… rçi yalçın kaya üzre vâkî‘ olmuşdur ammâ evleri bir düz vâsi‘ ve musattah taşlı
yerlerdir. Ve
bu kal‘anın şimâlinde Şehîdler kullesi üzre sağîr ü kebîr otuz iki aded topları …
Ve bu iç kal‘ada cümle on bir mihrâbdır, üçü câmi‘dir. Kal‘a kapusundan içeri Beğ Câmi‘i, gâyet câmi‘-i kebîr ve tarz-ı kadîmdir. Ve bir kârgîr minâresi var. Bundan mâ‘adâ tahta minâreler ve minâresiz mesâcidlerdir. Ve bu kal‘a gerçi yalçın kaya üzre vâkî‘ olmuşdur ammâ evleri bir düz vâsi‘ ve musattah taşlı yerlerdir. Ve bu kal‘anın şimâlinde Şehîdler kullesi üzre sağîr ü kebîr otuz iki aded topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a ·
metinde göster ·
… erîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet
yerlerdir ve
şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize mu …
Andan kalkup kal‘a-i Kal‘acığ'ı ve Şeyh Şâmî'yi ve Akçakoyunlu'yu ve kasaba-i Kurdlardan Kızılırmağ'ı refâhiyyet üzre geçüp menzil-i Karakeçili'de karâr edüp Varvar Alî Paşa'nın Turhal kal‘asından kalkdığın haber alup andan bir menzilde cânib-i şarka ılgar edüp Amâsiyye kurbunda kasaba-i Gergerân'da mülâkât-ı Varvar Alî Paşa: Bu kasabanın sene 1057 târîhinde bâlâda Erzurûm menâzillerinde tahrîr olunmuşdur. Bu kasaba sahrâsında, Varvar Alî Paşa kırk elli bin asker-i bî-pâyân ile meks edüp ol ferah-fezâyı hayme ve hargâh zeyn etmiş. Hakîr kanûn üzre ibtidâ kethüdâsına varup mülâkât olup bize vesîle olarak paşanın otâğ-ı nüh-tâkına götürdü. Ne otâk, gûyâ bir serâperde-i Süleymânî'dir kim cânib-i erba‘asın niçe bin çatal fitilli sekban ve sarıca akrebleri kat-ender-kat otâğı ihâta edüp pür-silâh âmâde durur. Hakîr içeri girüp paşaya yakın vardıkda tîrkeş ve kılıcım taşlayup seke seke huzûruna varup zemîn bûs edüp mektûb-ı muhabbet-üslûbları destine verüp "Defter[dâr]zâde Mehemmed Paşa oğlunuz, huzûr-ı izzetinize selâmlar edüp bu mektûbu gönderdi", dedikde "Safâ geldin yiğit, hoş geldin" dedikde yine dâmen bûs edüp "otur" dediler. Hakîr hemân 362a celse-i hafîfe edince yüzüme nazar edüp "Bre sen Hâfız Evliyâ Çelebi değil misin ki, Ayasofya Câmi‘inde leyle-i kadrde hıfzen sekiz sâ‘atde hatm-i şerîf edüp merhûm Sultân Murâd aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân seni Harem-i hâssaya alup kilârlı etmedi mi" deyice Hakîr "Belî Sultânım! Sultân Murâd Hân'ın çerâğ-ı efrûhtesiyim" dedim. "Şimdi sen paşa oğlumun ne hizmetindesin". "Vallahi Erzurûm'a giderken mü’ezzinbaşısı idim. Erzurûm'da gümrük kâtibliği ihsân eyledi ve üç kerre Acem diyârına gönderdi ve hâlâ şimdi imâmeti hizmetinde muk[te]dâ-yı nâs ve muhâsibi ve enîsi ve hem-celîsiyiz. Zîrâ âlem-i sabâvetden berü merhûm pederleri zamânından beri bir yerde hâsıl olduğumuzdan mahrem-i râz olduğumuz içün hakîri sultânıma gönderdi". "Safâ geldin, hoş geldin". Cümle iç ağalarına kiş kiş deyüp paşa ve hakîr tek ü tenhâ kalup eydür: "Şimdi paşa oğlumu ne mahalde bırakdın", "Sultânım! Engürü'nün şimâl tarafında, iki konak ötede Istanoz kal‘asında bırakdım. Andan cenâb-ı şerîfinizi kollayarak Kankırı taraflarına gitmek üzredir. Zîrâ ol mahal, ganîmet yerlerdir ve şiddet-i şitâ def‘ olup mevsim-i bahârdır, sultânımın ol câniblere gelmenize muntazırdır ve bu mektûbun sultânımdan netîce-i haberin ister. Hemân inşâallah sabâh bu kulunuz yine mektûb-ı dürerbârlarınız ile giderim. Mektûblara nazar olunsun" deyü hatm-i kelâm etdükde "Tiz dîvân efendisi Halîl Efendi'yi çağırın" dedikde Halîl Efendi hâzır olup mektûbu mahfîce tilâvet edüp cümle hâtır-nişân etdükde "Bre Evliyâ Çelebi! Ne çok askeriniz var, ya Engürü kal‘asına niçe kapanmadınız. Hayfa, dirîğ, işte bir iş ederdiniz kim devr-i kıyâmete dek kılıcınız arşa aşup ol zamân İslâmbol keferelerinden intikâm alınırdı. Olmaya, illâ hayr. Hele çok askeriniz var imiş" deyü sürûrundan kalkup otak içre reftâr ederken hakîre yüz altun ve bir mercân tesbîh ve koynundan bir mücevher sâ‘at ihsân edüp hazînedâra "Müsâfirindir, bir hoş ikrâm edüp bir kat esbâb ver" deyü tenbîh etdi. Ol sâ‘at hakîre bir kat libâs-ı fâhire ve bir semmûr kafası kürk-i fâhire verüp mihmân olduk. Ol gün konakçı tarafından haber gelüp Köprülü Mehemmed Paşa ve yedi beğlerbeği Osmâncık cisrini ve Sarmaşıklıkayabeli'ni alup meterisler kazup yalçın kayalar üzre azîm taşlar yığmışlar. Ol tarafdan kuş uçmak ihtimâli yokdur. Ve Amasiyye paşası Hüseyin Paşa Direklibel'i sedd edüp kurâlardan cümle re‘âyâ vü berâyâyı kaldırmış ve bir habbe ve cübbeli âdem bulunmak ihtimâli yokdur. Cümle sarp dağlara ve mağaralara ve kılâ‘lara kapanmışlar, deyü konakçıdan haber gelince Varvar Alî Paşa atf-ı ınânı Kızılırmak geçidine mün‘atıf eyleyüp tuğlar gitdi. Kasaba-i Gergerân'dan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b–362a ·
metinde göster ·
… rk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri
yerlerdir. Ve
eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun …
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık b …
Gâyetü'l-gâye cezîre yerlerdir. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden beri İslâm tarafına küffâr geçemez. Gerçi nehr-i Çetine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar ve potlar üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İslâm askeri kâfirin girîbânın alırlar ve bu köprüde olan Baba Ahmed gâzîleri imdâd yetişirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… handağı üzre asma cisri var. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası sâfî bâğlı mahsûllü
yerlerdir. Ve
cümle re‘âyâları Eflakân'dır.
Bu kal‘a yeni feth olmağile dahi câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yok idi, ammâ iç kal‘ası şekl-i murabba‘ kârgîr binâ bir küçük kal‘adır. Bunun dahi başka handakı vardır. Ve cânib-i şarka nâzır bir ağaç kanatlı kapusu var bunun dahi handağı üzre asma cisri var. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası sâfî bâğlı mahsûllü yerlerdir. Ve cümle re‘âyâları Eflakân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
Andan yine bu orta hisârın bir kapusu dahi mağrib tarafında Gül Baba tarafına Beç kapusudur kim dörd kat-ender-kat demir kapulardır. Bu kapuların mâbeynleri cümle toloz kemerlerdir, aslâ gök görünmez Temmûz'da sermâ yerlerdir. Ve kapunun mâbeynleri ellişer germe levend adımıdır, tiryâkî adımı değildir, âdem adımıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… i olmayup cânib [ü] etrâfları çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir uçurum
yerlerdir. Ve
cümle kayalarında gûnâ-gûn vahşî hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişler kim birinin s …
Etrâfında aslâ handakı yokdur ve handak olacak ve kazılacak yerleri olmayup cânib [ü] etrâfları çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir uçurum yerlerdir. Ve cümle kayalarında gûnâ-gûn vahşî hûş [u] tuyûrlar âşiyân etmişler kim birinin saydları mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… eri nehr-i Drin'e nâzırdır. Ve yine bu hânelerin dahi enseleri bâğlı ve bayırlı
yerlerdir. Ve
bu şehrin nehr-i Drin kenârınca tûlu kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Ve şehrin mu‘teber sarâyları ve hânedân-ı âlîleri cümle bu Drin kenârına döşenmiş ba‘zı evlerinin şâhnişîn ve revzenleri nehr-i Drin'e nâzırdır. Ve yine bu hânelerin dahi enseleri bâğlı ve bayırlı yerlerdir. Ve bu şehrin nehr-i Drin kenârınca tûlu kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147a ·
metinde göster ·
… çeri serdârı (---) yıldız rûzgârı cânibi bayırlı ve çayırlı ve bâğlı ve bâğçeli
yerlerdir. Ve
kıble tarafı sahrâlardır. Ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve üç mahalle-i kefe …
(---)(---) de Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve kazâsı (---)(---) ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı (---) yıldız rûzgârı cânibi bayırlı ve çayırlı ve bâğlı ve bâğçeli yerlerdir. Ve kıble tarafı sahrâlardır. Ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve üç mahalle-i keferelerdir. Ve cümle iki bin aded tahtânî ve fevkânî tahta örtülü vâsi‘ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---) ve cümle (---) mahalle mesâcidleridir, ammâ cemâ‘atleri çokdur. Ve cümle iki medrese-i tâlibândır ve cümle üç aded mekteb-i püserândır ve cümle bir aded hânkâh-ı dervîşândır. Ve cümle (---) hammâm-ı rûşenâdır. Ve cümle (---) hân-ı sevdâgerândır ve cümle (---) dükkân-ı esnâfândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31a ·
metinde göster ·
alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr olup …
Ve kal‘ası nehr-i Tuna kenârında şekl-i murabba‘ bir dolma rıhtım binâ palanka-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Ve iki aded kapusu var. Biri Tuna kenârında maşrık tarafına nâzır küçük ağaç kanatlı kapudur. Ve biri dahi mağrib tarafında Tuna kenârınca varoş kapusudur kim kal‘anın cânib-i cenûbun nehr-i Tuna döğer, ammâ şimâl cânibi havâleli yerlerdir ve alçak handakları vardır. Bu kal‘ada Beğ sarâyı cümle hânedânlardan ma‘mûr olup Tuna kenârındaki dîvâr üzre müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn teferrücgâh maksûreli yerleri var. Ve cümle elli aded tahta şindire örtülü hâneler var. Ve büyük kapu dibinde Tuna'ya nâzır bir küçük müferrih câmi‘i var, cemâ‘ati 96a vefret üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b–96a ·
metinde göster ·
… tdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin
yerlerdir. Ve
gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu lima …
Bu cây-ı menâs-ı keştîye Derzî limanı demeğe bâ’is oldur ki bu limanın ağzında bir kara yumru adacık vardır. Ol adanın üstünde zamân-ı sâbıkdan kalmış taşdan yonma bir put vardır. Ol putu bir derzî yapdırmış. Anıniçün Derzî limanı derler, garîb temâşâdır. Be-kavl-i nasârâ ol put tâ Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek âb-ı hayât su bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… r derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar
yerlerdir. Ve
bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek …
Bu cây-ı menâs-ı keştîye Derzî limanı demeğe bâ’is oldur ki bu limanın ağzında bir kara yumru adacık vardır. Ol adanın üstünde zamân-ı sâbıkdan kalmış taşdan yonma bir put vardır. Ol putu bir derzî yapdırmış. Anıniçün Derzî limanı derler, garîb temâşâdır. Be-kavl-i nasârâ ol put tâ Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek âb-ı hayât su bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… zkûr Külür cezîresi bir çam ve ardıç ağaçlı adadır. Her cânibi a‘lâ demir dutar
yerlerdir. Ve
kenâr ile Külür adası mâbeyni bir mîl karası yakındır. Ve derinliği dörd ve beş …
Ve mezkûr Külür cezîresi bir çam ve ardıç ağaçlı adadır. Her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve kenâr ile Külür adası mâbeyni bir mîl karası yakındır. Ve derinliği dörd ve beş kulaç denizdir. Ve cezîre-i Külür'de bir kenîse vardır, ismine San Nikola derler. Mezbûr adaya varan gemiler kilisanın önüne yanaşırlar ve içmeğe suları bu adada çamlı derelerde bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… na mukâbil altı kulaç yerde gemiler yatır, zîrâ kal‘a cânibi sığlıkdır ve tuzla
yerlerdir. Ve
eğer limandan taşra demir bıraksalar on altı kulaçdır.
Ve kal‘ası limanına gemiler varıcak karayel tarafına Palike limanına mukâbil altı kulaç yerde gemiler yatır, zîrâ kal‘a cânibi sığlıkdır ve tuzla yerlerdir. Ve eğer limandan taşra demir bıraksalar on altı kulaçdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… r var. Aşağı deresi içinde bir âb-ı hayât suyu var, ammâ gâyet mahûf u muhâtara
yerlerdir ve
kemîngâhlı derelerdir.
Sitâyiş-i kal‘a-i harâb (---)(---): Bir yalçın kaya başında kayaları mağârâlı vîrân kal‘a-i bâlâdır kim içinde âdem ve âdemî-zâd yokdur. Ancak kış eyyâmlarında içinde çobanlarıyla koyunlar kışlağı ağıllar var. Aşağı deresi içinde bir âb-ı hayât suyu var, ammâ gâyet mahûf u muhâtara yerlerdir ve kemîngâhlı derelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
… onak yer tâ Afyonkarahisârı'na varınca kurâ ve kasabâtlar ile ma‘mûr [u] âbâdân
yerlerdir. Ve
cânib-i garbı kezâlik iki merhale yer kurâ kurâ üstüne pür-hâsıl belîdelerdir. …
Ve bu şehrin sahrâlarında deve ve katâr ve arabalar işlemek ile ganîmet şehirdir. Şark ve garbı ikişer konak sahrâ-yı bî-pâyânlardır. Kıble tarafında iki konak yer tâ Afyonkarahisârı'na varınca kurâ ve kasabâtlar ile ma‘mûr [u] âbâdân yerlerdir. Ve cânib-i garbı kezâlik iki merhale yer kurâ kurâ üstüne pür-hâsıl belîdelerdir. Ve gâyet azîm eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… n yerde olmak ile etrâfında handakı yokdur. Ve leb-i deryâsı alçak vâsi‘ kumsal
yerlerdir. Ve
dîvârının kaddi on beş arşın bâlâdır.
Ve kal‘ası leb-i deryâda bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kârgîr seng-âbâd binâ-yı hoş-âbâd kal‘a-i Sultân Murâd'dır. Ve cenûb tarafı yokuş yukarı kayalar üzre vâki‘ olmuşdur. Ve sa‘b [u] metîn yerde olmak ile etrâfında handakı yokdur. Ve leb-i deryâsı alçak vâsi‘ kumsal yerlerdir. Ve dîvârının kaddi on beş arşın bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y71a ·
metinde göster ·
Türkmân kavmi bu kal‘a altında meks edüp safâ ederler bir çerâgâh ferah-fezâ
yerlerdir. Ve
yakınında ma‘mûr kurâlar vardır, [[(---) (---) (---)]] dediler, ammâ görmedim.
Türkmân kavmi bu kal‘a altında meks edüp safâ ederler bir çerâgâh ferah-fezâ yerlerdir. Ve yakınında ma‘mûr kurâlar vardır, [[(---) (---) (---)]] dediler, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157b ·
metinde göster ·
… kmân çerâgâhıdır. Sayf u şitâda nebâtâtı eksik değildir. Gâyet mahsûllü sevâhil
yerlerdir. Ve
bu sahrâ-yı âbâdânı [[(---) (---) (---)]] sene (---) târîhinde İşpanya keferesi …
Ve bu sahrâlar cümle Türkmân çerâgâhıdır. Sayf u şitâda nebâtâtı eksik değildir. Gâyet mahsûllü sevâhil yerlerdir. Ve bu sahrâ-yı âbâdânı [[(---) (---) (---)]] sene (---) târîhinde İşpanya keferesi destinden iki sene muhâsara-i ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ile Melik Tâhir [[(---) (---) (---)]] sene (---) târîhinde emân ile feth edüp Şâm-ı Tarabulus paşasının hâssıdır ve subaşılıkdır. Ve yüz [[(---) (---) (---)]] kadıya üç kîse hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181b ·
metinde göster ·
… Ahâlî-i Mısır ol fezâlarda ceyrân ve erneb sayd [u] şikâr ederler, teferrücgâh
yerlerdir. Ve
,
Vâdî'l-Müsta‘fîn Y 257b ve dahi Vâdî'l-Melik ve dahi Vâdî'l-Leylâ ve dahi Vâdî'd-Dicle: Bu cebel-i Mukattam üzre vâsi‘ fezâlardır. Cümle Mısır hâk-i pâda nümâyândır. Tâ ayn-ı Mûsâ'ya varınca altı sâ‘atlık yer vâdîlerdir. Ahâlî-i Mısır ol fezâlarda ceyrân ve erneb sayd [u] şikâr ederler, teferrücgâh yerlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257a–Y257b ·
metinde göster ·
… ara hükmümüz nâfiz değildir. Ve gâyetü'l-gâye bî-emân susuz ve mahûf u muhâtara
yerlerdir. Ve
sizcileyin beyâz âdemleri esîr edüp pişirüp yerler. Ve her giz bu bizim diyârım …
Biz sizi Fes ü Merânkûş vilâyetlerinin çöl çölistânı ve berr [ü] beyâbânına sizi koyvermeziz. Ve ol taraflara hükmümüz nâfiz değildir. Ve gâyetü'l-gâye bî-emân susuz ve mahûf u muhâtara yerlerdir. Ve sizcileyin beyâz âdemleri esîr edüp pişirüp yerler. Ve her giz bu bizim diyârımıza sizin gibi âdemler gelmemişdir. Görmez misiz, bizim diyârın halkı sizi gördükce ta‘accüb edüp bize her gün bin gûne su’âller ederler. Ne ol diyâra bir takrîb ile gitmeğe sened yok. Ve gidilmek mümkin değildir. Kanı Fes ü Merânkûş, bu Mısır cezîresinin nihâyetidir ve yolları mesdûddur. Ol diyâr ile mâbeynimiz cânib-i garba beş aylık yol çölistândır. Vallâhi biz sizi koyveremeziz" dedükde cümle musâhibleri ve kan vezîrleri ale'l-ittifâk rızâ vermediler. Ve cümle refîk ü huddâmlarımız,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431a ·
metinde göster ·