… reği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli
yerinde durup
bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın aç …
Hikmet-i acîb: A‘mâ Mehemmed Efendi nâm bir azîz-i hümâmı var, mâder-zâd nâ-bînâdır. Üstâd-ı kâmil sâ‘atcidir. Hücresinde oturup cemî‘i bisât-ı âvân engâzların yemîn ü yesârına zeyn edüp çekici ve küreği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli yerinde durup bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın açıp yoklar, dizi üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin doğruldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü yârândan bir sahiyyü'l-vücûd, ni‘meti mebzûl hoş-sohbet cândır. Ve bu şehir halkının dahi ni‘metleri mebzûldür ve ucuzluk ganîmet şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
… âdemler kanup geçirirler, zîrâ gâyet mahbûbe kızları vardır kim yol üzre bâzâr
yerinde durup
bir yolcu görseler,
Ve cümle evlerde birer küçük hânlar var kim cümle âyende vü revende müsâfirîn ü tüccâr u züvvârlar evlere konup herkes akçesiyle yeyüp içüp konup göçüp ba‘zı bî-perhîz âdemler kanup geçirirler, zîrâ gâyet mahbûbe kızları vardır kim yol üzre bâzâr yerinde durup bir yolcu görseler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
… ümez, kadîd dahi değillerdir. Cümle tenâsüb a‘zâları ve şevârib lıhyeleri yerli
yerinde durup
vücûdları nerm ü râm dururlar, zîrâ bu kenîse-i mu‘tebereyi Hazret-i Îsâ'nın ha …
Bî-medh-i manastır-ı acâ’ibât: Bu mezkûr Deli dağın eteğinde bir deyr-i ibret-nümâ-yı atîk vardır. Cemî‘i kâfiristânda Koçbaşı manastırı nâmıyla meşhûr bir âyîngâh-ı millet-i Mesîhiyyedir kim âb [u] hevâsı ve binâsı rub‘-ı meskûnda yokdur. Niçe yüz bin hukemâ-yı kudemâ kendülerin defn etdirmeğe vasıyyet ederler, zîrâ lâşeleri aslâ ve kat‘â çürümeyüp beyâz ter ü tâze gârlar içre yatırlar, zîrâ bu kehflere hukemâ-yı kudemâlar tılsım edüp yılan ve çıyan ve akreb ve mûr ve peşşe ve meges ve gayri kes yokdur. Anıniçün tenleri çürümez, kadîd dahi değillerdir. Cümle tenâsüb a‘zâları ve şevârib lıhyeleri yerli yerinde durup vücûdları nerm ü râm dururlar, zîrâ bu kenîse-i mu‘tebereyi Hazret-i Îsâ'nın havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ gelüp binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·