İki yüz yetmişinci fasılAcâyib ü garâyibden Mahmiyye-i Kostantıniyye'nin dörd mevleviyyetinde ne kadar bin dekâkîn-i gûnâ-gûn ve ne kadar yüz bin asker-i esnâf-ı ibret-nümûn var ise anları kânûn [u] kâ‘ideleri ve pîr-perverleri ile yollu yollarınca fermân-ı şehriyârî üzre {ordu-yı hümâyûn-ı kübrâ içün cümle elli yedi fasıldır ve cümle yüz aded esnâf-ı ibret-nümâ alaylarıdır kim} esnâf esnâf alayları {ile} ve pîr [ü] pîşvâları medfûn olduğu diyârlar ile ayân u beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
… câmi‘, hammâmlı ve müte‘addid kâ‘a ve hücreli bir tavîl dîvânhâne-misâl ortası
yollu
iki tarafı kuyumcu dezgâhlarında halîfeler işleyecek hücreler ile ârâste bir kâ …
Ba‘dehu Süleymân Hân pâdişâh oldukda kuyumcubaşılara iltifâten Sakkâ çeşmesin binâ edüp önünde bir hevâdâr yerde bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘, hammâmlı ve müte‘addid kâ‘a ve hücreli bir tavîl dîvânhâne-misâl ortası yollu iki tarafı kuyumcu dezgâhlarında halîfeler işleyecek hücreler ile ârâste bir kârhâne edüp on bin sahan ve beş yüz kazgan ve tancere ve sâ’ir bakır âvânları vakf edüp hayrât-ı azîm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… i ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer
yollu
olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi z …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
kapulardır. Hisâr eri ve azeb-i hisâr şeb [u] rûz bu kapular mâbeyninde dîdebân …
Tebrîz kapusudur: Kim beş kat eğri ve büğrü yollu kapulardır. Hisâr eri ve azeb-i hisâr şeb [u] rûz bu kapular mâbeyninde dîdebânlık ve nigehbânlık edüp dakku'l-hanak ile tavla ve şatranç oynayup herkes bir işgâlde pâsbânlık ederler. Ve bu kapunun iç yüzünde Deveboynu ve Kesik kal‘a kayası dibinden değirmânlar döndürür âb-ı hayât kaynak su çıkup şehir içre hân u câmi‘ ü imâret ve hammâmları ve niçe hânedânların bâğçelerin saky edüp kal‘adan taşra gider. Bu kaynak ayn-ı zülâl mahrecinde bir ma‘bedhâne-i kadîm vardır. Anda cümle Tebrîz kapusu dîdebânları ibâdet edüp buz pâresi-misâl âb-ı zülâlinden nûş edüp Tebrîz kapusun beklerler. Ve ikinci,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… ulardır. Evvelâ lodos cânibinde Ovakapusu, üç kat paçarız ve sa‘b ve eğri büğrü
yollu
demir kapulardır. Her kapunun iki yanlarında azîm balyemez ve kâfire amân verme …
Cümlesi yedi aded hadîd-i cedîd ve metîn ve sedd-i sedîd kapulardır. Evvelâ lodos cânibinde Ovakapusu, üç kat paçarız ve sa‘b ve eğri büğrü yollu demir kapulardır. Her kapunun iki yanlarında azîm balyemez ve kâfire amân vermez ve dur otur bilmez topları var ve bu kapular mâbeyninde cümle gûnâ-gûn cebehâneler ve âlât-ı silâhlar ve dîdebân ve nigehbânlar âmâdedirler. Hattâ şeb [ü] rûz cümle dîdebânların ellerinde tüfengler âmâde ve fitilleri yanup bir feryâda bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Selîm-i Sânî Kıbrıs gazâsı mâlıyla Edirne'de dörd minâreli ve üçer şerîfeli ve ikisi üçer yollu minâreli câmi‘i bu Selîm Hân-ı Sânî binâ edüp ibtidâ Cum‘a namâzına giderken Çorlu ovasında çorlu olup na‘şı Ayasofya-yı Kebîr sâhasında defn etdiler. Sene (---) müddet-i saltanatları olup zamân-ı devrinde devlet-i Âl-i Osmân emn [ü] amân olmuş ve Kıbrıs gazâsı mâlıyla pederi Süleymân Hân'ın Seğitvar'da medfûn olan kalb-i şerîfi üzre bir kal‘a ve bir türbe-i pür-envâr binâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b ·
metinde göster ·
… içeri girdik, ammâ Sedd-i Bâbü'l-ebvâb kal‘ası kapusu gibi üçer kat eğri büğrü
yollu
kemerler altından ubûr olunur mehîb muzlim kapudur.
Ve bu Freng kapusu cânib-i kıbleye mekşûfdur kim Budin ve Üstürgon tarafına meftûh olmağile elçi paşa ile bu kapudan içeri girdik, ammâ Sedd-i Bâbü'l-ebvâb kal‘ası kapusu gibi üçer kat eğri büğrü yollu kemerler altından ubûr olunur mehîb muzlim kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… ancak cânib-i garba nâzır bir bâb-ı hadîdi var ammâ biri biri içinde eğri büğrü
yollu
dörd aded sa‘b ve metîn derveze-i âlîlerdir. Her kapu aralarında dîdebân ve pâs …
Ve bu kal‘anın ancak cânib-i garba nâzır bir bâb-ı hadîdi var ammâ biri biri içinde eğri büğrü yollu dörd aded sa‘b ve metîn derveze-i âlîlerdir. Her kapu aralarında dîdebân ve pâsbân [u]271b nigâhbân ve bevvâbânlar pür-silâh olup şeb [ü] rûz mevcûd bulunup tavla satranç ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp keşik beklerler. Bu dahi bir kârgîr binâ kubbe-i azîm altında bir cem‘iyyet-i kübrâ yeridir kim cemî‘i kal‘a ağaları bu mahalde oturup dîvân ederler. Cümle bu kapu aralarında olan rûy-ı dîvârda niçe bin(?) gûne âlât-ı silâh ile zeyn olmuş dörd aded mehîb kapu aralarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271a–271b ·
metinde göster ·
… le dîvâna gidüp gelmede, aslâ at üzre bir âdem görünmeyüp eğri büğrü ve kaçamak
yollu
sıçan yolları olmuşdur kim Azak kal‘ası ve Hanya kal‘ası altında böyle vâsi‘ me …
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle a‘yân-ı devlet ile müşâverede bu re’y-i tedbîri re’y-i ahsen görüp (---)Arapça mâ-sadakı üzre bu re’yi ma‘kûl görüp bir buçuk yıldan berü derd-i ser renc-i anâ çekilmiş cemî‘i lağımları ve cemî‘i sıçan yolları ve cümle meterisleri ve kamu tabyaları ve hemu siperleri bırağup kal‘anın şimâl cânibinde leb-i deryâda seng-i hârâlar üzre bir muzlim gecede âlem ağyârdan bî-haber iken cümle asâkir-i İslâm anda geçüp tâ sabâha dak cümle asâkir-i İslâm tabyalar üzre siperlenüp küffâr bu taraflara nâzır toplar koyunca cümle guzât siperlenüp kemâkân yerli yerlerine yerleşüp siperler peydâ etdiler kim evvelkinden a‘lâ ve metîn tabyalar îcâd edüp bu mahal[d]e Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa âheste âheste bir sıçan yolları kazdı kim iki araba yan yana ve cümle erbâb-ı dîvân at ile dîvâna gidüp gelmede, aslâ at üzre bir âdem görünmeyüp eğri büğrü ve kaçamak yollu sıçan yolları olmuşdur kim Azak kal‘ası ve Hanya kal‘ası altında böyle vâsi‘ meteris yolları olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
… m kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan
yollu
lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak s …
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
… aded mezkûr tabya-i azîmlerin altlarında cümle üç bin iki yüz aded çatal çatal
yollu
lağımlardır kim yollarına niçe yârânlar ile meş‘aller ve fânûslar ve yel mûmlar …
Ve bu ulu handakdan taşra olan on iki aded mezkûr tabya-i azîmlerin altlarında cümle üç bin iki yüz aded çatal çatal yollu lağımlardır kim yollarına niçe yârânlar ile meş‘aller ve fânûslar ve yel mûmları yakup geze geze gâ’ib olayazup bîm ü haşyetden gerüye dönüp cümle küffârın lağımât hazînelerin kat-ender-kat bağlu hâzır ve müheyyâ durur görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldık. Mel‘ûn küffâr zîr-i zemînde köstebek sıçanı gibi şinâverlik edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… re girüp el-ıyâzen billâh şâhin ve zağanos yuvalı kayalı dağlar ve yaban keçisi
yollu
mahûf u muhâtara uçurum yerleri ubûr ederken bir Mizistrelinin atı ayağı sivişü …
Andan Lankada boğazı içre girüp el-ıyâzen billâh şâhin ve zağanos yuvalı kayalı dağlar ve yaban keçisi yollu mahûf u muhâtara uçurum yerleri ubûr ederken bir Mizistrelinin atı ayağı sivişüp kayalardan aşağı karakuş gibi uçup pâre pâre oldu tâ bu mertebe dıyk ve teng ü dar yollardır kim ne‘ûzü billâh böyle yerlerde kâh evc-i semâya ve kâh ka‘r-ı zemîne piyâde olup yürüyerek ve niçe yerlerin emekleyerek geçerek niçe âb-ı hayât suların içerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
yollarınca ber-karâr olup tâcların kec kılup her biri kendü işgâllerinde olup k …
Bu dergâhın cânib-i erba‘asında kurbân postları döşelidir. Mihrâb dibinde Şeyh Mehemmed Dede, alt yanında baş halîfe, andan imâm, andan mü’ezzin, andan du‘âcı, andan şerî‘atçı, andan tarîkatçı, andan asâdâr, andan alemdâr, andan meydâncı, andan mihmândâr, andan aşçıbaşı, andan etmekçibaşı, hâsıl-ı kelâm cümle fukarâ postları üzre yollu yollarınca ber-karâr olup tâcların kec kılup her biri kendü işgâllerinde olup kimi ders ile mukayyed ve kimi tilâvet-i Kur’ân, kimi kesb-i irfân edüp bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at abdâlândır kim âyende vü revendeye hizmet edüp "Safâ geldin, cân" deyüp ol müsâfir cânın yoluna cân baş üzre kulluk edüp cânlar fedâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112b ·
metinde göster ·