… Defterdâr iskelesi meydânı ve Eyyûb haremi ve İdrîs Köşkü meydânı ve Kâğızhâne
yolunda
Cirid meydânı.
Ve Bayram Paşa bâğı ve Kâsım Ağa bâğı ve Topcular meydânı ve Otakcılar meydânı ve Yâvedûd iskelesi meydânı ve Defterdâr iskelesi meydânı ve Eyyûb haremi ve İdrîs Köşkü meydânı ve Kâğızhâne yolunda Cirid meydânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
… at ve ma‘rifetden hâric söz söylemeyeler. Eğer şeyh ve nakîb mâlâya‘nî söylerse
yolundan
düşerler. Sâhib-i tarîk ol mücrimin zellesin âdilliğile sorup zulm etmeyeler ve …
Ammâ bilmek gerekdir kim sâhib-i tarîkler mâbeyninde bir halîfe ve bir ihtiyâr kazâ ve kader birle andan bir zelle sâdır olsa gerekdir kim anı cümle ihtiyârların re’yiyle anı peymenhâneye götürüp boynuna sekel asup haps ederler. Eşedd-i haps üç gündür ziyâde olsa iyâl sâhibidir, kâr [u] kesbinden kalır. Ammâ şerî‘at ve tarîkat ve hakîkat ve ma‘rifetden hâric söz söylemeyeler. Eğer şeyh ve nakîb mâlâya‘nî söylerse yolundan düşerler. Sâhib-i tarîk ol mücrimin zellesin âdilliğile sorup zulm etmeyeler ve belki iftirâ ola, eğer zellesi müsbet olduysa cemî‘i ihtiyârlar huzûrunda cürmüne göre seksen üç asâ uralar, ammâ asâyı sâhib-i seccâde kulağından yukaru kaldırup urmaya. Gadr-ı hayf olup şeyh adâvet edüp yoldan çıkmış olur. Ammâ sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… aşda ve bıyıkda ve rîşde ve kirpikde idi kim tavsîf olundu. Dörd darb dahi fakr
yolundadır
demişler.
Geldik imdi bâlâda tastîr olunduğu üzre çâr-darb başda ve kaşda ve bıyıkda ve rîşde ve kirpikde idi kim tavsîf olundu. Dörd darb dahi fakr yolundadır demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… yâr-ı Acem'de ma‘rûf ve mevsûf deyr-i kadîm biri bu Üçkilisa'dır. Biri Nahşivân
yolunda
Yedikenîse'dir, amma bunda dahi ibret-nümâ âsâr-ı garâ’ibler ve mutalsamât-ı ac …
Menzil-i Üçkilise: Kayser-i Rûm binâsıdır, derler. İbret-nümâ bir deyr-i bâlâ-yı âcîbdir. Üç deyrin birinde cümle Ermeni kızları sâkin olur, birinde Rûmlar ve birinde Ermeniler sâkin olur. Üç kilise-i mu‘azzamlardır. Diyâr-ı Acem'de ma‘rûf ve mevsûf deyr-i kadîm biri bu Üçkilisa'dır. Biri Nahşivân yolunda Yedikenîse'dir, amma bunda dahi ibret-nümâ âsâr-ı garâ’ibler ve mutalsamât-ı acâ’ibler ile mebnî bir deyr-i kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
… er cem‘ edüp cüyûş-ı muvahhidîni cenge tergîb edüp firâvân ihsânlar edüp herkes
yolunda
cân ve baş fedâ edüp uğuruna ölürlerdi.
deyüp bed-nâm edüp merkûm mısra‘ı terennüm ederdi. Ve gâyet şecî‘ ve bahâdır ve sâhib-i kerem idi kim bir kaç kerre süvâr olduğu esb-i sabâ-sür‘ati âlât [u] bisâtıyla ednâ bir fakîr-i hakîre ihsân ederdi. Ve meydân-ı ma‘rekede serdârlık edüp asker cem‘ edüp cüyûş-ı muvahhidîni cenge tergîb edüp firâvân ihsânlar edüp herkes yolunda cân ve baş fedâ edüp uğuruna ölürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b ·
metinde göster ·
… aşiyle dünye dolmaz / Misâl-i ebkem ol kendü halinde / Ko bu cûş [u] hurûşu dur
yolunda
/ Ki sırr-ı aşkı sakla sende ki var / Müyesser ola tâ ki sana dîdâr / Ki haddin …
Niçe bir âh edüp feryâd edesinBu aşkı kendüne üstâd edesünMücerred hûy [u] hây ile iş olmazSenin gözün yaşiyle dünye dolmazMisâl-i ebkem ol kendü halindeKo bu cûş [u] hurûşu dur yolundaKi sırr-ı aşkı sakla sende ki varMüyesser ola tâ ki sana dîdârKi haddinden tecâvüz etme aslâKi senden hâsıl ola niçe ma‘nâÇü senden bula insan intifâ‘ıBulasın hak katında irtifâ‘ıGer ağlarsan dahi vaktiyle ağlaZamaniyle çıkup bir hoşça çağlaKi senden hâsıl ola bâğ u bustânYiyüp anda safâlar ide insân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… im yılda bir kerre mevlûd-ı azîm cem‘iyyeti olur. Bu mahalde Celcula Hânı Mısır
yolunda
kalup yine cânib-i garba bir sâ‘atde,
Âsitâne-i azîm ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır kim yılda bir kerre mevlûd-ı azîm cem‘iyyeti olur. Bu mahalde Celcula Hânı Mısır yolunda kalup yine cânib-i garba bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45a ·
metinde göster ·
Şehr-i Serme-i azîm: Şâm ve Haleb hudûdunda, Haleb hâkinde çöl ile Bağdâd
yolunda
vâkı‘ şehr-i kebîr imiş. Kal‘ası ve şehir harâb olup ancak üç yüz Urbân hânesi …
Şehr-i Serme-i azîm: Şâm ve Haleb hudûdunda, Haleb hâkinde çöl ile Bağdâd yolunda vâkı‘ şehr-i kebîr imiş. Kal‘ası ve şehir harâb olup ancak üç yüz Urbân hânesi vardır. İbtidâ bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan Abdullah b. Sâlih b. Alî b. Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttâlib binâsıdır. Bir harâbe câmi‘i atebe-i âlîsi üzre târîhi böyle mastûrdur. Harâb [u] yebâb, vîrân olmuş arz-ı hâliyedir kim imâr olsa Mısr-ı azîm olurdu. Nehr-i Murâd'ın bu mahalle çarklar ve arklar ve tur‘alar kesüp nehr-i Murâd'ı cereyân etdirüp imâr etmişler kim âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Hâlâ ahâlîsi cümle Âl-i Hâşimiyân'dır. Şecerelerinde ve evkâf huccetlerinde cümle ecdâdları masturdır. Andan yine (---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… e çârsû başında Ahmed Efendi hânı ve Tekyecizâde hânı ve Odabaşı hânı Hızır Ağa
yolundadır
. Ve Yumurucakzâde hânı ve Akçakoyunoğlu hânı ve Osmân Dede hânı ve Dâvûdzâde hâ …
Ve cümle on sekiz aded hân-ı azîmlerdir. Zîrâ gâyet memerr-i nâs olup haftada iki kerre bâzâr-ı azîm durduğundan âdem deryâsı cem‘ olmağıla ma‘mûr hânları çokdur. Evvelâ dörd hânı serâpâ kurşumludur. Cümleden ma‘mûr u mükellef imâret hânıdır kim âyende vü revende içün kârbânsarây-ı hasbîdir. Ve çârsû başında Ahmed Efendi hânı ve Tekyecizâde hânı ve Odabaşı hânı Hızır Ağa yolundadır. Ve Yumurucakzâde hânı ve Akçakoyunoğlu hânı ve Osmân Dede hânı ve Dâvûdzâde hânı ve Hidâyetullah Çelebi hânı ve katır na‘lbendi Mustafâ Beşe hânı ve Kızılbaşzâde hânı ve Hüsâm Dede hânı ve bunlar hân-ı ma‘mûr, mihmânsarây-ı tüccârân, âyende vü revendegândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107a ·
metinde göster ·
… iyâretgâh-ı ünâs Balı Efendi semtinde ve Peteviçe semtinde ve Hacı Karamân köyü
yolunda
ve Lozna bayırlarında tâ nehr-i Eşher kenarında Ken‘ân Paşa çiftliği yerinde az …
Latin tevârîhi kavli üzre İslâmbol kal‘ası cirminde kırk yedi bin adım sûr-ı azîm imiş. Hakkâ ki bu hakîr âsâr-ı temellerin deverân u seyerân ederdim. Vitoş dağı dâmeninde Korubağları nâm mahallinde ve ziyâretgâh-ı ünâs Balı Efendi semtinde ve Peteviçe semtinde ve Hacı Karamân köyü yolunda ve Lozna bayırlarında tâ nehr-i Eşher kenarında Ken‘ân Paşa çiftliği yerinde azîm enli kal‘a esâsları ve burc [u] bârû alâmetleri niçe yüz yirde zâhir ü bâhir olduğun cümle Sofya halkının ma‘lûmlarıdır, tafsîle ihtiyâc yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
geçirmezsin. Tiz Kıbrıs'da Magosa kal‘asında alınan mâl-ı ganâ’imi vezîr-i müde …
İhvân-ı vefâya hafî olmaya kim bu câmi‘-i Selîm Hân niçün şehr-i İslâmbol'da binâ olunmadı, denirse bir gice Selîm-i Sânî İslâmbol'da Üsküdar tarafında Fenerbâğçesi nâm mahalde hâb-âlûd iken bî'z-zât Hazret-i Fahru'l-âlemîn'i menâmında görüp ol Mefhar-i Mevcûdât eydür: "Yâ Selîm, Allah ile ahd [u] mîsâk etmiş idin kim ‘Eğer fâtih-i cezîre-i Kıbrıs olursam, gazâ mâlından bir câmi‘ binâ edeyim’ demiş, idin. Cenâb-ı Bârî sana Kıbrıs adasının yedi yüz yetmiş mil arzında yüz yetmiş pâre kal‘a ihsân etdi. Niçün ahde vefâ edüp bakıyye-i ömrünü hayrât [u] hasenât yolunda geçirmezsin. Tiz Kıbrıs'da Magosa kal‘asında alınan mâl-ı ganâ’imi vezîr-i müdebbirin Kara Mustafâ Paşa'dan taleb edüp benim himâyemde olan Sedd-i İslâm Edirne'mde bir câmi‘ inşâ edüp alemim dibine gel!" dedikde hemân Selîm Hân hâbdan bîdâr olup "Tiz vezîri kığırın!" dedikde vezîr-i Âsaf-dilîr geldikde "Tiz Lala! Sende olan Kıbrıs ganâ’imi mâlından bana mâl verüp cânın halâs eyle!" deyince vezîr-i hüsn-tedbîr eydür "Sadaktü yâ Resalullah" dedi. Selîm Hân eydür: "Neden sadaktü yâ Resûlallah dedin" deyü su‘âl etdikde "Pâdişâhım, ahşâm Resûl-i Kibriyâ'yı vâkı‘amda gördüm. Yâ Mustafâ, Selîm'e tenbîh etdim. Sendeki mâl-ı ganâ’imi Selîm'e verip Edirne'ye bile gidüp bir câmi‘-i latîf ve bir ma‘bedgâh-ı nazîf inşâ edin, dedi. İşte pâdişâhım gazâ mâlından on bir bin kîse gurûş cem‘ etdim ve baban Süleymân asrında üç bin kîse hâsıl etdim. Ol dahi efendim Risâlet-penâhın uğuruna fedâ olsun. Ammâ pâdişâhım Kıbrıs gazâsından sana üç bin kîse Venedik kralının San Marka mühriyle bundukanî mümessek altun hedâyâ getirdim. Pâdişâhım! Dahi onları Edirne'ye götürüp masrûf edesiz" deyü feth-i kelâm edüp vezîr-i pür-tedbîr cümle 154b mezkûr hazîneleri pâdişâha teslîm edüp sene 972 târîhinde cemî‘i asâkir-i İslâm ile Edirne'ye dâhil olup onda meştâ verilüp yine Resûlü's-sakaleyn'i Selîm-i Sânî vâkı‘asında görüp "Câmi‘i şu Kavak meydânında binâ eyle!" deyü câmi‘in esâsını ve vaz‘-ı kıblesini bizzât Hazret-i Risâlet-penâh işâret etdüğünden derûn-ı şehr-i Edirne'de Selîm Hân câmi‘i mihrâbından dürüst ve Eski câmi‘den râst kıblegâh yokdur. Andan Bismillah ile nice kerre yüzbin âdem cem‘ olup du‘â u senâ ile üç bin aded kurbânları temel yerlerinde hâzır edüp sa‘d-sâ‘at duhûl edince tekbir ile cümle kurbânları zebh edüp esâsına mübâşeret olunduğuna zîbâ târîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154a–154b ·
metinde göster ·
… u dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded
yolunda
bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekm …
Ve dörd minârelerin üçer kadeh şerîfeden on iki tabaka eder. Ana alâmetdir kim, Sultân Selîm-i Sânî on ikinci pâdişâh-ı Âl-i Osmânî ola. Ve her şerîfesinin dîvârları eyle müşebbek oymadır kim gûyâ Fahrî mıkrâs-ı lâ ile Hıtâyî kâğızdan oymuş müşebbeklerdir. Ve dördü dahi ikişer yüz otuzar kademe taş nerdübân ile urûc olunur, ammâ iki minâresi üçer yollu olmağıla her birinin ikişer yolu dahi ziyâde olup dörder yüz altmış ayak dahi ziyâde olur. Bu takdirce üç aded yolunda bir minârenin altı yüz toksan kademesi olur ki dördü de eflâk-i semâya kad çekmiş "Kad kâmeti's-salâ" mahalli minâre-i ra‘nâlardır. Garâbet bunda kim bu şehr-i Edirne'ye dâhil olurken elbette çâr tarafında dörd aded şâhrâh-ı azîmlerdir. Her kankı yoldan Edirne'ye dâhil olursan bu Selîmiyye'nin dör[d] minâresi iki görünüp altı şerîfeli görünür, eğer bu‘d [u] kurbdan olsun. Bu gûne hendese üzere tarh olup iki minâre nümâyândır. Ammâ derûn-ı şehirde tarîk-i âmları muharrif-gûne olmağıla yine dörd görünür. Garâ’ib-i temâşâ-yı minâre-i ibret-nümâlardır. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda misilleri yokdur ve taklîd dahi kabûl etmez vâcibü's-seyr bânghânelerdir kim her gören bu mısra‘ı terennüm eder. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… de Orhân b. Sultân Murâd-ı Sânî ve Tatar Hânlar, isimleri nâ-ma‘lûm ve İslâmbol
yolunda
Hasan Baba Sultân ve Seyyidler Sultân ve Ağaçbâzarı'nda Hazret-i Tütünsüz Sultâ …
Ve dârü'l-hadîs-i Kemâl Paşazâdelerde Şehzâde Sultân Hasan, Şehzâde Orhân b. Sultân Murâd-ı Sânî ve Tatar Hânlar, isimleri nâ-ma‘lûm ve İslâmbol yolunda Hasan Baba Sultân ve Seyyidler Sultân ve Ağaçbâzarı'nda Hazret-i Tütünsüz Sultân, hâlâ cesed-i şerîfi kabr-i münevveri içinde bir serîr üzre pembe-misâl ter ü tâze bir na‘ş-ı nazîfdir. Tekye-i rûşen-âbâdının bâğ-ı Merâm'ı içre bir kubbe-i âlîde âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 167b ·
metinde göster ·
… ve bellere kepân derler. Rûm u Arab u Acem'de Van deryâsı kenârında Kuskunkıran
yolunda
Hakkarî dağlarında kepân meşhûr-ı cihândır. Bir âdem yukaru kayalardan bir taş …
Andan paşa ile yine cânib-i şarka leb-i deryâ ile giderken sol tarafı Van deryâsı, kim bir halîc-i sağîre gibi nümâyândır, ol kayaların altlarına serâpâ Van deryâsı girüp mezkûr kûhların altları cümle boşdur. Sağ tarafımız ise evc-i âsumâne çıkmış Kepân kayası nâm bir kûh-ı benâmdır kim seng-i hârâsı çakmak taşı gibi âteş verir. Bu diyârda sarp yollar ve bellere kepân derler. Rûm u Arab u Acem'de Van deryâsı kenârında Kuskunkıran yolunda Hakkarî dağlarında kepân meşhûr-ı cihândır. Bir âdem yukaru kayalardan bir taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Aşağısı çâh-ı derk-i esfel-i gayyâ deryâdır. Yukarusu yalçın kayadır. Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b ·
metinde göster ·
Van'a gelirken meğer Hakkarî hânının beş altı yüz nefer âdemleri Çomar Bölükbaş …
Çomar dahi elli aded yiğidiyle Kuskunkıran yolundan Van'a gelirken meğer Hakkarî hânının beş altı yüz nefer âdemleri Çomar Bölükbaşı'yı bu Kepân nâm kapânda gözedirlermiş. Derhâl Hakkarîli Çomar'ın ol kepânda ardın önün çevirüp çıt-a-çıt cenge başlarlar. Hemân Çomar yarar atından piyâde olup "Koma kurdum!" deyü Hakkar'lıdan tarfetü'l-ayn içre yetmiş âdem düşürür. "Bre koma hay!" deyüp ceng kızışup kâmil beş sâ‘at germâ-germ ceng-âşûb ederler. Ammâ Çomar'ın elli yigitden yigirmisi kırılup otuz âdemle kalır. Yine böyle iken yüz nefer-i Hakkar'ı kırarlar, ammâ Hakkarî şehirlerinden Vastân kal‘ası karîb olmağile Hakkarî'ye iki bin yarar tüfeng-endâz imdâd gelir. Ammâ Çomar'a imdâd nereden gelir? Âhir çomar köpek gibi kudurup hırran fahran köpek cengi ederek görse ki cümle yiğitleri kırıldı, kendüsi de altı sâ‘at cengde âteş deryâsında bî-mecâl kalup bir gulâmıyla atının yanına varup atının iki gözlerin bûs edüp "Bismillah ey dağlı doru! deyüp süvâr oldukda dal-tîğ-i âteş-tâb olup bu kadar Hakkarî âteşinin üstüne at koyup niçe Hakkarîleri yalnız at üzre kırar ammâ görse kim o dar Kepân boğazında üç binden mütecâviz âdemler kendüyi çevirmişler. Bir tarafdan kendüye bir halâs bulup rehâ bulacak bir yer yok. Ammâ deryâya nâzır kayalar üzre âdemsiz yer çok. İki Süleymâniyye minâresi kaddi yalçın kayalar ve aşağısı deryâ-yı Van'dır. Hemân bir kerre "Yâ Allah, sana sığındım" deyüp dolu dizgin ata ökçe edüp bu halkdan kendüye kurşum bârân-ı ni‘met gibi yağarken mezkûr kayanın başından yüğrük gelmiş atıyla kendüyi Çomar gözünü yumar ve deryâya atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a ·
metinde göster ·
sapadır. Tesûy şehri minâreleri râygân sol cânibimizde kalup bâğları içre geçüp …
Menzil-i kend-i Hobaş: Murâd Hân yolundan sapadır. Tesûy şehri minâreleri râygân sol cânibimizde kalup bâğları içre geçüp bu Hobaş'da haymelerimiz ile meks olunup kelenteri ve kend şâhnesi vâfir mihmândârlık edüp cümle ri‘âyet etdiler. Tesûy şehri nevâhîlerindendir. Bin hâneli câmi‘ ve hammâmlı kend-i ma‘mûrdur. Andan yine cânib-i şimâle 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
… ı Turan ve Irâk u Âzerbaycân bilâdları tavâ’if-i mülûke dönüp niçeler Bağdâd'ın
yolunda
bî-ser ve niçe şâhlar mâlik-i tâc u efser olup her şâh Irâk'a mâlik olmağa cidd …
Bânî-i âşir, Bağdâd-ı kaviyy-i bünyâd Âzerbaycân şâhlarından Gıyâseddîn Şâh sene (---) târîhinde imâr etmişdir. Ba‘dehû diyâr-ı İrân-ı Turan ve Irâk u Âzerbaycân bilâdları tavâ’if-i mülûke dönüp niçeler Bağdâd'ın yolunda bî-ser ve niçe şâhlar mâlik-i tâc u efser olup her şâh Irâk'a mâlik olmağa cidd-i tâm ve bezl-i ihtimâm ederlerdi. Âhir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı şehr-i ulemâ-yı Kâşî ya‘nî kal‘a-i Gevâşî: Hakkarî diyârının Van
yolunda
Gevaş nâm bir kasabası vardır ammâ bu İmâdiyye hâkinde (---)(---) hükmünde bir …
Evsâf-ı şehr-i ulemâ-yı Kâşî ya‘nî kal‘a-i Gevâşî: Hakkarî diyârının Van yolunda Gevaş nâm bir kasabası vardır ammâ bu İmâdiyye hâkinde (---)(---) hükmünde bir şâhika üzre ol kadar imâr değildir. Lisân-ı Ekrâd'da Gevaş (---) derler. Bânîsi (---) vech-i tesmiyyesi (---)(---) ammâ kadîm eyyâmda şehir ma‘mûr imiş. Hâlâ (---) aded Ekrâd hâneleri var ammâ kal‘ası bir yalçın kaya üzre sa‘b hisâr-ı kavîdir ammâ gâyet küçükdür. Ammâ aşağı şehrinde bâğ u bâğçesi ve âb-ı revânları bî-hisâbdır ve hıyâbân-ı mesîregâhları dahi çokdur. Hâlâ ulemâsı dahi hadden efzûndur. Hatta Tefsîr-i Gevâşî bir mu‘teber tefsîr-i şerîfdir. Bu şehirde te’lîf olunduğundan Tefsîr-i Gevâşî derler ve mü’ellifi dahi bu şehirde medfûndur. Ve bu şehirden İmâdiyye üç menzildir ammâ bizler seyâhat içün hilâf gitdik. Zîrâ bu kal‘a Cezîre şehri yoluna râh-ı râstdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 382b ·
metinde göster ·
… klardır kim mahalli olmağile tahrîr olundu. Evvelâ bu çatal yol dediğimiz Haleb
yolunda
,
Andan cânib-i cenûba çöl ile 6 sâ‘atde giderken şâhrâh-ı müstakîm iki çatal yol olup cânib-i cenûba giden Bağdâd'a gider ve cânib-i garba meyilli giden kal‘a-i Urfa'ya ve kal‘a-i Bilecik'e ve vilâyet-i Haleb'e giden yollardır kim mukaddemâ sene 1059 târîhinde ubûr etdiğimiz konaklardır kim mahalli olmağile tahrîr olundu. Evvelâ bu çatal yol dediğimiz Haleb yolunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
Menzil-i Tahtigân-i mülûkân: Bâlâdaki tahrîr olunan Ruhbe-i Cedîd Bağdâd
yolundan
hılâfdır ammâ dahi bâlâdaki (---) Kamçıyân'dan ve bu Tahtigân Bağdâd'ın doğru y …
Menzil-i Tahtigân-i mülûkân: Bâlâdaki tahrîr olunan Ruhbe-i Cedîd Bağdâd yolundan hılâfdır ammâ dahi bâlâdaki (---) Kamçıyân'dan ve bu Tahtigân Bağdâd'ın doğru yoludur. (---) hâkinde nehr-i Şatt'ın taraf-ı garbîsi çölünde Şatt'dan on sâ‘at ba‘îd bir sahrâda bir hân-ı azîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
… müşebbek bostânlara ba‘dehû bu mezkûr yedi aded enhârlar bir olup iner. Belgrad
yolunda
nehr-i Morava'ya mahlût olur. Nehr-i Morava dahi kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i …
Evvelâ şehir içre ağaç köprü altından cereyân eden nehr-i Raşka'nın 167a tulû‘u cânib-i cenûbda tâ Arnavudluk içinde Bihor kal‘ası nevâhîlerinde Misir sahrâsında bir gölden tulû‘ edüp andan nehr-i İbre'ye karışup andan nehr-i Raşka, nehr-i Yuşaniçse'ye ve nehr-i Tırnoviçse dahi nehr-i Yuşaniçse'ye mahlût olup nehr-i Raşka'dan dörd aded ark-ı azîmler şehrin bâğlarına ve değirmenlerine taksîm olur. Ve bir arkı dahi aşağı bâğçelere ve müşebbek bostânlara ba‘dehû bu mezkûr yedi aded enhârlar bir olup iner. Belgrad yolunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Nehr-i Morava dahi kal‘a-i Köylüc kurbunda nehr-i Tuna'ya munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b–167a ·
metinde göster ·
… imâle konmuş, ammâ azîm askeri var idi ve Vârat paşası Sinân Paşa şebeş kal‘ası
yolunda
ârâm etmiş ve Adana eyâletiyle Yentür Hasan Paşa cânib-i şarka konmuş ve Eğri p …
Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa Bosna eyâleti askeriyle kal‘a-i Tımışvâr altında meks etmiş, Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa Dente kal‘ası tarafında konmuş, Anadolu eyâletinde Çavuşzâde Mehemmed Paşa Virse kal‘ası tarafına nüzûl etmiş, Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa eyâleti gâzîleriyle Tımışvâr'ın semt-i garbîsinde nüzûl etmiş, Tımışvâr vâlîsi Siyâvuş Paşa karındaşı Sarı Hüseyin Paşa cânib-i şimâle meks etmiş. Egre paşası askeriyle Balvan tarafına konmuş, Seydî Ahmed Paşa Budin'den ma‘zûl cânib-i şimâle konmuş, ammâ azîm askeri var idi ve Vârat paşası Sinân Paşa şebeş kal‘ası yolunda ârâm etmiş ve Adana eyâletiyle Yentür Hasan Paşa cânib-i şarka konmuş ve Eğri paşası semt-i şimâle konmuş ve Çatalbaş Paşa Karaman askeriyle Logoş kal‘ası cânibinde karâr etmiş ve doğancıbaşılıkdan çıkan İbrâhîm Paşa Seydî Paşa tarafında mihmân olmuş ve Vârat eyâletiyle Küçük Mehemmed Paşa yine Yanova kal‘ası semtinde karâr-dâde olmuş ve Hısım Mehemmed Paşa Mora askeriyle serdâr tarafında meks eylemiş ve Mar‘ayş paşası Sührâb Mehemmed Paşa Melek Paşa semtinde meks etmiş ve Sivas Paşası Alî Paşa Virse cânibinde konmuş. Ve'l-hâsıl-ı kelâm yedi vezîr-i rûşen-zamîr ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlar kanûn-ı şehriyârî üzre kollu kollarınca meks edüp Serdâr Alî Paşa'nın serâperde-i sipehsâlârın ortaya alup cânib-i erba‘asında kat-ender-kat ve kilt-â-kilt asker-i deryâ-misâl olup hayme vü hargâh bâr [u] büngâh ve çetr-i mülamma‘lar tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ancak ordu-yı İslâma girüp çıkmağa dörd kol var idi, zîrâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
… un‘un ızhâr içün emr-i Hak ile Tuna gerüye dönüp Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece
yolunda
Tuna nehri zâhir olup andan deryâya girüp ol zamânlar bu buheyre-i Çekmeceler b …
"İşte bürâder, nehr-i Tuna'yı avret gibi saçından çeküp senin Makedonya şehrine akıtdım" deyince hemân bi-emri Hayy [u] Kadîr kuvvet ve kudret-i azamet-i sun‘un ızhâr içün emr-i Hak ile Tuna gerüye dönüp Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece yolunda Tuna nehri zâhir olup andan deryâya girüp ol zamânlar bu buheyre-i Çekmeceler bend olmuşdur. Hattâ Çekmece-i Kebîr buheyresinde İbrâhîm Hân tahta cülûs etdiği ân bir morina balığı çıkup Topkapulu Mustafâ Ağa morina balığın Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'ya gönderüp ol dahi İbrâhîm Hân'a hedâyâ gönderüp İbrâhîm Hân hîn-i cülûsda ni‘met-i ûlâ morina balığı olmuşdur. Ve ba‘de't-ta‘âm nûş etdiği Melek Ahmed Paşa'nın Diyârbekir'den gümüş güğümler ile Murâd Hân'a gönderdiği ayn-i hamrevât olmuşdur kim Murâd Hân merhûm olup İbrâhîm Hân'a müyesser olduğu bu hakîrin pek ma‘lûmudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
gitdiler. Bu hakîr Venedik kal‘asından cânib-i şarka gâh leb-i deryâ ile ve gâh …
Bu şehr-i Dobra-Venedik'i seyr [ü] temâşâ etdiğimizden sonra Venedik banından niçe in‘âmlar ve papinte kâğızlar ve yüz aded tüfengli soltat kefere refîkler olup bu hakîr Nova kal‘asını keşf etmeğe Nova yeniçeri ağası hazînedârıyla azm-i râh-ı kal‘a-i Nova etdikde Venedik elçisi hazîne-i pâdişâhîyle Sührâb Mehemmed Paşa tarafına İslana kullesi yolundan gitdiler. Bu hakîr Venedik kal‘asından cânib-i şarka gâh leb-i deryâ ile ve gâh sengistân sa‘b yollar ile gâyet ma‘mûr u âbâdân Venedik kurâları içre 8 sâ‘atde renc [ü] anâ çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… adar atlar bulmuşlardı, anlara yetmiş aded mecrûh âdemleri bindirüp Kanlı Kavak
yolundan
dönüp cânib-i şimâle kal‘a-i Kopan yoluna firâr eder şeklinde gitdik, zîrâ Kanl …
Hakîr eyitdim: "Bire gâzîler bu kadar mâl aldınız. Bârî Allâh aşkına ve dîn-i mübîn uğuruna şu mecrûh olan âdemlerden seyishâne üzre alalım" dedikde taraf taraf ma‘kûl dediklerinde ibtidâ bu hakîr bir garîb Arnavud yiğidin seyishâneye bindirdim ve sâ’ir guzât dağlarda gezen atlardan yüz on kadar atlar bulmuşlardı, anlara yetmiş aded mecrûh âdemleri bindirüp Kanlı Kavak yolundan dönüp cânib-i şimâle kal‘a-i Kopan yoluna firâr eder şeklinde gitdik, zîrâ Kanlı Kavak yolunda nehr-i Dırava kenârında Maslovin İskelesi kenârında Hırvat kâfiri kayıkları çok imiş. Hemân nehr-i Bektey(?) kenârınca gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Bire gâzîler bu kadar mâl aldınız. Bârî Allâh aşkına ve dîn-i mübîn uğuruna şu mecrûh olan âdemlerden seyishâne üzre alalım" dedikde taraf taraf ma‘kûl dediklerinde ibtidâ bu hakîr bir garîb Arnavud yiğidin seyishâneye bindirdim ve sâ’ir guzât dağlarda gezen atlardan yüz on kadar atlar bulmuşlardı, anlara yetmiş aded mecrûh âdemleri bindirüp Kanlı Kavak yolundan dönüp cânib-i şimâle kal‘a-i Kopan yoluna firâr eder şeklinde gitdik, zîrâ Kanlı Kavak yolunda nehr-i Dırava kenârında Maslovin İskelesi kenârında Hırvat kâfiri kayıkları çok imiş. Hemân nehr-i Bektey(?) kenârınca gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b ·
metinde göster ·
kırılan tevâbi‘lerin su’âl etdikde mâ-vaka‘ı üzre kendüye bir bir takrîr edüp v …
Andan yine cânib-i cenûba cümle asker-i İslâm refîklerimizle giderken dağlar ve orman ve dırahtistân-ı azîmler geçerken balyemez topları sadâsın istimâ‘ etmeğe başladık. Meğer küffâr-ı hâksâr kal‘a-i Kanije'yi yedi kral ve yedi hersek ve yedi ban iki kerre yüz bin asker ile Kanije kal‘asın döğermiş. Ve Sadrıa‘zam dahi Kanije imdâdına varmamış. Bizler dahi 6 sâ‘at gidüp elhamdülillâh Sadrıa‘zam ordusuna dâhil olup yine Sadrıa‘zam kolunda meks edüp İbrâhîm Kethudâ efendimizle mülâkât olup vilâyet-i Hersek'de olan Sührâb Mehemmed Paşa'nın ve Pıraçalı Mustafâ Paşa'nın ve Nova ve Gabele ağalarının ve Mostar a‘yânı ve vâlidesinin mektûblarıyla vâlidesinin emânetlerin verüp hakîr[e] dahi bir pençe-i âfitâb Fireng kölesiyle bir Hersek atı hedâyâ verüp "Safâ geldin Evliyâm" deyü vatan-ı aslîsi olan Hersek diyârı ahvâllerin su’âl edüp niçe gûne kelimâtlar edüp kal‘a-i Bobofça kurbunda Kanlı 178a Kavak yolunda kırılan tevâbi‘lerin su’âl etdikde mâ-vaka‘ı üzre kendüye bir bir takrîr edüp ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b–178a ·
metinde göster ·
Andan yine Kopan sancağında Kopan'a 4 sâ‘at karîb kal‘a-i Dünyol, şekl-i müseddes Şeddâdî taş binâ handaklı ve bir kapulu ve bir câmi‘li ve dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve mükellef hâneleri ve kifâyet mikdârı dükkânları ve bir hânı var, lâkin hammâmı ve gayri imâretleri yokdur.} Niçe yüz pâre kılâ‘ların dahi küffârları bir yere cem‘ olup Raba suyu kenârlarına gitmek üzreler iken bize râst gelüp yüz yetmiş yiğidimiz şehîd olup bu kadar şehîdlerimiz gücile alup kaça kaça işte şimdi geldik. Siz bu kadarca âdemler ile kanda kan içine gidersiz, sakının Balatin gölünden gitmen. Cihânı küffâr dutmuş" deyü cevâb vericek cümle kal‘a ağaları da Balatin gölü yolundan gitmeğe rızâ vermeyüp gerü Seğitvar kal‘ası taraflarına gitmeğe karâr verüp âmâde olduk, ammâ bu mahalde buhayre-i Balatin var, cemî‘i Macaristân ve Frengistân'da meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10a ·
metinde göster ·
Kal‘ası nehr-i Tuna'dan bir sâ‘at yakındadır, ammâ nehr-i Tuna cûş-ı hurûşa gelse bu kal‘a altına Tuna gelüp kal‘a ada gibi yerde kalır. Cânib-i erba‘ası bataklık olmak ile gâyet sarp kal‘adır ve iskelesinin karşu nehr-i Tuna aşırı Budin yolunda Pahşa kal‘asıdır. Ammâ kal‘ası Segedin sancağı hâkinde Eğre kulu aklâmı emînliğidir kim yedi yük akçe hâss-ı iltizâmdır. Ve cümle der-i dîvârları iki kat dolma palankadır. Lâkin iç katında iki aded Şeddâdî binâ çâr-kûşe metîn kal‘a-i ra‘nâları var kim Süleymân Hân feth etdikde küffâr bu kullelere kapanup iki gün harb-i kıtâlden sonra niçeleri kal‘adan kemendler ile firâr ve ber diyâr edüp niçe bini tu‘ma-i şemşîr ve niçe yüzü beste-i zencîr olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
… lerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların
yolunda
kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna y …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… uş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu
yolundan
tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğ …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… üksu üzre taş ve ağaç binâ cisr-i musanna‘lar var, ammâ aşağı Kaytas Ağa sarâyı
yolunda
Hacı Osmân Ağa’nın pür-nûr kârgîr binâ cisrine bu hakîrin târîhidir:
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı binâ-yı âbâdân: Bu şehir içre cümle kırk üç yerde Çürüksu üzre taş ve ağaç binâ cisr-i musanna‘lar var, ammâ aşağı Kaytas Ağa sarâyı yolunda Hacı Osmân Ağa’nın pür-nûr kârgîr binâ cisrine bu hakîrin târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
giderek nehr-i Badağ'ı atlar ile ubûr etdik. Bu nehir Çadır d[a]ğından gelüp ne …
Evvelâ Bâğçesarây'dan şark tarafına dârağacı yolundan giderek nehr-i Badağ'ı atlar ile ubûr etdik. Bu nehir Çadır d[a]ğından gelüp nehr-i Elma'ya karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b ·
metinde göster ·
Dede furunu dibinde Atlı kapusu demenin vech-i tesmiyesi oldur kim bu kapunun a …
Evvelâ aşağı çârsû yolunda Dede furunu dibinde Atlı kapusu demenin vech-i tesmiyesi oldur kim bu kapunun atebe-i ulyâsı kemeri altında bir beyâz mermerden bir taş at üzre yine bir taş âdem ata süvâr olmuş. Atının ayağı altında bir ejde[r]hânın yine taşdan sûreti var. Anıniçün bu kapuya Atlı kapusu derler. Hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür aceb tuhfe at sûreti kazmış. Gûyâ ki zî-rûh durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… u köyler önünde dahi gûnâ-gûn mâhîler çıkar, ammâ Selânik'in şimâlinde İslâmbol
yolunda
kasaba-i Beşikler'in ve kasaba-i Lankada'nın göllerinin gûnâ-gûn balıkları çıka …
Bu köyler önünde dahi gûnâ-gûn mâhîler çıkar, ammâ Selânik'in şimâlinde İslâmbol yolunda kasaba-i Beşikler'in ve kasaba-i Lankada'nın göllerinin gûnâ-gûn balıkları çıkar, ammâ anların yılan balığı rub‘-ı meskûnda meşhûr olup bu Selânik'de eyle yılan balıkları çıkmayup her bâr Beşiklerden ve Lankada göllerinden ter ü zâze Selânik'e mâr-ı mâhî girüp sayyâdları fürûht ederler, ve's-selâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
Hemân ki Gâzî Durak Beğ sekiz aded firkatesi ile salt kalup cânib-i erba‘adan ceng-âşûbu görüp gelen yiğitlerden beş yüz kadar yiğitleri firkatelerine doldurup ol ân Larinçe limanından taşra yine küffâr üzre avanta edüp küffâr ile kütâ-küt germâ-germ savaş-ı perhâş etdiğin Ballıbadra ve Holumuç kal‘ası yiğitleri bu ceng-âşûbu duyup yolunda(?) olanlar pür-silâh tarfetü'l-ayn içre gemilere girü[p] derhâl Gâzî Durak Beğ'e imdâd yetişüp küffârın on pâre firkatesin ortaya alup top ve kurşum ile küffârı topa tutulmuş maymûna dönderüp fi'l-hâl küffârın sekiz pâre gemilerini ân-ı vâhidde feth edüp iki küffâr gemisi gerüye firâr edüp Kefalonya cezîresi limanına girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262b ·
metinde göster ·
… 'in bir köşesinde vâki‘ olup şarka nâzır bir püşte-i serâmed burundur kim Mısır
yolunda
bir azîm kal‘adır. Bunu küffâr Deli Hüseyin Paşa asrında bırağup Kandiye'ye fir …
Cezîre-i Girid'in bir köşesinde vâki‘ olup şarka nâzır bir püşte-i serâmed burundur kim Mısır yolunda bir azîm kal‘adır. Bunu küffâr Deli Hüseyin Paşa asrında bırağup Kandiye'ye firâr etmişlerdi, hâlâ cümle der-i dîvârları yerde yatır. Ammâ bu kal‘anın olduğu burundaki limanda sekiz rûzgâr-ı zorkârdan mahfûz limandır kim bu liman kurbunda üç aded limanlar dahi vardır ammâ isimleri ma‘lûmum değildir. Gâyet latîf ve âb-ı hayât suları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·