… u tarz üzre cümle Ashâb-ı güzîn mâl-ı gazâ ile muğtenim olup ümmet-i Resûlullâh
yevmen-fe-yevmen
mansûr [u] muzaffer oldular. Ve Hazret-i Risâlet-penâh'a kırk yaşında nübüvvet …
Bu tarz üzre cümle Ashâb-ı güzîn mâl-ı gazâ ile muğtenim olup ümmet-i Resûlullâh yevmen-fe-yevmen mansûr [u] muzaffer oldular. Ve Hazret-i Risâlet-penâh'a kırk yaşında nübüvvet gelüp müddet-i risâletleri 23 sene oldu ve müddet-i ömr-i azîzleri 63 sene olup nübüvvetden sonra Mekke münkirleri ile hüsn-i zindegâne etmek mümkün olmayup emr-i İlâh ile Medîne-i Münevvere'ye hicret edüp on sene Medîne'de mutavattın olup ikinci senede sıyâm farz olup ve kıble Kudüs'den Mekke'ye:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19b ·
metinde göster ·
… illah mümkin değildir. Zîrâ her gelen vüzerâ birer gûne âsâr-ı binâ zamîme edüp
yevmen-fe-yevmen
imâr olmadadır.
Hakkâ ki akûr kulu vardır. Yedi aydan sonra Kel Rüstem Hân hâ’ib ü hâsir cebehâne ve bârhâne ve ordu-yı bâzârın bırağup firâr ederken Van kulu Rüstem Hân'ın ardına düşüp Salmas ve Rûmiyye sahrâlarına varınca Kençel Rüstem Hân'ın askerin kıra kıra niçe bin baş dil ile ve niçe kerre yüz bin mâl-ı ganâ’imle Van'a dâhil olup şâdumân etdiler. Hâlâ diyâr-ı Acem'de efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Van kal‘ası bizim 253a Rüstem Hân sipehsâlârımızdan beri yaralı maralımızdır." derler. Ya‘nî "Biz Van'ı muhâsara edüp niçe yerlerin münhedim etmişizdir. Elbette şikârımızı alırız" derler ammâ bi-emrillah mümkin değildir. Zîrâ her gelen vüzerâ birer gûne âsâr-ı binâ zamîme edüp yevmen-fe-yevmen imâr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b–253a ·
metinde göster ·
… kazâ-yı ebr-i kebût-ı semâvî ve seyl-i siyâh-ı nâgehânî gibi orduda cümle guzât
yevmen-fe-yevmen
terakkîde olup talattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp hân askerin gark-ı hûn etmeğ …
Ve deryâ-misâl Van askerleri dahi bu kadar istimâletleri ve lûtf u kerem ü iltifâtları görüp cümle asker hân üzre cenge cân atarlardı. Ve sâ’ir gürûh-ı asâkir-i şükûh kazâ-yı ebr-i kebût-ı semâvî ve seyl-i siyâh-ı nâgehânî gibi orduda cümle guzât yevmen-fe-yevmen terakkîde olup talattum-ı deryâ gibi temevvüc edüp hân askerin gark-ı hûn etmeğe azîmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… cenûbdan şimâle tûlânî leb-i deryâda vâki‘ olmuş ma‘mûr u âbâdân ve henüz dahi
yevmen-fe-yevmen
amâristân olmada bir şehr-i benderdir.
Leb-i deryâda bir liman-ı azîmi olup Mısır'ın ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Siyâh ve Bahr-i Sefîd'in iskelesidir kim cümle dâr-ı diyâr bender şehirlerden barça galyonlar ile cemî‘i metâ‘-ı firâv[â]nlar bunda çıkup niçe bin arabalar ile cümle metâ‘ iki günde Edirne şehrine var[ır]. Edirne'nin gâyet yakın bender iskelesidir. Şehrinin zemîni Bahr-i Rûm'un kenârında sâfî bâğ u bâğçe ve gülistânlı bayırlar dâmeninde cenûbdan şimâle tûlânî leb-i deryâda vâki‘ olmuş ma‘mûr u âbâdân ve henüz dahi yevmen-fe-yevmen amâristân olmada bir şehr-i benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381b ·
metinde göster ·