. Meş‘aller çerâğân edüp atlarımız ile ol gârlar içre bir sâ‘at cânib-i şimâle g …
Hattâ duhter-i Sultân Ahmed Hân olan Fâtıma Sultânzâde Süleymân Beğ ile İslâmbol ile Çatalca mâbeyninde Azadlı nâm karyede evce ser çekmiş kayaları kûhkenler nakb edüp nehr-i Tuna niçe eyyâm cereyân etdüği yerlerde alâmetleri zâhirdir. Meş‘aller çerâğân edüp atlarımız ile ol gârlar içre bir sâ‘at cânib-i şimâle gidüp temâşâ etdik, ammâ kebûter kadar yarasa kuşlarının kesretinden ve bed râyihalarından rücû‘ edüp taşraya çıkdık. Eğer selâtîn-i Âl-i Osmân himmet etse sehel bahâne ile yine nehr-i Tuna Yenibâğçe ve Aksarây içinden cereyân etmek mümkün idi, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… urşumlu Mahzen kurbündeki Tophâne'de beş yüz top âmâde idi. Hâlâ demir kapuları
zâhirdir
. Ve Sarâyburnu'nda kezâlik beş yüz pâre top mevcûd idi. Ve Kızkullesinden taşra …
Ve Kostantîn asrında Kurşumlu Mahzen kurbündeki Tophâne'de beş yüz top âmâde idi. Hâlâ demir kapuları zâhirdir. Ve Sarâyburnu'nda kezâlik beş yüz pâre top mevcûd idi. Ve Kızkullesinden taşra leb-i deryâda cânib-i erbâ‘aya nâzır ejder-i âteş-feşân-misâl yüz pâre balyemez top-ı kûpları vardı kim rû-yı deryâda bu üç kovan toplarından kuş uçmak muhâl idi. Ol ecilden deryâ tarafı havfından İslâmbol emîn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
… pâreleri Üsküdar tarafında Salacak Burnu'na ve Kadıköyüne düşdüğü pâreler hâlâ
zâhirdir
.Ve bir pâre-i azîm dahi Tophâne tarafında Fındıklı nâm kasabanın şimâlinde Çizm …
Bir rivâyetde Ebü'l-feth'in feth edeceği günler vâkı‘ oldu derler. Hulâsa-ı kelâm bu gâr-ı bârûd üzre ne kadar kâr-ı kadîm binâ-yı azîmler var ise evc-i âsumâna tayr-ı ebâbîl gibi tayerân edüp İslâmbol'dan binâ pâreleri Üsküdar tarafında Salacak Burnu'na ve Kadıköyüne düşdüğü pâreler hâlâ zâhirdir.Ve bir pâre-i azîm dahi Tophâne tarafında Fındıklı nâm kasabanın şimâlinde Çizmeciler tekyesi önünde Kabataş nâm bir şeddâdî binâ pâresi deryâ içre yatır. İslâmbol'dan tayerân edüp anda düşdüğü muhakkakdır. Böyle bir mağâra-i azîm idi. Hâlâ yine mülûk murâd edinse zuhûra gelir. Ammâ şehir harâb olup hâsılı harcını ihâta etmez derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… lerin kuşanup yedi yerden Edirnekapusu câniblerin münhedim etdükleri alâmetleri
zâhirdir
.
Edirnekapusu'ndan Cem Şâh Sa‘dî Paşa'sı cengâver bir server olup Cem Şâh ile Frengistân'da çok sâkin olup niçe bin funûn-ı ceng hâsıl edüp Edirnekapusunda isfendiyâr oğlu Şecî‘ ile yek-dil yek-cihet olup hadîs-i şerîfler mazmûnunca "fâtih-i Kostantıniyye biz olaydık" deyü iki yerden iki şecî‘ nâmdârlar ikişer yerden gayret kemerlerin kuşanup yedi yerden Edirnekapusu câniblerin münhedim etdükleri alâmetleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 27a ·
metinde göster ·
… cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismârı olan yerleri
zâhirdir
.
Mürûr-ı eyyâm ile keştî-i Nûh levhaları Cebel-i Cûde üzre kalup tâ Vezendon kıral asrında kızı Ay Sofya, Ayasofya'yı binâ ederken Hazret-i Hızır'ın ta‘lîmiyle Nûh Nebî keştîsinin tahtaların getirüp bu câmi‘-i şerîfin cümle bâbların ol levhalardan inşâ etmişlerdir. Hâlâ gemi mismârı olan yerleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… evzûn bir sommâkî üzre bir haç yazılmışdır. Üstâd anı hakk edüp yine âsâr-ı haç
zâhirdir
. Küffâr bu taşa bir milyon mâl verüp vermemişlerdir. Âhir-i kâr bir deryâ şâdum …
Ve haremin sağ cânibindeki kapunun iç yüzünde çâr-kûş[esi]nde mevzûn bir sommâkî üzre bir haç yazılmışdır. Üstâd anı hakk edüp yine âsâr-ı haç zâhirdir. Küffâr bu taşa bir milyon mâl verüp vermemişlerdir. Âhir-i kâr bir deryâ şâdumânı mahallinde Galata'da yatan kâfir galyonlarının direği üzerinden bir şâhî top güllesini kasden atup tâ Süleymâniyye câmiinin {sol} harem kapusunun aşağı eşiğin kırup top güllesi gelüp mezkûr haçlı sommâkî üzre karâr etmişdir. Ammâ yerde olmağile bir zarar isâbet etmemişdir. Me’âl-i kelâm oldur kim mel‘ûn Freng-i bed-reng ne adâvetdir ve ne mertebe üstâd topcusu vardır kim Galata'dan murâd edinüp Süleymâniyye atebe-i süflîsin urup meksûr ede. Hâlâ darb âsârı zâhirdir kim temâşâgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… dan murâd edinüp Süleymâniyye atebe-i süflîsin urup meksûr ede. Hâlâ darb âsârı
zâhirdir
kim temâşâgâh-ı ünâsdır.
Ve haremin sağ cânibindeki kapunun iç yüzünde çâr-kûş[esi]nde mevzûn bir sommâkî üzre bir haç yazılmışdır. Üstâd anı hakk edüp yine âsâr-ı haç zâhirdir. Küffâr bu taşa bir milyon mâl verüp vermemişlerdir. Âhir-i kâr bir deryâ şâdumânı mahallinde Galata'da yatan kâfir galyonlarının direği üzerinden bir şâhî top güllesini kasden atup tâ Süleymâniyye câmiinin {sol} harem kapusunun aşağı eşiğin kırup top güllesi gelüp mezkûr haçlı sommâkî üzre karâr etmişdir. Ammâ yerde olmağile bir zarar isâbet etmemişdir. Me’âl-i kelâm oldur kim mel‘ûn Freng-i bed-reng ne adâvetdir ve ne mertebe üstâd topcusu vardır kim Galata'dan murâd edinüp Süleymâniyye atebe-i süflîsin urup meksûr ede. Hâlâ darb âsârı zâhirdir kim temâşâgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… re zamânı sâfî deyristân imiş. Hâlâ Servi Burnu'nda kilisaların âsâr-ı esâsları
zâhirdir
. Ammâ cümleden istinye nâm bir râhibin kenîsesi ziyâretgâhları idi. Ciniviz kef …
Evvelâ kefere zamânı sâfî deyristân imiş. Hâlâ Servi Burnu'nda kilisaların âsâr-ı esâsları zâhirdir. Ammâ cümleden istinye nâm bir râhibin kenîsesi ziyâretgâhları idi. Ciniviz keferesi Galata'ya istîlâ etdikde istine nâm râhib deyrini bırağup cezîre-i Girid'e varup anda bir deyr binâ edüp anda sâkin oldu. Hâlâ ana dahi istiye kal‘ası derler. Anıniçün bu istinye'ye Rûm lisânınca "istiniye" derler. Bin pâre gemi alır bir liman-ı azîmin cânib-i garbında bin hâneli Rûm keferesiyle müslim hâneleri mahlût kasabadır. Üç câmi‘i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
… ded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi
zâhirdir
. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid ha …
Sebeb-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl-i hevâ içün ol kızı İslâmbol'dan bu dağlara bırağırlar. Ol kız dahi bu kûh-i bülendler içre serserî gezerken bu ılıca suyuna râst gelüp andan nûş eder. Bir kaç günde cerebleri kara kara yanup söner. Kıza ma‘lûm olur kim ol suda hâssa vardır deyüp her gün sudan nûş edüp suya girüp kırk günde vücûdu dürr-i beyza döner. Babası Yanko'dan âdemler gelüp kızı bu hâlde görünce İslâmbol'da Yanko'ya müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp bu germ-âb üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağlar benî Âdem ile bu ılıcalar hâtırıyçün ma‘mûr olur. Safâgâh mahaldir. 244b Bunda kâmil bir hafta zevk u sefâ edüp yine arabalara süvâr olup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a–244b ·
metinde göster ·
Bu âsitâne-i bâ-sa‘âdetin sebeb-i inşâsı oldur kim sene (---) târîhinde bizzât Muhammed Hacı Bektâş-ı Velî Yesev şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp diyâr-ı Rûm'da sâhib-i seccâde olmağa me’zûn olup üç yüz yetmiş fukarâ ve bu Keliğra Sultân cümle fukarâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa fethinden sonra Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruca diyârlarına gönderüp Rûm erenleri olmağa izn verüp "Dobruca'da bir böcük vardır, anı katl edüp ibâdullahı şerrinden emîn eyle" deyü Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nefer fukarâsıyla postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da Heşdek tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl-i câme ile Leh diyârında Danıska iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe zamân savma‘adan çıkmayup "Ben Sarı Saltık'ım" deyü niçe bin âdemi nihânice dîn-i Muhammedî'ye da‘vet edüp İslâm ile müşerref ederdi. Niçe zamân bu hâl ile Sarı Saltık nâmıyla seyâhat etdi. Ve kendülerinde alâ-sûret-i asfaru'l-levn olmağıla Şeyh Ahmed Yesevî hazretleri kendülere Saltık Bây nâmıyla künye demişler idi. Ammâ ism-i şerîfleri Muhammed Buhârî'dir. Ba‘dehû seyâhât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "Ey Sarı Saltık! Eğer sende kerâmet varsa benim diyârımda bir ejdehâ peydâ olup Karadeniz sâhilinde bir yalçın kaya içinde âşiyân edinüp cümle re‘âya vü berâyâm yidi. Ve hâlâ dâr-ı dünyâda iki ciğer-kûşe kızlarıma tâli‘-i kur‘a düşüp ejdere gıda olmağiçün Dobruca sahrâsında bir amûd-ı azîme kızlarım bağlamışız. Vakt-i zuhr olunca gelüp yise gerek, ammâ bu ejdere bir çâre eyle" deyü Dobruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emrillah ve bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden yemin billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından çıkarup "niyyetü'l-gazâ" deyüp bir papas kulağuz ile Dobruca sahrâsında kral kızlarının amûda bağlı olduğu yire 266b varup kızları halâs edüp bir yerde hıfz eder. Kendüsü amûd dibinde durur. Ejdehâ dahi şiddet-i hâr olunca Dobruca sahrâsından bir ejder-i heft-ser gıjgırup dâmen-ber-hevâ kec kılup mu‘tâd-ı kadîmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultân "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ" deyüp dal-satûr-ı Muhammedî olup Arapça âyetiyle bir na‘raya rehâ buldurup ejderin aşağı kellesine bir tahta kılıç niçe urursa kelle galtân olup bir şimşîr levha dahi urup bir kellesin kesüp hemân ejder dem çekim sınup bi-emri Hudâ dem-beste olup dörd başıyla firâr eder. Ardı sıra Şeyh Saltık Sultân ejderi kovarak ejder cân acısından gârına girüp Şeyh dahi akîbince girüp dörd kellesin dahi keserken ejder şeyhi der-âğûş edüp sıkar. Şeyh dahi "Yâ Hâfız-ı Müste‘ân" deyüp arkasın gârın bir cânibine dayayup şeyhin vücûdu kayaya girdüğü yer hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve iki dest-i şerîfleri ve iki kadem-i sa‘âdetleri kayaya te’sîr etdüğü alâmetleri zâhirdir. Ba‘dehû ejderin tâb [u] tüvânı kalmayup Saltık Sultân'ı koyverir. Sultan-ı merkûm eli kan, kılıcı kan, sînesi uryân, dilinde Hazret-i Kur’ân tilâvet ederek fukarâlarının yanına gelüp kralın iki kerîmesin yanına alup Dobruca kralına gitmede. Mukaddemâ kızların bağlı olduğu amûdun dibinde azîz hazretleri ejderin üç kellesin kesüp ardı sıra kovagiderken beri tarafda kulağuzluk ile gelen papas ejderin iki kulağın ve bir dilin kesüp seğirderek Dobruca kralının huzûruna kulakları ve dilleri bırağup "Müjde olsun kralım, ejderi katl edüp kızları halâs etdim, işte alâmeti" deyü kizb [u] iftirâ eder. Ân-ı sâ‘atde Saltık Sultân dahi kralın kızlarıyla gelüp tahta kılıcı kanıyla kralın huzûruna kor. Kızları kral bağırlarına basup "Ejderi kim katl etdi" deyü Dobruca Kral kerîmelerinden su‘âl eder. Kızlar dahi mâ-vak‘ı üzre Saltık Bây Sultân'ın katl etdüğün bir bir takrîr ederler. Ruhbân-ı mel‘ûn musırr olup "Elbette ben katl etdim" der. Saltık Sultân eydür "İmdi ey kral. Ejder öldürmek kerâmetdir. Bu râhib ile beni bir kazana koyup su içinde fıkır fıkır kaynadın. Kangımız ejderi öldürdü ise pişmeyüp halâs olur. Kizb söyleyüp ben öldürdüm diyen büryân olur" deyü bu da‘vâ-yı merdi edince papas-ı bî-dîn bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın ellerin ardına bağlayup kazana korlar. Dervîşânlar dahi papası muhkem kayd-bend edüp kazan içine korlar. Kazan altına âteş edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd içinde iki cân kaynamada. Beri Anadolu tarafında Kırşehri'nde Hacı Bektaş-ı Velî, destmâliyle bir kayayı silüp "Saltık Muhammed'im ıztırâbda terlemededir. Hak dest-gîr [u] mu‘în u zahîri ola" dedikde kayadan tuzlu su akardı. Hâlâ Hacı Bektâş-ı Velî tuzu ol günde hâsıl oldu. Ba‘dehû kazanın ağzın açup gördüler kim Saltık Bây Sultân arak-âlûd olup "Yâ Hayy" ismine meşgûl, ruhbân-ı mel‘ûn herse olup ancak üstühânları ve siyâh ruklesi kalmış. Bu hâli Dobruca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm'a gelmeyenlere gazâlar edüp feth [ü] fütûhâtlar etdiler. Dobruca Kral Orhân Gâzî'ye elçiler gönderüp mutî‘ [u] münkâd oldu. Orhân'dan Dobruca Krala kadı ve tuğ u alem gelüp ismi Alî Muhtâr oldu. Ba‘dehû sene-i mezbûrda Saltık Sultân vasıyyet eyledi kim "Beni gasl edüp yedi tâbût âmâde edin. Zîrâ benim içün yedi kral ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtal etseler gerekdir" deyü vasiyyet-i şerîfi üzre cümle fukarâları cem‘ olup yedi tâbût hâzır edüp azîz hazretleri dahi sene (---) târîhinde 267a dâr-ı bâkiye irtîhal edüp cümle hulefâları tevhîd [u] tezkîr ile azîzi gasl edüp bir tâbût içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a–267a ·
metinde göster ·
… i billahın biri gelüp ilm ile dahme-küşâlık edüp ana müyesser olur. Hâlâ ol gâr
zâhirdir
, ammâ genci nâ-zâhirdir. Bu Zağapa deresinde bir mutalsam-ı acîb dahi vardır de …
Evsâf-ı mutalsamât-ı Zağapa Deresi: Bu dere cânib-i erba‘asındaki dağlardan cem‘ olup nehr-i Kerkük'e mahlût olur. Bir sengistân dereli yerde yüz evli bir köyü vardır. Re‘âyâları cümle Yarmeni'dir. Bu kayada zamân-ı kadîmde bir kenz var imiş. Mağarasının kapusundan içeri bakdukda cümle cevâhir ve altun ve gümüş avânî râyegân imiş. Ammâ bâb-ı gârda iki dâne kılıç, biri inmede ve biri çıkmada. Niçe kerre kılıçlar önüne gemi direkleri koyup ol ân direği iki pâre edermiş. Ârif-i billahın biri gelüp ilm ile dahme-küşâlık edüp ana müyesser olur. Hâlâ ol gâr zâhirdir, ammâ genci nâ-zâhirdir. Bu Zağapa deresinde bir mutalsam-ı acîb dahi vardır derler, ammâ hakîr görmedim. Andan kalkup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284a ·
metinde göster ·
… ib-i garba leb-i deryâda Limân kapusu. Ve bu rıbât içre yedi pes-pâye minâreler
zâhirdir
kim isimleri ma‘lûmım değildir.
Derûn-ı kal‘ada ancak hâk-ı pâk ile sütür olmuş yetmiş aded hâne-i atîkler vardır. Ancak bir Haydar Şâh Câmi‘i var, minâresi yokdur. Bu kal‘ada hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan nişân yokdur. Lâkîn deryâ kenârında rıbât-ı azîminde bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘li ve hân ve hammâmlı ve esvâk-ı şâhîli şehr-i ma‘mûrdur kim cânib-i sülâsî sûr-ı kavî ile mebnîdir. Üç kapusu vardır, cânib-i şimâle Gîlân kapusu, cânib-i kıbleye Bâbü'l-ebvâb kal‘ası kapusu, cânib-i garba leb-i deryâda Limân kapusu. Ve bu rıbât içre yedi pes-pâye minâreler zâhirdir kim isimleri ma‘lûmım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a ·
metinde göster ·
Menzil-i nâhiye-i Geçdi: Bir nehirdir, ismi ma‘lûmum değildir. Sultân Murâd Hân Revân'a giderken bu çaydan geçüp serâperdesi zemîninde bir soffa binâ olunmuş, hâlâ âsârı zâhirdir. Kars a‘yânları cânib-i erba‘asına ba‘zı şecer-i müntehâlar diküp namazgâh etmişler. Hâlâ âyende vü revendelere mihmângâh ve bir çerâgâh soffadır. Andan yine garba (---) sâ‘atde bir hâmûn-ı mahsûldâr içre güzer ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
… dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda
zâhirdir
. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup m …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… . Zîrâ divleri haps etdükleri mahpushâneleri ve matbah-ı Hazret-i Süleymân hâlâ
zâhirdir
ve her taşı Süleymâniyye kubbesi kadar seng-trâş mücellâ ve musaykal taşlardır …
Cemî‘i müverrihîn bu kal‘a hakkında "Hazret-i Süleymân binâsıdır" deyü tahrîr etmişlerdir. Hakkâ ki Hazret-i Süleymân'ın binâsıdır. Zîrâ divleri haps etdükleri mahpushâneleri ve matbah-ı Hazret-i Süleymân hâlâ zâhirdir ve her taşı Süleymâniyye kubbesi kadar seng-trâş mücellâ ve musaykal taşlardır kim âdem gördikde vâlih [ü] hayrân olur. Her burc [u] bârûsu kûh-ı bî-sütûndan ve kûh-ı Elburz [u] kûh-ı Demâvend'den nişân verir. Ve dîvârının kaddi (---) zirâ‘ bâlâdır. Ve dâ’iren-mâdâr şekl-i (---) ve cümle (---) adımdır ve (---) nâzır (---) kapusu (---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm ibn Abdülmelik'dir. Anların zamânında bu Suruc sahrâlarında altı kerre yüz bin Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş bin yük harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i fecereler ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî toprak kal‘asıyla şehrin harâb edüp hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir ammâ kal‘adan nâm [u] nişân yokdur. Hâlâ Haleb eyâletinde sancakbeği tahtı kasaba-yı Suruc'dur. Beğinin hâssı 27.790 akçedir. Timarı 291 ve ze‘âmeti 9 ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Lâkin {cümle eyâleti sancaklarında kılıç ze‘âmet 37 ve kılıç timar 262 aded ze‘âmet ve timardır}. nevâhîlerinin ekseriyyâ mahsûlât ebvâbları bu Suruc'un ve nahiye-i Mercâbâd'ın cümle Erzurûm Karsı kulunun aklâmlarıdır kim Kars ağalarından beş yüz atlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib verilir, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd kavminden hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi ve Kûh-Binik ve Cürm Kürdü kabîleleri sâkin olup ekseriyyâ dud bâğları içinde harîr hâsıl edüp öşr-i harîr ve sâ‘ir ve alef hakkı verirler ve Türkmân'dan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… et-i İbrâhîm'e nâr[ı] gülzâr eyledi. Hâlâ ol iki aded mancınık amûdları kal‘ada
zâhirdir
kim ibret-nümâ âsâr-ı binâdır, ammâ hâlâ âletleri yokdur. Ve's-selâm.
Urfa'nın yukaru kal‘ası içinde bir yalçın püşte üzre evce ser-çekmiş şehre havâle bir kızıl kaya üzre alâmet-i mancınık oldur kim kaçan Nemrûd-ı la‘îni Hazret-i İbrâhîm dîne da‘vet etdükde İbrâhîm Nebî'yi habs edüp bu mancınıkı îcâd ve ihdâs etmişdir. Mezkûr kaya üzre meyl-i minâre-misâl iki aded amelî sütûnlar vardır kim eflâke ser çekmişdir. Ol asırda zemberekleri ve sapan keffi gibi keffi ve kalın ipleri var imiş. Hâlâ zamânımızda ıydeyn-i mübârekelerde bid‘at olan salıncak ta‘bîr etdikleri gibi salıncak keffine Hazret-i İbrâhîm'i koyup niçe yüz kavm-ı Nemrûd'u salup tâ mahall-i ma‘hûda gelince İbrâhîm Nebî ber-hevâ olduğu ân zembereklere rehâ buldurunca İbrâhîm Nebî evc-i hevâya tayerân edüp yedi kerre berk-ı hâtif gibi Cibrîl nâzil olup "Yâ İbrâhîm seni halâs edeyim" dedikde "Beni Allah halâs eder, penâhım oldur" dedikde âteş içine düşünce Cenâb-ı Kibriyâ Hazret-i İbrâhîm'e nâr[ı] gülzâr eyledi. Hâlâ ol iki aded mancınık amûdları kal‘ada zâhirdir kim ibret-nümâ âsâr-ı binâdır, ammâ hâlâ âletleri yokdur. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… Çekmece'de nehr-i Tuna zâhir olur. Zîrâ niçe yerden Tuna'dan geldiği menfezleri
zâhirdir
. Ba‘zı zamân nehr-i Tuna'ya mahsûs morina balığı ve mersin balığı ve çıka mâhîl …
Ol zamân ki Yanko ibn Madyan İslâmbol kal‘asın binâ etmeğe mübâşeret etdikde karındaşı târîh sâhibi Yanvan Kral kühene ve ilm-i hendesede ferîd-i asr idi. İslâmbol'a nehr-i Tuna'yı akıtmağa ta‘ahhüd edüp beş kerre yüz bin âdem ile Tuna'nın arz-ı irtifâ‘ın ilm-i hendese üzre alup hâlâ Tuna'nın Demirkapu ve Tahtalı nâm mahallinden kazup yedi senede İslâmbol kurbunda Âzâdlı nâm mahalle Tuna lağımların getirüp kendüsi karındâşı Yanko ibn Madyan'a gelüp "İşte bu mahalde Tuna'yı koyverdiler. İşte avret gibi saçından yedüp getirirler" deyince bi-emri Hudâ Tuna nehri şehr-i 105a İslâmbol'a girüp Yenibâğçe içinden cereyân edüp Lanka Kapusu kurbunda deryâya mahlût olmuş iken hemân mezkûr Âzâdlı karyesinden gâ’ib olup Kırkkilisa kurbunda Yenihisâr'da ve Pınarhisâr'da ve Pirevadi kurbunda Devne değirmânlarında ve bu Küçük Çekmece ve Büyük Çekmece'de nehr-i Tuna zâhir olur. Zîrâ niçe yerden Tuna'dan geldiği menfezleri zâhirdir. Ba‘zı zamân nehr-i Tuna'ya mahsûs morina balığı ve mersin balığı ve çıka mâhîleri bu buhayreden çıkar. Bir kerre Çekmece gölü sâhilinde Topkapulu Mahmûd Ağa yalısında otururken sayyâdlar bir küçük morina balığı sayd edüp Sultân İbrâhîm Hân'a hedâyâ getürdiler. Ma‘lûm oldu kim Tuna'dan menfezi vardır. Anınçün pek acı değildir. Acı deniz ile bu buhayrenin mâbeyni bir ok menzili alarkadır. Ammâ buhayreye eyyâm-ı şitâda niçe dere gelüp bu buhayreye munsab olup ayağı deryâya dâ’imâ cereyân edüp üzerinde Süleymân Hân'ın esâsı bir cisr-i azîm vardır. İtmâmı Selîm Hân-ı Sânî'de müyesser olmuşdur kim tâk-i Kisrâdan ve Kavs-ı kuzahdan nişân verir (---) göz bir kantara-i nüh-tâk-i revâkdır. İslâmbol'un cemî‘i Rûmeli diyârlarına giden hâs [u] âmmun memerridir kim hayrât-ı azîmedir. Bu buhayrenin cânib-ı selâsı ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli çiftliklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104b–105a ·
metinde göster ·
… . Hilâfet-i Ahmed Hânî'de Vezîr Nasıf Paşa münhedim etmiş. Hâlâ eser-i binâları
zâhirdir
. Ammâ imâr olan Kastamonî Şa‘bân Efendi halîfelerinden Yeniçeri Pîrî Efendi tek …
Ve cümle (---) aded tekye-i dervîşândır. Cümleden şehrin cânib-i şimâlinde bâğlar ve bâğçeler kenarında tekye-i Bektâşiyân var imiş. Görenler, bu dünyâda nazîri yok idi, deyü hikâye ederler. Hilâfet-i Ahmed Hânî'de Vezîr Nasıf Paşa münhedim etmiş. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Ammâ imâr olan Kastamonî Şa‘bân Efendi halîfelerinden Yeniçeri Pîrî Efendi tekyesi ulu âsitânedir. Ve Şeyh Pîrî aşk-ı İlâhî ile sermet bir ârif-i billahdır. Âşıkâne ve tasavvufâne penç-beyt ilâhiyâtları lisân-ı âşıkânda on iki makâm üzre tilâvet olunur bir müdevveri var. Ve tekye-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
… şimâlindeki bayırlar üzre nümâyândır. Ol mahalde bir kenîse-i ibret-nümâ temeli
zâhirdir
kim ve mine'l-iberdir. Ba‘dehû bu şehrin âb [u] hevâsından Çelebi Sultân Mehemm …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) İdrivne kralının yaylağı tahtı olmak ile ol asırda şehr-i azîm imiş. Sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Edirne'yi feth etdikde bu kal‘ayı dahi muhâsara edüp fethinde usret ve meşakkat çekdiğiyçün ba‘de'l-feth sûrunu siverin edüp harâb eder. Hâlâ eser-i binâları şehrin cânib-i şimâlindeki bayırlar üzre nümâyândır. Ol mahalde bir kenîse-i ibret-nümâ temeli zâhirdir kim ve mine'l-iberdir. Ba‘dehû bu şehrin âb [u] hevâsından Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân hazz edüp sayd [u] şikâr tarîkiyle bu şehre gelüp kesb-i tarâvet ederdi. Hâlâ şehrin cânib-i kıblesinde olan sahrâda binâ etdüğü sarâ-yı azîm esâsları oldur ve ol zamândan berü bu rabta (---)(---) sancağı hükmünde (---)(---)(---)(---)(---) dir ve yüz elli akçe payesiyle şerîf kazâdır. Senevî kadıya (---) aded ma‘mûr nâhiye kurâlarından beş kise mâl hâsıl olur. Hâlâ imâristânı Çalıkkavak balkanına muttasıl olan kûh-ı bülendlerin dâmeninde bir mürtefi‘ bayır üzre serâpâ bağlı ve bâğçeli ve âb-ı revânları cârî ve firâvân bir kasaba-i İslimye-i hûbândır. Cümle on bir mahalle ve on iki mihrâbdır. Ve iki bin beş yüz aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü büyût-ı a‘yân-ı kibâr ve gayri hâne-i müte‘addidelerdir. Cümle hânelerinin revzenleri ve tâka-i dervezeleri şehrin cânib-i kıblesinde zeyn olan sahrâ-yı ma‘mûra nâzır kat-ender-kat evleri vardır. On iki aded mihrâbın ma‘mûru çârsû içinde bir minâreli (---) câmi‘-i rûşendir. Ve cemâ‘ati 131a çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130b–131a ·
metinde göster ·
… pân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ
zâhirdir
. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edi …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
… e imâr imiş kim tûlu üç menzil ve arzı iki menzil yerlerde hâlâ eser-i binâları
zâhirdir
ve mezâristânı bir günden güç ile ubûr olunur. Cemî‘i merâkıd-ı pür-envârlarını …
Ya‘nî şehr-i Ahlat ol mertebe imâr imiş kim tûlu üç menzil ve arzı iki menzil yerlerde hâlâ eser-i binâları zâhirdir ve mezâristânı bir günden güç ile ubûr olunur. Cemî‘i merâkıd-ı pür-envârlarının kıbâblarının atabe-i ulyâları üzre yahûd seng-i mezârları üzre yahûd mermer sandûkaları üzre cümle mevtâların esmâları celî hat ile mermerlere yazılmışdır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
… nın kayasının ta zirve-i a‘lâsından bir azacık sucağız cereyân etdüği mîzâbları
zâhirdir
. Meğer bu kûh-ı bülend üzre bir sucağız var imiş ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ v …
Bu kal‘a üzre meğer felekde melekler havâle oluna, yohsa cânib-i erba‘asında bu kal‘aya hâ’il yokdur. Kıblesi ve cenûbu ve garbîsi ve yıldız tarafı ve şimâlîsi cümle Van deryâsıdır kim deryâ içre bir burun gibi çıkmış bir serâmed kayadır. Garâbet bunda kim kal‘anın kayasının ta zirve-i a‘lâsından bir azacık sucağız cereyân etdüği mîzâbları zâhirdir. Meğer bu kûh-ı bülend üzre bir sucağız var imiş ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve elli mikdârı hâne ve ambarlarında darı ve çeltikli pirinç ve altı mikdârı şâhî topları varmış. Hakkâ ki bu kal‘a kal‘a-i Kahkahâ-yı Van'dır, ammâ her bâr çıkması emr-i asîrdir. Bu kal‘anın derûnunda zahîresi oldukdan sonra, husûsan içinde suyu vardır. Buna bir vecih ile zafer mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… sahrâları balık ve neheng-i evreng gibi nümâyândır ve ba‘zı hacerler gemi gibi
zâhirdir
ve çok sengi ukâb kuşu gibi oturmış kayalardır ve bî-kıyâs kayaları gemi yelken …
Ve bu kal‘a kayaları bir acâ’ib turfe eşkâlde görünür kim niçe yerinde kayalar ejderhâ gibi aşağı sarkmış şehre hâ’il durur. Bi-emrillah başları ve gerdânları ve pençeleri âşikâredir. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden bilür ve niçe yerleri esed-hey’et kayalar görünür. Ve niçe sahrâları balık ve neheng-i evreng gibi nümâyândır ve ba‘zı hacerler gemi gibi zâhirdir ve çok sengi ukâb kuşu gibi oturmış kayalardır ve bî-kıyâs kayaları gemi yelkeni gibi çâr-kûşe ve şekl-i müselles ve şekl-i bademî beyâz ve mücellâ kayalardır. Niçe yerleri deve ve katır ve fil ve câmûs gibi mefret ü mehîb kayalardır. Ve niçe yerleri gemi gibi ve kalyon gibi ve kadırga gibi ve hammâm kubbesi gibi ve soffa-i âlî gibi gûnâ-gûn kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… düp ba‘dehû Acem bu kal‘aya istîlâ ederken Alî Beğ şehîd olup şâhrâh üzre kabri
zâhirdir
. Bu kal‘adan kalkup münâsib refîklerimiz olmağile serserî kâh şimâle ve cenûba …
Bânîsi Hârûnu'r-Reşîd'in Kızıl Oğlan nâm bir nedîm-i benâmının binâsıdır. Lisân-ı Acem'de Sorhbîd kal‘ası derler, ya‘nî Kızıl Söğüdlük kal‘ası derler ammâ kabâ’il-i Türkman-ı Avşar, Kızıl Oğlan kal‘ası derler. Nihâvend hâkinde bir söğüdlü dağlar ve özler içre bir püşte-i âlî üzre çâr-kûşe bir kal‘a-i şîrîndir, ammâ küçükdür. Cânib-i şimâli Nihâvend'e meftûh bir kapusu var, içine dâhil olmadım. Aşağıda sultânının bâğında mihmân olup bir pîr-i fânî Zâl-ı İrânî sultânı var, yüz kırk yaşındadır, dediler. Bin askere mâlikdir. Kadı ve kelenteri ve Oniki İmâm aşkına on iki hâkimi vardır kim kânûn-ı şâhân-ı İrân-ı Turan töresi ve beresi budur. Aşağı rabâtı bâğsız ve bâğçeli ve âb-ı revânlı ve üç bin hâneli avâdân kal‘a-i bahâristân-ı sorhistândır. Hakkâ ki sorhseristânları firâvândır. Bu dahi Irâk-ı Acem'den add olunur, ammâ hâk-i Şehrezûl ile müşâdır. Bu şehrin her imâreti mevcûddur. Bu kal‘ayı dahi sene 995 târîhinde {Cığalzâde} feth edüp Sorhbîd nâmında sancak edüp Akralı Alî Beğ'e ihsân edüp ba‘dehû Acem bu kal‘aya istîlâ ederken Alî Beğ şehîd olup şâhrâh üzre kabri zâhirdir. Bu kal‘adan kalkup münâsib refîklerimiz olmağile serserî kâh şimâle ve cenûba ve kıbleye ve şarka ve garba gezüp Cenâb-ı Bârî'nin niçe kerre yüz bin gûne sun‘-ı azîmlerin temâşâ edüp hamd ü senâ ederdik. Ba‘dehû yine kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309a ·
metinde göster ·
… hadîka-i gülistân [u] bostânları bir menzil yire varırmış. Hâlâ eser-i binâları
zâhirdir
kim Timur Şâh-ı pür-zor harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ bu şehr-i Kasr-ı Şîrîn Hem …
İbtidâ bânîsi ekâsire-i Enûşirvâniyân'dan Melik Pervîz'dir. Ba‘dehû Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze-ahteri Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ etmeğile ol kerîme-i sâhib-i keremin ismiyle müsemmâ olup Kasr-ı Şîrîn derler. Yohsa ibtidâ ismi tevârîhlerde Kasr-ı Pervîz'dir. Hâlâ Irâk-ı Acem'de Bağdâd'a karîb ve cânib-i cenûbu çölistânda garîb kalmış bir Kasr-ı Şîrîn iken kâh-ı harâbdır. Bu şehir zamân-ı Hârûn'da ol kadar imâr imiş kim bâğ u bâğçe ve hadîka-i gülistân [u] bostânları bir menzil yire varırmış. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir kim Timur Şâh-ı pür-zor harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ bu şehr-i Kasr-ı Şîrîn Hemedân ve şehr-i Hulvân ile üçü sac ayağı vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Kasr-ı Şîrîn'in cânib-i şarkîsinde şehr-i Gazvîn karîbdir ammâ kendisi garîbdir. Zîrâ hâlâ harâb olmadadır. Mâ-tekaddem bir hisâr-ı hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i Medyen etmiş kim devri kâmil on iki bin adımdır. Hâlâ eser-i binâları ma‘lûmdur. Her sengi hammâm kubbesi mikdârı olup demir kenidler ile ve Horasânî kec ü cıbıs u kireçler ile mebnî olup yigirmi yerde derveze alâmetleri vardır ve hâlâ imâr olmamasının sebebi oldur kim kabâ’il-i Urbân-ı Keysin ve kabâ’il-i Urbân-ı Benî Mevâl yatağı ve sâ’ir Urbân durağı ve kân-ı zâğî ü bâğî yeri oldu. Ve hevâsı gâyet bed olup her bâr bâd-ı Semûm esüp benî Âdemi helâk eder. Anınçün ol kadar âbâdân değildir. Hatta bunda bir gulâmım rîh-ı semden helâk olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313b ·
metinde göster ·
… duğu bâlâda merkûmdur. Ba‘dehû Hazret'in ağzı yârıyla imâr olan tâk-i binâ hâlâ
zâhirdir
kim zemînden kaddi eflâke ser çekdiği kâmil yüz yigirmi arş-ı âlîdir. Hâlâ her …
İbret-nümâ-yı Tâk-i Kisrâ: Nuşirevân-ı âdilin yayla sarâyı imiş. Hazret dünyâya geldikde münhedim olduğu bâlâda merkûmdur. Ba‘dehû Hazret'in ağzı yârıyla imâr olan tâk-i binâ hâlâ zâhirdir kim zemînden kaddi eflâke ser çekdiği kâmil yüz yigirmi arş-ı âlîdir. Hâlâ her sene birer tulası kaddi zemîne gark olarak bu kadde kaldı deyü nakl ederler. Zamân-ı evvelde dahi âlî imiş. Ammâ cümle eser-i binâsı serâpâ tuladır. Ammâ eyle bir tâk-ı tumturâkdır kim gûyâ tâk-ı Havernak'dır. Hâlâ Kehkeşân-âsâ semâya kemend atmış-misâl bir kûh-ı serbülenddir kim iki günlük yoldan nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
{Hıtta-i Bağdâd-ı dârü'l-İslâm'da ziyâret-i İmâm Tâhir b. Hazret-i Alî merkadi
zâhirdir
. Sene 433 târîhinde intikâlleri zâhir olmuşdur. Rahmetullahi aleyh}.
{Hıtta-i Bağdâd-ı dârü'l-İslâm'da ziyâret-i İmâm Tâhir b. Hazret-i Alî merkadi zâhirdir. Sene 433 târîhinde intikâlleri zâhir olmuşdur. Rahmetullahi aleyh}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348b ·
metinde göster ·
… Mütevekkil imiş. Ancak hâlâ temelleri zâhir ü bâhirdir. Ammâ kasabası ma‘mûr u
zâhirdir
. Ve hâkimi,
Cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî müfîd ü muhtasar beyt-i fukarâlardır. Câmi‘i ve hânı ve kahvehâneleri ve bâğ u bâğçe ve gülistânı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır. Ammâ müverrihân-ı Irâk'ın tahrîri üzre Kasr-ı el-Mütevekkil Alallah Şatt cezîrelerinden Ravza nâm bir cezîrede bir kasr-ı azîm etmiş kim içinde yetmiş hammâmı ve üç yüz aded maksûreleri ve niçe bin havz u şadırvân ve müte‘addid çile-hâne-i nakş-ı nigârhâne-i çîn hücreler var imiş. Bu Kasr-ı Ravza içre on iki bin huddâm var imiş ve her huddâma birer tarz üzre inşâ olunmuş pencere ve şâhnişînler ile ârâste ve kat-ender-kat gûnâ-gûn maksûreler ile pîrâste olmuş Kasr-ı Ravza-i Mütevekkil imiş. Ancak hâlâ temelleri zâhir ü bâhirdir. Ammâ kasabası ma‘mûr u zâhirdir. Ve hâkimi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 366b ·
metinde göster ·
… im hâlâ Ebü'l-Müslim'in kırdığı Yezîdîlerin üstühânları püşte püşte dağlar içre
zâhirdir
.
Ba‘dehû Ebü'l-Müslim-i Mervî bu mezkûr Kelek-i Mervân şehri halkın Mervânî kelek ile geçirdikleriyçün cümle Mervânîleri teberden geçirüp Kelek-i Mervân şehrin harâb u yebâb edüp ol asırdan berü ancak bir kurâ misilli geçit başında nehr-i (---) sâhilinde Cizre hudûdunda bir harâbe şekilli köy kalmışdır. Ve bu Kelek-i Murvân'ın sebeb-i tesmiyesinin sıhhati oldur kim lisân-ı Fârisî ve lisân-ı Kürd'de "mûr", karıncaya derler, ya‘nî karınca geçidi demekdir. Galat-ı meşhûr evlâ olduğundan Kelek-i Mervânî derler. Ve Mervân-ı Himâr geçdiği dahi sahîhdir kim hâlâ Ebü'l-Müslim'in kırdığı Yezîdîlerin üstühânları püşte püşte dağlar içre zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
… eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp temelinden münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları
zâhirdir
. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yerdir. Ol gece anda Kazak havfinden aslâ nevm-i …
Bu mahalle Otyarık nâmının vech-i tesmiyesi oldur kim Kırım'dan ve Özü'den bu çöl-i bî-amân ile gelen eğer gece ise bıldırdan kalmış ölen otları cem‘ edüp ot edüp karşu Akkirmân'a yarık işâreti etdiğinden Akkirmân'lı tarfetü'l-ayn içre gemilerle bu mahalle gelüp söyleşüp eğer müslim ise ve mutî‘lerden ise alup karşu geçirirler, ammâ birkaç kerre kâfirlerin Türkçe bilen Kazakları bu mahalle gelüp otları yarık edüp Akkirmân'dan kayık ile âdemler gelince cümle Akkirmânlıyı esîr edüp gitdiler. Ol zamândan berü Akkirmânlı gâfil olmayup değme âdemi bu Otyarık'dan değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd Hân-ı Velî Akkirmân'ı feth edince bu mahalle bir cây-ı menâs olmak içün bir püşte üzre bir geçit kulle-i azîmi yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp temelinden münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yerdir. Ol gece anda Kazak havfinden aslâ nevm-i râhat görmedik, zîrâ bu mahal Kazağın 54a tahta kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b–54a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû efvâh-ı nâsda ol nutk-ı dürer-bâr ile efvâh-ı nâsda Köstendil derler. Ba‘dehû küffâr sulhu bozup yine istîlâ etdikde Gâzî Durhan ve Gâzî Lala şahin'ler bu şehir üzre gelüp yine feth etdiklerinde bir dahi küffâra cây-ı râhat olmasın içün kal‘asın münhedim edüp hâlâ dağlar üzre esâs-ı binâları zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… r sedd-i calender çekmiş. Hâlâ eser-i binâları ve gayyâ-misâl hafr-i handakları
zâhirdir
. Ve Gürcistân tarafında Lezgi dağı bu Sedd-i İskender'e karîb ve kûh-ı Elburz'a …
Bu kûhdan cenûba yokuş aşağı Karadeniz sâhilinde nehr-i Faşa altı konak yerdir. Altı konak dahi Karadeniz'in Faşa boğazıdır. Bu kûhdan Karadeniz'e varınca on iki konak yerdir. İskender-i Kübrâ bu on iki konak yeri Bahr-i Harez'den tâ Bahr-i Siyâh'a varınca bu kûh-ı Elburz üstünden bir sedd-i calender çekmiş. Hâlâ eser-i binâları ve gayyâ-misâl hafr-i handakları zâhirdir. Ve Gürcistân tarafında Lezgi dağı bu Sedd-i İskender'e karîb ve kûh-ı Elburz'a muttasıl, o da bir cebel-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin yerde âsâr-ı binâları
zâhirdir
. Ve nehr-i Yaman su bu şehri ihâta edermiş. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile …
Ciniviz keferesi binâsıdır (...) depe başında bir vîrân harâb kal‘adır. Timur Hân harâb etdiğine "harâb" lafzı târîh vâki‘ olmuşdur, sene 803, zîrâ zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin yerde âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve nehr-i Yaman su bu şehri ihâta edermiş. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile leb-ber-leb olup mürûr-ı eyyâm ile nehr-i Yaman bu harâb kal‘a altından akmaz olmuş. Andan 2 [sâ‘atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
… ûn boyalarla nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol nakşın eserleri vücûd-ı gazanferde
zâhirdir
.
Ammâ bu liman-ı azîm üç yüz pâre gemi alır çanak gibi bir müdevver kapulu limandır kim beş rûzgâr-ı zorkârdan emîn olup a‘lâ demir dutar yataklı limandır. Hattâ Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa kapudan paşa-yı bahr iken bu limanda donanma-i hümâyûn gemileriyle lenger-endâht olup liman ağzında bir kulle-i azîm mendirek binâ ederken bu arslanı da temâşâ edüp gûnâ-gûn boyalarla nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ ol nakşın eserleri vücûd-ı gazanferde zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… ve manastırları var imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin aded yerlerde âsâr-ı binâlar
zâhirdir
.
Ve kamusu beş yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve mâ-i cârîli ve bâğ-ı Merâmlı cümle kârgîr binâlı kal‘a-misâl vâsi‘ sarây-ı azîmler ve gayri hânedânlardır kim cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü evlerdir, ammâ her bir hânedânlar başka başka binâ olunmuşdur. Birbirlerine muttasıl evler gâyet nâdirdir, zîrâ bir vâsi‘atü'l-aktâr zemîn-i mahsûldâr dâr-ı karârlardır. Câ-be-câ ba‘zı hânedânların aralarında tarlalar vardır, zîra vîrân yerleri çokdur. Ammâ kefere zamânı eyle amâr imiş kim hemân üç bin aded kâğıdcı dükkânı ve iki bin sırmakeş ve iki bin bıçakçı ve mıkrâsçı dükkânları ve bu kadar hân ve kenîse ve manastırları var imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin aded yerlerde âsâr-ı binâlar zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258b ·
metinde göster ·
… bir kal‘a-i azîm var imiş. Hâlâ câ-be-câ esâs-ı binâlar ve nısf burc-ı bârûlar
zâhirdir
. Ve Kaydefâ(?) melikenin karındaşı Cimcime kralenin tahtı imiş. Eyvân dîvârları …
Ammâ evâ’il-i a’sârda şimdiki hâlde şehrin tâ ortası olan Yûsuf Efendi sarâyı yeri bir mürtefi‘ zemîndir. Anda bir kal‘a-i azîm var imiş. Hâlâ câ-be-câ esâs-ı binâlar ve nısf burc-ı bârûlar zâhirdir. Ve Kaydefâ(?) melikenin karındaşı Cimcime kralenin tahtı imiş. Eyvân dîvârları hâ’itleri hüveydâdır. Sene (---) târîhinde Sarhanoğulları renc [ü] anâ ile feth edüp bir dahi küffâr-ı dûzah-karâra karârgâh olmasın içün bu kal‘a ve bu tahtgâhı esâsından münhedim edüp harâb [u] yebâb ederler. Hâlâ niçe bin kâr-ı kadîm binâ âsârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29b ·
metinde göster ·
… ü acîb yayladır. Hâlâ selâtîn-i seleflerin sarâyları ve kasr-ı âlîleri esâsları
zâhirdir
. Zîrâ mülûk-ı selef şehzâdeleri Ma‘nisa'da hâkimü'l-vakt iken bu yaylayı teferr …
Andan yine garba yokuş yukaru Şehzâde yaylasın aşup anda çadırımız bir âb-ı hayât kenârında kurup meks edüp yayla çobanlarından bir semiz kuzu alup bî-pâk [ü] bî-pervâ kebâb edüp zevk [u] safâ etdik. Ammâ garîb ü acîb yayladır. Hâlâ selâtîn-i seleflerin sarâyları ve kasr-ı âlîleri esâsları zâhirdir. Zîrâ mülûk-ı selef şehzâdeleri Ma‘nisa'da hâkimü'l-vakt iken bu yaylayı teferrücgâh edinüp beş altı ay sâkin olurlar imiş. Müverrihân-ı Rûm mâbeyninde bu yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası" demek ile ma‘rûf yayladır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33a ·
metinde göster ·
… i üç yüz kubbeli ve bin kurnalı hammâmı bu Ayasuluğ'dadır. Hâlâ âsâr-ı binâları
zâhirdir
. Ve çadırı ve gözlüğü ve sâbûnu ve bârûd-ı siyâhı ve ta‘lîm-i şeytân ile şarâb- …
Bu dünyâda üç bin aded sanâyi‘ât te'lîf etmişdir. Cümleden biri te'lîf etdüği üç yüz kubbeli ve bin kurnalı hammâmı bu Ayasuluğ'dadır. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve çadırı ve gözlüğü ve sâbûnu ve bârûd-ı siyâhı ve ta‘lîm-i şeytân ile şarâb-ı bî-hicâbı ve niçe bin sanâyi‘ât makûlesi eşyâları bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
… görünür. Ve aşağı sahrâlarında dağı ve bâğı ve bâğçeleri nakş-ı bûkalemûn-misâl
zâhirdir
. Ve bu kal‘a bir kat dîvâr görünür. Ammâ kaya üzre aşağı dîvârlarının temelleri …
Ve kal‘adan aşağı bakmağa âdem cür’et edemeyüp Akdeniz Y 108b bir halîc-misâl görünür. Ve aşağı sahrâlarında dağı ve bâğı ve bâğçeleri nakş-ı bûkalemûn-misâl zâhirdir. Ve bu kal‘a bir kat dîvâr görünür. Ammâ kaya üzre aşağı dîvârlarının temelleri on beş adım enli rıhtım ve fîl cüssesi kadar taşlar ile bünyâd olunmuşdur. Yûnân tevârîhi tahrîri üzre İslâmbol'u binâ eden Yanko ibn Madyan'ın binâsıdır, deyü tahrîr etmişlerdir. Ve hakîkatü'l-hâl kâr-ı kadîmden nişân verir. Ve içi dolma değildir, serâpâ yerli kaya üzre binâ olunmuşdur. Anıniçün kapudan içeri girdikde yokuş yukaru ve kesme kayalar üzre gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108a–Y108b ·
metinde göster ·
… kıyıları cânibinde Tekir Burnu Dacca ve Dârâhiyye(?) dağları ayak altında-misâl
zâhirdir
.
Ve bu kal‘a eyle âlîdir kim küşâde hevâda yüz otuz mîl cenûb cânibine Girid adası görünür. Ve yüz mîl kıbleye Rodos cezîresi nümâyândır. Ve yine cenûb üstüne cezîre-i Hereke ve İliki ve cezîre-i İncirli 15 mîldir. Cümle evleri görünür. Ve şark tarafında yigirmi mîl Menteşe kıyıları cânibinde Tekir Burnu Dacca ve Dârâhiyye(?) dağları ayak altında-misâl zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108b ·
metinde göster ·
. Ve bu şehir dâmen-i kûhda vâki‘dir. Ammâ şimâl cânibi küşâde olmak ile âb [u] …
Ve her evde birer âb-ı hayât mâ’-i tâhir zâhirdir. Ve bu şehir dâmen-i kûhda vâki‘dir. Ammâ şimâl cânibi küşâde olmak ile âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Ve cümle halkı garîb-dostlardır. Ekseriyyâ Teke külâhı üzre sarık sararlar. Ve dâ’imâ müsâfir ararlar. Ve çuka ferrâce ve mâvî ve neftî boğası haftan geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132b ·
metinde göster ·
… l‘ası bir cezîre-misâl ola" deyü varup hayli derin handak kazmış, hâlâ âsârları
zâhirdir
. Ömrü vefâ etmeyüp hâli üzre kalmış, eğer ol mülâhaza üzre itmâm bulsa rûy-ı ar …
Bu varoş tarafını selef krallarından biri bir denizden bir denize bin adım kumsal kara yerdir, anı kesüp iki liman denizin birbirine mahlût edüp "Alâ’iyye kal‘ası bir cezîre-misâl ola" deyü varup hayli derin handak kazmış, hâlâ âsârları zâhirdir. Ömrü vefâ etmeyüp hâli üzre kalmış, eğer ol mülâhaza üzre itmâm bulsa rûy-ı arzda berde ve bâhrde bu Alâ’iyye kal‘asının misli olmaya idi. Yine bu hâli üzre böyle bir seddi kûh-ı Bîsütûn kal‘a-i kebîr yokdur. Ammâ iç el olmak ile âdemi azdır ve bütün ehl (---)(---) sevâhil olduğundan hevâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140a ·
metinde göster ·
… mutalsam kenzleri çıkarup üstünden bir kat taşın münhedim etmiş, hâlâ âsârları
zâhirdir
.
İmdi seyyâhân-ı cihâna ve müverrihân-ı benî âdeme şöyle ayân u beyân olunur ki sene 256 târîhinde Me’mûn Halîfe Âl-i Abbasiyân'ın eşbeh-i ser-efrâzı ve gâzî ve cânbâzıdır. Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Mısır'da Ehrâm dağlarından mutalsam kenzleri çıkarup üstünden bir kat taşın münhedim etmiş, hâlâ âsârları zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150b ·
metinde göster ·
… amelî penbe-misâl topraklar yığup bâğ u bâğçeler var imiş. Hâlâ ba‘zı bâğçeleri
zâhirdir
.
El-hâsıl belde-i kebîr imiş ammâ el-iyâzü billâh bu şehrin cânib-i selâsı ol kadar taşlıkdır kim âdem ayak basacak yer bulmaz. Lâkin kadîm-i evvelde ma‘mûr iken kesret-i âdem olmak ile dere ve depelerde amelî penbe-misâl topraklar yığup bâğ u bâğçeler var imiş. Hâlâ ba‘zı bâğçeleri zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151b ·
metinde göster ·
… ardır. Hazret-i İbrâhîm Halîl'in girde-bâlişi imiş. Ser-i sa‘âdetleri yeri hâlâ
zâhirdir
. Bir kaç kerre Freng-i bedreng yerinden kal‘ edüp serîka etmeğe murâd edinüp bi …
Ve bu hâne-i sa‘âdetde mahadde-misâl tûlânî bir seng-i asfer vardır. Hazret-i İbrâhîm Halîl'in girde-bâlişi imiş. Ser-i sa‘âdetleri yeri hâlâ zâhirdir. Bir kaç kerre Freng-i bedreng yerinden kal‘ edüp serîka etmeğe murâd edinüp bir kırat koparamayup hâli üzre bırakmışlar ve bir kaçı helâk olup halâs olanlar kaçmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198a ·
metinde göster ·