çörteni" diyerek Çinganelere mihmân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b–6a ·
metinde göster ·
… a yine Paşa sarâyında {bir} ziyâfet tertîb etdi kim iki pâdişâh-ı cem-cenâb bir
yere cem
‘ olsa aslâ hicâb çekilmezdi, zîrâ sükkerî ta‘âm-ı mümesseklerdi kim ancak olur.
Ertesi gün Mahmûd Ağa paşaya yine Paşa sarâyında {bir} ziyâfet tertîb etdi kim iki pâdişâh-ı cem-cenâb bir yere cem‘ olsa aslâ hicâb çekilmezdi, zîrâ sükkerî ta‘âm-ı mümesseklerdi kim ancak olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
… rk yedi bin aded Bucak Tatarıyla atlanup istikbâle çıkup fi'l-hâl iki asker bir
yere cem
‘ olup yalı ağası ve hakîr atlarımızdan piyâde olup Nûreddîn Sultân'ın pây-ı sem …
Bir sabâh vaktinde ol havâle olan dağlar tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarfetü'l-ayn içre anı gördük. Nûreddîn Sultân kırk bin Kırım askeriyle nümâyân olunca biz dahi kırk yedi bin aded Bucak Tatarıyla atlanup istikbâle çıkup fi'l-hâl iki asker bir yere cem‘ olup yalı ağası ve hakîr atlarımızdan piyâde olup Nûreddîn Sultân'ın pây-ı semendine yüzler sürüp yine atlarımıza süvâr olup sultân ile hakîr atbaşı berâber olup niçe kelimâtlar ederek yine sahrâ-yı Podhayiçse'de meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… bağladılar ve birkaçın îzâ ve işkence ile öldürdüler. Ve cümle kara kuşlar bir
yere cem
‘ olup kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa uçup hâr-ı hâşâklar taşı …
"Evliyâm, hayr ola. Bu leyle-i mübârekede görürüm. Özü kal‘ası üstüne niçe bin kara kuşlar konup feryâd [u] figânlar ederek ayaklarında[n] ve minkarlarından ber-havâ kal‘a içine birer taş bırakdılar. Hemân kal‘a içinden bir feryâd u figân kopup kal‘a kapuların açup cümle ümmet-i Muhammed kal‘adan kaçarken taşra çıkan âdemlerin niçesin kuşlar yemeğe başladı. Ve kal‘adan ba‘zı ümmet-i Muhammed niçe yüz kuşları ayaklarından tutup bağladılar ve birkaçın îzâ ve işkence ile öldürdüler. Ve cümle kara kuşlar bir yere cem‘ olup kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa uçup hâr-ı hâşâklar taşıyup yuva yapmağa başladılar. Hemân kal‘a içinden bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kanatları yanup yere düşüp kanatsız kuyruksuz dik dik kalkışmağa başlayup uçmağa medârları kalmadı" deyüp bu vâkı‘ayı hakîre dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53a ·
metinde göster ·
… e nehr-i Ergene ve nehr-i Istıranca ve Yenehisâr ve Bunarhisâr suları cümle bir
yere cem
‘ olup nehr-i azîm Ergene oldukda bu kasaba dibinde mezkûr nehirler üzre merhûm …
Bu kasabanın cânib-i garbında Edirne'ye giderken hemân şehir dibinde nehr-i Yene ve nehr-i Ergene ve nehr-i Istıranca ve Yenehisâr ve Bunarhisâr suları cümle bir yere cem‘ olup nehr-i azîm Ergene oldukda bu kasaba dibinde mezkûr nehirler üzre merhûm Sultân Murâd Hân-ı Sânî tâbe serâhu bir cisr-i azîm inşâ etdirmiş kim Rûm ve Arab u Acem ve Belh u Buhârâ ve Luristân ve Moltan ve Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk ve diyâr-ı Alman ve bî-amânda nazîri yok bir püll-i kavs-i kuzahdır. Gerçi Van ile Erzurûm arasında nehr-i Araz üzre Altun Halkalı Köprü ve yine nehr-i Araz üzre Erzurûm'un Hasankal‘ası kurbunda Çoban Sultân köprüsü ve Kürdistân'da nehr-i (---) üzre Hasankeyf cisri ve Diyârbekir eyâletinde Hazzo kal‘ası kurbunda nehr-i Batman üzre Batman kantarası ve Kırşehri kurbunda nehr-i Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve yine nehr-i Kızılırmak üzre Osmâncık şehrinde Köprü ve Geyve kasabası kurbunda nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve diyâr-ı Rûm'da şehr-i Edirne içre Mihâl köprüsü ve ana karîb Mustafâ Paşa cisri nehr-i Meriç üzeredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… üp yine Varna'dan gemilerle karşu Sinab şehrine geçer. Ol sene cümle küffâr bir
yere cem
‘ olup Yaş şehri etrâfına bir hisâr-ı üstüvâr edüp yine isyân ederler. Yine üzer …
Ba‘de'z-zamân Devlet-i Âl-i Osmân'da Boğdan küffârı niçe kerre isyân edüp âhirü'l-emr sene 805 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıldırım gibi bu diyâra yetişüp cümle küffârın dendân-ı tîğdan geçirüp şehri feth edüp bakıyyetü's-seyf olan küffârları harâca kesüp yine Varna'dan gemilerle karşu Sinab şehrine geçer. Ol sene cümle küffâr bir yere cem‘ olup Yaş şehri etrâfına bir hisâr-ı üstüvâr edüp yine isyân ederler. Yine üzerlerine Yıldırım Hân gelüp cümle küffârı kılıçdan geçirüp inşâ etdikleri kal‘ayı münhedim edüp yine Anadolu'ya geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a ·
metinde göster ·
Eyle bir arz-ı âlîye vâki‘ olmuş kim nehr-i Tuna ile nehr-i Sava bir
yere cem
‘ olduğu mahalde bir kayalı burun ucunda vâki‘dir. Nehr-i Sava cânib-i cenûbunda …
Eyle bir arz-ı âlîye vâki‘ olmuş kim nehr-i Tuna ile nehr-i Sava bir yere cem‘ olduğu mahalde bir kayalı burun ucunda vâki‘dir. Nehr-i Sava cânib-i cenûbunda tâ Bosna ve {Hırvadistân ve Islovin} serhadlerinde Kırka sancağı ve Bihke sancağı ve Korpa sancağı ve Kosdaniçse ve Odvina ve Lika ve Çerniçse kal‘aları ve kâfirin Galya ve Dodoşka dağlarından ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu kefereleri vilâyetlerinin dağlarından nehr-i Sava cem‘ olup kal‘a-i Raça önünde {nehr-i Drin'e karışır, ammâ nehr-i Drin} yine Bosna serhadlerinde {Hersek sancağı dağlarında Çemerne dağından ve Zagor'dan ve Oluk dağlarından cem‘ olup şehr-i Foça içinde nehr-i Tihotine ile bir olup andan kasaba-i Ustikolona'ya ve Bosna Vişegrad'ı ve kasaba-i Sirebreniçse ve kasaba-i Valiva'ya ve niçe kurâ vü kasabâtlara uğrayup andan} kal‘a-i İzvornik önünden ve şehr-i Beline önünden cereyân eden nehr-i Drin bu nehr-i Sava'ya mahlût olup deryâ olarak kal‘a-i Böğürdelen'den ubûr edüp Belgrad'ın aşağı kal‘ası burnunda Sultân Süleymân kullesin döğerek nehr-i azîm Tuna'ya karışup mecma‘ü'l-bahreyn olup ikisi deryâ olur. Ve nehr-i Tuna dahi kal‘a-i Belgrad'ın cânib-i garbından cereyân edüp ibtidâ tulû‘ı Alman diyârında Alman dağlarından çıkup niçe kılâ‘lardan sonra pây-ı taht Ungurus-ı menhûs olan kal‘a-i Peç'e andan kal‘a-i Pojon ve Yanık ve Komran ve bizim Üstürgon Vişegrad ve Vaç ve Peşte ve Budin ve Ösek ve Varadin ve Islankamin ve Zümon nâmân kal‘aları önünden güzer edüp nehr-i Tuna mezkûr Belgrad dibinde nehr-i Sava'ya mahlût olur. şehr-i Belgrad'ın kal‘ası ve varoşu bu nehreyn-i azîmeynin burnunda bir püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ küffâr makhûr u müdemmer ve asâkir-i İslâm mansûr [u] muzaffer olup bu kadar mâl-ı ganâ'im ile ol gün Hilevne sahrâsında paşanın otağı önüne bu kadar mâl-ı ganâ'im ve esîrler ve kelleler sırıklar üzre dizilüp sıhhat ü selâmetle vâsıl olup cümle şühedâları bir yere cem‘ edüp cenâze namâzları kılınup şehîdlik nâm mahalde defn olundu. Ba‘dehû ordu-yı İslâm'da bir yaylım tüfeng şâdumânları ve kal‘adan dahi top şâdumânları olup paşanın huzûruna altı yüz avrat ve oğlanları cümle guzât getirüp bunların içinden mahbûb u mahbûbe esîrlerin güzîdelerinden yüz elli esîr penc-yek verdiler. Ve bizim imdâda yetişüp kırdığımız keferelerinin bakıyyetü's-seyf olan esîrlerin güzîdelerinden ve yetmiş aded harâmî başları esîrlerinden ve yedi yüz aded orta hâlli esîrlerden paşaya bunların güzîdesinden iki yüz nâmdâr esîr-i mâldâr verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… bin milel-i müşrikîn-i bed-âyînlerden cümle doksan bin aded kâfir-i dâllin bir
yere cem
‘ olup kal‘a-i Kinin'i muhâsara edüp yedi yerden yetmiş yedi aded balyemez ve ad …
Hattâ sene (---) târîhinde Fazlî Paşa Bosna eyâletine mutasarrıf iken Köprez nâm sahrâda muhâfaza edüp dururken bu Kinin kal‘asın Hırvat ve İslavin ve Dodoşka memleketlerinin ceneralleri ve kralları olan la‘în ve baş kapudanları olan Hoysek nâm bî-dîn ve Venedik ceneraliyle piyâde ve süvârîden yigirmi bin aded müşrikîn ve bizim re‘â[yâ] vü berâyâmız iken Fireng'e tâbi‘ olup Uskok olan fâcirîn ve niçe bin milel-i müşrikîn-i bed-âyînlerden cümle doksan bin aded kâfir-i dâllin bir yere cem‘ olup kal‘a-i Kinin'i muhâsara edüp yedi yerden yetmiş yedi aded balyemez ve adûya amân vermez top-ı kûplar ile kal‘a-i Kinin'i döğmeğe başladıklarında, ol gün Fazlî Paşa'ya bu haber-i mûhiş erişdikde ol gün ol gece Fazlî Paşa başına yigirmi bin asker-i İslâm cem‘ edüp Hilevne sahrâsında meks eder. Anda yigirmi bin asker dahi cem‘ olup hemân "Tevekkülen-alallâh" deyüp kırk bin güzîde salt asker-i kerrâr ile bilâ-tevakkuf ılgar edüp nısfu'l-leylde kal‘a-i Kinin kurbunda bir virbelistân, ya‘nî söğüdlük içre pinhân olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… er kağan arslanı, merdânelik cibâlinin bebr ü pelenk ve kaplanı idi. Bunlar bir
yere cem
‘ olup re’y [ü] tedbîr ve ittifâk ü ittihâd ile elbir edüp cümle guzât ile emîrâ …
Fazlî Paşa Kethüdâsı Gürcî Mehemmed Kethüdâ dahi Banyaluka'da bu haber-i mûhiş mesmû‘ı olduğu gibi ol dahi beş bin aded güzîde asker ile bilâ-tevakkuf guzât-ı İslâm ile ta‘kîb edüp İzmiyan dağların ve Varçal vakfı bellerin aşup Kinin altında Paşa'ya yetişirler. Hemân bilâ-tevakkuf "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişirler. Bi-inâyetillâhi Te‘âlâ küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ân-ı vâhidde kırk yedi bin kâfir dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyf olanlar dağlara firâr etdiklerinde Bosna Alaybeğisi İsmâ‘îl Beğ ve bürâderi Mîr-i alem Beğ ve Hersek Beği Çengîzâde Beğ bunların her biri bezm [u] rezmin birer kağan arslanı, merdânelik cibâlinin bebr ü pelenk ve kaplanı idi. Bunlar bir yere cem‘ olup re’y [ü] tedbîr ve ittifâk ü ittihâd ile elbir edüp cümle guzât ile emîrân-ı mûmâ-ileyhler firâr eden kâfirlerin akîblerine düşüp kova kıra on bin aded durgun ve dargın ve mecrûh nâ-mecrûh kâfirleri dest ber-kafâ kayd [u] bend ile huzûr-ı Fazlî Paşa'ya getirüp bunlara hil‘at-i fâhireler ve serlerine çelenkler takılup ihsânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
‘ olduğu mahalde yedi nehir cârî olduğu mahsûldâr zemîn içre kırk altı mahalledi …
Ve Yenibâzâr şehri üç vilâyetin hudûdu bir yere cem‘ olduğu mahalde yedi nehir cârî olduğu mahsûldâr zemîn içre kırk altı mahalledir. Evvelâ Karahocazâde mahallesi, el-Hacı İbrâhîm Efendi mahallesi ve Zülfikârzâde Mahmûd Ağa mahallesi ve Yelec mahallesi ve Tereke Bâzârı mahallesi ve İsâ Beğ mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ma‘lûmum bu mahallâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b ·
metinde göster ·
… ine ol gece yüz piyâde yiğit tüfeng-endâz ve yüz cürd atlı pür-silâh şehbâz bir
yere cem
‘ {olup} yine mağrib cânibine bir gün bir gece gidüp bir sengistân dağlarda mağâ …
Yine ol gece yüz piyâde yiğit tüfeng-endâz ve yüz cürd atlı pür-silâh şehbâz bir yere cem‘ {olup} yine mağrib cânibine bir gün bir gece gidüp bir sengistân dağlarda mağâralar içine kırk elli pâre köyün kâfirleri kapanmışlar. Bir hayli ceng-i azîm etdik. Sarp kayalar olmağile bir vech ile zafer mümkün olmayup biz dahi fâriğü'l-bâl olup gerü avdet etdikde aşağı derelerdeki hayvânâtlara tama‘ etmeyüp cümlemiz ale'l-ittifâk Şebevar deresiyle gerüye gelirken üç bin kadar semîn sığırlar ganîmet alup 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
… . Sol tarafda pür-silâh olup dururlar" dedikde biz dahi Tatar gâzîlerimizle bir
yere cem
‘ olup müşâvere edüp elimizde olan esîrlerin elleri kılıca yapışmağa kâdir olanl …
"Bire meded küffâr boğazın ağzın almış ve azîm ağaçları kırıntılar dökmüş. Sol tarafda pür-silâh olup dururlar" dedikde biz dahi Tatar gâzîlerimizle bir yere cem‘ olup müşâvere edüp elimizde olan esîrlerin elleri kılıca yapışmağa kâdir olanları ân-ı vâhidde kılıçdan geçirdik. Ve cümle sığır ve koyunları sıyırup saldık. Ve cümle arabaları tabur gibi ederek kâfir bizi beklediği Bortin boğazı nâm mahalle varup tekrâr müşâvere edüp küffâr aşağı boğazı beklerken yüz aded tüfeng-endâz yiğitlerimiz dağdan kâfirlerin üzerlerine bir yaylım kurşum yağdırdıkları gibi bizler dahi Tatarlar ile iki yüz yiğit dere içinden "Allâh" deyüp koyuldukda hamd-i Hudâ küffârı boğaz ağzından koparup atlıların atlımız, piyâdelerin piyâdelerimiz kıra kıra ol ân yüz kelle ve iki yüz Macar ve iki avret esîr edüp mukaddemâ kırdığımız(ın) esîrlerin ivazın Hudâ-yı Barî yârî olup bu kadar mâl-ı ganâ’im alup bırakdığımız sığırları dahi çözüp {ve esîrleri alup}4a hamd-i ilâh esîrlikden halâs olup serserî giderken on iki aded esîr Macarlarımız eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b–4a ·
metinde göster ·
… n bir mesâfe-i ba‘ide cânib-i garba giderken bir alay gâziyân-ı mücâhidâ[n] bir
yere cem
‘ olup "Allâhu Ekber Arapça " deyüp ta‘accüb-künân söyleşirler. Hakîr dahi at …
Evvelâ şehr-i Kaşa-i bâğ-ı İremden bir mesâfe-i ba‘ide cânib-i garba giderken bir alay gâziyân-ı mücâhidâ[n] bir yere cem‘ olup "Allâhu Ekber Arapça " deyüp ta‘accüb-künân söyleşirler. Hakîr dahi at depüp ileri vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir
yere cem
‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… piyâde kapukulu yeniçerilerin ve Eğre ve Budin yeniçerileri ve cebecilerin bir
yere cem
‘ edüp bir kol etdi ve gayri vüzerâ ve mîr-i mîrânların sekbân ve sarıca yiğitle …
Netîce-i kelâmları âhir Tatar askerin üç sâ‘at sol cânibden dağlara gönderdiler ve Eğre eyâleti atlıların sağ tarafdan gönderdiler. Anlar ol taraflarda dağlardan girmede 21a , ammâ beri tarafda serdârımız İsmâ‘îl Paşa cümle piyâde kapukulu yeniçerilerin ve Eğre ve Budin yeniçerileri ve cebecilerin bir yere cem‘ edüp bir kol etdi ve gayri vüzerâ ve mîr-i mîrânların sekbân ve sarıca yiğitlerine Melek Ahmed Paşa kethudâsın serdâr edüp bir kol dahi ileri atlanup kendüsü ve gayri mîr-i mîrânlar ile atlı ve yayan kalb-i askerde cem‘ olup cümle guzât bir ağızdan ve bir uğurdan derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden Allâh Allâh sadâsına rehâ buldurup cümle göz karardup hücûm-ı mehcûm ile küffâr üzre yedi yerden yürüyüşler edüp iki tarafdan ol kadar top ve tüfengler atılup İslâm askeri âteş-i Nemrûd içinde kalup kırıntılık içinden kâfirleri sehel sürüp yerlerine cünûd-ı müslimîn girüp çet-a-çet köpek cengine başlayup bizim toplar içre neft ve katrân ve paçavralar koyup tabura yedi sekiz kerre topları atdıklarında câ-be-câ taburun dıraht-ı müntehâları şiddet-i rûzgâr-ı zor-kârdan tutuşmağa başladı ve küffâr ile guzât-ı [muvah]hidîn kırıntılar içinde savaş-ı perhâş eder[ek] yaka yakaya gelmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b–21a ·
metinde göster ·
… üp andan cümle şehri âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr edüp şehirden taşra cümlemiz bir
yere cem
‘ olup mukaddemâ sekiz yüz yiğit iken ancak üç yiğit şehîd olup bu kadar üsârâla …
Cânib-i erba‘ayı dahi ararken serhadli refîklerimiz "Gidelim hay" deyü feryâ[d] vây çağrışmağa başladıklarında "Bire refîklerimiz gidiyor" deyü şikâr a[r]amadan fâriğ olup derhâl sarâyın âhûruna girüp yigirmi re’s at ve altı atlı bir münakkaş hınto araba çıkarup cümle üsârâları atlara ve cümle mâl-ı ganâ’imleri arabaya tahmîl edüp andan cümle şehri âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr edüp şehirden taşra cümlemiz bir yere cem‘ olup mukaddemâ sekiz yüz yiğit iken ancak üç yiğit şehîd olup bu kadar üsârâlar ve bu kadar atlar ve bu kadar arabalar ile bir azîm asker olup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… erem ve mazınne-i kerâme kimesne idi. Her leyle-i Cum‘ada cemî‘i hüddâmları bir
yer[e] cem
‘ olup Melek ile bile rûh-ı Resûl-i Ekrem içün kırk bin salavât-ı şerîfe getirüp …
"Vallâhi pâdişâhım, bu oğlan çehresinden bellidir kim Hazret-i Allâh bunu kâmil ve sâhib-i ayâr edüp mürebbîye muhtâc etmemiş. Kendü yed-i kudretiyle terbiye etmiş. Ancak bizde yatsın ve kalksın" buyururlar. Ammâ mezkûr Mustafâ Ağa işte sulehâ-yı ümmetden bir sâhib-i kerem ve mazınne-i kerâme kimesne idi. Her leyle-i Cum‘ada cemî‘i hüddâmları bir yer[e] cem‘ olup Melek ile bile rûh-ı Resûl-i Ekrem içün kırk bin salavât-ı şerîfe getirüp kendüleri bin bir aded sûre-i innâ a‘taynâ tilâvet edüp ol gece Hazret-i Risâlet-penâh'ı rü’yâsında görüp ve niçe kerre bi'l-müvâc[eh]e müşâhede-i cemâl edüp kelimât ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47a ·
metinde göster ·
‘ olup aşağı dereler ardından kâfirlerin olduğu bayırlara havâle dağlara çıkup c …
deyüp kasem billâh ile cümle ale'l-ittifâk bir yere cem‘ olup aşağı dereler ardından kâfirlerin olduğu bayırlara havâle dağlara çıkup cümle tüfenglere avucumuzla saçma doldurup hemân bir uğurdan teper aşağı "Allâh" deyüp hücûm edince şikâr derdine düşmüş kâfire bir yaylım beş yüz tüfeng kurşumu girince niçe küffâr silâha el edüp ceng etmeğe âğâze etdi, ammâ gayri küffâr silâhlanınca be-emri Hudâ küffâr-ı bed-girdâr târumâr olunca biz dahi şîrînleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
… nden şehîd olan kırk bin aded ümmet-i Muhammed'in na‘şelerin Süleymân [Hân] bir
yere cem
‘ edüp Mihaç kal‘ası kurbunda mezkûr olan Süleymân Hân Depesi nâmıyla ma‘rûf ol …
Ve bu sahrânın niçe yerlerinde tille tille ve püşte püşte küffâr üstühânları kubbe kubbe yığılıdır kim acâ’ib temâşâdır, ammâ bizim guzât-ı müslimînden şehîd olan kırk bin aded ümmet-i Muhammed'in na‘şelerin Süleymân [Hân] bir yere cem‘ edüp Mihaç kal‘ası kurbunda mezkûr olan Süleymân Hân Depesi nâmıyla ma‘rûf ol püşte-i âlîde cümle şühedânın bir yerden cemî‘i guzât-ı müslimîn namâzların kılup ol mahalle defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı züvvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·