… m azîz hazretleri sizi eğerleyüp süvâr oldukda bizler piyâde cenâb-ı şerîfinize
yetişemeziz. Bu
ne sırr-ı Hudâdır?" dediklerinde Arslan Beğ buyururlarmış kim "Vallahi ben de a …
Azîz hazretleri, Orhân Gâzî asrından tâ Murâd-ı Sânî ki Ebü'l-feth pederi Koca Murâd Hân'dır kim iki kerre pâdişâh olup anların zamânına dek azîz-i merkûm hayâtda olup anların mu‘tekidlerinden Gâzî Mihaloğullarından Arslan Beğ dâ’imâ azîzin hizmetinde çâker-i hâkister-i efkende-misâl gulâm-ı halka begûşu idi. Azîz-i merhûm hayâtında bir cânibe teveccüh etse mezkûr Arslan Beğ'e süvâr olup dağ u râğ u bâğ u deşt u sahrâ geşt ederek ba‘zı zamân gazâya gidermiş. Arslan Beğ'e ba‘zı fukarâlar su’âl ederlermiş kim "Sultânım azîz hazretleri sizi eğerleyüp süvâr oldukda bizler piyâde cenâb-ı şerîfinize yetişemeziz. Bu ne sırr-ı Hudâdır?" dediklerinde Arslan Beğ buyururlarmış kim "Vallahi ben de ana hayrânım ki Cenâb-ı Bârî bana bir kuvvet-i kâhire verir kim kendimi gayri gûne bulurum ve aslâ yorulmak nedir bilmem" derlermiş. Hâlâ azîzin süvâr olduğu Arslan Beğ'in arkasına urulan âdem eğeri rikâbları ile âsitânede zâhir ü bâhirdir. Niçe bin böyle keşf u kerâmetlerden sonra Akyazılı Sultân, Murâd Hân-ı Sânî asrında dâr-ı bâkîye irtihâl edüp mezkûr at Arslan Beğ azîz-i mûmâileyhi merkûm kestâne şeceri altında defn edüp üzerine ol kubbe-i pür-envârı binâ edüp mukâbelesine bir âsitâne-i Bektâşiyân inşâ eder kim bu atlas-ı gerdûnda lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a ·
metinde göster ·
… hayli i‘tibâr etdiklerinin bir aslı dahi merkûm Yaşka Papas ki Hazret-i İsâ'ya
yetişmişdir, bu
deyr içinde bir günc-i muzlimde melhûddur.
"Yine bir gün bir emr-i pâdişâhîyle câmi‘ ederler" havfinden ol kadar tekellüflü kenîse değildir, ammâ ma‘bedgâh-ı kadîmleri olduğundan hayli i‘tibâr etdiklerinin bir aslı dahi merkûm Yaşka Papas ki Hazret-i İsâ'ya yetişmişdir, bu deyr içinde bir günc-i muzlimde melhûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… ş altı günden iki kerre yüz bin askerle çârsâr-ı sâhib-i vakârım benim imdâdıma
yetişir. Bu
kal‘a kralındır, vermeğe kâdir değilim. İki el bir baş içündür. Başıma yazılan …
"Benim askerim kırıldı demeniz, hâlâ kal‘ada yigirmi bin ceng eri Hıristiyanlarım vardır. Beş altı günden iki kerre yüz bin askerle çârsâr-ı sâhib-i vakârım benim imdâdıma yetişir. Bu kal‘a kralındır, vermeğe kâdir değilim. İki el bir baş içündür. Başıma yazılan her ne ise gördüm, dahi ne görecek isem emir Allâh'ındır. Mara Kot'umuz 109a bize yardımcıdır" deyü Fargaçi Kapudan bu gûne cevâb-ı hezeyân söyleyüp İpşirli Mehemmed Ağa'ya bir kîse guruş verüp "Hoş geldin ve safâ gitdin" deyü yine kemendli nerdübân ile kal‘adan endirüp Sadrıa‘zama ahvâl-i bî-me’âli bildirdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b–109a ·
metinde göster ·
mahalde Kazağ'a ve Boğdan'a bir sâtûr-ı Cingizi çeker kim hâlâ cemî‘i küffârlar …
Ve bu Çuçora kasabası zamân-ı kadîmde bender şehr-i azîm imiş. Hâlâ sarâyları ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları ve cümle 105a sokaklarının alâmetleri zâhir ü bâhirdir. Lâkin Fâtih-i Revân u Bağdâd Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kazak-ı âk ve Boğdan-ı fınlak(?) ile iki leşker-i cünüb bu mahalde ceng-i azîm ederken Boğdan beği olan Lipul Beğ Kazağ'a galebe mahallinde ale's-sabâh Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr yetişüp bu mahalde Kazağ'a ve Boğdan'a bir sâtûr-ı Cingizi çeker kim hâlâ cemî‘i küffârların kemikleri dağı püşte püşte yığılıdır. Ve bu mahalde Kazak bir tabur çevirmişdir kim bir günde gücile devr olur. Bu tabur-ı azîmin fethinden sonra Tatar askeri mezkûr Çuçora şehrini ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imiyle Kırım'a giderler. Ol asırdan berü hâlâ şehr-i Çuçora harâb olup kasaba-misâl bir rabtacıkdır. Yüz hânesi ve iki kenîsesi ve elli kadar dükkânları ve nehr-i Brut kenârında gümrükhâneli kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b–105a ·
metinde göster ·
… atup halâs olalım derken mukaddemâ biz de bu kadar asker ile küffârı kova kova
yetişüp bu
kadar mâl-ı ganâ’im bırakdırup bu kadar esîrlerimiz halâs edüp küffârdan kırk b …
Elhâsıl bu âsitâne-i Veliyyullâh'dan küffâr her ne kadar şey almışlarsa sahrâda bırağup gemilerine cân atup halâs olalım derken mukaddemâ biz de bu kadar asker ile küffârı kova kova yetişüp bu kadar mâl-ı ganâ’im bırakdırup bu kadar esîrlerimiz halâs edüp küffârdan kırk beş aded esîrler almışdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
Bu haremin sol cânibinde makâm-ı İbrâhîm: Ba‘zı kimesneler cemâ‘at ile kasr-ı cem‘e yetişmezlerse bu makâm-ı İbrâhîm'de edâ etsin veyâhûd çadırında edâ etsin. Ammâ be-şart-ı ân-kasr-ı cem‘ etmeye, başlı başına vakti ile kıla. kasr-ı cem‘ etmek bu câmi‘-i İbrâhîm'de cemâ‘at ile câ’izdir, yohsa her yerde kılınmaz. Ve bu câmi‘de salât-ı zuhur ve asır bir yerde kılınup kasr-ı cem‘ oldukdan sonra herkes seğirde seğirde ya‘nî acele ile hayme vü hargâhlarına varup cemî‘i havâyiclerini bağlayup hâzır dura.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a ·
metinde göster ·
"Hele Kan Hüseyin Beğ askerine varalım, deryâ-misâl askeri anda gör" dediler. Ammâ bunların asker ta‘bîr etdikleri uryân ve cigeri büryân, elinde ve dilinde bir dilim nân tenâvül ederek kara nahır gibi gürûh gürûh ve sürü sürü ol şiddet-i hârda sürünerek, benterleri ya‘nî yüzbaşıları bunların başına götüne fîl sikleri urarak götürürler. Ol kadar za‘îf ü nahîf kavmdir kim derilerinden üstühânları zâhirdir, ammâ eyle çâpükdürler kim ceyrâna emân vermeyüp yetişir. Bu asker ile bir gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y397b ·
metinde göster ·