… nde yedi yerde ma‘âdin-i hacer vardır kim böyle bir sun‘-ı Girdigâr bir diyârda
yokdur. Bu
kadar bin yıldan berü İlâ-yevminâ hâzâ beher yevm niçe bin haml-i hımâr u bağl …
Ma‘âdin-i sâlis: Edirnekapusu hâricinde Dâvûd Paşa Bâğçe-i hâssı kurbünde yedi yerde ma‘âdin-i hacer vardır kim böyle bir sun‘-ı Girdigâr bir diyârda yokdur. Bu kadar bin yıldan berü İlâ-yevminâ hâzâ beher yevm niçe bin haml-i hımâr u bağl {taş} taşınup deryâda katre ve güneşde zerre mikdâr tenezzül bulmamışdır. Zîrâ be-emr-i Sânî‘ kesb-i hevâdan rûz-merre bitmededir. Ammâ Hızır Ma‘deni derler bir sengîn taşdır. Ayasofya binâsıyçün Hızır göstermegile Hızır Ma‘deni derler. Cümleden latîf ve kat‘ etmesi sehel âsân bir hacer-i makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… re çâr-kûşe bir beyâz mermer içre bir mîkât etmişdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri
yokdur. Bu
câmi‘-i dil-küşâyı Ebü'l-feth bu tahrîr olunduğu üzre itmâm edüp cihân-ârâ bir …
nass-ı kâtı‘ı üzre çâr-kûşe bir beyâz mermer içre bir mîkât etmişdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Bu câmi‘-i dil-küşâyı Ebü'l-feth bu tahrîr olunduğu üzre itmâm edüp cihân-ârâ bir pâdişâh olup zamân-ı hilâfetinde memâlik-i Âl-i Osmân ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile sokak sokak ağda taşıyup "A …
Esnâf-ı ağda tüccârı: Bunların kârhâneleri yokdur, bu kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile sokak sokak ağda taşıyup "Ağda" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… içre güç ile güzer ederler. Araba hod ola, bi't-tarîk çârsûsuna girmek ihtimâli
yokdur. Bu
şehr, Sivâs eyâletinde paşanın hâss-ı hümâyûnundan olup yedi kîse muhâsebeli su …
İbtidâ bânîsi kayser-i Rûmdur. Ba‘dehû sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmendiyân'dan Sultân Melik Gâzî ceng-i azîm ile Rûm keferesi destinden kuvvet-i bâzûsıyla feth edüp ibtidâ taht-ı Âl-i Dânişmendiyye olan dârü'l-ikbâl bu kal‘adır. 283a Andan kal‘a-i Amasiyye'dir. Bu iki kal‘aya Âl-i Selçûkiyân tama‘ edüp niçe kerre muhâsara edüp fethi mümkün olmayup bî-feth hâ‘ib ü hâsır rücû‘ etdiler. Bu Niksâr'ın galat-ı sahîhi "Nîk-hisâr"dır. Ya‘nî "iyi hisâr" demekdir. Elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Niksâr derler. Kal‘ası bir yalçın kayalı yerde kâr-ı sengîn, bünyâd-ı şeddâdî ve metîn kal‘a-i kadîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi beş bin altmış adım şekl-i müseddes kal‘a-i atîk olup câ-be-câ yerleri rahneli olmuş, cümle üç kapusu var, şarka ve garba (---)(---) ve cenûb tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve anbârlar ve cebehâne ve bir kilisadan vely olunmuş bir câmi‘i var. Dizdârı ve neferât bu kal‘ada sâkindir. İç il olmağıla neferâtları kıllet üzredir, ammâ celâlî ve cemâlî havfinden dâ’imâ bâb-ı kal‘ada nigâhbânlık ederler. {Ve kapu üzre zamân-ı kadîm pehlivânlarının gürzleri ve gayrı âlât-ı silâhları maslûbdurur}. Ammâ aşağı varoş rıbât-ı şehr-i mu‘azzamdır. Lâkin bir teng ü târ sokakları vardır. Eniş ve yokuş olmağıla ve zıyyık olmağıla at ile çârsû içre güç ile güzer ederler. Araba hod ola, bi't-tarîk çârsûsuna girmek ihtimâli yokdur. Bu şehr, Sivâs eyâletinde paşanın hâss-ı hümâyûnundan olup yedi kîse muhâsebeli subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve on bir nâhiyesi vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b–283a ·
metinde göster ·
… acikdir. Cânib-i şimâle bir kapusu vardır. İçinde hânesi ve dizdârı ve neferâtı
yokdur. Bu
mahalde paşa ile üç yüz atlı ılgar edüp dağ u taş aşup 12 sâ‘atde,
Kal‘a-i Dirmiri: Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed asrında celâlî havfinden binâ olunmuş bir mütehassın olacak müfîd u muhtasar kal‘acikdir. Cânib-i şimâle bir kapusu vardır. İçinde hânesi ve dizdârı ve neferâtı yokdur. Bu mahalde paşa ile üç yüz atlı ılgar edüp dağ u taş aşup 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… uş yetmiş aded hâne-i atîkler vardır. Ancak bir Haydar Şâh Câmi‘i var, minâresi
yokdur. Bu
kal‘ada hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan nişân yokdur. Lâkîn deryâ kenârında …
Derûn-ı kal‘ada ancak hâk-ı pâk ile sütür olmuş yetmiş aded hâne-i atîkler vardır. Ancak bir Haydar Şâh Câmi‘i var, minâresi yokdur. Bu kal‘ada hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan nişân yokdur. Lâkîn deryâ kenârında rıbât-ı azîminde bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân ve hammâmlı ve esvâk-ı şâhîli şehr-i ma‘mûrdur kim cânib-i sülâsî sûr-ı kavî ile mebnîdir. Üç kapusu vardır, cânib-i şimâle Gîlân kapusu, cânib-i kıbleye Bâbü'l-ebvâb kal‘ası kapusu, cânib-i garba leb-i deryâda Limân kapusu. Ve bu rıbât içre yedi pes-pâye minâreler zâhirdir kim isimleri ma‘lûmım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a ·
metinde göster ·
… ğıstân ve müfessirîn ve muhaddisîn ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler bir diyârda
yokdur. Bu
diyârda kizb u gıybet [u] mesâvî ve sû’-i zân ve kin [ü] kibir ve buğz [u] adâv …
Ziyâret-i eş-Şeyh Emîr Sultân: Tarîk-i Hâcegân'da ulu sultândır. Bu ülkede olan ulemâ-yı Dağıstân ve müfessirîn ve muhaddisîn ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler bir diyârda yokdur. Bu diyârda kizb u gıybet [u] mesâvî ve sû’-i zân ve kin [ü] kibir ve buğz [u] adâvet yokdur, illâ adâvetleri revâfızla olup anları vilâyetlerine komayup bey‘ [u] şirâ etmezler. Bu mahalde yılda bir kerre bâzâr-ı azîm olur. Ve bu mahalde ülke-i Dağıstân temâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b ·
metinde göster ·
… vezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret
yokdur. Bu
kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden met …
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder k …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… hâneleri vardır. Ammâ bu orta hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret
yokdur. Bu
kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâd …
Eşkâl-i kal‘a-i Kars: Şimâlî tarafında ensesi top menzilinden ba‘îd bir kûh-ı bâlâdır. Anın dâmeninde bu kal‘anın iç kal‘ası bir püşte üzre vâkı‘ olmuşdur, ammâ aşağı hisâr bir düzde vâkı‘ olmuşdur ve cümle beş kat sûr-ı kavî addolunmuşdur ve nârin kal‘ada ancak bir hâne vardır. Kal‘a kapusu cânib-i şarka nâzırdır. Ve yukaru kal‘a ta‘bîr olunan orta kal‘a kapusu cânib-i garba mekşûf hadîd bâb-ı kavîlerdir. Bu sûr içre dizdârhânesi ve iki yüz neferât levendât hâneleri ve mükellef ve mükemmel cebehâneleri vardır. Ammâ bu orta hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret yokdur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-penâhlar ve tüfenk ve cidâ vü gûnâ-gûn âlet-i harblar ile ârâste ve bevvâbân [u] dîdebânlar ile pîrâste olmuş derveze-i kavîlerdir. Bu kapuların biri cânib-i garba Su kapusu ve Çeri kapusu derler, Erzurûm'a mekşûfdur, biri cânib-i kıbleye meftûh Orta kapudur kim Kağızmân tarafına meftûhdur. Ve biri cânib-i şarka Behrâm Paşa kapusudur, Revân tarafına küşâdedir. Bu kal‘a dîvârının üstünde karavulhânelerde şeb [u] rûz müstahfızânlar nigehbânlık edüp her şeb-i muzlimde kal‘a hâ’itların meş‘aleler ile çerâğân ederler. Varoş-ı hisârın kaddi ol kadar âlî değildir ammâ gâyet arîz ve metîn binâ-yı sengîndir. Ve aşağı kal‘anın dâiren-mâdâ[r] handakı yerine göldür kim Behrâm Paşa kapusundan Orta kapuya {varınca ihâta etmiş âb-ı hayât göldür. Bu tarafdan kal‘aya aslâ zafer mümkün değildir}. Ve etrâf-ı kal‘ada cümle iki yüz yigirmi aded kulle-i sedd-i Kahkaha'lardır ve cümle iki bin seksen dendân-ı bedendir. Ve bu rıbât-ı azîmin dâiren-mâdâr cirmi beş bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… şdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey
yokdur. Bu
karyede,
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… âsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb
yokdur. Bu
mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve h …
Ziyâret-i Hazret-i Şeyh Şâmî: Tarîk-i Bayrâmiyye'dendir. İsm-i şerîfleri Hamza'dır. Tarîk-ı Hamzavî bunlardan kaldı, derler. Niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Hattâ bir cum‘a günü cemî‘î âşıkânı salât-ı cum‘aya hâzır olup tecdîd-i vudû’ etmeğe bir katre su olmamağıla "Âh Sultânım! Şu câmi‘iniz kurbunda bir kuyu kazdırsanız. Cümle âyende vü revende cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ etseler ecr-i cezîle nâ’il olurdunuz" derler. Hemân Şeyh Şâmî Sultân elindeki asâsıyla "Bu yerden mi su çıksa" deyü asâ ucuyla zemîne işâret etdikde bi-emrillah bir ayn-ı zülâl ka‘r-ı zemînden pertâb edüp çıkar. İle'l-ân "ayn-ı asâ" derler bir aynu'l-hayât-ı cân-perverdir. Aziz hazretleri bizzât câmi‘leri cenbinde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Câmi‘i kendü binâlarıdır. Minâreli ve kurşum örtülü değildir. Ammâ bu câmi‘in mihrâb dîvârı ne kadar vâsi‘ ise tâ sakfa çıkınca câmi‘ mihrâbıdır. Bir câmi‘de eyle enli ve âlî mihrâb yokdur. Bu mihrâbın içinde olan taşlar üzre hurde münakkaş hatt-ı kûfî ve hatt-ı celî ve hatt-ı Musta‘sımî ve hatt-ı reyhânî ve hatt-ı sülüs bir diyâr mihrâbında yokdur. Ve niçe âyet-i şerîfler mihrâba müte‘allık Arapça ve Arapça âyeti gibi ve âyetü'l-kürsî ve âmene'r-resûlü gibi âyetler tahrîr olunmuşdur. Ve bu mihrâb-ı nûrun iki cânibindeki dîvâra üstâd-ı mermer-bür endîşe-i hâmıyla hâm taşa eyle tîşe-i gül-fâm urmuş, taşları eyle hûrde kazmış ve eyle nakş-ı bukalemûn yazmış hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Mihrâbın cânib-i yemîni on tarhdır ve cânib-i yesârı dahi on tarz üzre tarh olunmuşdur. Her tarhında olan nakş-ı bukalemûn zîhler ve islimîler ve zülfeler ve girişmeler ve bağlamalar ve Rûmîler ve şeş-gül ve sad-berg ve şakâyık ve zülf-i nigâr ve sünbül ve reyhân ve karanfil ve sünbül ve erguvân nakışları var kim gûyâ beyâz mermeri üstâd-ı mermer-bür peynir gibi direfş-i tîşe kalemler ile kalemkârlık edüp sihr-i i‘câz mertebesi sihr-i mübîn tasarruflar etmişdir. Ammâ niçe kimesneler bu 353a mihrâb hakkında bizzât aziz Şeyh Şâmî'nin kendi dest-kârlarıdır, derler. Hakkâ ki eyle ihtimâli olmak var. Zîrâ kerâmet mertebesi bir âsâr-ı nakş-ı erjenkmânî ve Behzâd Ağa Rızâ-yı Vanî kârı-misâl bir sun‘-ı acîb ve garîbdir. Ve kabr-i şerîfinde bir mehâbet vardır. Hakîr ziyâret etdikde bu ebyât bi'l-bedâhe hâtıra hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b–353a ·
metinde göster ·
… bir yalçın kaya üzre hâlî ve harâb ve mu‘attal olmağıla dizdârı ve neferâtları
yokdur. Bu
şehrin iki tarafı kayalı ve dağlı ve bâğlı ve şehr içre cereyân eder dereli ve …
Lisân-ı Etrâk'da Torbalı Göynük ve Torbalı Gülyük derler ammâ sahîhi Türbeli Köylük'dür. Akşemseddîn hazretleri bu şehirde medfûn olmağıla Türbeli Köylük derler. Ammâ kal‘asına Yunan târîhlerinde Aleksandran derler. Bursa tekürleri binâ etmişdir. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. Hâlâ (---) sancağı hâkinde (---)(---) lıkdır ve yüz elli akçe nâhiye kazâsıdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin kal‘ası evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre hâlî ve harâb ve mu‘attal olmağıla dizdârı ve neferâtları yokdur. Bu şehrin iki tarafı kayalı ve dağlı ve bâğlı ve şehr içre cereyân eder dereli ve dağlardan nüzûl eder çam oluklardan mîzâb-vâr cereyân eder âb-ı hayât sulu şehr-i kadîmdir. Gerçi ahâlîsi Etrâk'dır ammâ şîrîn şehirdir. Cümle iki bin çam tahtası örtülü hâne-i zîbâlardır. Ve cümle on sekiz mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) cami‘î
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
şehir Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğ …
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehrin zergerleri ve külâhcıları ve hayyâtları ve Pâk Selmânî berberleri meşhûrdur. Ammâ tabbâğları ekâlîm-i seb‘ada yokdur. Bu şehir Merâm'ında bir gûne çiçek hâsıl olur. Seylû ve nîlgûndur. Anın ile debbâğlar tab‘-ı edîm edüp âsumânî renk ve gül-i şeftâlû ve sarı ve turuncî ve kırmızî sahtiyânı olur kim Arab u Acem'de ma‘rûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13b ·
metinde göster ·
… unu ıslâh eder. Ve bu karı âdem ne kadar yise ol kadar nâfi‘dir. Aslâ mazarratı
yokdur. Bu
cebelde kar kurdu olmağıla evlâd-ı Arab ol kurda "zi’bu hayyi's-selc" derler. T …
Sitâyiş-i Cebelü's-selc: Eyle bir kûh-ı bülenddir kim arz [u] semâvat ademden vücûda geleli ol cebel-i bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında kar eksik değildir. Yetmiş yerde enhâr-ı zülâlleri cereyân edüp Mize Boğazı'n ubûr edüp Şâm bağlarını saky eder. Bu cebelde âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri zî-rûh kar kurdu vardır, derler, ammâ hakîr görmedim. Ve bu cebel-i âlîden beher yevm biner yük kar Şâm-ı şerîfe gidüp Şâm suyuna ilkâ etdiklerinde Şâm'ın suyunu ıslâh eder. Ve bu karı âdem ne kadar yise ol kadar nâfi‘dir. Aslâ mazarratı yokdur. Bu cebelde kar kurdu olmağıla evlâd-ı Arab ol kurda "zi’bu hayyi's-selc" derler. Temâşâgâh cebel-i âlîdir kim üç günlük yoldan nümâyândır. Bu cebelde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
Bu diyârın mahkemesi âsitâne-i Şem‘ûn'dur. Ol ecilden mahkeme kadılarına rağbet
yokdur. Bu
dahi bir nazargâh-ı ibret-nümâdır. Nasârâ tâ’ifesi kezâlik bir müşkil işleri ol …
Bu diyârın mahkemesi âsitâne-i Şem‘ûn'dur. Ol ecilden mahkeme kadılarına rağbet yokdur. Bu dahi bir nazargâh-ı ibret-nümâdır. Nasârâ tâ’ifesi kezâlik bir müşkil işleri olsa bu âsitâneye gelüp Şem‘ûn-ı Safâ'nın kendi hattıyla ceyran derisi üzre Hazret-i İsâ'ya nâzîl olan İncîl-i sahîh bu âsitânededir. Nasârâ ol İncîl'e el urup yemîn ederler. Mücrim olan havf edüp el uramaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… rra'nın âb [u] hevâsı ve Haleb'in âb [u] hevâsı ve binâsı ekâlim-i seb‘ada aslâ
yokdur. Bu
Ma‘arra'nın bir hânı ve bir hammâmı ve kırk elli aded dükkânları vardır. Ammâ d …
Hikâye: Bir kerre eş-Şeyh Hazret-i ibnü'l-Alâ-yı Ma‘arrevî hazretleri mâder-zâd a‘mâ idi, seyâhat ile Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup Şattü'l-Arab nehrinden nûş edüp Ma‘arra'nın âb [u] hevâsın medh eder. Ta ol mertebe Ma‘arra suyun medh eder kim "Rub‘-ı meskûn'da andan lezîz ve hoş-bû su yokdur" der. Halîfe der-akab Ma‘arra şehrine ılgar ile kâsıdlar gönderüp Ma‘arra suyundan kumkumalar ile su getirdüp ta‘âm tenâvül olunurken eş-Şeyh ibnü'l-Alâ-yı Ma‘arravî su istedikde halîfe işâret edüp bir kûze ile Ma‘arra suyundan verirler. Hemân şeyh bardağı eline alınca "Allah, ne hafîf su olur. Hemân bizim Ma‘arra suyu hiffetine müşâbihdir" deyüp nûş ederken "Allah Allah! Tayy-ı mekân ile ya ben Ma‘arra'ya vardım, ya Ma‘arra suyu Bağdâd'a geldi" deyü nûş edüp "Sübhânallah! Hâzâ mâü'l-Ma‘arra. Eyne hevâ’ühâ" derler. Hakîkatü'l-hâl Ma‘arra'nın âb [u] hevâsı ve Haleb'in âb [u] hevâsı ve binâsı ekâlim-i seb‘ada aslâ yokdur. Bu Ma‘arra'nın bir hânı ve bir hammâmı ve kırk elli aded dükkânları vardır. Ammâ dud bâğçeleri ve zeytûnu cihânı dutmıuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri
yokdur. Bu
cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr …
Eyâlet-i Konya ve eyâlet-i Mar‘aş halkı ve niçe boy Türkmânları bu yaylada cilvelenüp birbirlerinden haberleri yokdur. Bu cebel-i âlîde olan nebâtât [u] giyâhât [u] ezhârât ahşâbât-ı işpeçar bir diyâr yaylağında yokdur. İllâ Erzurûm ensesinde Bingöl yaylasında bî-hadd u hasr haşîşât vardır. Ve niçe bin kaynak uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer âb-ı hayâtdan nişân verir. Böyle bir kûh-ı vâsi‘dir. Hattâ sene 922 târîhinde Selîm Şâh-ı evvel İrân-zemîn şâhı Şâh İsmâ‘îl üzre sefere giderken Zülkadıriyye sâhibi Sultân Alâüddevle Mısır'da Sultân Gavrî tahrîkiyle bu Alâüddevle Âl-i Osmân askerinin ilerisin ve gerisin nehb [u] gâret etdükde Selîm Hân Sultân Gavrî'ye nâmeler gönderüp "Şu Alâüddevle'yi zabt edin memerr-i asâkir-i İslâm üzre rehzenlikler eder, hakkından gelin yohsa hakkından gelirim" deyü nâme gönderdikde Gavrî nâmeyi kırâ’at edüp nâmesinde "Hakkından gelmeğe kâdir isen gel" deyüp Selîm Hân'a nâme gönderir. Bir nâme dahi Alâüddevle'ye gönderüp "Göreyim seni Şâh İsmâ‘îl'e niçe imdâd edersin" dedikde Selîm Hân Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile cenk ederken görse yigirmi bin kırmızı şâlvârlı Mısır silâhşörü pür-silâh cündi ve yigirmi bin Alâüddevle'nin Zülkadirli ve Mamaylı ve Pehlivânlı ve Yeni-elli Türkmân askeri ve şâh askeri, Selîm Şâh'ı askeriyle ortaya alup kıra kıra inhizâm sadedinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup nesîm-i nusret Selîm Hân tarafına esüp cümle Mısrîleri ve Türkmâniyânları ve şâh askerin cümle dendan-ı tîğdan geçirüp Şâh İsmâ‘îl ancak yetmiş aded kimesne ile Âzerbâycân'a cân atup Selîm Hân şâh-ı İrân-zemînin yedi aded mîr-i mîrânlık yerlerin feth edüp der-i devlete geldi. Andan mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlardan fetvâ-yı habl-i metînler alup Mısır Sultânı Gavrî Kızılbaş'a imdâd etdiğiyçün üzerine sefer edüp Selîm Hân Kayseriyye'ye geldüği mahalde hâkim-i Mar‘aş Alâüddevle bu Göksun yaylasında yüz bin asker cem‘ edüp Selîm Hân'ın Mısır üzre gitmemesine âmâde olup gûnâ-gûn rahzenlikler ederken Selîm Hân vezîria‘zamı olan Tavâşî Sinân Paşa'yı ve vezîr Ayas Paşa'yı kırk bin asker ile Göksun yaylasına gönderüp Alâüddevle ile bir ceng-i perhâş [u] savaş etdiler kim Âl-i Osmân'ın on bir ceng-i azîminin biri dahi bu Göksun cengidir. Âhir bi-emri Hudâ Sinân Paşa mansûr [u] muzaffer olup Sultân Alâüddevle'yi yetmiş boy beğleriyle ve yetmiş aded ümerâlarıyla cümle katl edüp Selîm Hân'a kellelerin nâmeler ile Gavrî'ye gönderüp, "İşte haklarından geldim hâzır ol vaktına!" deyü haber gönderdikde yüz bin asker ile Merc-i Dâbik sahrâsında münhedim olup Mısır'a firâr eder. Hâlâ üstühân-ı Mısrîler vâdi-i Merc-i Dâbik'da püşte püşte yığılıdır ve Türkmân uzuvları Göksun yaylasında yığın yığındır kim hâlâ kabr-ı Alâüddevle ve yetmiş bin Türkmân bu Göksun'da medfûndur. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Vasıfdan müberrâ bir yaylağ-ı ra‘nâdır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63a ·
metinde göster ·
… ofya'nın Korubâğları bir mesîregâh korudur kim dıraht-ı gûnâ-gûnunun bir korusu
yokdur. Bu
kadar cümle şecereleri sebz-gûn dıraht-ı tayyibelerdir. Ve bahâr eyyâmında bu b …
Şehr-i Sofya'nın cânib-i erba‘asında yigirmi bir mesîregâh [u] teferrücgâhlar vardır. Cümleden cebel-i Vitoş ile şehr-i Sofya mâbeyninde mesîregâh-ı Korubâğları, Rûm u Arab [u] Acem'de Konya şehrinin Merâm'ı ve Malâtiyye şehrinin Aspozu'su ve Adaliyye'nin Istanâz'ı ve Rûm serhaddine şehr-i Peçevî sirem u mânend-i bâğ-ı İremin Barudhânesi ve Bosnasarây'ın Mevlevîhânesi meşhûr teferrücgâhlardır. Ammâ bu Sofya'nın Korubâğları bir mesîregâh korudur kim dıraht-ı gûnâ-gûnunun bir korusu yokdur. Bu kadar cümle şecereleri sebz-gûn dıraht-ı tayyibelerdir. Ve bahâr eyyâmında bu bâğlara âdem girse gûnâ-gûn ezheriyyâtın râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Cümleden şecerâtdan vişne şükûfesi cihânı dutup rûy-ı zemîn berk-i şükûfe ile mestûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
… tin ve içi dışı sağ gemi görmedim. Ammâ başında havâlesi çokdur ve içinde safra
yokdur. Bu
deryâ fırtınasına dayanmaz. Altını bu geminin elbette yağ sürüp kalafat etmek g …
Ve mine'l-acâ’ib, rüyâ-yı sâliha-i hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ: Paşaya hakîr eyitdim: "Sultânım bu gice menâmımda cümlemiz İslâmbol'da imişiz. Cenâb-ı şerîfiniz Bâğçekapusunda bir kalyon inşâ etmişsiz. Ammâ karada durduğu yerde kıçı ve başı evc-i âsumâne ser çekmiş, cümle halk bu kalyonun başına üşmüş, ayâ bu kalyon bu karadan selâmetle deryâya niçe iner, deyü ta‘accüb ederlerken tarîk-i hâcegân-ı Nakşîbendiyye'den bir fukarâ gelüp eydür: İnşâallah bu kalyon karadan dünyâ deryâsına selâmetle iner yine çıkar, deyü cümle halk mâbeyninde bir Fâtiha-i ümmü'l-kitâb tilâvet edüp gitdi. Ba‘dehû sizin geminin cânib-i etrâfına niçe bin âdem cem‘ olup Allah diyerek geminizi karadan selâmetle deryâya indirüp şâdumân topları atılup geminizi karşu Kurşumlu Mahzen önüne yedek ile götürüp anda yedi yerde demir bırağup yatdı. Cümle halk-ı âlem bu geminin temâşâsına gelüp bu geminin şurası şöyle burası böyle gerek, deyü sizin geminin hakkına gûnâ-gûn müşâvere ederlerdi. Ol mahalde bir saçlı Frenk hakîm gelüp eyitdi: Biz bu deryâda çok gemi gördüm. Ammâ böyle yeraklı ve yasaklı, kerastesi metin ve içi dışı sağ gemi görmedim. Ammâ başında havâlesi çokdur ve içinde safra yokdur. Bu deryâ fırtınasına dayanmaz. Altını bu geminin elbette yağ sürüp kalafat etmek gerek ve dümen evinden kurbânlar edüp kan akıtmak gerek. Ve direği bu kalyona gâyet havâledir, kesmek gerek kim bu gemi dünyâ fırtınasından halâs ola, deyüp hakîm Frenk bu gûne kelimât-ı nasâyihleri söyleyüp gidicek hikmet-i Hudâ bir fırtına-i azîm olup sizin geminiz yedi demir üzre yatamayup beş demiri kırılıp demirler deryâda kalup sizin gemi iki demir üzre serserî talattum-ı deryâda deverân ederken sehel kaldı kim gemi gark olacak mahalde gemi içinden gemiciler feryâd u figân edüp 'Bre meded hay, imdâd vay' dediler. Derhâl Sarâyburnu'nda bostâncıbaşı, sa‘âdetlü pâdişâhın fermânıyla on pâre kayığa askerile süvâr olup sizin kalyonun cânib-i erba‘asına üşüp gemiler içine girdiler. Anı gördüm, mukaddemâ gelen Frenk hakîm bostâncıbaşıya eydür: Sultânım bu geminin halâsın isterseniz elbette bu geminin direğin kesesiz. Zîrâ bu gemiye bu direk çok havâledir, deyince cümle bostâncı ve baltacılar direğe balta urup deryâya uçurdukları ân deryâ fırtınası teskîn olup geminiz halâs olup Kurşumlu Mahzen önünde karâr etdi" deyü bu vâkı‘ayı paşaya mâ-vaka‘ı üzre bir bir takrîr etdiğimde paşa bu vâkı‘ayı cân kulağıyla istimâ‘ etdikde iç ağalarına "Beni bu döşekten kaldırın" deyince kaldırup bir gayri köşede girde-bâlişe dayanup nâliş ederek sadâ-yı zenbûr gibi söyleyerek eydür: "Bu rü’yâ-yı sâlihayı Evliyâ'dan sorun" deyü hakîre vâkı‘amda tenbîh etdiler. Bu gice sen beni vâkı‘anda görüp bu vâkı‘ayı bana söyle dediğim bu vâkı‘a idi" 144b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144a–144b ·
metinde göster ·
… ş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri
yokdur. Bu
dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağı …
Bu câmi‘-i bî-karîn ü ma‘bedgâh-ı behişt-âyîn eyle bir huld-ı berîndir kim bunun çâr-kûşesinde dörd aded minâre-i ibret nümâları çâr rükni azîm gibi vâki‘ olmuşdur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfeleri ve bir kadd [ü] kâmette ve bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağıdaki kapudan üç mü’ezzin girüp her biri birer yola urûc edüp üç mü’ezzin üç tabakaya çıkup aslâ birbirlerin görmezler. Yine böyle iken eyle ince minârelerdir kim her birin ikişer fetâ âdemler derâğûş etseler kucaklamak mümkündür. Tâ bu mertebe rakîk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi sâdece birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a–155b ·
metinde göster ·
… n taşra çıka. Yohsa ol çiziden içerde mürd olacağın bilse taşra çıkmak ihtimâli
yokdur. {Bu
diyârda bir kelb doğursa şâdmân ederler. Bir kelb-i siyâh mürd olsa soğan suyuy …
Garîb-i diğer oldur kim; bu Ekrâdların cânib-i erba‘asına bir çizi çizsen ol çiziden taşra çıkmak ihtimâli yokdur. Meğer bir âdem gelüp ol müdevver çizinin bir tarafın boza, andan taşra çıka. Yohsa ol çiziden içerde mürd olacağın bilse taşra çıkmak ihtimâli yokdur. {Bu diyârda bir kelb doğursa şâdmân ederler. Bir kelb-i siyâh mürd olsa soğan suyuyla gasl edüp ve kefenleyüp vâveylâ ile mûristân-ı kelbe götürüp defn ederler ve kelb câniyçün koyun kebâbların hayâtda olan kelblerine verirler. Hakkâ ki arslana benzer kelbleri var ve bu diyârda aslâ kurd yokdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde
yokdur. Bu
nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrları vardır, ammâ yine imâret-i çârsû-yı bâzâr aslâ
yokdur. 221a Bu
kal‘a-i Kefindir'de,
Ve bânîsi (---)(---)(---)(---)(---)(---). Bu dahi bilâd-ı Ermendendir, ammâ hâk-i Kürdistân-ı Rujikistân'dır. Sene (---) târîhinde hâkimi olan Hazret-i Şeref Hân ser-çeşme-i müverrihân, Selîm Hân-ı Evvel'e itâ‘at etdüğinden Selîm-i zor-âver bu Şeref Hân-ı servere kal‘a-i Kefindir'i ber-vech-i hükûmet ihsân etdi. Bitlîs hâkimi hükmünde subaşılıkdır ve Bitlîs kazâsı nâhiyesindendir. Kal‘ası bir dere içinde bir çay kenârında sarp kaya-yı sebz-gûn üzre havâleli bir seng-tıraş kal‘a-i hâzır-bâşdır. Cânib-i erba‘asında asla handakı yokdur ammâ ne kadar adım cirmi vardır ma‘lûmum değildir, ammâ küçükdür. Cânib-i (---) bir kapusu vardır. İçinde bir câmi‘i ve yetmiş seksen kadar hâneleri var, gayrı imâretden eser yokdur. Dizdârı neferâtları Bitlîs hânı tarafındandır ammâ bir mahalle dahi Van eyâleti add olunur. Kal‘adan {taşra} yetmiş seksen kadar yine hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrları vardır, ammâ yine imâret-i çârsû-yı bâzâr aslâ yokdur. 221a Bu kal‘a-i Kefindir'de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220b–221a ·
metinde göster ·
… ve cebecilerin odaları dîvârları ve şâhnişînleri vardır, yohsa kal‘a dîvârları
yokdur. {Bu
tarafdan aşağı şehre bakmağa benî Âdem tahammül edemeyüp zehresi çâk olur, ne‘û …
Andan bu kal‘anın cânib-i kıblesinde ve cenûbunda aşağı şehre nâzır mahalde asla kal‘a dîvârları yokdur. Cümle yalçın kayalar üzre sarây-ı âlîlerin ve yeniçeri ağasının ve başçavuşun ve kâtibinin ve kethudâsının sarâyları ve sâ’ir yeniçerilerin ve topçu ve cebecilerin odaları dîvârları ve şâhnişînleri vardır, yohsa kal‘a dîvârları yokdur. {Bu tarafdan aşağı şehre bakmağa benî Âdem tahammül edemeyüp zehresi çâk olur, ne‘ûzü billâh.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… harbe müte‘allık silâh âvânî Diyârbekir'de ve Cıska şehrinde işlenmek ihtimâli
yokdur. Bu
şehir halkı yed-i tûlâların ayân etmişlerdir.
Ve memdûhât-ı sanâyi‘ât: Ve cümle ahâlîsi ehl-i kâr-ı dükkânçedir kim Kâşân'da işlenen âlât-ı harbe müte‘allık silâh âvânî Diyârbekir'de ve Cıska şehrinde işlenmek ihtimâli yokdur. Bu şehir halkı yed-i tûlâların ayân etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
… azîm-i mahsûldârdır ve ma‘âdin-i hadîd gâyet çokdur. Ol ecilden sularının nef‘i
yokdur. Bu
kûh-ı Demâvend'in şimâlinde,
Evsâf-ı yaylağ-ı kûh-ı Demâvend: Bir cebel-i kûh-ı serbülenddir kim zamân-ı kadîmde yedi aded sûr-ı metîneler ile âbâdân hâlâ biri ma‘mûrdur kim kal‘a-i Demâvend nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup sene 995 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalzâde Sinân Paşa kal‘a-i Demâvend'i yedi günde feth edüp hâk ile yeksân etmişdi. Ve kûh-ı Demâvend'den beş kerre yüz bin koyun sürmüşdü. Hâlâ yine bu yaylada on kerre yüz bin devâbât makûlesi vardır. Bu yaylanın şark cânibinde yaylayan Avşarî ve Kehrânî ve Dümbülî ve Dümdümî Türkmanânı yayla hakların Acem Şâhı tarafından Rey şehri hânı alur. Ammâ yine bu kûh-ı Demâvend'in cânib-i kıblesinde ve taraf-ı garbîsinde yaylayan Urbân u Türkman u Ekrâd-ı Zıbarı'nın {yaylamakların} İmâdiyye hâkimi ve Akra beği alırlar. Tâ bu mertebe böyle bir kûh-ı azîm-i mahsûldârdır ve ma‘âdin-i hadîd gâyet çokdur. Ol ecilden sularının nef‘i yokdur. Bu kûh-ı Demâvend'in şimâlinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b ·
metinde göster ·
kayalardan aşağı artık tüccârların Sirem arabaları gidemeyüp cümle yükleri bu M …
Menzil-i hân-ı Mokra: Lisân-ı Boşnakca Mokra sarp taşlığa derler. Bir zîk kayalı sarp dere içinde beş altı aded sağîr ü kebîr kiremit örtülü hânları ve elli kadar fukarâ hâneleri vardır, ammâ âb-ı hayât suları gâyet çokdur, lâkin çârsû-yı bâzârı yokdur. Bu kayalardan aşağı artık tüccârların Sirem arabaları gidemeyüp cümle yükleri bu Mokra'da Komor bârgîrlerine yükledüp şehr-i Sarây'a gider. Bizler dahi andan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… nelerinden gayrı ne çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve gayrı imâretlerden birşey
yokdur. Bu
kal‘alar dahi Çernik sancağına tâbi‘dir. Yılda bir kerre nâ'ibler gelüp icrâ-yı …
Derûn-ı hisârda bir câmi‘i ve neferâ[t] hânelerinden gayrı ne çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve gayrı imâretlerden birşey yokdur. Bu kal‘alar dahi Çernik sancağına tâbi‘dir. Yılda bir kerre nâ'ibler gelüp icrâ-yı şer‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 158b ·
metinde göster ·
… bir sûr-ı ra‘nâ-yı sa‘b u metîn hisâr-ı üstüvârdır. Aslâ bir tarafında havâlesi
yokdur. Bu
dahi içinde Nemse soltatları olmağile itâ‘at etmeyüp cenge âheng edüp ol kadar …
Kal‘ası nehr-i Tise kenârında bir küçük Şeddâdî taş binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı sa‘b u metîn hisâr-ı üstüvârdır. Aslâ bir tarafında havâlesi yokdur. Bu dahi içinde Nemse soltatları olmağile itâ‘at etmeyüp cenge âheng edüp ol kadar balyemez toplar atdı kim gülleleri sahrâda birbirine dokunup âvâzeleri evc-i ırâka çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10a ·
metinde göster ·
Mezkûr bâğlar arasında mezâristân içre âsumâna ser çekmiş bir fısdık ağacı var kim diyâr-ı Rûm'da fısdık dırahtı yokdur. Bu şecere-i tayyibenin zıll-ı himâyesinde merkad-i Gâzî Porça kubâb ve âsâr-ı binâ kabûl etmemişlerdir. Ancak bu fısdık sâyesin kabûl etmişlerdir. Hattâ zamân-ı hayâtlarında buyururlarmış kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… balığı ne Gölikesri'de ve ne Ohri'de ve ne Beşik göllerinde çıkmak ihtimâlleri
yokdur, bu
İskenderiyye buheyresinde çok çıkar ve semîn ü lezîz olup balığı misk gibi koka …
Bâ-husûs bu İskenderiyye halîcinde çıkan yılan balığı ne Gölikesri'de ve ne Ohri'de ve ne Beşik göllerinde çıkmak ihtimâlleri yokdur, bu İskenderiyye buheyresinde çok çıkar ve semîn ü lezîz olup balığı misk gibi kokar. Bu râyiha-i tayyibe dahi bir diyâr göllerinin mâhîlerine mahsûs değildir, illâ bu İskenderiyye balığına mahsûsdur. Ve gâyetü'l-gâye nâfi‘ yılan balığıdır kim dünyâda nazîri yokdur, hummaya ve ağrı hastalığına mübtelâ olan kimesneler bu yılan balığın pişirüp yeseler yâhûd başın kendüde götürseler bi-emrillâhi Ta‘âlâ ısıtmadan ve ağrı hastalığından halâs olup şifâ bulur, tâ bu mertebe nâfi‘ yılan balığı olur kim İskenderiyye şehrinde humma ve ağrı hastalığı olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
… elmânlardır. Bir latîf câmi‘i var, ammâ bir taşlı zemînde vâkı‘ olmağile suları
yokdur. Bu
dahi vakıf köydür. Bu köyden şimâl cânibine nîm sâ‘at karîb,
Karye-i Sarı Talışmanlı: Müselmânlardır. Bir latîf câmi‘i var, ammâ bir taşlı zemînde vâkı‘ olmağile suları yokdur. Bu dahi vakıf köydür. Bu köyden şimâl cânibine nîm sâ‘at karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
… âdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır, ammâ gayri hâkimleri
yokdur. Bu
bir küçük kasabacıkdır. Cümle sekiz yüz aded cinîn-i gaytânlı ve müşebbek bostâ …
Sitâyiş-i menzil-i kasaba-i müzeyyen Sarây: Sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Edirne şehrin feth etdikden sonra bu cây-ı menâsda ârâmgâh [u] şikârgâh olmak içün bir sarây inşâ etdiğiyçün hâlâ kasaba-i Sarây-ı Rûm derler. Sarâybosna Ebü'l-feth binâsıdır. Bir Sarây şehri dahi iklîm-i seb‘a haddinde Maskov diyârında Balu Hân kurbunda Sarây-ı Kazan vardır, ammâ bu kasaba-i [Sa]rây-ı Rûm Vize sancağı hâkinde Vize beğinin hâssı olup voyvadası hâkimdir ve yüz elli akçe kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır, ammâ gayri hâkimleri yokdur. Bu bir küçük kasabacıkdır. Cümle sekiz yüz aded cinîn-i gaytânlı ve müşebbek bostânlı ve serâpâ kiremitli hânelerdir. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden çârşû başında (---)(---) câmi‘inin kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
hammâm İslâmbol'da Galata şehri içre olan Hazret-i Ömer ibn Abdülazîz'in Arab c …
Ve cümle iki aded hammâm-ı râhat-ı cândır. Yukarudaki hammâm gâyet latîf germâb-ı hoş-havâdır kim kâr-ı kadîmdir. Aslâ bir katre arak tâk-ı nüh-tâk kubâblarından damlamak ihtimâli yokdur. Bu hammâm İslâmbol'da Galata şehri içre olan Hazret-i Ömer ibn Abdülazîz'in Arab câmi‘i nâmıyla iştihâr bulan Arab câmi‘ine bu hammâm-ı dil-küşâ vakıfdır. Nehr-i Osma'nın karşu tarafındaki şehirde yeni hammâm gâyet latîfdir. Bu hammâmların ikisine dahi ba‘de'z-zuhr nisvân u sâhib-isyânlar girir, çifte hammâm değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… ebecibaşı ve dizdâr bilir. Ve bunda olan tuğulka ve cebe vü cevşen bir serhadde
yokdur. Bu
cebehâne hazînesinin miftâhları cümle dizdâr elinde olduğıyçün dizdârlar bu sar …
Bu sarây-ı İremi seyâhat ile uğrayup temâşâ edenlere hafî değildir, lâkin bu kal‘a niçe kerre muhâsara görmek ile sademât-ı top-ı kûpdan bu sarâyın niçe yerleri münhedim olup yine amâr olmuşdur, ammâ kâr-ı kadîmine göre amâr edememişler. Hâlâ bu sarâyda dizdârdan gayri bir ferd-i âferîde yokdur. Hemân zevk u safâsın dizdâr ağa eder, zîrâ bu sarâyın zîr-i zemînlerinde olan tüfeng ve ok ve yay ve kılıç ve kalkan ve harba ve şiş ve mızrak ve zemberek ve bârût ve hışt ve balta ve nacak ve kazma ve kürek ve neft ve katrân ve zift ve niçe kerre yüz bin âlât-ı mühimmât-ı mühmelâtlar var kim hadd ü hisâbın cebecibaşı ve dizdâr bilir. Ve bunda olan tuğulka ve cebe vü cevşen bir serhadde yokdur. Bu cebehâne hazînesinin miftâhları cümle dizdâr elinde olduğıyçün dizdârlar bu sarâyda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… şarampavlı küçük varoş dahi var, fukarâlar sâkindir. Ol kadar mükellef hâneleri
yokdur. Bu
varoşcuk içre bir küçük meydâncık var, ol meydânda bir âb-ı hayât havz-ı Şâfi‘î …
Ve bu cisirden taşra bir şarampavlı küçük varoş dahi var, fukarâlar sâkindir. Ol kadar mükellef hâneleri yokdur. Bu varoşcuk içre bir küçük meydâncık var, ol meydânda bir âb-ı hayât havz-ı Şâfi‘î var, musluklarından cümle ehl-i salât âbdest alup ibâdet-i Yezdân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Ustolni-Belgrad'ı kâfir tarafı önünde siper olmağile bu gâzîler elbette her gün üçer dörder kerre kâfirle ceng etmededirler, zîrâ nehr-i Şarviz üzre olan handak cisrinden geçmek lâzım, gayri yol yokdur. Bu cisrden 12b ubûr eden metâ‘dan kal‘a neferâtları bâc alırlar. Ekseriyyâ küffâr bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde ân-ı vâhidde Ustolni-Belgradlı yetişüp halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a–12b ·
metinde göster ·
… ı cümle handak-ı azîmdir. İllâ Tuna kenârındaki iki kat dîvâr tarafında handakı
yokdur. Bu
handak kenârınca bu kal‘ayı âheste âheste yürüyüp elimde tesbîhimle addetdim. B …
Ve cümle sekiz aded kapusu vardır, ammâ beşi şâhrâh-ı azîm kapulardır, üçü küçük kapulardır. Lâkin Tuna kenârınca birkaç kapular dahi vardır, ammâ anların isimleri ma‘lûmum olmayup hurdece su kapularıdır. Ve cânib-i etrâfı cümle handak-ı azîmdir. İllâ Tuna kenârındaki iki kat dîvâr tarafında handakı yokdur. Bu handak kenârınca bu kal‘ayı âheste âheste yürüyüp elimde tesbîhimle addetdim. Bu kal‘anın gird-â-girdi handak sıra kâmil on tokuz bin beş yüz elli aded hatvedir ve iki bin adım da mukaddemâ Tuna kenârı idi. Bu hisâb üzre kal‘a-i Beç yigirmi bir bin beş yüz elli adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… îndir. İç hisârı bir kârgîr kulledir. İçinde ancak dizdâr hânesi var, gayri şey
yokdur. Bu
kullenin kapusu önünde handak aşırı Süleymân Hân câmi‘i ve hammâmı var, ammâ kü …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Pertev Paşa dest-i küffârdan feth etmişdir. Hâlâ kal‘ası Segedin sancağı hâkinde bir sahrâ-yı azîmin cânib-i garbında çâr-kûşe palanka binâ kal‘a-i metîndir. İç hisârı bir kârgîr kulledir. İçinde ancak dizdâr hânesi var, gayri şey yokdur. Bu kullenin kapusu önünde handak aşırı Süleymân Hân câmi‘i ve hammâmı var, ammâ küçük kiremit örtülü câmi‘dir kim bu mahal taşra kal‘adır, ammâ içinde aslâ ve kat‘â şehir evlerinden nâm u nişân yokdur. Sâfî cümle iki yüz aded çârsû-yı bâzâr dükkânları ile müzeyyen olmuş ekseriyyâ dükkânları kuyumcu dükkânlarıdır. Her gece bu kal‘ayı pâsbânlar berkleyüp kapuların sedd ederler. İçerden bir kimesne giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… aded kal‘a kuludur kim Budin ve Eğri ve Kanije kal‘alarında böyle güzîde asker
yokdur. Bu
hisâb üzre cümle-cümle hîn-i uruşda mahsûr olma mahallinde yigirmi bin seksen a …
Kal‘a dizdârı her gece kal‘a kapularının miftâhların kapukulu yeniçeri ağasına teslîm eder. Cümle-cümle der-defterde mevcûd u murakkam üç bin aded kal‘a kuludur kim Budin ve Eğri ve Kanije kal‘alarında böyle güzîde asker yokdur. Bu hisâb üzre cümle-cümle hîn-i uruşda mahsûr olma mahallinde yigirmi bin seksen aded asâkir-i pür-silâh mevcûddur. Yigirmi bin asker dahi hîn-i muhâsarada taşra Varat eyâleti kal‘alarından imdâd gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85b ·
metinde göster ·
… ceng-i azîm etdiğimiz de bâlâda cild-i (---) merkûmdur kim tekrâr tahrîre hâcet
yokdur. Bu
kal‘a-i Özü ağaları hân içün yüz pâre gemiler ve kayıklar ve potlar hazırlayup …
Mukaddemâ sene 1067 târîhinde mürûr etdiğimiz yollar ve bu kal‘alar mufassalan medh olunmuşdur, tekrâra hâcet yokdur, zîrâ ol sene-i mübârekde bu Özü kal‘asında kırk bin Kazak ile yedi gün yedi gece ceng-i azîm etdiğimiz de bâlâda cild-i (---) merkûmdur kim tekrâr tahrîre hâcet yokdur. Bu kal‘a-i Özü ağaları hân içün yüz pâre gemiler ve kayıklar ve potlar hazırlayup Hân ve cümle asker gemilere süvâr olup cümle askerin atları ve sığırları başına birer rub‘ ve koyun başına birer akçe alup karşu tarafa ubûr etdiler. Hakîr dahi Hudâ'ya sığınup selâmetle ubûr edüp karşu taraf ki Kırım hâkinde Heyhât sahrâsının bir ucunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… kiremit örtülü hâneleri ve küçük hammâmı ve iki aded çeşmesi var, gayri imâret
yokdur. Bu
mahalden aşağı serâpâ yedi aded çufud mahallesidir. Ve cümle bin mikdârı kiremi …
Bu câmi‘in ancak bir kapusu var. Etrâfında hiç evler yokdur, hemân bir çemenzâr yerde ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘den sehel aşağı bir müselmân mahallesi ve bir mescidi ve yüz aded kiremit örtülü hâneleri ve küçük hammâmı ve iki aded çeşmesi var, gayri imâret yokdur. Bu mahalden aşağı serâpâ yedi aded çufud mahallesidir. Ve cümle bin mikdârı kiremit örtülü Yahûdîlerin menhûshâne-i mahsûslarıdır kim murdâr ve mülevveslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a ·
metinde göster ·
… m Sefer Gâzî Akay hânı, Karasu şehrinin gûyâ kal‘asıdır, zîrâ bu şehrin kal‘ası
yokdur. Bu
vekâle-i azîmin dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded germe adımdır. Ve bir metîn v …
Der-tahrîr-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Bardası sekiz aded hân-ı sevdâgerân-ı azîmleri var. Cümleden tâ şehrin ortasında çârsû içre Vezîr-i a‘zam Sefer Gâzî Akay hânı, Karasu şehrinin gûyâ kal‘asıdır, zîrâ bu şehrin kal‘ası yokdur. Bu vekâle-i azîmin dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded germe adımdır. Ve bir metîn ve kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim iki demir kapusu var. (İçinde âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yigirmi aded odaları var. Cânib-i erba‘ası mazgal deliklidir ve dörd köşesinde karavulhâne kulleleri gibi kulleleri var. Hîn-i muhâsarada kal‘adan metîn bir hân-ı kebîrdir. Ancak etrâfında handakı yok, zîrâ şehir dîk yerinde çârsû içre vâki‘ olmuşdur. Eğer handakı olsa bir hısn-ı hasîn kal‘a-i üstüvâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… ve müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve mahbûbu ve mahbûbesine hadd [ü] nihâyet
yokdur. Bu
taraf Maskov kâfirlerinin başka lehçe ile kelimâtları var, ammâ isimleri bu gûn …
Bunda dahi şiddet-i şitâdan bâğ u bâğçe yokdur, ammâ ormanları ve müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve mahbûbu ve mahbûbesine hadd [ü] nihâyet yokdur. Bu taraf Maskov kâfirlerinin başka lehçe ile kelimâtları var, ammâ isimleri bu gûnedir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·