topun ardında fakîr topcular karınca gibi kaynarlar. Bi-emrillâh bunlara bir du …
Ve bir hasım dahi kendi toplarıdır. Böyle iken yine her topun ardında fakîr topcular karınca gibi kaynarlar. Bi-emrillâh bunlara bir du‘â te’sîr etmişdir. Âsitânelerinin kapusu üzre olan kasra İbrâhîm Hân gelüp meks etmişdir. Ol zamândan berü pâdişâhlara mahsûs kasr olmuşdur. 132a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b–132a ·
metinde göster ·
… ve kasaba-i Fındıklı'da cümle sekiz yüz dükkândır. Gerçi bezzâsteni yokdur ammâ
yine her
zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Zîrâ 134a bender şehirdir. Gûnâ-gûn meyve fürûht ed …
Der-beyân-ı dekâkîn-i esnâf-ı ehl-i hıref: Şehr-i Tophâne'de ve kasaba-i Fındıklı'da cümle sekiz yüz dükkândır. Gerçi bezzâsteni yokdur ammâ yine her zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Zîrâ 134a bender şehirdir. Gûnâ-gûn meyve fürûht eden bâzârcı dükkânları ile meşhûrdur. Zîrâ bu dükkânlar cümle dıraht-ı azîmler sâyesinde binâ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 133b–134a ·
metinde göster ·
… udhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin
yine her
âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı …
Ammâ hikmet-i Hudâ, günden güne mu‘ammer oldukça bir gûne kıp kırmızı bir dilber oldu kim yüzünün nûru berk ururdu. Bir gûne kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı fasîh [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı fesâhatleri ve nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ oldukda ba‘zı zamân gâ’ib bir şey su’âl etseler bir kerre başın aşağı endirüp bir kerre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ
yine her
eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb i …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
… aded tekye-i dervîşânı vardır. Ammâ dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Lâkin
yine her
câmi‘de cemî‘î ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd şeyhleri vardır. Ve cümle üç yüz dük …
Ve cümle yedi hânı var ve on sekiz yerde âb-ı hayat-ı çeşme-i cân-perveri vardır, bir konak yerden Süleymân Hân getirüp şehre sebîl edüp şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ ervâhların şâd eylemişdir. Ve cümle üç aded tekye-i dervîşânı vardır. Ammâ dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Lâkin yine her câmi‘de cemî‘î ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd şeyhleri vardır. Ve cümle üç yüz dükkândır. Her esnâfı mevcûddur. Gerçi Türkistân şehirlerindendir ammâ yine erbâb-ı ma‘ârifi ve nükte-şinâs çelebileri ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihi ve kuzâtı ve yârândan ehl-i dil, garîbü'd-diyâr âdemleri ve salâh-ı hâl ile ma‘rûf mü’min ve muvahhid kimesneleri ve âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûları ahmerü'l-vech, orta boylu cesîm âdemlerdir. Ve mahbûb u mahbûbesi meşhûrdur. Halkı ekseriyyâ çukalar giyüp reftâr ederler. Zenâneleri beyâz-ı ızâr bürünürler. Ve bâğları ve bâğçeleri çokdur, ammâ şitası da meşhûrdur. Zîrâ iklîm-i râbi‘in vasatında vâkı‘ olmağıla tûl-ı nehârî (---) sâ‘at (---) derece ve (---) dakikadır. Ammâ kal‘ası şehr kıblesi tarafında celâlî ve cemâlî haşarâtından emîn olmak içün çâr-kûşe seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ küçükdür. Bir demir kapusu var. Dizdârı ve neferâtları vardır. Ve müstevfâ cebehânesi ve birkaç hânesi ve anbârları vardır. Allahu a‘lem ehl-i İslâm binâsıdır. Zîrâ kefere binâsından bir âsârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı çârsû-yı bâzâr [u] dekâkîn: Cümle üç yüz elli dükkândır. Kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur ve ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin yine her zî-kıymet eşyâ mevcûddur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a ·
metinde göster ·
Hâlâ ol deyrin esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır.
Yine her
sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyri …
Hâlâ ol deyrin esâsı şehrin şimâlinde bir püşte-i mürtefi‘ üzre nümâyândır. Yine her sene cümle kefere-i fecere mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre bed-nâm günlerinde ol deyrin temelin ve Andire papasın maşadın dolanırlar. Ol zamânda bu Zağra'ya Avganda derlerdi. Rûm tevârîhlerinde ulu şehir idüğü mufassal tahrîr ü temdîh olunmuşdur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile niçe mülûk destine girüp imâr olmada iken sene 766 târîhinde Âl-i Osmâniyândan 132b yine Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir, be-dest-i Koca Lala Şâhin Paşa, feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth küffâr bir dahi karâr etmesin deyü kal‘asın berbâd etmişdir. Hâlâ âsâr-ı binâları şehrin niçe yerlerinde nümâyândır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a–132b ·
metinde göster ·
… lerdi. Ammâ şimdiki asırda tuğyân-ı Furât ve Şatt'a yine ba‘zı zamân işler ammâ
yine her
bâr Birecik'den Bağdâd'a ve Diyârbekir'den Şatt ile yine Bağdâd'a koyun ve sığı …
Ve bu zikr olunan mülûkların ahidlerinde sâhil-i Şatt-ı Furât'da ve mezkûrûn enhârların yemîn ü yesârlarında kurâ vü büldândan ve besâtîn ü mezâri‘âtdan bir hatve zemîn-i hâliye yok idi ve bu mezkûr nühûrlar içre azîm gemiler ta Birecik'e ve Diyârbekir'e ve Bağdâd ve Medâyin ve Kûfe ve Basra'ya gemiler işlerdi. Ammâ şimdiki asırda tuğyân-ı Furât ve Şatt'a yine ba‘zı zamân işler ammâ yine her bâr Birecik'den Bağdâd'a ve Diyârbekir'den Şatt ile yine Bağdâd'a koyun ve sığır derilerinden kelek gemileri ilâ-mâşâallah işlemededir. Ammâ eyâlet-i İmâdiyye hâkinde ve kal‘a-i Akra ve kal‘a-i Külledîr'de ve kal‘a-i Kelaki'de ve kal‘a-i Dühek'de ve kal‘a-i Zaho'da ve aşîret-i Sindiyi'de ve aşîret-i Selinvân'da ve aşîret-i Zaho'da ve kal‘a-i Güvaşî'de yetmiş uyûndur, cümle Şatt'a rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205b ·
metinde göster ·
… rında handakı var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile rimâl ü türâb ile pür olmuş. Ammâ
yine her
tarafda tedribe kapuları vardır. Gâyetü'l-gâye bir bilâd-ı köhnedir.
Rûmiyye fezâsına vâki‘ olmuş bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânlı bir şehr-i âbâdândır kim ancak hemân şehrinin dâ’iren-mâdâr cirmi on yedi bin adımdır. Ammâ bâğ u bâğçesiyle bir günde atlı güç ile devr eder. Kal‘adan bir top menzili ba‘îd ve deryâ şarkında bir merhale ba‘îd vâki‘ olmuşdur. Etrâfında aslâ suru yokdur. Zamân-ı kadîmde dâ’iren-mâdâr cânib-i edvârında handakı var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile rimâl ü türâb ile pür olmuş. Ammâ yine her tarafda tedribe kapuları vardır. Gâyetü'l-gâye bir bilâd-ı köhnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294a ·
metinde göster ·
biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru …
Meğer gulâmlar Monla Mehemmed'i bilirlermiş. Dest-bûs edüp yine her biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
müşâveresi efendimiz Melek Ahmed Paşa ve Küçükoda hocası Mehemmed Efendi ve (-- …
Ba‘dehû Köpürlü müstakil vezîria‘zam olup Devlet-i Âl-i Osmân'ın îrâd [u] masârıfına mukayyed olup cemî‘i ocaklarda ve evkâflarda nâ-müstehak âdemleri yoklama edüp isbât-ı vücûda da‘vet edüp dörd kerre yüz bin âdem devlet yağmâsından nâ-müstehak ulûfeler yeyüp cümlesini kat‘-ı erzâk ve niçe yüzünü şeyh Sâlim-i Mağribî gibi katl-i istihkâk edüp yedi ayda îrâd [u] masârıfı tamâm edüp dörd yıllık tedâhüli kaldırdı. Ol günlerde Köpürlü elli yıllık yâr-ı gâr-ı refîki olan Edirneli Mehemmed Efendi'yi bir sipâhî esâmesi ulûfesiyçün Hasan Paşa aşkına anı da katl edüp devlet-i dîvânda niçe yüz âdemleri şirp-kelle ve pâf-gevde edüp ıslâh-ı devlete mukayyed olup devlete nizâm intizâm verdi, ammâ yine her müşâveresi efendimiz Melek Ahmed Paşa ve Küçükoda hocası Mehemmed Efendi ve (---)(---) ile müşâvere ederdi, ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya bir mansıb-ı âlîde ve ne Kubbealtı'nda idi. Ancak Afyonkarahisârı sancağı hâssıyla sarâyında Kaya Sultân ile cân sohbetinde iken bi-emr-i Hayy-i Kadîr Kaya Sultân efendimiz hâmile oldu. Cümle kapu yoldaşlarımız safâ etdiler, zîrâ Sultân her vaz‘-ı haml etdikde ağavâtlara yigirmi kîse {mâl} tasadduk ederdi. Anıniçün cümle ağalar hazz edüp Paşa ve Sultân ile bâğdan bâğa ve yalıdan yalıya ve pâdişâh bâğçelerine her bâr gidüp zevk [u] safâlar ederdik.,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… si ve yedi şemmâme amber ve altı vukıyye ûd peydâ edüp hayır du‘â ederdim, ammâ
yine her
gün beş vakitde Melek Ahmed Paşa gelüp evkât-ı hamsede birer hatm-i şerîf tilâv …
Cümle vüzerâlar Paşa'yı alup sarâyına götürdüler. Hakîr Kaya Sultân türbesinde yedi gün yedi gece kalup beş hatm-i şerîf edüp cümle ziyârete gelen sultânlardan yedi günde yedi yüz kırk altun ve yigirmi bin çil ceb akçesi ve yedi şemmâme amber ve altı vukıyye ûd peydâ edüp hayır du‘â ederdim, ammâ yine her gün beş vakitde Melek Ahmed Paşa gelüp evkât-ı hamsede birer hatm-i şerîf tilâvet etdirüp, girîv [ü] feryâdlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve cümle (---) aded çârsû-yı bâzârı var kim
yine her
esnâfdan bulunur, ammâ dükkânlarının çoğu uncu dükkânlarıdır, lâkin bezzâzistân …
Ve cümle iki aded hammâmı var. Biri (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve cümle (---) aded çârsû-yı bâzârı var kim yine her esnâfdan bulunur, ammâ dükkânlarının çoğu uncu dükkânlarıdır, lâkin bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88a ·
metinde göster ·
gün her menzilde Hasan Paşalı kelleleri ve dilleri gelüp kelle paça olmada idi.
Menzil-i sahrâ-yı Manyas gölü: Kenârında sa‘âdetlü pâdişâh serâperde-i Âl-i Osmânîsin kurup meks etmiş. Biz dahi Köpürlü vezîria‘zam dâ’iresinde meks edüp yine cümle yârân-ı bâ-safâlar ile müşerref olup seyâhat edüp temâşâ etdiğimiz ibret-nümâları su’âl etdiklerinde cevâb verirdik, ammâ yine her gün her menzilde Hasan Paşalı kelleleri ve dilleri gelüp kelle paça olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… câmi‘i ve bir hân-ı cedîdi ve birkaç dükkânları var. Âyende vü revendeler içün
yine her
şey bulunur olduğu kadar palankadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Lisân-ı Sırf'da (---)(---)(---)(---)(---) demekdir. İbtidâ bânîsi Semendireli Gâzî Balı Beğ binâsıdır kim Ebü'l-feth ümerâlarındandır. Ba‘dehû Süleymân Hân amâr edüp du‘â etmişdir. Hâlâ bu mahal Budin eyâleti hükmünde Semendire sancağı hâkinde mu‘âf u müsellem bir derbend pâsbânı kal‘adır kim cirmi sekiz yüz adımdır. Bir kapusu ve dizdârı ve elli aded neferâtları ve fukarâ hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hân-ı cedîdi ve birkaç dükkânları var. Âyende vü revendeler içün yine her şey bulunur olduğu kadar palankadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111a ·
metinde göster ·
… uka ve kumaşları paşa tevâbi‘lerine yıllık verüp hamd-i Hudâ sebük-bâr kaldıkda
yine her
bâr Melek Ahmed Paşa efendimizin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup Rûmeli san …
Menzil-i kal‘a-i sûr-ı üstüvâr-ı Tımışvâr: Sene (---) târîhinde bu dahi Vârat kal‘ası gazâsına giderken evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi bu sene-i mübârekede Âl-i Osmân askeri ordusuna sıhhat [ü] selâmetle dahil olup efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya vâsıl oldukda dokuz yük akçe kendülere teslîm edüp ba‘de'l-harc ve'l-mesâr[ıf] hakîre dörd kîse mâl kalup cümle çuka ve kumaşları paşa tevâbi‘lerine yıllık verüp hamd-i Hudâ sebük-bâr kaldıkda yine her bâr Melek Ahmed Paşa efendimizin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup Rûmeli sancakları ve kazâlarında seyâhat etdiğimiz yerleri ve sergüzeşt [ü] serencâmları söyleşirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
… skeriyle Küçük Mehemmed Paşa'nın Nemse vilâyetinden gelmesine muntazır oldular.
Yine her
bâr asâkir-i kerrâr tekrâr-be-tekrâr tek ü yek(?) durmayup Foğraş handakı dibin …
Ba‘dehu kal‘a varoşu külliyet üzre yanup kal‘a-i Foğraş meydân-ı mahabbetde kalup ol gün binden mütecâviz esîr alındı. Bu zîr-i kal‘ada on gün on gece tekâ‘üd fermân olunup Tatar askeriyle Küçük Mehemmed Paşa'nın Nemse vilâyetinden gelmesine muntazır oldular. Yine her bâr asâkir-i kerrâr tekrâr-be-tekrâr tek ü yek(?) durmayup Foğraş handakı dibindeki şaranpav içre olan keferelerden esîr almağa kasd etdiklerince kal‘adan geceli ve gündüzlü bin pâre balyemezler atardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
Ve çârsûsu azdır. Cümlesi yüz elli 57a aded dükkân-ı müfîd [ü] muhtasarları var, ammâ yine her metâ‘-ı zî-kıymetin envâ‘ları mevcûddur. Hammâm-ı germâsı (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56b–57a ·
metinde göster ·
… aded dükkânlardır, ammâ ol kadar müzeyyen ve musanna‘ dekâkînler değildir, ammâ
yine her
şey mevcûddur.
Andan yine aşağı varoşun dahi evsâf-ı imâretinden, orta yol üzre cümle dörd yüz aded dükkânlardır, ammâ ol kadar müzeyyen ve musanna‘ dekâkînler değildir, ammâ yine her şey mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
bölük dîvârları üzre dendân-ı bedenler mukarrerdir ve taşra kal‘ası dîvârı dahi …
Yine her bölük dîvârları üzre dendân-ı bedenler mukarrerdir ve taşra kal‘ası dîvârı dahi beden bedendir kim cümle sekiz yüz seksen altı aded dendân-ı bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… bu yalın kat palanka varoşdur. Dolma rıhtım tabya-i metîn varoş değildir, lâkin
yine her
tarafında dirsekleri ve mazgal delikleri ile âmâde iki ağaç kapulu ve dâ[’iren] …
Ve bu varoşdan taşra yine bu kal‘aya muttasıl bir kat Macar re‘âyâsı varoşu var, ammâ bu yalın kat palanka varoşdur. Dolma rıhtım tabya-i metîn varoş değildir, lâkin yine her tarafında dirsekleri ve mazgal delikleri ile âmâde iki ağaç kapulu ve dâ[’iren]-mâdâr handaklı ve handakı içi Tuna sulu Macar varoşudur. Birkaç müselmân hâneleri de vardır. Mâ‘adâ keferelerin dâr-ı menhûsları ve üç aded kenîseleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
Der-aded-i çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân: Cümle üç yüz elli aded kârgîr binâ dekâkînlerdir, ammâ kârgîr kubâblı bezzâzistânı yokdur, lâkin yine her metâ‘-ı zî-kıymet bî-minnet bulunur, ammâ karşu tarafda tabahânesi bir diyârda yokdur, kal‘a-misâl bir kârhânedir. Cânib [ü] etrâfı demir pençereler ve ortası havz-ı azîmlerdir. Ve bu tarafda yigirmi aded müfîd ü muhtasar dükkânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… unmuş iki yüz elli adım kantara-i tavîlin üzerinde üç yerde yine kapular var ve
yine her
kapular önünde birer zemberekli cisrleri var. Her gece bu cisrleri makaralar il …
Evvelâ Kanije kal‘asının Beç kapusundan çıkup cânib-i garba buheyre üzre haşeb cisir kim kazıklar üzre binâ olunmuş iki yüz elli adım kantara-i tavîlin üzerinde üç yerde yine kapular var ve yine her kapular önünde birer zemberekli cisrleri var. Her gece bu cisrleri makaralar ile kaldırup kapuya siper ederler. Ve cümle pâsbânları yine pür-silâh olup her gece cisri muhâfaza edüp kuş geçirmezler. Bu cisri ubûr edüp Topraklık varoşuna varılır, gayri yerden varılmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… d dükkânları var, ammâ müzeyyen değildir. Ve kârgîr binâ bedesteni yokdur lâkin
yine her
metâ‘ bulunur. Bu şehir göl içinde olmak ile çeşmeleri yokdur.
Sitâyiş-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle iki yüz aded dükkânları var, ammâ müzeyyen değildir. Ve kârgîr binâ bedesteni yokdur lâkin yine her metâ‘ bulunur. Bu şehir göl içinde olmak ile çeşmeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15a ·
metinde göster ·
… ayırdan çayıra atlar zevk u safâda olup hakîr cevr ü cefâyı ferâmûş etdim, ammâ
yine her
bâr bir iki hidmetkârımla İbrâhîm Kethudâ efendimizin ve Sadrıa‘zamın huzûrunda …
Hemân hakîr bu ahvâl-i pür-melâl-i sû-i tedbîri görüp kaht [u] galâdan ve ta‘[y]înâtın kılletinden on altı aded atlarım ve on bir aded hüddâmlarımla bir gece nihânîce yurd yeri değişdirir şeklinde olup Tatar ordusuna geçüp Ahmed Geray Sultân ile bir yerde konup çayırdan çayıra atlar zevk u safâda olup hakîr cevr ü cefâyı ferâmûş etdim, ammâ yine her bâr bir iki hidmetkârımla İbrâhîm Kethudâ efendimizin ve Sadrıa‘zamın huzûrundan bir ân münfek olmazdım. Çünki ceng Cum‘aertesine kalup Cum‘a gün cümle çavuşlar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·
… l-iberdir, ammâ hâlâ suları sarnıçlardır kim bârân-ı rahmetden cem‘ olur. Lâkin
yine her
bâr sakkâ bârgîrleriyle a‘yân-ı kibâr aşağı Tuna'dan taşıyup nûş ederler.
Ve derûn-ı hisârda yetmiş mikdârı şindire tahta örtülü evleri ve Süleymân Hân'ın bir küçük câmi‘i ve gılâl anbârları ve cebehâneleri ve yedi aded metîn kulleleri ve dendân-ı bedenleri vardır. Gayri hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârları yokdur, ammâ üstâd-ı kadîm bu iç kal‘anın Tuna cânibinde bir kaya-yı seng-i hârâyı oyup aşağı Tuna nehrine enecek bir su yolu etmiş vâcibü'l-iberdir, ammâ hâlâ suları sarnıçlardır kim bârân-ı rahmetden cem‘ olur. Lâkin yine her bâr sakkâ bârgîrleriyle a‘yân-ı kibâr aşağı Tuna'dan taşıyup nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… ar kim yüz bin kadar leşkeri sâfî kırkar ve ellişer dirhem muşkat tüfengleri ve
yine her
bir keferelerin ellerinde ve bellerinde ve yakalarında ve eğer kaşlarında ve at …
Nemse ve Çeh ve Efrence ve Hırvad ve Macar'dan cümle yüz kat alay-ı hınzîr yürür kim her biri 39b deryâ-misâl küffâr alayları var kim yüz bin kadar leşkeri sâfî kırkar ve ellişer dirhem muşkat tüfengleri ve yine her bir keferelerin ellerinde ve bellerinde ve yakalarında ve eğer kaşlarında ve atlarının terkilerinde beşer onar aded kol tüfengleri ile asker üzre hücûm edüp dağlar gibi sırıklı orman olmuş küffâr yürüyüp kösleri ve erganon ve torompetelerin çalarak mevc ü mevc ve fevc ü fevc karınca gibi yab yab yürüyüp küffârın bu gelişine bizim asker mukâvemet edemeyüp ve bir ferd-i âferîde küffâra karşu duramayup der-ceng-i evvel cümle alan u tâlân ve pârekende vü perîşân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39a–39b ·
metinde göster ·
… mânsarâydır. Bunlardan mâ‘adâ hânlar böyle metîn ve müstahkem değillerdir, ammâ
yine her
biri tüccârlar ile pürdür.
Hakîkatü'l-hâl bu hân Gözlev kal‘asının iç kal‘asından büyük ve metîn kal‘a-misâl hân-ı a‘lâdır kim kat-ender-kat iki yüz seksen aded içli ve taşralı ve haremleri ile ma‘mûr demir kapulu hân-ı mihmânsarâydır. Bunlardan mâ‘adâ hânlar böyle metîn ve müstahkem değillerdir, ammâ yine her biri tüccârlar ile pürdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… lemeyi avret sûretinde etmişdir. Ammâ hakkâ sihr-i i‘câz timsâller etmişdir kim
yine her
biri rûzgârlarına nâzır olup durur.
Ve sekiz rûzgârın dördü erkek ve dördü dişi tasvîr olunmuşdur. Erkekleri pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâb çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve karayel ve gündoğusu rûzgârların erkek sıfatında tasvîr etmiş, ammâ lodosu ve batı ve inbatı ve keşişlemeyi avret sûretinde etmişdir. Ammâ hakkâ sihr-i i‘câz timsâller etmişdir kim yine her biri rûzgârlarına nâzır olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
tarafdan cidd-i ihtimâm ile cenge âheng etdirüp bilâ-hisâb cemî‘i gâziyân-ı ser …
"Bir uğurdan askerin gözün korkutmayalım. Arapça demişler. Bir kerre şu Kızıl tabyayı berbâd edebilsek, olmaya illâ hayr" deyüp el-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ kelâmın terennüm edüp yine her tarafdan cidd-i ihtimâm ile cenge âheng etdirüp bilâ-hisâb cemî‘i gâziyân-ı serbâzânlara ihsân [u] in‘âmları mebzûl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294b ·
metinde göster ·
… na musırr olup bir ay dahi cân ve baş ile gayret-i bâtıl edüp ceng ederdi, ammâ
yine her
şeyde tenezzül üzre hareket ederdi. Lâkin bizim asâkir-i İslâm zabt [u] rabt ol …
Ve dahi öte Göllük tarafında ise günden güne bizim asâkir-i nusret-me’serimiz mansûr u muzaffer olup tâ kal‘a dîvârının altlarına girüp yedi yüz mikdârı lağımlar atup ve gûnâ-gûn yürüyüşler edüp limandan içeri gemileri komaz oldular. Ammâ küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup bir ay dahi cân ve baş ile gayret-i bâtıl edüp ceng ederdi, ammâ yine her şeyde tenezzül üzre hareket ederdi. Lâkin bizim asâkir-i İslâm zabt [u] rabt olmadan kaldılardı. Askerin zabtdan kalmaları bu idi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… kan alabalıklar ve kefal balıkları üç yıl Âl-i Osmân askerin ganîmet etdi, ammâ
yine her
balığın dânesi birer guruşa bey‘ olunurdu.
Andan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile nehr-i azîm Acısu'yu atlar ile ubûr etdik. Niçe yerde kaynaklardan tulû‘ eder, ammâ Katırcızâde Mehemmed Pa[şa] çiftliği dibinde bir kayadan ve isfakiye dağları eteklerinde Kolina dağlarından çıkup yarım sâ‘at gidüp hemân ol mahalde yine deryâya mahlût olur. Ammâ Mersin nehri gibi âb-ı hayât su olmadığından Acısu derler. Ammâ bunda çıkan alabalıklar ve kefal balıkları üç yıl Âl-i Osmân askerin ganîmet etdi, ammâ yine her balığın dânesi birer guruşa bey‘ olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… dır. Bıçakçısı ve pâbuççusu çokdur, ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, lâkin
yine her
metâ‘ tuhaf bî-nihâye bulunur. Kahvehâneleri kal‘a dibindedir.
Ve cümle (---) aded hammâmdır. (---)(---) Ve cümle 400 aded dükkândır. Bıçakçısı ve pâbuççusu çokdur, ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, lâkin yine her metâ‘ tuhaf bî-nihâye bulunur. Kahvehâneleri kal‘a dibindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346a ·
metinde göster ·
… ammâ başka dâru'l-hadîs-i muhaddisânı ve dâru'l-kurrâ-i huffâzânı yokdur. Lâkin
yine her
câmi‘lerde müderris-i hasbîler vardır kim cemî‘i fünûn-ı vücûhâtlar kırâ’at olu …
Der-tefhîmât-ı aded-i dâru't-tedrîs-i müfessirân: Cümle beş aded dâru'l-ulûm-ı âlimândır. Cümleden Sultân Bâyezîd-i Velî medresesi, Uzkurlu medresesi (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar meşhûrdur ammâ başka dâru'l-hadîs-i muhaddisânı ve dâru'l-kurrâ-i huffâzânı yokdur. Lâkin yine her câmi‘lerde müderris-i hasbîler vardır kim cemî‘i fünûn-ı vücûhâtlar kırâ’at olunur, zîrâ talebeleri çokdur. 359a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b–359a ·
metinde göster ·
… a şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere desen âdemi katl ederler. Lâkin
yine her
bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. Bunlar gâyet şecî‘ bahâdır Arnavud â …
Cezîre-i Sazandır: Her sene cümle Venedik kâfiri donanması bu cezîrede kışlayup bağlanup ne cânibe isterse bu cezîreden teveccüh eder. Ve Avlonya kal‘asının lodos tarafında Karaburun demek ile ma‘rûf bir menzilgâh yelken yeri oldur. Ve lodos ile kıble cânibinde âsî Dukat Arnavudistânı cümle yüz pâre âsî kara başlı ve kara şapkalı kara 362b keferelerdir, ammâ kefere desen âdemi katl ederler. Lâkin yine her bâr Girid kâfirine bunlar imdâda giderler. Bunlar gâyet şecî‘ bahâdır Arnavud âdemleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a–362b ·
metinde göster ·
gûne metâ‘lar firâvândır. Lâkin çârsûsu dörd yerde pârekende ve perîşândır. Ve …
Der-tahrîr-i aded-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle yüz elli aded dükkânlardır. Ve yedi aded mükellef ve müzeyyen mecma‘u'l-irfân kahvehâneleri vardır, ammâ bozahânesi ve meyhâneleri âşikârede yokdur. Lâkin kal‘ada kefere mahallelerinde bâde-i nâbı gâyet çokdur. Lâkin bezzâzistânı yokdur. Yine her gûne metâ‘lar firâvândır. Lâkin çârsûsu dörd yerde pârekende ve perîşândır. Ve şâhrâh çârsûsu sokakları içre azîm dıraht-ı sâyedâr çınâr-ı müntehâlarla zeyn olmuşdur. Ammâ ekseriyyâ çeşmeleri mu‘attaldır ve suya dahi ihtiyâcı yokdur, zîrâ göl suyu gibi âb-ı hayâtı var iken çeşme-sârlar lâz[ım] değildir. Anıniçün cümle uyûnları battâldır. Ve ekseriyyâ hânedân-ı azîmleri göl kenârına vâki‘ olmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370b ·
metinde göster ·
… ette beher yevm bu tekye fukarâlarına birer koyun kurbân gelmek mukarrerdir. Ve
yine her
tarafdan sadaka ve nezerât ve ihsân [u] in‘âmlar eksik değildir. Ve yine âyende …
Karye-i Alî Baba Tekyesi: Bu azîz-i merhûm dahi Osmân Baba Sultân'ın halîfesidir. Yigirmi otuz kadar abdâlânları var. Evkâfları olmayup hemân kanâ‘at tekyesi olduğundan subh u mesâ Cenâb-ı Bârî fukarâların nafakaların verir. Sûre-i (---)Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre fukarâların Rabbü'l-ibâd yedirüp içirüp geydirüp kuşadup perveriş eder. Bu abdâllar dahi yedi terk keçe külâh bozdoğanî kisbet ve tâc-ı revâc geyerler. Ve dâ’imâ "Şey’en lillâh" ile geçinirler. Osmân Baba'dan berü bunlara eyle nefes olunmuş ammâ yine cümle fukarâları "Yâ Ganî" ismine mazharlardır. Ve Cenâb-ı Bârî elbette beher yevm bu tekye fukarâlarına birer koyun kurbân gelmek mukarrerdir. Ve yine her tarafdan sadaka ve nezerât ve ihsân [u] in‘âmlar eksik değildir. Ve yine âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûldur. Andan anı geçüp niçe yerler ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… htimâli ola deyü mu‘allak sütûnların altına mermer tabanlar binâ etmişler. Ammâ
yine her
sene mezkûr çınâr mu‘ammer oldukça ol mermer sütûnları hevâya kaldırup bu hâl ü …
Hikmet-i Hudâ ba‘zı dalları ol sütûn-ı müntehâlar üzre dura dura mezkûr dalların ağırlığından mermer sütûnlar dalların vücuduna gömülüp mezkûr dallar dahi cüssedâr oldukça hevâya münkalib olup mezkûr sütûnları kucaklayup hevâya mu‘allak dururlar. Sâhib-i hayrlar dahi âyende vü revendeden kimse helâk olmak ihtimâli ola deyü mu‘allak sütûnların altına mermer tabanlar binâ etmişler. Ammâ yine her sene mezkûr çınâr mu‘ammer oldukça ol mermer sütûnları hevâya kaldırup bu hâl üzre bir meydân-ı azîm sâyesi dutup koyah olmuşdur. Ve ba‘zı dalları cânib-i erba‘asına iki yüz üç yüz adım kol kanat misâli yayılup ba‘zı evlerin ve dükkânların ve câmi‘in damları üzre perîşân olmuşdur. Lisân-ı hâl ile geysûların âşıkân üzre sâyebân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105b ·
metinde göster ·
birinde birer İslâm diyârı ulemâsı ile mâl-â-mâldir kim bir revâkın halkı bir r …
Ve yan soffaları içre dershânelere revâk ta‘bîr ederler. Câmi‘in cânib-i erba‘asında elli revâkdır, ya‘nî elli diyâr kavminin mekânlarıdır. Hakîkat yine her birinde birer İslâm diyârı ulemâsı ile mâl-â-mâldir kim bir revâkın halkı bir revâk âdeminin ne lisânın ve ne hâl [ü] ahvâlin bilmezler. Herkes kendü işgâllerine meşgûllerdir. Vakt-i salât oldukda el-azametullâh gûyâ yevm-i haşrden bir gün olup esbâbların ve kitâbların kaldırup tecdîd-i vuzû’ edüp edâ-yı salât edüp yine ilme meşgûl olurlar. Hele hakîr bu câmi‘-i Ezher'de çirkef-i dünyâ kelâmın istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… -ı Mekkî arz-ı hâliye yokdur kim anda bir gencîne-i kehene olmaya, derler. Hâlâ
yine her
sene bir iki üç defîne bulunmadadır. Tâ bu mertebe Nîl kenârları ma‘mûr imiş.
Ve bu arâzî-i Mısır'da künûz-ı azîme ve defâyin-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Bi-kavli müverrih-i âlem Şeyh Makrîsî buyururlar kim Mısır zemîninde bir zirâ‘-ı Mekkî arz-ı hâliye yokdur kim anda bir gencîne-i kehene olmaya, derler. Hâlâ yine her sene bir iki üç defîne bulunmadadır. Tâ bu mertebe Nîl kenârları ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·
… mu‘ammer olmuş Eski Mısır'da Mansûr-ı Ensârî âsitânındaki dıraht-ı müntehâdır,
yine her
dem tâze meyve verir. Çekirdeği kiraz çekirdeği gibidir, anıniçün Mısırlı "Bizi …
Meyve-i nâbıka: Bu dahi Rûm'da alıç ta‘bîr etdıkleri meyve kıt‘asında ve lezzetindedir, ammâ anın içinde çekirdeği altıdır, bu mezkûr nâbıkanın birdir. Kış günleri hâsıl olur. Ceviz kadar ve dahi hurde al ve sarı ve kırmızı elvân olur. Hemân gûyâ alıçdır, azîm dıraht-ı müntehâları olur. Ve gâyet mu‘ammer olur. Bin sene mu‘ammer olmuş Eski Mısır'da Mansûr-ı Ensârî âsitânındaki dıraht-ı müntehâdır, yine her dem tâze meyve verir. Çekirdeği kiraz çekirdeği gibidir, anıniçün Mısırlı "Bizim kirazımız nâbıkadır" derler. Ammâ tabî‘atı kabz üzredir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236b ·
metinde göster ·