İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

yuva*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
111
isabet
100 cümle/beyitte
41,1
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
23 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi10944,5
Dede Korkut Kitabı261,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 111

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“yuva*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 172b–173a … ın ve Lenduhâ karlığın cemapur askeri üşüp karları hammâm kubbesi gibi top edüp yuvarlıyarak karlıklar içine itiverirler. Cümle leb-ber-leb berf-i rahmet oldukdan sonra yin …
EÇS I 191a … ü sâhib-i hâne ile niçe yârânlar güvercinler âşiyânesi önünde durup Sa‘d[î]zâde yuva kapusun açup âdet-i kadîmesi üzre güvercinlere,
EÇS I 204a Pehlivân-ı yuvarlakbâz
EÇS I 209a … üp bir bûryâ üzre komuşlardır. Bunlar Urumlara müte‘allik simitci ve harâccı ve yuvacı ve gümüş arayıcı taklîdlerinde ve Urum murabba‘âtları okumada mâhirlerdir.
EÇS I 211a … elb-i sarîh gibi talamağa başlayup bir dahi gayrı âdemlerin ayağına yüzün sürüp yuvarlanup lisân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar ve üzerlerine hamle e …
EÇS I 216b … müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd …
EÇS II 280a … bir teng ü târ u sengsâr cân bâzârı yerdir kim bir âdem kayalar üzre çıkup taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Bir tüfenkli hod kuş uçurtmaz. Böyle bir mel‘ûn boğazdır …
EÇS II 293a–293b … aycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve zağanos yuvası misâl kal‘a-i Azerbaycân-ı pür-cândır ve şekl-i murabba‘ sengîn bünyâd bir kal‘ …
EÇS II 306a Hikmet-i garâ’ib [u] acîbe-i diğer: Kaçan bu sengi ahâlî-i vilâyet yerinden yuvarlayup şehre ne kadar yakın götürürlerse ol mertebe yağmûr yağar. Şehir kenarında ol t …
EÇS II 318a–318b … ü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır , bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın i …
EÇS II 318a–318b … n, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva " şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâ …
EÇS II 349b–350a … leri kar buz üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup ol leyle-i mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olm …
EÇS III 17b Ki deryâ oldu cümleden ovamız / Yıkıldı evlerimiz hem yuvamız / Dedi âkılleri bir iş edelim / Medîne şehrine varup görelim / Ki zîrâ anda etd …
EÇS III 39a … larda bir tüfenkli, bin aded âdemi geçirmek ihtimâli yokdur. Tüfenk atmayup taş yuvarlasa kifâyet edüp kuş uçamaz. El-ıyâzen-billâh sarp ve muhavvif ve muhâtara yerlerdi …
EÇS III 62a … --) ve Mamaylı ve Pehlivânlı cümle Türkmâna serdârdır ve Kaçarlı ve Dermelek ve Yuvacık ve Keçeli ve Avşarlı ve Avcılar ve Dedeler ve Torunlar. Bunlar cümle Beğdili ka …
EÇS III 62b Avnadım / Yuvarlandım .
EÇS III 66b Ve şehrin (---) cânibinde ziyâret-i Yuvarlak Dede kurbunda Kuşçu Paşa depesinde mesîregâh-ı Cirît meydânı. Şehrin cümle fâri …
EÇS III 68a Ve ziyâret-i Yuvarlak Dede: Kuşçu Paşa'nın Cirît Meydânı Depesi kurbunda medfûndur.
EÇS III 120a … eyân eder: Kadamlı, Morvat, Hırlı, Azadlı, Aydoğdu, Laçin, Pehli, Bofan, Kamış, Yuvan , Kayran, Azatsız}
EÇS III 126b–127a … â ve Arnavutlu ve Müstahfızân ve kal‘a-i Karaharman ve Sultânkara ve Pelidli ve Yuvacı ve Abdülbârî ve Tanrıverdi ve Kocalak ve Aydın ve karye-i Sarı ve Kara Nasûh ve …
EÇS III 139a … ldükde nevm galebe edüp bir nefîr-i hâbda iken başından imâmesi minberden aşağı yuvarlanup hâbdan bîdâr olunca "Alıverin şu imâmeynin imâmesin" deyüp "Kâzımîne's-sa‘îdeyn …
EÇS IV 242b … fında asla handak yokdur ve mümkin de değildir. Zîrâ dâ’iren-mâdâr etrâfı şahin yuvalı yalçın yalama kayalardır kim bir tırnak ilişdirecek yeri yokdur ve otuz sekiz a …
EÇS IV 267a–267b … a merhamet edüp içlerinden bir kaçın çıkarup on altısın Evliyâ'ya verüp bunları yuvalarına koduydum. Bir kaçın Van Ağası Demircioğlu'na verüp var şunları deliklerine ko, …
EÇS IV 281b … Hakkarî dağlarında kepân meşhûr-ı cihândır. Bir âdem yukaru kayalardan bir taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Aşağısı çâh-ı derk-i esfel-i gayyâ deryâdır. Yukarusu yal …
EÇS IV 328a … eng derler. İki cânibi evc-i âsumâna ser çekmiş kayalı ve şahin ve zağanos kuşu yuvalı yalçın kayalardır.
EÇS V 53a … up kal‘anın bir kullesi üzre konup etrâf [u] eknâfa uçup hâr-ı hâşâklar taşıyup yuva yapmağa başladılar. Hemân kal‘a içinden bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların …
EÇS V 57b … rek Özü hâricinde varoşa getirüp niçe yüz aded bal fıçıları ve nârdenk fıçıları yuvarlayarak ve topları sürüyerek getirirlerken hemân taşra varoşun mâl-ı mâmelekin ve at de …
EÇS V 59b–60a … dedinde iken yine beş pâre kal‘adan top gülleleri karpuz gibi bunların arasında yuvarlanup gezer. Kimin hurd edüp kimisin kirşend edüp kal‘a bedenlerinden cümle guzât-ı m …
EÇS V 60a–60b … ek Ahmed Paşa bir vâkı‘a görüp Özü kal‘ası üzre kara kuşlar hâr-ı hâşâk taşıyup yuva yapmak isterler. Hemân kal‘adan bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kuyrukl …
EÇS V 60a–60b … ir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kuyrukları ve kanatları yanup yere düşüp yuvarlanurlar dedi. İmdi ol vâkı‘a rû’yâ-yı sâliha-i Melek Ahmed Paşa'dır. Ol kara kuşlar işt …
EÇS V 60a–60b … Ahmed Paşa'dır. Ol kara kuşlar işte bu kara başlı kâfirlerdir kim kal‘ayı alup yuva yapup milk edinmek isterler. Kal‘a içinden zâhir olan âteş işte bizim atdığımız …
EÇS V 67b … kal‘a-i Karahırman Karadeniz kenârındadır ve Sultân Kara ve Pelîdli ve karye-i Yuvacı ve Abdülbârî ve Tanrıverdi ve Kocalak ve Aydın ve karye-i Kara Sarı ve Kara Nas …
EÇS V 82b … yelerin alup kendi dîvânında amân u zamân vermeyüp kelleleri top gülleleri gibi yuvarlanup demleri rîzân oldu, ammâ hakkâ ki sa‘âdetlü pâdişâh-ı âdil cemî‘i katl etdiği k …
EÇS V 90b … sı gülleleri karşu Rûmeli Hisârı dağlarının tâ zirve-i a‘lâsına çıkup yine gerü yuvarlanarak deryâya düşerdi. Bu mahalde dûd-ı siyâh havâya münkalib olunca kal‘ateyn gûyâ ş …
EÇS V 121b … vâki‘ olmuşdur kim evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kırmızı kaya üzre şahin yuvası gibi bir küçük seng-tırâş kal‘a-i sâhib-i savaşdır. Hattâ bu kal‘a-i bâlânın ga …
EÇS V 138b … n (---) (---) demekdir. Bu kal‘a-i bâlâ bir sarp saru, kırmızı şahin ve zağanos yuvalı kayanın tâ zirve-i a‘lâsında evc-i semâya münkalib olmuş bir hisâr-ı üstüvârdır …
EÇS V 145a … pleriyle beş on aded nerdübânlar edüp ve bâğlarda büyük şarâb fıçıların âşikâre yuvarlayup kal‘a altına getirdiler, zîrâ kurşumun yağmur gibi yağdığından kal‘adan küffâr …
EÇS V 147a … ururlar kim kâfir kellelerin[den] cereyân eden hûn-ı insân kelleyi kelle üstüne yuvarlayup gider. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar firâr edüp dağlara ve gârlara girir. Bu …
EÇS V 150a … klı kan gibi kırmızı altundur. Anı bir zor-âver yiğit elinde ovalasa hamîr gibi yuvarlayup ezilir. Andan bulunup yaldız etseler anın bir altunu elli altun kadar mutallâ e …
EÇS V 155b … u] levâzımâtlar ve müstahfızân asker konulup guzât-ı müslimîn bu kal‘adan şahin yuvasından şikâra sunar gibi etrâf-ı kâfiristâna ve cemî‘i Hırvadistân'a kol kol asâkir-i …
EÇS V 177b … ı bülegâ ve ulemâ-yı sulehâsı çokdur, ammâ şehir sûhtevâtları ol perîşânî serçe yuvası destârlarıyla beline pala kortelasın takup eşkıyâlık etdiklerinde avâm-ı nâs ey …
EÇS VI 4a … . Ve bu derenin iki cânibi evce berâber kayalar üzre şâhin ve ispiri ve zağanos yuvaları var. Hudâ hakkıyçün bu âna gelince yigirmi bir yıl seyâhatimde böyle mahûf u mu …
EÇS VI 32a … ve Belgrad'a "El-amân" dedirüp Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye gelirlermiş ve hâlâ ol gâzîlerin odaları kal‘a içre kat-en …
EÇS VI 87a … kâmil ve sâhib-i ayârlardır. Evvelâ Memi Zâ‘im ve Şâdlı Çelebi Sipâhî ve Macar Yuvan yeniçeri ağası esîridir, ammâ gûyâ Ebû Ali Sînâ'dır. Hattâ Kitâb-ı Kanûn-ı Şifâ …
EÇS VI 97b … ve palankalar ve tabyalardır. Ve gerçi bu kal‘a küçükdür, ammâ şâhin ve şehbâz yuvasıdır . Hîn-i muhâsarada ale'l-gafle bu kal‘a içre beş bin aded âteş-i fitil tüfengli …
EÇS VI 148b … în ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yuvarlanup cânib-i erba‘amıza karavullar koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ …
EÇS VI 159a … ğer kal‘a-i Amâdiyye ve kal‘a-i Van ola. Bir kırmızı kayalı ve şâhin ve zağanos yuvalı tell-i refî‘ üzre seng-tırâş bir kal‘a-i savaş-ı hâzır-bâş bir hisâr-ı üstüvârd …
EÇS VI 159a … emân Erzurûm'a karîb kal‘a-i Kemah gibidir, ammâ bu gâyet küçükdür, lâkin şâhin yuvası kal‘a-i bî-hemtâdır. Derûn-ı hisârda ancak yigirmi aded kayağan örtülü hâneleri …
EÇS VI 159a … Halkı küffârın havfinden aşağı enemezler. Kâfir gelse kal‘adan kâfire hemân taş yuvarlarlar , aslâ top lâzım değildir. Ve kendü kal‘ası dahi bir vecih ile top ile döğülmez. …
EÇS VII 16b … âfirin Tata ve Papa ve Senmartin ve Yanık altlarına varup şikâr alup yine şâhîn yuvasına gelir gibi kal‘alarına gelüp girirler. Kerrât ile kâfire amân dedirmişlerdir.