… ıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun
yoklayalar
, ve's-selâm.
Ve bu cây-ı ma‘hûdede niçe bin vîrân kenîseler ve hân ve hammâm ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe âcizdir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol kaynak suyu bilmez, denizde kaynar, deryâdan yukaru kubbe gibi atılır, âb-ı hayâtdır. Tâ gemilerle üzerine varmayınca bilinmez. Yanına varınca kaynadığından ma‘lûm olur, zîrâ bir yerlü kayadan 256a atılup çıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun yoklayalar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b–256a ·
metinde göster ·
… eçdikden sonra ol göl gibi sığlar içre eğri büğrü giderken sırıklar ile sığları
yoklaya
yoklaya gitmek gerek.
Ammâ kal‘a dibindeki boğazın asma makaralı ağaç köprüsü var. Kaçan gemiler geçerken cisri makaralar ile asakorlar, gemiler ve firkateler ve kayıklar beri öte geçüp yine cisirleri ipler ile yerine endirirler. Ammâ bu cisir altından gemiler geçdikden sonra ol göl gibi sığlar içre eğri büğrü giderken sırıklar ile sığları yoklaya yoklaya gitmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… sonra ol göl gibi sığlar içre eğri büğrü giderken sırıklar ile sığları yoklaya
yoklaya
gitmek gerek.
Ammâ kal‘a dibindeki boğazın asma makaralı ağaç köprüsü var. Kaçan gemiler geçerken cisri makaralar ile asakorlar, gemiler ve firkateler ve kayıklar beri öte geçüp yine cisirleri ipler ile yerine endirirler. Ammâ bu cisir altından gemiler geçdikden sonra ol göl gibi sığlar içre eğri büğrü giderken sırıklar ile sığları yoklaya yoklaya gitmek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… ar dibinde enîs [ü] mûnis yârân [u] yâr-ı gârlarım bir gârda bırakmışım, anları
yoklayam
", deyü on refîk ile dağlara girüp geldiğimiz yollar ile doğru tîrkeş ve tüfengl …
"Dağda kayalar dibinde enîs [ü] mûnis yârân [u] yâr-ı gârlarım bir gârda bırakmışım, anları yoklayam", deyü on refîk ile dağlara girüp geldiğimiz yollar ile doğru tîrkeş ve tüfengler ve kemerim bırakdığım mahalle vardıkda atım refîklere verüp şu mahalde bir teşelşül edeyüm deyü ileri varup taşları devirüp silâhlarım aldım, ammâ tîrkeşin kayışın tilki mi çakal mı yemiş, bir hâl ile belime bend kılup kemeri dahi alup tüfengleri belime takup hamd [ü] senâ ederek refîklerim yanına gelüp atıma süvâr olup yine bir sâ‘atde Gılamuc kal‘asına gelüp yedi gece kal‘ada mihmân oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y124b ·
metinde göster ·