… e çıyan râyihâsından helâk ola. Niçe yüz gûne nef‘i ve hâssası vardur amma bunu
yimek
Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her birinde b …
Nef‘i ve eşkâli ve hâssasın bildirir: Evvelâ bir karış kadar ince ve morca ve mücellâca ve semînce balıçakdır. Nef‘i ol mertebedir kim yedi gün bir âdem tenâvül etse her gice ehline varup yedişer kerre kendi balığın ehline yidire, gâyet mukavvî ve seri‘u'l-hazmdır. Ve aslâ balık râyihâsı olup tenâvül edene harâret vermez. Ve hâssası oldur kim ağrı hastalığına mübtelâ âdem yise bi-emrillah şifâ bulur. Ve bir evde yılan ve çıyan ve akreb olsa hapsi balığının başın âteşe yakup ol hânede dütsü etseler cümle çıyan râyihâsından helâk ola. Niçe yüz gûne nef‘i ve hâssası vardur amma bunu yimek Tarabefzûn halkına mahsusdur kim kırk gûne ta‘âmın pişirirler kim her birinde birer gûne lezzet hâsıl olur. Çorbası ve yahni ve kebâbı ve böreği ve baklavası ve çorbasının envâ‘ın pişirirler. Ammâ pilaki derler bir gûne ot taşından tavalar yaparlar. İbtidâ bu hapsi balığın pâk ayırtlayup onar onar kamışa dizüp ma‘denos ve kerefis ve soğan ve pırasayı pâk hûrde kıyup darçın ve fülfül-i siyâh ile halt edüp bir kat kerefis ve ma‘denivâzı pilaki tavası içine döşeyüp bir kat hapsi döşeyüp ba‘dehû Tarabefzûn'un âb-ı hayâta benzer su zeytûn yağın döküp germâ-nermâ âteşde bir sâ‘at pişüp gûyâ nûr olup tenâvül eden nûr-ı pür-nûr olur. Bu gûne tabh olup tenâvül olunsa kuvvet-i basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek mâ’ide-i Sübhân'dır kim Subhânu'l-Hallâku'l-bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
… daşımızdır" dedi. Elçi eydür "Yoh bunlara Semender Paşa demek gerekdir kim âteş
yimek
murg-ı semendere mahsûsdur" deyü vâfir latîfe-gûne şakalar olundu. Ammâ bu Dilâ …
Ammâ hîn-i ma‘rekede gözün çöpden ve budakdan sakınmaz fârisü'l-hayl ve cündî ve tüfenk-endâz ve kemândâr ve yarar er idi. Ammâ cümleden hikâye-i udhıkesi oldur kim; bir kerre Revân hânı tarafından Tokmak Alî Hân nâmında bir nâmdâr ve müte‘azzım, azîm tuhaf u tefârûklar ile hedâyâlar getirüp muhabbetnâmeli bir elçi geldi. Ve Paşa efendimize cemî‘î hedâyâların arz-ı kâlây kılup her metâ‘ları makbûl-ı vezîr olup kârhâne işi şâh kılıçlarından bir mücevher ve murassa‘ gılâflı bir şemşîr-i zer-nişân verdi kim hakkâ ki şemşîr-i âteş-tâb idi. Elçi dahi bu tîğı uryân kılup paşa huzûrunda ol kadar kılıcı mahtadı kim gûyâ ol şemşîr Seyfü Zül-yezen idi. Paşa dahi mezkûr Deli Dilâver Paşa'ya hitâb edüp eydür "Paşa karındaşım! Kılıcın yahşîsinden tanır mısın?" dedi. Paşa dahi "Kılıcın eyisi diş tutmayandır, göreyim şu kılıcı" dedikde, kılıcı paşanın eline verdiklerinde heman kılıcı dişiyle kütür kütür kırup "Şey değil imiş", deyü meydân-ı muhabbete bırakdıkda fakîr elçi Tokmak Hân, âlem-i hayretde bî-cân kalup kılıcı medh etdüğüne peşîmân oldu. Ba‘de't-ta‘âm Dilâver Paşa'ya mahsûs kâsesiyle bir kâse kaynar kahve gelüp bir demde yeklemeden nûş ederdi. Ba‘dehû buhûr ve gülâb geldükde gülâbı nûş edüp râyiha-i tayyibeden sonra buhûrdânın kapağın açup cümle âteşleri tenâvül etdüğüne elçi hayrân kalup eydür "Sultânım! Bunların ism-i şerîfleri nedir?" dedi. Defter[dâr]zâde eyitdi: "Dilâver Paşa karındaşımızdır" dedi. Elçi eydür "Yoh bunlara Semender Paşa demek gerekdir kim âteş yimek murg-ı semendere mahsûsdur" deyü vâfir latîfe-gûne şakalar olundu. Ammâ bu Dilâver Paşa dahi şecî‘ ve gâzî-i yektâ idi. Vonık Ahmed Paşa kapudan iken Kara Foça cenginde etdüğü yararlıkları Bîjen ü Şağat etmemişdir. 336b Hamd-i Hudâ böyle gâzî ve mîr-i mîrânlar ile niçe gazâlarda bulunduk, tekabbel yâ Kadîme'l-ihsân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336a–336b ·
metinde göster ·
… ŋa dise ki ṭur etmek getür yiyelüm bu da yisün dise pişmiş etmegüŋ baḳāsı olmaz
yimek
gerekdür 'avrat aydur neyleyeyim bu yıḳılaçak ivde un yoḳ elek yoḳ deve degirme …
adam ivde olsa aŋa dise ki ṭur etmek getür yiyelüm bu da yisün dise pişmiş etmegüŋ baḳāsı olmaz yimek gerekdür 'avrat aydur neyleyeyim bu yıḳılaçak ivde un yoḳ elek yoḳ deve degirmeninden gelmedi
… n bu aġaç ol aġaçdur kim sen kāfiri baṣarsın ḳarnuŋ açıġur men saŋa bu aġaç-ıla
yimek
pişürürin didi ḳazana bu söz ḫoş geldi atından indi çobanuŋ ellerin çözdi
çoban aydur aġam ḳazan bu aġaç ol aġaçdur kim sen kāfiri baṣarsın ḳarnuŋ açıġur men saŋa bu aġaç-ıla yimek pişürürin didi ḳazana bu söz ḫoş geldi atından indi çobanuŋ ellerin çözdi
… eldüm ṭoyuruŋ meni üç güne varmasun allah sevindürsün sizi didi ḳızlar vardılar
yimek
getürdiler beyregüŋ ḳarnın ṭoyurdılar beyrek aydur aġaŋuzuŋ başı ve gözi ṣadaḳa …
üç gündür yoldan geldüm ṭoyuruŋ meni üç güne varmasun allah sevindürsün sizi didi ḳızlar vardılar yimek getürdiler beyregüŋ ḳarnın ṭoyurdılar beyrek aydur aġaŋuzuŋ başı ve gözi ṣadaḳası köhne ḳaftanuŋuz var
içmek itdiler segrek mest oldı ṭaşra ayaḳ yolına çıḳdı gördi kim öksüz oġlan bi …
dirnege uġradı ḳondılar yimek içmek itdiler segrek mest oldı ṭaşra ayaḳ yolına çıḳdı gördi kim öksüz oġlan bir ḳızanı çekişür mere nolduŋuz diyü bir şapala birine bir şapala birine urdı
… ı yatan ala ṭaġ etegine vardum ḳanlu oġuz illerinde dirnek var imiş anda vardum
yimek
içmek arasında aġ boz atlu bir
ḳalḳubanı ana yirümden ṭurdum yilisi ḳara ḳażılıḳ atuma buṭun bindüm arḳurı yatan ala ṭaġ etegine vardum ḳanlu oġuz illerinde dirnek var imiş anda vardum yimek içmek arasında aġ boz atlu bir
… la ṭaġda çadırın otaġın dikdi üç yüz altmış altı alp erenler yanına yıġnaḳ oldı
yimek
içmek arasında bigler seni aŋdı
mere ḳavat ḳalḳubanı ḳazan ḫan yirinden ṭurı geldi ala ṭaġda çadırın otaġın dikdi üç yüz altmış altı alp erenler yanına yıġnaḳ oldı yimek içmek arasında bigler seni aŋdı