Ammâ bu hakîr sene 1076 târîhinde Kırım diyârında Mehemmed Geray Hân hizmetinde bulunup cümle Kırım hânlarının kabri Eski Yurd nâm mahalde olmağile Mehemmed Geray Hân kendülere bir dâr-ı âhiret binâ etmeğe mübâşeret edüp esâsın hafrın kazarken bir çâr-kûşe bir beyâz mermer zâhir olup üzerinde Çağatay hat ile böyle tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
… n oğlu Keys'i ve Mevâl'i ve Tayy'ı kayd-bend ile Hicâz'a götürüp Bağdâd çölünde
yurd
verüp Keys, Keys urbânına melik oldu. Tay, Tay kabîlesine melik oldu.
Ammâ cümleden kabâ’il-i Hâşimî-i Kureyşî ve Ebathîdir kim Server-i kâ’inât ve Mefhar-i mevcûdât ol sülâle-i 256b Sâmî'den vücûda gelmişdir kim kevn ü mekân anınçün halk olup anın rû-yı âbına bâlâda tahrîr olunan elsîne-i muhtelife ve gûnâ-gûn kavm ile rûy-ı dünyâ müzeyyen olup ümmetlerinin destinde cümle milel-i muhtelife zâr [u] zebûnlardır. Kavm-i Arab'dan mâ‘adâ kabâ’il-i gûnâ-gûna acem derler. Anınçün ism-i şerîfleri "Seyyidü'l-Arab ve'l-‘Acem" deyü mevsûfdur. Bu bâlâda tahrîr olunan akvâmın netice-i ecdâdları Âdem-i Sânî, Hazret-i Nûh Necî evlâdlarından Sâm ve Hâm ve Yâfes'e müntehî olur. Dahi netice-i silsîle âhiri Âdem Safîy'de karâr bulur. Ez-în-cânib maksûd [u] merâmımız seyâhatnâmemizde Abaza kavminin ibtidâ zuhûru ahbâr-ı sikâdan Cevâhir-i Ahbâr tahrîr etmişlerdir kim ba‘de hicreti'n-Nebeviyye sene 25 târîhinde Hazret-i Ömer hilâfetinde kabâ’il-i Kureyş'den Beşe nâmında bir Arab meliki var idi. Ve hâkim-i kavî iktidâr idi. Irak ve Yesrib ve Bathâ ve Yemen ve Aden ve melik-i Seba‘ memleketlerine mutasarrıf idi. Bu mezkûr Beşe melikin beş evlâdı vücûda gelüp her biri birer fetâ bahâdır oldular. Büyük oğlu Cebel el-Hime ikincisi Arab ve üçüncüsü Keysû ve bu Keysû'nun üç oğlu oldu. Biri Keys, biri Mevâl, biri Tayy idi. Yine Beşe'nin dördüncü oğlu (---)(---)(---)(---)(---) hikmet-i Hudâ babaları Beşe, Arab melîki merhûm olup Hazret-i Ömer'in re‘yiyle mîr-i âşîretliği büyük oğlu Cebel el-Hime'ye tevcîh olundu. Bir gün bu Cebel el-Hime hatâ’en bir Arabın gözün çıkarup Arab huzûr-ı Hazret-i Ömer'e geçüp da‘vâ edince şer‘ ile Cebel el-Hime'nin gözün çıkarmak icâb etdi. Hemân Cebel el-Hime gayretinden nâmûs edüp ol gice cümle aşâ’ir [u] kabâ’iliyle ve dörd birâder-i cân-berâberiyle firâr edüp Antakiyye'de Harkil Krala varup bir karârgâh ister. Ol dahi Cebel el-Hime'ye Şam-ı Trablus dağların verüp leb-i deryâda bir şehr bünyâd eder. Hâlâ Cebeliyye şehri Cebel el-Hime binâsı olduğıyçün Cebeliyye derler. Bunda dahi kerr u ferr u dârât sâhibi olup Şam ve Medîne etrâfların nehb ü gârât başlayup üzerine Hâlid b. Velîd ve Esved ibn Mikdâd yüz bin asker ile hurûc edüp Cebel Cebelîde karâr edemeyüp gemilerle İspanya diyârına firâr edüp şehr-i azîm Avlonya dağlarında karâr etdiler. Kavm-i Kureyşî olduklarından sâkin olduğu dağlara Kuryeleş dağı ve Kuryeleş Arnavudu derler. Frenk lisânıyla muhtelit olduklarından Arnabud lisânı peyda etdiler. Hâlâ ol dağ Arnavudları cümle Arab gibi saçlı kavmdir. Ve şiğirleri ve türkileri Arab âğazeleridir. Anın içün Arnavud kavminin aslı Arabdandır kim cedleri Cebel el-Hime'dir. İlbasan kurbunda yatır. Ammâ mürted-i bî-dîn olmamışdır. Ba‘dehû evlâdı Dukad mürted olmuşdur. Avlonya ile Delvinye mâbeynindeki Dukad dağlarında sâkin olurlar. Esmerü'l-levn Arab gibi lehçeli ve saçlı Arnavudlardır. Ez-în-cânib Cebel el-Hime üzre gelen Hâlid ibn Velîd Cebel el-Hime'nin karındaşı Arab'ı ve Keysû'nun oğlu Keys'i ve Mevâl'i ve Tayy'ı kayd-bend ile Hicâz'a götürüp Bağdâd çölünde yurd verüp Keys, Keys urbânına melik oldu. Tay, Tay kabîlesine melik oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a–256b ·
metinde göster ·
verüp Laz tâ’ifesi Lazkî'den münteşir olup Laz kavminin aslı Arab'dır. Anın bir …
Ammisî Arab Ummân diyârına melîk olup ammâ Keysû ve birâder-i cân-berâberleri Lazkî ve Abazî bu üç birâderler tevâbi‘ [u] levâhıkıyle Hâlid ibn Velîd elinden firâr edüp diyâr-ı Yunaniyân'da Konya şehrine andan Kostantin'e gelüp birkaç sene karâr ederken Âl-i Emeviyûn'dan Mu‘aviye b. Ebî Süfyân'ın İslâmbol üzre hurûcların istimâ‘ edüp anda dahi karârları kalmayup gemilere süvâr olup Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn kralı Tekfur Yanvan'a varup bir cây-ı münâsib isterler. Ol dahi "Bunlar kabâ’il-i Kureyş'dendir. Bunlara "va‘de ve vefâ olmaz" deyü ibtidâ Lazki'ye Gönye kal‘asından içeri Çoruğ nehri kenarın Lazki'ye yurd verüp Laz tâ’ifesi Lazkî'den münteşir olup Laz kavminin aslı Arab'dır. Anın birâder-i vustâsı Keysû'ya Çerâkis dağların verüp anda karâr eder. Anınçün Çerâkise tâ’ifesi kabâ’il-i Kureyş urbânındandır. Ve Abâzi'ye bu Abaza vilâyetin verüp bu Karadeniz kenarında tenâsül bulup ma‘mûr [u] âbâdân etdiler. 257a Anınçün bu Abaza kavminin ecdâdları bu kabâ’il-i Kureyşdendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256b–257a ·
metinde göster ·
verüp anda kaldılar. Hâlâ Çerkesde Bozodok kavmi derler. Ammâ Abazaca dahi bili …
Evsâf-ı aşîret-i Bozodok : Beğlerinin ismi (---). Yedi bin âdeme mâlikdir. İskelelerinde on pâre İslâmbol gemisi bulup ba‘zı yârânlarımıza râst gelüp dünyâ kadar safâ etdik. Kaba saba esbâblarımızı anlara Allah emâneti verüp gulâmlarımızla sebük-bâr kaldık. Bu Bozodok kavminden Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân fethinden sonra Bozodok kavmi Çerkes vilâyetinde kûh-ı Obur dibinde yurd verüp anda kaldılar. Hâlâ Çerkesde Bozodok kavmi derler. Ammâ Abazaca dahi bilirler, bahâdır kavmdirler. Ve bu Abaza Bozodokıyla Çerkes Bozodokının mâbeynlerinde Obur dağı derler bir kûh-ı bülenddir. Mâbeynehümâları üç konakdır. Yine birbirini gelüp basup evlâdların uğurlarlar. Bu Abaza Bozodokından yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın
yurd
ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Man …
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
sâhibi Türkmân ve Ekrâd ve Ermenî kavimleridir. Dağıstân ve çengelistân ve seng …
Bu nevâhîlerin ekseriyyâ halkı yurd sâhibi Türkmân ve Ekrâd ve Ermenî kavimleridir. Dağıstân ve çengelistân ve sengistân yerleri çokdur. Nazargâh-ı şehr-i Halîlü'r-rahmân'dır. Mezâhib-i erba‘aya sâhib-i fetvâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve şehir muhtesibi ve bâcdârı ve şâhbenderi ve kapan emîni (---)(---) vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55a ·
metinde göster ·
… ederken hemân taşraya vere ile çıkan Lazka kâfirleri kendülere Sofya şehri içre
yurd
verilmediğinden dilgîr olup guzât akîblerince kal‘aya yine girüp Sırf kâfirleri …
Andan Rûm tâ’ifesi çıkup mahalle ve kenîse istediler. Andan Lazka tâ’ifesi çıkup vatan istediler, verilmeyüp Nigebolu sancağından Pilevne nâm kazâda yer gösterdiler. Ba‘dehû bâ-sulh kal‘ayı feth olup içinde bâkî kalan kırk bin güzîde Sırf-ı sarp mel‘ûnları ahid-şikenlik edüp cenge âheng etdiler. Hemân Serdâr-ı mu‘azzam Balaban Paşa guzât-ı Müslimîne "Koma kurdum!" deyüp kol kol gübâng-ı Muhammedî'ye rehâ buldurup on bir koldan yürüyüş edüp kılıçları ağzında niçe bin cüyûş-ı muvahhidîn sademât-ı top-ı kûbdan rahnedâr olmuş divârlardan içeri girüp cümle küffâr-ı Sırf'ı dendân-ı tîğa sarf ederken hemân taşraya vere ile çıkan Lazka kâfirleri kendülere Sofya şehri içre yurd verilmediğinden dilgîr olup guzât akîblerince kal‘aya yine girüp Sırf kâfirlerine imdâd edelim derken bi-emri Hayy [u] kadîr onlar dahi Sırp kavminin sırasında 138a nakd-i ömürleri bâzâr-ı ma‘rekede bir pula satılup hûnları nehr-i Iskır'a katılup vücûd-ı murdârları sahîfe-i âlemde mün‘adim olup deyyâr-ı derûn-ı kal‘ada bir cân kalmayup kal‘a-i Sofya bu minvâl üzre bâ-sulh feth olmak sadedinde iken takdîr-i Hudâ bu gûne feth olup ba‘dehû fermân-ı Gâzî Hudâvendigâr ile serdâr-ı mu‘azzam Balaban Paşa deryâ-misâl askeri üşürüp kal‘anın burc [u] bârûların kırk günde güc ile zemîne beraber etdiler. Zîrâ gâyetü'l-gâye rıbât-ı azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b–138a ·
metinde göster ·
… ‘dehû cemî‘i aşîret-i merhûm Süleymân Şâh beğliği oğlu Ertuğrul'a doğruldup "Bu
yurd
bize uğursuzdur, beğimiz bunda gark oldu." deyü Ertuğrul ile doğru Âl-i Selçuki …
Ba‘dehû cemî‘i aşîret-i merhûm Süleymân Şâh beğliği oğlu Ertuğrul'a doğruldup "Bu yurd bize uğursuzdur, beğimiz bunda gark oldu." deyü Ertuğrul ile doğru Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn'e gelüp boy beği oldu. Ba‘dehû hikmet-i Hudâ ile sene 600 târîhinde Alâeddîn-i Selçukî inkırâz bulup Ertuğrul'u boy beği etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193b ·
metinde göster ·
… Âl-i Abbâsiyân'dan Kal‘atü'l-Kepş sâhibi Sultân el-Müstekfî Billah'a gelüp bir
yurd
isterler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası n …
Herkes birer yumurta alup gitdiklerinde sâhib-i sülûk olan kişiler eyitdiler kim "Benim beyzam küçük idi, bana büyük beyza vermişler, kimisi dahi benim beyzam büyük idi küçüğün aldım" deyü birbirleri mâbeyninde bir hây hûy güft [ü] gûyâ düşdüklerinde âkıbet-endîşleri eyitdi: "Biz şimden gerü biribirimizin hakk-ı sarîhlerin yedik. Bu şehirden bed ve berekât kalkup bu şehir harâb u yebâb olmasına bu beyzalar sebeb olur." deyüp bize ne gûne belâ nâzil olur, diyerek havfe düşdüler. Âhir bunlara bir tâ‘ûn müstevlî olup bir gice on iki bin oba evcik âmedânî kalkup kat‘-ı menâzil ederek şehr-i Mısır'da Âl-i Abbâsiyân'dan Kal‘atü'l-Kepş sâhibi Sultân el-Müstekfî Billah'a gelüp bir yurd isterler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm mahalde bu kavme mesken verüp bir senede toprakdan mebnî bir şehr-i kavî ederler kim ol zamâne dek Mısır diyârında kireçden dîvâr ve türâbdan sütûh imâr görülmemiş idi. Hâlâ Mısır'ın şarkında Tophâne tarafında Ahlad Mahallesi derler niçe bin hâne-i harâb zîr-i türâb olup yatur. Niçe bininin âsâr-ı binâları ve hâne-i câmi‘leri esâsları {hâlâ} zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
… âm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın
yurd
yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak ferm …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
… azandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup
yurd
yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
… finin (---) gün şehr-i Bitlîs kurbünden kalkup deryâ-misâl asker ile avdet edüp
yurd
değişdirüp Rahova nâm mahalde menzil-i Hüsrev Paşa Hânı'nda meks olundu. Zîrâ o …
Ba‘dehû sene 1065 mâh-ı Ramazân-ı şerîfinin (---) gün şehr-i Bitlîs kurbünden kalkup deryâ-misâl asker ile avdet edüp yurd değişdirüp Rahova nâm mahalde menzil-i Hüsrev Paşa Hânı'nda meks olundu. Zîrâ ol mahalde âdem kanı râyihasından ve ordu kavminin muzahrafâtları müte‘affininden hareket olundu. Ve Ekrâd-ı haşerât şehirden ba‘îd olması ma‘kûl görülüp hicret olundu. Ve Ziyâeddîn Hân'ın devleti nizâm [u] intizâm bulmasiyçün bu mahalde bir gün tekâ‘üd fermân olunup Erzurûm eyâletinden imdâda gelen (---) aded sancak beğlerine birer hil‘at-i fâhireler ile izin verilüp serdârlarına bir hil‘at ve üç kise ve bir çeleng ve bir at-ı eşheb-i peleng ihsân olunup Erzurûm vâlîsine dahi bir mücevher hançer ve bir murassa‘ gaddâre gönderüp mektûblar verdi. Ammâ beri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd [u] bend ile zabt [u] rabt edüp Hân-ı cedîd ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup "Bir dahi Âl-i Osmân vüzerâlarının emrine inkıyâd eyle. Başın keserim ammâ hele hân oğlumun hâtırıyçün âzâd etdim" deyü hil‘at 280b giyüp dest bûs ederken Paşa, beğin kellesine eyle bir muşt-ı Âsafî urdu kim zemîni dahi iki kerre bûs edüp fakîr beğ başı yere düşdü zanneyleyüp iki kerre başın yoklayup perîşân-ı hâtır olduğundan otak kapusun gâ’ib edüp ağaları içine gitmek ister, andan taşra çıkup ol ân nefîrlerin çalmadan kalkup Şirvân'a doğru gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a–280b ·
metinde göster ·
… çeri ve sipâhân ve sâ’ir ümerâ-yı Kürdistân hem-‘inân olup tâ vakt-i sehere dek
yurd
yerinde kalırlar. Cümle iş erleri paşaya gelüp "Müşâvere edelim." derler. Paşa …
Mâdde yeniçeri ve sipâhân ve sâ’ir ümerâ-yı Kürdistân hem-‘inân olup tâ vakt-i sehere dek yurd yerinde kalırlar. Cümle iş erleri paşaya gelüp "Müşâvere edelim." derler. Paşa tevâbi‘leri "Paşa istirâhatde." derler. Ale's-seher ki olur, cümle asker-i İslâm gürûh gürûh olur. Cümle cebehâne ve bârhâne ve hazîne-i Âl-i Osmân ile toplar meydânda ve cemî‘i şühedâlar ile kalup Cığaloğlu da bir tarafa firâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a ·
metinde göster ·
… emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve
yurd
atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlar …
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… rtal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan
yurd
yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mah …
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
yerinde üç gün içinde beş binden mütecâviz esîr ibâdullâhlar dipi ve boran ve ş …
Ve bu Demirkapu'nun iç yüzündeki yurd yerinde üç gün içinde beş binden mütecâviz esîr ibâdullâhlar dipi ve boran ve şiddet-i şitâdan ve açlıkdan bu kadar binâullâhlar kırılup kar üzre kaldılar. Azîm vezni üzre nefse nefsî günleri oldu. Ve niçe yüz araba yükü mâl-ı ganâ’imler ve hayâtda esîrler meydân-ı mahabbetde kalup herkes cân ve baş halâsı kaydı bâzârına düşdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
… bları ve Çerkeziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup
yurd
yerinde hakîrden gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu eb …
Hele hakîrin eline bu mahalde iki at ve bir sedhadli semmûr kürk ve bir tîrkeş ve bir kılıç ve bir gümüşlü hıştı ve mezkûr şeyleri çavuşbaşı ve Mehemmed Efendi hakîre bağışlayup çadırıma giderken atın birini kal‘adan top ile küffâr urup ol mahalde eğeriyle kalup hâh nâ-hâh kolanın bıçağile kesüp sırma mebrûm katîfe eğer ve zeheb-i hâlis rikâbları ve Çerkeziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde hakîrden gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
yerlerinden kalkup Uyvar'ın top altındaki çemenzâr sahrâya asker-i nusret-me’se …
Ve cümle asâkir-i İslâm eski yurd yerlerinden kalkup Uyvar'ın top altındaki çemenzâr sahrâya asker-i nusret-me’ser nakl olunmalarıyçün fermân-ı vezîr-i dilîr vârid olup cümle ordu-yı İslâm kanûn-ı kadîmeleri üzre kal‘a-i Uyvar'ın top altına girüp çet-a-çet tınâb tınâba meks edüp yine etrâf-ı erba‘aya karavullar ta‘yîn olundu. Ve ol ân Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin ve cümle hazîne-i pâdişâhîyi derûn-ı kal‘ada hıfz edüp cümle asâkir-i İslâm âsûde-hâl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
… kılletinden on altı aded atlarım ve on bir aded hüddâmlarımla bir gece nihânîce
yurd
yeri değişdirir şeklinde olup Tatar ordusuna geçüp Ahmed Geray Sultân ile bir y …
Hemân hakîr bu ahvâl-i pür-melâl-i sû-i tedbîri görüp kaht [u] galâdan ve ta‘[y]înâtın kılletinden on altı aded atlarım ve on bir aded hüddâmlarımla bir gece nihânîce yurd yeri değişdirir şeklinde olup Tatar ordusuna geçüp Ahmed Geray Sultân ile bir yerde konup çayırdan çayıra atlar zevk u safâda olup hakîr cevr ü cefâyı ferâmûş etdim, ammâ yine her bâr bir iki hidmetkârımla İbrâhîm Kethudâ efendimizin ve Sadrıa‘zamın huzûrundan bir ân münfek olmazdım. Çünki ceng Cum‘aertesine kalup Cum‘a gün cümle çavuşlar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·
… erin bu Şeyh Mansûr hazretleri gasl edüp Kırım Bâğçesarâyı şehri hâricinde Eski
Yurd
nâm yerde Mâlik Eşter’i defn etmişdir. Ba‘dehu Şeyh Mansûr hazretleri bu kal‘a …
Ziyâretgâh-ı azîm eş-Şeyh Mansûr-ı Medenî: Hazret-i Risâlet’in sahâbe-i kirâmlarındandır. Hattâ Akkirmân cenginde Salsal la‘înin ok zahmıyla şehîd etdiği Mâlik Eşter hazretlerin bu Şeyh Mansûr hazretleri gasl edüp Kırım Bâğçesarâyı şehri hâricinde Eski Yurd nâm yerde Mâlik Eşter’i defn etmişdir. Ba‘dehu Şeyh Mansûr hazretleri bu kal‘a cenginde şehîd olup bu çeşmeler 123b mahallinde defn etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı binâ-yı mu‘azzamlarla âsitânesi ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a–123b ·
metinde göster ·
… si içinden aşağı enen derenin iki yanında vâki‘ olup Salâcık kapusundan tâ Eski
Yurd
kenârına varınca bu Bâğçesarây'ın şarkdan garba tûlu kâmil sekiz bin germe yiği …
İmdi Bâğçesarây'ın ibtidâ amârına bâ‘is fâtih-i cezîre-i Kırım Cuci Hân ve Ertoğmır Hân olmuşlardır. Bu şehir dahi Eski Salâcık deresi içinden aşağı enen derenin iki yanında vâki‘ olup Salâcık kapusundan tâ Eski Yurd kenârına varınca bu Bâğçesarây'ın şarkdan garba tûlu kâmil sekiz bin germe yiğit adımıdır. Yohsa bir yalı âdemi adımı değildir. Bir yalı adımıyla kâmil bir fersah tûllu bir şehr-i zîbâdır. Bir fersah on iki bin adımdır, ammâ zinde levendât hatvesiyle sekiz bin adım Bâğçesarây şehridir. Pravadi şehri gibi iki cânibi yalçın kayalı bir vâsi‘ dere içine düşmüş bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
Ancak bu derenin cânib-i şarkîsinde Eski Salâcık yolu ve taraf-ı garbında Eski
Yurd
yolu ve şimâlinde Akmescid yolu ve cenûbunda Gözlev kal‘ası yolu var. Bu dörd y …
Ancak bu derenin cânib-i şarkîsinde Eski Salâcık yolu ve taraf-ı garbında Eski Yurd yolu ve şimâlinde Akmescid yolu ve cenûbunda Gözlev kal‘ası yolu var. Bu dörd yoldan gayri Bâğçesarây'a şâhrâh yollar yokdur, ammâ kayalardan keçi gibi tırmanır piyâde yolları elbette çokdur, ammâ gayri yerleri gâyet sarpdır. Ve dörd tarafdan gelen yolların tâ kayaları bâğına gelmeyince aşağı dere içinde Bâğçesarây şehri görünmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
bâğları andan Bâğçesarây kıblesi tarafında bir bayır üzre teferrücgâh-ı musallâ …
Andan (---)(---) andan Kuba bâğları andan Eski Yurd bâğları andan Bâğçesarây kıblesi tarafında bir bayır üzre teferrücgâh-ı musallâ-yı Mehemmed Geray Hân, yetmiş seksen bin âdem alur bir vâsi‘ çemenzâr-ı hâmûndur kim bunda bir kerre ser-ber-zemîn edüp secde eden elbette sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olup 127b takarrrüb-i Hak bulur. Bu namâzgâhın kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a–127b ·
metinde göster ·
: Zamân-ı kadîmde bir şehr-i muazzam imiş. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları n …
Karye-i Eski Yurd: Zamân-ı kadîmde bir şehr-i muazzam imiş. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları nümâyândır, ammâ şimdi henüz üç yüz evli ve bâğ u bâğçeli ve her hânedânlarda âb-ı hayât suları cereyân eder bir ma‘mûr köydür. Bu cây-ı firâkda üç aded kurşumlu kubbeler içinde selef şehinşâh hânları vâdî-i hâmûşân serîrlerinde hâmûş-bâş olup yatırlar. Her kıbâb-ı pür-envârlar eyle müzeyyen ve eyle musanna‘ âvîze ve kanâdîller var kim gûyâ her bir kubbe cây-ı mehbıt-ı pür-envârdır. Niçe yüz gûne şam‘dân ve buhûrdân ve çerâğdân ve sîm ü zer kanâdîller ile ârâste ve ibrîşim hâlîçeler üzre merkad-i pür-envâr etrâflarında hüsn-i hat kelâm-ı şerîfler musanna‘ rahleler üzre pîrâste olmuş kıbâblardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130a ·
metinde göster ·
… ammîzâdelerine Kırım'a gelüp niçe nâmdârlıklar edüp âhır-ı kâr Kırım'da bu Eski
Yurd
mezâristânında medfûndur. Andan,
Andan dördüncü oğlu Bay Toğar Hân'dır kim babası Süleymân Şâh gark-ı âb olunca dâğ-ı derûnundan üç yüz aded âdemiyle ammîzâdelerine Kırım'a gelüp niçe nâmdârlıklar edüp âhır-ı kâr Kırım'da bu Eski Yurd mezâristânında medfûndur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
… z alup lâkin hürre kız vermeden Çerkezle akrabâ olup bu Şağake Çerkezistân'ında
yur[d]
edinüp sâkin olurlar. Dağlar ve sahrâlar içre göçer evli on bin aded obadır. Cü …
Yüz yaşında Çoban nâm bir mirza cemî‘i kavm-i Noğay Tatarının güzîdesidir. Bu kavim Çerkez'in Şağake nâm kabîlesiyle kardaş olup Çerkez'den kız alup lâkin hürre kız vermeden Çerkezle akrabâ olup bu Şağake Çerkezistân'ında yur[d] edinüp sâkin olurlar. Dağlar ve sahrâlar içre göçer evli on bin aded obadır. Cümle yigirmi bin aded sadaklı ve savatlı zor batır güzîde Noğay askeri olur. Gâyet bahâdır cürd atlı şecî‘ ve pür-silâh erlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
… âlle gelüp andan İslâmbol'un Pozantina kralı olan Ciniviz yanına gelüp bu Keysû
yurd
ister. Ol dahi Keysû'yu üç karındaşıyla gemilere koyup Karadeniz sâhillerinde y …
Ve ibtidâ bu Şağake Çerkezlerinin ecdâdları Mekke-i 148a Mükerreme'den bir alay kavm-i Kureyşîler firâr edüp Aneh Selme çöllerinden Irâk-ı Bağdâd'a çıkup bir bürâderi Keysû anda kalup Keys Urbânı oldu. Ve bir kabîlesi Cebeliyye'de Cebel-i Elheme'ye gelüp biri Gazze'de ammîsi Hâşim hazretlerine gelüp kalır. Ammâ Cebeliyye'de Cebel-i Elheme yanında kalan nâsa(?) oğlu Keysû Antakiyye'de kayser-i Rûm olan Hırkıl nâm kral-ı dâlle gelüp andan İslâmbol'un Pozantina kralı olan Ciniviz yanına gelüp bu Keysû yurd ister. Ol dahi Keysû'yu üç karındaşıyla gemilere koyup Karadeniz sâhillerinde yurd verir. Lazka Kureyş Arabı Trabzan'da kalır. Kavm-i Laz Lazka Kureyş'dendir. Andan Abaz Kureyş Abaza vilâyetinde kalır. Andan Keysû Kureyş Arap Anapa kal‘asına çıkup ibtidâ Keysû Şağake oğlu ile bu Karadeniz sâhilinde vatan tutunurlar. Ba‘dehu tenâsül bularak kırk aded kabîle olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b–148a ·
metinde göster ·
… d ister. Ol dahi Keysû'yu üç karındaşıyla gemilere koyup Karadeniz sâhillerinde
yurd
verir. Lazka Kureyş Arabı Trabzan'da kalır. Kavm-i Laz Lazka Kureyş'dendir. And …
Ve ibtidâ bu Şağake Çerkezlerinin ecdâdları Mekke-i 148a Mükerreme'den bir alay kavm-i Kureyşîler firâr edüp Aneh Selme çöllerinden Irâk-ı Bağdâd'a çıkup bir bürâderi Keysû anda kalup Keys Urbânı oldu. Ve bir kabîlesi Cebeliyye'de Cebel-i Elheme'ye gelüp biri Gazze'de ammîsi Hâşim hazretlerine gelüp kalır. Ammâ Cebeliyye'de Cebel-i Elheme yanında kalan nâsa(?) oğlu Keysû Antakiyye'de kayser-i Rûm olan Hırkıl nâm kral-ı dâlle gelüp andan İslâmbol'un Pozantina kralı olan Ciniviz yanına gelüp bu Keysû yurd ister. Ol dahi Keysû'yu üç karındaşıyla gemilere koyup Karadeniz sâhillerinde yurd verir. Lazka Kureyş Arabı Trabzan'da kalır. Kavm-i Laz Lazka Kureyş'dendir. Andan Abaz Kureyş Abaza vilâyetinde kalır. Andan Keysû Kureyş Arap Anapa kal‘asına çıkup ibtidâ Keysû Şağake oğlu ile bu Karadeniz sâhilinde vatan tutunurlar. Ba‘dehu tenâsül bularak kırk aded kabîle olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b–148a ·
metinde göster ·
… } Asıl ibtidâ Hulâgû Hân'ın Serâkeys Arabına {ve kabâ’il-i Tay Arabına} verdiği
yurd
bu cây-ı makâm-ı dilküşâdır kim ibtidâ kavm-i Çerâkese Şağake vilâyetinden, ba‘ …
Der-tescîl-i vilâyet-i azîm Kabartay: Kavm-i kadîm Kabarti ve Kabartay dahi derler. {Zîrâ bu Kabartay Serâkeys'in büyük oğlu idi. Bağdâd hâkinde kabâ’il-i Tay urbânı bu Kabarti'den kalmış kabâ’il-i Tay'dan galat Kabartay ve Kabarti ve Kabarta derler.} Asıl ibtidâ Hulâgû Hân'ın Serâkeys Arabına {ve kabâ’il-i Tay Arabına} verdiği yurd bu cây-ı makâm-ı dilküşâdır kim ibtidâ kavm-i Çerâkese Şağake vilâyetinden, ba‘dehu bu hâk-i pâkden neşv [ü] nemâ bulmuşlardır. Bizler dahi Hân ile bu hâke kadem basup 4 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a ·
metinde göster ·
Bunda bir hafta tekâ‘üd edüp iki pâdişâh-ı fânîlerin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup niçe zevk u safâlar edüp Hân Şamhal'a ve Şamhal bizim Hân'a ziyâfetler edüp ve Şamhal Şâh hakîre niçe ihsânlar edüp bizim Hân'a Karabudak Hân ülkesinde yurd verüp altmış pâre kendin yarlığ-ı belîğin Hân'a verüp birbirleriyle vedâ‘laşup bin aded güzîde asker refîk verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… p altı nefer oğlu kalır. Büyük oğlu ile beş aded karındaşlar Kırım'ı üleşemeyüp
yurd
eyesi olmak içün azîm vezni üzre birbirleriyle altı nefer karındaşlar ceng-i ci …
Ba‘dehu Kırım cezîresi fâtihi Cuci Hân Kırım'ı feth etdikden altı ay mürûr edüp fevt oldukd[a](---)(---) defn edüp altı nefer oğlu kalır. Büyük oğlu ile beş aded karındaşlar Kırım'ı üleşemeyüp yurd eyesi olmak içün azîm vezni üzre birbirleriyle altı nefer karındaşlar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl eyleyüp âhır-ı kâr büyük karındaşları Bereket Hân dedeleri Cingiz Hân'a varup buluşdukda "Hay bizim oğlumun oğlu cânım sen safâ geldin" deyü niçe gûne ta‘zîm ü tekrîmler edüp Bereket Hân'ın ilticâsından cihân cihân hazz edüp Kırım hânlığın Bereket Hân'a yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile verüp öbür beş nefer karındaşların Deşt-i Kıpçağ'a gelmeği fermân eyleyüp Bereket Hân cezîre-i Kırım'a müstakil pâdişâh olup âleme nizâm [u] intizâm verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a ·
metinde göster ·
… ikden şehîd olup Baba Mansûr gasl edüp Bâğçesarây'ın şimâlinde şehri karîb Eski
Yurd
nâm mahalde Mehemmed Geray Hân binâ etdiği câmi‘in mihrâbı önünde Mâlik Eşter m …
Ammâ Mâlik Eşter hazretleri dahi mel‘ûnun urduğu zahmdan ifâkat bulamayup refîkı olan Baba Mansûr hazretleriyle ikisi cezîre-i Kırım'a varup bir yıldan sonra Mâlik Eşter hazretleri ol zahm-ı mühlikden şehîd olup Baba Mansûr gasl edüp Bâğçesarây'ın şimâlinde şehri karîb Eski Yurd nâm mahalde Mehemmed Geray Hân binâ etdiği câmi‘in mihrâbı önünde Mâlik Eşter medfûn olduğu Bâğçesarây ziyâretgâhlarında mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201a ·
metinde göster ·
… bizzât iç ağaları ile menzil mahalline gelüp yine cümle develeri gerü dönderüp
yurd
yerinde kalan bî-kes huccâcın bâr [u] büngâhı ve hayme [vü] hargâhın yükledüp y …
"Devletli vezîr! Biz bu ordunun cânib-i erba‘asını hep devr etdik. şu yolumuz üzre bir göl kenârında Tarra köğü derler bir çemenzâr ve bir cânibi kumsal yerler vardır. Huccâc-ı müslimîni bu çamurdan çıkarup anda nakl edin. Yer yerden kutludur. İnşâallâh, ola kim hevâ dahi yahşi ola" deyince Paşa hazretleri derhâl cümle Türkmân beğlerine ve boylarına ve Acem hânlarına fermânlar yazup mübâşir ağalar ta‘yîn eyleyüp cümle huccâc-ı müslimîn içre ne kadar tâvûsî ve arvana ve beserek ve ner ü mâye tülü develer var ise yedi bin kadar deve cem‘ olup nefîr-i şedd-i rahile dem urulup cümle huccâc harekete şurû‘ edüp paşanın cemî‘i bâr [u] büngâhın ref‘ edüp niçe kerre yüz bin derd [ü] belâ ile gark [u] müstağrak-ı tîn [u] türâb olarak bir sâ‘at olan yere dörd beş sâ‘atde vardılar. Ammâ niçe develerin çatıları ayrılup çamur içre kaldı. Meğer bu şâm-ı şerîfin gök devesi ve beledî devesi çamura dayanmazmış. Ammâ tülü Rûmun Türkmân devesi ve Acem'in tâvûsî mâye develeri çamur deryâsın sökerek cemî‘i bârları selâmete çıkarup paşa bizzât iç ağaları ile menzil mahalline gelüp yine cümle develeri gerü dönderüp yurd yerinde kalan bî-kes huccâcın bâr [u] büngâhı ve hayme [vü] hargâhın yükledüp yurd yerine gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a ·
metinde göster ·
… d yerinde kalan bî-kes huccâcın bâr [u] büngâhı ve hayme [vü] hargâhın yükledüp
yurd
yerine gönderdi.
"Devletli vezîr! Biz bu ordunun cânib-i erba‘asını hep devr etdik. şu yolumuz üzre bir göl kenârında Tarra köğü derler bir çemenzâr ve bir cânibi kumsal yerler vardır. Huccâc-ı müslimîni bu çamurdan çıkarup anda nakl edin. Yer yerden kutludur. İnşâallâh, ola kim hevâ dahi yahşi ola" deyince Paşa hazretleri derhâl cümle Türkmân beğlerine ve boylarına ve Acem hânlarına fermânlar yazup mübâşir ağalar ta‘yîn eyleyüp cümle huccâc-ı müslimîn içre ne kadar tâvûsî ve arvana ve beserek ve ner ü mâye tülü develer var ise yedi bin kadar deve cem‘ olup nefîr-i şedd-i rahile dem urulup cümle huccâc harekete şurû‘ edüp paşanın cemî‘i bâr [u] büngâhın ref‘ edüp niçe kerre yüz bin derd [ü] belâ ile gark [u] müstağrak-ı tîn [u] türâb olarak bir sâ‘at olan yere dörd beş sâ‘atde vardılar. Ammâ niçe develerin çatıları ayrılup çamur içre kaldı. Meğer bu şâm-ı şerîfin gök devesi ve beledî devesi çamura dayanmazmış. Ammâ tülü Rûmun Türkmân devesi ve Acem'in tâvûsî mâye develeri çamur deryâsın sökerek cemî‘i bârları selâmete çıkarup paşa bizzât iç ağaları ile menzil mahalline gelüp yine cümle develeri gerü dönderüp yurd yerinde kalan bî-kes huccâcın bâr [u] büngâhı ve hayme [vü] hargâhın yükledüp yurd yerine gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a ·
metinde göster ·
yerinde bir huccâc ve bir yük kalmayınca paşa yerinden hareket etmedi. Hakîr da …
Bu hâl üzre yurd yerinde bir huccâc ve bir yük kalmayınca paşa yerinden hareket etmedi. Hakîr dahi beş Türkmân devesine bârlarım tahmîl edüp menzil yerine iki kerre vardım, geldim. Hamd-i Hudâ hevâ latîf ammâ çamur deryâsı mevc urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a ·
metinde göster ·
… tenâsül bularak zirâ‘at ile mâl-i firâvâna mâlik olup "Hayrı berekâtı mütekâsir
yurd
imiş" deyü bu mahalde bir belîde-i muhtasar binâ edüp ismine Menûf dediler.
Mürûr-ı eyyâm ile bunda tenâsül bularak zirâ‘at ile mâl-i firâvâna mâlik olup "Hayrı berekâtı mütekâsir yurd imiş" deyü bu mahalde bir belîde-i muhtasar binâ edüp ismine Menûf dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·