İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

yoldan

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
80
isabet
79 cümle/beyitte
29,6
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
1
farklı biçim
33 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi7731,5
Dede Korkut Kitabı392,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 80

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“yoldan” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 117a Evvelâ kasaba-i hâric-i Yedikulle, kefere zamânında nazarete ya‘nî tâ‘ûnlu yoldan gelmiş âdem şehre girmeyüp bu mahalde yedi gün sâkin olup Kostantıniyye'ye dâhi …
EÇS I 149b … -i seccâde kulağından yukaru kaldırup urmaya. Gadr-ı hayf olup şeyh adâvet edüp yoldan çıkmış olur. Ammâ sorsalar:
EÇS I 150a … dır. Ma‘nâ-yı îmân yakınlıkdır, îmânın aslı kelime-i tevhîddir, îmânın cemî‘isi yoldan dikeni götürmekdir ya‘nî şeb [u] rûz ayağa sarılan vesvese-i şeytân ile mücâhed …
EÇS I 162a "Sakın yoldan yoldaş" deyü yağlayup funda âteşiyle yakup yol açarak "Allâh yol vere, eyyâm {b …
EÇS II 284b … yâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağlar içinde bir nihânî genc-i nihân gibi künc-i râhda kalmış bir âsitâne …
EÇS III 21b … kleri vardır ammâ evleri gâyet dardır ve cümle yolcular anlardan bîzârdır. Zîrâ yoldan sehel dûrdur ammâ yaylakı ganîmet yerdir.
EÇS III 21b … r Beli'n geçüp ya‘nî yol bekçilerin geçüp anların sağ tarafında bir top menzili yoldan ba‘îd,
EÇS III 21b … ve hân u hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Ol kadar müzeyyen değildir. Zîrâ yoldan ba‘îddir ammâ dağlarında olan sünbül ve müşk-i rûmîsi deşt-i hâmûnu zeyn edüp b …
EÇS III 32a … ceğim değil" diyene "Geleceğine şüphem vardır" Kimisi ba‘zı hoppa çelebilerdir. Yoldan geçen askerî tâ’ifesine "A adamcığım, bu elindeki ucu demirli ağaç sırık nedir" …
EÇS III 34a … ab ol kurda "zi’bu hayyi's-selc" derler. Temâşâgâh cebel-i âlîdir kim üç günlük yoldan nümâyândır. Bu cebelde,
EÇS III 52b–53a … halline kalınca erba‘în ve zemherîr oldu. Bu kadar mâl-ı hazâyin ile geldiğimiz yoldan dönmeğe havf edüp bi'z-zarûrî Heyhât sahrâsına ol şiddet-i şitâda on yedi gün v …
EÇS III 93a–93b … ara varınca bize pây vermeyüp üçümüze silâh çeküp biz anlara silâh kaldırmadık, yoldan taş koparmadık. İşte bizim Şıvka Alî'yi yaraladılar. Mâlı dağa götürüp pây etse …
EÇS III 129b Karye-i Denkler: Alaybeği ziyâfetiyçün yoldan hilâf gidildi. Andan cânib-i cenûba,
EÇS III 155b … ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîf …
EÇS IV 238a … ol kemikleri taşra komuş. On âdem kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
EÇS IV 337b–338a … r ammâ perr-i tâvûs gibi uçar kuşa mânend hecin göndermek lâzımdır. Ve ol yakın yoldan Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım Bağdâd'dan tâ Mekke'ye varınca içi boş b …
EÇS IV 342b … lâ Kehkeşân-âsâ semâya kemend atmış-misâl bir kûh-ı serbülenddir kim iki günlük yoldan nümâyândır.
EÇS IV 372a … livân-ı benâm imâret-i tamâm etdiğiyçün kal‘a-i Şamük derler. Hâk-i Şehrezûl'da yoldan ba‘îd bir püşte üzre şekl-i müseddes hâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir ammâ küç …
EÇS IV 396a … bulutlar içre âşiyânları vardır. Beyzasın hevâdan zemîne bırağup beş yüz yıllık yoldan beyzası zemîne inince yavrusu zemîne inmedin âsumâna urûc eder. Aslâ vücûdu hay …
EÇS V 28a … bîlleri ve âb-ı hayât çeşmeleri vardır. Cümleden şehir içinde köprü başında iki yoldan cereyân eder bir aynü'l-hayât çeşme-i cân-perveri var. Bu çeşme üzre cemî‘i erb …
EÇS V 61b Hakîr eyitdim: " Yoldan gelmiş ve Özü muhâsarası çekmiş âdemde âbdest mi kalır ki {secde edem}" dediğim …
EÇS V 63b … alâs oldu" deyüp bu meserret haberi ol ân sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp hakîri yoldan gelme kıyâfetimle huzûr-ı pâdişâha bile götürürken eydir:
EÇS V 104a Kalga Sultân ile Boğdan'a bir gayrı yoldan gidüp gâret etdiğimiz diyâr [u] duyûrları bildirir
EÇS V 119b … iki yüz aded Semendire gâzîleriyle Tımışvâ[r]'dan çıkup Serdâr Alî Paşa gitdiği yoldan gitmeyüp tek ü tenhâ ganîmet yollardan,
EÇS V 127b … fenâca hammâmcığı var. Gayrı bezzâzistân ve imâristânları yokdur, zîrâ iç elde yoldan hâric sapa yere vâki‘ olmuş garîb diyârdır.
EÇS V 151b Ve cümle seksen aded dükkânlardır kim bir şâhrâh üzre vâki‘ olup bu yoldan gayrı ulu yol yokdur. Kal‘anın Vinçaz kapusundan girüp Battâl kapu, ya‘nî Banal …
EÇS V 158a–158b … dörd sâ‘atlik yoldur, ammâ Hırvadistân kâfirinden emîn olmaduğundan hakîr gayrı yoldan 3 sâ‘atde cânib-i şimâle gidüp, 158b
EÇS VI 2b Bu diyâr-ı Erdel'e bu dörd aded yoldan gayri şâhrâh yollar yokdur. Cümle etrâfın bu Demirkapu dağları ihâta etmiş seng …
EÇS VI 4a "Biz sizi taburunuza sâlimîn ü gânimîn kolay yoldan götürelim, bizi âzâd eder misiz?" dediklerinde biz dahi yemîn edüp,
EÇS VI 12a … cevâb verilüp anlar Varat cânibine gitdiler. Biz gerü dönüp yaka yıka bir gayri yoldan yeni şikârlar ile mâl-ı ganâ’imler alarak bir gün bir gecede,
EÇS VI 22b Hakkâ ki Âl-i Osmân askerinin eserlerin bulduk, ammâ geldiğimiz yoldan hilâf yola gitmişler ve yol üzre henüz birez kâ[fir] kırup geçmişler.
EÇS VI 49a–49b … l ederek şâhrâh ile Edirne mahmiyyesine revâne oldular. Bu hakîr dahi bir gayri yoldan ,
EÇS VI 52b … aded yâr-ı muvâfık kimesneler ile evvelü'r-refîk sümme't-tarîk deyü refîk olup yoldan sapup köğden köğe zevk u safâ etmek içün Uzuncaova'dan sağ cânibe 6 sâ‘at sahrâ …
EÇS VI 70b … kkânsız ve hânsız ve re‘âyâsı sâfî îmânsız keferelerdir. Bir vîrân hammâmı var. Yoldan ba‘îd bir sapaca yerde olmağile bu palanka ol kadar amâr değildir.
EÇS VI 83b … dan iki aded su yolları vardır. Yokuş aşağı tâ nehr-i Tuna'ya varup alınır, bir yoldan gidilir ve bir yoldan su alınup gelinir. Hîn-i muhâsarada izdihâm olmasın içün …
EÇS VI 83b … ı vardır. Yokuş aşağı tâ nehr-i Tuna'ya varup alınır, bir yoldan gidilir ve bir yoldan su alınup gelinir. Hîn-i muhâsarada izdihâm olmasın içün iki kat su yolu etmişl …
EÇS VI 87a "Bu yoldan âhir kal‘a-i Tuna'ya bir rahne isâbet eder" deyü ol yolu münhedim edüp recm-i s …
EÇS VI 94a … k şehbâz yiğitler bu nerdübânlı kapudan enüp çıkarlar. Yohsa ihtiyâr âdemler bu yoldan enüp çıkamazlar.
EÇS VI 96b … âne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıca suyu çevirüp gayri yoldan Tuna'ya rîzân olur.
EÇS VI 127b … şâvere edüp yetmiş seksen bin esîrin içinden on adedin âzâd edüp bizi bir gayri yoldan selâmete ve dahi ganîmetli vilâyete uğratmağa der-uhde edüp esîrlerimizi ot ağa …
EÇS VI mük. 137a … -i kelâmına göre kasabası da küçükdür, ammâ ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîndir, zîrâ yoldan hilâf çiğnek yol üzre olmadığından emn ü amân âsûde bir kasaba-i dâr-ı amândır …
EÇS VI 168b … hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır. Bu yoldan âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve d …
EÇS VII 8b … gelüp önümüz alırlar. Gelin hemân yüzünüz ağıyla Kanije'ye sizi bir gayri ince yoldan götürelim, selâmete çıkup Allâh'a hamd edelim" dediklerinde cümle refîklerimiz …
EÇS VII 26a "Yâ sultânım belki bizim gibi yoldan taşra ormanlara çıkan çeteci askerlere râst geleyüz yâhûd bu esîr kâfirlerimiz …
EÇS VII 26a … düp râhat olup andan gidelim" dedikde anların da cân-ı azîzlerine minnet, hemân yoldan sapup derhâl âteş başına gelüp oturdular.
EÇS VII 34a … olup tâ nısfu'l-leyle dek umûr-ı dünyâ-yı devlet [ve] Sadrıa‘zamı su’âl ede ede yoldan gelmiş yorgun âdem bî-tâb u bî-mecâl kaldım. Hele ber-hordâr ola kethudâsı Mehe …
EÇS VII 55a "Çâsâr size selâm-ı firâvân etdiler, yoldan gelmişlerdir, şu meyveleri ve sükkerî ma‘âcin ve eşribeleri ve bu zerdûz dîbâ v …
EÇS VII 106b Nehr-i Özü ile Karadeniz mâbeyninde bir ince yoldur. Karadeniz taşsa yoldan atlayup nehr-i Özü'ye deryâ karışır eğer Özü nehri taşsa Karadeniz'e karışır. K …
EÇS VII 112b … ları sıra araları kesilmeyüp kâfiristâna bir beşbaşı gider. Biri dahi bir gayri yoldan gider. Anıniçün küffâr bu kavimden gâyet havf eder, zîrâ küffâr ne dağlara ve o …
EÇS VII 115b … meğe müteveccih olundukda müşâvere-i azîm olup bu kadar araba bârhâne ile gayri yoldan gitmeğe azm-i râh etdiler.