"Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî ve Allâhümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyüp Fâtiha dediler. Cümle Sahâbe-i kirâm Fâtiha tilâvet edüp cümle huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs ederdim. Ve her birinin hayır du‘âsın alup giderdim. Kiminin dest-i şerîfi müşk gibi, kimi amber ve kimi sünbül ve kimi gül ve kimi reyhân ve kimi zaymurân ve kimi benefsec, kimi karanfîl gibi kokardı. Ammâ bizzât râyiha-i Hazret-i Resûl za‘ferân-ı verd-i handân gibi kokardı. Ve mübârek sağ elin bûs etdüğimde gûyâ pembe-misâl kemiksiz bir dest-i şerîf idi. Ammâ sâ’ir enbiyânın dest-i şerîfleri ayva râyihası kokardı. Hazret-i Ebûbekir es-Sıddîk'ın dest-i şerîfleri kavun gibi şemm olunurdu. Hazret-i Ömer ke-râyihati'l-amber gibi idi. Hazret-i Osmân benefşe gibi râyihası var idi. Hazret-i Alî ke-râyiha-i yâsemen idi. İmâm Hasan karanfîl gibi imâm Hüseyin verd-i ebyaz gibi kokardı. Rıdvânullâhi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7b ·
metinde göster ·
Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… hacc-ı şerîfe gitmek arzûları düşüp niyyet-i hâlisa ile azîmet etdik. Allahümme
yessir
.
Sad lek kez sâlât u selâm ol Mefhar-i Mevcûdât üzre olsun ve niçe hezâr hezâran nâliş [u] efgân-ı dil-sûz ile tahiyyat [u] selâm âli ve evlâdı ve ashâbı ve ezvâcı ve etbâ‘ı ve erbâb-ı Suffe ve şehîd-i deşt-i Kerbelâlar üzre selâm olsun kim anların mücâhedesi süyûflarıyla cemî‘i Mısr u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve bilâd-ı Nihâvend ve Belh [u] Buhârâ ve Horâsân iklimleri feth olup zamîme-i diyâr-ı İslâm olup Şâm illerinde râh-ı Mekke ve Medine emn [ü] emân olup bu abd-i fakîr [u] hakîr [u] pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâya dahi Şâm-ı cennet-meşâm üzre hacc-ı şerîfe gitmek arzûları düşüp niyyet-i hâlisa ile azîmet etdik. Allahümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
… unduğu mahalde cemî‘i nühûrları birer birer alâ tafsîl terkîm olunur. Allahümme
yessir
bi'l-hayri'l-âfiyet! Ammâ bu kal‘a-i Palu dibinde cereyân eden Murâd'ın tulû‘ı …
İnşâ'allahu Te‘âlâ Musul ve Şehrezûl ve Bağdâd ve Basra seyâhatleri tahrîr olunduğu mahalde cemî‘i nühûrları birer birer alâ tafsîl terkîm olunur. Allahümme yessir bi'l-hayri'l-âfiyet! Ammâ bu kal‘a-i Palu dibinde cereyân eden Murâd'ın tulû‘ı karîbdir. Erzurûm ile Muş sahrâsı mâbeyninde Bingöl yaylağında bin gölden ziyâde buhayrelerden cem‘ olup sahrâ-yı Muş'dan ubûr edüp bu Palu kal‘ası tahtından cereyân edüp İzolı nâm mahallerde Çat nâm köyde nehr-i Furât'a mahlût olup niçe tahrîr etdigimiz kıl‘alardan sonra kal‘a-i Birecik'e vâsıl olup andan aşağı Kurna'ya varınca uğraduğu kal‘alar Birecik seyâhatinde tahrîr olunmuşdur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 85a ·
metinde göster ·
… vân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme
yessir
. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handakl …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… -ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme
yessir
...Ammâ
{Manzara-i nehr-i Cayık}: Ba‘dehû nehr-i Edil'den küçük nehr-i azîm Cayık'dır. Bu dahi Moskov diyârında Kozak ve Heşdek müselmânları içinden cereyân edüp bu dahi bahr-i Harez'e rîzân olur. Bu nehirden küçük, bu Uruscuk önünde evsâfın tahrîr edeceğimiz nehr-i azîm Tuna'dır. Andan küçük Basra ve Kurna önünde Şattü'l-Arab'dır. Amma tuğyânı mahallinde meşhûrdur. Andan küçük, Mısır'da nehr-i Nîl'dir. Ammâ yılda bir kerre tuğyân edüp üç ayda Kıbtî hesâbı üzre bunun gurresinde Nîl kesiminde üç ay deryâ olup taşar ve sâ’ir zaman nısıf mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme yessir...Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… bu sarâyı esâsından cedîd edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. "Allahümme
yessir
bi'l-hayr" denildi.
Bu tahrîr olunan mahallâtlar içre cümle on bir sarâydır. Cümleden mükellef ve mükemmel kal‘a kapusu önünde Tuna kenarında vüzerâlara mahsûs sarây-ı azîm, Budin ve Bosna sarâyları gibi binâ-yı azîmleri sarây-ı kavî değildir. Cümle belvan ve tahta ile mebnî sarây-ı fevkânîdir. Bir vâsi‘ce havlisi ve bir küçük dîvânhânesi ve yetmiş aded gılmân-ı hâssa hücreleri ve bir küçük hammâm-ı muhtasarı var. Cümle odaları soba ocaklıdır. Zîrâ kışı katı olur. Cümle kiremitli binâlardır. Bu Silisre sarâyın temâşâ etdiğimiz bin altmış bir târîhi idi. Göncüzâde nâm ilm-i nücûmda pesendîde-i hâs [u] âm bir kimesne eydür "Bin doksan târîhinde Âl-i Osmân'dan Mehemmed Hân bu Silisre şehrine gelüp bu sarâyı esâsından cedîd edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. "Allahümme yessir bi'l-hayr" denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
… iğimiz üzre ale't-tafsîl olmazsa da alâ kadri'l-imkân terkîm olunur / Allahümme
yessir
bi'l-hayr ve'l-âfiye.
Nehr-i Şatt'a mahlût olan nehirleri görüp ve nûş edüp her birinin tulû‘u ve gurûbuyla ol cânibleri seyâhat etdiğimiz üzre ale't-tafsîl olmazsa da alâ kadri'l-imkân terkîm olunurAllahümme yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı netîce: Ol zamân ki Hazret-i Alîyy-i Kerrâr kerremallahu veche sâhil-i Van'da ejderhâ ile ceng edüp su‘bânı katl idince su‘bân, yılanın bir nev‘i olmağile gecerek mürd olup pür-potur olarak su‘bânın lâşe-i murdârı Van deryâsına düşüp talattum-ı deryâ ile ejderin lâşesi Van kal‘ası kurbünde leb-i deryâya düşüp cîfe-i murdârı çürüyüp üstühânları kalur. Ba‘dehû sene 525 târîhinde Van kal‘asın binâ eden Kılıç Arslan Şâh ejderhânın kemiklerin cem‘ edüp demir zencîrler ile cümle üstühânları tertîb üzre dizüp Van kal‘asının aşağıdaki Rıbat kullesi ve Veled kullesi mâbeynine zencîrler ile ibret-nümâ içün mezkûr kemikleri âvîze edüp cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr gelüp seyr [ü] temâşâ ederlerdi. Ta ki sekiz yüz beş târîhinde Timur Hân Mâverâü'n-nehir'den hurûc eyleyüp kal‘a-i Van'ı kâmil üç sene muhâsara eyleyüp bâğ diküp meyvesin yeyüp âhir fethi müyesser olmayup hâ’ib ü hâsir gider oldukda Hindistân'e tehî dest gitmemek içün mezkûr ejderhânın kemiklerin aşağı kal‘a dîvârından alup on katar develere kemikleri tahmîl edüp Hindistân'a götürüp hâlâ anda (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) râygândır, derler. Ammâ hakîr Hindistân'a varmamak ile görmedim. Allahümme yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244a ·
metinde göster ·
… i‘ oldular. Ammâ cümlesinden haber aldım, yine Âl-i Osmân'ı isterler. Allahümme
yessir
.
Bu bâlâda tahrîr olunan yedi aded sultânlar cümlesi Ahmed Hân ve Mustafâ Hân asrında Âl-i Osmân'a tâbi‘ onar bin Türkman'a mâlik Türkman beğleri idi kim Harîr ve Ardalân dağların yaylalanırlardı. Ba‘dehû Sultân Osmân fetretinde ve Murâd Hân cülûsu Kızılbaş Tebrîz'e ve Rûmiyye'ye istîlâ edüp bunlar cümle şâha tâbi‘ oldular. Ammâ cümlesinden haber aldım, yine Âl-i Osmân'ı isterler. Allahümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a ·
metinde göster ·
… dâda gelen askerin komasa kaht [u] galâdan bi-emr-i Hudâ feth olurdu. Allâhümme
yessir
bi'l-hayr.
Hattâ sene (---) târîhinde Abaza Paşa Özü vâlîsiyken bu kal‘ayı 40b yetmiş yedi gün muhâsara edüp fethi müyesser olmayup bednâmlık ile avdet edüp Silisre'ye geldi, ammâ Âl-i Osmân deryâ-misâl asker ile gelüp muhâsara edüp Tatar askeri imdâda gelen askerin komasa kaht [u] galâdan bi-emr-i Hudâ feth olurdu. Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a–40b ·
metinde göster ·
… amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-hayrâtın rûhu yâd u şâd olurdu. Allâhümme
yessir
.
Mezkûr nehr-i serî‘ü's-seyr Alacahisâr dağları ve Rodnik kasabası ve Çaçka kasabası ve şehr-i Öziçe dağlarından gelüp cem‘ olarak bu mahalden ubûr edüp nehr-i Tuna kenârında kal‘a-i Güvercinlik ile kal‘a-i Köylüc mâbeyninde nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu mahalde bu nehr üzre bir göz bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her bâr ağaç cisri götürüp âyende vü revende gemilerle ubûr ederken gâyetü'l-gâye usret çekerler. Hay bir sâhib-i hayrât-ı Hâtem-i Tayy [ve] Ca‘fer-i Bermekî olsa bu cisr amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-hayrâtın rûhu yâd u şâd olurdu. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
… el hâke berâber etseler henüz kal‘a-i Üstürgon sedd-i Kahkahâ olurdu, Allâhümme
yessir
.
El-hâsıl sarp palankadır, ammâ Allâhümme âfinâ ibtidâ düşman geldikde der-ceng-i evvel bu hisâra sarılup aldıkda andan kal‘a-i Üstürgon'u top ile döğe döğe harâb u yebâb eder. Hemân buna çâre oldur kim bu Depedelen kayasın beş on aded dörder ve beşer hazîneli lağımlarla ender-havâ mu‘allakest dediği gibi lağımlarla bu depeyi sehel hâke berâber etseler henüz kal‘a-i Üstürgon sedd-i Kahkahâ olurdu, Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Hazret-i İshâk ibn Hazret-i (---)[İbrâhîm]: Sıfet şehrinde sâkinler idi. Hâlâ Yahûd tâ’ifeleri hâne-i şerîflerin ziyâret ederler. Mâbeynlerinde tevâtürle meşhûr-ı âlemdir ve tevârîhlerinde mastûrdur. Ve kâr [u] kisbleri râ‘î idi. Ba‘dehu Kudüs-i şerîfe hicret edüp dâr-ı bâkîye intikâl edüp na‘ş-ı şerîflerin bu âsitânede defn etdiler. Müddet-i ömürleri yüz altmış sene Y 229b oldu. Âsitânesine yüz süren mesrûr [u] şâdân olup kesâfetden halâs olur, aceb sırr-ı Hudâ'dır. Kubbesinin iki pençeresi var, câmi‘in kıble kapusuna nâzırlardır. Ammâ bu kubbe ol kadar müzeyyen değildir. Rûh-ı şerîfiyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlarin ricâ eyledik. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a–Y229b ·
metinde göster ·
… Alman'da iken Fransa'da şehr-i Paris'i medh ederlerdi, ammâ görmedim. Allâhümme
yessir
bi'l-hayr.
Kâfiristân'da olan Nemse çâsârı hükmünde Alman şehri P 105b ve kal‘a-i Bec ki hâlâ taht-ı inpiratordur. Ve biri de Prak şehridir. Biri de şehr-i müzeyyen-i Kaşa'dır. Hakîr Alman'da iken Fransa'da şehr-i Paris'i medh ederlerdi, ammâ görmedim. Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a ·
metinde göster ·
… eveler bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ ederek gidüp gelirdi. Allâhümme
yessir
.
Ve sâ’ir zamân gibi huccâc konakları üzre konmayup iktizâ etdüği yere konduk, yohsa şâm-ı şerîfden Medîne-i münevvereye yigirmi dörd konakdır ve deve ayağıyla üç yüz elli sâ‘atdir. Ammâ yollar ma‘mûr [u] âbâdân şâdumân olup me’kûlât [u] meşrûbâtları bulunsa salt atlı ve katırlı menzili ile kâmil yüz sâ‘atlik yoldur. Ammâ yollarda şâdumân olmayup zâd-ı râhileyi deve ile götürmeğe muhtâc ve deve dahi götürdüğün yer. Yine insân bir pâre nân ile def‘-i cî‘ân eder. Ancak çekilen derd [ü] mihnet ta‘zîb-i hayvân bilâ-fâyide olur. Eğer mülûk himmet etse, şâm'dan Mekke'ye gidince ma‘mûr olsa, develer bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ ederek gidüp gelirdi. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… ar içinde bulunayım deyü bu mahalde defn olunması içün vasıyyet eder. Allâhümme
yessir
. Ve her sene mâh-ı Muharremde ve mâh-ı Saferde bu Hazret-i Hamza âsitânesinde m …
Ve ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kimesne Hazret-i Risâlet-penâh'a mahabbetinden uğuruna cân fedâ edüp şehîd olanlar içinde bulunayım deyü bu mahalde defn olunması içün vasıyyet eder. Allâhümme yessir. Ve her sene mâh-ı Muharremde ve mâh-ı Saferde bu Hazret-i Hamza âsitânesinde mevlûd-ı şerîf olup yedi sekiz bin âdem cem‘ olup mevlûd-ı şerîf tilâvet olurken elbette aşk-ı ilâhî ile âlûde bir âdem merhûm olmuş bulunur. Aceb sırrullâhdır. Ol âdemi gasl edüp şühedâlar hırmenine defn ederler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303b ·
metinde göster ·
… ümle gılâl mühimmâtın kirâları iki yüz kîse fâ’ide kalur (---)(---). Allâhümme
yessir
ve's-selâm.
Ve ahâlî-i Mısır âhirü'l-emr İbrâhîm Paşa'yı Yemen gazâsından ferâğat etdirüp hîn-i azilde cümle gemileri ve Bulâk'da cümle ahşâbâtları fürûht edüp Yemen fethinden halâs olup maksûd [u]Y 386a merâmlarına erdiler. Ammâ eğer bu Nîl-i mübârek Benî Seyf mukâbelesinden Tavtîs Melik açtığı yerden açılup Nîl tuğyânında bir ay hemân tedârikle (---) gılâl ve mühimmât [u] levâzımât Mekke Medîne'ye karadan götürmek [[(---) (---)]] gılâl Deşîşe Urbânının harâmîlerinden kurtulur. Mekke'ye ve (---)(---) Medîne'ye pâk gidüp aslâ taş ve su ve deve ve at ve katır ve (---)(---) cümle gılâl mühimmâtın kirâları iki yüz kîse fâ’ide kalur (---)(---). Allâhümme yessir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y385b–Y386a ·
metinde göster ·
Ve âb-ı hayât nehirler zuhûr edüp cereyân edüp kar ve yağmurlar yağup cemî‘i kara dağlar çengelistân ve ormanistân ve gül-i gülistân ve bebr ü pelengler hâsıl ola, der. Ve Süveys deryâsı Bilbeys şehrinden Y 228a cereyân edüp Akdeniz'e munsab olup Gazze'den cezîre-i Kıbrıs'a bir şâhrâh açılup at ve katır ve deve ile kârbân gidüp gele. Ve Mısır'da Cûşî dağı üzre bir pâdişâh-ı Cem-cenâbın himmetiyle Nîl-i mübârek san‘at ile cereyân ede. Q 243b Ve şehr-i Mısır içre üç yerden germâb zâhir ola, ya‘nî ılıca suyu çıka, deyü koca Muhyiddîn el-Arabî rumûz [u] künûz ile tahrîr eylemişdir. Allâhümme yessir, yâ Müyessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük–Y228a ·
metinde göster ·
… tuyûra hükm eden Süleymân'a kalmadı dünyâ, deyüp terk-i mâsivâ eder. Allâhümme
yessir
.
Ve ol tekne geminin cânib-i erba‘asında Hazret-i Süleymân'ın dîvânı tertîbi yazılmışdır kim cemî‘i zî-rûh mevcûdâtın ins [ü] cinnin hûş u tuyûrların envâ‘-ı eşkâlleri ol taş gemide saf saf alay alay yazılmışdır, ammâ gûyâ kalem-i Bihzâd ve Şâhkulu hattıdır. Bir vâcibü's-seyr dîvân-ı Süleymân'dır. Gören dîvâne olup yüz dîvâne dutar. Zîrâ bu ins [ü] cin ve hûş [u] tuyûra hükm eden Süleymân'a kalmadı dünyâ, deyüp terk-i mâsivâ eder. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… nde Lonçat bender-i azîmine varmak olup karşu geçmek müyesser olmadı, Allâhümme
yessir
bi'l-hayr.
İklîm-i sâbi‘ maşrıkdan mağribe tûlu iki bin iki yüz altı fersah ve arzı yüz kırk fersah ve bin pâre şehirdir, ekseri vilâyet-i Fağfûr'da vâki‘ olmuşdur. Ve şehr-i Kozak ve Moğol u Boğol ve Maskov ve Deşt-i Kıpçak [ve] Tatar ve Kırım ve Kazak ve Leh ve Çeh ve Daniska ve İsfac ve Felemenk'de karâr edüp karşu cânibi cezîre-i İngilis'dir. Yedinci ve altıncı iklîm içinde bulunmuş bir cezîre-i azîmdir kim dâ’iren mâdâr cirmi sekiz bin mîldir. Krallarının tahtı Londura'dır. Sultân Ahmed asrında pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî varmışlardır, ammâ hakîr varmadım. Mukâbilinde Lonçat bender-i azîmine varmak olup karşu geçmek müyesser olmadı, Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256a ·
metinde göster ·
… güşâ câmi‘-i rûşen-i rûşenâ olmuş, henüz üstâd bennâ inşâ etmede idi, Allâhümme
yessir
itmâmehu bi'l-hayr.
Ve hâlâ Melik Eşref tur‘ası iskelesi dibinde Azebler Çorbacısı Ahmed Ağa bir cedîd küçük câmi‘ binâ ediyor. Ammâ gâyet mahallinde binâ olunup bir minâreli müferrah ve dilgüşâ câmi‘-i rûşen-i rûşenâ olmuş, henüz üstâd bennâ inşâ etmede idi, Allâhümme yessir itmâmehu bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306b ·
metinde göster ·
… e şarka Lahsa'nın hükmüdür. Ammâ hakîr Hind'e ve Lahsa'[ya] varmadım, Allâhümme
yessir
bi'l-hayr.
Bu şehrin şark cânibi karşusı yedi yüz mîl Hindistân'ın Dîvâbâd ve Ahmedâbâd benderleridir kim bu Zeyla‘'a karşu karşudur. Ve bu Zeyla‘'ın yıldız tarafına karşusı üç yüz mîl Yemen iskelesinden bender-i (---)dir kim Yemen'in intihâ-i hudûdudur. Andan öte şarka Lahsa'nın hükmüdür. Ammâ hakîr Hind'e ve Lahsa'[ya] varmadım, Allâhümme yessir bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·