… adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan
yokuş yukaru
Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu …
Bu şehrin tûlu Halîc kenârınca Zâlpaşa câmi‘inden tâ Kâğızhâne yolu üzre Cüvânkapucubaşı sarâyına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu cirmde olan şehr-i azîmin içinde olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
… bu Galata zemîni leb-i deryâdan şimâl cânibine Kullekapusuna varınca bir sâ‘at
yokuş yukaru
kat-ender-kat Ciniviz keferesi binâsı kârgîr-binâlardır. Ve cümle şâhrâhları sa …
Şehir içre olan hânedânları beyân eder: Evvelâ bu Galata zemîni leb-i deryâdan şimâl cânibine Kullekapusuna varınca bir sâ‘at yokuş yukaru kat-ender-kat Ciniviz keferesi binâsı kârgîr-binâlardır. Ve cümle şâhrâhları sadranc tarzı tarh olunmuş tarîk-ı âmların cümlesi bin yüz altmış sokak ad olunmuşdur. Ammâ kal‘adan taşra leb-i deryâda tarîk-i azîm ve kal‘a içre Voyvada yolu ve Arab câmi‘i yolu ve Harbî yolu ve Kullekapusu yolu, bu râhlar izdihâm yollardır. Ve mollâ hânesi ve el-Hacı [hânesi] ve Seyyid Alî Çelebi hânesi ve kârbânsarây-ı Rüstem Paşa, Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… ‘addid çerke ve haymeler ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, andan
yokuş yukaru
beş sâ‘at gidüp
Kırk elli yârân-ı bâ-safâ olup şehir a‘yânından Mü’ezzin Cin Çavuş ve Nâ’ib Alî Efendi ve Şefî‘i Efendi ve niçe cânlar ile seyishâneler ve müte‘addid çerke ve haymeler ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, andan yokuş yukaru beş sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… i muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine
yokuş yukaru
yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht …
Menzil-i Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde âteşler yakup aşağı şehre işâret ederler. Anda dahi kal‘adan toplar atılur sabahı sâ’im olurlar. Bakacak mahalli fîl hortumu-misâl şehre hâyil bir yalçın kayadır. Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp, aklı perîşân olur. Bu mahalden Bursa'nın Filedâr sahrâsında olan kurâ ve kasabât u mezâri‘ ve bâğ u besâtîn nehr-i Nilüfer ile saky olmuş sahrâ, nakş-ı bukalemun olmuş sahîfe-i evrâk gibi nümâyândır. Ol kadar âlî kûh-ı bülenddir kim şehr-i Bursa altına girüp Ulu Câmi‘ ve iç kal‘a ve Bedâsten semtleri aslâ görünmez. Ammâ ba‘îd yerleri bir bir temâşâ olunur bir mekân-ı âlîdir. Bu mahalde eflâke ser çekmiş yalçın kayalar vardır kim kimi ejderhâ gibi kimi fil-sıfat, kimi keştî, kimi ukâb gibi gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeli muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine yokuş yukaru yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr yerlerdir. Beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… ubûr olunur. Ancak bir kapusu var, andan içeri minâre yolu gibi kayadan kesmeli
yokuş yukaru
çıkılır. İçinde yedi yüz hâne kadar imâr olmada hâneleri var, dahi ol kadar ma‘ …
Eşkâl-i kal‘a-i Mekü: Nehr-i (---) kenarında dibi ince, yukarısı sahrâ-yı azîm gûyâ mantar gibi yâhûd zencef ütücüsü mermeri gibi ince belli, evc-i âsumâna ser çekmiş aslâ bir tarafdan zaferi mümkün değil havâlesiz bir kal‘a-i bî-misâldir. Aşağı kayada ağaç cisr ile ubûr olunur. Ancak bir kapusu var, andan içeri minâre yolu gibi kayadan kesmeli yokuş yukaru çıkılır. İçinde yedi yüz hâne kadar imâr olmada hâneleri var, dahi ol kadar ma‘mûr değildir. Eğer imâr olursa Kahkaha-âsâ bir kal‘a-i bî-misâl olur. Revân hânlığı hükmünde bir sultânlık olup içinde iki bin Mâzenderânî tüfenk-endâz komuşlar. Ve her gice nehr üzre cisrin kaldırup kal‘anın kayası cezîre-misâl kalup kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsından yüz kulaç iplerin dollâblarıyla kal‘aya su çeküp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b ·
metinde göster ·
… ûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem
yokuş yukaru
gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkar …
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
… natıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan
yokuş yukaru
gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve b …
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
Sergüşezt-i hakîr Evliyâ-yı pür taksîr: Vakt-i çâşt mahallinde at üzre evrâd [u] ezkârım tilâvet edüp giderken Sührâb nâm gulâmım eydür: "Ağa! Önümüzden dörd salt atlı gelir" dedikde nazar etdim, dörd küheylân atlı ve dev heybetli gelmede ve silâhlarına mukayyed olmada. Hakîr baş aşağı gitmede, anlar yokuş yukaru gelmededirler. Hakîr gulâmlarıma silâhlarınıza mukayyed olun deyü tenbih edüp birbirimize karîb olmada iken anı gördük, sağ tarafımızdan dörd atlı dahi pür silâh fitilleri ellerinde üzerimizde gelmede, ammâ mukaddem görünen dörd atlı hemân dal-mızrâk dördü bir hamleden hücûm edüp biri hakîri mızrâk altına alup tîrkeşe hakîr el edince biri üzerime at yıkup bir hışt niçe zerk etdiyse hamd-i Hudâ isâbet etmeyüp öbürleri seyishânelere sarılınca hakîr 92b yine huddâmlara "Allah!" deyüp hücûm etdükde seyishâneleri bırağup ale'l-ittifâk hakîrin üstine hücûm edüp bir kaç kurşum atdılar aslâ isâbet etmedi. Ammâ gördüm ki huddâmlarımdan bana imdâd eder yok. Hemân "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyü nahviyyûn kâ‘idesi üzre kesretden firâr edüp âyet-i sûre (---)Arapça nassı üzre kendimi tehlikeye ilkâ etmeyüp huddâmlarımla firâr ederken akîbimce bir hışt-ı İpşîri atup zemîne üç karış güzer edüp altımdaki esb-i sabâ-sür‘at-i hussâna ikdâm-ı tâmm ile ökçe edüp firâr ederken sağ tarafımızda bir bâğ içre dörd atlı dahi zâhir olup ellerindeki peştemâller ile üzümleri bırağup dalkılıç üzerime gelüp elimiz kaldırmağa iktidârımız olmayup atdan aşağı ser-nigûn edüp sekiz huddâm-ı memlûkümüzün dördü firâr edüp dörd ile bu hakîri dest-ber-kafa kayd-bend edüp altımda kısrağa bir süvâr olup hakîri bir âhir ata bindirüp gulâmlarımla derbeste. "Aşın beğe götürelim! Yok öldürelim! Yok uryân edüp âzâd edelim!" deyü niçe gûne güft [u] gû etdiler. Hakîr eytdim: "Gâzîler bu kadar mâlım ve gulâmlarım aldınız. Allah aşkına olsun cânıma kıyman!" dedim. Biri eyitdi: "Bre mâlın kim aldı? Biz bâğda üzüm yemeğe geldik" dedikde "İşte mâlım götürüyorlar" dedükde hemân biri eydür: "Bre bakalım bu şikârı alanlar bizden midir. Bre Habîb sen bunları bir hoşca beğe götür! İsterse boyunların urup atların alsın, isterse âzâd etsin" deyü üçü bizim münhezim olduğumuz mahalle at bırağup gitdiler. Anların bir âdemi bizim beşimizi eşimizle kayd-bend edüp bâğlar içre at üzre götürmede. Bin adım mikdârı gitmeden anı gördüm bir çimenzâr öz içre on beş aded hurde tengtir çadırlar kurulmuş. Hakîr eyitdim: "Şehbâzım bu çadırlar nedir kim?" dedim. Ol yiğit eyitdi: "Bizim Çomar Beğ'dir" dedi. Hemân cânım başıma gelüp yüz bin hamd ü senâ edüp "İlâhi! Sen fettâhu'l-kulûbsun" deyüp hamd ü şükr-i bî-add ü senâ-yı bî-hadd etdim, zîrâ bu hakîri Şâm-ı şerîfden Murtezâ Paşa ulaklığile Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikde Sadrıa‘zam Murâd Paşa ile Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı ceng edüp münhezimen Gürcî Nebî ve Katırcızâde ve Çomar Bölükbaşı'ya râst gelüp Şâm-ı şerîfe götürüp Murtezâ Paşa efendimize Bölükbaşı yazdırup vilâyet-i Dürüzistân'da Sıfet seferinde bile idik ve Sivas mansıbında bile olup Niksâr subaşısı idi. Bu kadar hukûkumuz var. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a–92b ·
metinde göster ·
… â Tuna sâhiline vâkı‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli hânedânları vardır. Kıblesi tarafı
yokuş yukaru
bâğlı ve bâğçeli büyûtlardır.
İmâret-i Şehr-i Uruscuk: Cümle iki bin iki yüz tahtânî ve fevkânî cümle tahta belvan binâlı hânelerdir. Ve serâpâ şındıra tahta örtülü evlerdir. Aslâ kiremit ile mestûr hâne yokdur. Sarây-ı âlîleri ekseriyyâ Tuna sâhiline vâkı‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli hânedânları vardır. Kıblesi tarafı yokuş yukaru bâğlı ve bâğçeli büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… âki‘ olmuş bir kal‘a-i bâlâ-misâldir ve ibtidâ aşağıdan bu kal‘aya urûc ederken
yokuş 252a yukaru
cânib-i şarka üç bin adımda gücile yedi kulle geçüp İçkal‘a kapusuna varılır ki …
Der-vasf-ı ecrâm-ı kal‘a-i âlî Van: Bu kal‘a-i serbülendi bir vech ile adımlamak mümkin olmadı. Zîrâ her cânibi çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir. Ol ecilden cânib-i edvârında asla handakı yokdur. Ancak şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olmuş bir kal‘a-i bâlâ-misâldir ve ibtidâ aşağıdan bu kal‘aya urûc ederken yokuş 252a yukaru cânib-i şarka üç bin adımda gücile yedi kulle geçüp İçkal‘a kapusuna varılır kim cânib-i garba nâzır üç kat bâb-ı hadîdlerdir. Gûyâ derveze-i Şirvân diyârında İskender'in binâsı Demirkapu'dur. Bu Van kapuları mâbeynlerinde rûz [u] şeb sayf [u] şitâda beher yevm birer oda yeniçeri ve bir gün azeb-i hisâr ve bir gün hisâr erleri nigehbânlık ve dîdebânlık edüp bir ma‘sûm-ı pâk ve bir hâtûn-ı nâ-pâk bu kal‘a kapusundan içeri komak ihtimâlleri yokdur. Zîrâ bir kere niçe yüz Ekrâd avret libâsıyla bu kal‘aya girüp feth etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b–252a ·
metinde göster ·
… tlarında kızakları var. şimdi ol dörd mahbûb gulâmları dahi kızaklarıyla aksine
yokuş yukaru
bize doğru kayup geleler" deyüp bir kerre {Monla Mehemmed} yanımdan gerüye dönü …
Monla Mehemmed eyitdi, "Men şu iki oğlanı severem ki başlarında ala mendilleri ve arkalarında Küfre şâpikleri geyüp altlarında kızakları var. şimdi ol dörd mahbûb gulâmları dahi kızaklarıyla aksine yokuş yukaru bize doğru kayup geleler" deyüp bir kerre {Monla Mehemmed} yanımdan gerüye dönüp eteklerin başına örtüp birer şey okuyup anı gördük oğlancıklar yokuş aşağı yıldırım gibi kızak kayup berk-i hâtif gibi aşağı dereye indiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… dediği ve Monla Mehemmed'in dediği gulâm-ı mehpârelerin dördü dahi kızaklarıyla
yokuş yukaru
şazrevân çıkdığı gibi aksine bize doğru dörd aded 11b gulâmlar yıldırım gibi …
Hemân hakîrin dediği ve Monla Mehemmed'in dediği gulâm-ı mehpârelerin dördü dahi kızaklarıyla yokuş yukaru şazrevân çıkdığı gibi aksine bize doğru dörd aded 11b gulâmlar yıldırım gibi kızaklarıyla çıkup önümüze geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a–11b ·
metinde göster ·
… e yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine
yokuş yukaru
kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Meğer gulâmlar Monla Mehemmed'i bilirlermiş. Dest-bûs edüp yine her biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… p kızak kayarlarken beri yola gelmişlerken tarfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü
yokuş yukaru
aksine kayup yıldırım gibi gerü gitdiler ve cümle halk {bu işe} hayretde kaldıl …
Cümle uşşâkân bu işe hayrân kalup hakîr vâlih [ü] sergerdân kaldım. Ve bir dahi yine cümle mahbûbân turna katarı birbiri ardı sıra katarlanup kızak kayarlarken beri yola gelmişlerken tarfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü yokuş yukaru aksine kayup yıldırım gibi gerü gitdiler ve cümle halk {bu işe} hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… ha-i tayyibelerinden demâğlarımız mu‘attar olup, andan 5 sâ‘atde yine atlar ile
yokuş yukaru
çıkup,
Menzil-i yaylağ-ı Sobran: Haymelerimiz kurup ol gün ol kadar mâ’ide-i Sübhânî alabalıklar sayd edüp tenâvül etdikde kuvvetü'r-rûh bulduk ve sünbül ve zerrîn tutyâlar koparup râyiha-i tayyibelerinden demâğlarımız mu‘attar olup, andan 5 sâ‘atde yine atlar ile yokuş yukaru çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
… sene 1061'de mufassal tahrîr olunmuş. Özü paşasının hâssı voyvadalıkdır. Andan
yokuş yukaru
şimâle Çenge balkanına urûc edüp öte tarafda,
Evsâf-ı kal‘a-i Aydos: Bu dahi sene 768 târîhinde be-dest-i Timurtaş Beğ Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân fethi olduğu mukaddemâ bâlâda sene 1061'de mufassal tahrîr olunmuş. Özü paşasının hâssı voyvadalıkdır. Andan yokuş yukaru şimâle Çenge balkanına urûc edüp öte tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100b ·
metinde göster ·
… ar köyüdür ve ze‘âmet köyü olup konak yeridir. Andan yine semt-i cenûba 6 sâ‘at
yokuş yukaru
Pirlepe yaylası olan muhâtara yerleri ve belleri aşup 3 sâ‘at dahi cânib-i cenû …
Karye-i İzvor: Bir dere kenârında ve bir bayır dibinde yüz evli kâfir Bulgar köyüdür ve ze‘âmet köyü olup konak yeridir. Andan yine semt-i cenûba 6 sâ‘at yokuş yukaru Pirlepe yaylası olan muhâtara yerleri ve belleri aşup 3 sâ‘at dahi cânib-i cenûba yokuş aşağı ormanlar içre inüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175b ·
metinde göster ·
… rın ve hayme misilli durakların ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imlerin alup Tuna içinde
yokuş yukaru
gitmeğe iktidârları olmayan gemiler içre sepişmiş kâfirlere nehr-i Tuna'nın kar …
Ve niçe bin küffâr dahi Eski Budin'de olan gemilerine varup her gemiye tahammülünden ziyâde girüp alarka olunca asâkir-i İslâm'ın salt atlıları gelüp keferelerin karada kalan atların ve yat u yarakların ve hayme misilli durakların ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imlerin alup Tuna içinde yokuş yukaru gitmeğe iktidârları olmayan gemiler içre sepişmiş kâfirlere nehr-i Tuna'nın karşu Peşte kal‘ası ve karşu Vaç kal‘ası taraflarından ve beri Eski Budin tarafından cümle guzât-ı müslimîn dalyan boylu uzun tüfenglerle Tuna içre olan kayıklı ve şaykalı kâfirlere eyle kurşum yağdırırlar kim küffâr kürek çekmeğe baş gösteremeyüp cümle gemileri Tuna kenârlarına geldikde cümle yigirmi altı bin küffârı dest ber-kafâ bağlayup esîr der-zincîr edüp cümle bin pâre gemileriyle Budin kal‘ası dibine yanaşup cemî‘i esîrleri Süleymân Hân'a arz edüp Süleymân Hân dahi kendü kemâl-i keremlerinden cümle üsârâları mâl u menâlleriyle getiren gâzîlere ihsân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
… tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp
yokuş yukaru
şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb ed …
Nehr-i Tuna kenârında bir kulle-i azîm vardır. Ol kullede gûnâ-gûn çarhları ve dollâbları atlar çevirdikçe çarhlar Tuna suyuna tokmakları biri biri akabince urdukça zor ile Tuna suyu su küpleri içine girüp yokuş yukaru şazrev[â]n gibi küpler içre su gürleyerek tâ Ortahisâr'da bu çeşmeden pertâb edüp çıkar. Görmeğe muhtâç sihr-i mübîn mertebesi bir san‘at-ı ibret-nümâdır kim vasfında lisân kâsırdır, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… beyni bir tüfeng menzili bâğ u bâğçelerdir. Bu mahalle Voraniçse derler. Bundan
yokuş yukaru
iç kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr Şeddâdî metîn taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ Aş …
Aşağı kal‘a ile yukaru kal‘a mâbeyni bir tüfeng menzili bâğ u bâğçelerdir. Bu mahalle Voraniçse derler. Bundan yokuş yukaru iç kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr Şeddâdî metîn taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ Aşağı Nova gibi kal‘a-i azîm değildir, lâkin pek sa‘bdır. Ve cümle topları Nova boğazının karşu tarafında Rosa limanına yetişüp döğer şâhâne balyemez topları var. Dahi andan yukaru Arnavudluk Karadağların döğer tavîl balyemez kolumburuna kal‘a-kûp topları var. Ve bu iç kal‘a şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ-yı metîn ve kesme yalçın kaya handaklı ve cânib-i kıbleye aşağı Voraniçse bâğlarına andan Büyük Nova'ya ener iki kat bir demir kapusu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
… hammâmdır ve cümle ale'l-kıyâs altmış kadar dükkândır. Ve cümle yokuş aşağı ve
yokuş yukaru
sokakları pâkdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Cümle on iki mahalle-i müslimîn ve beş mahalle-i müşrikîndir. Ve cümle zîr u bâlâsı bin yüz altmış aded tahtânî ve fevkânî ve kârgîr binâ-yı musanna‘ serâpâ şindire tahta örtülü vâsi‘ evlerdir kim cümle büyût-ı zîbâların yüzleri ve şâhnişîn ve revzenleri şimâl tarafına nehr-i Tuna'ya nâzırdır. Ve cümle iki medrese-i tâlibândır. Ve cümle altı aded mekteb-i sıbyân-ı tıflân-ı ebced-hândır. Ve cümle (---) aded tekye-i erbâb-ı tarîk-i kân-ı fakîrândır. Ve cümle bir hândır ve cümle yüz elli aded mahzenlerdir ve cümle (---) aded hammâmdır ve cümle ale'l-kıyâs altmış kadar dükkândır. Ve cümle yokuş aşağı ve yokuş yukaru sokakları pâkdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33a ·
metinde göster ·
… rhad ihtiyârlarıyla ve iki paşa ve iki alaybeği anlar dahi piyâde millere doğru
yokuş yukaru
çıkmağa başladılar.
Ancak bizim elçi paşa atından enüp piyâde olup cümle pür-silâh iç ağaları ve beş aded Üstürgon odabaşıları ve beş aded Üstürgon ağaları ve birkaç ihtiyâr umûr-dîde serhad ihtiyârlarıyla ve iki paşa ve iki alaybeği anlar dahi piyâde millere doğru yokuş yukaru çıkmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
… ler dahi üstleri tahta ve kiremit örtüsüz açık kuleler vardır. Ve mağrib tarafı
yokuş yukaru
köşesinde bir azîm kulle 145a dir kim iç hisârcık kullesidir. Bunda dizdâr hâ …
Sene (---) târîhinde Ciniviz Frengi elinden Sultân Bâyezîd-i Velî asrında be-dest-i Gedik Ahmed Paşa fethidir. Bu cezîre kurâ ve çiftlikler ile müzeyyen olup derûn-ı cezîrede üç aded ma‘mûr kal‘aları var, ammâ bu Taman kal‘ası cümleden ma‘mûrdur. Kefe eyâletinde sancakdır. Kânûn üzre beğinin hâssı 320.000 akçedir, salyâne alır, ammâ tîmâr ve ze‘âmetleri yokdur ve voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe pâyesiyle Osmânlı elinde şerîf kazâdır. Cümle üç aded nâhiyeleri vardır. Bu Taman kal‘ası leb-i deryâda bir topraklı bayır üzre şekl-i muhammes kârgîr köhne binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cirmi dâ’iren-mâdâr altı yüz adım küçük kal‘adır. Ve etrâfında üstü örtülü on aded kulle-i serâmedler vardır. Ve on aded kulleler dahi üstleri tahta ve kiremit örtüsüz açık kuleler vardır. Ve mağrib tarafı yokuş yukaru köşesinde bir azîm kulle 145a dir kim iç hisârcık kullesidir. Bunda dizdâr hânesinden gayri ev yokdur. Cümle cebehâne ile leb ber-lebdir. Bu nârin kullede liman ve handaka nâzır serâmed ince toplar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144b–145a ·
metinde göster ·
… rd yüz adım olup taraf-ı garba meftûh derveze-i muhkemdir. Andan cânib-i şimâle
yokuş yukaru
kal‘a dîvârı taşrasından dere ve depeler aşup kâhîce garb tarafına dahi gidüp G …
Andan Yenikapu ki Mevlevîhâne kapusudur kim kâmil dörd yüz adım olup taraf-ı garba meftûh derveze-i muhkemdir. Andan cânib-i şimâle yokuş yukaru kal‘a dîvârı taşrasından dere ve depeler aşup kâhîce garb tarafına dahi gidüp Gâzîler kullesine dek yalın kat dîvâr-ı metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
… bu iki köşe arası leb-i deryâda liman tarafıdır. Ve dahi Kelemerye kal‘asından
yokuş yukaru
cânib-i şimâle Yedikulle'dir ve kara tarafıdır. Ve dahi andan tâ Vardar kal‘ası …
Andan iskele kapusundan taşra çıkup tâ Vardar kullesine varınca cânib-i garba meyyâl gidüp kâmil bin adımdır. Bu mahalde kal‘a-i Selânik'in üç köşesinin adımlaması tamâm olup bu Vardar kal‘ası garba nâzır köşededir, ammâ bu köşeden tâ Kelemerye kal‘ası köşesi burnu cânib-i kıbleye nâzırdır. Ve bu iki köşe arası leb-i deryâda liman tarafıdır. Ve dahi Kelemerye kal‘asından yokuş yukaru cânib-i şimâle Yedikulle'dir ve kara tarafıdır. Ve dahi andan tâ Vardar kal‘ası köşesine varınca baş aşağı cânib-i garba nâzır semtler olup bu taraf dahi berr semtidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
… e üç aded mağârâdan odacıklar vardır. Ve aşağı şehirden bu büyük kapuya gelince
yokuş yukaru
bir buçuk sâ‘atde çıkılır cihân-nümâ bir bâb-ı azîmdir kim şeb [ü] rûz dîdebânl …
Ve cümle beş aded sedd-i sedîd kapuları vardır ammâ dördü dâ’imâ mesdûd durup hîn-i muhâsarada açılır küçük kapulardır. Ancak cânib-i garba nâzır büyük kapu aşağı varoşa işler. Amma bu kapu üç kat kavî ve metîn demir kapulardır. Ve her katı mâbeynleri birer bölme hisâr dîvârlarıdır. Ammâ ibtidâ aşağı büyük kapudan içeri bölme hisârcıkda aslâ evler yokdur. Ancak kapunun iç yüzünde kal‘anın kapucuları oturacak bir lonca yeri var ve üç aded mağârâdan odacıklar vardır. Ve aşağı şehirden bu büyük kapuya gelince yokuş yukaru bir buçuk sâ‘atde çıkılır cihân-nümâ bir bâb-ı azîmdir kim şeb [ü] rûz dîdebânları ve nigâhbânları ve bevvâbânları pür-silâh âmâdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
kesme kaya yollar ile tâ orta kapuya varınca iki yüz aded germe hatvedir. Bu or …
Ve bu büyük kapudan içeri yokuş yukaru kesme kaya yollar ile tâ orta kapuya varınca iki yüz aded germe hatvedir. Bu orta kapu dahi cânib-i garba mekşûf bâb-ı azîm demirden metîn derveze-i kebîrdir. Bu orta kapudan içeri yine yokuş yukaru beş yüz adım bölme hisârcıkdır kim hîn-i fethde kal‘a miftâhların Sultân Mehemmed['e] teslîm edüp mu‘âf [u] müsellem olan Rûm keferelerinin hâne-i menhûsları vardır. Bunda aslâ müselmânlar hânesi yokdur. Cümle iki yüz aded Rûm evleri ve bir kenîseleri ve on aded dükkâncıkları var. Kayalar üstü olmak ile bâğ u bâğçeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
… mekşûf bâb-ı azîm demirden metîn derveze-i kebîrdir. Bu orta kapudan içeri yine
yokuş yukaru
beş yüz adım bölme hisârcıkdır kim hîn-i fethde kal‘a miftâhların Sultân Mehemm …
Ve bu büyük kapudan içeri yokuş yukaru kesme kaya yollar ile tâ orta kapuya varınca iki yüz aded germe hatvedir. Bu orta kapu dahi cânib-i garba mekşûf bâb-ı azîm demirden metîn derveze-i kebîrdir. Bu orta kapudan içeri yine yokuş yukaru beş yüz adım bölme hisârcıkdır kim hîn-i fethde kal‘a miftâhların Sultân Mehemmed['e] teslîm edüp mu‘âf [u] müsellem olan Rûm keferelerinin hâne-i menhûsları vardır. Bunda aslâ müselmânlar hânesi yokdur. Cümle iki yüz aded Rûm evleri ve bir kenîseleri ve on aded dükkâncıkları var. Kayalar üstü olmak ile bâğ u bâğçeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
üçüncü kat kapudur kim iki yanında olan kullelerin içleri leb-ber-leb sâfî darı …
Bundan yine yokuş yukaru üçüncü kat kapudur kim iki yanında olan kullelerin içleri leb-ber-leb sâfî darı ve arpa ve buğday ve kılçıklı pirinç doludur. Ve bir kullede sâfî odun memlûdur kim "Hîn-i muhâsarada cemî‘i zehâyir lâzımdır" deyü ihtiyâten her mühimmât levâzımâtlar mevcûddur. Ve bir kullede dahi âb değirmenleri ve âdem çevirecek dollâblı âdem değirmenleri ve niçe bin el değirmenleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
… lî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından
yokuş yukaru
atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
Der-çâh-ı mâ-i imârât: Bu âb-ı hayât kuyu bir musanna‘ temâşâgâhdır kim üstâdân-ı Freng-i asfer-reng bu bi’r-i mâya var makdûrun sarf edüp kuyu üzre sekiz yerden pâyendâzlar üzre tâk-i kuzahlar binâ edüp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe-i âlî edüp etrâfını alçacık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından yokuş yukaru atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… iki yanında ikişer göz küçü[k] gözlüce cüsûrcüklerden geçüp kâmil iki bin adım
yokuş yukaru
sarp kaya üzre evce berâber bir pilâv yığması gibi bir sivri kaya üzre şekl-i m …
Kal‘ası nehr-i (---) yukaruya gidüp bir göz büyük cisr-i azîmin iki yanında ikişer göz küçü[k] gözlüce cüsûrcüklerden geçüp kâmil iki bin adım yokuş yukaru sarp kaya üzre evce berâber bir pilâv yığması gibi bir sivri kaya üzre şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır kim cirmi kâmil dörd yüz adımdır, ammâ bedenler üzre adımlamışımdır. Lâkin bu hemân ancak iç kal‘adır. Ve içinde beş aded hânesi var, dizdârı ve iki üç neferât evleridir [kim] âdem her bâr çıkup enmeğe âcizlerdir. Ve maşrıka nâzır bir kapusu var. Ve bir mescidi ve su sarnıcı ve cebehânesi ve kifâyet mikdârı şâhî topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·
… imâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp
yokuş yukaru
gidüp sedd-i İskender-vâr bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası : Leb-i deryâda bir sedd-i metîn yalçın kaya üzre deryâya havâle kara cânibinde kendüye havâlesiz bir musanna‘ iç kal‘adır kim aşağı varoşdan bu iç kal‘aya giderken şimâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp yokuş yukaru gidüp sedd-i İskender-vâr bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim cirmi beden dîvârları üzre kâmil üç bin dörd yüz {adımdır}. 286b Ve cümle etrâfında beş aded tabya-i azîmeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286a–286b ·
metinde göster ·
… ümle beş aded kapuları 312a vardır, ammâ büyük kapusu ana handakı içinde olup
yokuş yukaru
taş döşe[li] nerdübân ile çıkılır yılma yokuşdur kim hîn-i mahalde top çekmek v …
Ve cümle beş aded kapuları 312a vardır, ammâ büyük kapusu ana handakı içinde olup yokuş yukaru taş döşe[li] nerdübân ile çıkılır yılma yokuşdur kim hîn-i mahalde top çekmek ve top endirmek âsân olup çamur olmaya deyü kaldırım döşelidir. Beş yüz adımda enilir ve garb tarafına açılır beş kat biri biri içinde sarp kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b–312a ·
metinde göster ·
Karye-i Mandina: Zarnata kal‘asının bir mahallesidir kim cânib-i erba‘ası bâğ-ı İrem-misâl yüz aded kiremit ve kayağan örtülü kârgîr ve metîn kefere evleridir. Üç aded manastırları ve üç bin tüfeng-endâz kefereleri vardır. Cümle ser-i kârda olan iş erleri ve cümle papasları paşaya gelüp yer öpüp itâ‘at edüp azîm ziyâfetler edüp paşaya niçe yüz donluk elvân elvân çukalar ve kumâşlar ve anın misilli hedâyâlar verüp cümle koca kefereler piyâde asâkir-i İslâmın önlerine düşüp gitmede, ammâ asâkir-i İslâm küffârın bu gûne inkıyâdlarına i‘timâd etmeyüp "Âyâ bunun sonu neye müncer olur?" deyüp cemî‘i asâkir-i İslâm pür-silâh ve hâzır-bâş olup âheste-reviş ile nîm sâ‘at yokuş yukaru 333b yürüyüş edüp sâfî zeytûnlu bâğ-ı İrem ma‘mûrâtlar içre ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a–333b ·
metinde göster ·
… r verüp ve asâkir-i İslâma cümle kefereler vesîle olup andan yine cânib-i şarka
yokuş yukaru
nîm sâ‘at bâğlar ve zeytûnlar ve pembe tarlaları içre gidüp,
Karye-i Doloz: Bu dahi Zarnata kal‘asının tetimmâtından bir mahallesidir. Bir sarp sırt püşte üzre üç yüz aded kiremit ve kayağan örtülü ve mazgal delikli kal‘a-misâl evleri var. Cümle bin sekiz yüz aded tüfeng-endâz kefereleri var. Cümle bunlar dahi mutî‘ [u] münkâd olup paşaya ve cümle askere ziyâfet-i azîmler edüp hedâyâ-yı vâfireler verüp ve asâkir-i İslâma cümle kefereler vesîle olup andan yine cânib-i şarka yokuş yukaru nîm sâ‘at bâğlar ve zeytûnlar ve pembe tarlaları içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
"Ağa, gerüden bir siyâh atlı ve eli mızraklı, boğazında kara poşulu bir âdem sol cânibimizin alt yanında yokuş yukaru atına sıklet edüp gelür" dedikde hakîr aslâ akîbime nazar etmeyüp revâne olmadayız. Tâ ki mezkûr atlı alt yanımıza berâber geldikde hemân hakîr yüzün aşağı gıjlayarak üzerine berk-i hâtif gibi at sürüp:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6b ·
metinde göster ·
Bir kaç kerre "Dizginim koyver" deyü ibrâm [u] ilhâh etdi. Aslâ vücûd vermeyüp licâmın elden komadım. Gördüm berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp ayakları rikâbında takır takır öter. Bu hâl üzre yokuş yukaru giderken hikmet-i Hudâ herîfin elindeki Bağdâd kargısı mızrağı bir ağaca ilişüp düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7a ·
metinde göster ·
Şehzâde yaylasın aşup anda çadırımız bir âb-ı hayât kenârında kurup meks edüp y …
Andan yine garba yokuş yukaru Şehzâde yaylasın aşup anda çadırımız bir âb-ı hayât kenârında kurup meks edüp yayla çobanlarından bir semiz kuzu alup bî-pâk [ü] bî-pervâ kebâb edüp zevk [u] safâ etdik. Ammâ garîb ü acîb yayladır. Hâlâ selâtîn-i seleflerin sarâyları ve kasr-ı âlîleri esâsları zâhirdir. Zîrâ mülûk-ı selef şehzâdeleri Ma‘nisa'da hâkimü'l-vakt iken bu yaylayı teferrücgâh edinüp beş altı ay sâkin olurlar imiş. Müverrihân-ı Rûm mâbeyninde bu yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası" demek ile ma‘rûf yayladır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33a ·
metinde göster ·
… d bin ve beş bin adım olur. Ve dahi Sultâniyye câmi‘inin önünden kıble tarafına
yokuş yukaru
Ulu câmi‘ önünden tâ iç kal‘aya varınca dörd bin adımdır.
Ve bu şehr-i Ma‘nisa cebel-i Duman dâmeninde şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuşdur. Hânelerinin nısfı dağa arka vermiş hevâdâr evlerdir. Serâpâ yüzleri şimâle nâzırdır. Ve nısfı aşağı düzde vâki‘ olmuş şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîmdir. Ve garb tarafında Karaköy kapusundan tâ şark tarafında Durkutlu mahallesine varınca bu şehrin tûlü kâmil yedi bin adımdır. Ve arzının ba‘zı yeri üç bin adım ve ba‘zı mahalli dörd bin ve beş bin adım olur. Ve dahi Sultâniyye câmi‘inin önünden kıble tarafına yokuş yukaru Ulu câmi‘ önünden tâ iç kal‘aya varınca dörd bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a ·
metinde göster ·
Îmân dağı kapusudur kim iç kal‘anın mezkûr taşra katındaki kapudur. Dağlara, bâ …
Ve Değirmenler kapusunun iç yüzünden yokuş yukaru Îmân dağı kapusudur kim iç kal‘anın mezkûr taşra katındaki kapudur. Dağlara, bâğlara çıkar yedi kapu bunda tamâm oldu. Ve bu yedi kapu içre olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y74b ·
metinde göster ·
… ksekdir. Ve handak içinden bir kapu ile bu kalın dîvâr içinde bir kapudan girüp
yokuş yukaru
elli ayak taş nerdübân ile çıkılup ve iki yüz adım mezkûr dîvâr üzre gidilüp tâ …
Ve şimâl tarafındaki büyük limanın iskelesi bu iki kapu mâbeynindedir. Ve liman ile handak mâbeynini deryâ döğer bir kat kalın Şeddâdî dîvârdır. Kırk adım enli ve kırk arşın yüksekdir. Ve handak içinden bir kapu ile bu kalın dîvâr içinde bir kapudan girüp yokuş yukaru elli ayak taş nerdübân ile çıkılup ve iki yüz adım mezkûr dîvâr üzre gidilüp tâ orta hisârın asma cisirlerine varılur. Cümle at ve katır ve eşek bu dîvâr üstünden geçüp ve beş kat asma cisir ve kapulardan ubûr ederken âdem aşağı baksa gözü hîrelenir. Ve her gece bu cisirleri makara ile kaldırup kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu hisâb üzre Bodurum kal‘asının on bir kat kapusu ve evsâfı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103b ·
metinde göster ·
… ğildir, serâpâ yerli kaya üzre binâ olunmuşdur. Anıniçün kapudan içeri girdikde
yokuş yukaru
ve kesme kayalar üzre gidilir.
Ve kal‘adan aşağı bakmağa âdem cür’et edemeyüp Akdeniz Y 108b bir halîc-misâl görünür. Ve aşağı sahrâlarında dağı ve bâğı ve bâğçeleri nakş-ı bûkalemûn-misâl zâhirdir. Ve bu kal‘a bir kat dîvâr görünür. Ammâ kaya üzre aşağı dîvârlarının temelleri on beş adım enli rıhtım ve fîl cüssesi kadar taşlar ile bünyâd olunmuşdur. Yûnân tevârîhi tahrîri üzre İslâmbol'u binâ eden Yanko ibn Madyan'ın binâsıdır, deyü tahrîr etmişlerdir. Ve hakîkatü'l-hâl kâr-ı kadîmden nişân verir. Ve içi dolma değildir, serâpâ yerli kaya üzre binâ olunmuşdur. Anıniçün kapudan içeri girdikde yokuş yukaru ve kesme kayalar üzre gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108a–Y108b ·
metinde göster ·
Bu kapudan içeri yokuş yukarı bir kat demir kapudur. Andan içeri yine
yokuş yukaru
bir karanlık yoldur. Ol mahalde zindânı ubûr edüp sol cânibde bir parmaklık çek …
Bu kapudan içeri yokuş yukarı bir kat demir kapudur. Andan içeri yine yokuş yukaru bir karanlık yoldur. Ol mahalde zindânı ubûr edüp sol cânibde bir parmaklık çekilmiş kemer altında ziyâret-i hazret-i Muhammed-i Gazâlî medfûndur. Anı geçüp bu kal‘a içi kırk hâne ve bir câmi‘ ve bir hammâm ve bir kaç buğday anbârı var. Gayri çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. Cümle aşağı şehirdedir. Ancak cümle neferât ile dizdâr ber-karâr bunda bîzâr mahpûsdur. Taşra bâğ u bâğçelere ve top menzili yere gitse katl ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir. Ve cebehânesi ve yetmiş pâre topları iledir. Hafizakallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
Ve bu kulleden şark tarafına handak kenârınca sehel
yokuş yukaru
Kireç kapusuna varınca yine beş yüz adım ve on üç metîn kulledir, zîrâ bu taraf …
Ve bu kulleden şark tarafına handak kenârınca sehel yokuş yukaru Kireç kapusuna varınca yine beş yüz adım ve on üç metîn kulledir, zîrâ bu tarafda varoş yokdur, açıkdır ve mezâristândır. Muhâsara ve muhâtara yeri bu Kireç kapusu mahalli olduğundan sa‘b kulle ve amîk handakdır. Ve Kireç kapusu önü handak üzre dolma cisirdir, kemer üzre değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169b ·
metinde göster ·
Ve handak suyundan yokuş yukaru kal‘anın esâsına varınca kaplıbağa misâli eğri şeddâdî dîvârdır. Her taşı fîl-i Mengerûsî cüssesi kadardır. Bu dîvâr eğri binâ olunmak Y 170b ile handak kenârında olan ceyrânlar ve kûsfend-i beyâbânîler ve keçiler sürü sürü gezerler, yanlarına varılmak muhâldir. Ancak uğrın kapudan koyup dizdâr keçi ve koyun lâzım oldukda ol kapudan âdemler çıkup sayd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y170a–Y170b ·
metinde göster ·
… pusu yokdur. İbtidâ handak kenârında bir kulle vardır. Anda kapudan içeri girüp
yokuş yukaru
ve handak üzre (---) göz kâ[r]gîr cisrile ubûr edüp andan ikinci kapu ki kal‘an …
Ve bu iç kal‘anın cenûbiyle kıble mâbeynine nâzır bir kapusu var. Gayri cânibinde kapusu yokdur. İbtidâ handak kenârında bir kulle vardır. Anda kapudan içeri girüp yokuş yukaru ve handak üzre (---) göz kâ[r]gîr cisrile ubûr edüp andan ikinci kapu ki kal‘anın ana dîvârında Dizdâr kapusudur. Dâ’imâ dizdârlar bu kapu mâbeyninde mahpûs gibi oturur. Taşra çıksa katl ederler. Meğer paşalar beyâz buyurdı ile da‘vet edeler. El-hâsıl bu kapudan taşra çıkmağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y170b ·
metinde göster ·