… ile Haleb eyâleti ihsân olunup kal‘anın sademât-ı top-ı kûplerden münhedim olan
yerlerini
ta‘mîr ü termîm edüp kal‘a içine Murtazâ Paşa'yı kırk bin asker ile muhâfız koy …
Andan Erzurûm'a varup serdâr-ı mu‘azzamın âmâde etdiği toplardan mâ‘adâ Tebr[îz] Kapusu'nda kırk pâre balyemez dahi döküp iki bin çift câmûslar ile topları Erzurûm'dan keşân-ber-keşân çekerek Sınur çayırı nâm mahalden Kağızman altından kal‘a-i Revân altına dâhil olup sene 1044'de Revân kal‘ası altında meks edüp kal‘a dibinden cereyân eden deryâ-misâl nehr-i Zengi'yi asker-i İslâm ayaktan ubûr edüp alâ-mele’i'n-nâs ol gün kal‘aya amân vermeyüp metrislere yedi koldan girilüp bism-i İlâh ile ibtidâ kendüler nehir aşırı Muhânet bayırı nâm mahalden kal‘aya bir balyemez topu urup münhedim etdikde cümle asker-i İslâm fâl-ı mübârekdir deyü şâd [u] handân olup yedi gün yedi gece göz açdırmayup hamd-i Hudâ fethi müyesser olup Revân hânı Emîrgûneoğlu amân ile taşra çıkup iki tuğ ile Haleb eyâleti ihsân olunup kal‘anın sademât-ı top-ı kûplerden münhedim olan yerlerini ta‘mîr ü termîm edüp kal‘a içine Murtazâ Paşa'yı kırk bin asker ile muhâfız koyup kırk bin asker ile Koca Ken‘ân Paşa Ahıçka kal‘asına serdâr olup ol mâh-ı mezbûrda kal‘a-i 68a Ahıçka dahi feth olup sa‘âdetle Pâdişâh-ı Cem-azamet, Revân altından Acem diyârın gâret etmeğe revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b–68a ·
metinde göster ·
… emân Van'ın İskelebaşı köyüne karîb geldikde Van kayasının evc-i âsumâna çıkmış
yerlerinin
ta ortalarından birer yaylım şayka toplarına âteş edüp sepet sandûkası kadar ta …
Paşa bu hâli görüp barûd gibi tutuşup eydür: "Hay nâmerd dizdâr, Sultân Murâd Hân efendimle yine bu mahalle geldikde bu kadar top atılmadı. Şimdi bu kadar barûd-ı siyâh vakfullahdan isrâf oldu" deyü dizdâra gazaba gelmişken hemân Van'ın İskelebaşı köyüne karîb geldikde Van kayasının evc-i âsumâna çıkmış yerlerinin ta ortalarından birer yaylım şayka toplarına âteş edüp sepet sandûkası kadar taş gülleler kimi Van sahrâsına kimi Van deryâsına düşünce paşa dibelik âteş-i mahz olup bir atlı mehter dizdâra, atmasın deyü tenbîhe gitdi. Ammâ ne fâ’ide, atılan gülle ve yanan barûd gerü gelmez. Bu hâl üzre paşa şehir halkının istikbâline çıkan bây [u] gedâlara selâm vererek bin altmış beş Receb'i âhirinde İskele kapusundan içeri Van'a dâhil olup şehir içinde ahâlî-i esnâfât şâhrâh üzre pâyendâzlar edüp ve tarîk-ı âm üzre niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa dîvânhâne-i Van'da bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Bitlîs Hânı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
hareket etmeyüp kal‘a döğmeğe bezl-i himmet ediniz, olmaya illâ hayr. Gerüden g …
Seydî Paşa eydir: "Ben asker-i İslâm'ın ensesinde kafâdârın ve cümle nâhiyeleri gâret ü tâlân etmeğe me’mûrun ve ihtimâldir kim bir tarafdan Kemen Yanoş Kral-ı bed-fi‘âl asker-i İslâm üzre gelirse inşâ’allâhu Te‘âlâ sizler cümle yerlerinizden hareket etmeyüp kal‘a döğmeğe bezl-i himmet ediniz, olmaya illâ hayr. Gerüden gelen küffâr ile ben söyleşirim" dedikde, cümle umûr-dîde ihtiyârlar eyitdiler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… ları cem‘ edüp ale'l-acele Uyvar'ın darebât-ı top-ı kal‘a-kûp ile münhedim olan
yerlerini
ta‘mîr etmeğe Kurd Paşa'yı ve yedi aded mîr-i mîrânları ve Budin vezîri Sarı Ab …
Ertesi gün Budin ve Üstürgon ve Ustolni-Belgrad'dan ve gayri yerlerden gelen cümle üstâd mühendis bennâları cem‘ edüp ale'l-acele Uyvar'ın darebât-ı top-ı kal‘a-kûp ile münhedim olan yerlerini ta‘mîr etmeğe Kurd Paşa'yı ve yedi aded mîr-i mîrânları ve Budin vezîri Sarı Abaza Hüseyin Paşa'yı ta‘yîn edüp Kiremitçi Ahmed Ağa, ki Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın Ciğerdelen cenginde yarar ve nâmdâr kethudâsı idi, ilm-i hendesede ve ilm-i mi‘mârîde ferîdü'd-dehr bir zû-fünûn kimesne olmağile kal‘anın ta‘mîr [ü] termîmine anı mu‘temed edüp Âsitâne mi‘mârbaşılığı va‘de olunup hil‘at-i şehriyârîyle şeref-yâb olup kal‘ayı amâra cehd-i ihtimâma şürû‘ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
… âr-ı Nemse saçlıdır, tırâş olmağa muhtâc değillerdir, ammâ yine başlarının orta
yerlerini
tırâş edüp saçlarını mümessek sâbûnlar ile yaykayup niçe yüz bin kefere yetmiş …
Hattâ niçe cerrâh dükkânlarında berberler vardır. Gerçi cümle küffâr-ı Nemse saçlıdır, tırâş olmağa muhtâc değillerdir, ammâ yine başlarının orta yerlerini tırâş edüp saçlarını mümessek sâbûnlar ile yaykayup niçe yüz bin kefere yetmiş seksen yaşına girer yine sakalın tırâş etdikde berber kefereleri dâ’imâ bir yüksek iskemlede oturup hüddâmları keferenin saçın sakalın yaykayup başka bir iskemle üzre oturur, ammâ tırâş olacak keferenin oturduğu iskemle bir mîl üzre olup fırlak gibi deverân eder. Berber tırâş etdikçe iskemleyi çevirüp her ne cânibin tırâş etmek murâd ederse kendüsi oturup iskemleyi çevirüp âsân vech ile tırâş eder. Rûm'daki gibi berber ayak üzre tırâş etmez, bu dahi temâşâgâhdır. Ve dükkânları şâzrevânlar ve gûnâ-gûn eşyâlar ile müzeyyen teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… sının niçe yerden dîvârların lağımlar ile ender hevâ mu‘allakast edüp hâlâ niçe
yerlerinin
dîvârları harâb [u] yebâbdır. Hâlâ ba‘zı kulleleri ve çâh-ı cahîm-âsâ zindânı d …
Ammâ bu Tuna Varat'ı ol zamân küffâr tarafında olmak ile meymene ve meysere kal‘asının niçe yerden dîvârların lağımlar ile ender hevâ mu‘allakast edüp hâlâ niçe yerlerinin dîvârları harâb [u] yebâbdır. Hâlâ ba‘zı kulleleri ve çâh-ı cahîm-âsâ zindânı durur. Gâyet metîn ve vâsi‘ ve sa‘b kal‘a imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b ·
metinde göster ·
… nâ etmişler, zîrâ bu şehir yakınında aslâ taş yokdur. Lâkin münhedim olan kal‘a
yerlerinin
âsâr-ı temeli taşları zâhir ü bâhirdir.
Kal‘ası zamân-ı kadîmde hâlâ bezzâzisten olan yerde imiş. Gâzî Turhân Beğ münhedim etmeğile dizdârı yokdur. Lâkin iki yüz nefere mâlik martolos ağası vardır kim şehri her gece muhâfaza edüp şehir etrâfında olan (---) aded kapuları sedd ederler, pür-silâh pandur askerdir. Zamân-ı kadîmde Leka'nın tahtgâhı olup kal‘ası münhedim oldukdan sonra cemî‘i kal‘a taşların câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve hân ve imâretler binâ etmişler, zîrâ bu şehir yakınında aslâ taş yokdur. Lâkin münhedim olan kal‘a yerlerinin âsâr-ı temeli taşları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235b ·
metinde göster ·