… rü'z-ziyâfe imâreti var kim aşağı çârsûdadır. Cümle fakîr ve pîr ü cüvâna beher
yevm iki
kerre ni‘meti bî-imtinân mebzûldür kim bu hayrât câmi‘ sâhibi Yahyâlı Mehemmed …
Der-vasf-ı dârü't-ta‘âm-ı imârât: Ancak bir aded dârü'z-ziyâfe imâreti var kim aşağı çârsûdadır. Cümle fakîr ve pîr ü cüvâna beher yevm iki kerre ni‘meti bî-imtinân mebzûldür kim bu hayrât câmi‘ sâhibi Yahyâlı Mehemmed Paşa'nındır, ammâ Bayrâm Beğ imâreti mesdûddur ve niçe tekyelerde imâretler var, ammâ dervîşân içündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… dârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf gitmişdir. Zîrâ beher
yevm iki
yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde ve Ümmü'l-kıyâs cânib …
Ale's-sabâh yevm-i cum‘a olup yine tahte'l-kahve bir müfîd [ü] muhtasar summât-ı Halîl çekilüp ba‘de't-ta‘âm Y 145b Ümmü'l-kıyâs havuzunun kenârına cümle ulemâ ve sulehâ varup Ümmü'l-kıyâs Şeyhi İbnü'r-Reddâd du‘â edüp cümle ümmet-i Muhammed âmîn deyüp herkes mesâlih-i mevâni‘lerine gidüp sekiz gün sekiz gece Ümmü'l-kıyâs ziyâfetleri ve tathîr olunması tamâm olur. Ammâ her kim başçavuş bulunursa ol dahi tamâm olur, zîrâ on Mısrî kîse masrûfu vardır, azîm dâhiyedir. Zîrâ sekiz gün sekiz gecede bu ziyâfetde iki yüz aşbâz hizmet edüp kâmil bin aded koyun ve elli bin tavuk ve elli bin güvercin ve on kerre yüz bin ekmek, yüz bin yağlı çörek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtın hisâbın bir Mevlâ bilür Hudârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf gitmişdir. Zîrâ beher yevm iki yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde ve Ümmü'l-kıyâs cânibinde câmi‘inde odabaşılara ni‘met-i bî-imtinânı firâvân çekilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a–Y145b ·
metinde göster ·
… e gurûb mahallinde dahi güneş gâyib olduğu mahalde kezâlik böyle ederler. Beher
yevm iki
kerre ibâdetleri budur. Âkıbeti hayr olsun, Hâkim Hüseyin Kan temâşâ içün âteş- …
Ammâ zîr-i zemînlerde olan kavm-i Mugân'ın aslâ ne kenîse ve ne âteşgedesi var. Hemân gârlarının üstünde bir vâsi‘ fezâda buhayreye nâzır bir amûd-ı müntehâ vardır. Amûdun garba nâzır bir oyulmuş mihrâbı var. Cümle Mugân vakt-i seherde ol fezâya cem‘ olup şems-i tâbân nümâyân olunca bir kerre bu amûdda olan mihrâba şarka karşu secde ederler. Ba‘dehu el ele verüp raks edüp giderler. Ve gurûb mahallinde dahi güneş gâyib olduğu mahalde kezâlik böyle ederler. Beher yevm iki kerre ibâdetleri budur. Âkıbeti hayr olsun, Hâkim Hüseyin Kan temâşâ içün âteş-perestlerin ve Mugân kavminin bu âyîn-i bâtılların etdirüp temâşâ ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·