… emenzâr-ı ferah-fezâ zemîn-i sebiz-gûndur kim anda hâsıl olan alef ve tirfil ve
yonca
ve ayrık ve karafirik ve sarıfirik makûlesi çemen bir diyârda olmaz. Meğer Erzu …
Rub‘-ı meskûnda nazîri yok çınâr-ı azîmler sâyesinde bir teferrücgâhdır kim {Selâtin-i Âl-i Osmân'ın es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli küheylân ve cilfidân ve tureyfî ve ma‘nek ve musâfaha ve mahmûdî ve seylâvî (---) esb-i sabâ-sür‘atlerinin çerâgâhı bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîn-i sebiz-gûndur kim anda hâsıl olan alef ve tirfil ve yonca ve ayrık ve karafirik ve sarıfirik makûlesi çemen bir diyârda olmaz. Meğer Erzurûm'da Pasin sahrâlarında ve Muş hâmûnunda ve Soğanlı vâdîlerinde ve Bingöl ovalarında ve Van'da ve Salmas ve Tercân tîhlerinde ve deşt-i Kıpçak'da ola. Tâ bu mertebe Kâğızhâne çayırı meşhûr-ı cihân çayırdır. Bir esb-i lâgar-ı şâh [u] gedâ on gün ol çerâgâhda alef yese fîl-i mahmûdî gibi semîn ü cesîm olur}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
… e bîd-i sernigûnlar ile müzeyyen bir çemenzâr vâdîdir kim giyâhâtında tirfil ve
yonca
ve ayrık ve levşe(?) makûlesi ve Kâğızhâne çiçeği ve lâlesiyle zeyn olmuş bir ç …
Bu nehrin iki cânibi niçe bin çınâr ve kavak ve bîd-i sernigûnlar ile müzeyyen bir çemenzâr vâdîdir kim giyâhâtında tirfil ve yonca ve ayrık ve levşe(?) makûlesi ve Kâğızhâne çiçeği ve lâlesiyle zeyn olmuş bir çemenzâr-ı koyah ve sâyedâr dırahtları ile müzeyyen bir teferrücgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
Evvelâ nehr-i Araz'ın cenûbi karşısında dağlar içre Şuşik kal‘ası beği isyân u tuğyân edüp sulha muğâyir Acem'in kal‘a-i Revân'ı nevâhîlerinden niçe yerleri nehb u gâret etdüğü Revân Hânı Kelb Alî Hân oğlu Genc 290a Alî Hân tarafından nâmeler ile elçiler ve azîm hedâyâlar gelüp Şuşik beğinden tazallumnâmeleri kırâ’at olundukda cümle erbâb-ı dîvân ile müşâvere olunup sefere mübâşeret olunup cümle eyâlet-i Erzurûm'un sancaklarında olan mîr-i livâları ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timarları ve her kal‘anın nısf kulları sefere gelmek içün emr-i şerîfler ile sancak sancak kapucubaşılar gidüp asker-i deryâ-misâl günden güne cem‘ olup Gümüşlü Künbet sahrâsında hayme ve hargâhlarıyla meks edüp paşa-yı âlî-vekâr dahi yetmiş bayrak sekbân ve sarıcası ve dörd bin askeriyle Gümüşlü Künbet fezâsına çetr-i mülemma‘ın kurup paşanın cânib-i erba‘asına sâ’ir mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ-yı livâ meks etdiler. Evvelâ Ketenci Ömer Paşa oğlu Mehemmed ve karındaşı Irakdan ma‘zûl Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Gürcî Deli Dilâver Paşa ve pâye ile Erzurûm Defterdârı Osman Paşa ve İspir [ve] Tortum Paşası Gâzî Seydî Ahmed Paşa, henüz Çaşnigîr Paşalık ile harem-i hâsdan çıkmış bir şecî‘ mîr-i livâdır. Bu mezkûr mîr-i mîrân [ü] ümerâlar ale'l-tertîb kânûn-ı şehriyârî üzre yerlü yerlerince meks edüp cümle yetmiş altı bin asker olup Acem elçisi bu deryâ-misâl askeri görüp Şuşik beğinden şikâyet etdiklerine peşîmân oldular. Zîrâ bu deryâ-misâl asker ile ihtimâldir Revân'ı muhâsara ederler mülâhazası havfine düşdüler. Ba‘dehû mâh-ı mezbûrun gurresinde Alacaatlı Hasan Ağa nâm kapucubaşı bin atlı müsellah asker ile konakcı olup tûğu ve otağı götürdü. Ve Seydî Ahmed Paşa çarkacı ve Bâkî Paşa dündâr ta‘yîn olundu. Ertesi gün paşa-yı kâmkâr menzil-i Gümüşlü Künbet kurâsından cüyûş-ı muvahhidîn ile alâ-rağmi'l-a‘dâ bir alay-ı azîm etmişdir kim cânib-i selâsede olan kızılbaş-ı bed-ma‘âşların çaşıtları hayretde kalup cümle asker gürûh gürûh, fevc ü fevc alaylarıyla 4 sâ‘atde menzil-i Deveboynu nâm mahalde Paşa-yı âlî-kadr otağında meks edüp cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar ziyâfet-i azîminden tenâvül edüp herkes hayme ve hargâhlarına revâne oldular. Bir çemenzâr-ı hamûndur kim nebâtât [u] kiyâhât-ı tırfil yoncasında atlarımız tâze cân buldular. Bu cây-ı ma‘hûd Pasin sahrâsının ibtidâsıdır. Ammâ kış eyyâmında bu Deveboynu nâm mahalde minâre boyu kar olup çığ ve şepe (?) içinde niçe kârbân halkı kalup helâk olmuşlardır. Hatta Tabanıyassı Mehemmed Paşa bu Deveboynu karın aşamayup Revân imdâdına yetişemediğinden Revân kal‘asın kızılbaş yedi ayda Âl-i Osmân elinden almışdır. Böyle bir bî-emân Deveboynu'dur. Andan yine cânib-i şarka 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b–290a ·
metinde göster ·
… huddâmlarımız ma‘dîkerb-vâr sâhib-i şikem oldular. Ve atlarımız haymeler önünde
yonca
ve tırfil ve ayrık ve firye yidiler kim her bir hussânın karnı hum-ı Husrevânî- …
Menzil-i nehr-i azîm Zengî: Kenarında haymelerimizle meks etdikde azamet-i Hudâ bu sahrânın cânib-i erba‘asında olan kendlerin ahâlîlerinden Osmânlı gelmiş deyü ol kadar âdemler hedâyâlarıyla gelüp bî-hisâb me’kûlât [ü] meşrûbâtlar getirüp mihmândârlıklar etdiler kim huddâmlarımız ma‘dîkerb-vâr sâhib-i şikem oldular. Ve atlarımız haymeler önünde yonca ve tırfil ve ayrık ve firye yidiler kim her bir hussânın karnı hum-ı Husrevânî-misâl oldular. Ve bu nehr-i Zengî cânib-i kıblede Hârân dağlarından cem‘ 294b olup cânib-i şimâle cereyân edüp niçe bin pâre kendleri reyy edüp iner. Nehr-i Araz'a, Araz Kür'e, Kür bahr-i Gîlân'a mahlût olur. Andan yine cânib-i şarka ma‘mûristân kendlerin sahrâlarında sayd [u] şikârlarımız hargûş olup 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a–294b ·
metinde göster ·
ve terfil ve ayrık nebâtât [u] giyâhâtı tenâvül etmeden ham-şikam olup üç günde …
Bunun emsâli niçe yüz yaylaları Rûmeli'nde seyr [u] temâşâ etdik ammâ Erzurûm'un Bingöl yaylası gibi Adana'nın bu Ramazânoğlu yaylası gibi yaylağ-ı azîm görmemişim. Eğer bunda olan kabâyil-i Türkmân'ın aşâyir [u] kabâyilleri isimlerini tahrîr eylesek başka bir mücelled olur. Ammâ ekseriyya Adana ve Tarsûs ve Sis ve Misis ve Tartûs ve Silifke kavmleri yaylalanır kim her birinin hudûdları ve kadı ve nâ’ibleri ve hâkimleri ve câmi‘ ve yayla evleri ve bâğçe evleri ve çârsû-yı bâzârları ve hân ve hammâmları vardır. Yetmiş kerre yüz bin koyun yaylasına çıkup koyun hakkı alınır deyü meşhûrdur. Bunda olan âb-ı hayâtlar ve yayla kirazları ve yoğurdu ve kaymağı ve tereyağı bir diyârda yokdur. Çârsû-yı bâzârı serâpâ çam tahtasından ve çam kabuğu ile mestûr dekâkîn-i muhtasarlardır. El-hâsıl vasfında meddâhlar kâsırdır. Murtezâ Paşa efendimiz bir sâhib-i tabî‘at kimesne olmağıla üç gün burada zevk [u] safâlar edüp gûnâ-gûn şükûfe-i ezhârâtın râyiha-i tayyibesi dimâğlarımız mu‘attar edüp atlarımız yonca ve terfil ve ayrık nebâtât [u] giyâhâtı tenâvül etmeden ham-şikam olup üç günde her biri birer Dâbbetü'l-arz'a dönüp paşaya bu yayla halkından kâmil üç bin koyun ve yedi at hedâyâlar gelüp anda yine cânib-i kıbleye yokuş aşağı dere ve depeli sengistân ve sa‘b çengelistân yerleri aşup Çifte Hân nâm bir müfîd [u] muhtasar iki aded hanlardır. Bu mahalde bir dere içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18b ·
metinde göster ·
… n danedâr gendümü olur ve pâk şa‘îri ve pembesi ve fûlü ve reyhânı ve tirfil ve
yonca
yer ve küheylan atları, (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ⟦ …
Memdûhât-ı mahsûlâtın bildirir : Şâm'ın Havrân buğdayından danedâr gendümü olur ve pâk şa‘îri ve pembesi ve fûlü ve reyhânı ve tirfil ve yonca yer ve küheylan atları, (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)26a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25b–26a ·
metinde göster ·
Divriği'den cânib-i şarka 3 sâ‘atde Nîg çayırın geçüp bir tırfil
yoncalı
vâdî-i çemenzâr yerdir kim güyâ Pasin sahrâsı ve Muş sahrâsıdır. Bu mahalle kar …
Divriği'den cânib-i şarka 3 sâ‘atde Nîg çayırın geçüp bir tırfil yoncalı vâdî-i çemenzâr yerdir kim güyâ Pasin sahrâsı ve Muş sahrâsıdır. Bu mahalle karîb Nîg çayırı başında nehr-i Kaluk deresi Divriği ve Eğin şehri dağlarından cem‘ olup iner nehr-i Furât'a rîzân olur, küçük ayn-ı câriyyedir. Bu Kaluk nehrin cisr ile geçüp karşu tarafda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… âsâyiş edüp hayme ü hargâhlarımızda zevk u safâ edüp cemî‘i atlarımız tirfil ve
yonca
ve ayrık ile cayırlanup lahm u şahm sâhibi oldular kim ta‘bîr olunmaz. Cânib-i …
Menzil-i sahrâ-yı âsîtâne-i Batova, ya‘nî Akyazılı Sultân: Leb-i deryâ-yı Siyâh'da vâki‘ olmuş bir ferahfezâ-yı lâle‘ızâr hâmûndur kim kâmil kırk gün âsâyiş edüp hayme ü hargâhlarımızda zevk u safâ edüp cemî‘i atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ile cayırlanup lahm u şahm sâhibi oldular kim ta‘bîr olunmaz. Cânib-i erba‘a kasabalarından ehl-i sûk gelüp bir azîm ordu-yı bâzâr olup leb-i deryâda olan bender-i Varna ve kasaba-i Balçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya şehirlerin Kazak-ı Ak keferesinden muhâfaza ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
ve tirfil ve bir sim kânı bir sahâr-yı çemenzâr [u] lâle‘ızârdır kim Âl-i Osmân …
Çatalca çayırı: Kâğıdhâne çayırından latîf nebâtât [u] giyâhâtlı yonca ve tirfil ve bir sim kânı bir sahâr-yı çemenzâr [u] lâle‘ızârdır kim Âl-i Osmân anbârına bu sahrâ-yı pür-hâsıldan üç bin araba alef der-anbâr-ı Ahûrkapu olur. Çayır mevsiminde muhâfazası içün bir oda yeniçeri çorbacısıyla nigâhbânlık ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172a ·
metinde göster ·
… ar vardır. Cümle Diyârbekir vâlîlerinin atları bu sahrâda çayırlar ve tirfil ve
yonca
ve ayrık giyâhâtıyla meşhûr bir çemenzâr-ı ma‘mûr vâdîlerdir. Bunda dahi kara h …
Menzil-i Çöldepe: Bir sahrâda amelî yığma depedir, kurbünde ma‘mûr kurâlar vardır. Cümle Diyârbekir vâlîlerinin atları bu sahrâda çayırlar ve tirfil ve yonca ve ayrık giyâhâtıyla meşhûr bir çemenzâr-ı ma‘mûr vâdîlerdir. Bunda dahi kara hırsızı çokdur. Zîrâ diyâr-ı Kürdistân'da Halitî ve Çekvânî ve Zıbarı ekrâdı kânıdır, gâfil yatmamak gerek (---)(---)(---)(---). Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217b ·
metinde göster ·
… lasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve
yonca
ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibri …
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… e Kile fezâsında ve Eski Budin hâmûnunda ol kadar giyâhât ve tirfil ve ayrık ve
yonca
nâm çayır ve çemen ve sarımsak ve kabak ve pırasa ve soğan olur kim hadden bîrû …
Bâb-ı hâk-i pâk mezâri‘ât [u] nebâtât-ı sebzevât: Bu şehrin türâb-ı amber-i mu‘attarında ve Peşte ve Keçkemet sahrâsında ve Kile fezâsında ve Eski Budin hâmûnunda ol kadar giyâhât ve tirfil ve ayrık ve yonca nâm çayır ve çemen ve sarımsak ve kabak ve pırasa ve soğan olur kim hadden bîrûn ve kıyâsdan {efzûn olur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88a ·
metinde göster ·
ve ayrık ve kara çayır yemeden fîl gibi sâhib-i şikem oldular.
Ekseriyyâ şehr-i Nova'nın Karaca suyu ve Topla suyunun bir fırkası bu Jobça yaylasından tulû edüp cereyân ederek [ş]ehr-i Nova'nın bâğ u bâğçeleri ve imâretleri ve hânedânların rey edüp benî Âdem ve gayri hayvânâtların saky edüp ma‘a'z-ziyâde suları deryâya munsabb olur. Cümle suları karlı yaylalardan gelir kim yaz ve kış mezkûr Jobça yaylasında Tûfân-ı Nûh'dan berü berf-i rahmet vardır. Ve bu yaylada 156a olan niçe yüz bin elvân şükûfelerin râyiha-i tayyibeleri âdemün demâğın mu‘attar edüp atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ve kara çayır yemeden fîl gibi sâhib-i şikem oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b–156a ·
metinde göster ·
Ve bu sahrânın çemenistân ve nebâtât u giyâhât ve tirfil ve
yoncası
ve ayrık otların bir hafta otlayan şâh [u] gedâ misilli kadîd atlar on günde de …
Ve bu sahrânın çemenistân ve nebâtât u giyâhât ve tirfil ve yoncası ve ayrık otların bir hafta otlayan şâh [u] gedâ misilli kadîd atlar on günde derisine sığmayup lahm u şahm sâhibi küheylân ve sâfinâtü'l-ciyâd atlar olur. Ve cümle Hersek paşaları bu sahrâda sekiz ay hayme vü hargâhiyle meks edüp Kotur kâfiri havfinden Hersek vilâyetin muhâfaza edüp basîret üzre olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b ·
metinde göster ·
Bâb-ı fasl-ı nebâtât-ı giyâhât: Evvelâ vâdîlerinde gûnâ-gûn tirfil ve
yonca
ve ayrık ve anız misilli nebâtâtları çok olur. Ve karalı ot nâmında dilber perç …
Bâb-ı fasl-ı nebâtât-ı giyâhât: Evvelâ vâdîlerinde gûnâ-gûn tirfil ve yonca ve ayrık ve anız misilli nebâtâtları çok olur. Ve karalı ot nâmında dilber perçemi gibi bir otluğu olur. Bir at bir hafta yese lahm [u] şahmından yürüyemez. Soğanı ve teresi ve na‘nâsı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… şalgamı ve havucu vefret üzre olur. Ve vâdîlerinde gûnâ-gûn alefi ve tirfil ve
yonca
ve çayırı olur.
Der-rahmet-i sebzevât-ı giyâhât: Sebzevât-ı ahzariyyât kısmından her bâr sayf [u] şitâda salatası ve soğanı ve purasası ve teresi ve sarımsağı ve lahanası ve turpu ve şalgamı ve havucu vefret üzre olur. Ve vâdîlerinde gûnâ-gûn alefi ve tirfil ve yonca ve çayırı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
Ve cümle memdûhâtından sahrâlarında olan nebâtât [u] giyâhâtlarından
yoncası
ve tirfili ve kara ayrıkı ve lihası(?) ve dürüğ otu ve kök çemeni ve gayri otla …
Ve cümle memdûhâtından sahrâlarında olan nebâtât [u] giyâhâtlarından yoncası ve tirfili ve kara ayrıkı ve lihası(?) ve dürüğ otu ve kök çemeni ve gayri otları bir diyârda yokdur. Meğer Erdel vilâyetinde olan yonca ve sabuc otu ola. Anıniçün Âl-i Osmân'ın iki bin katâr develeri bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâle‘ızârda sele-seyf olup otlayup gezer. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381a ·
metinde göster ·
… ve kök çemeni ve gayri otları bir diyârda yokdur. Meğer Erdel vilâyetinde olan
yonca
ve sabuc otu ola. Anıniçün Âl-i Osmân'ın iki bin katâr develeri bu sahrâ-yı çem …
Ve cümle memdûhâtından sahrâlarında olan nebâtât [u] giyâhâtlarından yoncası ve tirfili ve kara ayrıkı ve lihası(?) ve dürüğ otu ve kök çemeni ve gayri otları bir diyârda yokdur. Meğer Erdel vilâyetinde olan yonca ve sabuc otu ola. Anıniçün Âl-i Osmân'ın iki bin katâr develeri bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâle‘ızârda sele-seyf olup otlayup gezer. (---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381a ·
metinde göster ·
nâm dağlardan cem‘ olup nehr-i Küti'ye mahlût olur. Mezkûr nehr-i Küti dahi Fir …
Andan cânib-i şarka Kütâhiyye sahrâsı içre cereyân eden nehr-i Felendi her yerinden atlı ve piyâde âdem ubûr eder, ammâ tuğyânında fîl-i mahmûdî ubûr edemez, gemilere muhtâcdır. Karahisâr-ı Sâhib tarafında Yoncalı nâm dağlardan cem‘ olup nehr-i Küti'ye mahlût olur. Mezkûr nehr-i Küti dahi Firav dağlarından gelüp ikisi bir olup Eskişehir altında nehr-i Sakarya'ya mahlût olurlar. Sakarya nehri dahi İzmid'in ağaç deryâsı içinden ubûr edüp Kocaeli sancağı hudûdunda İrve nâm kasaba kurbunda Karadeniz'e munsabb olup azîm nehr-i âsîdir. Ba‘dehu hakîr bu Kütâhiyye sahrâsı içre nehr-i Felendi'yi atlarımız ile ubûr edüp yine sahrâ içre cümle 2 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8b ·
metinde göster ·
ılıcası derler bir mu‘tedilü's-sühûn âb-ı latîfi vardır. Cemî‘i ahâlî-i Kütâhiy …
Evsâf-ı germâb-ı Kütâhiyye: Yoncalı ılıcası derler bir mu‘tedilü's-sühûn âb-ı latîfi vardır. Cemî‘i ahâlî-i Kütâhiyye kiraz mevsiminde niçe bin âdem hayme vü hargâhları ile gelüp beşer onar gün meks edüp bu germâba girüp tendürüst olurlar. Yetmiş gûne hâsıyyeti vardır. Hattâ cüzâm ve beras ve dâ‘ü's-sa‘leb emrâzlarına dahi nâfi‘ ılıcadır. Sultân Keyhusrev üzerine bir kubbe-i âlî ve câ-be-câ halvetler inşâ etmiş serâpâ kârgîr binâlardır. Ve cânib-i erba‘ası dağıstân hıyâbânistân olmak ile kûşe kûşe dıraht-ı müntehâlar içre uyûn-ı câriyeler kenârında herkes câriyeleri ile zevk [u] safâ edüp kesb-i tarâvet edüp bah bahlanırlar. Ve cevânib-i erba‘asındaki kurâlardan ol kadar me’kûlât [u] meşrûbât müsmirât makûlesi şeyler gelüp ol kadar ordu-yı bâzâr ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Hakkâ ki zevk [u] safâ edecek teferrücgâh yerdir. Anı dahi temâşâ edüp cümle yârân-ı bâ-safâ Y 14b ile vedâlaşup cânib-i şarka ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr ederek on sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14a–Y14b ·
metinde göster ·
… llîler tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve sâha-i mesâha-i kübrânın içi serâpâ tirfil ve
yonca
ve ayrık ve gayri nebâtât [u] giyâhât ile sebzezâr olup gûyâ bir yeşil dühâvî k …
Ve bu musallânın tâ vasatında üstâd-ı mermer-[bür] bir şâfi‘î havzu inşâ etmiş kim fevvâreleri pertâb edüp musallîler tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve sâha-i mesâha-i kübrânın içi serâpâ tirfil ve yonca ve ayrık ve gayri nebâtât [u] giyâhât ile sebzezâr olup gûyâ bir yeşil dühâvî katîfe ferş-i bûkalemûn olmuşdur kim sayf [u] şitâda bir çemenzâr [u] lâle-izâr kân-ı hezâr-ı dâ’imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… ohum-ı bersîm bir gecede bi-emrillâh bir karış âşikâre olup hayvânât bağlarlar.
Yonca
gibi bir giyâhâtdır, hayvânâta gâyet nâfi‘ olup semîn ü cesîm eder. Hâk-i Mısır …
Fasl-ı sânî: Bâbe ve Henûr [Hetor] ve Keyhek ayları. Lisân-ı Arab'da Safer, Rebî‘ü'l-evvel, Rebî‘ü'l-âhir aylarıdır. Cümle arâzî-i Mısır'dan Nîl çekilüp çamur-ı siyâh müşk [ü] anber-i hâm-misâl bir yıllık yoldan gelmiş cüllâb-misâl süzülmüş yed-i kudret ile tahmîr olunmuş akrabâmız olan tîn-i Âdem üzre re‘âyâ vü berâyâ zirâ‘at etmeğe mübâşeret edüp bu mahalde arz-ı Mısır siyâh hil‘at-ı Abbâsî geyerler. Ve cümle dihkânîlerin ekdikleri bersîm ta‘bîr etdükleri tohum-ı bersîm bir gecede bi-emrillâh bir karış âşikâre olup hayvânât bağlarlar. Yonca gibi bir giyâhâtdır, hayvânâta gâyet nâfi‘ olup semîn ü cesîm eder. Hâk-i Mısır eğninden hırka-i peşmîne-i Abbâsî'sin çıkarup sebz-elvân yeşil zümürrüd-vâr kabâların geyüp tâze cüvân olup cemî‘i devâbât ve benî âdem tâze cân bulur. Bu mahalde Rûm'da kış kıyâmet iken Mısır'da tâze bahâr olup atlar çayıra çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… ü gün hayvânât otlamak mümkündür. Mısır'ın cümle atları anınla çayırlar. Rûm'un
yonca
ta‘bîr etdikleri misilli bir giyâhdır.
Bu Cîze hâkinde İnbaba hudûdlarına gelince sâfî çayır ve çemenzâr bir vâdîdir kim cümle ahâlî-i Mısır'ın ve Mısır vezîrinin cümle atları anda çayırlar bir ferah-fezâ-yı ahdaristândır. Ammâ Hudâyî değildir, amelîdir. Bersîm derler bir otdur, anı tohumdan ekdikleri gece bi-emrillâh sabâha dek iki parmak biter, üçüncü gün hayvânât otlamak mümkündür. Mısır'ın cümle atları anınla çayırlar. Rûm'un yonca ta‘bîr etdikleri misilli bir giyâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y225b ·
metinde göster ·