… eşrâf [ve] ulemâ vü sulehâ ve sâ’ir ihtiyârları gelüp otakda kat-ender-kat olup
yerli yerlerinde
karâr etdiler. Ve cümle a‘yân u kibâr-ı Van dahi gelüp herkes merkezinde karâr- …
Ve ertesi gün yine dîvân-ı pâdişâhî olup şehr-i Bitlîs'in cümle mîr-i livâları ve cümle ocak ağaları ve a‘yân [u] eşrâf [ve] ulemâ vü sulehâ ve sâ’ir ihtiyârları gelüp otakda kat-ender-kat olup yerli yerlerinde karâr etdiler. Ve cümle a‘yân u kibâr-ı Van dahi gelüp herkes merkezinde karâr-dâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b ·
metinde göster ·
… kim henüz dahi pâdişâh tarafında olan ve Şâm ve Haleb ve Mar‘aş askerleri dahi
yerli yerlerinde
âmâde dururlar. Ve ağırlık yanında kara dağlar gibi duran askeri görürler. Hemâ …
Küffâr bu hâl-i pür-melâli görüp görse kim henüz dahi pâdişâh tarafında olan ve Şâm ve Haleb ve Mar‘aş askerleri dahi yerli yerlerinde âmâde dururlar. Ve ağırlık yanında kara dağlar gibi duran askeri görürler. Hemân gerüye dönüp "Lasinçe dağına arka verelim" deyince içlerine Rûmeli askeri girüp kıra kıra başladıklarında kâfirler de fır-a-fıra başlayup karârları firâra mübeddel olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
ve menhûshâne olan evlerinde bulup bir fezâ-yı mahsûldâr içre yetmiş seksen pâr …
Hamd-i Hudâ cümle küffârları köylerinde ve yerli yerlerinde ve menhûshâne olan evlerinde bulup bir fezâ-yı mahsûldâr içre yetmiş seksen pâre ma‘mûr u âbâdân belîdeleri ale'l-gafle şeb-hûn edüp ol ân amân u zamân vermeyüp köylerin mâl-ı ganâ’imleri ve havvânâtların alup köyleri âteş-i Tatar'a urup hâk ile yeksân edüp andan yine cânib-i garba seğirdüp tâ kal‘a-i azîm Saboç'a varup sahrâsı içre zirâ‘atde ve bâğ u bâğçelerinde hırâsetde olan küffârlardan ân-ı vâhidde kâmil üç bin kadar İslovin mahbûbu ve mahbû[be]lerin giriftâr-ı bend-i hicrân edüp bunda dahi hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn kelepür zî-kıymet eşyâlar alup mansûr u muzaffer olup yine cânib-i şimâle seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
… kelâm yedi hersek ve yedi ban ve yedi kral ve iki vezîr bile gelüp cümle küffâr
yerli yerlerinde
durup andan cemî‘i ruhbânlar ve bıtrîk ve kıssîs ve papaslarının ellerinde mücm …
Hâsıl-ı kelâm yedi hersek ve yedi ban ve yedi kral ve iki vezîr bile gelüp cümle küffâr yerli yerlerinde durup andan cemî‘i ruhbânlar ve bıtrîk ve kıssîs ve papaslarının ellerinde mücmereleri içinde ûd ve kara günlükleri alev ber-alev yakup rehâvî makâmında Zebûr âyetlerinden lisân-ı Zebûr'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19b ·
metinde göster ·
Bu kulle-i azîmi itmâm edüp her mühimmât [u] levâzımâtların
yerli yerlerinde
görüp cemî‘i asâkir-i islâm bu kal‘ayı "Allâh'a ısmarladık" deyüp gitdiklerinde …
Bu kulle-i azîmi itmâm edüp her mühimmât [u] levâzımâtların yerli yerlerinde görüp cemî‘i asâkir-i islâm bu kal‘ayı "Allâh'a ısmarladık" deyüp gitdiklerinde hemân evvel ayın(?) âhirinde yigirmi bin Maskov küffârı ve yer götürmez Kalmık Tatarları bu Sultâniyye'yi muhâsara edüp yigirmi gün yigirmi gece kal‘a-kûp toplar ile döğüp niçe yerlerin münhedim edüp küffâr dururken hemân bir gün vakt-i seherde kulle-i azîmin toplarına bir fitîlden âteş edince niçe bin küffârı top gülleleri helâk edüp hikmet-i Hudâ baş hatmanları ve baş vornikleri mürd olup küffâr içinde bir feza‘ u çeza‘ vâveylâ kopup kal‘aya istîlâ etmeden me’yûs olup firâr edüp Heyhât sahrâsı içre giderlerken yine bunlara Mehemmed Geray Hân'ın oğullarıyla kalga sultânı yetişüp tîr ü kemân ve şemşîr-i perrân çıkarmadan cümlesin esîr-i kayd [u] bend edüp vilâyet-i Kırım'a götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… vezîr yokdur, yerli yerinizde oturun" deyü cümle askeri gerüye dönderüp herkes
yerli yerlerinde
oturup âsûde-hâl olundu.
Fi'l-hâl cemî‘i koldan çavuşlar ve ağalar cümle atlarda dal sâtûr olup "Dönün gâzîler! Yürüyüş zamânı değildir. İlerisinde hîle ve şeytânatlar çokdur ve fermân-ı vezîr yokdur, yerli yerinizde oturun" deyü cümle askeri gerüye dönderüp herkes yerli yerlerinde oturup âsûde-hâl olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295a ·
metinde göster ·
Ammâ bin seksen üç Muharrem'inin yedinci gecesi cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutabâ ve P 152a meşâyihân ve a‘yân [u] eşrâf-ı Medîne Harem-i şerîfe cem‘ olup on iki bin kanâdîller ile derûn-ı câmi‘ ve minâreler zeyn olup bin yerde şem‘-i asel-i kâfûrîler ve fânûs-ı cinânlar ile çerâğân olup Hazret-i Risâlet nûr-ender-nûr içinde nûr-ı mahz idi, hemân nûrun alâ-nûr oldu. Saf saf ve esnâf esnâf huzzâr-ı meclis yerli yerlerinde oturup meydân-ı hareme bir kürsî götürüp mevlûd-hân urûc edüp makâm-ı hicâza âgâze edüp müveşşehler âheng ederek bir mevlûd-ı şerîf tilâvet etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·