… olan zâviye-i Uşşâkî'de medfûndur. Hâlâ ulu âsitânedir. Merkûm u merhûm âbid ü
zâhid
ve meşâyih mertebesinde ulemâ-yı âmilîn silkine münselik çelebi idi.
el-Mevlâ Mustafâ Uşşâkîzâde: Kâsımpaşa'da pederleri cenbinde ka‘betü'l-uşşâk olan zâviye-i Uşşâkî'de medfûndur. Hâlâ ulu âsitânedir. Merkûm u merhûm âbid ü zâhid ve meşâyih mertebesinde ulemâ-yı âmilîn silkine münselik çelebi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127b ·
metinde göster ·
kim Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk beline şed bağlayup on ikinci pîr etdüği bu Z …
Esnâf-ı hallâcân-ı pembe: Dükkân 104, neferât 300, pîrleri Mansûr-ı Zâhidü'l-Kattân'dır kim Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk beline şed bağlayup on ikinci pîr etdüği bu Zâhid Mansûr-ı Kattân'dır kim cümle hallâcların silsilesi ana çıkar. Kabri Bağdâd'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
… r kim Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk beline şed bağlayup on ikinci pîr etdüği bu
Zâhid
Mansûr-ı Kattân'dır kim cümle hallâcların silsilesi ana çıkar. Kabri Bağdâd'dad …
Esnâf-ı hallâcân-ı pembe: Dükkân 104, neferât 300, pîrleri Mansûr-ı Zâhidü'l-Kattân'dır kim Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk beline şed bağlayup on ikinci pîr etdüği bu Zâhid Mansûr-ı Kattân'dır kim cümle hallâcların silsilesi ana çıkar. Kabri Bağdâd'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i bahr-i vefâ ve kân-ı şifâ, rükn-i muhterem, kutb-ı muhteşem,
zâhid-i
zamâne, âbid-i yegane eş-Şeyh Hazret-i Şemseddîn Muhammed b. Alî ya‘nî Hazret-i …
Ziyâret-i bahr-i vefâ ve kân-ı şifâ, rükn-i muhterem, kutb-ı muhteşem, zâhid-i zamâne, âbid-i yegane eş-Şeyh Hazret-i Şemseddîn Muhammed b. Alî ya‘nî Hazret-i Seyyid Emîr Sultân: Hüseynî nesebdir. Buhârâ'da müştak olup edâ-yı farz içün Mekke-i Mükerreme'ye, andan Medîne-i Münevvere'ye gelüp ceddi Hazret-i Resûl'ü ziyâret ederken Medîne şürefâları "Nedir bu sende sikke-i {Âl-i} Muhammedî" deyü ta‘n [u] taarruz edüp şürefâ surresin vermezler. Hemân Hazret-i Emîr eydür "Gelin ceddimiz huzûruna varup murâfa‘a-i şer‘ olalım. Kankımız ırk-ı tâhirden ise anlar hükm buyursunlar" deyü cümle şürefâ-yı Mekkiyi Hazret-i Resûl muvâcehesine götürüp hemân Seyyid Emîr "Es-selâmu aleyke yâ Ceddî" der. Hemân Ravza-i Mutahhara içinden {"Ve aleykümü's-selâm} yâ veledî, Muhammed b. Alî" deyü sadâ-yı Resûl-i Kibriyâ gelüp "Yâ veledî, Rûh ile'r-Rûm, ma‘a'l-kandîl" buyururlar. Hemân o mahalde cümle şürefâ-yı Mekke hâk-i pây-i Emîr'e düşüp niçe yüz şürefâlar dahi bile Emîr Sultân ile Rûm'a azîmet ederler. Görseler kim havâda mu‘allak bir kandîl bile menzil-be-menzil gidüp leyle-i muzlimde üzerlerine nûr gibi şu‘le verüp tâ ki şehr-i Bursa'ya dâhil olduğu gibi ol kandîl sönüp gâ’ib oldu. Emîr Sultân cümle fukarâlarına eyitti: "Ey ihvân-ı bâ-safâlar, bizim ömrümüz, kandîl bu şehrde sönüp makâmımız bu şehr olması işâretidir" buyururlar. Hemân a‘yân-ı Bursa Emîr Sultân'ın hâk-i pâyine yüz sürüp dörd kerre yüz bin âdem mürîdi oldular. Zîrâ ol nûr-ı kandîl ile azîzin Bursa'ya dâhil olduklarını her menzîlde cümle âşıkân görüp Bursa halkı dahi üç gün üç gice o kandîli temâşâ edüp ulu sultân olduğun müşâhede etdiklerinden cümle kibâr-ı Bursa Hazret-i Emîr'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukara-yı (---)(---) oldular. Bizzât Yıldırım Bâyezîd Hân rikâblarında piyâde yürüyüp bey‘at-kerdeleri olduklarından mâ‘adâ Yıldırım Bâyezîd Hân Nilüfer Hânım nâm-ı cânım olan kerîme-i afîfesin Emîr Sultân'a tezvîc edüp azîm sürûr [u] şâdmânlar oldu. Diyâr-ı Rûm'da bir velvele-ârâ-yı azîz oldu kim cihânda yegâne-i asr oldu. Hattâ Yıldırım Hân Ulu Câmi‘i binâ edüp evvel cum‘a namâzı edâ olundukdan sonra Yıldırım Hân, Emîr Sultân'a eydür "İyi câmi‘ olmadı mı sultânım", der. Emîr Sultân eydür: "Katı müzeyyen câmi‘ olmuş ammâ ortasında beş on küp katresi harâm hamr gerekdir kim gelüp giden cemâ‘atler şarâb-ı mel‘ûndan şürb edüp gideler, hemân ol eksikdir" deyince Yıldırım Bâyezîd Hân eydür: "Yâ Sultânım! Bu ibâdethânedir. Hiç ne mümkündür kim böyle câmi‘de şarâb ola" deyü cevâb eydür. Hemân Emîr Sultân eydür: "Bak a Yıldırım, bu câmi‘i sen binâ edüp içine şarâb komağı irtikâb etmeği ma‘kûl görmedin, sen ki Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle bir katre menîden halk etdüğü tılısım-ı ism-i a‘zam ve arş [u] kürs-i kerrûbiyyândan efdal ü eşref beytullah olasın. Husûsan benî Âdem hakkında Allah "Kalbü'l-mü’mini arşullah" diye. Sen ol arşullah içre Allah'dan havf etmeden niçe gice ve gündüz şarâb-ı habîs korsun" deyince hemân Yıldırım Hân irşâd olup şarâba tevbe eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i rükn-i muhterem ve kutb-ı muhteşem, zâhid-i zemâne, âbid-i yegâne eş-Şeyh Mehemmed Üftâde Efendi: Üsküdarî Mahmûd Efendi'nin pîşvâsıdır. Bunlar tarîk-i Celvetî'dir. Lâkin Mahmûd Efendi tarîk-i Celvetî ser-çeşmesidir ve Üftâde Efendi Bursavîdir. Yine Bursa'da iç kal‘a içre câmi‘lerinde medfûndur kim bir tekye-i mu‘azzamdır. Mevtine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a ·
metinde göster ·
… ebbânelerde musannifîn ve mü’ellifînden ulu sultânlar çokdur. Cümleden fakîh ve
zâhid-i
zamâne ve âbid-i yegâne Hazret-i İmâm Hafedâne ve ana karîb eş-Şeyh İbrâhîm Küv …
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı evliyâ-yı ızâm-ı şehr-i Tebrîz-i dilâvîz: Evvelâ mezâ[ri]stân-ı Sürhâb ve mezâristân-ı Çerendâb ve mezâristân-ı Keçîlâb ve mezâristân-ı Dolyân-ı Kûh ve mezâristân-ı Heyecân. Bu mekâbirâtdan gayrı niçe yerlerde ziyârâtlar çokdur. Ammâ bu zikr olunan cebbânelerde musannifîn ve mü’ellifînden ulu sultânlar çokdur. Cümleden fakîh ve zâhid-i zamâne ve âbid-i yegâne Hazret-i İmâm Hafedâne ve ana karîb eş-Şeyh İbrâhîm Küvânân, andan Şeyh Şükür Hân, Baba Ferruh, Baba Hasan Meymendî ve Şeyh Şücâ‘ ve Kâlîn ve Şeyh Mâlîn-i Tebrîzî ve Hasan Belğârî ve Şeyh Bedreddîn-i Kirmânî ve Şeyh Nûreddîn-i Bîmâristânî, ammâ mekâbir-i Sürhâb'da başka medfen-i şu‘arâ vardır. Evvelâ kabr-i Enverî [vü] Hâkânî ve Zahîreddîn-i Fâryâbî ve Felekî-i Şîrâzî ve Şemseddîn-i Sebhâsî ve Felekî-i Şirvânî. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
Cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîm Ebü'l-feth Câmi‘i iç kal‘adadır. Andan aşağı çârsû içre şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîre ile müzdehim Zâhîd Efendi Câmi‘i, bu dahi toprak ile mestûr tarz-ı kadîm câmi‘-i atîkdir. Bir nâzük, mevzûn ve rakîk, miyân-ı serâmed tula minâre-i bâlâsı vardır, sol tarafında iki aded bâb-ı mu‘allâsı vardır. Mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn ve boyahâne-i sultânî ve kappan-ı dakîk-i dihkânı Zâhid Câmi‘i'nin yesâr tarafındadır. Ve Karı hammâmına muttasıl Kadızâde Mehemmed Çelebi Câmi‘i hayli vâsi‘ ve musanna‘ ve kâr-ı kadîm ve şîrîn-kâr câmi‘-i azîmdir. Nehr-i Çoruğ'a karîb bir garîb câmi‘i-i acîbdir. Ve Şengülbây Câmi‘i ve nehr-i Çoruğ aşrı olan şehre Yüres mahallesi derler anda, dahi bir câmi‘-i kadîm vardır. Lâkin tahta minârelidir. Bu zikr olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ mahalle mesâcidlerdir. Ve bir imâret-i ıt‘âm-ı dârü'z-ziyâfesi vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldır. Ve bir imâret-i dârü't-tedrîsi ve ders-i âmmı ve talebeleri vardır. Ve her câmi‘de ve ba‘zı zâviyelerde medrese-i hasbîler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… Bıldır Bâzâr ve mahalle-i Şayak Çoban ve mahalle-i Kal‘a Ardı ve mahalle-i Hacı
Zâhid
ve mahalle-i Ulucâmi‘ ve mahalle-i Pulur Depe ve (---)(---)(---)(---) cümle …
Gerçi "harâb"dır, ammâ gâyet metîn ü müstahkem rıhtım dolma ve Horâsânî ve tula ve seng-binâ bir kal‘a-i azîmdir. Cümle burc [u] bârûları câ-be-câ vardır, ammâ niçe yerleri harâbdır. Yine sehel şey ile ta‘mîr ü termîm olunması mümkündür. Bu aşağı harâb hisârın dâ’iren-mâdârında cümle beş aded kapudur. Evvelâ cânib-i şarkda Bâb-ı Kayseriyye ve yine şarka bâb-ı Pelâş ve yine şarka bâb-ı Tokmak ve cânib-i şimâle bâb-ı Câncûn ve taraf-ı yıldıza bâb-ı Pulur. Gerçi bu kal‘a kapuya muhtac değildir, niçe yerlerinden arabalar girer. Bu aşağı varoş kal‘a içre cümle dörd bin altı yüz bâğsız ve bâğçesiz âb-ı hayât sulu ve turâb ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle kırk aded mahallâtdır. Evvelâ Kayseriyye Kapusu mahallesi Ermenîlerdir. İki mahalledir ve bir mahalle-i Rûmdur ve Yahûdîler aslâ yokdur. Andan mahalle-i Ağcabüke ve mahalle-i Örtülüpınar ve mahalle-i Köhne Cüvân ve mahalle-i Çârsû ve mahalle-i Meydân ve mahalle-i Oğlan Çavuş ve mahalle-i Ağa Değirman ve mahalle-i Bezirci Tarlası ve mahalle-i Bıldır Bâzâr ve mahalle-i Şayak Çoban ve mahalle-i Kal‘a Ardı ve mahalle-i Hacı Zâhid ve mahalle-i Ulucâmi‘ ve mahalle-i Pulur Depe ve (---)(---)(---)(---) cümle mahallâtlardan bunlar ma‘mûr ve meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b ·
metinde göster ·
, sâhib-i cemâl havâtîn-i mü’eddebeleri vardır. Gerçi böyle bir sevâd-ı mu‘azzam …
Kelimâtları mevzûn ve dişleri lü’lü’-i meknûn, her siyâbı kendülere uykun, Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde, zâhide, sâhib-i cemâl havâtîn-i mü’eddebeleri vardır. Gerçi böyle bir sevâd-ı mu‘azzamda "Çam çakalsız olmaz" kelâmı üzre koç kaçkını eder nisvân-ı sâhib-isyânları da olur ammâ sâ’ir diyâra nazar ederek bu şehr-i Edirne aslah-ı mevcûddur. Zîrâ duhter-i pâkîze-ahterleri gâyet perhîzkâr pâkizeleri var kim henüz her biri birer gûne dürr-i yetîm-âsâ birer dürr-i nâ-sufte ve birer gonca-i nâ-şüküftedirler kim pederlerinden gayri er yüzün {görmüş} ve merd sözün istimâ‘ etmiş değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166b ·
metinde göster ·
sâhib-i cemâle havâtînleri var. Çârsû-yı bâzârda bir fertûte pîrezen dahi yokdu …
Şehr-i Diyârbekir memâlik-i Âl-i Osmân'da eyle bir diyârdır kim Hazret-i Yûnus'un du‘â-ı hayr[ı] berekâtları sebebiyle ecnâs-ı mahlûkâtun cemî‘si ile ma‘mûr oldu. Ammâ ekseriyyâ halkı Ekrâd u Türkman ve Arab u Acem'dir. Re‘âyâ vü berâyâsı cümle Ermenî'dir. Anınçün diyâr-ı E[r]men add olunur. Ve kal‘ası Şat kenârında cezîre-i Dicle'den add olunur, zîrâ Furât ile nehr-i Şat mâbeynine cezîre-i Dicle add olunur. Âb [u] hevâsınun letâfetinden halkı gâyet zekî ve sıbyânları gâyet necîb ü reşîd olup cümle halkı lisân-ı Kürdî ve Türkî ve Arabî ve Acemî ve lisân-ı Yarmenî tekellüm ederler. Talâkat-ı lisânda gâyet fusehâ-yı büleğâdan kimesneleri vardır. Ve gâyet garîb-dost u muhibb-i fukarâ âdemleri vardır. Ve cümlesi şûh u şengül ü şakrak ve nedîm ü zarîf ve nükteşinâs u tîz-fehm âdemleri vardır. Mehâbet ü salâbet ve şecâ‘atda her biri Rüstem'-akrândırlar. Ve gâyet müsinn ricâlleri ve müsinne nisvânları olur. Hakkâ ki bu vilâyetün umûmen zarâfeti gibi sâhib-i melâhatı olmaz, derler. Cümle halkı mü’min u muvahhid ve pâk-i‘tikâd u ehl-i tevhîd ve sâhib-i vera‘ âdemlerdir. Nisâ makûleleri gâyetü'l-gâye Râbi‘a-ı Adeviyye mertebesinde ehl-i perde, zâhide sâhib-i cemâle havâtînleri var. Çârsû-yı bâzârda bir fertûte pîrezen dahi yokdur. Sûk-ı sultânîde bir bint-i sagîre görseler katl ederler yâhûd pederini te’dîb ederler. Tâ bu mertebe ehl-i ırz Diyârbekir'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208b ·
metinde göster ·
el-Kattân'dır. Melek Ahmed Paşa'ya dest-kârı bir nakş seccâde hedâyâ vermişdir …
Ve cüllahlıkda gûyâ Zâhid el-Kattân'dır. Melek Ahmed Paşa'ya dest-kârı bir nakş seccâde hedâyâ vermişdir kim Mısır'da ve Isfahân'da eyle seccâde dokuyamazlar
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228b ·
metinde göster ·
… ın nakilleri üzre cümlesi hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup her biri bir
zâhide-i
sâhib-cemâl havâtînlerdir ve duhter-i pâkîze-ahterleri pederlerinden gayrı er y …
Tavsîf-i mahbûbe-i zamâne: Hudâ âlimdir nisâların görmedim, ammâ sikâ yâr-ı gârlarımızın nakilleri üzre cümlesi hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup her biri bir zâhide-i sâhib-cemâl havâtînlerdir ve duhter-i pâkîze-ahterleri pederlerinden gayrı er yüzü görmemişlerdir. Müşerref olduğumuz dostân, evvelâ velî-ni‘metimiz Mallı Kaya Çelebi ve bürâderi (---) çelebi ve Hadım Ca‘fer Ağa ve Kulağası Hüseyin Ağa ve oğulları.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b ·
metinde göster ·
… Ve mülûk-ı selâtînden ziyâret-i Şâh Gıyâseddîn bânî-i Gazvîn ve ziyâret-i Emîr
Zâhid
, Hamâ’i baş câmi‘-i müşebbek-i ibret-nümâ sâhibidir ve ziyâret-i Candemâh Hanım …
Anın kurbünde ziyâret-i Hâmeys ibn Yâfis ibn Nûh aleyhimü's-selâm merkadidir, deyü kavm-i Yarmeniyân i‘tibâr ederler. Ve mülûk-ı selâtînden ziyâret-i Şâh Gıyâseddîn bânî-i Gazvîn ve ziyâret-i Emîr Zâhid, Hamâ’i baş câmi‘-i müşebbek-i ibret-nümâ sâhibidir ve ziyâret-i Candemâh Hanım bint-i Hârûnu'r-Reşîd bir kubbe-i âlîdir ve ziyâret-i Efkende Şâh ibn Ferruhzâd, hâkim-i Bağdâd iken bunda merhûm olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… dırlar ammâ yine böyle iken her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde
zâhide-i
sâhib-cemâle havâtînleri vardır ve niçe bin duhter-i pâkîze-ahterleri ve gâyet …
Sitâyiş-i tâ’ife-i zenâne-i masdar-ı insân: Ekseriyyâ hâk-i Bağdâd'ın zenâneleri hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dür-dâne dişleri gûyâ dürr-i meknûn halk olup geysû-yı müşkbârların çim-çim ve ham-be-ham edüp sarkıddıklarında bir cihetde uşşâkı mu’âhaze edüp cânlarına bin cân u dil eyle akıdırlar ammâ yine böyle iken her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri vardır ve niçe bin duhter-i pâkîze-ahterleri ve gâyet perhîzkâr bikr-i nâ-şükûfteleri var kim gûyâ her biri birer dürr-i yektâ-yı nâ-sifte ve birer gonca-i nâ-şüküftelerdir. Pederlerinden gayrı er yüzün ve erkek sözün istimâ‘ etmiş değillerdir. Ve hokka dehen ü la‘l fâm ve sîm-beden ve nâzük endâm olurlar. Ve söze gelseler bedî‘u'l-beyân u fasîhu'l-lisân olurlar. Her birinin cünbüş-i harekâtları ve reftâr u güftârları âdemi hayrân u ser-gerdân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… d-i âferîde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü
zâhid
ü fâzıl kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâl …
Sitâyiş-i hâkimân-ı kal‘a-i Akra: Evvelâ kânûn-ı kadîm-i kavânîn-ı Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Hân tahrîri üzre bu kal‘a-i Akra eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdda İmâdiyyeyi serbest hükûmetinde hâlâ kal‘a-i Akra sancak beği hükmünde kal‘a-i kadîmdir. Lâkin beği Âl-i Osmân tarafından değildir. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre İmâdiyye hâkiminden Akra beği hil‘at giyüp tabl u alem sâhibi olup İmâdiyye hâkimiyle Bağdâd seferine ve muhâfaza ve mahâsarasına me’mûr bir mîr-i Behdinânura'dır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu olmayup evâmirleri elkâbında mîr-i mükerrem tahrîr olunup Âl-i Osmân hâs-ı harâc ü bâc u revâclarına müdâhale etmeyüp livâsı hükmünde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur ve kal‘ası ve cemî‘i hükûmâtları beğinin kabza-i tasarrufundadır. Aslâ bir ferd-i âferîde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü zâhid ü fâzıl kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâlikdir. Ve sancağı hâkinde yigirmi bin mikdârı tüfeng-endâz Ekrâd re‘âyâsına mâlikdir. Cümleden melik hâkimdir. Şimâlinde dörd konak Hakkarî hâkiyle müşâdır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i (---) Acem ile çetdeşdir. Cenûb tarafında şehr-i Şehrezûl hâkiyle hudûddeşdir. Cânib-i garbında beş konak İmâdiyye ile hem-hâkdir. Selâmetle bu kal‘aya dâhil oldukda mîr-i muhteremi Sultân Hüseyin ibn Sultân {Seyyid} idi. Murtezâ Paşa Kethudâsı Köle Yûsuf Ağa ile bu Akra kal‘asına dâhil olurken Akra beği alây-ı azîm ile istikbâlimize çıkup şehde girerken ka‘adan toplar atılup sarâyında ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup Murtezâ Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûbun ve bir eğerli raht u bahtlı küheylân atın hedâyâ verüp cihân kadar pek hazzedüp sarâyında mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375b ·
metinde göster ·
… up azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etdiklerinde İblîs anlardan bir âbid ü
zâhid
ve necîb ü reşîd gulâm olmağile Cenâb-ı Kibriyâ niçe bin melâyikeler ile İblîs' …
Der bî ayne bî şeb-i pür-nisbet şeytâni'r-racîm: Evvelâ bu İblîs-i pür-telbîs cân-ı ecinne kavminden bir gulâm idi. Babası (---) dır. Babası Şemlâl b. Eres adlu bir pâdişâhlarına âsî olup azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etdiklerinde İblîs anlardan bir âbid ü zâhid ve necîb ü reşîd gulâm olmağile Cenâb-ı Kibriyâ niçe bin melâyikeler ile İblîs'i anlara serdâr edüp Cân kavminin âsî olanlarıyla ceng edüp bu kerre İblîs kavmi Cân kavmi üzre galebe edüp cümle âsî olan Cân kavimleri âteş-i azâbdan helâk olup emr-i Hak ile İblîs Cân kavmine pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
… eyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü
zâhid
gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… leri dürr-i meknûndur kim her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde-i
zâhide-i
sâhib-cemâle havâtînlerdir. 23b
Mahbûbu memdûh değildir, ammâ mahbûbesi hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûndur kim her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde-i zâhide-i sâhib-cemâle havâtînlerdir. 23b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a–23b ·
metinde göster ·
… ndan köprü başında Sefer Baba ve kurbunda Koyun Baba ve yol aşrısında ziyâret-i
Zâhide
Bacı, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evvelâ ziyâretgâh-ı eş-şeyh Musli Efendi, ana karîb sâhibü'l-hayrât ziyâret-i Haydar Kethüdâ, ana karîb Mihâlzâde Hızır Dede ziyâreti. Andan köprü başında Sefer Baba ve kurbunda Koyun Baba ve yol aşrısında ziyâret-i Zâhide Bacı, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110a ·
metinde göster ·
Ve dahi sîm beden ve nâzik endâm mahbûbü'l-kulûb 116b püserânları var kim söze gelseler fesîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyândırlar, ammâ nisâ makûleleri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a–116b ·
metinde göster ·
… ki budur râh-ı dîn / Rûşen olanlar hakkı eyler müdâm / Kesb eder kurbet Hudâ'ya
zâhidîn
/ Câmi‘in böyle dedim târîhini / Melce-i rahmet mekân-ı âbidîn. / Sene (---)
Mustafâ Paşa bu dâr-ı rahmetiEyledi ihyâ ki budur râh-ı dînRûşen olanlar hakkı eyler müdâmKesb eder kurbet Hudâ'ya zâhidînCâmi‘in böyle dedim târîhiniMelce-i rahmet mekân-ı âbidîn.Sene (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
… {deyü} çârsû başında {beği} salb eder, ammâ "Fuzelâyi'd-dehrden gâzî ve âlim ve
zâhid
bir mîr-i muhterem idi" deyü bu mîr-i merhûmun ve kal‘a-i Novigrad'ın ahvâlin b …
Çâre olmayup derûn-ı hisârdan amân ile üç bin kadar asker-i İslâm pür-silâh kal‘adan çıkup salt [u] sebükbâr Budin'e geldiklerinde Budin vezîri Hasan Paşa Novigrad beğini "Niçün kal‘ayı kâfire verdin?" {deyü} çârsû başında {beği} salb eder, ammâ "Fuzelâyi'd-dehrden gâzî ve âlim ve zâhid bir mîr-i muhterem idi" deyü bu mîr-i merhûmun ve kal‘a-i Novigrad'ın ahvâlin böyle takrîr etdiler. Ve hakîr dahi eyle tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
. Cümleden Hüseyin Paşa câmi‘i müferrih ve cemâ‘at-i kesîrelidir, ammâ kapusu câ …
Ve cümle on aded câmi‘-i âbidân [u] zâhidândır. Cümleden Hüseyin Paşa câmi‘i müferrih ve cemâ‘at-i kesîrelidir, ammâ kapusu câmi‘in bir köşesine vâkı‘ olup bir câmi‘in kapusu böyle vâkı‘ olmamışdır. Andan nehr-i Mileşova aşırı ağaç cisir başında Veznedâr Ağa câmi‘i, bir mesîregâh ve çemenzâr yerde câmi‘-i havâdârdır. Ve bu câmi‘ önünde bir ibret-nümâ sâ‘at kullesi var, çanının sadâsı tâ Mileşova kal‘asında istimâ‘ olunur. Ve bu mahalde nehr-i Mileşova üzre bir haşeb cisri ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142b ·
metinde göster ·
havâtînleri olur. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri gâyet perhîz-kâr olur ve sıbyânl …
Der-kıyâfet-i câme-i nisvân: Cümle havâtînleri yassı başlı ve beyâz çemberli ve cümle bezden ve siyâh çukadan siyâh ferrâce geyüp Râbi‘a-i Adeviyye perdesinde zâhide havâtînleri olur. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri gâyet perhîz-kâr olur ve sıbyânları gâyet tîz-fehm olup necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ püserleri var kim niçe manzûm kitâbları hıfzen tekmîl etmişler. Tüvânâ yiğitleri ve şehbâz dilâver ü server hünerver fetâları pür-silâh olup kırkar ve ellişer aded yiğitleri küme küme olup Venedik kâfirinin Kotur kal‘asına ve Perast kal‘asına ve Pirmorya ve Loboşka cânibi kâfiriyle dâ’imâ ceng eder bir alay gâzîleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
: Bu şehrin iki tarafında cümle kırk beş aded mihrâbdır, ammâ cemâ‘at-i kesîreye …
Evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı âbidân-ı zâhidân: Bu şehrin iki tarafında cümle kırk beş aded mihrâbdır, ammâ cemâ‘at-i kesîreye mâlik olan bunlardır kim zikr olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165b ·
metinde göster ·
… hâl-ı Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşk-i Tatar değer hakkâk(?) destleri değmemiş
zâhide
sâhib-i cemele ehl-i perde havâtînleri vardır.
Der-sûret-i çîn meh-cibîn-i mahbûbe [vü] mahbûbân: Hüsn-i cemâlleri bir mertebededirler kim geysûlarının her târları şeb-târdır. Ve hâllarının her dânesi hâl-ı Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşk-i Tatar değer hakkâk(?) destleri değmemiş zâhide sâhib-i cemele ehl-i perde havâtînleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
: Cümle (---) aded mahalle buk‘aları ve mezkit ve eyneleridir. Evvelâ (---) mesc …
Sitâyiş-i mesâcidhâ-yı mahallât-ı zâhid[â]n: Cümle (---) aded mahalle buk‘aları ve mezkit ve eyneleridir. Evvelâ (---) mescidi ve (---) zâviyesi ve (---) buk‘ası (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûru bunlardır kim tekye ve medreseler mihrâbıyla cümle otuz mihrâb olup sâ’ir cevâmi‘lerin mihrâblarıyla cümle bu hisâb üzre şehr-i Siroz toksan bir mihrâbdır. Ve niçe yerde mesâcidler amâr olmadadır. Allâhümme zid. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219b ·
metinde göster ·