… bir sığır derisi cirminde Silivrikapusunun iç yüzünde Koca Mustafâ Paşa câmi‘i
yerinde bir
kal‘a ve bir mahalle-i müslimîn içre bin âdem muhâfazacı koyup beher sene küffâ …
Evvelâ sebeb-i binâ-yı şehr-i Üsküdar oldur kim şehr-i İslâmbol'u, Âl-i Emeviyyûn'dan ve gayrı pâdişâhlardan berren ve bahren yedi def‘a muhâsara edüp ba‘zı mahalde İslâmbol'un nısfın ve Galata'yı tamâmen feth edüp ve ba‘zı zamân harâca kesüp bu minvâl üzre bî-feth sulh [u] salâh ile avdet ederlerdi. Ammâ hicret-i nebeviyye'nin iki yüz kırk beş senesinde Hırkîl Kıral Kostantıniyye'de mürd olup oğlu Alina, kıral-ı dâll iken ol sene Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd yüz elli bin asker ile Üsküdar'dan geçüp İslâmbol'u muhâsara kılup âhir bilâ-feth avdet etmek nâmûsdur deyü bir sığır derisi cirminde Silivrikapusunun iç yüzünde Koca Mustafâ Paşa câmi‘i yerinde bir kal‘a ve bir mahalle-i müslimîn içre bin âdem muhâfazacı koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc almak üzre üç yıllık harâcı pîşin alup Bağdâd'a vardıklarında Alina Kıral isyân edüp İslâmbol içre olan ümmet-i Muhammedi katl-i âm ederken bi-emrillâh ol cengde Alina Kıral'ı ümmet-i Muhammed katl edüp niçe bin küffârı dahi katl edüp anlar dahi cümle şehîd olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a ·
metinde göster ·
Esrâr-ı hafî-i diğer: Bu taş dâ’imâ sâbite olduğu merkezden cüdâ olunca
yerinde bir
azîm çâr-kûşe sahre vardır kim seng-i hârâdan nişân verir ve ol seng üzre niçe …
Esrâr-ı hafî-i diğer: Bu taş dâ’imâ sâbite olduğu merkezden cüdâ olunca yerinde bir azîm çâr-kûşe sahre vardır kim seng-i hârâdan nişân verir ve ol seng üzre niçe gûne Süryânî ve İmrânî ve İbrânî hatlar tahrîr olunmuşdur. Ve ol çâr-kûşe taşın on iki deliği vardır. Her delikden birer gûne âb-ı câriye hurûc etmeğe başlar. Ta ki mezkûr müdevver taş bu çâr-kûşe taş üzre gelmeyince suları kaynamadan hâlî olmaz. Garîb ve sırr-ı acîb mutalsamatlardır. {Ba‘zı ulemâ-yı Erdebîl zemînde ber-karâr olan çâr-kûşe taş içün Hazret-i Mûsâ'nın sahrâ-yı Tîh'de on iki kerre asâ ile urduğu taşdır kim on iki uyûn cereyân ederdi kim hakkında sûre-i (---) âyet-i şerîf
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
… Rûbâcık Sultân: Murâd Hân Revân'a avdet etdikde bu mahalde meks edüp hâlâ otağı
yerinde bir
soffa var. 288a Bu mahal yine Pinyaniş hudûdunda Âl-i Osmân hâkidir. {Hikmet- …
Menzil-i Rûbâcık Sultân: Murâd Hân Revân'a avdet etdikde bu mahalde meks edüp hâlâ otağı yerinde bir soffa var. 288a Bu mahal yine Pinyaniş hudûdunda Âl-i Osmân hâkidir. {Hikmet-i Hudâ} ammâ bu Rûbâcık'da bir çâh-ı mâ vardır kim suyu Kuds-i şerîfin âb-ı Selvânından lezzet verir. Her kim o sudan kırk gün nûş etse bi-emrillah şecî‘ ü tüvânâ fetâ olur. Anınçün ekseriyyâ Mahmûdî kavmi bahâdırlardır. Ammâ bu Rûbâcık'ın yolları dahi sengistân u çengelistân yerleri vardır ve yalçın kayalarında keçi ve koyun-ı beyâbâni vardır. Ve kaplan, vaşak ve zerdevâsı bî-hisâbdır. Ammâ köyü ol kadar imâr değildir. Üç yüz hâneli ve bir câmi‘li Ekrâd-ı Pinyanişî köyüdür. Her hafta etrâfında olan kurâların halkı cem‘ olup azîm bâzâr durur. Andan şarka 6 sâ‘{atde},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b–288a ·
metinde göster ·
… line konup şehri tehî bulduklarında harâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı
yerinde bir
mesîregâh çemenzâr yerde soffaları vardır. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâl …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim sene 694 târîhinde Mehemmed Şâm-ı Gazan asrında şâhbender-i Tebrîz olan Alî Bâkî bu kal‘ayı binâ edüp Alî Bâkî'den galat kavm-i Moğol ve kavm-i Ekrâd Albak derler. Niçe mülûka intikâl etmiş bir gurâbhâne-i harâbdır kim kal‘ası âlî bakdır. Hâlâ Van [u] Azerbaycân ve Rûmiyye [vü] Ucân şehirlerinin tâ vasatında bir zeyl-i kûhda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. İçinde yasavul ağası ve dizçöken ağası vardır ve şâh destinden dolu nûş etmiş dizçöken tülüngîleri vardır. Ve şâh elinden câm ile çakır çekmişler ve şarâb-ı nâb içmişler nöker-i Mâzenderânîler var kim tüfeng-i pür-reng ile pire[y]i ururlar. Bâğı ve bâğçesi çokdur. Hatta fâtih-i Revân Gâzî Murâd Hân feth-i Revân'dan avdet etdikde bu Albak eline konup şehri tehî bulduklarında harâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı yerinde bir mesîregâh çemenzâr yerde soffaları vardır. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâlî-i kend cem‘ olup bâzâr-ı âlî olur. Kal‘adan taşra câmi‘i ve hânı ve hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
… -misâl ter u tâze ve kaşı ve gözleri ve yüzü ve burnu ve kulakları ve geysûları
yerinde bir
kız na‘şı çıkdı" deyü Melek Paşa'ya haber etdiler.
Sene 1061 târîhinde Melek Ahmed Paşa sadrıa‘zam iken Silivri kal‘ası kurbunda Kumburgaz nâm kasabada bir deyr-i köhne içre bir mermer sanduka içre İslâmbol kal‘asın ibtidâ binâ eden Yanko ibn Madyan'ın kızı "Keralinse nâm kız ol mermer mahfaza içinde üç bin yıldan berü vücûdu pembe-misâl ter u tâze ve kaşı ve gözleri ve yüzü ve burnu ve kulakları ve geysûları yerinde bir kız na‘şı çıkdı" deyü Melek Paşa'ya haber etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·
Ve ana karşılık karşu cânibde bir muzlim rûy-ı dîvârın elli adım
yerinde bir
cehennem tasvîri tahrîr etmiş kim sırâtı gören sûre-i Fâtiha'da Arapça âyetin …
Ve ana karşılık karşu cânibde bir muzlim rûy-ı dîvârın elli adım yerinde bir cehennem tasvîri tahrîr etmiş kim sırâtı gören sûre-i Fâtiha'da Arapça âyetin okur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
… lım şöhretiyle karâr-dâde olup tâ vakt-i zuhur oldukda bu sahrânın bir mürtefi‘
yerinde bir
beyâz mermerden bilâ-teşbîh kırk kademe âlî bir minber-i bâlâ ve taht-misâl bir …
Menzil-i sahrâ-yı Turvin: Bir sahrâ-yı azîmdir kim gûyâ hâmûn-ı Deşt-i Kıpçak'dır. Bu sahrâ-yı lâlezârın etrâfına kol kol asâkir-i nusret-me’ser hayme [vü] hargâhıyla meks edüp bu vâ[di]nin tâ vasatına kral askeri hepini(?) meks edüp etrâfına kral ile me’mûr olan mezkûr paşalar ve Tatar askerleri çet-a-çet konup kral içün azîm otaklar ve çetr-i mülammâ‘ sokaklar kurulup kral-ı dâl bî-şân u bî-nişân muzlım şöhretiyle karâr-dâde olup tâ vakt-i zuhur oldukda bu sahrânın bir mürtefi‘ yerinde bir beyâz mermerden bilâ-teşbîh kırk kademe âlî bir minber-i bâlâ ve taht-misâl bir kürsî-i vâlâ var. Ol kürsî dahi Alman mermerinden inşâ olunmuşdur. Eğer bu minber ü kürsîyi ta‘rîf ü tavsîf etsek me’âl-i kelâm tahrîrinden kalırız. Hemân şundan ma‘lûm ola kim bir nâ-ehil ve bir bî-ma‘rifet sâde-dil ebleh âdem, bu taht ve minberi görse "Yed-i kudret ile yaradılmış" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
câmi‘-i nûrdur. Bunun dahi kıble kapusu üzre celî hat ile târîhi budur:
Andan yine bu varoşda Mustafâ Paşa câmi‘i gerçi kiremit ile mestûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir, zîrâ çârsû-yı bâzârın izdihâmı yerinde bir câmi‘-i nûrdur. Bunun dahi kıble kapusu üzre celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
… çük câmi‘: Dahi ilm-i mi‘mârî üzre mebnî letâfet ü zerâfeti ve nezâketi kemâkân
yerinde bir
câmi‘-i rûşen binâ-yı müferrihdir. Ve cümle âsâr-ı binâları rusâs-ı nîlgûn ile …
Küçük câmi‘: Dahi ilm-i mi‘mârî üzre mebnî letâfet ü zerâfeti ve nezâketi kemâkân yerinde bir câmi‘-i rûşen binâ-yı müferrihdir. Ve cümle âsâr-ı binâları rusâs-ı nîlgûn ile mestûr ve ma‘mûrdur, ammâ bu dahi cemâ‘atden dûr bir garîb câmi‘dir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Andan Budin kapusunun iç yüzünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… dım bir dolma palanka kal‘a idi, ammâ mel‘ûn kal‘a gâyetü'l-gâye sa‘b olup orta
yerinde bir
su kuyusu var idi. Ol kuyu üzerindeki şindire tahta kubbe üzre bir altun ile mu …
Bu kal‘anın karşu cânibi kurşum erer kâfiristânın kal‘a-i Ligradcık, kal‘a-i Çakatorna ve vilâyet-i Mekemorya vilâyetleridir, ammâ bu feth olan Yenikal‘a'nın dâ’iren-mâdâr cirmi cümle üç bin yedi yüz adım bir dolma palanka kal‘a idi, ammâ mel‘ûn kal‘a gâyetü'l-gâye sa‘b olup orta yerinde bir su kuyusu var idi. Ol kuyu üzerindeki şindire tahta kubbe üzre bir altun ile mutallâ bir ibret-nümâ alemi var idi. Meğer küffâr mukaddemâ kış eyyâmlarında Bobofça ve Berezense ve Peçoy kal‘alarını ıhrâk etdikde bizim Seğitvar kal‘asının kurbunda bir top menzili karîb Sultân Süleymân'ın Türbe kal‘asının kubbesi alemi imiş, anı türbe-i Süleymân Hân'dan kal‘ edüp bu kuyu üzre komuş. Ba‘de'l-feth hemân vezîria‘zam bu alemi kuyu üzre kal‘ edüp yine Seğitvar kurbunda Süleymân Hân türbesine gönderilüp türbe-i şerîfi ve kal‘ayı ta‘mîr ü termîm etmeğe Mihaç beği ve Peçoy beği ve Seğitvar beği me’mûr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… li kadar nâmdâr pür-silâh serhadli gâzîleriyle bu şehrün bir top menzili ba‘îde
yerinde bir
hıyâbânlık mürtefi‘ yerden bu şehri temâşâ etdim.
"Hâlâ Alman memleketinden Beç'den ve Prak'dan ve İsizinye 5b şehirlerinden büyük bu Graviçe şehridir ve bundan ma‘mûr ve müzeyyen şehr-i kadîm yokdur, ammâ, sakının bundan bir ganîmet almak sevdâsında olman" deyü esîrlerimiz tenbîh etdiler. "Zîrâ bu şehirde çâsârın oğulları ve yâhûd akrabâları bunda hükûmet ederler. Krallar mürd olsa bundakiler kral olmak kânûn-ı Alman'dır" deyü bu şehri gâyet medh etdiklerinde hemân hakîr kırk elli kadar nâmdâr pür-silâh serhadli gâzîleriyle bu şehrün bir top menzili ba‘îde yerinde bir hıyâbânlık mürtefi‘ yerden bu şehri temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a–5b ·
metinde göster ·
… ireklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta
yerinde bir
çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri bud …
Evvelâ bu mil ta‘bîr etdikleri bir şeydir kim Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân Nemse çâsârı elinden Üstürgon'u ve Ustolni-Belgrad'ı aldıkda bu milleri Üstürgon'dan ve Ustolni'den on ikişer sâ‘at içeri Komaran'a karîb nehr-i Tuna kenârında bir mürtefî‘ depe-i toprakdan yığup üstünde bir cerge kurulur bir hayli vâsi‘ce yerdir. Lâkin bu yumru depe şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bizden tarafa bir çam direği ve kâfirden tarafa bir çam direği dikilidir. Bu direklerin kadleri beşer âdem boyu ancak vardır. Andan bu iki direğin tâ şu orta yerinde bir çam direği var, bu dahi âlîce sütûn-ı müntehâdır. İşte hadd-i mil dedikleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
büyük tuç kumkuma bulurlar. Bu kumkumayı bir hâl ile kırup içinden üç gûne su ç …
Der-fasl-ı hevâ-yı hûb-ı câvidâ[n]: Mehemmed Geray Hân hazretleri bu kal‘a taşrasına handak kazdırırken handak yerinde bir büyük tuç kumkuma bulurlar. Bu kumkumayı bir hâl ile kırup içinden üç gûne su çıkar kim birbirlerine karışmamış, biri sarı ve biri yeşil ve biri kibrîtî renkli sular. Hemân sâ‘at bu kumkumaları kıran âdemleri ısıtma dutar ve birini tâ‘ûn urur ve biri sinekden helâk olur. "Ol günden berü şehrimizin hevâsı bed olup halkı tâ‘ûn da urmağa başladı ve çârsû-yı bâzârda kara sinek dahi çok görünür oldu" deyü ahâlî-i vilâyet şikâyet ü hikâyet etdiler. Meğer evâ’illerde bu şehir içre ısıtma ve tâ‘ûn ve sinek aslâ yok imiş. Hudâ-yı Bîçûn yine def‘ ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… âyûn ile lenger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki
yerinde bir
bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullen …
Der-kayd-ı kal‘a-i varoş-ı Topraklı: Bunda bir bayır üzre bu Topraklı şehrini muhâfaza içün şehre havâle bir şekl-i müdevver kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı var, cirmi kâmil iki yüz adımdır. Cânib-i garba bir âlîce yerinde ancak bir demir kapusu var. Ve demir kapulu top mazgalı delikleri var, ammâ etrâfında handakı yokdur. Hemân leb-i d[er]yâda bir âlî püşte üzde sa‘b kulle-i bâlâdır. İçinde ancak bir dizdârı ve on aded merdüm-hisârı ve kifâyet mikdârı cebehânesi var. Sene (---) târîhinde Kantemur Hân Âl-i Osmân'a isyân etdiği asırda (---) kapudan paşa bu Kefe limanına donanma-i hümâyûn ile lenger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki yerinde bir bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullenin hâlâ cânib-i erba‘ası mezâristândır. Ana karîb mezkûr Ahmed Efendi tekyesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
… ne Bahr-i Bundukani'ye ve ne Bahr-i Sefîd'e benzer bir bî-emân deryâdır kim bir
yerinde bir
cây-ı menâs cezîreleri yokdur.
Bu mel‘ûn Bahr-i Harez ne Bahr-i Siyâh'a ve ne Bahr-i Kulzum'a ve ne Bahr-i Bundukani'ye ve ne Bahr-i Sefîd'e benzer bir bî-emân deryâdır kim bir yerinde bir cây-ı menâs cezîreleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
Eski câmi‘; kurşumlu harpüşte tahta kubbeli ve bir serâmed bânghâne-i mevzûnlu bir ma‘bedgâh-ı beytullâh-ı kadîmdir, ammâ teng mahalde binâ olunmak ile haremi yokdur. Ancak kıble kapusu önündeki harem yerinde bir havz-ı imâm-ı Hanefî'si var, musluklarından cümle cemâ‘at âbdest alırlar. Kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219a ·
metinde göster ·
… ti oldur kim günbatısı tarafları gâyet yüksek dağlardır. Ve lodosa mukâbil olan
yerinde bir
yumru burun vardır, gâyet âlî burund[ur] kim Kav Sansi burnu derler. Mağribden …
Ve mezkûr Kefalonya adası dağlı ve taşlı ve bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu ve ni‘metleri vâfir ve berekâtları mütekâsir bir vâsi‘ adadır. Hattâ deryâdan biz gelirken bu adanın alâmeti oldur kim günbatısı tarafları gâyet yüksek dağlardır. Ve lodosa mukâbil olan yerinde bir yumru burun vardır, gâyet âlî burund[ur] kim Kav Sansi burnu derler. Mağribden gelen gemiler ol burnu seçüp Kefalonya'dır derler, ammâ bu burunda bir taş vardır, gemilere andan ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… rı ve bir büyük çiftliği ve yılda bir kerre durur azîm panayır cem‘iyyeti olur,
yerinde bir
azîm hânı ve elli kadar panayır dükkânları var. Mâ‘adâ panayır cem‘iyyeti zamân …
Karye-i Eksiri Valtoz: Elli aded 356a hânedânları ve bir büyük çiftliği ve yılda bir kerre durur azîm panayır cem‘iyyeti olur, yerinde bir azîm hânı ve elli kadar panayır dükkânları var. Mâ‘adâ panayır cem‘iyyeti zamânı bin aded çalaş malaş çalaşdan külbe-i ahzân-misâl dükkânlar binâ olunup niçe kerre yüz bin hayme ve hargâhlar kurulup azîm cem‘iyyet-i kübrâ yeri vâsi‘ çemenzâr sahrâ-yı lâlezârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b–356a ·
metinde göster ·
… nlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına gidüp bu cem‘iyyet
yerinde bir
âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Âyâ bu meydânda âdem ve …
El-hâsıl bu kârhâne-i bâzârda herkese ne takdîr olundu ise anı kâr [u] kisb edüp kimisi yollarda mâldan ve başdan ayrılup bâkî kalanlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına gidüp bu cem‘iyyet yerinde bir âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Âyâ bu meydânda âdem ve âdemî-zâd var mıydı?" deyü âdem ibret alacakdır, gûyâ hemân bu dünyâ bir kârhâne-i hayâl-i hâbdır. Hemân ârif-i billâh olan fânî dünyânın hâlin bu mahalde dahi anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe ve acîbe seyrângâh-ı cihândır kim amâristânı da böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i cedîdin sebeb-i binâsı oldur kim bu kaya
yerinde bir
yalçın kaya altında bir değirmen yürüdür bir âb-ı hayât su kaynayup çıkar. Hîn- …
Bu kal‘a-i cedîdin sebeb-i binâsı oldur kim bu kaya yerinde bir yalçın kaya altında bir değirmen yürüdür bir âb-ı hayât su kaynayup çıkar. Hîn-i muhâsarada düşman ol Y 9b suyu zabt edüp ahâlî-i kal‘a susuzlukdan muztarib-hâl olmasınlar içün bu uyûn-ı zülâli kal‘a içine almak içün bu kal‘a binâ olunmuşdur. Hâlâ yine yukaru kal‘adan bu suya enilir yollar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y9a–Y9b ·
metinde göster ·
… apuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ
yerinde bir
küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti v …
Ammâ hâlâ bu mezkûr yukaru kal‘anın garba nâzır bir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitsen ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli olsan ol dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu yokdur. Hemân gerdânında halhâlı ve çehre-i la‘lgûnu ve gûşlarında menkûşu ve serinde mergûle geysûsu ve mükahhal marâlî ve gazâlî gözleri ile tasvîr olunmuş bir perî-peyker çehre-i münevverdir. Ammâ rûh yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
mağâra vardır. Andan ba‘zı zamân savt-ı hazîn ile hoş-âvâzlar ve tarz-ı arazbâr …
Ve bâzâr yerinde bir mağâra vardır. Andan ba‘zı zamân savt-ı hazîn ile hoş-âvâzlar ve tarz-ı arazbâr ve hicâz ve uzzâller sadâsı zâhir olup istimâ‘ eden sermest olup hâmûş olur. Ve hâlâ niçe ârif-i billâh anda sâkin olup ol âğâze mahalline müterakkıb intizârda olup mihmân olmuşlardır. Makâm-ı Bilâl-i Habeşî derler. Gören seyyâhâna hafî değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153b ·
metinde göster ·
… araman'dan niçe yerler gâret etdiler. Âhir fermân-ı şehriyârî ile kal‘a-i kadîm
yerinde bir
kal‘a binâ olunmak fermân olundu. Hâlâ kal‘ası bir bayır üzre şekl-i murabba‘ b …
Yine Süleymân Hân asrında bir azîm tuğyân [u] isyân edüp memâlik-i Arabistân'dan ve Karaman'dan niçe yerler gâret etdiler. Âhir fermân-ı şehriyârî ile kal‘a-i kadîm yerinde bir kal‘a binâ olunmak fermân olundu. Hâlâ kal‘ası bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir küçük şeddâdî Y 159b binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Cirmi altı yüz adımdır. Ve bir topraklı püşte üzre olmak ile cânib-i erba‘asında aslâ handakı yokdur. Ve cümle (---) kulledir. Ve kıbleye nâzır şehre havâle üç kat kapusu var ve bu kapunun taşrasındaki kullelerin iki yanında birbirine nâzır siyâh taşdan dörd dâne mehîb arslan tasvîri vardır, gûyâ zî-rûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159a–Y159b ·
metinde göster ·
… demir kapusu var kim kal‘a kapularından metîndir. Hakkâ ki elzem-i levâzımından
yerinde bir
hayrât-ı azîmdir. Allâh âkıbetin hayr eyleye.
Bir mescidi ve havlısında bir havz-ı azîmi var ve cânib-i erba‘asında mazgal delikleri var ve bir demir kapusu var kim kal‘a kapularından metîndir. Hakkâ ki elzem-i levâzımından yerinde bir hayrât-ı azîmdir. Allâh âkıbetin hayr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238a ·
metinde göster ·
huccâc ve bir yük kalmayınca paşa yerinden hareket etmedi. Hakîr dahi beş Türkm …
Bu hâl üzre yurd yerinde bir huccâc ve bir yük kalmayınca paşa yerinden hareket etmedi. Hakîr dahi beş Türkmân devesine bârlarım tahmîl edüp menzil yerine iki kerre vardım, geldim. Hamd-i Hudâ hevâ latîf ammâ çamur deryâsı mevc urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a ·
metinde göster ·
şehir inşâ edüp adını Emsûs kodu ki hâlâ sâhil-i Nîl'de Eski Mısır dedikleri ye …
İbtidâ evlâd-ı Âdem'de İbrî lisânınca melik nâmıyla yâd olan bu Nakrâveş Mısrâyim'dir. Yüz on sekiz yıl pâdişâh olup cümle aşâyir [ü] kabâ’iline hâkim oldu. Ammâ mu‘ammer oldukça katı cebbâr oldu. Ve kendüden ulu karındaşı Zerâyil'den çok ulûm-ı garîbe vü acîbeler öğrenüp yerden defîneler ve künûz [u] hazîneler çıkarup cümle kavmine emr edüp tağlardan taşlar cem‘ edüp ol cem‘ etdüği mâlile çadırı yerinde bir şehir inşâ edüp adını Emsûs kodu ki hâlâ sâhil-i Nîl'de Eski Mısır dedikleri yerdir kim Kıbtî kavmi ol şehre Fustât derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5a ·
metinde göster ·
Hicretin yigirmi bir senesinde Amr ibnü'l-Âs haymesi
yerinde bir
câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın …
Hicretin yigirmi bir senesinde Amr ibnü'l-Âs haymesi yerinde bir câmi‘-i kebîr ve bir hammâm binâ edüp ismine Hammâm-ı Fâre kodular. Ol hammâmın temelinde bir gâr çıkup dünyâyı sıçan müstevlî olduğundan Hammâm-ı Fâre dediler. Meğer cümle mûşların mutalsamı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a ·
metinde göster ·
… ehdir. Yelesi tâ yerde sürünür, büklüm ve büklüm fitîle fitîle olmuşdur. Perçem
yerinde bir
şâha var, perçemi yokdur. Q 323bP 320b Ve şikemi Husrevânî küp kadardır. V …
Ve burnundan girüp çıkan rûzgâr mahalli başkadır. Burnu sommâkî burundur, kulakları vâsi‘dir, dişleri at dişi gibidir. Ammâ iki dişi birer yanında birer karış uzuv yerlerinden taşra çıkmışdır, ucları rumh-ı sinândan nişân verir. Gerdeni gâyet kasîrdir, ammâ omuzuyla ve dûşuyla berâber yekpâre bir gerden-i kûtehdir. Yelesi tâ yerde sürünür, büklüm ve büklüm fitîle fitîle olmuşdur. Perçem yerinde bir şâha var, perçemi yokdur. Q 323bP 320b Ve şikemi Husrevânî küp kadardır. Ve husseteyni yine at gibi. Ve çârpâsı câmûs-ı azîm pâları gibi amûd-vâr kısa ve kalın ve çatal tırnaklı ayaklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411a ·
metinde göster ·
… etdi. Gerçi Reyyân hilâfetinden fâriğ idi, ammâ yine beyne'n-nâs vak‘ u vakârı
yerinde bir
mün‘im âlî-şân kimesne idi.
Ve Hazret-i Yûsuf'a kırk yaşında nübüvvet bu Feyyûm şehrinde gelmişdir ve yine bunda Mısır sultânı olmuşdur. Reyyân ibn Amâlika hüsn-i rızâsiyle pâdişâhlıkdan ferâgat edüp Hazret-i Yûsuf halîfe oldu. Ve Hazret-i Ya‘kûb Sıfet şehrinde hüzn-i Yûsuf'dan a‘mâ iken oğlu Yûsuf'un nübüvvet [ü] hilâfetin istimâ‘ edüp arz-ı Filistîn'den azm-i râh-ı Mısır deyüp on iki evlâdiyle ve büyük evlâdı Yehûdâ'nın vâlidesiyle ve Hazret-i Mûsâ'nın vâlidesi Yûhâ Ana ile cümle menâzil kat‘ ederek Hazret-i Ya‘kûb'u Mısır'a getürdiklerinde Reyyân karşu çıkup Hazret-i Ya‘kûb'a hayli i‘zâz etdi. Gerçi Reyyân hilâfetinden fâriğ idi, ammâ yine beyne'n-nâs vak‘ u vakârı yerinde bir mün‘im âlî-şân kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·