… le ol kuyuyu türâb ile pür etdi. Hâlâ yine cânib-i erba‘ası çemenzâr, mesîregâh
yerlerdir
.
"Pâdişâhım, ol müneccim-i bî-tâli‘ Alî Kuş'un cân kuşu uçmağile uçmakda belki karâr etmeyüp bu dünyâda karârgâhı olan rasad nâmında çâh-ı gayyâsın yıkup mâl-â-mâl-ı rimâl [u] türâb eyleyesiz" deyüp fetvâ gönderüp ol sâ‘at pâdişâh Kapudan Receb Paşa'ya fermân edüp Kapudan Paşa forsalar ile ol kuyuyu türâb ile pür etdi. Hâlâ yine cânib-i erba‘ası çemenzâr, mesîregâh yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 133a ·
metinde göster ·
… ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr
yerlerdir
. Beşinci sâ‘atde,
Menzil-i Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde âteşler yakup aşağı şehre işâret ederler. Anda dahi kal‘adan toplar atılur sabahı sâ’im olurlar. Bakacak mahalli fîl hortumu-misâl şehre hâyil bir yalçın kayadır. Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp, aklı perîşân olur. Bu mahalden Bursa'nın Filedâr sahrâsında olan kurâ ve kasabât u mezâri‘ ve bâğ u besâtîn nehr-i Nilüfer ile saky olmuş sahrâ, nakş-ı bukalemun olmuş sahîfe-i evrâk gibi nümâyândır. Ol kadar âlî kûh-ı bülenddir kim şehr-i Bursa altına girüp Ulu Câmi‘ ve iç kal‘a ve Bedâsten semtleri aslâ görünmez. Ammâ ba‘îd yerleri bir bir temâşâ olunur bir mekân-ı âlîdir. Bu mahalde eflâke ser çekmiş yalçın kayalar vardır kim kimi ejderhâ gibi kimi fil-sıfat, kimi keştî, kimi ukâb gibi gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeli muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine yokuş yukaru yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr yerlerdir. Beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
… ı ol kadar mu‘tedildir kim iki cânibdeki dağları serâpâ bâğlardır ve mahsûlâtlı
yerlerdir
. Cümle evlerinin revzenleri cânib-i garba ve şimâle nâzırdır. Kışı katı olmayup …
Der-beyân-ı letâfet-i âb u hevâ: Bu şehr-i azîm dere ve depeli nehr-i azîm kenarına vâki‘ olmağıla hevâsı ol kadar mu‘tedildir kim iki cânibdeki dağları serâpâ bâğlardır ve mahsûlâtlı yerlerdir. Cümle evlerinin revzenleri cânib-i garba ve şimâle nâzırdır. Kışı katı olmayup sevâhile karîbdir. Ve suları ensesinde dağlardan ve Ferhâd getirdiği yerlerden gelir, âb-ı hayâtdır {ibtidâ baş(l)ı Sovuk Pınar'dır. Bu su cümle hâneden hâneye taksîm olup deverân eder}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
… rçi yalçın kaya üzre vâkî‘ olmuşdur ammâ evleri bir düz vâsi‘ ve musattah taşlı
yerlerdir
. Ve bu kal‘anın şimâlinde Şehîdler kullesi üzre sağîr ü kebîr otuz iki aded top …
Ve bu iç kal‘ada cümle on bir mihrâbdır, üçü câmi‘dir. Kal‘a kapusundan içeri Beğ Câmi‘i, gâyet câmi‘-i kebîr ve tarz-ı kadîmdir. Ve bir kârgîr minâresi var. Bundan mâ‘adâ tahta minâreler ve minâresiz mesâcidlerdir. Ve bu kal‘a gerçi yalçın kaya üzre vâkî‘ olmuşdur ammâ evleri bir düz vâsi‘ ve musattah taşlı yerlerdir. Ve bu kal‘anın şimâlinde Şehîdler kullesi üzre sağîr ü kebîr otuz iki aded topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a ·
metinde göster ·
… sa‘âdetle gerü dönüp lokmacılık ederek Tokat ve Kazova ve Turhal ovası ganîmet
yerlerdir
. Anda deverân ve seyerân ederek geşt [ü] güzâr etdün. İnşâallah günden güne cem …
Bu şehre dâhil olduğum gün Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Berberbaşılıkdan çıkma kapucubaşı, kırk kapucusuyla "Diyârbekir eyâletin getirdim" deyü çav çaldırup paşaya girem zann edüp mümkün olmadı. Cümle kapu halkı sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve üç yüz iç gılmânı hâzır-baş olup "kapucubaşı gelsin" deyince kırk kapucusuyla gelüp berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp içeri girince cümle levendât paşayı ortaya alup pür-silâh durdular. Hemân Paşa "Safâ geldiniz! Ne hizmete geldiniz", "Sultanım, Diyârbekir'e giderim" dedi. Paşa eyitdi "Ya bize Diyârbekir eyâletin getirmişsin, kani emirler", "İşte emr pâdişâhındır" deyü kırk kapucu ile paşa üzerine hücûm edince paşa yerinden pertâb etmezden evvel zeber-dest iç ağaları cümle kapucuları ve kapucubaşıyı kıskıvrak bağlayup hemân paşa "İskemle ve falaka-deyenek" deyüp sekbân, sarıca cellâdları meydân-ı muhabbete girüp on-ı orada, kapucubaşıya burada, kimisi der "vasvarada" kimisi der "Sultânım durma Varvara'da deh, durma burada" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Cümle vilâyet a‘yânları zemîn bûs edüp "Sultânım! Bunlar emir kullarıdır. Bu size nasîhat olduğuna şükrânedir. Bunları afv edin. Irz-ı pâdişâhî var, cümlesin âzâd edin" deyü ricâ etdiler. Mercâları hayyiz-i kabûlde vakı‘ olup cümlesin âzâd etdiler. Ammâ cümlesin deyenek altında katl etse gerek idi. Bunlar şehr kadısına varup Mîr-i livâ Alî Beği mahkemeye da‘vet edüp nefîr-i âm emirleri ve hatt-ı şerîflerin çıkarup "guluvv-i âm ile cümle askerin şehr içre çevirelim" derler. Cümle şehir a‘yânı "Vallahi, bu iş bu şehirde olamaz. Anlar câna başa kalmış on bin âteş kılıç âdemlerdir. Biz anlara el kaldırırsak cümle şehri âteşe verüp mâl [u] menâlimiz alan u talan, evlâd [u] ıyâlimiz nâlân u giryân olup bu şiddet-i şitâda kande gidelim. Anlar böyle ısyân edüp dosdoğru Varvar'a gidecekleri muhakkakdır" deyü Kapucubaşıya bu gûne şâfî cevâblar verince tarfetü'l-ayn içre bu haber-i meserreti şehrliden biri paşaya getirüp paşa herîfe ihsânlar etdi. Paşa, kapucular bölükbaşısın mahkemeye gönderüp "Tiz kapucubaşı bu ânda atlanup geldiği izine gitsin. Yohsa yüzünü tulum yüzüp geldiği yire gönderirim" deyü mahkemeye bölükbaşılar ta‘yîn eyleyüp cümlesin şehrden sürdüler. Ertesi gün bu ahvâl-i pür-melâli yazup Varvar Alî Paşa'ya Aliş tatar ile gönderdi. Andan cümle ehl-i belede ihsân [u] in‘âmlar edüp müşâvere etdiler. A‘yân-ı vilâyet gördüler kim bir vezîr-i âlîşân ve bir halûk u halîm ve selîm ve zî-şân, ehl-i şehr dediler kim "Sultânım! Gâfil me-bâş, sakının İslâmbol tarafına gitmen. Varvar Alî Paşa'yı kollayarak mâbeyniniz bir konak ve iki konak olsun. Şimdi sa‘âdetle gerü dönüp lokmacılık ederek Tokat ve Kazova ve Turhal ovası ganîmet yerlerdir. Anda deverân ve seyerân ederek geşt [ü] güzâr etdün. İnşâallah günden güne cemerâtlar da gelüp hevânın şiddet-i şitâsı def‘ olup bu gûne hareket buyurun" deyüp bu re‘y [u] tedbîri vech-i ahsen görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350b ·
metinde göster ·
… ncak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr
yerlerdir
. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ …
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… erîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet
yerlerdir
ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize …
Andan kalkup kal‘a-i Kal‘acığ'ı ve Şeyh Şâmî'yi ve Akçakoyunlu'yu ve kasaba-i Kurdlardan Kızılırmağ'ı refâhiyyet üzre geçüp menzil-i Karakeçili'de karâr edüp Varvar Alî Paşa'nın Turhal kal‘asından kalkdığın haber alup andan bir menzilde cânib-i şarka ılgar edüp Amâsiyye kurbunda kasaba-i Gergerân'da mülâkât-ı Varvar Alî Paşa: Bu kasabanın sene 1057 târîhinde bâlâda Erzurûm menâzillerinde tahrîr olunmuşdur. Bu kasaba sahrâsında, Varvar Alî Paşa kırk elli bin asker-i bî-pâyân ile meks edüp ol ferah-fezâyı hayme ve hargâh zeyn etmiş. Hakîr kanûn üzre ibtidâ kethüdâsına varup mülâkât olup bize vesîle olarak paşanın otâğ-ı nüh-tâkına götürdü. Ne otâk, gûyâ bir serâperde-i Süleymânî'dir kim cânib-i erba‘asın niçe bin çatal fitilli sekban ve sarıca akrebleri kat-ender-kat otâğı ihâta edüp pür-silâh âmâde durur. Hakîr içeri girüp paşaya yakın vardıkda tîrkeş ve kılıcım taşlayup seke seke huzûruna varup zemîn bûs edüp mektûb-ı muhabbet-üslûbları destine verüp "Defter[dâr]zâde Mehemmed Paşa oğlunuz, huzûr-ı izzetinize selâmlar edüp bu mektûbu gönderdi", dedikde "Safâ geldin yiğit, hoş geldin" dedikde yine dâmen bûs edüp "otur" dediler. Hakîr hemân 362a celse-i hafîfe edince yüzüme nazar edüp "Bre sen Hâfız Evliyâ Çelebi değil misin ki, Ayasofya Câmi‘inde leyle-i kadrde hıfzen sekiz sâ‘atde hatm-i şerîf edüp merhûm Sultân Murâd aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân seni Harem-i hâssaya alup kilârlı etmedi mi" deyice Hakîr "Belî Sultânım! Sultân Murâd Hân'ın çerâğ-ı efrûhtesiyim" dedim. "Şimdi sen paşa oğlumun ne hizmetindesin". "Vallahi Erzurûm'a giderken mü’ezzinbaşısı idim. Erzurûm'da gümrük kâtibliği ihsân eyledi ve üç kerre Acem diyârına gönderdi ve hâlâ şimdi imâmeti hizmetinde muk[te]dâ-yı nâs ve muhâsibi ve enîsi ve hem-celîsiyiz. Zîrâ âlem-i sabâvetden berü merhûm pederleri zamânından beri bir yerde hâsıl olduğumuzdan mahrem-i râz olduğumuz içün hakîri sultânıma gönderdi". "Safâ geldin, hoş geldin". Cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakîr tek ü tenhâ kalup eydür: "Şimdi paşa oğlumu ne mahalde bırakdın", "Sultânım! Engürü'nün şimâl tarafında, iki konak ötede Istanoz kal‘asında bırakdım. Andan cenâb-ı şerîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu mektûbun sultânımdan netîce-i haberin ister. Hemân inşâallah sabâh bu kulunuz yine mektûb-ı dürerbârlarınız ile giderim. Mektûblara nazar olunsun" deyü hatm-i kelâm etdükde "Tiz dîvân efendisi Halîl Efendi'yi çağırın" dedikde Halîl Efendi hâzır olup mektûbu mahfîce tilâvet edüp cümle hâtır-nişân etdükde "Bre Evliyâ Çelebi! Ne çok askeriniz var, ya Engürü kal‘asına niçe kapanmadınız. Hayfa, dirîğ, işte bir iş ederdiniz kim devr-i kıyâmete dek kılıcınız arşa aşup ol zamân İslâmbol keferelerinden intikâm alınırdı. Olmaya, illâ hayr. Hele çok askeriniz var imiş" deyü sürûrundan kalkup otak içre reftâr ederken hakîre yüz altun ve bir mercân tesbîh ve koynundan bir mücevher sâ‘at ihsân edüp hazînedâra "Müsâfirindir, bir hoş ikrâm edüp bir kat esbâb ver" deyü tenbîh etdi. Ol sâ‘at hakîre bir kat libâs-ı fâhire ve bir semmûr kafası kürk-i fâhire verüp mihmân olduk. Ol gün konakçı tarafından haber gelüp Köprülü Mehemmed Paşa ve yedi beğlerbeği Osmâncık cisrini ve Sarmaşıklıkayabeli'ni alup meterisler kazup yalçın kayalar üzre azîm taşlar yığmışlar. Ol tarafdan kuş uçmak ihtimâli yokdur. Ve Amasiyye paşası Hüseyin Paşa Direklibel'i sedd edüp kurâlardan cümle re‘âyâ vü berâyâyı kaldırmış ve bir habbe ve cübbeli âdem bulunmak ihtimâli yokdur. Cümle sarp dağlara ve mağaralara ve kılâ‘lara kapanmışlar, deyü konakçıdan haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp tuğlar gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b–362a ·
metinde göster ·
… sik değildir. Haleb'in Çum Kürdleri karârgâhı harâmîler durağı mahûf u muhâtara
yerlerdir
kim kuttâ‘u't-tarîklerin piyâde kemîngâh yerleridir kim gâyet ihtirâz lâzımdır. …
Bu dahi Haleb eyâleti hâkinde deryâdan bir ok menzili ba‘îd bir cebel-i âlî eteğinde şekl-i murabba‘ seng-trâş bir kal‘a-i savaşdır. Sene (---) târîhinde kayâsıralar binâsıdır. Sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'a giderken ahâlîleri mutî‘ olmuşlardır. Hâlâ Payas niyâbetidir. Dizdârı ve neferâtları vardır ammâ yeniçeri serdârı ve kethüdâyeri yokdur. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur ve kal‘a içre bir câmi‘i ve neferâthâneleri vardır. Neferâtları Haleb defterdârından ulûfe-i mu‘ayyenelerin alırlar (---). Ve kal‘ayı ubûr edüp leb-i deryâda Sakaldutan Beli-misâl bir bel vardır. Ne‘ûzübillah şeb [u] rûz harâmîleri eksik değildir. Haleb'in Çum Kürdleri karârgâhı harâmîler durağı mahûf u muhâtara yerlerdir kim kuttâ‘u't-tarîklerin piyâde kemîngâh yerleridir kim gâyet ihtirâz lâzımdır. Bu mahalli ubûr edüp (---) sâ‘atde Acıçay nâm mahalli dahi güzer edüp iki buçuk sâ‘at dahi gidip
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a ·
metinde göster ·
… uvarlasa kifâyet edüp kuş uçamaz. El-ıyâzen-billâh sarp ve muhavvif ve muhâtara
yerlerdir
. Hamd-i Hudâ böyle bir sa‘bu'l-mürûr mahalde Murtezâ Paşa efendimize Dürüzî mel …
Elbette bârçe galyonlar girse direklerinin serenlerinin cıvandıraları kayalara dokunmaz. Böyle mağaralı kayalar var kim içine yigirmişer bin atlı âdem girse "Yerimiz dardır" diyemezler. Eyle vâsi‘ ibret-nümâ gâr-ı yetîmânlardır. Kaçan kim lodos rüzgârı şiddet üzre esdikde talattum-ı deryâ cûş [u] hurûşa gelüp yedişerleme ta‘bîr etdikleri deryâ kumu dağlar gibi gelüp bu Nakura kayaları mağaralarına urdukda ol dağların sâ‘ikasından benî Âdem Nakura'dan geçmeğe cür’et edemeyüp zehresi çâk olur. Tâ bu merteb sıyt u sadâ verir kim üç menzil ba‘îd Şâm-ı Şerîf'de bu Nakura kayaları gârlarına temevvüc-i deryâ urduğunun gürüldüsü istimâ‘ olunup "Nakura dağları gürler" derler. Tâ bu mertebe gâr-ı azîmler, hattâ cemî‘i müfessirîn "Kur‘ân-ı Azîm'de zikr olunan Nakura Boğazı budur" derler. Cemî‘i mellâhân-ı bihârda ve cümle seyyâhân-ı berde meşhûr-ı âfâk bir Nakura Boğazı'dır. Râh-ı tenginin iki cânibleri eyle yalçın kayalardır kim bebr ü peleng ve külüng-i nâhunların ilişdirecek yer bulamaz. Bu kayalarda bir tüfenkli, bin aded âdemi geçirmek ihtimâli yokdur. Tüfenk atmayup taş yuvarlasa kifâyet edüp kuş uçamaz. El-ıyâzen-billâh sarp ve muhavvif ve muhâtara yerlerdir. Hamd-i Hudâ böyle bir sa‘bu'l-mürûr mahalde Murtezâ Paşa efendimize Dürüzî mel‘ûnlarının fethi müyesser olup hakîr-i pür-taksîr dahi böyle gazâda bulunduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… istimâ‘ etdik, ammâ Hudâ âlimdir hakîr istimâ‘ etmedim. Böyle bir yalçın kayalı
yerlerdir
kim cümle Şâm huccâcları her sene bu Hazret-i Sâlih kayaları mâbeyninden geçüp …
Yine böyle iken niçe yüz deve kaya içre Sâlih devesinin sadâsın istimâ‘ edüp altta kaldıkda anda evvel kalan deveyi kurbân edüp ubûr ederler. Ve niçe hâl sâhibi âdemler "Kaya içindeki Sâlih Nebî devesinin sadâsın istimâ‘ etdim" der. Mü’min ü muvahhidlerin efvâhından istimâ‘ etdik, ammâ Hudâ âlimdir hakîr istimâ‘ etmedim. Böyle bir yalçın kayalı yerlerdir kim cümle Şâm huccâcları her sene bu Hazret-i Sâlih kayaları mâbeyninden geçüp ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… l‘adır. Şâm ve Haleb tüccârları Bağdâd'a bu mahalden ubûr ederler. Urbân yatağı
yerlerdir
. Andan cânib-i (---) sâ‘atde,
Sebeb-i tesmiyyesi deyr-i ruhbândan galat Ruhbe derler. Ve bânîsi Nemrûd'dur. Ve Urfa eyâleti hâkinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 600.000 akçedir. Ze‘âmeti 10 ve kılıç timarı 156. Ve alaybeği ve çeribaşısı var. Cümle sekiz yüz asker olup sefer eşerler. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferât-ı murdârı vardır. Kal‘ası Dicle ve Furât mâbeyninde ve Diyârbekir zemîninde bir kazâ-yı azîmde vâki olmuş taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i murabba‘dan tûlânîcedir. Rıkka kal‘ası'na 60b karîb ve Ane kal‘asına beş menzil ba‘îd kaldı, ammâ Ruhbe kal‘ası nehr-i Furât sâhilinde gâyet sa‘b u metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Bânî-i sânîsi Melik Bertûk ta‘mîr u termîm edüp müstahkem etdi. Buna Yeni Ruhbe derler. Kal‘ası kaya üzre değildir, bir topraklı bayır üzre küçük metîn kal‘adır. Şâm ve Haleb tüccârları Bağdâd'a bu mahalden ubûr ederler. Urbân yatağı yerlerdir. Andan cânib-i (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60a–60b ·
metinde göster ·
mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh
yerlerdir
. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sayd olunmaz, mümkin değildir. Zîrâ bu mahall …
mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh yerlerdir. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sayd olunmaz, mümkin değildir. Zîrâ bu mahallenin buzu bi-emrillah gâyet rakîk olur. Ammâ ba‘zı zamân niçe kızaklar buna geçüp gark olur. Ve niçe âdemler kızak kayarken rakîk buzlara gelüp gark olur. Ve niçe Tuna gâzîleri karşu Eflâk ve Boğdan diyârlarına şeb-revânî esvâblar giyüp Eflâk ve Boğdan mahbûb u mahbûbelerin serîka edüp İslâm ile müşerref olurlar. Ve niçe bin âdem Tuna üzre buz kayarken ra‘d gibi şakıyup giderken bir perende atup yine aslâ tetiğin bozmayup kayarak gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… ış hatve-i bî-aceledir. Bu mezkûr handakdan taşra çayır ve çemenzâr teferrüçgâh
yerlerdir
. Her rûz bu giyâhât üzre ba‘de'l-asr ihvân-ı bâ-safâ cem‘ olup gûnâ-gûn lu‘bede …
Cümle yedi adet kapularının cisir yerleri ma‘lûmdur. Evvelâ Namâzgâh kapusu cânib-i garba nâzırdır. Ve Mustafâcık kapusu garba meyyâldir. Ve Eflatar kapusu cenûba makşûfdur. Ve cânib-i kıbleye Döne kapusu ve taraf-ı şarka İslâmbol kapusu ve yine semt-i şarka Dâye kapusu ve yine cânib-i şarka Darağacı kapusu. Hâlâ bu mezkûr kapuların yerleri ma‘lûm olup memer-gâh-ı hâs [u] âmdır. Bu varoşun cümle etrâfı dâ’iren-mâdâr on bin altmış hatve-i bî-aceledir. Bu mezkûr handakdan taşra çayır ve çemenzâr teferrüçgâh yerlerdir. Her rûz bu giyâhât üzre ba‘de'l-asr ihvân-ı bâ-safâ cem‘ olup gûnâ-gûn lu‘bede-bâzlıklar edüp zevk ve safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
… e varınca Kürdistân'ın arzı yigirmi ve yigirmi beş konak ve ednâsı on beş konak
yerlerdir
. Ammâ bu kadar ülkeler içre beş kerre yüz bin tüfeng-endâz ümmet-i Muhammed Şâf …
İnşâallah mahalliyle altı bin aded mîr-i aşâ’irleri dahi tahrîr etmeğe destime hâme-i cevâhir-gûyâmı almışım, ammâ bu Kürdistân'ın arzı tûlu gibi vâsi‘ değildir. Cânib-i şarkîsinde Acem hudûdunda Harîr ve Ardalân'dan hâk-i Şâm ve hâk-i Irâk-ı Arab ki hâk-i Haleb'dir, ol hâk-i pâkeyne varınca Kürdistân'ın arzı yigirmi ve yigirmi beş konak ve ednâsı on beş konak yerlerdir. Ammâ bu kadar ülkeler içre beş kerre yüz bin tüfeng-endâz ümmet-i Muhammed Şâfi‘îyyü'l-mezheb vardır. Ve cümle yedi yüz yetmiş altı pâre kal‘a add olunur kim cümle imârdır. İnşâallah kılâ‘ları dahi mahalleriyle tavsîf olunur. İnkırâzu'd-devrân Âl-i Osmân ile şâh-ı Acem mâbeyninde memâlik-i Kürdistân mü’ebbed ola, âmîn,yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219a ·
metinde göster ·
… ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı
yerlerdir
kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr o …
Evvelâ Turhal ovası ve Kaz ovası ve Yaban ova ve Çubuk ova ve Murtat ova ve Hasan ova ve Zile ova nâm fezâlar eyle ekin ocağı yerlerdir kim Âl-i Osmân askeri bir ovaya konup göçüp usret çekmemişlerdir ve bu mezbûr ovalarda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile sekiz bin askerle konup göçdüğümüzden cümle kurâ vü kasabât kendleriyle cild-i evvelde tahrîr olunmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… yhat Deşt-i Kıpçak'dır ve cenûb tarafı kezâlik Akkirmân'a varınca cây-ı bî-amân
yerlerdir
kim niçe kerre ubûr itmişih. Anıniçün tîmâr ve ze‘âmetleri yokdur.
Sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân (---) binâsıdır, be-dest-i Macar Alî Paşa. Üç tuğlu vezîr eyâleti tahtıdır, lâkin bî-amân yer olmak ile vezîri Silisre ve Babadağı ve Akkirmân şehirlerinde oturup on bin asker ile muhâfaza edüp hâlâ bu kal‘a-i Özü Silisre eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır, ammâ bunun beği kanûn üzre Özü suyunun karşu Kırım tarafında Kılburun nâm kal‘ada oturup muhâfaza edüp tâ Kırım cezîresinin Orağzı nâm mahalle dörd konak çöl ile Kırım'a varınca Özü beğinin hükmündedir. Tatar hânların Kanûn-ı Bâyezîd Hân üzre alâkaları yokdur. Özü beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 240.000 akçedir, lâkin ze‘âmet u tîmâr ve alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur, zîrâ kıble tarafı Karadeniz ve garb tarafı cümle Kazağistân'dır. Her bâr Kazak horoslarının sadâları işidilir ve şark tarafı nehr-i Özü aşrı Heyhat sahrâsıdır. Tâ kal‘a-i Azağ'a ve andan doksan yedi konak tâ Bahr-i Harez'e varınca sahrâ-yı Heyhat Deşt-i Kıpçak'dır ve cenûb tarafı kezâlik Akkirmân'a varınca cây-ı bî-amân yerlerdir kim niçe kerre ubûr itmişih. Anıniçün tîmâr ve ze‘âmetleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… rk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri
yerlerdir
. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların al …
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… yân edüp cânib-i erba‘ası dıraht-ı azîmler ile hıyâbân-ı bî-amân ve çengelistân
yerlerdir
. Bu menzîl-i mahûfda nehr-i Kiriş kenârında Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa efe …
Bu mahalde dahi kal‘a dibinden nehr-i Kiriş cereyân edüp cânib-i erba‘ası dıraht-ı azîmler ile hıyâbân-ı bî-amân ve çengelistân yerlerdir. Bu menzîl-i mahûfda nehr-i Kiriş kenârında Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa efendimiz deryâ-misâl asker ile tınâb tınâba niçe bin aded hayme vü hargâh ile meks edüp cânib-i erba‘alarına ve dıraht-ı müntehâlar başlarına mesâfe-i ba‘îde ordu-yı İslâm'dan taşra karavullar koyup "Tatar Hân ve gayrı asâkir-i Âl-i Osmân cem‘ ola" deyü müterakkıblar iken bu hakîr ol menzilde Serdâr-ı mu‘azzam Alî Paşa efendimizin otağ-ı nüh-tâk-ı gerdûn vakârına 123a varup hâk-i pâyına yüzüm sürdükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b–123a ·
metinde göster ·
… kânî evlerdir, ammâ bir hânede bâğ u bâğçe-i İremler yokdur, zîrâ yalçın kayalı
yerlerdir
. Bu hânelerin nısfı cümle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâ …
Sitâyiş-i varoş-ı kal‘a-i Hilevne: Bu varoş-ı ma‘mûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve garbına ve cenûbuna kayalı dere ve depeler üzre cümle dokuz mahalle ve bin yüz aded cümle kârgîr binâ kal‘a-misâl tahtânî ve fevkânî evlerdir, ammâ bir hânede bâğ u bâğçe-i İremler yokdur, zîrâ yalçın kayalı yerlerdir. Bu hânelerin nısfı cümle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâr götürmesin" deyü her evlerin üzerlerine azîm direkler komuşlar. Bu rûzgâr-ı akîm derdinden bu şehrin ekseriyyâ evleri kayagan taş örtülüdür. Bu şehirde esen rîh-i Sarsar meğer Âd kavmi üzre eser idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b ·
metinde göster ·
. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Art …
Gâyetü'l-gâye cezîre yerlerdir. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden beri İslâm tarafına küffâr geçemez. Gerçi nehr-i Çetine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar ve potlar üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İslâm askeri kâfirin girîbânın alırlar ve bu köprüde olan Baba Ahmed gâzîleri imdâd yetişirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… âb ve ahâlîsin kebâb ve hânelerin türâb etmişdir, ammâ nâhiyesi gâyet mahsûldâr
yerlerdir
kim Kıraova nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir zemîn-i yumuşakdır.
Mâ-tekaddem bunda bir kal‘a var imiş. Küffâr-ı Venedik Hanya feth olduğu sene kahrından bu kal‘ayı harâb ü yebâb ve ahâlîsin kebâb ve hânelerin türâb etmişdir, ammâ nâhiyesi gâyet mahsûldâr yerlerdir kim Kıraova nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir zemîn-i yumuşakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… larda aslâ koyun ve kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katır yokdur. Gerçi çemenzâr
yerlerdir
, ammâ kâfir derdinden bir kobla, ya‘nî bir kısrak beslemeğe kâdir değiller. Bu …
Bunlarda aslâ koyun ve kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katır yokdur. Gerçi çemenzâr yerlerdir, ammâ kâfir derdinden bir kobla, ya‘nî bir kısrak beslemeğe kâdir değiller. Bu kavme yazığım gelüp ve zahîre-bahâ bir akçe ve habbe almayup kal‘a imâmı Nâ’imîzâde'ye bir sarık hibe edüp bu kal‘adan kırk aded refîkler ile bir günde cânib-i (---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b ·
metinde göster ·
… mle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı
yerlerdir
kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, am …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… handağı üzre asma cisri var. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası sâfî bâğlı mahsûllü
yerlerdir
. Ve cümle re‘âyâları Eflakân'dır.
Bu kal‘a yeni feth olmağile dahi câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yok idi, ammâ iç kal‘ası şekl-i murabba‘ kârgîr binâ bir küçük kal‘adır. Bunun dahi başka handakı vardır. Ve cânib-i şarka nâzır bir ağaç kanatlı kapusu var bunun dahi handağı üzre asma cisri var. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası sâfî bâğlı mahsûllü yerlerdir. Ve cümle re‘âyâları Eflakân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
… rinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü
yerlerdir
. Andan 5 sâ‘atde,
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… ler. Ve batı tarafına nâzır birer kapusu var. Cânib [ü] etrâfı dereli ve depeli
yerlerdir
. Andan kalkup 3 sâ‘atde,
Gerçi nehr-i Şamos aşırı bir kûh-ı bülend havâlesi vardır, ammâ kal‘aya ol dağdan bir zarar yokdur. Ve bu kal‘aya serhad halkı Çatal kal‘a derler. Ve batı tarafına nâzır birer kapusu var. Cânib [ü] etrâfı dereli ve depeli yerlerdir. Andan kalkup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
Nemse çâsârı tarafından beş bin tüfeng-endâz kâfir kal‘ada aslâ amân dilemedi. Ve bu sûr hâricinde bir müzeyyen varoşu var idi. Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîleri bu varoşa şergil olup hâh-nâhâh bî-bâk u bî-pervâ şehre girüp cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üsârâların alup şehrin âteşe urup ancak kal‘ası bir sahrâ-yı vâsi‘de sögele kaldı. Ve yine asker-i İslâm'a kırkar ellişer vukiyye top gülleleri urdu. Gâyet metîn ü müstahkem şekl-i muhammes bir kal‘a-i Şeddâdî beş tabyalı ve beş aded kenîseli bir kal‘a-i beyâz idi, yanına varılmaz. Ancak bu kadar temâşâ etdik, zîrâ top serpindisinden yakın varmağa âdem cür’et edemezdi, ammâ sahrâları gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 4 sâ‘at sahrâlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
… şlar dedikleri mahûf u muhâtara olan beyâz kumlu ve kara taşlı kumsal-ı bî-amân
yerlerdir
kim gûyâ Karadeniz kenârında Akkirmân kal‘ası önündeki Kamerü'l-kum gibi bir bî …
Ve mezkûr kara tarafında iki kat dîvârları ve iki kat kapuları ve azîm handakı var, mâ‘adâ yerleri deryâ ve yalın kat dîvâr ve deryâ ve göl ihâta etmişdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi on bin altı yüz adımdır. Ve Karadeniz kenârında bir latîf liman-ı azîmi var ve buheyresine dahi hurde gemiler girüp lenger-endâz olup yatırlar. Ve bu gölden taşrası Karadeniz'in Yedikumlar ve Karataşlar dedikleri mahûf u muhâtara olan beyâz kumlu ve kara taşlı kumsal-ı bî-amân yerlerdir kim gûyâ Karadeniz kenârında Akkirmân kal‘ası önündeki Kamerü'l-kum gibi bir bî-câr yerdir. Cümle Karad[eniz] keştîleri bu Terkoz kal‘asının burnundaki Yedikumlarda vakt-i şitâda helâk olurlar. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
… rlardır ve yıldız cânibi dahi ovalı ve çayırlı ve çemenzârlı ve serâpâ bostânlı
yerlerdir
.
Eşkâl-i şehr-i Plevne: Bu belîde-i ma‘mûr bir vâsi‘ öz içine vâkı‘ olmuş iki tarafı bâğlı ve bâğçeli ve müşebbek bostânlı zemîn-i mahsûldârda ma‘mûr u âbâdân dâr-ı karârlardır ve câ-be-câ yerleri bâğlı ve çayırlı bayırlardır ve yıldız cânibi dahi ovalı ve çayırlı ve çemenzârlı ve serâpâ bostânlı yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… aslâ taş binâ yokdur ve taş kaldırım aslâ yokdur, zîrâ alçak ve sulu ve bataklı
yerlerdir
. Eğer kârgîr binâlar var ise cümle horasânî tula binâlardır, ammâ her hânedânda …
Bu şehir evlerinin dükelisi dörd yüz aded serâpâ tahta örtülü ve tahta havlılı ve tahta binâlı ve tahta döşeme kaldı[rı]mlı pâk ü pâkîze evlerdir. Bu şehirde aslâ taş binâ yokdur ve taş kaldırım aslâ yokdur, zîrâ alçak ve sulu ve bataklı yerlerdir. Eğer kârgîr binâlar var ise cümle horasânî tula binâlardır, ammâ her hânedânda sehel bâğçecikler mukarrerdir, zîrâ vâsi‘ büyût-ı mükelleflerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62b ·
metinde göster ·
. Ve kapunun mâbeynleri ellişer germe levend adımıdır, tiryâkî adımı değildir, â …
Andan yine bu orta hisârın bir kapusu dahi mağrib tarafında Gül Baba tarafına Beç kapusudur kim dörd kat-ender-kat demir kapulardır. Bu kapuların mâbeynleri cümle toloz kemerlerdir, aslâ gök görünmez Temmûz'da sermâ yerlerdir. Ve kapunun mâbeynleri ellişer germe levend adımıdır, tiryâkî adımı değildir, âdem adımıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… kal‘aya müşâ ma‘mûr u âbâdân Peşte sahrâlarıdır kim tûlen ve arzen onar merhale
yerlerdir
.
Nehr-i Tuna'nın cânib-i garbîsinde kal‘a-i Budun'dur ve cisrin beri şimâlî tarafı başında kal‘a-i Peşte-i dil-teşnedir kim şimâlîsi ve maşrıkı ve kıble tarafları cümle sahrâ-yı Peşte ve hâmûn-ı Keçkemet'dir kim tâ bir ucu kal‘a-i Hatvan'a ve bir tarafı tâ kal‘a-i Sonloğ'a ve semt-i garbîsi tâ kal‘a-i Segedin'e varup nehr-i Tise kenârlarına varınca köy köy üstüne kal‘a kal‘aya müşâ ma‘mûr u âbâdân Peşte sahrâlarıdır kim tûlen ve arzen onar merhale yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89b ·
metinde göster ·
… i olmayup cânib [ü] etrâfları çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir uçurum
yerlerdir
. Ve cümle kayalarında gûnâ-gûn vahşî hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişler kim birin …
Etrâfında aslâ handakı yokdur ve handak olacak ve kazılacak yerleri olmayup cânib [ü] etrâfları çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir uçurum yerlerdir. Ve cümle kayalarında gûnâ-gûn vahşî hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişler kim birinin saydları mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… eri nehr-i Drin'e nâzırdır. Ve yine bu hânelerin dahi enseleri bâğlı ve bayırlı
yerlerdir
. Ve bu şehrin nehr-i Drin kenârınca tûlu kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Ve şehrin mu‘teber sarâyları ve hânedân-ı âlîleri cümle bu Drin kenârına döşenmiş ba‘zı evlerinin şâhnişîn ve revzenleri nehr-i Drin'e nâzırdır. Ve yine bu hânelerin dahi enseleri bâğlı ve bayırlı yerlerdir. Ve bu şehrin nehr-i Drin kenârınca tûlu kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147a ·
metinde göster ·
… tlar gide[meyüp] cumbul batakda batarlar. El-hâsıl gerçi bir ormanlı ve çayırlı
yerlerdir
, ammâ cumbul deryâsıdır.
Kanije'ye giden bu mahalle ota otluğa ve oduna çıkdıklarında bin atlı bin âdem pür-silâh olup çıkarlar. Ve niçe kerre baş alır ve niçe kerre baş verirler, ammâ bu taraflarda arabalar ve atlar gide[meyüp] cumbul batakda batarlar. El-hâsıl gerçi bir ormanlı ve çayırlı yerlerdir, ammâ cumbul deryâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… çeri serdârı (---) yıldız rûzgârı cânibi bayırlı ve çayırlı ve bâğlı ve bâğçeli
yerlerdir
. Ve kıble tarafı sahrâlardır. Ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve üç mahalle-i …
(---)(---) de Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve kazâsı (---)(---) ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı (---) yıldız rûzgârı cânibi bayırlı ve çayırlı ve bâğlı ve bâğçeli yerlerdir. Ve kıble tarafı sahrâlardır. Ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve üç mahalle-i keferelerdir. Ve cümle iki bin aded tahtânî ve fevkânî tahta örtülü vâsi‘ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---) ve cümle (---) mahalle mesâcidleridir, ammâ cemâ‘atleri çokdur. Ve cümle iki medrese-i tâlibândır ve cümle üç aded mekteb-i püserândır ve cümle bir aded hânkâh-ı dervîşândır. Ve cümle (---) hammâm-ı rûşenâdır. Ve cümle (---) hân-ı sevdâgerândır ve cümle (---) dükkân-ı esnâfândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31a ·
metinde göster ·
… zeyn etmişdir ve kal‘anın yanında Ada Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh
yerlerdir
kim cânib-i erba‘asın nehr-i Zakova ile nehr-i Tise ihâta etmişdir. Bâğ-ı İrem' …
Ve bu kal‘a bir düz çölistânda iki nehr-i azîm kenârında vâki‘ olmak ile varoşundan taşra dârağacı semtine bâğ ve bâğçe ve müşebbek bostân mahsûldârları cihânı zeyn etmişdir ve kal‘anın yanında Ada Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh yerlerdir kim cânib-i erba‘asın nehr-i Zakova ile nehr-i Tise ihâta etmişdir. Bâğ-ı İrem'den nişân verir bir mesîregâh-ı cinîn-i hadîka-i ravza-i Rıdvânlardır. Bunda dahi şühedâların mezâristânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… n gümrük alınırmış. El-hâsıl im‘ân-ı nazar ile görüp acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh
yerlerdir
.
Andan bu mezkûr iki taraf kal‘aların altları nehr-i Tuna'ya nâzır kûh-ı Bî-sütûn gibi kayalar delik delik mağâralardır. Ve İnlik beli tarafında olan kal‘a bir kayalı burun üzre olmak ile yine Yanvan Kral bu kal‘a kayasının dağı ardını bir hayli kesüp nehr-i Tuna'yı akıdup kal‘ayı bir cezîre gibi etmek murâd edinmiş, ammâ ömr vefâ etmeyüp hâlâ [hâli] üzre kalmış, ammâ bu kayayı dahi bu mertebe kesüp Tuna akıtmak himmeti dahi makdûr-ı beşer değildir. Eğer eyle olsa bu İnlik kal‘ası Sedd-i İskender olurdu. Hattâ kefere zamânı bu boğazda cümle gemilerden gümrük alınırmış. El-hâsıl im‘ân-ı nazar ile görüp acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
ve alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr ol …
Ve kal‘ası nehr-i Tuna kenârında şekl-i murabba‘ bir dolma rıhtım binâ palanka-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Ve iki aded kapusu var. Biri Tuna kenârında maşrık tarafına nâzır küçük ağaç kanatlı kapudur. Ve biri dahi mağrib tarafında Tuna kenârınca varoş kapusudur kim kal‘anın cânib-i cenûbun nehr-i Tuna döğer, ammâ şimâl cânibi havâleli yerlerdir ve alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr olup Tuna kenârındaki dîvâr üzre müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn teferrücgâh maksûreli yerleri var. Ve cümle elli aded tahta şindire örtülü hâneler var. Ve büyük kapu dibinde Tuna'ya nâzır bir küçük müferrih câmi‘i var, cemâ‘ati 96a vefret üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b–96a ·
metinde göster ·
El-hâsıl Bahr-i Muhît'[d]e girdâb-ı Okyanûs ve nehr-i Murâd'daki Ca‘ber kal‘ası boğaz[ı] ve nehr-i Cayık'da Maskov'un Zebun kal‘ası boğaz[ı] ve nehr-i Edil'de yine Maskov'un Heşdek kal‘ası girdâb[ı] ve Bahr-i Harez'de Demirkapu kal‘ası boğazı ve Karadeniz'in Kız boğazı ve nehr-i Şattu'l-arab üzre Nemrûd boğazı ve yine bu nehr-i Tuna'da İnlik kal‘ası girdâbı ve yine bu nehr-i Tuna'da mezkûr Tahtalı girdâbı cümle mahûf ve muhâtara yerlerdir, ammâ bu Demirkapu boğazı Okyanûs girdâbından ziyâde azâb-ı elîm berzah-ı bî-amân boğazdır. Ammâ amelîdir, Tahtalı ve İnlik boğazları gibi Yed-i Kudret boğazı değildir. Bu Demirkapu boğazı yonma taşdan amelî boğazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·