… m oldukda hikmet-i Hudâ hân kapusunda âmâde olan nöker ve dizçökenler ve çiğ et
yiyenler ve
cümle merdümhorlar pârekende ve perîşân olmağa başladılar. Hân-ı garîbin reng-i …
Bizler dahi hândan me’zûn olup vilâyet-i Tebrîz-i dilâvîze gitmeğe hâzır-bâş oldukda hân hakîri tek ü tenhâ katına kığırup eydür: "Ömrüm! Sen menim birâder-i cân-berâberimsen. Lutf eyle meni Tebrîz hânı yanında zânû-be-zânû olanda her danışıkda meni hâna yahşı mahtayasın." deyü koynundan üç yüz aded mümessek şâh sikke altun ve iki yüz guruş ve bir sâ‘at ve bir Gürcî kölesi ve bir Acemâne eğerli ve rahtlı kara çubuk at ve iki çapariz yorğa alaca çapar at ihsân edüp "Sehel ârâm idesiz kim sizin yollarınız üzre hânlar ve sultânlar ve Tebrîz hânına varaklar yazam." dedikde mektûblar tahrîr olunup hakîre teslîm oldukda hikmet-i Hudâ hân kapusunda âmâde olan nöker ve dizçökenler ve çiğ et yiyenler ve cümle merdümhorlar pârekende ve perîşân olmağa başladılar. Hân-ı garîbin reng-i rûyi müteğayyer olup "Heni kişiler bu velvele nedir?" dedikde "Ey hânım, atebe-i âlîden eşik akası Çapar ile geledir!" dediklerinde hemân dem hânın aklı başından gedüp hakîre eydür: "Evliyâ akam, men ahrete giderem, meni du‘âdan unutma!" dedikde hakîr tesellî-i hâtır içün eyitdim: "Ey hânım uğurunuza cân u başım vermişem. Hele hânım görelim bu sözün aslı fer‘i nedir?" derken hemân hân dîvânhânesinin eşiğinden bir semmûr kürklü ve başı telli ve cevâhir zurzuvile tâclı beli cevâhir kılıçlı bir muhteşem ve sâhib-i salâbet âdem zâhir olunca cümle erbâb-ı dîvân ayağa kalkdılar ve ta‘zîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… ne râh ve ne râh u hemrâh nâ-peydâ olup dağdan dağa göğemler ve ahlad emrûdları
yiyerek ve
çengelistân dağlar aşarak 7 sâ‘atde,
"Kal‘ayı pek muhâsara etsinler. İnşâallâh kal‘a-i Leve feth olursa cümle küffârların tîğ-i âteş-tâbdan geçiririm. Bismillâh niyyetü'l-gazâ" diyerek yine Ma‘den kal‘ası kurbundan kalkup yine ne râh ve ne râh u hemrâh nâ-peydâ olup dağdan dağa göğemler ve ahlad emrûdları yiyerek ve çengelistân dağlar aşarak 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları il …
Garâ’ib bunda kim atlarının yemi ve yiyecekleri ve tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları ile salıverirler. Anlar birkaç kerre yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı eşüp altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup yerler. Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına saman ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… bi çakır çakır öter. Bir yerde on sene dursa aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi
yiyemez. Ve
gayrı diyârlarda suda ısladup yerler. Gâyet berk hûrmâdır.
Hûrmâ-yı Elvâhî: Yedi nev‘a olur. Bir gûne kuru hûrmâsı olur. Deve derilerine koyup Mısır'a ve gayrı diyâra gider. Çakıl taşı gibi çakır çakır öter. Bir yerde on sene dursa aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi yiyemez. Ve gayrı diyârlarda suda ısladup yerler. Gâyet berk hûrmâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·