ü cebbâr olup nâ-hak kan dökdüğiyçün bedeninin ve dişlerinin etleri dökülüp mür …
Böyle zâlim ü cebbâr olup nâ-hak kan dökdüğiyçün bedeninin ve dişlerinin etleri dökülüp mürd olduğu sene bu Kostantîn anın havfından Roma şehrine firâr etmişdi. Andan Tâkyânûs yerine oğlu Ferenyal kıral olup iki yıldan ol dahi mürd olup yerine bu Kostantîn-i Kübrâ kıral olup âyîn-i Îsâ üzre hayâtda olan havâriyyûnların meşveretleriyle Nûşırevân-ı Kisrâ gibi bir âdil kıral olup ibtidâ dîn-i Îsâ üzre nasrânî ya‘nî yardımcı bu olup cümle putları kırmışdır ve cümle heyâkilleri yıkmışdır ve yerlerine âyîn-i Îsâ olacak kenîseler yapmışdır. Ammâ bu Kostantîn evvel Mecûsî idi. Kıral olup gâyet şecî‘ ve bahâdır ve müdebbir ve asker-perver olup Acem diyârın cümle harâca kesüp İslâmbol kal‘asın amâr etmeğe şürû‘ eyledi. Ve ilm-i hendese üzre sûru metânet üzre istihkâm eyledi. Zîrâ cemî‘i ulûm-ı şettâyı Roma şehrinde tahsîl eyledi. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
… lât edüp mâcerâ-yı mâzîden söyleşirlerdi. Yâr-ı gâr-ı refîkinden yine bir pîr-i
zâl
güherâb var idi. Ammâ talâkat-ı lisânda fesâhat [u] belâğatına imri'l-kays ve E …
Sıhhat-i hikâyeyi beyân eder: Bu hakîrin pederi Sultân Süleymân Hân ile Belgrad ve Rodos ve Budin ve Ustolni-Belgrad fethlerinde bulunup hattâ Seğitvar gazâsında Süleymân Hân merhûm oldukda yine pederimiz ol gazâda bulunup Devlet-i Âl-i Osmân'a hidmeti sebkat etmiş bir pîr-i fânî idi. Dâ’imâ müsin âdemler ile ihtilât edüp mâcerâ-yı mâzîden söyleşirlerdi. Yâr-ı gâr-ı refîkinden yine bir pîr-i zâl güherâb var idi. Ammâ talâkat-ı lisânda fesâhat [u] belâğatına imri'l-kays ve Ebü'l-me‘âlî hempâ olamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
… ‘mîr ü termîme bir çâre olmayup münhedim olurdu. Âhir Hazret-i Hızır bir şeyh-i
zâl
sûretinde cümle ruhbâna görünüp eydir:
Ammâ beri İslâmbol tarafından Ayasofya kubbesinin kıble tarafından nısfı münhedim olup niçe kerre binâ etdiler, aslâ mümkün olup ta‘mîr ü termîme bir çâre olmayup münhedim olurdu. Âhir Hazret-i Hızır bir şeyh-i zâl sûretinde cümle ruhbâna görünüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
… Paşa ve vezîr-i sânî fâtih-i Tımışvar Ahmed Paşa, Vezîr Piyâle Kapudan Paşa ve
Zâl
Mahmûd Paşa ve Lala Kara Mustafâ Paşa ve Lala Tütünsüz Hüseyin Paşa'dır. Bu vez …
Vezîr-i a‘zamı Sokullu Mehemmed Paşa ve vezîr-i sânî fâtih-i Tımışvar Ahmed Paşa, Vezîr Piyâle Kapudan Paşa ve Zâl Mahmûd Paşa ve Lala Kara Mustafâ Paşa ve Lala Tütünsüz Hüseyin Paşa'dır. Bu vezîrlerin her biri akl-ı Arasto-tedbîr dilîr vezîr-i bî-nazîrler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a ·
metinde göster ·
… bezl etmeğe başlayup tekrâr mührü Merre Hüseyin Paşa'ya verdiler. Ammâ Haccâc-ı
zâlim
olup dîvân-ı pâdişâhîde kadı‘askereyn huzûrlarında bir monlâyı alt edüp iki yüz …
Yeniçeri ocağında Kara Mezâk re’yiyle mührü Dâvûd Paşa'ya verdiler. Yine andan mührü alup Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya verdiler. Cümle asker andan şükrân üzre olmayup mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler. Ol dahi bu derde vâlih [ü] hayrân kalup yetmiş sekiz gün ma‘zûl edüp zorbaların zûr-ı bâzûları ile mührü Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Ol dahi hazîne-i pâdişâhîyi bezl etmeğe başlayup tekrâr mührü Merre Hüseyin Paşa'ya verdiler. Ammâ Haccâc-ı zâlim olup dîvân-ı pâdişâhîde kadı‘askereyn huzûrlarında bir monlâyı alt edüp iki yüz asâ urdular. Cümle ulemâ ve sulehâ bu hâli istimâ‘ edüp Sultân Mehemmed câmi‘ine şeyhülislâm ile cem‘ olup mâbeynden müftî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a ·
metinde göster ·
… Efendi ve Kuzu Alî Ağa ve Îsâ Ağa ve bu makûle Süleymân Hânlı ihtiyâr çöngelmiş
zâl-i
zamân ve pîr-i nâ-tüvân âdemleri tahtırevân ile Revân Seferi'ne revâne etdirüp …
Ve yine Süleymân Hânlılardan niçe gazâlarda bulunan niçe ihtiyâr ve lâzımü'l-i‘tibâr kimesnelerden Unkapanı'nın iç yüzünde sâkin Ayasofya'da sergüzeşt sâhibi Gülâbî Ağa ve Zeyrekbaşı'nda Pirinccizâde'nin hânesi sâhibi Matbah Emîni Abdî Efendi ve Kuzu Alî Ağa ve Îsâ Ağa ve bu makûle Süleymân Hânlı ihtiyâr çöngelmiş zâl-i zamân ve pîr-i nâ-tüvân âdemleri tahtırevân ile Revân Seferi'ne revâne etdirüp şeb [u] rûz bu müsinn [ü] kâr-âzmûde ihtiyârlar ile meşveret ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil etdiği yerlerde ve menâzillerde celâlî ve cemâlî ve zorba yeniçeriyi kıra kıra Konya'dan Kayseriyye'ye, andan Sivas'a varup ıyd-i adhâyı anda edüp Silihdâr Mustafâ Paşa'yı nedîm-i hâs edüp vezîr-i sânî pâyesi ihsân edüp taşra çıkardılar ve yine şeref-i sohbetleri ile şeb [u] rûz müşerref idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b ·
metinde göster ·
şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim. O Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem bir gün ol nâ-resîde mazlûmı Receb Paşa lalama gönderdim. Ol dahi zorba eşkıyâlara ığmâz-ı {ayn} edüp katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye olmak üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb ü reşîd tîz-fehm sâhib-i iz‘ân bir hidmetkâr-ı mahbûb-ı cihâna ilâ-hâze'l-ân mâlik olmadım. Bî-günâh eyle mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
… îmiyle perveriş bulmuş ekûl pâdişâh idi. Böyle Rüstemâne etdiği işleri ne Sâm ü
Zâl
ve ne Nerîmân ne Efrâsiyâb ü Güstehem etmemişdir. Anlar meddâhlar dilinde memdû …
Bu mertebeler kemâl-i kuvvetinden nâşî zor-âverlikdendir. Ba-husûs ni‘met-i Perverdigâr ile ni‘met-i na‘îmiyle perveriş bulmuş ekûl pâdişâh idi. Böyle Rüstemâne etdiği işleri ne Sâm ü Zâl ve ne Nerîmân ne Efrâsiyâb ü Güstehem etmemişdir. Anlar meddâhlar dilinde memdûhdur ammâ bu pâdişâhın niçe kerre şecâ‘atleri manzûrumuz olmuşdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… e vardukda Yûsuf Paşa'yı hidmeti mukâbelesinde Cinci Hoca tahrîkiyle ol mazlûmu
zâlimler
amân vermeyüp nâ-hak şehîd etdiler.
Hamd-i Hudâ bu altıncı gazâmızda bulunup inebahtılı Durak Beğ firkateleri ile cezîre-i Çukalar'ı nehb [ü] gâret etmede bile bulunup Durak Beğ ile İnebahtı vilâyetine gidüp fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa, Âsitâne-i sa‘âdet'e Donanma-yı Hümâyûn ile vardukda Yûsuf Paşa'yı hidmeti mukâbelesinde Cinci Hoca tahrîkiyle ol mazlûmu zâlimler amân vermeyüp nâ-hak şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b ·
metinde göster ·
… rvân ve Şamâkı ve Demirkapu seferlerinde bile yüz kırk yaşında merhûm oldu. Bir
zâl-i
zamân idi.
Bu dahi (---) ay kâmil 79b sadrıa‘zam olup "Hazîneden çok mâl itlâf etdin" deyü ma‘zûl edüp sene (---) târîhinin mâh-ı (---)(---) günü efendimiz Melek Ahmed Paşa sadrıa‘zam oldu. Hâk-i İslâmbol'da Tophâne şehrinde vücûda gelüp üç yaşına bâliğ iken Abaza diyârında (---) nâm aşîretde süd vâlidesinde perveriş bulup on beşine bâliğ iken bu hakîrin vâlidesiyle Sultân Ahmed'e hedâyâ getirüp Melek'i harem-i hâssa alup vâlidemizi pederimize ihsân edüp bu hakîr andan mütevellid olmuşuz. Ammâ Melek Ahmed Paşa'nın pederi Özdemiroğlu Osmân Paşa'nın kapucular kethudâsı olup Gence ve Şirvân ve Şamâkı ve Demirkapu seferlerinde bile yüz kırk yaşında merhûm oldu. Bir zâl-i zamân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a–79b ·
metinde göster ·
… e bu İpşir Paşa lalan Van'a vardıkda kal‘a kapuların sedd edüp kal‘aya komayup ‘
zâlimsin
’ deyü redd etdiler. Zîrâ intihâ-yı serhad bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle var …
"Pâdişâhlar huzûrunda ve cemî‘i edyânda kizb harâmdır. İşte lalana rû-be-rû söylerim, yüz elli âdem ile bu İpşir Paşa lalan Van'a vardıkda kal‘a kapuların sedd edüp kal‘aya komayup ‘zâlimsin’ deyü redd etdiler. Zîrâ intihâ-yı serhad bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu yedi bin guruşdan mâ‘adâ bir îrâdı yokdur. Ol vilâyete beni hakâret içün gönderüp pâdişâhıma hilâf anlatmışlar" deyince hemân pâdişâh devât kalem getirdüp mübârek hatt-ı şerîfiyle "Üsküdar'dan Mısır'a ve Bağdâd'a ve Erzurûm'a varınca cümle Anatolu vilâyetlerinin menâsıb-ı âlîlerinin azl [u] nasbları elinde olup Van üzre serdâr-ı mu‘azzamımsın" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile harc-ı râh beş kîse altun ve yüz katar deve ve yüz katar katır ve bir serâperde-i Süleymânî ihsân edüp iki semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
nass-ı kâtı‘ı üzre celâlî ve cemâlî ve yağı ve bâğî ve dağî
zâlimleri
katline evâmîr-i şerîfler ile teftîşciler ile vilâyet vilâyet nefîr-i âmlar gid …
nass-ı kâtı‘ı üzre celâlî ve cemâlî ve yağı ve bâğî ve dağî zâlimleri katline evâmîr-i şerîfler ile teftîşciler ile vilâyet vilâyet nefîr-i âmlar gidüp Diyârbekir vâlîsi Kara Murtazâ Paşa'ya ve Erzurûm vâlîsi Gürcî Mustafâ Paşa'ya ve Haleb vâlîsi Dutsak Alî Paşa'ya emr-i şerîf ve hatt-ı şerîfler gidüp Abaza Kara Hasan Paşa üstüne me’mûr olup bir kaç gün Üsküdar'da meks edüp ba‘dehu Âsitâne-i sa‘âdete mürâca‘at olundu. Ve sene-i mezbûrun (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85a ·
metinde göster ·
pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir si …
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
Paşa huddâmlarından olup Ravza-i Rıdvân ile meşhûrdur. Edirnekapusu'nda medfûnd …
el-Mevlâ Rıdvân Efendi eş-şehîr Salıncak Rıdvân: Zâl Paşa huddâmlarından olup Ravza-i Rıdvân ile meşhûrdur. Edirnekapusu'nda medfûndur. Nâz u na‘îm ile perverde olup nâzikliğiyle reftâr etdüğiyçün beyne'l-ulemâ Salıncak Rıdvân derlerdi. Ammâ cemî‘i muhâverelerde hâzır-cevâb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 108b ·
metinde göster ·
… gidi dîvâne elinde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer
zâlim
dîvânenin burnunda bir aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balg …
"Hay gidi dîvâne elinde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda bir aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan edüp feryâd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
… dörd aded iskelesi vardır. Biri Yâvedûd iskelesi, biri Defterdâr iskelesi, biri
Zâl
Paşa iskelesi, biri Hoca Efendi iskelesi. Bu iskelelerin deryâ aşırı karşu tara …
Bu câ-yı ma‘mûrun dörd aded iskelesi vardır. Biri Yâvedûd iskelesi, biri Defterdâr iskelesi, biri Zâl Paşa iskelesi, biri Hoca Efendi iskelesi. Bu iskelelerin deryâ aşırı karşu tarafı Hâsköy ve Pîrî Paşa kasabalarıdır kim merd ü zen fark olunur mikdârı mâbeynehümâları bahr-i mâlihdir. Ve bu şehrin dahi subaşı ve kadısı vardır. Eyyûb mevleviyyeti nahîyesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel
Zâl
Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir ki …
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
… dâ cülûsunda Yeniçeri ocağı başçavuşu Kara Mezâk nâm kâtil-i Osmân Hân olan âk,
Zâlpaşa
kurbünde bir hadîka-i bahâristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim nazîri y …
İmâret-i it‘âmı yokdur ve bir hânı ve yedi tekye-i dervîşânı vardır. Ammâ Sultân Mustafâ'nın ibtidâ cülûsunda Yeniçeri ocağı başçavuşu Kara Mezâk nâm kâtil-i Osmân Hân olan âk, Zâlpaşa kurbünde bir hadîka-i bahâristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim nazîri yok idi. Hikmet-i Hudâ bir gece bir zelzele-i azîm olup Mevlevîhâne yere berâber münhedim olup zemîni bahâristân iken hâlâ bostân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
Bu şehrin tûlu Halîc kenârınca Zâlpaşa câmi‘inden tâ Kâğızhâne yolu üzre Cüvânkapucubaşı sarâyına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu cirmde olan şehr-i azîmin içinde olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
… ına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine
Zâl
Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbü …
Bu şehrin tûlu Halîc kenârınca Zâlpaşa câmi‘inden tâ Kâğızhâne yolu üzre Cüvânkapucubaşı sarâyına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu cirmde olan şehr-i azîmin içinde olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
… erdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine
Zâl
Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâ …
Bu şehrin tûlu Halîc kenârınca Zâlpaşa câmi‘inden tâ Kâğızhâne yolu üzre Cüvânkapucubaşı sarâyına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu cirmde olan şehr-i azîmin içinde olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
… üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine
Zâl'dan
yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i …
Bu şehrin tûlu Halîc kenârınca Zâlpaşa câmi‘inden tâ Kâğızhâne yolu üzre Cüvânkapucubaşı sarâyına varınca nihâyet bulup üç bin adımdır. Andan öte kiremit hânelerdir. Ve yine Zâl Paşa'dan tâ İdrîs Köşkü'ne varınca yine üç bin adımdır. Yine Zâl Paşa'dan Bülbül deresine varınca üç bin adımdır. Yine Zâl'dan yokuş yukaru Nişâncı'ya ve Topcular'a varınca üç bin adım ravza-i İremli şehr-i kebîrdir. Bu cirmde olan şehr-i azîmin içinde olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 119a ·
metinde göster ·
… bir alay kavmdirler. Tershâne-i Amîre'de cümle keştîler donanması mahallinde bu
zâlimler
hemyânları içre yüzer yüz ellişer guruş koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları …
Esnâf-ı Kâsımpaşa mukaddemleri: Nefer 155, hâlâ pîrsizlerdir. Tershâne kethudâları eli altında bî-dîn bir alay kavmdirler. Tershâne-i Amîre'de cümle keştîler donanması mahallinde bu zâlimler hemyânları içre yüzer yüz ellişer guruş koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları bozahâne ve meyhâne ve bekârhâne ve mesîregâhlara götürüp mest edüp bu kadar mîrî mâl yedin deyü küreğe korlar. Altı ay sefer edüp eline bin akçe verüp kürekden ıtlâk ederler. Eğer hazzın köşesiyse evvelbahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler kim anlar dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
Yûsuf anı şehîd edüp Bağdâ[d](---) medfûndur. Bu seyislerin içinde hûb-âvâz il …
Esnâf-ı seyisân-ı Urbân-ı uryân: Bilâ-hisâb kavmdır. Pîrleri Kanber-i Alî'dir, Selmân-ı Pâris belin bağladı, cümle sâyislerin silsilesi ana müntehîdir. Haccâc-ı Zâlim Yûsuf anı şehîd edüp Bağdâ[d](---) medfûndur. Bu seyislerin içinde hûb-âvâz ile hicâz makâmında teğannî edüp el urarak ubûr ederler. Ammâ vüzerâ seyisbaşıları atlar üzre miyânlarında tâze Arab cüvânları ile ubûr ederler. Anların ardı sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… hhatü'l-ebdân sa‘lebim nefâyis" deyüp feryâd ederek ubûr ederler. Ammâ hakkâ ki
zâlim
gâyet mukavvîdir. Yüz yaşında âdemin âlet-i cimâ‘ına tavakân verüp âdemi cüst ü …
Esnâf-ı sa‘lebciyân: Neferât iki yüz, bunların dahi dükkânları yokdur. Kış günleri hussetü's-sa‘leb derler ya‘nî tilki taşağı demek olur, Bursa'da Cebel-i Ruhbân'da ve Bingöl'de ve Eğri dağında ve Göksun yaylasında ve Ercis dağında ve Sübhân dağında ve Cûdî dağında ve Bosna'da Köprez yaylasında ve Hersek'de Çemrene yaylasında ve Samakov'da Rila yaylasında ve Filibe'de Despot yaylalarında olur. Hemân tilki hayâsı gibi bir sarımsak dişine benzer bir otdur, anı kurudup havânda un gibi edüp sükkerle pâlûde gibi pişirüp bakır ibrîklerin altında âteşler ile musanna‘ yapılmış ibrîkler ile bahârlı ve gülâblı "Râhat-ı cân sıhhatü'l-ebdân sa‘lebim nefâyis" deyüp feryâd ederek ubûr ederler. Ammâ hakkâ ki zâlim gâyet mukavvîdir. Yüz yaşında âdemin âlet-i cimâ‘ına tavakân verüp âdemi cüst ü çâpük ve serme[s]t edüp kuvvet-i nazarı dahi ziyâde eder. Yetmiş hâssasın Hekîm Dâvûd, Tezkiresi'nde tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… butluğ ve kübe ve görümlü nâm gazâ geyimlerine müstağrak olup Sâm u Nerîmân ve
Zâl
[u] Güstehem-vâr şecî‘âne ubûr ederler.
Bu ehl-i hıref seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn kerevke ve Kabarti ve Dağıstânî ve Kumukî zırhlar ile 181b dükkânçelerin zeyn edüp kendiler dahi zırh [u] zireh-külâh ve cebe ve cevşen togulka ve kolçağ ve serpenâh ve kaz göğsü ve butluğ ve kübe ve görümlü nâm gazâ geyimlerine müstağrak olup Sâm u Nerîmân ve Zâl [u] Güstehem-vâr şecî‘âne ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a–181b ·
metinde göster ·
… ın içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba
zâlimler
elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidü …
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
Ve selef pehlivânlardan Şâhnâme'de yazduğı üzre Sâm ü Nerîmân'ı ve
Zâl
ü Köstehem'i ve Rüstem [ü] Efrâsiyâb'ı ve Şagât'ı ve Pîjen-i Menûçehr'i ve Ferî …
Ve selef pehlivânlardan Şâhnâme'de yazduğı üzre Sâm ü Nerîmân'ı ve Zâl ü Köstehem'i ve Rüstem [ü] Efrâsiyâb'ı ve Şagât'ı ve Pîjen-i Menûçehr'i ve Ferîdûn'u ve Demirci Kâve ve Dahhâk'ı bu pehlivânları dahi eyle tasvîr edüp yazarlar kim her biri gûyâ birbirlerine hamle etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… sâzıdır ve tanbûra gibidir ammâ hurda ve târları üç teldir ve perdelidir, lâkin
zâlim
gâyet sûznâk sâzdır. Mahalleler arasında çalınsa vâlide ve hemşîre ve hala ve d …
Sâzendegân-ı tel tanbûr[a]cıyân: Nefer 400, Kütâhiyye'de iftedli oğlu te’lîf etmiş. Ammâ zenpâre sâzıdır ve tanbûra gibidir ammâ hurda ve târları üç teldir ve perdelidir, lâkin zâlim gâyet sûznâk sâzdır. Mahalleler arasında çalınsa vâlide ve hemşîre ve hala ve deyzemiz pençerelere cem‘ olup bakmaları mukarrerdir. Ammâ bu ordu alayında çalanlar Yenge Kırığı Nasıf ve Şehlâ Yûsuf ve Kuyumcu Alî ve Türk Ese. Dörd yüz âdem sâz ile ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
Şâh ve Hurrem Şâh ve Fitne Şâh ve Yûsuf Şâh ve Mîrzâ Şâh bir Çerkes gulâmı idi, …
Evvelâ Cân Memi Şâh ve Zâlim Şâh ve Hurrem Şâh ve Fitne Şâh ve Yûsuf Şâh ve Mîrzâ Şâh bir Çerkes gulâmı idi, hakkâ kim melikden eşref idi. Bunlar İslâmbol içre iştihâr verüp Murâd Hân huzûrunda fasl edüp meşhûr-ı âfâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… dir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup
zâlim
suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı i …
Cümleden âb-ı hayât-ı Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve beyâz ve rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve Kepizbaşı ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı ve Samanlı Kaynak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kaynağı ve Kral Kaynağı ve Murâd Dede Kaynağı, ve'l-hâsıl on yedi aded kaynağ-ı azîmler vardır kim mâh-ı Temmûz'da bunların birine benî Âdem elin sokup üç taş çıkarmağa kâdir değildir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup zâlim suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı ile kapanup su cereyân eder. Ammâ elbette suların lezzeti ve levni müteğayyir olur. Ammâ rûz-ı rûşende fışkı dökmek ihtimâlleri yokdur kim hâkim haklarından gelir. Ammâ sâhib-i tab‘ olan kimesneler mezkûr on yedi kaynaklardan ve niçe yüz pâk çeşmelerden su getirüp nûş edüp safâ ederler. El-hâsıl Bursa demek, sudan ibâret bir kelâmdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… ân Ermeni kızı ol mahalde yüzün göğe dutup 239b "Ey Ebû İshâk Sultân, beni bu
zâlimlerin
elinden kurtar. Allah ile ahdim olsun, tapduğun Muhammed dînine girüp senin tür …
Sebeb-i Menâkıb : Sene (---) târîhinde Abaza Paşa celâlî olup Erzurûm'da kapandıkda sekbân haşerâtları Kânköy nâm bir karyeye varup niçe avânlık edüp köy içre niçe fesâdâtlar ederler. Bir hânda bir mahbûbe Yar-meni kızı haber alup anı tasarruf etmeğe kasd edüp Ermeninin hânesin basarlar. Hemân Ermeni kızı ol mahalde yüzün göğe dutup 239b "Ey Ebû İshâk Sultân, beni bu zâlimlerin elinden kurtar. Allah ile ahdim olsun, tapduğun Muhammed dînine girüp senin türbene hizmet ideyim" deyü derûn-ı dilden Cenâb-ı Bârî'ye teveccüh-i tâm edince, bi-emrillahi Te‘âlâ ol duhter ak sakallu pîr olup durur. Eşkıyâ sekbânlar içeri girüp kızı tecessüs ederler. Mümkün olup bulamayup hâ’ib u hâsir giderler. Andan ol sakallı kız âsitâne-i Ebû İshâk'a gelüp cümle huzzâr-ı meclis huzûrunda İslâm ile müşerref olup türbedâr olmuşdu. Hakîr üç kerre manzûrımız olup hayr du‘â-yı pîrezen ile behre-mend olmuşduk. Bu Bursa içre olan Ebû İshâk Kâzvinî'nin makâmıdır kim Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Deveciler mezâristânının mukâbelesinde bir tekye-i dervîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239a–239b ·
metinde göster ·
… r‘î bir kaç akçe alınsa hemân re‘âyâları üç günde İslâmbol'a varup şikâyet edüp
zâlim
olan hâkimin hakkından gelirler. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve nakîb …
Evvelâ nâhiye-i Etrâfşehir ve nâhiye-i Gökçesu ve nâhiye-i Sazak, Gerede yolu solundadır ve nâhiye-i Dörd(ler) dîvân ve nâhiye-i Yağlıca (---). Kadısına senevî beş bin guruş olur, beğine on beş bin guruş olur. Ammâ gâyet adâlet etmek gerek. Nâ-şer‘î bir kaç akçe alınsa hemân re‘âyâları üç günde İslâmbol'a varup şikâyet edüp zâlim olan hâkimin hakkından gelirler. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Gerçi Türkistândır ammâ a‘yân [u] eşrâfı ve tüccârı çokdur. Gerçekden bir ma‘mûr ve âbâdân şehr-i mu‘azzamdır kim bir topraklı dağ arasında vâkı‘ olmuş otuz dörd mahalle ve otuz dörd mihrâb ve cümle üç bin tahta örtülü hâne-i zîbâlardır. Câbecâ ankâ kimesnelerin hâneleri ve hânları kiremit örtülüdür. Paşasarây ve Şemsi Paşa sarâyı ve Paşa sarâyı ve Zülfikâr {Ağa sarâyı} ma‘mûr bâğ-ı İrem-misâl sarâylardır. Ve cümle (---) cum‘a edâ olunur câmi‘ vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
… ayup cân havlinden karşu kenarda bir söğüt dalına sarılup atdan ayrıldım. Meğer
zâlim
su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân edermiş. Güç ile cân halâs edüp …
Menzil-i karye-i Hacı Hamza: Hamzavî Hacı Hamza kim Habîb-i Karamânî halîfesidir. Bu karyede mütevellid olup iştihâr verdiğiçün Hacı Hamza Köyü derler. Zulümden ahâlîsi dağda bir ma‘mûr kurâda sâkin olurlar. Târîk-ı âm üzre ancak bir köhne câmi‘i kalmış, gayrı büyûtları harâbdır. Nehr-i Kızılırmak kenarıdır. Karşu cânibi sâfî bâğ u bâğçeler ile müzeyyendir. Bu nehr-i Kızılırmağ'ın ibtidâ tulû‘u (---) sancağında (---) nâm mahal dağlarından hurûc edüp sâhil-i Karadeniz'e Bafra kasabası cenbinde Karadeniz'e mahlût olduğu yerde bu nehir kendüyü evce beraber kayalardan deryâya atup gürüldüsü ve sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Fa’idesiz coşkun cereyân eder bir sudur. Sayf u şitâda dâ’imâ kırmızı kan gibi akar kanlı sudur. Hatta bu hakîr, bu mahalde atımla karşu tarafdaki bâğlara geçmek murâd edüp atımla beni toparlayup cân havlinden karşu kenarda bir söğüt dalına sarılup atdan ayrıldım. Meğer zâlim su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân edermiş. Güç ile cân halâs edüp ba‘dehû huddâmlarım atımı getirdiler. 279b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279a–279b ·
metinde göster ·
… vilâyetlerinin hudûdları mu‘ayyen olunup akd-i sulh olmasıyçün Şehrezul hâkinde
Zâlim
Ahmed kal‘asın Âl-i Osmân tarafından harâb etdiler. Acem dahi Van hudûdunda Kat …
Evsâf-ı kal‘a-i Mekü: Enûşirvân binâsıdır. Gerçi binâsı yokdur ammâ yine Enûşirvân binâsıyla meşhûrdur. Sene (---) târîhinde içinde olan Ekrâdları Süleymân Hân'a tâbi‘ olup Mahmûdî beğine hîbe olunmuş kal‘a idi. Ba‘dehû bir hîle ile kızılbaş istîlâ edüp yine Mahmûdî beğlerinden Malâzgird 292b beği hükmünde iken sene (---) târihinde Fâtih-i Bağdâd Murâd Hân'ın vezîria‘zamı Kara Mustafâ Paşa ba‘de'l-feth Bağdâd'ın Derne ve Dertenk câniblerine {hudûd kesmeğe vardıkda} efendimiz Melek Ahmed Paşa henüz Diyârbekir vâlisiyken {ma‘an} Derne ve Dertenk'e gidüp Acem diyârlarıyla Âl-i Osmân vilâyetlerinin hudûdları mu‘ayyen olunup akd-i sulh olmasıyçün Şehrezul hâkinde Zâlim Ahmed kal‘asın Âl-i Osmân tarafından harâb etdiler. Acem dahi Van hudûdunda Katûr kal‘asın harâb etdi. Ve yine Revân kurbunda bu Mekü kal‘asın Osmânlı harâb edüp beğini ve neferâtını Malazcird'e kodular. Ba‘dehû Acem bu Şuşik kal‘ası beğinin isyân [u] tuğyânı mahallinde Acem fursat bulup bu Mekü kal‘asına nezâketle bir gice Acem Mâzenderânîsi koyup hısn-ı hasîn etdi. Yed-i kudret ile bir kal‘a-i Kahkahadır. Âl-i Osmân'da kal‘a-i Van ve Mardin ve Şebin Karahisâr ve Afyon Karahisâr ve Âdilcevâz ve Tokad ve Amasiyye misillü kal‘a-i Mekü'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a–292b ·
metinde göster ·
Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
… sulehâ-yi meşâyihân: Yedi binden mütecâviz sâlih ve muvahhid ve vâ‘iz ve nâsıh
zâl-ı
zamân meşâyihleri vardır. Bu diyârda pîr-i fânîlere gâyet i‘tibâr ederler. Anla …
Sitâyiş-i sulehâ-yi meşâyihân: Yedi binden mütecâviz sâlih ve muvahhid ve vâ‘iz ve nâsıh zâl-ı zamân meşâyihleri vardır. Bu diyârda pîr-i fânîlere gâyet i‘tibâr ederler. Anların re’yinden hâric bir iş etmezler, ammâ mezhebleri ma‘lûm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·