İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

zâlı

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
30
isabet
30 cümle/beyitte
11,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
28 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi3012,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–30 / 30

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“zâlı” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS II 299b … sulehâ-yi meşâyihân: Yedi binden mütecâviz sâlih ve muvahhid ve vâ‘iz ve nâsıh zâl-ı zamân meşâyihleri vardır. Bu diyârda pîr-i fânîlere gâyet i‘tibâr ederler. Anla …
EÇS II 327b … ] mahbûb gılmânları vardır. Ricâl-i müsinn makûlesi yüz elli seneye bâliğ olur. Zâl-ı zamâne ihtiyârları elîf-kâmetleri çöngelüp sinn [ü] sâlleri dırâz olduğundan si …
EÇS II 334a–334b … Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü …
EÇS II 371b … kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb …
EÇS III 156a Anda kuyumcubaşılık hizmetinde idi. Müsinn-i Zâl-ı zamâne olmağıla cemî‘i vüzerâ ü vükelâ ü ulemâ ü sulehâ ve meşâyihânların makbû …
EÇS III 164a … f-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâ …
EÇS IV 225a … rûy-ı pîr u cüvân: Bu şehrin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olur kim nutka mecâli kalmamış zann olunur. Yine böyle iken at binüp kılı …
EÇS IV 257b … l makûlesi kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer oldukça reng-i rûyi gendüm-gûn olup, Zâl-ı zamân oldukça gazûb u şecî‘ levend olup tâzeleri cenge terğîb ederler ve cüvân …
EÇS IV 304a … üşte benî Âdem üstühânları mâl-â-mâl idi. Bizimle refîk olan yasavul ağası olan Zâl-ı zamândan, "Bu üstühânlar nedir?" deyü su’âl etdikde ol kırçıl eyitdi: "Ey oğul! …
EÇS IV 309a … var, içine dâhil olmadım. Aşağıda sultânının bâğında mihmân olup bir pîr-i fânî Zâl-ı İrânî sultânı var, yüz kırk yaşındadır, dediler. Bin askere mâlikdir. Kadı ve k …
EÇS IV 345b … ın âb u hevâsı letâfetinden merd-i meydânları ol mertebede müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olurlar kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz …
EÇS IV 351b Âhir-i kâr yüz yigirmi yaşında evlâddan kalmış bir fertûte-i zâl-ı zemâneyi Mu‘âviye nikâh ile alup bir kerre yakîn olunca bi-emri Hayy-ı Kadîr Mu …
EÇS V 9b … etdiği Halhalî Haydar Kethüdâ kulağında menkûşun sallayarak yüz on yaşında bir zâl-ı nâ-tüvân-ı umûr-dîde-i müsinn kimesne idi. Kapudan zâhir olup derhâl içeri girü …
EÇS V 12b–13a … âm-ı be-nâm hânın serîri dibinde biheri kenârında yatup {Kahveci Rüstem baba-yı Zâl-ı zamân gibi hâb-ı hârgûşe kulak çekdi.
EÇS V 23a … ümle halkının beşereleri humret üzeredir ve kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân u zamâne olup kuvveti gitmiş ve müddet-i ömr-i girân-mayeleri yüze yetmiş …
EÇS V 116a … müstakîm ve dindâr âdemler olduklarından kemâl-i mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olmuş âdemleri çokdur. Hattâ Süleymân Hân fethinden kalmış âdemlerle müşe …
EÇS V 130a … n-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetm …
EÇS VI 34a–34b … şinâverlik edüp gâh şimâle ve gâh cenûba ve gâh şarka ve garba gezerlerdi" deyü zâl-ı zamâne pîr-i fânîler ve kâr-âzmûde-i cihân-bînler böyle hikâye eylediler, ve's- …
EÇS VI 175a … râr etdi, zîrâ benî Âdemin âkıbetü'l-emr kârı böyledir kim eğer Sâm u Nerîmân u Zâl-ı zamân olup Nûh Necî-vâr ömr-i Nûh sürsen murg-ı dil bâz-ı ecelden istihlâs bula …
EÇS VII 24b … flâh ve ber-hordâr olmayalar, zîrâ kırk elli yıldan berü hidmetkâr kahrı hakîri zâl-ı zebûn etdi.
EÇS VII 61a–61b … le geçirüp kadîd-i mahz olmuş kıssîsler var kim ol mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olmuş kim kuvvetleri gitmiş ve hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri …
EÇS VII 127b … ömr-i azîz girân-mâyesi yüz yetmişe yetmiş ve musâhabetden bi'l-külliye kalmış zâl-ı pîr-i nâ-tüvân olmuşken yine reng-i rûyları humret üzredirler. Tâze yiğitleri e …
EÇS VII 134b … edüp sıkma dârâyî haftanlar ile üsârâ tahtaları üzre oturdup kaçan bu câriye-i zâl-ı zamâne fertûte arz-ı cemâl etdikde elbette müşterînin biri bu müşterî-sıfat câr …
EÇS VIII 220a … p zinde ve tendürüst olduklarından mâ‘adâ ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ü zâl-ı zemâne olup kuvveti gitmiş zann olurken yine çapük ü çâlâk âdemlerdir.
EÇS VIII 228b … nın bile rûy-ı ahmer-cebînleri humret üzre olup kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzleri yüz yetmişe yetmi …
EÇS VIII 244a–244b … karîbe varınca küffârdan niçe mâl [u] menâl ve niçe pîrezen havâtînler ve niçe zâl-ı zamân ümmet-i Muhammed esîrleri bırakdırup ve seğirdmeden ve bâr-ı sakîl götürm …
EÇS VIII 280b Der-reng-i rûy-i pîr-i nâtüvân-ı ricâlât: Müsinn-i zâl-ı zamân çöngelmiş kocalarının belleri bükülmüş iken yine bâğlara piyâde gidüp gel …
EÇS VIII 355a … talığından yollanırlar. Ammâ ekseriyyâ halkı kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzi yüz yetmişe yetmiş k …
EÇS VIII 382b … evâsının kemâl-i letâfet-i i‘tidâlinden ricâl makûlesi kemâl mertebe mu‘ammer ü Zâl-ı zamân olur kim yine at binüp kılıç kuşanup sayd [u] şikâra ve kâr [u] kisbe gid …
EÇS X Y377a … dâm matlûbü'l-kulûb gülfâm mahbûbeleri vardır. Ammâ el-iyâzen billâh bu diyârda Zâl-ı zamâne ve fertûte-i cihâne delle-i muhtâre ve vâcibü'l-katl ihtiyâre Nûhî ve Fe …