… a baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa
yerinde
munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes …
143 ḳaçan keldi erse musa öd urmışımızḳa sözledi aŋar anıŋ iḍisi aydı: ey iḍim körkitgil maŋa baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ evveli men
… l amûd dâ’im idi şehr-i Kostantîn'de tâ‘ûndan nişân yok idi. Âhir münhedim edüp
yerinde
Bâyezîd-i Velî bir hammâm-ı dil-küşâ binâ edüp ol gün ki mezkûr amûd ser-nigûn …
On birinci tılısm: Sultân Bâyezîd-i Velî hammâmının zemîninde çâr-kûşe yek-pâre bir sütûn-ı âlî var idi kaddi seksen zirâ‘ idi. Gezbazya nâm bir kehhân-ı köhne-i devr [ü] zamân ol amûdu tâ‘ûn içün mutalsam etmiş idi. Nitekim ol amûd dâ’im idi şehr-i Kostantîn'de tâ‘ûndan nişân yok idi. Âhir münhedim edüp yerinde Bâyezîd-i Velî bir hammâm-ı dil-küşâ binâ edüp ol gün ki mezkûr amûd ser-nigûn oldukda Bâyezîd Hân'ın bir oğlu mat‘ûnen Edirnekapusu hâricinde Dâvûd Paşa Bâğçesi'nde vefât edüp yine Edirnekapusu bîrûnunda bir soffa üzre defn edüp andan sonra İslâmbol içre tâ‘ûn istîlâ eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… i. Hâlâ Yeniçeri Ağası sarâyı ve Siyâvuş Paşa sarâyı zemîni mezkûr Sarây-ı Atîk
yerinde
idi.
Andan bir köşesi tâ Dellâk Mustafâ Paşa sarâyında nihâyet bulurdu. Andan bir rüknü Küçükbâzâr seddi ve sarnıcı üzre karâr bulmuş idi. Hâlâ Yeniçeri Ağası sarâyı ve Siyâvuş Paşa sarâyı zemîni mezkûr Sarây-ı Atîk yerinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… a‘în'dir. Bunlar şer‘-i Resûl-i mübînin tarafından İslâmbol'un dörd mevleviyyet
yerinde
kırk mahkeme vardır. Anlar hâkim-i erba‘îndirler. Bunlar dahi ta‘zîr ve hapishâ …
Ve On dördüncü hâkim: Erba‘în'dir. Bunlar şer‘-i Resûl-i mübînin tarafından İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde kırk mahkeme vardır. Anlar hâkim-i erba‘îndirler. Bunlar dahi ta‘zîr ve hapishâne sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
tâ Karadeniz Boğazının iki cânibinde olan kasabâtlarda olan cümle otuz üç hâkim …
Hulâsa-i kelâm İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde tâ Karadeniz Boğazının iki cânibinde olan kasabâtlarda olan cümle otuz üç hâkimdir. Ve otuz beş nâhiye kadısıdır. Ammâ Beğkoz kasabası kazâsı başka kazâdır kim müneccimbaşıların meşrûtasıdır. İnşâ’allâh bu kazâ ve hükûmetler mahallerinde ale'l-infirâd tahrîr olunup bu kazâlardan gayrı dörd mevleviyyetin cümle taht-ı hükûmetinde yüz yetmiş altı nâhiye kazâları ve üç yüz altmış subaşılıkları ve seksen yedi yeniçeri kollukları ve yeniçeri serdârları vardır. Ve kırk yerde serbest evkâf subaşılıkları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… min önüne birer âlât-ı silâh koyup kendi önüne yeniçeri bir leğen içre su koyup
yerinde
herkes karâr eder. Hemân Gülâbî Ağa,
"Emr-i Hak ile me’mûr olduğunuz işleriniz görün" deyü fermân etdükde hemân mezkûr sipâhdan yeniçeri sûretine giren âdem ayağ üzre kalkup bir hücreyi küşâde kılup içeriden otuz sekiz gûne âlât-ı silâh çıkarup otuz sekiz âdemin önüne birer âlât-ı silâh koyup kendi önüne yeniçeri bir leğen içre su koyup yerinde herkes karâr eder. Hemân Gülâbî Ağa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
Andan yine bir âdem önünden bir oğlancık zâhir olup ardı sıra kurd ma‘sûmu kovarken seccâde-nişîn âdemin biri önündeki oku yayı alup kurda bir ok urup helâk eder. Ba‘dehu ma‘sûm bir köşede gâ’ib olur. Gülâbî Ağa şükr eder. Hemân karşu tarafdan üç âdem zâhir olup ikisini şeyhin izniyle salb edüp birin dahi salb ederken hemân Gülâbî Ağa'nın karârı kalmayup huzûr-ı şeyhe varup herîfi ricâ edüp afv ederler. Hemân yeniçeri Gülâbî Ağa'nın girîbânından yapışup yerinde oturdup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
Bu tahrîr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ İslâmbol'un dörd mevleviyyet
yerinde
olan (---) aded hünkâr bâğçelerinde dahi birer câmi‘-i şerîf vardır. Ol hisâb ü …
Bu tahrîr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde olan (---) aded hünkâr bâğçelerinde dahi birer câmi‘-i şerîf vardır. Ol hisâb üzre nefs-i İslâmbol'da ve etrâfında cümle (---) selâtîn câmi‘ler vardır. İnşâ’allâh İslâmbol etrâfındaki kasabaların câmi‘-i selâtînleri dahi mahallinde tahrîr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… bin Akşemseddîn: ilm-i ledünde gavvâs idi. Niçe bin halkı irşâd edüp pederleri
yerinde
sâhib-i seccâde idi, âhir sene 906 vefât edüp pederleri cenbinde âsûde olundu. …
eş-Şeyh Fazlullâh bin Akşemseddîn: ilm-i ledünde gavvâs idi. Niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerinde sâhib-i seccâde idi, âhir sene 906 vefât edüp pederleri cenbinde âsûde olundu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b ·
metinde göster ·
Tûlen ve arzen bu cirmde olan şehr-i azîm içre ibtidâ câmi‘-i atîk Koca Kâsım Paşa'{dır}. Bir düz yerde vâkı‘ olup çâr-kûşe bir dîvâr üzre çâr-kûşe harpüşte tahta kubbeli ve tahtânî câmi‘-i atîkdir. İçinde aslâ amûdları yokdur. Ve taşra haremi çınâr ve dud şecerleri ile müzeyyendir. Mâ-tekaddem imâreti var imiş, hâlâ bîmârhânedir. 125b Ve bir tabaka minâre-i mevzûnu var. Ancak bir kıble kapusu üzr[e] târîh (---)(---)(---)(---) Mi‘mâr Sinân binâsıdır. Ve harem içre mahkeme-i şer‘-i mübîn vardır. Ve hareminin yemîn [ü] yesârında iki kapusu var. Ve bu câmi‘ şehrin iz[di]hâm yerinde olmağile gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a–125b ·
metinde göster ·
kal‘a-misâl bir câ-yı menâs inşâ etdiler. Bu hâl üzre tâ (---) asrına varınca g …
Evvelâ kal‘a-i Kostantıniyye'yi İskender-i Kübrâ târîhinden sonra (---) Kıral binâ edüp Galata zemîni bir çemenzâr-ı hoş-hevâ ve mahsûldâr fezâ olmağile cemî‘i sağmal koyunlarını ve sığırlarını bu Galata zemîninde koyup südlerin dâ’imâ sağup kırala getirirler idi. Bu câ-yı mahsûldârda lezîz süd hâsıl olmağile ismine Galata dediler. Zîrâ lisân-ı Yûnân'da süde "galata" derler. Ba‘dehu çobanlara süknâ olmağiçün Kurşumlu Mahzen yerinde kal‘a-misâl bir câ-yı menâs inşâ etdiler. Bu hâl üzre tâ (---) asrına varınca geçinüp Galata günden güne amâr oldu. {İslâmbol'un şimâlinde olup mâbeynehümâsında bir mîl enli bir halîcdir. Nihâyeti garb tarafında Kâğızhâne'ye varılır on sekiz mîldir. İslâmbol'dan Galata'ya kayık ve pereme ve mavunalar ile ubûr olunur. Kefere asrında zencîr üzre cisr var imiş}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûmeli Hisârı
yerinde
sâkin olan ruhbân şekilli mü’min-i nihânînin mektûbu Ebü'l-feth'e varınca Mehem …
"İslâmbol'u feth edecek sensin" deyü tebşîr edüp "bu mahalde bir kal‘a ve Akdeniz Boğazı'nda iki kal‘a inşâ edüp Kostantıniyye'ye iki tarafdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ olmak mukarrerdir, cenâbınız dahi azametle Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûmeli Hisârı yerinde sâkin olan ruhbân şekilli mü’min-i nihânînin mektûbu Ebü'l-feth'e varınca Mehemmed Hân'a inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn müyesser olup iki yerden gayret kuşağın kuşanup Kostantîn izniyle sayd [u] şikâra gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çengelistânında sayd [u] şikâr edüp Terkoz kal‘ası kapudanından hedâyâlar alup ve kapudana Mehemmed Hân hedâyâlar verüp aslâ sulha muhâlif ü muğâyir bir iş etmeyüp Kostantîn'e niçe şikârlar gönderüp sûret-i dostlukda görünüp bu hisâr mahallinde bir şikârhâne sarây çiftliği binâ etmeğe istîzân edüp hisâr yerindeki râhib sûreti müslime buluşup, görüşüp, öpüşüp niçe hüsn-i tedbîr meşveretleri ederler. Tâ ki kıral-ı bed-fi‘âl-i dâldan elçiler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
binâya şürû‘ edüp binâ etdüklerini çalılar ile setr ederler. Ba‘dehu Sultân Meh …
Ba‘dehu deryâ-misâl asker ile hâlâ kal‘a yerinde binâya şürû‘ edüp binâ etdüklerini çalılar ile setr ederler. Ba‘dehu Sultân Mehemmed akl-ı Arasto râhib-i nihânînin re’y [ü] tedbîriyle Kostantîn'in elçi ile gönderdiği sığır postın gergiye gerüp ince bıçağ ile dâ’iren-mâdâr dilim dilim edüp ol cirmde yalçın kayalar üzre hisârı inşâ ederler. Yine râhib-i nihânî eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… al‘aya girüp top u tüfeng ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [ü] levâzımâtın yerlü
yerinde
edüp mezbûr ruhbân nihânî mi‘mâr-ı müslim tebdîl-i câme edüp Muhammed sünnetine …
Bu san‘at ile bu kal‘a 137a altı ayda tamâm olunca cümle hâr [ü] hâşâke âteş urup kal‘a-i cedîd ve dürr-i beyz-âsâ nümâyân olup cümle asker derûn-ı kal‘aya girüp top u tüfeng ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [ü] levâzımâtın yerlü yerinde edüp mezbûr ruhbân nihânî mi‘mâr-ı müslim tebdîl-i câme edüp Muhammed sünnetine ikrâm eyleyüp mü’min [ü] muvahhid şeklinde olup Rûmeli Hisârı dizdârlığın ricâ edüp ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b–137a ·
metinde göster ·
gûnâ-gûn dîdebân kadehleri vardır. Ve herbiri onar tabaka hücrelerdir. Kaçan ki …
İşte Rûmeli Hisârı bu eşkâlde bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn yalçın kayalar üzre garb cânibi evce peyveste olmuş kayalardır. Ve dâ’iren-mâdâr aslâ handakı yokdur, zîrâ cümle yalçın mâvî kayalar üzredir. Ve cirmi etrâfı altı bin adımdır ve dîvârının kaddi kırk zirâ‘dır ve üç kullesi seksener zirâ‘-ı melikîdir. {Herbiri kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp tâ zirve-i a‘lâları alemi yerinde gûnâ-gûn dîdebân kadehleri vardır. Ve herbiri onar tabaka hücrelerdir. Kaçan kim taraf-ı pâdişâhîden bir âdem mağzûb olsa bunda Mîm kullesine haps ederler kim kat-ender-kat müzehheb ve latîf kâ‘alar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… bir sığır derisi cirminde Silivrikapusunun iç yüzünde Koca Mustafâ Paşa câmi‘i
yerinde
bir kal‘a ve bir mahalle-i müslimîn içre bin âdem muhâfazacı koyup beher sene k …
Evvelâ sebeb-i binâ-yı şehr-i Üsküdar oldur kim şehr-i İslâmbol'u, Âl-i Emeviyyûn'dan ve gayrı pâdişâhlardan berren ve bahren yedi def‘a muhâsara edüp ba‘zı mahalde İslâmbol'un nısfın ve Galata'yı tamâmen feth edüp ve ba‘zı zamân harâca kesüp bu minvâl üzre bî-feth sulh [u] salâh ile avdet ederlerdi. Ammâ hicret-i nebeviyye'nin iki yüz kırk beş senesinde Hırkîl Kıral Kostantıniyye'de mürd olup oğlu Alina, kıral-ı dâll iken ol sene Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd yüz elli bin asker ile Üsküdar'dan geçüp İslâmbol'u muhâsara kılup âhir bilâ-feth avdet etmek nâmûsdur deyü bir sığır derisi cirminde Silivrikapusunun iç yüzünde Koca Mustafâ Paşa câmi‘i yerinde bir kal‘a ve bir mahalle-i müslimîn içre bin âdem muhâfazacı koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc almak üzre üç yıllık harâcı pîşin alup Bağdâd'a vardıklarında Alina Kıral isyân edüp İslâmbol içre olan ümmet-i Muhammedi katl-i âm ederken bi-emrillâh ol cengde Alina Kıral'ı ümmet-i Muhammed katl edüp niçe bin küffârı dahi katl edüp anlar dahi cümle şehîd olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a ·
metinde göster ·
… e cevâhirlerin alup niçe bin küffârı kırup Üsküdar'ı feth eder. Üsküdar bâğçesi
yerinde
ibâdet edüp,
Ba‘dehu Seydî Battâl Şâm'ı feth edüp Üsküdar'ın bu minvâl üzre imâretin işidüp başına gâziyândan yedi yüz âdem cem‘ edüp ale'l-gafle Üsküdar'ı basup Kızkullesi'ne kayık ile geçüp Kanator Kıral'ın kızın ve cümle cevâhirlerin alup niçe bin küffârı kırup Üsküdar'ı feth eder. Üsküdar bâğçesi yerinde ibâdet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
Hârûnu'r-Reşîd'in serâperdesi yerinde Seydî Battâl Gâzî'nin yedi sene sâkin olu …
Eskidâr'dan murâd Üsküdar bâğçesi yerinde Hârûnu'r-Reşîd'in serâperdesi yerinde Seydî Battâl Gâzî'nin yedi sene sâkin olup bâğlar ve beytü'l-hüzünler binâ etdüği dârlardır. Anıniçün Eskidâr derler. Üsküdar galatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
Eskidâr'dan murâd Üsküdar bâğçesi yerinde Hârûnu'r-Reşîd'in serâperdesi
yerinde
Seydî Battâl Gâzî'nin yedi sene sâkin olup bâğlar ve beytü'l-hüzünler binâ etdü …
Eskidâr'dan murâd Üsküdar bâğçesi yerinde Hârûnu'r-Reşîd'in serâperdesi yerinde Seydî Battâl Gâzî'nin yedi sene sâkin olup bâğlar ve beytü'l-hüzünler binâ etdüği dârlardır. Anıniçün Eskidâr derler. Üsküdar galatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
"Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm" deyüp sağ elin şeddin başı altında göbeği
yerinde
kemeri bendi üzre edüp ba‘dehu sağ eliyle pîrin seccâdesi üstüne el arkasın koy …
"Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm" deyüp sağ elin şeddin başı altında göbeği yerinde kemeri bendi üzre edüp ba‘dehu sağ eliyle pîrin seccâdesi üstüne el arkasın koya ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı
yerinde
ciğer ba‘zı yerinde bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık …
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı yerinde ciğer ba‘zı yerinde bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık aslâ hareket etmeyüp ölmüş. Ammâ ‘Ey Pâdişâh-ı Perverdigâr, âyâ bu nedir?’ deyü hayli tevakkuf etdim ammâ misk râyihası beni helâk eyledi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı yerinde ciğer ba‘zı
yerinde
bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık aslâ hareket etmeyü …
Bir sarây-ı azîm dîvânhânesi gibi bir vâsi‘ meydân ba‘zı yerinde ciğer ba‘zı yerinde bağırsaklar talab talab eder. Benim ağzından çıkdığım balık aslâ hareket etmeyüp ölmüş. Ammâ ‘Ey Pâdişâh-ı Perverdigâr, âyâ bu nedir?’ deyü hayli tevakkuf etdim ammâ misk râyihası beni helâk eyledi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne
yerinde
bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamür …
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet
yerinde
ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı …
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'e arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli içün zebh olunur. Ve pâdişâh-ı Cem-cenâb içün ve cemî‘i vüzerâ ve sultânlara pâdişâh tarafından koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
cümle 1000 dükkândır ve yekûn neferât cümle 3005 askerdir. Bunların pîr-i hakîk …
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde cümle 1000 dükkândır ve yekûn neferât cümle 3005 askerdir. Bunların pîr-i hakîkîsi bizzât Hazret-i Dâvûd aleyhi's-selâmdır kim Kudüs-i Şerîf'de Bâb-ı Dâvûd hâricinde bir mahalle içre câmi-i selâtîni ve imâreti ve medresesi ve türbedârları vardır, hâlâ azîm âsitânedir ve bizzât yanında evlâdı Hazret-i Süleymân medfûndur. Zîrâ Mescid-i Aksâ'yı binâ ederken asâsına dayanup merhûm oldukda vezîri Âsaf-ı Berhayâ pederi yanında defn etdüği cemî‘i Kabâbıta ve İsrâ’îlî tevârîhlerinde mastûr [u] mutâbıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183b ·
metinde göster ·
Bu esnâflar ubûr etdikden sonra kemânkeşbaşı ve Okmeydânı'nda puta
yerinde
atıcıbaşı cümle atıcılar ile yayları ellerinde çekerek kurarak yasarak saf saf …
Bu esnâflar ubûr etdikden sonra kemânkeşbaşı ve Okmeydânı'nda puta yerinde atıcıbaşı cümle atıcılar ile yayları ellerinde çekerek kurarak yasarak saf saf ubûr ederler. Ardı sıra yaycıbaşı ve okcubaşı ve yeniçeri ocağından ta‘lîmhânecibaşı ile üç ağa at başı berâber rikâb rikâbe ubûr edüp ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl …
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ ol kanlı anların elinden halâs dahi olamaz, ana köpek necisi kirdimân etmeğe ta‘yîn edüp elbette tâ’ib ü tâhir olup bir kâr sâhibi olur. Cümle tabbâğ kârhâneleri 700'dür. Neferât cümle 3000 kâmil. Pîrleri Hazret huzûrunda Zeyd-i Hindî'dir, Selmân-ı Pâk'in kemer-bestelerinden onuncu pîr [ü] pîşvâdır. Ca‘fer-i Sâdık'ın Fütüvvetnâme-i Kebîr'inde mastûrdur. Kabri (---)(---)'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
yüz elli bir hammâm olduğu bâlâda imâretler evsâfında tahrîr olunmuşdur. Ammâ b …
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde yüz elli bir hammâm olduğu bâlâda imâretler evsâfında tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu esnâf alayında yüz elli bir hammâmcılar cümle pür-silâh ubûr ederler, ankâ ve muta‘azzım sâlih kimesnelerdir. Pîrleri Muhsin ibn Osmân'dır. Hazret-i Alî huzûrunda Selmân-ı Pâk kemerin bağladığı sekizinci pîrdir. Kabri (---)'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198b ·
metinde göster ·
Âl-i Osmân'ın hazîne-i azîmi bir bezzâzistândır kim gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. C …
İslâmbol'un iz[di]hâm ve güzîde yerinde Âl-i Osmân'ın hazîne-i azîmi bir bezzâzistândır kim gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Cemî‘i erbâb-ı seferlerin ve vüzerâ ve a‘yânın mâlları bundadır kim zîr-i zemîninde niçe yüz demir kapulu mahzenler vardır. Sene 857 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân binâsıdır kim gûyâ şeddâdî binâdır. Cânib-i erba‘ası taşrasında keçeciler ve sahhâf ve takyacılar ve boğasıcılar ve kılabdan u sırmacılar ve kuyumcular ve incücüler ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… -sabâh üç fasl ederler, kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Ve İslâmbol'un dörd mevleviyyet
yerinde
Eyyûb'da ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve Rûmeli Hi …
Kârhâne-i mehterân-ı Yedikulle: Neferât kırk, bunlarda ba‘de'l-ışâ ve ale's-sabâh üç fasl ederler, kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Ve İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde Eyyûb'da ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve Rûmeli Hisârı'nda ve Yeniköy'de ve Rûmeli Yenihisârı'nda ve Kavak Yenihisârı'nda ve Beğkoz'da ve Anatolu Hisârı'nda ve Üsküdar'da ve Kızkullesi'nde, bu zikr olunan on üç yerde her vakt-i ışâ ve her vakt-i seher mehterhâneler çalınup subaşılar ve kadılar ve dizdârlar dîvân durmaları kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Zîrâ ol asrda ol taraflar serhad idi. Hakîkatına nazar olunsa henüz dahi serhaddir. Ve dörd mevleviyyet yere mehterân-ı bîrûn cümle neferât 1000.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
ne kadar hânende ve sâzende ve mutrıbân, rakkâsân, pîşekâr dâ’irezân ve mukalli …
--İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ne kadar hânende ve sâzende ve mutrıbân, rakkâsân, pîşekâr dâ’irezân ve mukallidân-ı mudhik ve kaşmerân var ise ve ne kadar veled-i zinâ zengâr ü nebtîz rind-i cihân feleğe kemend atmış şehir oğlanları var ise anları beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
… âşıkı şîrâne şikâr ederdi. Ve Yavru Habîb dahi levendâne kesim kadd [ü] kâmeti
yerinde
ve meralî ve gazâlî mükehhal nerkis gözlerin süzüp âşıka bir Süzebolı nazar ets …
Evvelâ ser-çeşmeleri Pehlivân Laskari derler bir tâze veled-i cevâhirkâr dilberdir, çağanabâzlıkda ve pîşekârlıkda ve'l-hâsıl her lu‘bedebâzlıkda âb [ü] tâb veren bu cevâhircidir ve hûb-âvâz üstâd-ı kâmil hânende ve mukalliddir, ve karındaşı Üsküli Ermenî taklîdde sihirdir, Vasıloğlu Çingâne taklîdinde bî-bedeldir. Ve'l-hâsıl kırk yedi pâre taklîd îcâd edüp kâr-ı lu‘bedebâzlığa bir gayrı âb [ü] tâb verüp cemî‘i bisâtların mücevher edüp Cevâhir kolu demekle şân u şöhret bulmuşlardır. Her taklîdlerinde âdem gülmeden ensi ender. Ve mümtâz [ü] müstesnâ tersâ-pîçe ve muğ-pîçe rakkâs cüvânları var kim gûyâ her biri birer Muğân melikleridir. Cümleden Arslan Şâh bir mahbûb-ı bî-amândır kim gûyâ Yezîdî arslandır, saydına tâlib olan mahbûb dostlara kağan arslan gibi bir nigâh etse ol âşıkı şîrâne şikâr ederdi. Ve Yavru Habîb dahi levendâne kesim kadd [ü] kâmeti yerinde ve meralî ve gazâlî mükehhal nerkis gözlerin süzüp âşıka bir Süzebolı nazar etse kirpiği okuyla niçe mübtelâları urup mecrûh etmeden niçe dil-nüvâzlıklar edüp uşşâkı sayd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209b ·
metinde göster ·
… rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde
yerinde
olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yo …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… r çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh
yerinde
vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evsâf-ı Câmi‘-i Murâdiyye ibn Çelebi Mehemmed Hân : Bursa'nın cânib-i garbında şehirden taşra başka bir kasabadır kim hân ve câmi‘ ve imâret ve mesâcid ve tekye ve medârisleriyle ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli rabta-i âbâdândır. Bir ma‘mûr ve şîrîn ve rûşen-âbâd ibâdetgâh-ı kadîmdir kim bânîsi Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân pederi Koca Sultân Murâd Hân-ı Sânî'dir kim iki kerre Rûm'a pâdişâh olmuşdur. Edirne'de merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya getirüp bu câmi‘in sâhasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘-i münevverdir ve iki kubbe ve kıble kapusundan mihrâba tûlu yüz elli ayakdır ve arzı altmış ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili sade güzeli tarz-ı kadîmdir ve bir kıble kapusu var. Ve bu câmi‘in târîhi "Zîde ammere men ammerehu" sene 850, bir tabaka bir minâre-i âlîsi vardır. Taşra harem-i kebîrinde azîm çınar-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… erân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç
yerinde
mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘â …
Ve mesîregâh-ı Abdâl Murâd Sultân: Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde bir püşte-i âlî üzre bir vâdîdir kim cümle şehr-i Bursa ferâde ferâde her âsâr-ı binâsı nümâyândır. Ve bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîni vardır kim sun‘-ı Perverdigâr ile arzı gûyâ yeşil dühâvî katîfe ile döşenmişdir. Ve bu âsitânede eflâke ser çekmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve servî dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet eder. Ba‘zı dırahtda yaban asmasından ve habl-i kavîden salıncaklar vardır. Yârân u dilberân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm âteşde kebâbı su çevirüp bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı yerinde hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a–229b ·
metinde göster ·
… bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı
yerinde
hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Ve mesîregâh-ı Abdâl Murâd Sultân: Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde bir püşte-i âlî üzre bir vâdîdir kim cümle şehr-i Bursa ferâde ferâde her âsâr-ı binâsı nümâyândır. Ve bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîni vardır kim sun‘-ı Perverdigâr ile arzı gûyâ yeşil dühâvî katîfe ile döşenmişdir. Ve bu âsitânede eflâke ser çekmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve servî dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet eder. Ba‘zı dırahtda yaban asmasından ve habl-i kavîden salıncaklar vardır. Yârân u dilberân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm âteşde kebâbı su çevirüp bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı yerinde hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a–229b ·
metinde göster ·
… yeri. Bu Kotası'yla Jana Çerkesi mâbeynidir. {Ve bu Abaza diyârının kırk konak
yerinde
kırk nehr-i azîm var. Cümlesi Çerkes ile Abaza mâbeyninde dağlardan gelüp Karad …
Bu mahalde Abaza vilâyeti tamâm olup bu mahalden ta Faşa çayına varınca geldiğimiz ve temâşâ etdiğimiz aşîretler serâpâ leb-i deryâda olup cümle kurâlarının evleri kıble cânibine Karadeniz'e nâzır Abaza memleketidir. Ve Faşa çayından şarkdan garba bu Kotası aşîretine gelince Abaza diyârının tûlu kâmil kırk konakdır, deryâdan (---) mildir ve arzı beş konak ve dörd menzil ve üç menzil ve iki menzil ve bir menzil yeri. Bu Kotası'yla Jana Çerkesi mâbeynidir. {Ve bu Abaza diyârının kırk konak yerinde kırk nehr-i azîm var. Cümlesi Çerkes ile Abaza mâbeyninde dağlardan gelüp Karadeniz'e mahlut olup cümle birbirine muttasıl yetmiş aded kûh-ı bâlâlardır}. Cümle iki bin pâre köydür derler, ammâ ma‘lûmum değildir. Dağların gezmedim. Harâc ve bâğ u bâğçe ve sâ’ir mahsûlât öşrü dahi vermezler. Niçe yüz bin dâğî ve bağî ve yağî kavmdirler. Kâfir dersen âdemi katl ederler, müselmân desen hazz ederler, ammâ kâfiri sevmeyüp müselmâna cân verirler. İslâm'a gelseler gâyet mü’min ve muvahhid olurlar. Kitâbî değiller ve bir mezhebde değiller bir alay oğuz ve şehbâz dağî âdemlerdir kim ecdâdları kabâ’il-i Kureyş'den Arab Abazî'dir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258a ·
metinde göster ·
… hıyâbân yerde bir deyr-i kadimleri var idi. Anda defn etdiler kim hâlâ ol deyr
yerinde
Bâyezîd-i Velî, Akkirmân fethinden sonra bir câmi‘ ve bir imâret ve medrese ve …
Altıncısı Boğdan Kralı Yirvan nâm kral kendi gelüp bir tâbût alup Bozav kal‘ası kurbunda bir çengelistân u hıyâbân yerde bir deyr-i kadimleri var idi. Anda defn etdiler kim hâlâ ol deyr yerinde Bâyezîd-i Velî, Akkirmân fethinden sonra bir câmi‘ ve bir imâret ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret ve Saltık Bây-ı Muhammed-i Buhârî üzre bir kubbe-i pür-envâr inşâ edüp der-i sa‘âdeti üzre târîhi budur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a ·
metinde göster ·
… n merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı
yerinde
ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüze …
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·